Diyanet İşleri
Andolsun, biz Lokman'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye layıktır.
Lokmân suresi · 12–19. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Lokmân suresi, 12. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا لُقْمَٰنَ ٱلْحِكْمَةَ أَنِ ٱشْكُرْ لِلَّهِ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ
Andolsun, biz Lokman'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye layıktır.
Yemin olsun ki biz Lokman'a "Allah'a şükret!" diyerek hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) vermiştik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de (bilsin ki) şüphesiz ki Allah (gerçek) zengindir, övgüye layıktır. dipnot 1
Doğrusu Biz Lokman'a da (şu) hikmeti bahşetmiştik: "Allah'a şükret! Çünkü (O'na) şükreden kendi lehine şükretmiş olur. Fakat kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Allah kendi kendine yeterli olandır, her tür övgüye layık olandır.
Biz, Lokman'a şu hikmeti bağışladık: "Allah'a şükret; çünkü (O'na) şükreden kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük etmeyi tercih eden ise (bilsin ki), Allah, kesinlikle hiçbir şeye muhtaç değildir ve her zaman hamde layıktır".
Andolsun ki biz Lukman'a, Allah'a şükretmesi için Hikmet (sistemli düşünme aklı) verdik. . . Kim şükrederse, sadece kendi benliğine şükreder. . . Kim de inkar ederse (hakikatindeki nimeti), şüphesiz ki Allah Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.
Andolsun, Lukman'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o, kendi lehine şükreder. Kim inkar ederse, artık şüphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamiddir (hamd yalnızca O'na aittir).
Andolsun biz Lokman’a: Allah'a şükret! diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.
Ve gerçek şu ki, Lokman'a; "Allah'a şükret!" diyerek bilgelik verdik. Kim şükrederse, kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır. dipnot 344
Andolsun biz, Lokman'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir; her türlü övgüye layıktır.
Lokman'a bilgelik verdik: "ALLAH'a şükretmelisin." Kim şükrederse kendisi için şükreder; kim nankörlük ederse, elbette ALLAH muhtaç değildir, Çok Övülendir.
Lokman'a bilgelik verdik: 'ALLAH'a şükretmelisin.' Kim şükrederse kendisi için şükreder; kim nankörlük ederse, elbette ALLAH muhtaç değildir, Çok Övülendir.
Andolsun ki, Lokman'a "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik; kim şükrederse kendi iyiliğine eder; kim de nankörlük ederse, muhakkak Allah herşeyden müstağnidir, övülmeye layıktır.
Şanım hakkı için Lokmana hikmet verdik ki şükret Allaha diye ve her kim şükrederse kendi lehine eder, her kim de nankörlük ederse her halde Allah ganiydir, hamiddir
Ant olsun ki, "Allah'a şükret." diye, Lokman'a hikmet dipnot 1 verdik. Kim şükrederse[2] kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler O'nadır.
Ant olsun ki, "Allah'a şükret." diye, Lokman'a hikmet dipnot 1 verdik. Kim şükrederse dipnot 2 kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler O'nadır.
Ant olsun ki, "Allah'a şükret." diye, Lokman'a hikmet dipnot 1 verdik. Kim şükrederse dipnot 2 kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler, O'nadır.
Andolsun, Lokman'a "Tanrı'ya şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o kendi lehine şükreder. Kim küfrederse, doğrusu Tanrı ganidir, hamiddir.
Andolsun ki biz Lukman'a, Allaha şükret diye (rek), hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendi faidesi için şükreder. Kim de nankörlük ederse hiç şüphe yok ki Allah ganidir (müstağnidir), her hamde o layıkdır.
Andolsun ki; Biz, Allah'a şükret diye Lokman'a hikmeti verdik. Kim şükrederse; ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de küfrederse; muhakkak ki Allah; Gani'dir, Hamid'dir.
(1, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19) Lokman’a Allaha teşekkür etmesi için Hikmeti verdik , kim ki şükrederse, kendi faydasına şükreder , kim yok sayarsa / küfrederse, Allah zengindir ve övülendir. (Onun yok sayması Allaha bir şey yapmaz.) Lokman oğluna vaaz şeklinde dedi ki Ey oğlum Allaha ortak koşma! Ortak koşmak çok büyük bir zulümdür. İnsana ana babasını vasiyet ettik / tavsiyede bulunduk, onu, annesi bir zorluk üzere taşıdı / hamileliğini yaptı, onun annesinden ayrılması (emzirmesi dahil) iki yıldır, bana da ebeveynine de teşekkür et , tekrar gelişiniz banadır , eğer ki bana hakkında iliminin olmadığı bir şeyi ortak koşman için bir gayret içindelerse, o ikisine de uyma / tabi olma , onlara normal olarak /örfe uygun olarak sahip çık , bana yönelenin yoluna uy / tabi ol , sonra tekrar dönüşünüz banadır , size yapıyor olduklarınızı haber veriyorum , ey oğlum, kesinlikle o şey, taş içinde olan hardal tohumu dahi olsa veya göklerde yahut yerde dahi olsa Allah onu sana verir, Allah nazik davranandır / latiftir, haberdardır, ey oğlum , namazını kıl, bilineni / tanınanı e mret, belirsizden / tanınmayandan sakındır / yasak et, sana isabet edene sabret, işte bu, işlerin en büyüğündendir , yanağını insanlara kırıştırma / buruşturma, yer de şen şakrak yürüme , muhakkak ki Allah her bir kendini belirginleştireni, böğüreni sevmez, yürüyüşünü kısıtla, sesini alçalt, muhakkak ki kabul edilemeyen seslerden biri eşek sesidir.
Andolsun, biz Lokman’a “Allah’a şükret!” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.
Andolsun biz Lokman'a, "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik, kim şükrederse kendisi için şükreder; kim nankörlük ederse Allah zengindir, (onun şükrüne muhtaç değildir), övülmüştür (hamde layıktır).
Lokman'a hikmet /doğru karar alma yeteneği dipnot 1 verdik; "Allah'a şükret /ona karşı görevlerini yerine getir dipnot 2 !" dedik. Kim şükrederse sadece kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, yaptığını da mükemmel yapar dipnot 3 .
Lokman'a, Allah'a şükret diyerek hikmeti verdik. Şükreden, sadece kendisi için şükreder. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah'ın kimseye ihtiyacı olmaz, yaptığını da güzel yapar.
Allah’a şükretsin diye Lokman’a hikmet vermiştik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah müstağnidir, her türlü hamde layıktır.
