Diyanet İşleri
Kitab'ın indirilmesi mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
Zümer suresi · 1–10. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Zümer suresi, 1. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ
Kitab'ın indirilmesi mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
(Bu) Kitabın indirilişi, güçlü, doğru hüküm veren Allah'tandır.
Bu ilahi mesaj, her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden Allah katından indirilmedir:
Bu ilahi kelamın indirilişi, güç ve hikmet Sahibi olan Allah'tandır.
Bu BİLGİ, Aziyz Hakiym Allah'tan boyutsal olarak şuuruna indirilmiştir!
(Bu) Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah (katın)dandır.
Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmiştir.
Kitap'ın indirilişi, Üstün Olan; Bilgelik ve Adaletle Yöneten Allah tarafındandır.
Bu kitap, her şeye gücü yeten ve her işinde hikmet bulunan Allah tarafından indirilmiştir.
Kitabın indirilmesi, Üstün ve Bilge olan ALLAH'tandır.
Kitabın indirilmesi, Üstün ve Bilge olan ALLAH'tandır.
Bu kitabın indirilişi, güçlü, hikmet sahibi olan Allah tarafındandır.
İndirilişi bu kitabın Allahdan, o aziz, hakim Allahdandır
Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.
Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.
Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.
(Bu) Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Tanrı (katın)dandır.
(Bu) kitabın indirilmesi, o mutlak gaalib, o yegane hukum ve hikmet saahibi Allahdandır.
Kitab'ın indirilmesi; Aziz, Hakim olan Allah katındandır.
(1, 2, 5, 6, 7, 34) Kitap, saygıdeğerdir / aziz ve hâkim Allah’tan indirilmedir, biz sana kitabı gerçek olarak indirdik, Allah’a katışıksız olarak / halis olarak ibadet et, din O’nundur, Dikkat et! katışıksız / halis din Allah’ındır, O’nun dışındakileri dost edinenler, biz Allah’a yaklaştırsın diye onlara ibadet ediyoruz derler , Allah, aralarında ihtilaf ettikleri / ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir, Allah yalanlayanı, yok sayanı / kafiri yola iletmez. Allah evlat edinmeyi isteseydi / murad etseydi, yarattıklarından herhangi bir şeyi seçerdi (evlat edinirdi). O üstündür / süphandır, O Allah ki, kahreden tektir, semaları ve yeri gerçek olarak yaratmıştır , gündüze geceyi sarmalıyor, geceye de gündüzü sarmalıyor , güneşi ve ayı da emre amade kılıyor, her şey belirli bir süreye doğru akar, Dikkat et! O azizdir, bağışlayandır, sizleri tek bir kişiden yaratandır, sonra ondan eşini yarattı ve sizlere sekiz çift nimetler i indirdi, sizleri üç adet karanlık yarama aşamasından sonra annelerinizin karnında yaratan O’dur, işte sizin Rabbiniz böyledir , egemenlik / mülkiyet O’nundur, O’dan başka İlah yoktur, nasıl oluyor da savruluyorsunuz. Eğer ki küfrederseniz, Allah sizlerden müstağnidir / sizlere ihtiyacı yoktur , kullarının yok saylamalarından / kafir olmalarından hoşnut olmaz / razı gelmez, eğer teşekkür ederseniz, sizlerden razı olur, y üklenici kimse, bir başka yük sahibinin yükünü yüklenemez , gerisin geri dönüşünüz Rabbinizedir, sizlere yaptıklarınızı haber verecektir, muhakkak ki O göğüslerde olanı bilendir.
Bu kitap; Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
Kitabın indirilmesi, aziz hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
Bu kitabın indirilmesi, daima üstün ve kararları doğru olan Allah tarafındandır dipnot 1 .
Bu Kitab'ı indirme işini, daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah yapmıştır.
Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmiştir.
Kitabın indirilmesi, güç ve hüküm sahibi Allah'tandır.
Bu Kitap'ın indirilişi Aziz ve Hakim olan Allah'tandır.
Zümer suresi, 2. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ فَٱعْبُدِ ٱللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ ٱلدِّينَ
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab'ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah'a has kılarak O'na kulluk et.
Şüphesiz ki Kitabı sana bir amaç için biz indirdik. Sen de dini O'na özgü kılarak Allah'a kulluk et!
Bu ilahi mesajı gerçek bir amaçla elbette Biz indirdik; şu halde, sadece Zatına hasredilmiş saf ve samimi bir borçluluk bilinciyle Allah'a kulluk et!
hakikati ortaya koyan bu vahyi sana indiren Biziz. Öyleyse içten bir inançla Allah'a bağlanarak yalnız O'na kulluk et!
Muhakkak ki biz sana O BİLGİyi Hak olarak (hakikatin olan Esma boyutundan açığa çıkardık) inzal ettik! O halde Din'i, (varlıktaki sistem ve düzenin mutlak hakimi - hükümranı olarak) Allah'a kulluğunun farkındalığıyla yaşa!
Şüphesiz, sana bu Kitabı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet et.
(Rasûlüm!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.
Kuşkusuz, Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik. Artık, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na hizmet et.
Bizim bu kitabı sana gerçek olarak indirdiğimizde şüphe yoktur. O halde sen de dini Allah'a has kılarak O'na kulluk et.
Biz bu kitabı sana gerçekle indirdik, öyleyse ALLAH'a hizmet et; dinini sadece O'na has kılarak... dipnot 1
Biz bu kitabı sana gerçekle indirdik, öyleyse ALLAH'a kulluk et; dinini sadece O'na has kılarak...
Emin ol, Biz sana kitabı hakkıyla indirdik. Onun için dini yalnız O'na halis kılarak Allah'a ibadet ve kulluk et!
Emin ol biz sana kitabı hakkıyle indirdik onun için Allaha öyle ıbadet ve kulluk et ki dini ona halis kılarak
Biz, bu Kitap'ı sana Hakk ile indirdik. Öyleyse dini yalnızca O'na halis dipnot 1 kılarak Allah'a kulluk dipnot 2 et.
Biz, bu Kitap'ı sana hakk ile indirdik. Öyleyse dini yalnızca O'na halis kılarak dipnot 1 Allah'a kulluk dipnot 2 et.
Biz, bu Kitap'ı sana hakk ile indirdik. Öyleyse dini yalnızca O'na halis kılarak dipnot 1 Allah'a kulluk et.
Şüphesiz, sana bu Kitabı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O'na halis kılarak Tanrı'ya ibadet et.
(Habibim) şübhesiz ki biz o kitabı sana hak olarak indirdik. O halde Allaha, dinde Ona ihlas edici olarak, ibadet et.
Şüphesiz ki Biz, kitabı sana, hak olarak indirdik. Öyleyse dini Allah için tahsis ederek O'na ibadet et.
