Diyanet İşleri
Elif Lam Mim.
Lokmân suresi · 1–11. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Lokmân suresi, 1. ayet. الٓمٓ
Elif Lam Mim.
Elif. Lâm. Mîm. dipnot 1
Elif-Lam-Mim!
Elif-Lam-Mim.
Eliif, Laaam, Miiim.
Elif, Lam, Mim.
Elif. Lâm. Mîm.
A. L. M.
Elif, lam, mim.
A1 L30 M40 dipnot 1
A. L. M.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif. Lam. Mim.
Elif. Lam. Mim.
Elif. Lam. Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
Elif, Lâm, Mîm. dipnot 1
Elif lam mim
Elif-Lam-Mim dipnot 1 !
ELİF! LAM! MİM!
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
Elif, Lam, Mim.
Lokmân suresi, 2. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْحَكِيمِ
(2-3) Bunlar, hikmet dolu Kitab'ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş ayetleridir.
İşte şu(nlar), doğru hükümler içeren Kitabın ayetleridir.
İşte bunlar, her hükmünde tam isabet kaydeden ilahi kelamın ayetleridir;
Bunlar, ilahi fermanın hikmet dolu mesajlarıdır,
İşte bunlar Kitab-ı Hakiym'in (o hikmetli BİLGİ'nin) işaretleridir.
Bunlar hikmetli Kitabın ayetleridir;
İşte bu âyetler, hikmet dolu Kitab'ın âyetleridir.
İşte bunlar, Bilge Kitap'ın ayetleridir.
Bunlar, hikmet dolu kitabın ayetleridir.
Bunlar bu bilge kitabın mucizeleridir.
Bun (harf) lar bu bilge kitabın mucizeleridir.
Bunlar, sana (gönderilen) o hikmetli Kitab'ın ayetleridir,
Bunlar sana o hikmetli kitabın ayetleri
İşte bunlar, hakim olan Kitap'ın ayetleridir.
İşte bunlar dipnot 1 , hakim olan Kitap'ın ayetleridir.
İşte bunlar dipnot 1 , hakim olan Kitap'ın ayetleridir. dipnot 2
Bunlar hikmetli Kitabın ayetleridir.
İşte bunlar, o hikmet dolu kitabın ayetleridir.
Bunlar Hakim kitabın ayetleridir.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
Bunlar hikmetli Kitab'ın ayetleridir.
Şunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir.
Bunlar, bütün hüküm ve bilgileri doğru olan Kitab'ın ayetleridir dipnot 1 ;
Bunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir.
İşte bu, hakim olan kitabın ayetleridir.
İşte bu, hikmetli kitabın ayetleri.
İşte sana, o hikmetlerle dolu Kitap'ın ayetleri.
Lokmân suresi, 3. ayet. هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ
(2-3) Bunlar, hikmet dolu Kitab'ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş ayetleridir.
(O Kitap) güzel davrananlar için bir rehber ve rahmettir.
Allah'ı görür gibi hareket edenler için bir rehber ve bir rahmet olan (ayetleri);
güzel işler yapanlar için rahmet ve hidayet kaynağı (olan mesajlar);
Görüyormuşçasına Allah'a yönelenler (ihsan sahipleri) için hakikate erdirici ve rahmet olarak.
Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir.
Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmiştir).
Güzel davrananlar için, yol gösteren ve rahmettir.
Güzel işler yapanlar için bir rehber ve bir rahmet kaynağıdırlar.
Güzel davrananlara bir yol gösterici ve bir rahmettir.
Güzel davrananlara bir yol gösterici ve bir rahmettir.
doğru yolu göstermek ve rahmet olmak üzere o güzellik yapan kimselere
Hidayet ve rahmet için o (güzellik yapan) muhsinlere
İyiler için yol gösterici ve rahmettir.
İyiler için yol gösterici ve rahmettir.
İyiler için yol gösterici ve rahmettir.
Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir.
Ki (her biri) ihsan erbabı için bir hidayet ve bir rahmetdir.
Ki o; iyi davranan kimseler için hidayet ve rahmettir.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
İhsan sahiplerine bir hidayet ve bir rahmettir.
Güzel davrananlara yol gösterici ve rahmet olarak (indirilmiştir).
güzel davrananlar için bir rehber ve bir ikramdır dipnot 1 .
İyiler için bir rehber ve bir ikramdır.
İyiler için yol hidayet ve rahmettir.
İyiler için yol gösterici ve rahmettir.
İyilik ve güzellik sergileyenlere bir rahmet ve bir kılavuz olarak;
Lokmân suresi, 4. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar namazı kılar, zekâtı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar.
onlar ki namazı hakkını vererek eda ederler, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar ahirete inananların ta kendisidirler.
onlar ki namazlarında kararlılık gösterir ve karşılıksız yardımda bulunurlar: çünkü onlar içlerinde öteki dünyaya kesin bir inanç besleyenlerdir.
Onlar ki, salatı ikame ederler ve zekatı verirler; onlar sonsuz geleceklerine ikan sahipleridir.
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar.
O kimseler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.
Güzeli hayata geçirenler, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
Onlar ki salatı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.
Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.
ki (onlar) namazı kılar, zekatı verirler, ahirete de kesin inanç edinirler.
Ki namazı kılarlar ve zekatı verirler, Ahırete de onlar yakin edinirler
Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı yaparlar dipnot 1 . Onlar Ahiret'e kesin olarak iman ederler.
Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı yaparlar dipnot 1 . Onlar ahirete kesin olarak iman ederler.
Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı verirler dipnot 1 . Onlar ahirete kesin olarak inanırlar.
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete (iman ederler).
(O ihsan erbabı) ki onlar dosdoğru namazı kılanlar, zekatı verenlerdir. Onlar ahirete yakıyn (ya'ni kati insan) haasıl edenlerin de ta kendileridir.
Onlar ki; namaz kılarlar, zekat verirler ve onlar ahirete de yakınen inanırlar.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
Onlar ki namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete kesin olarak iman edenlerdir.
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar, namazı düzgün ve sürekli kılan, zekatı veren ve ahirete kesin olarak inanan kimselerdir dipnot 1 .
İyiler namazı kılan, zekatı veren ve Ahirete kesin olarak inanan kimselerdir.
Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve onlar ahirete yakinen iman ederler.
Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen inananlardır.
Ki onlar namazı kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar ahirete de gözle görmüşçesine inanırlar.
Lokmân suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
İşte onlar Rableri tarafından doğru yol üzerindedir ve onlar kurtulanların ta kendileridir. dipnot 1
İşte onlar, Rablerinden gelen kusursuz bir rehberliğe tabidirler; ve işte onlar, evet onlardır ebedi mutluluğa erenler.
İşte Rablerinin gösterdiği doğru yol üzerinde olan ve dolayısıyla nihai mutluluğa erişecek olanlar bunlardır.
İşte onlar Rablerinden gelen hakikat bilgisi üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
İşte onlar, Rab'lerinden bir hidayet üzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır.
İşte onlar, Rableri tarafından gösterilmiş doğru yol üzeredirler ve onlar kurtuluşa erenlerdir.
Efendilerinin doğru yolu üzerinde olanlar, işte onlardır. Kurtuluşa erişenler de işte onlardır.
İşte onlar, Rabblerinin göstermiş olduğu doğru yol üzerindedirler ve onlar mutluluğa ereceklerdir.
Rab'leri tarafından gösterilen bir yolu izleyenler ve kazananlar bunlardır.
Rab'leri tarafından gösterilen bir yolu izleyenler ve kazananlar bunlardır.
İşte bunlar, Rableri tarafından bir hidayet üzeredirler, o kurtuluşa erenler işte bunlardır.
İşte bunlar rablarından bir hidayet üzeredir ve işte bunlardır o felah bulanlar
İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.
İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.
İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.
İşte onlar, rablerinden bir hidayet üzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır.
İşte onlar Rablerinden bir hidayet üzerindedirler ve işte onlar, (evet) onlar felaha erenlerdir.
İşte onlar; Rabblarından bir hidayet üzerindedirler. Ve işte onlar; felaha erenlerin kendileridir.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
İşte onlar, Rableri tarafından (gösterilen) doğru bir yol üzerindedirler ve onlar, umduklarına ereceklerdir.