Allah'a şükretsin diye Lokman'a hikmet vermiştik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder; Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah'ın ihtiyacı yoktur, hamde layıktır.
Yemin olsun, biz Lukman'a şu yolda hikmet verdik: "Allah'a şükret." Şükreden kendisi lehine şükreder. Nankörlük edense şunu bilmeli: Allah Gani'dir, Hamid'dir.
Lokmân suresi, 13. ayet. وَإِذْ قَالَ لُقْمَٰنُ لِٱبْنِهِۦ وَهُوَ يَعِظُهُۥ يَٰبُنَىَّ لَا تُشْرِكْ بِٱللَّهِ إِنَّ ٱلشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ
Hani Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür."
Hani Lokman, oğluna öğüt vererek "Ey yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Şüphesiz ki şirk büyük bir zulümdür." demişti. dipnot 1
Hani Lokman oğluna öğüt verirken şöyle diyordu: "Yavrucuğum! Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırma! Çünkü her tür ilahlık yakıştırma gerçekten de korkunç bir zulümdür.
Lokman, oğluna öğüt verirken şöyle konuştu: "Ey Benim sevgili oğlum! Allah'tan başkasına ilahi sıfatlar yakıştırma! Bil ki, böyle (düzmece) ortaklık yakıştırmalar, gerçekten büyük bir zulümdür!
Hani Lukman oğluna, ona öğüt verirken dedi ki: "Ey oğulcuğum! Esma'sıyla hakikatin olan Allah'a (benliğini - bedenini tanrı edinerek) şirk koşma! Kesinlikle şirk çok büyük bir zulümdür!"
Hani Lukman oğluna -öğüt vererek- demişti ki; "Ey oğlum, Allah'a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür."
Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Şüphesiz şirk, en büyük zulümdür, demişti.
Lokman, oğluna öğüt verirken, şöyle demişti: "Ey oğul! Allah'a ortaklar koşma! Çünkü ortaklar koşmak, gerçekten büyük bir haksızlıktır!"
Lokman'ın oğluna öğüdünü hatırla! O şöyle öğüt veriyordu: "Yavrucuğum! Allah'a asla ortak koşma!Çünkü şirk, büyük bir zulümdür."
Lokman oğluna öğüt verirken şunu demişti: "Sevgili oğlum, ALLAH'a ortak koşma, kuşkusuz şirk (Tanrı'ya ortak koşmak) büyük bir zulümdür."
Lokman oğluna öğüt verirken şunu demişti: 'Sevgili oğlum, ALLAH'a ortak koşma, kuşkusuz şirk (Tanrı'ya ortak koşmak) büyük bir zulümdür.'
Hani Lokman da oğluna öğüt vererek demişti: "Yavrum! Allah'a ortak koşma; çünkü ortak koşmak büyük bir zulümdür!
Hani Lokman da oğluna demişti, ona va'zediyordu; Yavrum, Allaha şirk koşma, çünkü şirk çok büyük bir zulümdür
Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey yavrucuğum! Allah'a şirk dipnot 1 koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir zulümdür. dipnot 2 " demişti.
Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey yavrucuğum! Allah'a şirk dipnot 1 koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir zulümdür. dipnot 2 " demişti.
Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey yavrucuğum! Allah'a şirk koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir zulümdür." demişti.
Hani Lokman oğluna -öğüt vererek- demişti ki; "Ey oğlum, Tanrı'ya şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür."
Hani Lukman, oğluna — o ona öğüd verirken — (şöyle) demişdi: "Oğulcağızım, Allaha ortak koşma. Çünkü şirk elbette büyük bir zulümdür".
Hani Lokman; oğluna öğüt vererek demişti ki: Oğulcuğum; Allah'a şirk koşma, doğrusu şirk, büyük bir zulümdür.
(1, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19) Lokman’a Allaha teşekkür etmesi için Hikmeti verdik , kim ki şükrederse, kendi faydasına şükreder , kim yok sayarsa / küfrederse, Allah zengindir ve övülendir. (Onun yok sayması Allaha bir şey yapmaz.) Lokman oğluna vaaz şeklinde dedi ki Ey oğlum Allaha ortak koşma! Ortak koşmak çok büyük bir zulümdür. İnsana ana babasını vasiyet ettik / tavsiyede bulunduk, onu, annesi bir zorluk üzere taşıdı / hamileliğini yaptı, onun annesinden ayrılması (emzirmesi dahil) iki yıldır, bana da ebeveynine de teşekkür et , tekrar gelişiniz banadır , eğer ki bana hakkında iliminin olmadığı bir şeyi ortak koşman için bir gayret içindelerse, o ikisine de uyma / tabi olma , onlara normal olarak /örfe uygun olarak sahip çık , bana yönelenin yoluna uy / tabi ol , sonra tekrar dönüşünüz banadır , size yapıyor olduklarınızı haber veriyorum , ey oğlum, kesinlikle o şey, taş içinde olan hardal tohumu dahi olsa veya göklerde yahut yerde dahi olsa Allah onu sana verir, Allah nazik davranandır / latiftir, haberdardır, ey oğlum , namazını kıl, bilineni / tanınanı e mret, belirsizden / tanınmayandan sakındır / yasak et, sana isabet edene sabret, işte bu, işlerin en büyüğündendir , yanağını insanlara kırıştırma / buruşturma, yer de şen şakrak yürüme , muhakkak ki Allah her bir kendini belirginleştireni, böğüreni sevmez, yürüyüşünü kısıtla, sesini alçalt, muhakkak ki kabul edilemeyen seslerden biri eşek sesidir.
Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: "Yavrucuğum! Allah’a şirk koşma! Muhakkak, şirk koşmak çok büyük bir zulümdür."
Lokman oğluna öğüt vererek demişti ki: "Yavrum, Allah'a ortak koşma, çünkü ortak koşmak, büyük bir zulümdür."
Bir gün Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Çünkü ona ortak koşmak, gerçekten büyük bir zulümdür /yanlıştır dipnot 1 ."
Lokman, oğluna öğüt verirken şöyle demişti: "Oğulcuğum! Allah'a şirk koşma; şirk büyük bir yanlıştır".
Lokman, oğluna öğüt vererek demişki ki: Yavrucuğum, Allah’a şirk koşma! Çünkü şirk çok büyük bir zulümdür.
Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: -Yavrucuğum, Allah'a şirk koşma, çünkü şirk çok büyük bir zulümdür.
Hani, Lukman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Oğulcuğum, Allah'a ortak koşma! Çünkü Allah'a ortak koşmak, gerçekten büyük bir zulümdür."