(1, 2, 5, 6, 7, 34) Kitap, saygıdeğerdir / aziz ve hâkim Allah’tan indirilmedir, biz sana kitabı gerçek olarak indirdik, Allah’a katışıksız olarak / halis olarak ibadet et, din O’nundur, Dikkat et! katışıksız / halis din Allah’ındır, O’nun dışındakileri dost edinenler, biz Allah’a yaklaştırsın diye onlara ibadet ediyoruz derler , Allah, aralarında ihtilaf ettikleri / ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir, Allah yalanlayanı, yok sayanı / kafiri yola iletmez. Allah evlat edinmeyi isteseydi / murad etseydi, yarattıklarından herhangi bir şeyi seçerdi (evlat edinirdi). O üstündür / süphandır, O Allah ki, kahreden tektir, semaları ve yeri gerçek olarak yaratmıştır , gündüze geceyi sarmalıyor, geceye de gündüzü sarmalıyor , güneşi ve ayı da emre amade kılıyor, her şey belirli bir süreye doğru akar, Dikkat et! O azizdir, bağışlayandır, sizleri tek bir kişiden yaratandır, sonra ondan eşini yarattı ve sizlere sekiz çift nimetler i indirdi, sizleri üç adet karanlık yarama aşamasından sonra annelerinizin karnında yaratan O’dur, işte sizin Rabbiniz böyledir , egemenlik / mülkiyet O’nundur, O’dan başka İlah yoktur, nasıl oluyor da savruluyorsunuz. Eğer ki küfrederseniz, Allah sizlerden müstağnidir / sizlere ihtiyacı yoktur , kullarının yok saylamalarından / kafir olmalarından hoşnut olmaz / razı gelmez, eğer teşekkür ederseniz, sizlerden razı olur, y üklenici kimse, bir başka yük sahibinin yükünü yüklenemez , gerisin geri dönüşünüz Rabbinizedir, sizlere yaptıklarınızı haber verecektir, muhakkak ki O göğüslerde olanı bilendir.
Şüphesiz biz sana kitabı hak olarak indirdik. O halde dini yalnız O'na halis kılarak Allah'a ibadet et.
Biz bu Kitabı sana hak ile indirdik; sen dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na kulluk et.
Bu Kitab'ı sana gerçekleri içerir bir şekilde biz indirdik dipnot 1 . Öyleyse sen de dine bir şey katmadan dipnot 2 kulluğu Allah'a yap! dipnot 3
Gerçekleri içeren bu Kitab'ı sana Allah indirmiştir. Öyleyse dinine bir şey katmadan kulluğu Allah'a yap.
Biz, sana kitabı hak olarak indirdik. Öyleyse, dini ona halis kılarak Allah’a ibadet et!
Biz, sana kitabı hak olarak indirdik. Öyleyse, dini ona tahsis ederek Allah'a kulluk et!
Emin ol, bu Kitap'ı biz sana hak olarak indirdik. O halde, dini yalnız Allah'a özgüleyerek O'na kulluk/ibadet et!
Zümer suresi, 3. ayet. أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّينُ ٱلْخَالِصُ وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلْفَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِى مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ كَٰذِبٌ كَفَّارٌ
İyi bilin ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp da başka dostlar edinenler, "Biz onlara sadece, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
Dikkat edin! Arı duru din yalnızca Allah'a aittir. O'nun peşi sıra dostlar edinenler "Onlara, bizi yalnızca Allah'a biraz daha yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" (derler). dipnot 1 Şüphesiz ki Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola ulaştırmaz.
Değil mi ki böyle bir borçluluk bilincinin en saf ve samimi olanı, sadece Allah'a has kılınanıdır! O'ndan başkalarını sığınacak otorite edinenler, "Biz bunlara sadece bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" (derler). Şu kesin ki, tartıştıkları her hususta Allah onlar arasındaki hükmü verecektir: çünkü Allah yalanı tabiat haline getiren hiçbir nankörü asla doğru yola yöneltmez.
Halis inancın yalnız Allah'a yönelmesi gerekmez mi? O'ndan başkasını dost ve koruyucu edinenler, "Biz bunlara sırf bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" (derler). Şüphesiz Allah, (Kıyamet Günü) onlar arasında (hakikatten saptıkları) her konuda mutlaka hüküm verecektir, çünkü Allah, (kendi kendine) yalan söyleyen ve inatla nankörlük yapan hiç kimseyi rahmetiyle doğru yola ulaştırmaz!
Dikkat edin, halis din (mutlak sistem ve düzen) Allah (Esma'sının açığa çıkması) içindir! O'nun dununda (tanrısal kuvveler vehmedilenleri) veliler edinenler: "Biz onlara, sadece bizi Allah'a yaklaştırması için tapıyoruz" (derler). . . Muhakkak ki Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuda hüküm verecektir. . . Muhakkak ki Allah, yalancı olup, hakikati inkar eden kimseye hidayet etmez.
Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.
Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.
İyi bilin ki, katışıksız din, yalnızca Allah'a özgüdür. Oysa O'ndan başka bir de ayrıca dostlar edinenler, şöyle derler: "Bizi, Allah'a daha çok yaklaştırmaları için onlara hizmet ediyoruz!" Kuşkusuz, Allah, uyuşmazlığa düştükleri konularda, aralarında yargı verecektir. Kuşkusuz, Allah, yalancı nankörleri doğru yola eriştirmez. dipnot 392
Dikkat ediniz, saf din Allah'a aittir. O'ndan başkasını tanrı edinenler; "Bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye onlara kulluk ediyoruz" derler. Şüphesiz ki Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Elbette Allah yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola iletmez.
Kesinlikle, din sadece ALLAH'a aittir. O'nun dışındakileri evliya (dostlar) olarak edinenler, "Onlar bizi ALLAH'a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara hizmet ediyoruz" (derler). Ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında ALLAH karar verecektir. ALLAH kuşkusuz, yalancıları ve nankörleri doğru yola iletmez. dipnot 1
Kesinlikle, din sadece ALLAH'a aittir. O'nun dışındakileri evliya (dostlar) olarak edinenler, 'Onlar bizi ALLAH'a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz.' (derler). Ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında ALLAH karar verecektir. ALLAH kuşkusuz, yalancıları ve nankörleri doğru yola iletmez.
İyi bil ki halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka bir takım dostlara tutunanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. şüphe yok ki, Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyle hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.
İyi bil ki Allahındır ancak halis din, onun berisinden bir takım veliylere tutunanlar da şöyle demektedirler: biz onlara ıbadet etmiyoruz, ancak bizi Allaha yakın yaklaştırsınlar diye, şübhe yok ki Allah onların aralarında ıhtilaf edip durdukları şeyde hukmünü verecek, her halde yalancı, nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz
Dikkat edin! Halis dipnot 1 din yalnızca Allah'a aittir. O'nun yanı sıra veliler dipnot 2 edinenler: "Onlara, bizi Allah'a daha yakın bir seviyeye yaklaştırsınlar diye kulluk dipnot 3 ediyoruz." diyorlar. Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve azılı nankörleri doğru yola iletmez.
Dikkat edin! Halis dipnot 1 din yalnızca Allah'a aittir. O'nun yanı sıra veliler dipnot 2 edinenler: "Onlara, bizi Allah'a daha yakın bir seviyeye yaklaştırsınlar diye kulluk dipnot 3 ediyoruz." diyorlar. Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve azılı nankörleri doğru yola iletmez.
Dikkat edin! Halis dipnot 1 din yalnızca Allah'a aittir. O'ndan başka veliler edinenler: "Onlara, bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz." diyorlar. Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı olan ve gerçeği yalanlayan azılı nankörleri doğru yola iletmez.
Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Tanrı'nındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz bunlara bizi Tanrı'ya daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Tanrı, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Tanrı, yalancı kafirleri hidayete erdirmez.
Gözünü aç, haalis din Allahındır. Onu bırakıb da kendilerine bir takım dostlar edinenler (derler ki:) "Biz, bunlara ancak bizi Allaha daha fazla yaklaşdırsınlar diye tapıyoruz". Şübhe yok ki Allah onlar (la mü'minler) arasında, ihtilaf edegeldikleri şeyler hakkında, hükmünü verecekdir. Muhakkak ki yalancı, hakıykaten kafir olan o kimseleri Allah doğru yola iletmez.
İyi bil ki; halis din, Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler; onlara, sırf bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ihtilafa düştükleri şeylerde, aralarında hüküm verecektir. Muhakkak ki Allah; yalancı ve kafir olan kimseyi hidayete eriştirmez.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinenler, : “Biz bunlara ancak bizleri Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” (derler.) Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
İyi bil ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinerek: "Biz bunlara, sırf bizi Allah'a yaklaştırmaları için tapıyoruz," diyenler(e gelince): Şüphesiz ki Allah, onlar arasında, ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir. Allah, yalancı, nankör insanı doğru yola iletmez.
Bilin ki saf din Allah'ın dinidir dipnot 1 . Allah ile aralarına veliler dipnot 2 koyanlar şöyle derler: "Biz bunlara sırf bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz dipnot 3 ." Allah, ihtilafa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir dipnot 4 . Allah, yalancı ve nankör birini yola getirmez dipnot 5 .
Bil ki Allah'ın dini, katışıksız dindir. Allah ile aralarına evliya dipnot 1 yerleştirenler şöyle derler: "Bizim bunlara kul köle olmamız, sırf bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diyedir." Allah, onların tartışıp durdukları her konudaki hükmünü, onların yüzüne karşı verecektir. Allah, yalancı olan ve ayetleri görmezlikte (kafirlikte) direnen birini yoluna kabul etmez.
Bil ki halis din Allah’ındır. Ondan başka veliler edinenler: Biz bunlara, ancak bizi Allah’a çokça yaklaştırmaları için ibadet ediyoruz derler. Allah, anlaşmazlığa düştükleri konuda aralarında hükmü verecektir. Şu kadar var ki Allah; yalancı, inkârcı ve kâfir kimseye hidayet etmez.
Bil ki halis din Allah'ındır. Ondan başka veliler edinenler: -Biz bunlara, bizi Allah'a yaklaştırmalarından başka bir sebeple kulluk etmiyoruz derler. Allah, anlaşmazlığa düştükleri konuda aralarında hükmü verecektir. Şu kadar var ki Allah; yalancı, inkarcı kimseye yol göstermez.
Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'ndan başkasını veliler edinerek, "biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.
Zümer suresi, 4. ayet. لَّوْ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا لَّٱصْطَفَىٰ مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ سُبْحَٰنَهُۥ هُوَ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, bundan uzaktır, yücedir. O, bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah'tır.
Allah çocuk edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O yücedir. O tek, ezici güç sahibi olan Allah'tır.
Şayet Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıkları arasından elbet dilediğini seçerdi. (Ama) O yüceler yücesi bundan münezzehtir: O mutlak otorite sahibi bir tek Allah'tır.
Eğer Allah bir evlat edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediği herhangi birini seçebilirdi; (fakat) O, kudret ve ihtişamında sınırsızdır! O, Tek Allah'tır: bütün mevcudat üzerinde mutlak otorite Sahibi!
Eğer Allah bir çocuk edinme irade etseydi (olmasını kesin arzulasaydı), elbette yarattıklarından dilediğini süzüp seçerdi. . . Subhan'dır O! "HU" Allah Vahid, Kahhar'dır!
Eğer Allah, çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini elbette seçerdi. O, yücedir; O, bir olan, kahredici olan Allah'tır.
Eğer Allah bir evlât edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tır.
Allah, çocuk edinmek isteseydi, kesinlikle, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, bundan ayrıktır. O Allah ki, Tek ve Eşsizdir; Gücüne Karşı Konulamayandır.
Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. Haşa, O, bundan uzaktır. O, tektir; her şeyin üstesinden gelendir.
ALLAH bir çocuk dileseydi, yarattıklarının arasından dilediğini seçerdi. O çok yücedir. O, Tek ve Egemen olan ALLAH'tır.*
ALLAH bir çocuk dileseydi, yarattıklarının arasından dilediğini seçerdi. O çok yücedir. O, Tek ve Egemen olan ALLAH'tır
Allah, bir çocuk edinmek isteseydi elbette yaratacağından, dileyeceğini seçecekti. O bundan münezzehtir. O tek ve kahredici olan Allah'tır.
Allah bir veled edinmek murad etse idi elbette yaratacağından dileyeceğini seçecekti, tenzih o sübhana, o öyle bir Allah ki vahid, kahhar
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yaratacağından dilediğini seçerdi. O, bundan münezzehtir. O Allah, Eşsiz ve Benzersiz Tek Olan'dır, Varlığın Üzerinde Mutlak Egemen'dir.
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yaratacağından dilediğini seçerdi. O, bundan münezzehtir. dipnot 1 O Allah, Eşsiz ve Benzersiz Tek Olan'dır, Varlığın Üzerinde Mutlak Egemen'dir.
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yaratacağından dilediğini seçerdi. O, bundan münezzehtir. dipnot 1 O Allah, Eşsiz ve Benzersiz Tek Olan'dır, Varlığın Üzerinde Mutlak Egemen'dir.
Eğer Tanrı, çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini elbette seçerdi. O, yücedir; O, bir olan kahredici olan Tanrı'dır.
Eğer Allah (bilfarz) bir evlad edinmek isteseydi elbet yaratacağından kimi dilerse seçerdi. O, (bundan) münezzehdir, yücedir. O, öyle Allahdır ki (eşi, benzeri yokdur) birdir, herşey'e haakimdir.
Şayet Allah, çocuk edinmek isteseydi; yaratıklarından dilediğini elbette seçerdi. Tenzih ederiz O'nu. O; Vahid ve Kahhar Allah'tır.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Eğer Allah bir evlat edinmek istese idi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bundan münezzehtir, O Allah’tır, birdir, Kahhâr'dır.
Eğer Allah çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O (bundan münezzehtir) yücedir. O tek ve kahredici Allah'tır.
Allah çocuk edinmek isteseydi elbette yarattıkları içinden beğendiğini seçerdi. Bu, ona yakıştırılamaz dipnot 1 . O Allah'tır, tektir, her şeyi emri altına almış olandır dipnot 2 .
Allah çocuk edinmek istese, yarattıkları içinden beğendiğini seçerdi. O'nun çocukla (çocuk edinmekle) ilgisi olmaz. O, tek olan Allah'tır, karşı konulmaz bir güce sahiptir.
Eğer Allah bir oğul edinmek isteseydi, yarattıkları içinden dilediğini seçerdi. O bundan münezzehtir. O birdir, Kahhar olan Allah'tır.
Eğer Allah bir oğul edinmek isteseydi, yarattıkları içinden dilediğini seçerdi. O bundan münezzehtir. O, tek ve yegane otorite sahibi Allah'tır.