İşte Rablerinden/Sahiplerinden gelen rehbere uyanlar onlardır. Umduklarına kavuşacak olanlar da onlardır dipnot 1 .
Onlar Rablerinin gösterdiği yol üzerinde olanlardır. Umduklarını bulacak olanlar onlardır.
İşte onlar, Rablerinin hidayeti üzerindedirler ve onlar kurtuluşa erenlerdir.
İşte onlar, Rab'lerinin doğru yolu üzerindedirler, dolayısıyla kurtuluşa ereceklerdir.
İşte onlardır Rablerinden bir kılavuzlanma üzere olanlar; işte onlardır gerçek kurtuluşu bulanlar.
Lokmân suresi, 6. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْتَرِى لَهْوَ ٱلْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
İnsanlardan öylesi var ki bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve sonra da o (yol)la alay etmek için boş söz dipnot 1 satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır.
Ama insanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce (başkalarını) Allah yolundan saptırmak ve onu gülünç duruma düşürmek için (ilahi mesajlar üzerinden) kelime oyunu oynamaya kalkışırlar: işte onlar onur kırıcı bir terk edilmişliğe mahkum olacaklar.
Ama insanlar arasında öyleleri var ki, bilgisi olmayanları Allah yolundan saptırmak ve onu gülünç duruma düşürmek için (yol gösterici mesajlar üzerinde) kelime oyunu yapmaya kalkışırlar: böylelerini alçaltıcı bir azap bekliyor.
İnsanlardan kimi de vardır ki ilme dayanmayan bir şekilde, Allah yolundan (insanları) saptırmak için işin laf yanını satın alır ve onu eğlence (keyif aracı) edinir. İşte bunlar için hor-hakir edici bir azap vardır.
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.
İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsva edici bir azap vardır.
Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, Allah'ın yolundan bilgisizce saptırmak ve onu alay konusu yapmak için boş sözlere -hadisleresarılırlar. İşte onlar için, alçaltıcı bir ceza vardır. dipnot 343
Bazı insanlar vardır ki, cahillikleri yüzünden başkalarını Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlence vesilesi edinmek için boş laf satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
İnsanlardan bazısı var ki halkı bilgisizce ALLAH'ın yolundan saptırmak ve onu hafife almak için temelsiz hadislere sarılırlar. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
İnsanlardan bazısı var ki, halkı bilgisizce ALLAH'ın yolundan saptırmak ve onu hafife almak için temelsiz hadislere sarılırlar. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bilmeyerek Allah yolundan saptırmak ve onu alaya almak için laf eğlencesi satın alırlar, işte bunlara alçaltıcı bir azap vardır.
Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, Allah yolundan bilmiyerek sapıtmak ve onu eğlence yerine tutmak için laf eğlencesi satın alır, işte bunlara mühin bir azab vardır
İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş hadislerle dipnot 1 değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş hadislerle dipnot 1 değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş sözlerle değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Tanrı'nın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.
İnsanlar içinde, bilgisizce, Allah yolundan sapdırmak, o (yolu) bir eğlence edinmek için (icad edilmiş) boş lafa müşteri çıkan (nice) adam vardır. İşte onların, (evet) onların (hakkı) horlayıcı bir azabdır.
İnsanlar arasında bilgisizce Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte horlayıcı azab onlar içindir.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
İnsanlardan kimisi bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve o ayetleri bir eğlence edinmek için boş sözleri satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
İnsanlardan kimi var ki; bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için boş hadisi (eğlence sözünü) satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azab vardır.
Kimi insanlar da (karşı tarafı) bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak dipnot 1 ve o yolu önemsiz hale getirmek için aldatıcı sözler satın alırlar dipnot 2 . İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Bir bilgiye dayanmadan Allah'ın yolundan saptırmak için boş söze bedel ödeyen insanlar vardır. Onlar o yolu alaya da alırlar. Onların payına düşen, alçaltıcı bir azaptır.
İnsanlardan öyleleri var ki, ilimsizce sadece Allah yolundan saptırmak için boş sözleri satın alırlar ve onu eğlence edinirler. İşte onlara alçaltıcı bir azap vardır.
