Mehmet Okuyan
Göğe ve Târık'a yemin olsun!
86. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Târık suresi, 1. ayet. وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
vessemâi veṭṭâriḳ.
Göğe ve Târık'a yemin olsun!
Târık suresi, 2. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
vemâ edrâke me-ṭṭâriḳ.
Târık'ın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Târık suresi, 3. ayet. ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
ennecmü-ŝŝâḳib.
(O, karanlığı) delen yıldızdır. dipnot 1
Târık suresi, 4. ayet. إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ
in küllü nefsil lemmâ `aleyhâ ḥâfiż.
Üzerinde bir gözetleyici (melek) olmayan hiçbir can yoktur. dipnot 1
Târık suresi, 5. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
felyenżuri-l'insânü mimme ḫuliḳ.
İnsan, neyden yaratıldığına bir baksın!
Târık suresi, 6. ayet. خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ
ḫuliḳa mim mâin dâfiḳ.
(6, 7) Omurga ile kaburga kemikleri arasından çıkan (akan) bir sudan (sıvıdan) dipnot 1 yaratıldı.
Târık suresi, 7. ayet. يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
yaḫrucü mim beyni-ṣṣulbi vetterâib.
(6, 7) Omurga ile kaburga kemikleri arasından çıkan (akan) bir sudan (sıvıdan) dipnot 1 yaratıldı.
Târık suresi, 8. ayet. إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ
innehû `alâ rac`ihî leḳâdir.
Şüphesiz ki O (Allah) onu geri döndürmeye (tekrar yaratmaya) gücü yetendir.
Târık suresi, 9. ayet. يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ
yevme tüble-sserâir.
(9, 10) Sırların ortaya döküleceği o gün, onun (insanın) hiçbir gücü ve yardımcısı yoktur.
Târık suresi, 10. ayet. فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
femâ lehû min ḳuvvetiv velâ nâṣir.
(9, 10) Sırların ortaya döküleceği o gün, onun (insanın) hiçbir gücü ve yardımcısı yoktur.
Târık suresi, 11. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
vessemâi ẕâti-rrac`.
Yemin olsun: Dönüş sahibi olan göğe,
Târık suresi, 12. ayet. وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
vel'arḍi ẕâti-ṣṣad`.
Yarılan yere ki
Târık suresi, 13. ayet. إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
innehû leḳavlün faṣl.
Şüphesiz ki o (Kur'an, doğru ile yanlışı) ayırt eden bir sözdür.
Târık suresi, 14. ayet. وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
vemâ hüve bilhezl.
O asla bir şaka değildir.
Târık suresi, 15. ayet. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
innehüm yekîdûne keydâ.
Şüphesiz ki onlar bir tuzak kuruyor.
Târık suresi, 16. ayet. وَأَكِيدُ كَيْدًا
veekîdü keydâ.
Ben de bir tuzak kuruyorum. dipnot 1
Târık suresi, 17. ayet. فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
femehhili-lkâfirîne emhilhüm ruveydâ.
Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı.