Diyanet İşleri
Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Lokmân suresi
Lokmân suresi, 4. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm yûḳinûn.
Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hikmetli kitap; boş sözle saptıranlar ve yaratılış Lokmân 1–11 3
Elif Lam Mim.
(2-3) Bunlar, hikmet dolu Kitab'ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş ayetleridir.
Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
4. Yüce Allah, ihsan sahibi kimseleri tam bilgi sahibi olmakla nitelendirmektedir ki bu, ameli gerektiren, Allah’ın cezalandırmasından korkmaya ve O’na isyanı terk etmeye götüren yakîndir/kesin inançtır. Yüce Allah onları amelde bulunmakla nitelendirmekte, ameller arasından da özellikle şu iki faziletli ameli söz konusu etmektedir: “Onlar” İhlâs, Yüce Allah’a yakarış, kalbin, dilin ve azaların toplu olarak ibadetini ihtiva eden ve diğer amellerin işlenmesine yardımcı olan “namazı dosdoğru kılan”, Kişiyi bayağı vasıflardan kurtarıp arındıran, müslüman kardeşine faydalı olmasını ve onun ihtiyacını karşılamasını sağlayan “zekâtı” verirler. Bununla Allah sevgisini, mala olan sevgisinden üstün tuttuğunu açıkça ortaya koyarlar. Sevdiği mallarını daha çok sevdiği uğrunda feda ederler ki bu da Allah’ın rızasını elde etme arzusudur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar namazlarını en mükemmel şekilde eda eden ve mallarının zekâtını veren kimselerdir. Ve onlar ahirette yeniden dirilmeye, hesaba çekilmeye, sevaba ve cezaya kesin olarak iman ederler.
Aynı kök: يقن (28 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kök: يقن (28 geçiş)
Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar namazı kılar, zekâtı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar.
onlar ki namazı hakkını vererek eda ederler, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar ahirete inananların ta kendisidirler.
onlar ki namazlarında kararlılık gösterir ve karşılıksız yardımda bulunurlar: çünkü onlar içlerinde öteki dünyaya kesin bir inanç besleyenlerdir.
Onlar ki, salatı ikame ederler ve zekatı verirler; onlar sonsuz geleceklerine ikan sahipleridir.
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar.
O kimseler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.
Güzeli hayata geçirenler, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
Onlar ki salatı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.
Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.
ki (onlar) namazı kılar, zekatı verirler, ahirete de kesin inanç edinirler.
Ki namazı kılarlar ve zekatı verirler, Ahırete de onlar yakin edinirler
Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı yaparlar dipnot 1 . Onlar Ahiret'e kesin olarak iman ederler.
Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı yaparlar dipnot 1 . Onlar ahirete kesin olarak iman ederler.
Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı verirler dipnot 1 . Onlar ahirete kesin olarak inanırlar.
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete (iman ederler).
(O ihsan erbabı) ki onlar dosdoğru namazı kılanlar, zekatı verenlerdir. Onlar ahirete yakıyn (ya'ni kati insan) haasıl edenlerin de ta kendileridir.
Onlar ki; namaz kılarlar, zekat verirler ve onlar ahirete de yakınen inanırlar.
(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.
Onlar ki namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete kesin olarak iman edenlerdir.
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
Onlar, namazı düzgün ve sürekli kılan, zekatı veren ve ahirete kesin olarak inanan kimselerdir dipnot 1 .
İyiler namazı kılan, zekatı veren ve Ahirete kesin olarak inanan kimselerdir.
Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve onlar ahirete yakinen iman ederler.
Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen inananlardır.
Ki onlar namazı kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar ahirete de gözle görmüşçesine inanırlar.
Who observe their act of worship, give Zakat (alms) -for alms are but the vehicles of prayer- and they are inspired with the certainty of the Hereafter which imbues their inmost being.
who keep up the prayer, pay the prescribed alms, and are certain of the Hereafter:
Those who establish regular Prayer, and give regular Charity, and have (in their hearts) the assurance of the Hereafter.
who establish Prayer and pay Zakah, and have firm faith in the Hereafter. dipnot 1
those who establish salat and pay zakat and are certain of the Next World.
Those who perform As-Salât (Iqamat-as-Salât) and give Zakât and they have faith in the Hereafter with certainty.
who maintain the prayer, and pay the zakāt, and are certain of the Hereafter.
Those who observe Prayer and present the Zakât (- purifying dues) and who have firm faith in (the requital of) the Hereafter,
who perform the prayer, and pay the alms, and have sure faith in the Hereafter.
The latter are those who worship God on regular basis, devote a part of their income/ abilities to charitable actions and prepare themselves for their eternal life which follows this earthly life.
who are steadfast in prayer and give alms and who of the hereafter are sure;
Those who hold the contact prayer, and contribute towards betterment and regarding the Hereafter they are certain.
who observe the appointed times of prayer, and give alms, and have firm assurance in the life to come:
A guidance and a mercy to those who do good,
Who keep up the prayer and bring the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and they, (it is) they who have certitude concerning the Hereafter.
Those who establish worship and pay the poor-due and have sure faith in the Hereafter.
Who are constant in devotion, pay the zakat, and are certain of the Hereafter.
who are constant in prayer and dispense charity: for it is they, they who in their innermost are certain of the life to come!
those who establish prayer, pay alms-tax, and have sure faith in the Hereafter.
Those who hold the contact-method, and contribute towards betterment and regarding the Hereafter they are certain.
Who observe the Contact Prayers (Salat), give the obligatory charity (Zakat), and as regards the Hereafter, they are absolutely certain.
Who establish prayer and give zakah, and they, of the Hereafter, are certain [in faith].
Those who uphold the duty, and render the purity, and of the Hereafter are certain:
Such people strive to establish the Divine System and set up the Just Economic Order of Zakat. For, it is they who have conviction in the Eternity of the human "Self" and, hence, in the life to come.
Those who establish prayer regularly, and give charity regularly, and have (the truest) belief in the Hereafter.
who are steadfast in Salāh and who pay Zakāh and have faith in the Hereafter.
Those who hold the contact prayer, and contribute towards purification and regarding the Hereafter they are certain.