İnsanlardan öyleleri var ki, bilgisiz oldukları halde sadece Allah yolundan saptırmak için boş sözleri satın alırlar ve onu eğlence edinirler. İşte onlara alçaltıcı bir azap vardır.
İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak için hadis/laf eğlencesi satın alır ve onu alay konusu edinir. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.
Lokmân suresi, 7. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.
Ona ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, sanki bunları duymamış, sanki kulaklarında (s)ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirir. dipnot 1 Onu, elem verici bir azapla müjdele!
Böyle birine ayetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında kurşun varmış gibi hiç aldırmadan serkeşçe yüz çevirir: İşte böylesini can yakıcı bir azap ile müjdele.
Böyle birine mesajlarımız aktarıldığında, sanki kulaklarında bir sağırlık varmış da onları hiç duymamış gibi, küstahça yüz çevirir: işte ona (öteki dünyada) acıklı azabı haber ver!
Ona işaretlerimiz bildirildiğinde, sanki onları işitmemiş, sanki iki kulağında ağır işitme varmış gibi (duymazlıktan gelerek), benlikle yüz çevirir. . . Onu feci bir azapla müjdele!
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!
Üstelik ayetlerimiz ona okunduğunda, sözde duymuyormuş gibi, sözde kulaklarında ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak döner. Artık, acı dolu bir cezayı ona bildir.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirirler. Sen de ona acıklı bir azabı müjdele!
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner. Ona acıklı azabı müjdele!
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner.
Karşısında ayetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirlenerek ensesini döner. Sen de onu acı bir azap ile müjdele!
Karşısında ayetlerimiz okunduğu vakıt da kibirlenerek ensesini döner, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış, sen de onu elim bir azab ile müjdele
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Ona ayetlerimiz okunduğunda sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte onu çok acıklı bir azab ile müjdele!
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman; kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. İşte ona çok acıklı bir azabı müjdele.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak sırtını çevirir. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azabı müjdele.
Ona ayetlerimiz bağlantılarıyla birlikte dipnot 1 okunduğu zaman sanki onları hiç dinlememiş, sanki kulaklarında tıkaç varmış gibi kibirlenerek yüzünü döner dipnot 2 . Onu acıklı bir azapla müjdele!
Ona ayetlerimiz okunduğunda büyüklenir, sanki hiç duymamış, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi sırt çevirir. Ona acıklı bir azap müjdesi ver.
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acıklı bir azap müjdele.
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acı bir azap müjdele.
Ayetlerimiz ona okunduğunda, böbürlenerek yüzünü çevir. Sanki onları hiç işitmemiştir, sanki kulaklarında bir ağırlık vardır. İşte böylesini, korkunç bir azapla muştula.
Lokmân suresi, 8. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلنَّعِيمِ
(8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlar için nimetleri bol cennetler vardır.
Bir de iman eden ve imanına uygun eylemler ortaya koyan kimseler var ki, her tür nimetle dolu olan cennetler onların olacak:
(Buna karşılık) iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar mutluluk bahçelerine kavuşacaklar,
İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlara Naim cennetleri (Esma kuvvelerinin Rahıymi özellikleriyle yaşam) vardır.
(Ancak) Gerçekten iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle donatılmış cennetler vardır.
Şüphesiz, iman edip de salih ameller işleyenler için, nimetleri bol cennetler vardır.
Kuşkusuz, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar için nimet cennetleri vardır.
- İnanıp yararlı iş yapanları ise nimetlerle dolu,süreli olarak kalacakları cennetler bekliyor. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O'nun gücü her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.
Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar için nimet bahçeleri vardır.
İnanıp erdemli davrananlar için nimet cennetleri vardır.
Fakat, iman edip de iyi işler yapanlar, şüphesiz onlara Naim cennetleri vardır,
Fakat iyman edib de iyi işler yapanlar, şübhesiz ki onlara naim Cennetleri var
İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.
İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.
İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.
(Ancak) Gerçekten inanıp salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle donatılmış cennetler vardır.
