Lokmân suresi

Lokmân suresi, 8. ayet

Lokmân suresi, 8. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلنَّعِيمِ

inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm cennâtü-nne`îm.

Diyanet İşleri

(8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Lokmân 5–11 · surenin 8. ayeti / 34

Konu Hikmetli kitap; boş sözle saptıranlar ve yaratılış Lokmân 1–11 3

  1. Lokmân 5

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  2. Lokmân 6

    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

  3. Lokmân 7

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

  4. 8–9

    (8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  5. Lokmân 10

    Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.

  6. Lokmân 11

    İşte Allah'ın yarattıkları! Haydi, Allah'ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 8–9. ayetler için yazılmıştır.

8. “İman edip salih ameller işleyenler” iman ederek batınî ibadeti, İslâm’ın gereklerini yerine getirerek ve salih amel işleyerek de zahiri ibadeti bir araya getiren kimseler için “Naîm cennetleri vardır.” Dünyada iken işlediklerine karşılık, onların müjdesi ve onlara sunulacak olan ikram bu olacaktır.

9. “Onlar orada” yani ruh ve bedenin, nimetlere gark olacağı Naim cennetlerinde “ebedî kalacaklardır.”

“Bu, Allah’ın hak bir vaadidir.” Bunun yerine getirilmemesi, değiştirilmesi veya değişikliğe uğratılması imkânsızdır.

“O, Azîzdir, Hakîmdir.” İzzeti de hikmeti de kâmildir. İzzet ve hikmetinin bir tecellisi de insanlar hakkındaki bilgisi, ilmi ve hikmeti gereğince; kimisini imana muvaffak kılması, kimisini de böyle bir muvaffakiyetten mahrum bırakması ve bu hususta ona yardım etmemesidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz ki Allah'a iman eden ve salih amel işleyenler için Naim cennetleri vardır. Orada Allah'ın onlar için hazırladığı nimetlerden bol bol istifade ederler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne elbette
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lara) kök: امن
  4. وَعَمِلُوا۟ ve amilu ve yapanlara kök: عمل
  5. ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler kök: صلح
  6. لَهُمْ lehum onlara vardır
  7. جَنَّـٰتُ cennatu cennetler kök: جنن
  8. ٱلنَّعِيمِ n-neiymi ni'meti bol kök: نعم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet

    İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların…

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet

    Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…

  • Ortak kavram: Cennet

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Ortak kavram: Cennet

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Ortak kavram: Cennet

    İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlar için nimetleri bol cennetler vardır.

Mustafa İslamoğlu

Bir de iman eden ve imanına uygun eylemler ortaya koyan kimseler var ki, her tür nimetle dolu olan cennetler onların olacak:

Muhammed Esed

(Buna karşılık) iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar mutluluk bahçelerine kavuşacaklar,

Ahmed Hulusi

İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlara Naim cennetleri (Esma kuvvelerinin Rahıymi özellikleriyle yaşam) vardır.

Ali Bulaç

(Ancak) Gerçekten iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle donatılmış cennetler vardır.

Ali Özek ve heyeti

Şüphesiz, iman edip de salih ameller işleyenler için, nimetleri bol cennetler vardır.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar için nimet cennetleri vardır.

Bayraktar Bayraklı

- İnanıp yararlı iş yapanları ise nimetlerle dolu,süreli olarak kalacakları cennetler bekliyor. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O'nun gücü her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar için nimet bahçeleri vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnanıp erdemli davrananlar için nimet cennetleri vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat, iman edip de iyi işler yapanlar, şüphesiz onlara Naim cennetleri vardır,

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat iyman edib de iyi işler yapanlar, şübhesiz ki onlara naim Cennetleri var

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman eden ve salihatı dipnot 1 yapanlar için, Naim Cennet'ler vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

Gültekin Onan

(Ancak) Gerçekten inanıp salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle donatılmış cennetler vardır.