Lokmân suresi, 14. ayet. وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ وَهْنًا عَلَىٰ وَهْنٍ وَفِصَٰلُهُۥ فِى عَامَيْنِ أَنِ ٱشْكُرْ لِى وَلِوَٰلِدَيْكَ إِلَىَّ ٱلْمَصِيرُ
İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: "Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır."
Biz insana, ana babasını (onlara güzel davranmasını) emretmişizdir. dipnot 1 (Çünkü) annesi onu sıkıntı üstüne sıkıntı ile taşımıştır. Sütten ayrılması (kesilmesi) de iki yıl içinde olur. dipnot 2 (İşte bunun için) "Bana (ve) ana babana şükret!" diye (emretmiştik). Dönüş, yalnızca banadır. dipnot 3
Nitekim (Allah şöyle buyurur): "Biz insana anne babasına (iyi) davranmasını emrettik. Annesi onu ağır acılara katlanarak karnında taşıdı ve onun sütten kesilmesi iki yılda gerçekleşti: şu halde (ey insan), Bana ve anne babana şükret; (ama sonunda) dönüş yalnızca Banadır!"
(Allah diyor ki:) 'Biz, insana, anne babasına karşı iyi davranmasını emrettik: annesi onu nice acılara katlanarak karnında taşıdı ve çocuğun annesine bağımlılığı iki yıl sürdü; (öyleyse, ey insanoğlu,) Bana ve anne babana şükret, (unutma ki) bütün yollar sonunda Bana ulaşır.
Biz insana, ana-babasını vasiyet ettik. . . Onun anası, onu zayıflık üstüne zayıflıkla yüklenip taşımıştır. . . Onun sütten kesilmesi de iki yıl içindedir. . . "Bana ve ana-babana şükret; dönüş banadır!"
Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız banadır."
Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır.
İnsana, annesine ve babasına ilişkin öğüt verdik. Annesi, zorluk üstüne zorlukla onu taşıdı. Sütten kesilmesi de iki yıl içindedir. Bana ve anne-babana şükret. Dönüş, Bana olacaktır.
Biz, insana, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu, sıkıntı üstüne sıkıntı çekerek karnında taşıdı. Sütten kesilmesi iki yıl içinde oldu. "Bana ve anne babana şükret!" dedik. Dönüş sadece banadır.
Biz insana ana babasını öğütledik. Annesi onu büyük bir güçlükle taşır. Sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana teşekkür etmelisin. Dönüş banadır. dipnot 1
Biz insana ana babasını öğütledik. Annesi onu büyük bir güçlükle taşır. Sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana teşekkür etmelisin. Dönüş banadır.
Gerçi insana anasına, babasına (itaat etmeyi) de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. (Onun) sütten ayrılması da iki yıl içindedir. Bana ve anana babana şükret diye de (tavsiye ettik). Dönüş ancak Banadır.
Gerçi insana ebeveynini de tavsıye ettik, anası onu za'f, za'f üstüne taşıdı, süt kesimi de iki sene içinde şükret diye bana ve anana babana, ki banadır geliş
İnsana, anne ve babasını vasiyet ettik. Onu, annesi zorluk üzerine zorluk içinde taşıdı. İki yıl boyunca ona süt verdi. Bana, anne ve babana şükret! dipnot 1 Dönüş Bana'dır.
İnsana, anne ve babasını vasiyet ettik. Onu, annesi zorluk üzerine zorluk içinde taşıdı. İki yıl boyunca ona süt verdi. Bana, anne ve babana şükret! dipnot 1 Dönüş Bana'dır.
İnsana, anne ve babasını vasiyet ettik. Onu, annesi zorluk üzerine zorluk içinde taşıdı. İki yıl boyunca ona süt verdi. Bana, anne ve babana şükret! dipnot 1 Dönüş Bana'dır.
Biz insana anne ve babasını [onlara iyilikle davranmayı] tavsiye ettik. Annesi onu zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması iki yıl içindedir. "Hem bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız banadır."
Biz insana ana ve babasını tavsiye etdik. Onun anası kendisini za'f üstüne za'f ile taşımışdır. Sütden ayrılması da iki yıl (sürmüşdür). "Bana ve ana ve babana şükret. Dönüşün ancak banadır" (dedik).
Biz insana, ana ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu zorluk üstüne zorlukla taşımıştı. Sütten ayrılması da iki yıl sürmüştür. Bana ve ana-babana şükret. Dönüş ancak Bana'dır.
(1, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19) Lokman’a Allaha teşekkür etmesi için Hikmeti verdik , kim ki şükrederse, kendi faydasına şükreder , kim yok sayarsa / küfrederse, Allah zengindir ve övülendir. (Onun yok sayması Allaha bir şey yapmaz.) Lokman oğluna vaaz şeklinde dedi ki Ey oğlum Allaha ortak koşma! Ortak koşmak çok büyük bir zulümdür. İnsana ana babasını vasiyet ettik / tavsiyede bulunduk, onu, annesi bir zorluk üzere taşıdı / hamileliğini yaptı, onun annesinden ayrılması (emzirmesi dahil) iki yıldır, bana da ebeveynine de teşekkür et , tekrar gelişiniz banadır , eğer ki bana hakkında iliminin olmadığı bir şeyi ortak koşman için bir gayret içindelerse, o ikisine de uyma / tabi olma , onlara normal olarak /örfe uygun olarak sahip çık , bana yönelenin yoluna uy / tabi ol , sonra tekrar dönüşünüz banadır , size yapıyor olduklarınızı haber veriyorum , ey oğlum, kesinlikle o şey, taş içinde olan hardal tohumu dahi olsa veya göklerde yahut yerde dahi olsa Allah onu sana verir, Allah nazik davranandır / latiftir, haberdardır, ey oğlum , namazını kıl, bilineni / tanınanı e mret, belirsizden / tanınmayandan sakındır / yasak et, sana isabet edene sabret, işte bu, işlerin en büyüğündendir , yanağını insanlara kırıştırma / buruşturma, yer de şen şakrak yürüme , muhakkak ki Allah her bir kendini belirginleştireni, böğüreni sevmez, yürüyüşünü kısıtla, sesini alçalt, muhakkak ki kabul edilemeyen seslerden biri eşek sesidir.
Biz insana anne ve babasını tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflığa düşerek taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yılda olur. "Bana ve ana babana şükret, dönüş yalnız banadır."