(8-9) Hakıykat, iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (yok mu?) Naıym cennetleri — kendileri içlerinde ebedi kalıcı olmak üzere — onlarındır. Bu, Allahın gerçek va'didir. O, yegane gaalib, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
İman edip salih amel işleyenlere; muhakkak ki Naim cennetleri vardır.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
Gerçekten iman edip salih ameller işleyenler için Naim Cennetleri vardır.
İnanan ve iyi işler yapanlara ni'meti bol cennetler vardır.
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar için nimetlerle dolu cennetler vardır dipnot 1 .
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanların payına düşen de nimetlerle dolu bahçelerdir.
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için nimet Cennetleri vardır.
İman edenler ve doğruları yapanlara gelince, onlar için de nimet cennetleri vardır.
İman edip hayra ve barışa yönelik fiiller sergileyenlere gelince, onlar için nimetlerle dolu cennetler vardır.
Lokmân suresi, 9. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
(8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah'ın vaadi olarak orada ebedî kalacaklardır. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Onlar orada Allah'ın mutlaka gerçekleşecek olan vaadi uyarınca ebedi kalacak. Zira O her işinde mükemmel olandır, her hükmünde tam isabet edendir.
Orada Allah'ın şaşmaz vaadine uygun olarak temelli kalacaklar; çünkü O, kudret ve hikmet sahibidir.
Orada sonsuza dek yaşarlar. . . Allah'ın Hak vaadidir! "HU"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Allah'ın va'di haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
İçinde devamlı kalacaklardır ve bu, Allah'ın verdiği gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
Sürekli orada kalacaklardır. Allah'ın sözünü verdiği gerçektir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
- İnanıp yararlı iş yapanları ise nimetlerle dolu,süreli olarak kalacakları cennetler bekliyor. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O'nun gücü her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.
Orada ebedi kalırlar. ALLAH'ın sözü gerçektir. O Üstündür, Bilgedir.
Orada ebedi kalırlar. ALLAH'ın sözü gerçektir. O Üstündür, Bilgedir.
Allah'ın hak sözü olarak içlerinde ebedi kalmak üzere! O, pek güçlü ve hakimdir.
İçlerinde muhalled olmak üzere onlar, hakka Allahın va'di bu ve aziz odur hakim o
Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Tanrı'nın vaadi haktır. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
(8-9) Hakıykat, iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (yok mu?) Naıym cennetleri — kendileri içlerinde ebedi kalıcı olmak üzere — onlarındır. Bu, Allahın gerçek va'didir. O, yegane gaalib, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
Orada devamlı kalırlar. Bu, Allah'ın hak vaadidir. Ve O; Aziz'dir, Hakim'dir.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
Onlar oralarda ebedi kalıcıdırlar. Bu Allah’ın hak vaadidir. O, Azîzdir, Hakîmdir.
Orada ebedi kalacaklardır. (Bu,) Allah'ın gerçek va'didir. O üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Orada ölümsüz olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın vaadidir, mutlaka gerçekleşecektir dipnot 1 . Daima üstün ve kararları doğru olan odur.
Allah'ın gerçekleşecek sözü gereği orada ölümsüzleşirler. O; güçlüdür ,doğru karar verir.
Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah’ın gerçek vaadidir. O, çok güçlüdür, Hakim'dir.
Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. O, güçlüdür, hakimdir.
Sürekli kalacaklardır orada. Allah'ın hak vaadidir bu. Aziz'dir, Hakim'dir O.
Lokmân suresi, 10. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ
Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.
O, gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yaratmıştır. dipnot 1 Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar yerleştirmiştir. dipnot 2 Orada (yerde) her çeşit canlıyı yaymıştır. Biz gökten su indirip, orada (yerde) her değerli çiftten yetiştirmekteyiz.
O gökleri, gördüğünüz bir direk olmaksızın yarattı ve O sizi sarsmasın diye yeryüzüne kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdi ve orada her çeşit canlı varlığın üremesini sağladı. İşte Biz, gökten yağmuru (böyle) indiririz, akabinde orada her tür ve cinsten yararlı varlığı (böyle) yetiştiririz.
O, gökleri görünür destekler olmadan yarattı; sizi sarsmasın diye yeryüzünü sabit dağlar ile donattı ve orada her çeşit canlı varlığın çoğalmasını sağladı. Biz gökyüzünden sular indirir ve bununla yeryüzünde her türlü faydalı (canlı)nın yetişip büyümesini sağlarız.