Hasan Basri Çantay

(8-9) Hakıykat, iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (yok mu?) Naıym cennetleri — kendileri içlerinde ebedi kalıcı olmak üzere — onlarındır. Bu, Allahın gerçek va'didir. O, yegane gaalib, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

İbni Kesir

İman edip salih amel işleyenlere; muhakkak ki Naim cennetleri vardır.

Mehmet Alagaş

(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Gerçekten iman edip salih ameller işleyenler için Naim Cennetleri vardır.

Süleyman Ateş

İnanan ve iyi işler yapanlara ni'meti bol cennetler vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenen ve iyi işler yapanların payına düşen de nimetlerle dolu bahçelerdir.

Şaban Britch

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için nimet Cennetleri vardır.

Şaban Piriş

İman edenler ve doğruları yapanlara gelince, onlar için de nimet cennetleri vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

İman edip hayra ve barışa yönelik fiiller sergileyenlere gelince, onlar için nimetlerle dolu cennetler vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues and their deeds, wisdom and piety shall be rewarded with the blissful abode in the beautitude of the realm of heaven,

Abdul Haleem

But for those who believe and do righteous deeds, there will be Gardens of bliss

Abdullah Yusuf Ali

For those who believe and work righteous deeds, there will be Gardens of Bliss,-

Abul A'la Maududi

Surely those who believe and do good deeds shall have Gardens of Bliss. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Instead of saying "There are blessings of Paradise (Gardens) for them," it has been said, there “are blissful Gardens for them.” In the first case, it would have meant this: “They will enjoy the blessings but the Gardens will not belong to them.” In the second case, “it automatically becomes evident that the whole Gardens will be handed over to them, and they will take advantage of their blessings as an owner does of his own possession, and not like the one who is allowed to use something without giving him ownership rights over it.”

Aisha Bewley

For those who have iman and do right actions there are Gardens of Delight,

Al-Hilali & Khan

Verily, those who believe (in Islâmic Monotheism) and do righteous good deeds, for them are Gardens of Delight (Paradise).

Ali Quli Qarai

As for those who have faith and do righteous deeds, for them will be gardens of bliss,

Amatul Rahman Omar

As for those who believe and do deeds of righteousness they will have Gardens full of delight and bliss (in Paradise).

Arthur John Arberry

Surely those who believe, and do deeds of righteousness, there awaits them Gardens of Bliss

Bijan Moeinian

Those who believe and do good things, they will be welcomed in the gardens of Paradise.

E. Henry Palmer

Verily, those who believe and do right, for them are gardens of pleasure,

Edip-Layth

Those who acknowledge and promote reforms, for them will be gardens of bliss.

George Sale

But they who shall believe, and work righteousness, shall enjoy gardens of pleasure;

Hamid S. Aziz

And when Our signs are recited to such a one, he turns away in arrogance as though he heard them not, as if there was deafness in both his ears. Announce to him a grievous penalty.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who have believed and done deeds of righteousness, for them are Gardens of Bliss,

Marmaduke Pickthall

Lo! those who believe and do good works, for them are the gardens of delight,

Mohamed Ahmed - Samira

Surely for those who believe and do the right are pleasure gardens.

Muhammad Asad

[As against this, ] verily, those who attain to faith and do righteous deeds shall have gardens of bliss,

Mustafa Khattab

Surely those who believe and do good will have the Gardens of Bliss,

Progressive Muslims

Those who believe and do good works, for them will be gardens of bliss.

Rashad Khalifa

Surely, those who believe and lead a righteous life have deserved the gardens of bliss.

Sahih International

Indeed, those who believe and do righteous deeds - for them are the Gardens of Pleasure.

Sam Gerrans

Those who heed warning and do righteous deeds, they have the Gardens of Bliss,

Shabbir Ahmed

Whereas those who believe in the Word of Allah and fulfill the needs of others, for them are the Gardens of delight.

Syed Vickar Ahamed

Verily, for those who believe and work righteous deeds, there will be Gardens of Joy,

Taqi Usmani

Surely, for those who believe and do righteous deeds there are gardens of bliss

The Monotheist Group

Those who believe and do good works, for them will be gardens of bliss.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