Biz insana, ana babasını tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek (karnında) taşımıştır. (Ona gebe kaldığından itibaren ta doğuruncaya kadar günden güne güçsüzleşmiş, ağırlaşmıştır). Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olmuştur. (Bunların hepsi, güç şeylerdir. Onun için biz insana): "Bana ve anana babana şükret, dönüş banadır."
Biz insana, anne ve babasına karşı görevler yükledik dipnot 1 ; annesi onu (karnında) binbir güçlükle dipnot 2 taşır. Onun sütten kesilmesi de iki yılı bulur dipnot 3 . Sen, hem bana hem de annene ve babana karşı görevlerini yerine getir. Dönüp varılacak yer benim huzurumdur.
Biz insana, ana ve babasına karşı görev yükledik; anası onu, üst üste gelen güçlüklerle taşımıştır. Sütten kesilmesi iki yıl içindedir. (Ey insan!) Hem bana, hem de anana ve babana olan şükran borcunu öde. Dönüşünüz banadır.
İnsana anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yıl içindedir. Şükret bana, anne ve babana. Banadır dönüş!
İnsana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu sıkıntıdan sıkıntıya düşerek karnında taşıdı. Sütten kesilmesi de iki yılı buldu. Şükret bana ve anne ve babana. Bana'dır dönüş!
Biz, insana anne babasını önerdik. Annesi onu güçsüzlükle taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yılda olmuştur. O halde bana ve ana babana şükret. Dönüş banadır.
Lokmân suresi, 15. ayet. وَإِن جَٰهَدَاكَ عَلَىٰٓ أَن تُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِى ٱلدُّنْيَا مَعْرُوفًا وَٱتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَىَّ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
"Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim."
Onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat etme! dipnot 1 Onlarla dünyada iyi geçin! Bana yönelenlerin yoluna uy! Sonunda dönüşünüz sadece banadır. (O zaman) size (dünyada) yapmış olduklarınızı bildireceğim.
Yine (Allah): "Eğer hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi Bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, asla onlara itaat etme! Yine de onlara şu (geçici) dünyada iyi davran ve yönünü Bana dönenlerin yolunu izle! En sonunda elbet Bana döneceksiniz ve yapıp ettiğiniz her şeyin (gerçeğini) size bir bir göstereceğim" (diye buyurur).
(Allah diyor ki:) '(Anne babana saygılı ol;) ama eğer senin aklının (ilahlık) yakıştıramayacağı bir şeye Benimle birlikte ilahlık yakıştırman için zorlarlarsa onlara uyma; (o durumda bile) onlara bu dünyada iyilikle davran ve Bana yönelenlerin yolundan git. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz; ve o zaman (hayatta iken) yapmış olduğunuz her şeyi (gerçek şekliyle) size göstereceğim".
İlmine uymayan bir şeyi bana eş koşman konusunda zorlarlarsa o ikisine itaat etme! Dünyalık konusunda o ikisiyle (iyi) geçin; bana yönelenin yoluna tabi ol! Sonra geri dönüşünüz banadır. Yaptıklarınızı size haber vereceğim.
Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban) hakkında bir bilgin olmayan şeyi bana şirk koşman için, sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve dünya (hayatın)da onlara iyilikle (ma'ruf üzere) sahiplen (onlarla geçin) ve bana 'gönülden, katıksız olarak yönelenin' yoluna tabi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır, böylece ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber veririm.
Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, Bana ortaklar koşman için seni zorlarsa onlara uyma. Onlara dünyada güzel davran ve Bana yönelenlerin yolunu izle. Sonra, Bana döneceksiniz. Sonunda, yaptıklarınızı size bildireceğim.
Eğer anne baban seni bir şeyi körü körüne bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme! Onlarla dünyada iyi geçin! Bana yönelenlerin yoluna uy! Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber vereceğim.
Hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seninle mücadele ederlerse ikisine de uyma. Ancak dünyada onlara iyi davranmalısın. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz banadır ve yaptığınız her şeyi size bildireceğim.
Hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seninle mücadele ederlerse ikisine de uyma. Ancak dünyada onlara iyi davranmalısın. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz banadır ve yaptığınız herşeyi size bildireceğim.
Bununla beraber her ikisi de sana hakkında hiçbir bilgin olmayan hiçi Bana ortak koşturmaya uğraşırlarsa, o vakit onlara itaat etme; onlara dünyada maruf surette iyi ve nazik davran; Bana yüz tutanın yolunu tut; sonra dönüp Bana geleceksiniz; Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Bununla beraber o ikisi de sana sence hakkında bir ılim olmıyan hiçi bana şerik koşturmağa uğraşırlarsa o vakıt onlara itaat etme ve kendilerine Dünyada ma'ruf surette musahabet eyle de bana yüz tutanın yolunu tut, sonra dönüb bana geleceksiniz de ben size yaptıklarınızı haber vereceğim
Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle cihad dipnot 1 ederlerse, o zaman sakın onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle cihad dipnot 1 ederlerse, o zaman sakın onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle mücadele ederlerse, o zaman onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban), hakkında bir bilgin olmayan şeyi bana şirk koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve dünya (hayatın)da onlara iyilikle (maruf üzere) sahiplen (onlarla geçin) ve bana 'gönülden, katıksız olarak yönelenin' yoluna tabi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır, böylece ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Eğer onlar sence ilimde (yeri) olmadık her hangi bir şey'i bana eş tutman üzerinde seni zorlarlarsa kendilerine itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana dönenlerin yoluna uy. Nihayet dönüşünüz ancak banadır. (O vakit) ben de size ne yapıyordunuz, haber veririm.
Şayet onlar seni körü körüne Bana şirk koşman için zorlarsa; onlara itaat etme ve dünya işlerinde onlarla iyi geçin Bana dönenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine Bana'dır. O zaman Ben, size yaptıklarınızı bildiririm.