Semaları, dayanağı olmaksızın (Bi-gayrı amed) yarattı (direkt olarak Esma manaları olarak vardır - varlığın ilim - şuur boyutu); sizin (benlik bilincinizin oluşması ve) sarsılmamanız için arza (bedende) sabit dağlar (organlar) ilka etti ve orada (bedende) her DABBEDEN (hayvani özellikler) oluşturdu. . . Semadan (şuurdan) bir su (ilim - kendi hakikatini kavrama bilinci) inzal ettik de onda tümüyle kerim eşini (ölüm ötesi yaşam kişiliğini - ruhunu) oluşturduk.
O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.
O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.
Gökleri, görünür destekler olmadan yaratmıştır. Yeryüzünün sizi sarsmaması için sarsılmaz dağlar yerleştirmiş ve her türlü canlıyı yaymıştır. Ve gökten su indirerek, her güzel bitkiden çift yetiştirdik.
Allah, gökleri, görebileceğiniz direkler olmadan yarattı. Sizi sarsmasın diye yeryüzüne sabit dağlar koydu ve orada her çeşit canlının çoğalmasını sağladı. Biz, gökyüzünden su indirip orada her türlü faydalı bitkiler yetiştirmişizdir.
Gökleri, gördüğün bir direk olmadan yaratmıştır. Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar atıp yerleştirdi ve orada her çeşit yaratığı yaydı. Gökten bir su yağdırdık ve orada her güzel çifti bitirdik.
Gökleri, gördüğün bir direk olmadan yaratmıştır. Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar atıp yerleştirdi ve orada her çeşit yaratığı yaydı. Gökten bir su yağdırdık ve orada her güzel çifti bitirdik.
O gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar bıraktı ve orada herbir hayvandan üretti. Hem gökten bir su indirdik de orada her hoş çeşitten yetiştirdik.
Gökleri direksiz yarattı onları görüyorsunuz Arza da sizi çalkalar diye ağır baskılar bıraktı ve onda her bir hayvandan üretti, hem Gökten bir su indirdik de her hoş çeşitten yetiştirdik
Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için ağır baskılar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim dipnot 1 çiftten bitki bitirdi.
Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için ağır baskılar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim dipnot 1 çiftten bitki bitirdi.
Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için dağlar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim dipnot 1 çiftten bitki bitirdi.
O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.
O, (şu) görüb durduğunuz gökleri direksiz yaratdı. Yere, sizi sarsar diye, ağır baskılar koydu. Orada (yerde) her bir canlıdan (nice çeşidler) yaydı. Biz gökden de su indirdik de (yerde) her sınıf (dan) güzel nebatlar yetişdirdik.
Gökleri, gördüğünüz gibi direksiz olarak yaratmış, sizi sarsar diye yere ağır baskılar koymuş, orada her türlü canlıyı yaymıştır. Biz, gökten su indirip orada her sınıf bitkiler yetiştirmişizdir.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.
(Allah), gökleri görebildiğiniz bir direk olmadan yarattı, sizi sarsar diye yere de sağlam ve yüksek dağlar attı ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her güzel çifti bitirdik.
Allah gökleri, gözle görebileceğiniz direkler olmadan dipnot 1 yaratmış, (yer kabuğu) sizi sarsar diye yere sabit dağlar dipnot 2 yerleştirmiş ve yeryüzüne her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip yerde her güzel çiftten nice bitkiler bitirdik. dipnot 3
Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yaratmış, sizi çok sarsmasın diye yerin içine sabitleyen dağlar yerleştirmiş ve orada her türlü (hareketli) canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip bereketli çiftlerin (erkek ve dişi bitkilerin) hepsinden bitirmiştir dipnot 1 .
Gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yaratmış, yeryüzünde de sizi sarsar diye köklü dağlar koymuştur. Orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten su indirip onunla orada her çift güzel bitkiler yetiştirdik.
Gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yaratmış, yeryüzünde de, sizi sarsar diye köklü dağlar koymuştur. Orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten su indirip, onunla orada her çift güzel bitkiler yetiştirdik.
