Lokmân suresi

Lokmân suresi, 7. ayet

Lokmân suresi, 7. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

veiẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ vellâ müstekbiran keel lem yesma`hâ keenne fî üẕüneyhi vaḳrâ. febeşşirhü bi`aẕâbin elîm.

Diyanet İşleri

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Lokmân 4–10 · surenin 7. ayeti / 34

Konu Hikmetli kitap; boş sözle saptıranlar ve yaratılış Lokmân 1–11 3

  1. Lokmân 4

    Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

  2. Lokmân 5

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  3. Lokmân 6

    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

  4. 7

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

  5. Lokmân 8–9

    (8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  6. Lokmân 10

    Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. “Ona âyetlerimiz” kendilerine iman edip itaat etsin diye “okunduğu zaman sanki onları işitmemiş gibi, dahası iki kulağı da sağırmış” da sesler kulağına varmıyormuş “gibi (davranıp) kibirlenerek yüz çevirir.” Yani böyle bir kimse, bu âyetleri reddeden bir edâ ile ve büyüklenerek onlardan yüz çevirir. Bu âyetler kalbine girmez, ona hiçbir şekilde etki etmez, aksine o bu âyetlerden yüz çevirir ve sağır kesilir. İşte böyle birisini hidâyete iletmenin imkanı yoktur.

“Sen ona can yakıcı bir azabı müjdele!” Kalbini yasa ve üzüntüye boğacak, yüzünü kedere ve karanlığa gömecek, toz duman içinde kalmasına neden olacak bir müjdeyi ver ona! Bu, kalbine ve bedenine acı ve ızdırap verecek, miktarı bilinemeyen, büyüklüğü idrâk edilemeyen bir azaptır. İşte kötülük işleyenlerin müjdesi budur. Bu ne kötü bir müjdedir!

Hayır ehli kimselerin müjdesine gelince o da şöyledir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ona ayetlerimiz okunduğunda sanki onu duymuyormuş gibi kibirlenerek dinlemeden arkasını döner. Sanki kulaklarında sesleri duymaya karşı sağırlık vardır. -Ey Resul!- Onu, bekleyen elem dolu bir azap ile müjdele.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ve zaman
  2. تُتْلَىٰ tutla okunduğu kök: تلو
  3. عَلَيْهِ aleyhi ona
  4. ءَايَـٰتُنَا ayatuna ayetlerimiz kök: ايي
  5. وَلَّىٰ vella sırtını döner kök: ولي
  6. مُسْتَكْبِرًۭا mustekbiran büyüklük taslayarak kök: كبر
  7. كَأَن keen sanki
  8. لَّمْ lem
  9. يَسْمَعْهَا yesmea'ha onları hiç işitmemiş kök: سمع
  10. كَأَنَّ keenne sanki
  11. فِىٓ fi
  12. أُذُنَيْهِ uzuneyhi kulaklarında kök: اذن
  13. وَقْرًۭا ۖ vekran ağırlık varmış kök: وقر
  14. فَبَشِّرْهُ febeşşirhu ona müjdele kök: بشر
  15. بِعَذَابٍ biazabin bir azabı kök: عذب
  16. أَلِيمٍ elimin acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    Kendisine Allah'ın ayetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her…

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın…

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ona ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, sanki bunları duymamış, sanki kulaklarında (s)ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirir. dipnot 1 Onu, elem verici bir azapla müjdele!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Fussilet 41:5.

Mustafa İslamoğlu

Böyle birine ayetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında kurşun varmış gibi hiç aldırmadan serkeşçe yüz çevirir: İşte böylesini can yakıcı bir azap ile müjdele.

Muhammed Esed

Böyle birine mesajlarımız aktarıldığında, sanki kulaklarında bir sağırlık varmış da onları hiç duymamış gibi, küstahça yüz çevirir: işte ona (öteki dünyada) acıklı azabı haber ver!

Ahmed Hulusi

Ona işaretlerimiz bildirildiğinde, sanki onları işitmemiş, sanki iki kulağında ağır işitme varmış gibi (duymazlıktan gelerek), benlikle yüz çevirir. . . Onu feci bir azapla müjdele!

Ali Bulaç

Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.

Ali Özek ve heyeti

Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!

Ali Rıza Safa

Üstelik ayetlerimiz ona okunduğunda, sözde duymuyormuş gibi, sözde kulaklarında ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak döner. Artık, acı dolu bir cezayı ona bildir.

Bayraktar Bayraklı

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirirler. Sen de ona acıklı bir azabı müjdele!

Edip Yüksel

Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner. Ona acıklı azabı müjdele!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Karşısında ayetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirlenerek ensesini döner. Sen de onu acı bir azap ile müjdele!

Elmalılı Hamdi Yazır

Karşısında ayetlerimiz okunduğu vakıt da kibirlenerek ensesini döner, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış, sen de onu elim bir azab ile müjdele

Erhan Aktaş

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.

Gültekin Onan

Ona ayetlerimiz okunduğunda sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.

Hasan Basri Çantay

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte onu çok acıklı bir azab ile müjdele!

İbni Kesir

Ayetlerimiz ona okunduğu zaman; kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. İşte ona çok acıklı bir azabı müjdele.

Mehmet Alagaş

(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak sırtını çevirir. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

Süleyman Ateş

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azabı müjdele.