(1, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19) Lokman’a Allaha teşekkür etmesi için Hikmeti verdik , kim ki şükrederse, kendi faydasına şükreder , kim yok sayarsa / küfrederse, Allah zengindir ve övülendir. (Onun yok sayması Allaha bir şey yapmaz.) Lokman oğluna vaaz şeklinde dedi ki Ey oğlum Allaha ortak koşma! Ortak koşmak çok büyük bir zulümdür. İnsana ana babasını vasiyet ettik / tavsiyede bulunduk, onu, annesi bir zorluk üzere taşıdı / hamileliğini yaptı, onun annesinden ayrılması (emzirmesi dahil) iki yıldır, bana da ebeveynine de teşekkür et , tekrar gelişiniz banadır , eğer ki bana hakkında iliminin olmadığı bir şeyi ortak koşman için bir gayret içindelerse, o ikisine de uyma / tabi olma , onlara normal olarak /örfe uygun olarak sahip çık , bana yönelenin yoluna uy / tabi ol , sonra tekrar dönüşünüz banadır , size yapıyor olduklarınızı haber veriyorum , ey oğlum, kesinlikle o şey, taş içinde olan hardal tohumu dahi olsa veya göklerde yahut yerde dahi olsa Allah onu sana verir, Allah nazik davranandır / latiftir, haberdardır, ey oğlum , namazını kıl, bilineni / tanınanı e mret, belirsizden / tanınmayandan sakındır / yasak et, sana isabet edene sabret, işte bu, işlerin en büyüğündendir , yanağını insanlara kırıştırma / buruşturma, yer de şen şakrak yürüme , muhakkak ki Allah her bir kendini belirginleştireni, böğüreni sevmez, yürüyüşünü kısıtla, sesini alçalt, muhakkak ki kabul edilemeyen seslerden biri eşek sesidir.
Eğer onlar bilmediğin şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa; sen sakın onlara itaat etme! Bununla beraber dünyada onlarla iyi geçin ve sen bana dönenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
"Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara ita'at etme. Onlarla dünya (işlerin)de iyi geçin ve bana yönelen kimsenin yoluna uy. Sonra dönüşünüz banadır; (o zaman ben) size yaptıklarınızı haber vereceğim" (diye öğüt verdik).
Eğer annen ve baban, hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak sayman için seninle mücadele edecek olurlarsa sakın onlara boyun eğme dipnot 1 ! Ama dünya işlerinde onlara güzelce dipnot 2 eşlik et. Sen bana yönelen kişinin yoluna uy. Dönüşünüz banadır. Neler yaptığınızı size bildireceğim.
Anan ve baban, hakkında bir bilgin olamayacak şeyi bana şirk koşman için baskı yaparlarsa sakın boyun eğme ama dünya işlerinde iyi geçinmeye devam et. Sen, bana yönelen kimsenin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz banadır; neler yaptığınızı size, o zaman bildireceğim.
Eğer seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana şirk koşman için zorlarlarsa sakın onlara itaat etme! Onlarla dünyada maruf ile/iyilikle geçin. Bana dönüp yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Eğer seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, bana ortak koşman için zorlarlarsa sakın onlara itaat etme, onlarla dünyada hoşca geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Eğer onlar, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada örfe uygun geçin; ama bana yönelenin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz banadır. Yapıp ettiklerinizi size haber vereceğim.
Lokmân suresi, 16. ayet. يَٰبُنَىَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ فَتَكُن فِى صَخْرَةٍ أَوْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَوْ فِى ٱلْأَرْضِ يَأْتِ بِهَا ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ
(Lokman, öğütlerine şöyle devam etti:) "Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır."
(Lokman şöyle demişti:) "Ey yavrucuğum! Yaptığın (iyi veya kötü her) iş, bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu bir kayanın içinde veya göklerde veya yerin derinliklerinde bulunsa yine de Allah onu (karşına) getirir. Şüphesiz ki Allah (detaylarıyla) bilendir, haberdardır. dipnot 1
(Lokman): "Yavrucuğum! (Yapıp ettiğiniz) o şeyler isterse bir hardal tanesi kadar olsun, ister bir kayanın bağrında, ister göklerin derinliklerinde, isterse yerin altında saklı bulunsun; Allah onu bulup ortaya çıkarır: çünkü Allah (ilmiyle) her şeye nüfuz eder, her şeyden haberdardır.
(Lokman,) "Ey yavrucuğum!" (diye devam etti) "Ortada yalnızca hardal tanesi kadar bir şey de olsa, (yaptıklarınız) bir kayanın içinde (saklı) da bulunsa, yahut gökler(in tepesin)de ve yer(in derinliklerin)de de olsa Allah onu aydınlığa çıkarır: çünkü Allah, kuşkusuz, akıl sır ermez bir (hikmet Sahibi)dir ve her şeyden haberdardır.
"Ey evladım. . . Muhakkak ki o (yaptığın şey), bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde yahut semalarda yahut arzın içinde olsa, Allah onu (hakikatinin sonucu olarak) getirir. . . Muhakkak ki Allah Latiyf'tir, Habiyr'dir. "
"Ey oğlum, (yaptığın iş) gerçekten bir hardal tanesi ağırlığında olsa da, (bu,) ister bir kaya parçasından ya da göklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir (açığa çıkarır). Şüphesiz Allah, latif olandır, (her şeyden) haberdardır."
(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti:) Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
"Ey oğul! Kuşkusuz, bir hardal çekirdeği ağırlığında da olsa, bir kayanın içinde veya göklerde veya yeryüzünde de olsa, Allah, onu getirir. Kuşkusuz, Allah, En İnce Ayrıntılarla Gerçekleştirendir; Haberlidir!"
Hz. Lokman, öğüdüne devamla şöyle demişti: "Yavrucuğum! Yaptığın iş bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu ortaya çıkarır. Doğrusu Allah en ince işleri görüp bilmektedir; her şeyden haberdardır."
"Sevgili oğlum, hardal tanesi ağırlığınca bir şey, ister bir kayanın içinde bulunsun, ister göklerde veya yerde olsun, ALLAH onu getirir. ALLAH Latiftir, Haberdardır.
'Sevgili oğlum, hardal tanesi ağırlığınca bir şey, ister bir kayanın içinde bulunsun, ister göklerde veya yerde olsun, ALLAH onu getirir. ALLAH Latiftir, Haberdardır.
Yavrum, haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi tartısı olsa da bir kaya içinde veya göklerde yahut yerin dibinde gizlense Allah onu getirir, mizanına koyar. Çünkü Allah en ince şeyleri bilen, herşeyden haberi olandır.
Yavrum! haberin olsun ki yaptığın bir hardal danesi tartısı olsa da bir kaya içinde veya Göklerde veya Yerin dibinde gizlense Allah onu getirir mizanına kor, çünkü Allah latiftir, habirdir
"Ey oğulcuğum! Yaptıkların bir hardal tanesi kadar olup da bir kayanın içinde veya gökyüzünde veya yer altında bile olsa, Allah onu meydana çıkarır. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır."
"Ey oğulcuğum! Yaptıkların bir hardal tanesi kadar olup da bir kayanın içinde veya gökyüzünde veya yer altında bile olsa, Allah onu meydana çıkarır. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır."