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yaratmakta olduklarından dilediğini seçerdi. Böyle birşeyden arınmıştır O. Allah'tır, Vahid'dir, Kahhar'dır O.
Zümer suresi, 5. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ يُكَوِّرُ ٱلَّيْلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى أَلَا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ
Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
(Allah) gökleri ve yeri bir amaç ile dipnot 1 yarattı. Geceyi gündüzün üzerine bürüyüp örtüyor; gündüzü de gecenin üzerine bürüyüp örtüyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. Dikkat edin! O güçlüdür, çok bağışlayandır.
O gökleri ve yeri gerçek bir amaçla yaratmıştır; o geceyi gündüzün başına sarar, gündüzü de gecenin başına sarar; yine O, her biri kendi mecrasında belirli bir süreye kadar akıp gidecek olan güneşi ve ayı da bir yasaya bağlamıştır. Değil mi ki, sadece O mutlak üstün ve yüce olandır, tekrar tekrar bağışlayandır.
O, gökleri ve yeri (deruni bir) hakikate göre yaratmıştır. O gecenin gündüze sızıp onu örtmesini ve gündüzün de geceye sızıp örtmesini sağlar; O, güneşi ve ayı (kendi kanunlarına) tabi tutmuştur, her biri (O'nun tarafından) belirlenen bir süre içinde akıp gitmektedir. O, güçlü ve bağışlayıcı değil midir?
Semaları ve arzı onlar yokken Hak olarak (Esma'sındaki özelliklerle) var kıldı! Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de gecenize dönüştürür. . . Güneş'i ve Ay'ı işlevsel kılmıştır. . . Her biri belli bir ömre sahip olarak yoluna devam eder. . . Dikkat edin, "HU"; Aziyz'dir, Ğaffar'dır.
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor. Güneşe ve aya boyun eğdirdi. Her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun; üstün ve güçlü olan, bağışlayan O'dur.
Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Dikkat et! O, azîzdir ve çok bağışlayandır.
Gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır. Geceyi, gündüzün üzerine sarar; gündüzü de gecenin üzerine sarar. dipnot 393 Güneşi ve ayı da buyruğuna boyun eğdirmiştir. Belirlenmiş bir süreye dek, tümü akıp gider. İyi bilin ki, O, Üstündür; Bağışlayıcıdır.
Allah, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye sarar. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Dikkat ediniz, O'nun her şeye gücü yeter; affedicidir.
Gökleri ve yeri gerçek ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine yuvarlar ve gündüzü de gecenin üzerine yuvarlar. Güneşi ve ayı da emri altına sokmuş ve onların her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. Kesinlikle, O Üstündür, Bağışlayandır. dipnot 1
Gökleri ve yeri gerçek ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine yuvarlar ve gündüzü de gecenin üzerine yuvarlar. Güneşi ve ayı da emri altına sokmuş ve onların her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. Kesinlikle, O Üstündür, Bağışlayandır.
O gökleri ve yeri hak ile yarattı, geceyi gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Ay ve güneşi emrine amade kılmış, her biri belli bir süreye doğru akıyor. Uyan, O çok güçlü, çok bağışlayandır.
Gökleri ve Yeri hakk ile yarattı, geceyi gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü gecenin üstüne sarıyor, Ay ve Güneşi müsahhar kılmış her biri bir müsemma ecele cereyan ediyor, uyan, o öyle aziz, öyle gaffar
Gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına almıştır. Hepsi belirlenmiş bir zamana akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına almıştır. Hepsi belirlenmiş bir zamana akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Gökleri ve yeri hakk ile yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına almıştır. Hepsi belirlenmiş bir zamana akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor. Güneşe ve aya boyun eğdirdi. Her biri adı-konulmuş bir ecele kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun üstün ve güçlü olan, bağışlayan O'dur.
Gökleri ve yeri hak (kın ikaamesine sebeb) olarak yaratdı O. Geceyi gündüzün üstüne (bürüyüb) örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne (getirip) sarıyor. Güneş, ayı müsahhar kıldı. Herbiri muayyen bir vakt için (seyr-ü) cereyan etmekdedir, Gözünü aç, O (emrinde) mutlak gaalibdir, (dostlarını) çok yarlığayıcıdır.
Gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine dolar; gündüzü de gecenin üzerine dolar. Güneşi ve ayı müsahhar kılmıştır. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O; Aziz' dir, Gaffar'dır.
(1, 2, 5, 6, 7, 34) Kitap, saygıdeğerdir / aziz ve hâkim Allah’tan indirilmedir, biz sana kitabı gerçek olarak indirdik, Allah’a katışıksız olarak / halis olarak ibadet et, din O’nundur, Dikkat et! katışıksız / halis din Allah’ındır, O’nun dışındakileri dost edinenler, biz Allah’a yaklaştırsın diye onlara ibadet ediyoruz derler , Allah, aralarında ihtilaf ettikleri / ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir, Allah yalanlayanı, yok sayanı / kafiri yola iletmez. Allah evlat edinmeyi isteseydi / murad etseydi, yarattıklarından herhangi bir şeyi seçerdi (evlat edinirdi). O üstündür / süphandır, O Allah ki, kahreden tektir, semaları ve yeri gerçek olarak yaratmıştır , gündüze geceyi sarmalıyor, geceye de gündüzü sarmalıyor , güneşi ve ayı da emre amade kılıyor, her şey belirli bir süreye doğru akar, Dikkat et! O azizdir, bağışlayandır, sizleri tek bir kişiden yaratandır, sonra ondan eşini yarattı ve sizlere sekiz çift nimetler i indirdi, sizleri üç adet karanlık yarama aşamasından sonra annelerinizin karnında yaratan O’dur, işte sizin Rabbiniz böyledir , egemenlik / mülkiyet O’nundur, O’dan başka İlah yoktur, nasıl oluyor da savruluyorsunuz. Eğer ki küfrederseniz, Allah sizlerden müstağnidir / sizlere ihtiyacı yoktur , kullarının yok saylamalarından / kafir olmalarından hoşnut olmaz / razı gelmez, eğer teşekkür ederseniz, sizlerden razı olur, y üklenici kimse, bir başka yük sahibinin yükünü yüklenemez , gerisin geri dönüşünüz Rabbinizedir, sizlere yaptıklarınızı haber verecektir, muhakkak ki O göğüslerde olanı bilendir.
O, gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Geceyi gündüze dolayıp örter, gündüzü de geceye örter, Güneşe ve Ay'a da boyun eğdirmiştir. Hepsi de belli bir süreye kadar akar/gider. Bilin ki O; çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.
Gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine dolar, gündüzü de gecenin üzerine dolar. Güneşi ve ayı buyruğu altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bil ki O, aziz ve çok bağışlayandır.
O, gökleri ve yeri o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne sarar, gündüzü de gecenin üstüne sarar dipnot 2 . Güneş'i ve Ay'ı hizmete koymuştur. Bunların her biri (kendi yörüngesinde dipnot 3 ) belli bir süre için akar gider dipnot 4 . Bilin ki o daima üstündür, çok bağışlayıcıdır.
Gökleri ve yeri, gerçek dipnot 1 varlıklar olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne, gündüzü de gecenin üstüne sarar. Güneşi ve ayı hizmete sokmuştur. Her biri, belli bir süre içinde akıp gider. Bilesin ki O üstündür, çok bağışlayıcıdır.
O, gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Geceyi gündüze dolayıp, örter gündüzü de geceye örter, güneşe ve aya da boyun eğdirmiştir. Hepsi de belli bir süreye kadar akar/gider. Bilin ki O, çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.
O, gökleri ve yeri hakkıyla yaratmıştır. Geceyi gündüze örter, gündüzü de geceye örter, güneşe ve aya da boyun eğdirmiştir. Hepsi de belli bir süre için akar/döner. Bilin ki O, güçlüdür, bağışlayıcıdır.
Gökleri ve yeri hak olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üstüne çekip örtüyor; gündüzü de gecenin üstüne sarıp dürüyor. Güneş'i ve Ay'ı bir buyruğa boyun eğdirmiştir. Hepsi, belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. Gözünüzü açın; Aziz'dir O, Gaffar'dır.
Zümer suresi, 6. ayet. خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْأَنْعَٰمِ ثَمَٰنِيَةَ أَزْوَٰجٍ يَخْلُقُكُمْ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ خَلْقًا مِّنۢ بَعْدِ خَلْقٍ فِى ظُلُمَٰتٍ ثَلَٰثٍ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّىٰ تُصْرَفُونَ
O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
(Allah) sizi tek bir nefisten dipnot 1 (candan/cevherden) yaratmıştır; sonra ondan (o candan/cevherden) eşini de var etmiştir. Sizin için hayvanlardan da sekiz çift dipnot 2 indirmiştir (yaratmıştır). Sizi annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde aşamalardan geçirerek yaratıyor. dipnot 3 İşte bu (yaratıcı), Rabbiniz Allah'tır. Otorite yalnızca O'na aittir. O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!
O sizi de bir tek canlı varlıktan yaratmış, ondan da eşini meydana getirmiştir; yine O her iki cinsten dört tür hayvanı sizin yararlanmanız için emre amade kılmıştır; o sizi (de) annelerinizin karınlarında üç kat karanlığın göbeğinde birbirini izleyen yaratma aşamalarından geçirerek halk etmektedir. İşte Rabbiniz olan Allah budur: mutlak hakimiyet O'na aittir: O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Böyleyken, nasıl (gerçeğe) bunca mesafeli durabiliyorsunuz?
O, sizi, (hepinizi) bir tek candan yaratmıştır ve ondan da eşini var etmiştir; ve size dişi erkek evcil hayvanlardan dört tür bağışlamıştır. O, sizi annelerinizin rahimlerinde, üç katman karanlığın içinde, peşpeşe yaratılış safhalarından geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz Allah budur; hükümranlık O'nundur; O'ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen hakikati nasıl gözardı edersiniz?
Sizi nefs-i vahide'den (nefs-i küll - kozmik bilinç - evrensel benlik - Hakikati Muhammedi - RUH adlı melek tanımlamalarıyla işaret edilen) yarattı! Sonra (holografik esas gereğince) ondan (bilinçten) onun eşini (bedeni) oluşturdu; sizin için en'amdan (kontrol edilebilir hayvani duygular) sekiz eş açığa çıkardı! Sizi analarınızın karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratıştan sonra (diğer) bir yaratışa (geçirerek) yaratıyor. . . İşte size Rabbiniz Allah; mülkü onun (Esma'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması) için olan! Tanrı yok; sadece "HU"! Nasıl hakikati görmezsiniz!
Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?
Sizi tek bir nefisten (Adem'den) yaratmış, sonra da ondan eşini meydana getirmiştir. Sizin için hayvanlardan sekiz çift indirmiştir. Sizi analarınızın karınlarında, bir yaratmadan sonra bir diğer yaratmaya geçerek üç karanlık safhada yaratır. İşte bunları yapan Rabbiniz Allah'tır. Hükümranlık O'nundur. O'ndan başka ilâh yoktur. O halde nasıl olup da O'ndan yüz çevirip başkalarına ibadet edersiniz.
Sizi, bir tek benlikten yarattı. Sonra, onun eşini, ondan oluşturdu. Ve sizin için, çiftlik hayvanlarından sekiz çift indirdi. Annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan diğer yaratılışa geçirerek sizi yaratır. dipnot 394 Efendiniz Allah, işte böyledir. Tüm yönetim, O'na özgüdür. O'ndan başka Tanrı yoktur. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?
Sizi bir cevherden yaratmış, sonra o cevherden eşini de var etmiştir. Size evcil hayvanlardan sekiz çift bahşetmiştir. Sizi de annelerinizin karınlarında aşama aşama üç karanlıkta yaratıyor. İşte, Rabbiniz olan Allah budur. Mülk O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl oluyor da döndürülüyorsunuz?
Sizi bir tek kişiden yarattı, sonra ondan da eşini var etti. Size dört tür çiftlik hayvanı bağışladı (koyun, keçi, deve, sığır). Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. Efendiniz olan ALLAH işte budur. Egemenlik O'na aittir. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl da çevriliyorsunuz?
Sizi bir tek kişiden yarattı, sonra ondan da eşini var etti. Size sekiz tür çiftlik hayvanı indirdi. Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. Rabbiniz olan ALLAH işte budur. Egemenlik O'na aittir. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl da çevriliyorsunuz?
O, sizi tek bir nefisten yarattı. Onun eşini de ondan meydana getirdi. Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizleri analarınızın karınlarında üç türlü karanlık içinde yaratılışdan yaratılışa yaratıp duruyor, işte Rabbiniz Allah O'dur, mülk O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. O halde nasıl (haktan) çevrilirsiniz?
O odur ki sizi bir tek nefisten yarattı hem onun eşini de ondan yaptı ve sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz eş en'am da indirdi: sizleri analarınızın karınlarında üç zulmet hılkatten hılkate yaratıp duruyor. İşte rabbınız Allah o, mülk onun, ondan başka tanrı yok, o halde nasıl çevrilirsiniz?
Sizi tek bir nefisten dipnot 1 yarattı. Sonra ondan dipnot 2 eşini meydana getirdi. Sizin için hayvanlardan sekiz eş bağışladı. Sizi annelerinizin karnında üç karanlık içinde, yaratılıştan sonra bir yaratılış ile yaratıyor. İşte bu sizin Rabb'iniz Allah'tır. Mülk, O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl oluyor da başka şeylere yöneliyorsunuz?
Sizi tek bir nefisten dipnot 1 yarattı. Sonra ondan dipnot 2 eşini meydana getirdi. Sizin için hayvanlardan sekiz eş bağışladı. Sizi annelerinizin karnında üç karanlık içinde, yaratılıştan sonra bir yaratılış ile yaratıyor. İşte bu sizin Rabb'iniz Allah'tır. Mülk, O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl oluyor da başka şeylere yöneliyorsunuz?
Sizi tek bir nefisten dipnot 1 yarattı. Sonra ondan dipnot 2 eşini meydana getirdi. Sizin için hayvanlardan sekiz eş bağışladı. Sizi annelerinizin karnında üç karanlık içinde, yaratılıştan sonra bir yaratılış ile yaratıyor. İşte bu sizin Rabb'iniz Allah'tır. Mülk, O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl oluyor da başka şeylere yöneliyorsunuz?