Süleymaniye Vakfı

Ona ayetlerimiz bağlantılarıyla birlikte dipnot 1 okunduğu zaman sanki onları hiç dinlememiş, sanki kulaklarında tıkaç varmış gibi kibirlenerek yüzünü döner dipnot 2 . Onu acıklı bir azapla müjdele!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو) "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona ayetlerimiz okunduğunda büyüklenir, sanki hiç duymamış, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi sırt çevirir. Ona acıklı bir azap müjdesi ver.

Şaban Britch

Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acıklı bir azap müjdele.

Şaban Piriş

Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acı bir azap müjdele.

Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimiz ona okunduğunda, böbürlenerek yüzünü çevir. Sanki onları hiç işitmemiştir, sanki kulaklarında bir ağırlık vardır. İşte böylesini, korkunç bir azapla muştula.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when Our revelations are recited to him he simply withdraws and turns away in inordinate self-esteem as if he heard nothing divine as though he lacks intellect or he is defective in the sense of hearing. Tell him, O Muhammad and the like of him to expect a severe punishment.

Abdul Haleem

When Our verses are recited to him, he turns away disdainfully as if he had not heard them, as if there were heaviness in his ears. Tell him that there will be a painful torment!

Abdullah Yusuf Ali

When Our Signs are rehearsed to such a one, he turns away in arrogance, as if he heard them not, as if there were deafness in both his ears: announce to him a grievous Penalty.

Abul A'la Maududi

When Our verses are recited to such a person, he arrogantly turns away, as though he had not heard them, or as though there was a deafness in his ears. So announce to him the tidings of a grievous chastisement.

Aisha Bewley

When Our Signs are recited to such a person, he turns away arrogantly as if he had not heard, as if there was a great weight in his ears. So give him news of a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

And when Our Verses (of the Qur’ân) are recited to such a one, he turns away in pride,[1] as if he heard them not - as if there were deafness in his ear. So announce to him a painful torment.

Ali Quli Qarai

And when Our signs are recited to him he turns away disdainfully as if he had not heard them [at all], as if there were a deafness in his ears. So inform him of a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

And when Our Messages are recited to such a person he turns his back (upon them) in disdain as though he never heard them (and) as if he were deaf in both ears. So give him the important tiding of a grievous punishment.

Arthur John Arberry

And when Our signs are recited to such a man he turns away, waxing proud, as though he heard them not, and in his ears were heaviness; so give him good tidings of a painful chastisement.

Bijan Moeinian

To these people who turn from God’s words when recited to them and do not listen to it as though they are deaf, let (Mohammad) them know what a painful punishment is in reserve for them.

E. Henry Palmer

And when our signs are recited to him, he turns his back, too big with pride, as though he heard them not, - as if in his two ears were dullness. But give to him glad tidings of grievous woe!

Edip-Layth

When Our signs are recited to him, he turns away arrogantly as if he did not hear them, as if there is deafness in his ears. So announce to him a painful retribution.

George Sale

And when our signs are rehearsed unto him, he disdainfully turneth his back, as though he heard them not, as though there were a deafness in his ears: Wherefore denounce unto him a grievous punishment.

Hamid S. Aziz

But amongst men are those who purchase (pay for) idle tales without knowledge (or meaning), to lead astray men from the path of Allah, and to make a jest of it; for them is shameful woe!

Mahmoud Ghali

And when Our ayat (Verses or signs) are recited to him, he turns away, waxing proud, as though he did not hear them, as though in his ears were obstruction. So give him (good) tiding (s) of a painful torment.

Marmaduke Pickthall

And when Our revelations are recited unto him he turneth away in pride as if he heard them not, as if there were a deafness in his ears. So give him tidings of a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

When Our verses are recited before them they turn away haughtily as though they did not hear them, as if a deafness had come into their ears. So give them tidings of a shameful punishment.

Muhammad Asad

For, whenever Our messages are conveyed to such a one, he turns away in his arrogance as though he had not heard them - as though there were deafness in his ears. Give him, then, the tiding of grievous suffering [in the life to come].

Mustafa Khattab

Whenever Our revelations are recited to them, they turn away in arrogance as if they did not hear them, as if there is deafness in their ears. So give them good news ˹O Prophet˺ of a painful punishment.

Progressive Muslims

And when Our revelations are recited to him, he turns away arrogantly as if he did not hear them, as if there is a deafness in his ears. So announce to him a painful retribution.

Rashad Khalifa

And when our revelations are recited to the one of them, he turns away in arrogance as if he never heard them, as if his ears are deaf. Promise him a painful retribution.

Sahih International

And when our verses are recited to him, he turns away arrogantly as if he had not heard them, as if there was in his ears deafness. So give him tidings of a painful punishment.

Sam Gerrans

And when Our proofs are recited to him he turns away, waxing proud, as if he heard them not, as if there were in his ears deafness; so give thou him tidings of a painful punishment.

Shabbir Ahmed

Whenever Our Verses are conveyed to such a purchaser of Hadith, he turns away in arrogance as if he never heard them - as if there were deafness in his ears. So give him the tidings of a painful doom.

Syed Vickar Ahamed

And when Our Signs (verses) are rehearsed to such a one (person), he turns away with (empty) pride, as if he did not hear them, as if there was deafness in both of his ears: So, announce to him of a (very) painful penalty.

Taqi Usmani

And when Our verses are recited to him, he turns away in arrogance, as if he did not hear them, as if there is heaviness in his ears. So give him the ‘good’ news of a painful punishment.

The Monotheist Group

And when Our revelations are recited to him, he turns away arrogantly as if he did not hear them, as if there is a deafness in his ears. So announce to him a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