"Ey oğulcuğum! Yaptıkların bir hardal tanesi kadar olup da bir kayanın içinde veya gökyüzünde veya yer altında bile olsa, Allah onu meydana çıkarır. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır."
"Ey oğlum, (yaptığın iş) gerçekten bir hardal tanesi ağırlığında olsa da, (bu,) ister bir kaya parçasından ya da göklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Tanrı onu getirir (açığa çıkarır). Şüphesiz Tanrı, latif olandır, (her şeyden) haberdardır."
"Oğulcağızım, hakıykat (yapdığın iyilik veya kötülük) bir hardal tanesi kadar olsa dahi, bir kaya içinde, ya göklerde, yahud yerin içinde (gizlenmiş) olsa bile Allah onu getirir, (meydana çıkarır ve hesabını görür). Çünkü Allah latıyfdir, hakkıyle haberdardır".
Oğulcuğum; işlediğin şey bir hardal tanesi kadar da olsa, bir kayanın içinde veya göklerde, yahut yerin derinliklerinde de bulunsa, Allah onu getirir. Muhakkak ki Allah; Latif'tir, Habir'dir.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
(Lokman, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş, bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Şüphesiz Allah Latîf'tir/en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.”
(Lokman öğütlerine devam ederek dedi ki): "Yavrum, (yaptığın iyilik veya kötülük), hardal danesi ağırlığınca bir şey de olsa, bir kayanın içinde, göklerde veya yerde bulunsa Allah mutlaka onu getirir. Çünkü Allah latiftir (O'nun bilgisi her gizli ve ince şeye ulaşır. O, her şeyi) haber alır."
(Lokman sözüne şöyle devam etti:) "Yavrucuğum! (Yaptığın şey) bir hardal tanesi ağırlığında olup bir kayanın içinde, göklerde veya yerde olsa bile Allah onu senin karşına getirir dipnot 1 . Allah lütufkardır, her şeyin içyüzünden haberdardır dipnot 2 .
Lokman: "Oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığında olsa, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu ortaya çıkarır. Allah latiftir; en ince ayrıntıyı bilir,habirdir; her şeyin iç yüzünü bilir.".
Ey oğlum! (Yaptığın amel) Bir hardal tanesi ağırlığında olsa (ve bu) ister bir kayanın içinde ya da göklerde veya yerin içinde bulunsa, Allah onu yine de getirir. Allah Latif'tir, herşeyden haberdardır.
(Lokman:) -Yavrucuğum, bir hardal tanesi ağırlığınca bir şey yapsan, büyük bir kayanın içinde veya göklerde veya yerin dibinde bile olsa, Allah onu ortaya çıkarır. Allah'ın lütfu boldur, herşeyden haberdardır.
"Oğulcuğum, şu bir gerçek ki, yaptığın, bir hardal danesi ağırlığında olsa, bir kayanın bağrına veya göklere, yahut yerin bağrına konsa, Allah onu yine de ortaya getirir. Çünkü Allah Latif'tir, lütfu sınırsızdır; Habir'dir, herşeyten haberdardır."
Lokmân suresi, 17. ayet. يَٰبُنَىَّ أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ وَأْمُرْ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱنْهَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَآ أَصَابَكَ إِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ
"Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir."
Ey yavrucuğum! Namazı kıl; iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelle (sakındır); başına gelenlere de sabret! dipnot 1 Şüphesiz ki bu, azmetmeye değer işlerdendir.
"Yavrucuğum! Allah'a kulluğunu hakkıyla yerine getir, her zaman iyi ve doğru olanı önerip kötü ve yanlış olandan sakındır; başına gelenlere göğüs ger! Şüphesiz bütün bunlar kararlılık ve direnç isteyen işlerdendir."
Ey yavrucuğum! Namazında kararlılık göster, doğru ve yararlı olanı emret, kötü ve eğriden vazgeçir, başına gelebilecek her (belaya) sabırla katlan: bu, azim ve kararlılık gösterilmeye değer bir şeydir!
"Ey evladım. . . Salatı ikame et. . . İmanına uygun olanla hükmet; kötü davranışlardan vazgeçir. Sana isabet eden şeye de sabret! Muhakkak ki bunlar, azmetmeyi gerektiren işlerdendir. "
"Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma'rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.
Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.
"Ey oğul! Namazı dosdoğru kıl; iyiliği öğütle, kötülükten alıkoy ve başına gelene karşı dirençli ol. Aslında, işte bunlar, kararlılık isteyen edimlerdir!"
"Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındırmaya çalış, başına gelenlere sabret! Doğrusu bunlar, azim ve kararlılık gösterilmeye değer şeylerdendir."
"Sevgili oğlum, salatı gözet, iyiliği emret, kötülükten menet ve başına gelene sabret. Bunlar temel davranışlardandır."
'Sevgili oğlum, namazı gözet, iyiliği emret, kötülükten menet ve başına gelene sabret. Bunlar temel davranışlardandır.'
Yavrum namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelene sabret, çünkü bunlar azmi gerektiren işlerdendir.
Yavrum! namazı kıl, ma'rufu emir ve münkerden nehiy ve başına gelene sabr et, çünkü bunlar azmolunacak işlerdendir
"Ey oğulcuğum! Salatı ikame et dipnot 1 , ma'ruf dipnot 2 olanı yap, münker olandan sakındır. dipnot 2 Karşılaştığın zorluklara sabret. dipnot 3 Bunlar kararlılık göstermen gereken şeylerdir."
"Ey oğulcuğum! Salatı ikame et dipnot 1 , ma'ruf dipnot 2 olanı yap, münker olandan sakındır. dipnot 2 Karşılaştığın zorluklara sabret. dipnot 3 Bunlar kararlılık göstermen gereken şeylerdir."
"Ey oğulcuğum! Salatı ikame et dipnot 1 , iyiliği öner, kötülükten sakındır. dipnot 2 Karşılaştığın zorluklara dayan. Bunlar kararlılık göstermen gereken şeylerdir."
"Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, marufu buyur, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar azmedilmesi gereken buyruklardandır.
"Oğulcağızım, namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten vaz geçirmiye çalış. Sana (bu emir ve nehiy sebebiyle) isaabet eden şeylere katlan. Çünkü bunlar kat'i suretde farzedilen umurdandır".
Oğulcuğum; namaz kıl, iyiliği emret, kötülüğü önle. Başına gelene sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye değer şeylerdir.
(1, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19) Lokman’a Allaha teşekkür etmesi için Hikmeti verdik , kim ki şükrederse, kendi faydasına şükreder , kim yok sayarsa / küfrederse, Allah zengindir ve övülendir. (Onun yok sayması Allaha bir şey yapmaz.) Lokman oğluna vaaz şeklinde dedi ki Ey oğlum Allaha ortak koşma! Ortak koşmak çok büyük bir zulümdür. İnsana ana babasını vasiyet ettik / tavsiyede bulunduk, onu, annesi bir zorluk üzere taşıdı / hamileliğini yaptı, onun annesinden ayrılması (emzirmesi dahil) iki yıldır, bana da ebeveynine de teşekkür et , tekrar gelişiniz banadır , eğer ki bana hakkında iliminin olmadığı bir şeyi ortak koşman için bir gayret içindelerse, o ikisine de uyma / tabi olma , onlara normal olarak /örfe uygun olarak sahip çık , bana yönelenin yoluna uy / tabi ol , sonra tekrar dönüşünüz banadır , size yapıyor olduklarınızı haber veriyorum , ey oğlum, kesinlikle o şey, taş içinde olan hardal tohumu dahi olsa veya göklerde yahut yerde dahi olsa Allah onu sana verir, Allah nazik davranandır / latiftir, haberdardır, ey oğlum , namazını kıl, bilineni / tanınanı e mret, belirsizden / tanınmayandan sakındır / yasak et, sana isabet edene sabret, işte bu, işlerin en büyüğündendir , yanağını insanlara kırıştırma / buruşturma, yer de şen şakrak yürüme , muhakkak ki Allah her bir kendini belirginleştireni, böğüreni sevmez, yürüyüşünü kısıtla, sesini alçalt, muhakkak ki kabul edilemeyen seslerden biri eşek sesidir.
“Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.”
"Yavrum namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret. Çünkü bunlar yapılması gereken işlerdendir."
Yavrucuğum! Namazı düzgün ve sürekli kıl dipnot 1 , marufun /iyi şeylerin yapılmasını iste, (herkesi) münkerden /kötü şeylerden sakındır dipnot 2 , başına gelene sabret /duruşunu bozma. İşte bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir dipnot 3 .
"Oğulcuğum! Namazı kıl, marufu dipnot 1 emret, kötülüğe engel ol; başına gelene de sabret(göğüs ger). İşte bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir."
Yavrucuğum! Namazı ikame et, iyiliği emret, kötülüğü engelle, başına gelene sabırlı ol. Çünkü bunlar azim/kararlılık gerektiren işlerdendir.
Yavrucuğum, namazını kıl, iyiliği emret, kötülüğü engelle, başına gelene sabırlı ol. Çünkü bunlar, yapılması gereken işlerdir.
"Yavrucuğum; namazı kıl, iyilik ve güzelliği belirlenene özendir, kötülük ve çirkinliği belirlenenden sakındır, başına gelene sabret. Çünkü bunu yapabilmek, zorlu/önemli işlerdendir."
Lokmân suresi, 18. ayet. وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ
"Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez."
İnsanlara yanağını bükme (kibirli olma) ve yeryüzünde kibirlenerek yürüme! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah kendini beğenip övünenleri sevmez. dipnot 2
"Kasıntılık yapıp insanlara karşı böbürlenme ve yeryüzünde çalım satarak dolaşma! Zira unutma ki Allah kendini beğenmiş kibirliyi sevmez.
"(Yersiz) bir gurura kapılarak insanlara üstünlük taslama ve yeryüzünde küstahça gezip durma! Unutma ki Allah, böbürlenerek küstahlık yapanları sevmez.
"Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde kendini beğenerek yürüme! Muhakkak ki Allah, elindekilerle gururlanan kibirli hiçbir kimseyi sevmez!"
"İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez."
Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.
"İnsanları küçümseme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Kuşkusuz, Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez!" dipnot 345
Eski Ahit · Hezekiel 21:26
Egemen RAB şöyle diyor: Sarığı çıkar, tacı kaldır. Artık eskisi gibi olmayacak. Alçakgönüllü yükseltilecek, gururlu alçaltılacak. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
"Küçümseyerek insanlardan yüzçevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira Allah, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez."
"Büyüklük taslayarak halkı küçümseme, yeryüzünde de böbürlenerek dolaşma. ALLAH kendini beğenip övüneni sevmez."
'Büyüklük taslayarak halkı küçümseme, yeryüzünde de böbürlenerek dolaşma. ALLAH kendini beğenip övüneni sevmez.'
Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (böbürlenme), yeryüzünde çalımla yürüme! Çünkü Allah övüngen kurulganın hiçbirini (kendini beğenen hiçbir kimseyi) sevmez.
Hem nasa avurdunu şişirme ve Yer yüzünde çalımla yürüme, çünkü Allah, öğüngen kurulganın hiç birini sevmez
"Kibirli bir tavırla insanları küçümseyerek onlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Kuşkusuz Allah, kendisini beğenen ve övünüp duranları sevmez."
"Kibirli bir tavırla insanları küçümseyerek onlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Kuşkusuz Allah, kendisini beğenen ve övünüp duranları sevmez."
"İnsanları küçümseyerek yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Kuşkusuz Allah, kendisini beğenen ve övünüp duranları sevmez."
"İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Tanrı, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez."
"İnsanlardan (kibirlenib) yüzünü çevirme. Yer (yüzün) de şımarık yürüme. Zira Allah her kibir taslayanı, kendini beğenib öğüneni sevmez".
İnsanları küçümseyip yüz çevirme. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Allah kendini beğenip böbürleneni şüphesiz ki hiç sevmez.
(1, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19) Lokman’a Allaha teşekkür etmesi için Hikmeti verdik , kim ki şükrederse, kendi faydasına şükreder , kim yok sayarsa / küfrederse, Allah zengindir ve övülendir. (Onun yok sayması Allaha bir şey yapmaz.) Lokman oğluna vaaz şeklinde dedi ki Ey oğlum Allaha ortak koşma! Ortak koşmak çok büyük bir zulümdür. İnsana ana babasını vasiyet ettik / tavsiyede bulunduk, onu, annesi bir zorluk üzere taşıdı / hamileliğini yaptı, onun annesinden ayrılması (emzirmesi dahil) iki yıldır, bana da ebeveynine de teşekkür et , tekrar gelişiniz banadır , eğer ki bana hakkında iliminin olmadığı bir şeyi ortak koşman için bir gayret içindelerse, o ikisine de uyma / tabi olma , onlara normal olarak /örfe uygun olarak sahip çık , bana yönelenin yoluna uy / tabi ol , sonra tekrar dönüşünüz banadır , size yapıyor olduklarınızı haber veriyorum , ey oğlum, kesinlikle o şey, taş içinde olan hardal tohumu dahi olsa veya göklerde yahut yerde dahi olsa Allah onu sana verir, Allah nazik davranandır / latiftir, haberdardır, ey oğlum , namazını kıl, bilineni / tanınanı e mret, belirsizden / tanınmayandan sakındır / yasak et, sana isabet edene sabret, işte bu, işlerin en büyüğündendir , yanağını insanlara kırıştırma / buruşturma, yer de şen şakrak yürüme , muhakkak ki Allah her bir kendini belirginleştireni, böğüreni sevmez, yürüyüşünü kısıtla, sesini alçalt, muhakkak ki kabul edilemeyen seslerden biri eşek sesidir.