Sizi tek bir nefsten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte rabbiniz olan Tanrı budur, mülk O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?
Sizi bir kişiden yaratdı O. Sonra ondan da eşini meydana getirdi. Sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılışdan sonra öbür yaratılış (lar) a (kalb ile) halkedib duruyor. İşte Rabbiniz olan Allah (budur). Mülk Onun. Ondan başka hiçbir Tanrı yok. Böyle iken siz nasıl olub da (hakdan) döndürülüyorsunuz?.
Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini var etmiştir. Sizin için, hayvanlardan sekiz çift indirmiştir. Sizi, analarınızın karınlarında üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra öbür yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. İşte bu, Rabbınız olan Allah'tır. Mülk O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Böyleyken nasıl olup da döndürülüyorsunuz?
(1, 2, 5, 6, 7, 34) Kitap, saygıdeğerdir / aziz ve hâkim Allah’tan indirilmedir, biz sana kitabı gerçek olarak indirdik, Allah’a katışıksız olarak / halis olarak ibadet et, din O’nundur, Dikkat et! katışıksız / halis din Allah’ındır, O’nun dışındakileri dost edinenler, biz Allah’a yaklaştırsın diye onlara ibadet ediyoruz derler , Allah, aralarında ihtilaf ettikleri / ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir, Allah yalanlayanı, yok sayanı / kafiri yola iletmez. Allah evlat edinmeyi isteseydi / murad etseydi, yarattıklarından herhangi bir şeyi seçerdi (evlat edinirdi). O üstündür / süphandır, O Allah ki, kahreden tektir, semaları ve yeri gerçek olarak yaratmıştır , gündüze geceyi sarmalıyor, geceye de gündüzü sarmalıyor , güneşi ve ayı da emre amade kılıyor, her şey belirli bir süreye doğru akar, Dikkat et! O azizdir, bağışlayandır, sizleri tek bir kişiden yaratandır, sonra ondan eşini yarattı ve sizlere sekiz çift nimetler i indirdi, sizleri üç adet karanlık yarama aşamasından sonra annelerinizin karnında yaratan O’dur, işte sizin Rabbiniz böyledir , egemenlik / mülkiyet O’nundur, O’dan başka İlah yoktur, nasıl oluyor da savruluyorsunuz. Eğer ki küfrederseniz, Allah sizlerden müstağnidir / sizlere ihtiyacı yoktur , kullarının yok saylamalarından / kafir olmalarından hoşnut olmaz / razı gelmez, eğer teşekkür ederseniz, sizlerden razı olur, y üklenici kimse, bir başka yük sahibinin yükünü yüklenemez , gerisin geri dönüşünüz Rabbinizedir, sizlere yaptıklarınızı haber verecektir, muhakkak ki O göğüslerde olanı bilendir.
Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra da ondan kendi eşini var etti ve sizin için hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarından üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra öbür yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur; mülk de O'nundur. Ondan başka (hak) ilah yoktur. Buna rağmen nereye çevriliyorsunuz?
Sizi bir tek candan yarattı, sonra ondan eşini meydana getirdi ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi: (Deve, öküz, koyun, keçi.) Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlık içinde yaratmadan yaratmaya (aşamadan aşamaya) geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz Allah budur. Mülk O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl (O'na kulluktan şirke) çevriliyorsunuz?
O, sizi (atanız Adem'i) bir tek nefisten (döllenmiş bir yumurtadan) yarattı. Sonra eşini de ondan (döllenmiş bir yumurtadan dipnot 1 ) oluşturdu. Sizin için sekiz eş en'am (koyun, keçi, sığır ve deveden birer erkek ve dişi) indirdi dipnot 2 . Sizi analarınızın karınlarında, üç karanlık yerde şekilden şekile dönüştürerek yarattı dipnot 3 . İşte o Allah'tır, sizin Rabbiniz /sahibinizdir. Hakimiyet yalnız onundur. Ondan başka ilah yoktur dipnot 4 . Nasıl oluyor da başka tarafa döndürülüyorsunuz? dipnot 5
Sizi (insanoğlunu), tek bir nefisten (döllenmiş yumurtadan) dipnot 1 yarattı. Daha sonra dipnot 2 eşini de o nefisten (döllenmiş yumurtadan) oluşturdu. En'am'dan dipnot 3 sizin için sekiz eş indirdi. Analarınızın rahminde sizi, üç karanlık içinde art arda yaratışlarla yarattı. İşte bunları yapan, Allah'tır, sizin Sahibinizdir. Yetki O'ndadır. O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl oluyor da başka tarafa döndürülüyorsunuz?
Sizi tek bir candan yaratmıştır. Sonra ondan da eşini meydana getirmiş ve size sekiz eş hayvan indirmiştir. Sizi analarınızın karnında, üç karanlık içinde bir yaratıştan diğer bir yaratışa geçerek (safhalardan geçirerek) yaratmıştır. İşte bu Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur Ondan başka (hak) ilah yoktur. O halde nasıl (şirke) çevriliyorsunuz?
Sizi tek bir candan yaratmıştır. Sonra ondan da eşini meydana getirmiş ve size sekiz eş hayvan indirmiştir. Sizi analarınızın karnında, üç karanlık içinde bir yaratıştan diğer bir yaratışa geçerek yaratmıştır. İşte, sizin Rabbiniz olan ve mülk de kendisinin olan Allah budur. Ondan başka ilah yoktur. O halde nasıl yüz çeviriyorsunuz?
Sizi bir tek canlıdan yarattı; sonra o canlıdan onun eşini vücuda getirdi. Ve sizin için davarlardan sekiz çift indirmiştir. Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlık içinde, bir yaratıştan öbürüne geçirerek oluşturuyor. İşte Allah! Budur sizin Rabbiniz! Yalnız O'nundur mülk ve saltanat! İlah yoktur O'ndan başka! Hal böyle iken nasıl oluyor da gerçeğin tersine döndürülüyorsunuz?!
Zümer suresi, 7. ayet. إِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنكُمْ وَلَا يَرْضَىٰ لِعِبَادِهِ ٱلْكُفْرَ وَإِن تَشْكُرُوا۟ يَرْضَهُ لَكُمْ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Eğer inkar ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
İnkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah size muhtaç değildir. O, kullarının küfrüne razı olmaz. Şükrederseniz sizden bunu kabul eder. dipnot 1 Hiçbir (günah) yüklüsü başkasının (günah) yükünü yüklenemez. Sonunda dönüşünüz sadece Rabbinizedir ve O, yaptığınız şeyleri size bildirecektir. Şüphesiz ki O göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.
Eğer nankörlük ederseniz, unutmayın ki Allah size asla muhtaç değildir; ama O kullarının nankörlüğünden razı olmaz; fakat şükredecek olursanız, işte O sizin bu tavrınızdan razı olur. Hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz. En sonunda dönüşünüz Rabbinezedir: o zaman size yaptıklarınızın (gerçek anlamını) bir bir haber verecektir: çünkü O gönüllerde gizleneni hakkıyla bilir.
Eğer nankörlük yaparsanız bilin ki Allah size, hiç birinize muhtaç değildir; fakat O, yine de kullarının nankörlüğüne razı olmaz ama eğer şükrederseniz size rıza gösterir. Hiç kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir. Sonra tümünüz Rabbinize döneceksiniz ve o zaman (hayatta iken) yaptıklarınız(ın anlamın)ı size gösterecektir, çünkü O, (insanların) kalplerinde olan her şeye hakkıyla vakıftır.
Eğer küfür (nankörlük) ederseniz (insanlığınızı - yeryüzünde {bedende} halifeliğinizi {'B'illah işareti doğrultusunda Esma kuvveleriyle tasarruf gücünüzü} değerlendirip şükretmezseniz; hakikatinizden perdelenirseniz), muhakkak ki Allah sizden Ğaniyy'dir! (Allah) kulları için küfre (nankörlüğe; fıtratlarını zayi etmelerine, kaybolmalarına) razı olmaz! Eğer şükrederseniz (değerlendirirseniz), sizin için ona razı olur. . . Hiçbir kimse, bir başkasının vebalini yüklenmez! Sonra dönüşümünüz Rabbinizedir! Sizde yaptıklarınızın sonucunun ne olduğunu açığa çıkaracaktır. . . Muhakkak ki O, içinizdekilerin (bilinç ve şuurunuzun) Zatı (hakikati) olarak Aliym'dir (sakladıklarınızı da, her şeyinizi de tam bilen).
Eğer inkar edecek olursanız, artık şüphesiz Allah size karşı hiçbir ihtiyacı olmayandır ve O, kulları için inkara rıza göstermez. Ve eğer şükrederseniz, sizin (yararınız) için ondan razı olur. Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz, böylece yaptıklarınızı size haber verecektir. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı olanı bilendir.
Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz Allah, size muhtaç değildir. Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidişi, Rabbinizedir. Yaptıklarınızı O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan herşeyi hakkıyla bilendir.
Nankörlük ederseniz, Allah'ın, size gereksinimi yoktur. Fakat O, kullarının nankörlük etmesinden hoşnut olmaz. Şükrederseniz, sizden hoşnut olur. Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenmez. Sonra, Efendinize döneceksiniz. Sonunda, yaptıklarınızı size bildirecektir. Kuşkusuz, O, içlerinden geçenleri Bilendir.
Eğer inkar ederseniz, şüphesiz ki Allah size muhtaç değildir. O, kullarının inkarına razı değildir. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenemez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O da, yaptıklarınızı size haber verecektir. Şüphesiz O sinelerde saklı olan her şeyi bilir.
İnkar ederseniz, ALLAH'ın size ihtiyacı yoktur. Fakat O, kullarının inkarcı olmasından hoşlanmaz. Şükrederseniz sizden hoşnut olur. Kimse kimsenin günah yükünü çekmez. Sonra dönüşünüz Efendinizedir ve yapmış olduklarınızı size haber verecektir. O, göğüslerin özünü bilir.
İnkar ederseniz, ALLAH'ın size ihtiyacı yoktur. Fakat O, kullarının inkarcı olmasından hoşlanmaz. Şükrederseniz sizden hoşnut olur. Kimse kimsenin günah yükünü çekmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir ve yapmış olduklarınızı size haber verecektir. O, göğüslerin özünü bilir
Eğer inkar ederseniz, şüphe yok ki Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları adına küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz, sizin adınıza ona razı olur. Bir günahkar da diğerinin günahını çekecek değildir. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O vakit O, size bütün yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü o bütün sinelerin özünü bilir.
Eğer küfrederseniz şübhe yok ki Allahın size ihtiyacı yok, bununla beraber kulları hisabına küfre razıy olmaz, ve eğer şükrederseniz sizin hisabınıza ona razıy olur, bir vizir çeken de diğerinin vizrini çekecek değildir, sonra dönümünüz rabbınızadır. O vakıt o size bütün yaptıklarınızı haber verecek, çünkü o bütün sinelerin künhünü bilir
Eğer Küfrederseniz dipnot 1 ; bilin ki Allah'ın size hiçbir ihtiyacı yoktur. O, kullarının Küfründen dipnot 2 hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz dipnot 3 ondan hoşnut olur. Hiç kimse bir başkasının yükünü yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabb'inizedir. Böylece yapmış olduklarınızı size haber verecektir. Kuşkusuz O, sinelerde olanı en iyi bilendir.
Eğer Küfrederseniz dipnot 1 ; bilin ki Allah'ın size hiçbir ihtiyacı yoktur. O, kullarının Küfründen dipnot 2 hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz dipnot 2 ondan hoşnut olur. Hiç kimse bir başkasının yükünü yüklenmez. dipnot 4 Sonunda dönüşünüz Rabb'inizedir. Böylece yapmış olduklarınızı size haber verecektir. Kuşkusuz O, sinelerde olanı en iyi bilendir.
Eğer gerçeği yalanlayıp nankörlük ederseniz; bilin ki Allah'ın size hiçbir ihtiyacı yoktur. O, kullarının gerçeği yalanlayarak nankörlük etmelerinden hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz dipnot 1 ondan hoşnut olur. Hiç kimse bir başkasının yükünü yüklenmez. dipnot 2 Nihayetinde dönüşünüz Rabb'inizedir. Böylece yapmış olduklarınızı size haber verecektir. Kuşkusuz O, sinelerde olanı en iyi bilendir.
Eğer küfrederseniz, artık kuşkusuz Tanrı size karşı hiçbir ihtiyacı olmayandır ve O, kulları için inkara rıza göstermez. Ve eğer şükrederseniz, sizin (yararınız) için ondan razı olur. Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Sonra rabbinize döndürüleceksiniz, böylece yaptıklarınızı size haber verecektir. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı olanı bilendir.
Eğer küfr ederseniz, şübhesiz, Allah sizden müstağnidir. Bununla beraber O, kullarının küfrüne raazi olmaz. Eğer şükr ederseniz sizin faideniz için bundan hoşnud olur. Hiçbir günahkar diğerinin günahını çekmez. Nihayet hepinizin dönüb gidişi ancak Rabbinizedir. Artık neler yapmakda idiniz, O, size haber verir. Çünkü O, göğüslerin içinde olan her gizliyi bile hakkıyle bilendir.
Eğer küfrederseniz; muhakkak ki Allah, sizden müstağnidir. Fakat O, kulları için küfre rıza göstermez. Eğer şükrederseniz; sizden hoşnud olur. Hiç bir günahkar diğerinin günahını yüklenmez. Sonra dönüşünüz Rabbınızadır. O zaman yaptıklarınızı size haber verir. Muhakkak ki O, göğüslerin özünü bilendir.