Gökleri direksiz, desteksiz yarattı; görüyorsunuz onları. Ve yeryüzüne, sizi çalkalayıp sendeletmesin diye ağırlıklar, dayanaklar bıraktı ve orada her çeşit hayvanı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her türlü cömert ve bereketli çifti filizlendirdik.
Lokmân suresi, 11. ayet. هَٰذَا خَلْقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِى مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ بَلِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
İşte Allah'ın yarattıkları! Haydi, Allah'ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler.
İşte bu(nlar) Allah'ın yarattıklarıdır. O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedir.
Bu Allah'ın yaratışıdır: Haydi, gösterin bakayım O'nun dışındakiler neyi yaratmışlar? Hayır, zulme gömülüp gitmiş olanlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
Bunlar(ın tümü) Allah'ın hilkatidir: Peki, gösterin bana, O'ndan başkası ne yaratabilmiş! Hayır, (gösteremezsiniz,) zalimler açık bir sapıklık içindedirler!
İşte bu, Allah'ın Yaratışıdır. . . Hadi, gösterin bana O'nun dunundakilerin ne yarattığını? Hayır, zalimler apaçık bir yanlış inanca sapma halindedirler.
Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin. Hayır, zulmedenler, açıkca bir sapıklık içindedirler.
İşte bunlar Allah'ın yarattıklarıdır. Şimdi (ey kâfirler!) O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır (gösteremezler)! Zalimler açık bir sapıklık içindedirler.
Allah'ın yaratışı, işte böyledir. Öyleyse O'ndan başkalarının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır! Haksızlık yapanlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Bunların hepsi Allah'ın yarattığıdır. O'ndan başkasının ne yarattığını bana gösteriniz. Hayır; zalimler apaçık sapıklık içindedirler.
Bu ALLAH'ın yaratışıdır. O'ndan başkasının neler yarattığını bana gösterin. Zalimler, gerçekten apaçık bir sapıklık içindedirler.
Bu ALLAH'ın yaratışıdır. O'ndan başkasının neler yarattığını bana gösterin. Zalimler, gerçekten apaçık bir sapıklık içindedirler.
İşte bu Allah'ın yarattığıdır. Haydi gösterin bana O'ndan başkaları ne yaratmıştır? Fakat o zalimler, apaçık şaşkınlık içindedirler.
İşte bu Allahın yarattığı, haydi gösterin bana ondan berikiler ne yaratmış? Fakat o zalimler apaçık dalal içindeler
Bu Allah'ın yaratmasıdır. Haydi, bana O'ndan başkasının ne yarattığını gösterin. Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Bu Allah'ın yaratmasıdır. Haydi, bana O'ndan başkasının ne yarattığını gösterin. Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Bu Allah'ın yaratmasıdır. Haydi, bana O'ndan başkasının ne yarattığını gösterin. Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Bu, Tanrı'nın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin. Hayır, zulmedenler, açıkca bir sapıklık içindedirler.
İşte bu (nlar) Allahın yaratığıdır. Ondan başkasının ne yaratdığını haydi gösterin bana! Hayır, o zaalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.
İşte bu, Allah'ın yaratışıdır. Gösterin bakalım bana O'ndan başkalarının ne yarattığını? Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
İşte bu Allah'ın yaratmasıdır. Ondan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır! Zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.
İşte bunlar, Allah'ın yarattıklarıdır. Gösterin bana, O'ndan başka (tanrı dedik)leri(niz) ne yarattı? Doğrusu o zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.
Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Haydi gösterin bana, Allah ile aranıza koyduklarınız neyi yaratmış dipnot 1 ? Aslında yanlışa dalanlar açık bir sapkınlık içindedirler!
Bu, Allah'ın yarattığıdır. Gösterin bakalım; araya koyduklarınız ne yaratmışlardır? Aslında o zalimler açık sapıklık içindedirler.
Bu, Allah’ın yaratmasıdır. Ondan başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır! Zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.
-Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Ondan başkasının ne yarattığını bana gösterin! - Hayır! (gösteremezler) Zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.
İşte Allah'ın yaratışı/yarattıkları! Hadi gösterin bana onun dışındakiler ne yaratmıştır? Hayır, hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.