İnsanlara yüzünü çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah kendini beğenip böbürlenen hiçbir kimseyi sevmez.
"İnsanlara yanağını bükme (kibirlenerek boynunu bir yana büküp yüzünü insanlardan öte çevirme) ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenip övünen kimseyi sevmez."
İnsanlara burun kıvırma dipnot 1 , yeryüzünde böbürlenerek yürüme dipnot 2 ; Allah, kendini beğenen ve övünen hiç kimseyi sevmez dipnot 3 .
"İnsanlara dudak bükme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez."
Halktan yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek çalımlı yürüme! Çünkü Allah, övünen ve büyükleneni sevmez.
Halktan yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek çalımlı yürüme! Çünkü Allah, övünen ve büyükleneni sevmez.
"Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme, yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü Allah, kurula kurula kendini övenlerin hiçbirini sevmez."
Lokmân suresi, 19. ayet. وَٱقْصِدْ فِى مَشْيِكَ وَٱغْضُضْ مِن صَوْتِكَ إِنَّ أَنكَرَ ٱلْأَصْوَٰتِ لَصَوْتُ ٱلْحَمِيرِ
"Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!"
Yürüyüşünde orta hâlli ol, sesini de alçalt! dipnot 1 Şüphesiz ki seslerin en çirkini dipnot 2 eşeklerin sesidir."
(Hayat) yürüyüşünde dengeli ol ve sesini yükseltme! Unutma ki seslerin en çirkini eşeğin sesidir."
"Davranışlarında ölçülü ve dengeli ol, sesini yükseltme: çünkü, unutma ki, seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır..."
"Yaşamında dengeli olarak haddini bil ve sesini alçalt! Muhakkak ki seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir. "
"Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir."
Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.
"Yürüyüşünde gösterişsiz ol ve sesini yükseltme! Aslında, seslerin en çirkini, doğal olarak eşeklerin sesidir!"
"Yürüyüşünde ölçülü ve dengeli ol, sesini alçalt! Unutma ki, seslerin en çirkini eşek sesidir."
"Yürüyüşünde gösterişten kaçın ve sesini de kıs. En çirkin ses eşeklerin sesidir."
'Yürüyüşünde gösterişten kaçın ve sesini de kıs. En çirkin ses eşeklerin sesidir.'
Gidişinde mutedil ol, (konuşurken) sesini pesden al (alçalt), çünkü seslerin en beti (çirkini) elbette eşeklerin sesidir.
Gidişinde mu'tedil ol, sesini pesden al, çünkü seslerin en beti her halde eşekler sesidir
"Yürüyüşünde ölçülü ol; sesini alçalt. Seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir."
"Yürüyüşünde ölçülü ol; sesini alçalt. Seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir."
"Yürüyüşünde ölçülü ol; sesini alçalt. Seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir."
"Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesinden de [yüksek perdeleri] eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir."
"Yürüyüşünde mu'tedil ol. Sesini alçalt. Seslerin en çirkini, hakıykat, eşeklerin anırışıdır"!
Yürüyüşünde tabii ol, sesini kıs. Şüphesiz ki seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.
(1, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19) Lokman’a Allaha teşekkür etmesi için Hikmeti verdik , kim ki şükrederse, kendi faydasına şükreder , kim yok sayarsa / küfrederse, Allah zengindir ve övülendir. (Onun yok sayması Allaha bir şey yapmaz.) Lokman oğluna vaaz şeklinde dedi ki Ey oğlum Allaha ortak koşma! Ortak koşmak çok büyük bir zulümdür. İnsana ana babasını vasiyet ettik / tavsiyede bulunduk, onu, annesi bir zorluk üzere taşıdı / hamileliğini yaptı, onun annesinden ayrılması (emzirmesi dahil) iki yıldır, bana da ebeveynine de teşekkür et , tekrar gelişiniz banadır , eğer ki bana hakkında iliminin olmadığı bir şeyi ortak koşman için bir gayret içindelerse, o ikisine de uyma / tabi olma , onlara normal olarak /örfe uygun olarak sahip çık , bana yönelenin yoluna uy / tabi ol , sonra tekrar dönüşünüz banadır , size yapıyor olduklarınızı haber veriyorum , ey oğlum, kesinlikle o şey, taş içinde olan hardal tohumu dahi olsa veya göklerde yahut yerde dahi olsa Allah onu sana verir, Allah nazik davranandır / latiftir, haberdardır, ey oğlum , namazını kıl, bilineni / tanınanı e mret, belirsizden / tanınmayandan sakındır / yasak et, sana isabet edene sabret, işte bu, işlerin en büyüğündendir , yanağını insanlara kırıştırma / buruşturma, yer de şen şakrak yürüme , muhakkak ki Allah her bir kendini belirginleştireni, böğüreni sevmez, yürüyüşünü kısıtla, sesini alçalt, muhakkak ki kabul edilemeyen seslerden biri eşek sesidir.
Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesini kıs! Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.
"Yürüyüşünde tutumlu ol, (orta yürü, ne çabuk ne de çok yavaş git, ölçülü hareket et), sesini de kıs. Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir."
Yürüyüşünde tabii ol dipnot 1 ve sesini alçak tut; şüphesiz ki seslerin en rahatsız edici olanı eşek sesidir."
"Yürüyüşünde tabii ol ve sesini yükseltme; seslerin en çirkini şüphesiz eşek sesidir.*
Yürüyüşünde tabii ol. Sesini kıs! çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.
Yürüyüşünde tabii ol.. Sesini kıs, çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır.
"Yürüyüşünde doğal ol, sesini alçalt. Şu bir gerçek ki, seslerin en çirkini eşeklerin sesidir."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.