(1, 2, 5, 6, 7, 34) Kitap, saygıdeğerdir / aziz ve hâkim Allah’tan indirilmedir, biz sana kitabı gerçek olarak indirdik, Allah’a katışıksız olarak / halis olarak ibadet et, din O’nundur, Dikkat et! katışıksız / halis din Allah’ındır, O’nun dışındakileri dost edinenler, biz Allah’a yaklaştırsın diye onlara ibadet ediyoruz derler , Allah, aralarında ihtilaf ettikleri / ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir, Allah yalanlayanı, yok sayanı / kafiri yola iletmez. Allah evlat edinmeyi isteseydi / murad etseydi, yarattıklarından herhangi bir şeyi seçerdi (evlat edinirdi). O üstündür / süphandır, O Allah ki, kahreden tektir, semaları ve yeri gerçek olarak yaratmıştır , gündüze geceyi sarmalıyor, geceye de gündüzü sarmalıyor , güneşi ve ayı da emre amade kılıyor, her şey belirli bir süreye doğru akar, Dikkat et! O azizdir, bağışlayandır, sizleri tek bir kişiden yaratandır, sonra ondan eşini yarattı ve sizlere sekiz çift nimetler i indirdi, sizleri üç adet karanlık yarama aşamasından sonra annelerinizin karnında yaratan O’dur, işte sizin Rabbiniz böyledir , egemenlik / mülkiyet O’nundur, O’dan başka İlah yoktur, nasıl oluyor da savruluyorsunuz. Eğer ki küfrederseniz, Allah sizlerden müstağnidir / sizlere ihtiyacı yoktur , kullarının yok saylamalarından / kafir olmalarından hoşnut olmaz / razı gelmez, eğer teşekkür ederseniz, sizlerden razı olur, y üklenici kimse, bir başka yük sahibinin yükünü yüklenemez , gerisin geri dönüşünüz Rabbinizedir, sizlere yaptıklarınızı haber verecektir, muhakkak ki O göğüslerde olanı bilendir.
Eğer küfrederseniz, şüphesiz ki Allah size muhtaç değildir. Ama kulları için küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, kalplerde olan her şeyi hakkıyla bilendir.
Eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz Allah, siz(in imanınız)a muhtaç değildir. Fakat kulları için küfre razı olmaz. Ve eğer şükrederseniz sizin için ona razı olur. Hiçbir günahkar, diğerinin günahını çekmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir, (O), size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü bilir.
(Ey insanlar!) Kafirlik ederseniz /bütün bunları görmezden gelirseniz (bilin ki) Allah'ın size ihtiyacı yoktur dipnot 1 . Kullarının kafirlik etmesine de rıza göstermez. Şükrederseniz /görevlerinizi yerine getirirseniz şükretmenizden memnun olur dipnot 2 . Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez dipnot 3 . Sonunda dönüp geleceğiniz yer Rabbinizin huzurudur; o size neler yaptığınızı bildirecektir. Çünkü o, içinizde olanları bilendir.
Ayetleri görmezlikten gelirseniz (kafirlik ederseniz) bilin ki Allah'ın size ihtiyacı yoktur ama kullarının kafirlik etmesine de rızası yoktur. Eğer görevlerinizi yerine getirirseniz O'nu memnun edersiniz. Kimse kimsenin yükünü taşımaz. Sonra tekrar yaratılarak O'nun huzuruna çıkarılacaksınız. Neler yaptığınızı size, o zaman bildirecektir. İçinizde ne olduğunu Allah bilir.
Eğer küfrederseniz, Allah’ın sizden müstağnidir. Kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz, sizin için ondan razı olur. Hiç bir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Sonra Rabbinizedir dönüşünüz. Elbette size yaptıklarınızı haber verecektir. O, kalplerde olanları çok iyi bilendir.
(7-8) Eğer nankörlük ederseniz, Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Ama kullarının nankörlüğüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz, sizin için ondan hoşnut kalır. Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Sonra Rabbinizedir dönüşünüz... Elbette size yaptıklarınızı haber verecektir. O, kalplerin özünü bilendir. İnsana bir zarar dokununca, Rabbine yönelerek, ona dua eder. Sonra, kendisinden bir nimet ile değiştirince, daha önce ona dua ettiğini unutur da Allah'a ortaklar koşar, onun yolundan saptırsın diye... De ki: -İnkarınla biraz yaşa, kuşkusuz sen ateş ehlindensin!
Eğer nankörlüğe saparsanız şu bir gerçek ki, Allah size muhtaç olmayacak bir Gani'dir. O, kulları için inkar ve nankörlüğe razı olmaz. Eğer şükrederseniz bunu sizin için rızasına uygun bulur. Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, işlemiş olduklarınızı haber verecektir. O, göğüslerin saklamakta olduklarını çok iyi bilir.
Zümer suresi, 8. ayet. وَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُۥ مُنِيبًا إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُۥ نِعْمَةً مِّنْهُ نَسِىَ مَا كَانَ يَدْعُوٓا۟ إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِۦ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلًا إِنَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ
İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını unutur ve Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin."
İnsana bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra (Allah) katından ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. dipnot 1 O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. dipnot 2 (İnkâr edene) de ki: "Küfrünle biraz (daha) yaşa! Şüphesiz ki sen ateş halkındansın!" dipnot 3
Hem ne zaman insanoğlunun başına bir iş gelse, Rabbine yönelerek O'ndan yalvar yakar yardım ister; ama O'nun sayesinde bir nimete kavuşunca da, O'na önceden yalvardığını unutur ve başka varlıkları O'na eş ve denk saymaya başlar: böylece başkalarını da O'nun yolundan saptırır. (Bu gibisine) de ki: "Nankörlüğünle az bir süre keyif sür; ama şunu da iyi bil ki, sen ateşe layık birisin."
İşte (böyle,) insanın başına bir bela geldi mi Rabbine yönelerek (yardım için) O'na yalvarır fakat O'nun rahmetiyle bir nimete kavuşunca da önceden yalvarıp yakardığını unutarak başka güçleri Allah'a rakip çıkarır ve böylece (başkalarını) O'nun yolundan saptırır. (Bu şekilde günah işleyenlere) de ki: "Bu inkarınızla kısa bir müddet keyif sürün bakalım (ama sonunda) ateşi hak edenlerden olacaksınız!"
İnsana (rahmet olarak; onu arındırmak - genişletmek için) bir durr (zarar, hastalık, sıkıntı) dokunduğunda, O'na yönlenir; Rabbine dua eder. . . Sonra ona (Rabbi) kendinden bir nimet lütfettiğinde, daha önce O'na dua ettiğini unutur ve O'nun yolundan saptırmak için Allah'a endad (denk vehmettiği varlıklar) kabullenir. . . De ki: "Küfrünle azıcık yaşa. . . Muhakkak ki sen ateş ehlindensin!"
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, gönülden katıksızca yönelmiş olarak Rabbine dua eder. Sonra ona kendinden bir nimet verdiği zaman, daha önce O'na dua ettiğini unutur ve O'nun yolundan saptırmak amacıyla Allah'a eşler koşmaya başlar. De ki: "İnkarınla biraz (dünya zevklerinden) yararlan; çünkü sen, ateşin halkındansın."
İnsanın başına bir sıkıntı gelince, Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eğlenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin!
İnsana bir zorluk dokunduğunda, Efendisine yönelerek, O'na yakarışlarda bulunur. Sonra, ona bir nimet verdiğinde, daha önce O'na yakarışlarda bulunduğunu unutur ve O'nun yolundan saptırmak için, Allah'a ortaklar koşmaya başlar. De ki: "Nankörlük ederek, biraz daha yararlan. Aslında, ateşin yoldaşlarındansın!"
İnsanın başına bir sıkıntı gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah kendi katından ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "Küfrünle azıcık yaşa, sen ateş halkındansın."
İnsana bir kötülük dokundu mu Efendisine yönelerek O'nu çağırır. Ona kendisinden bir iyilik verdi mi, daha önce kime yalvarmış olduğunu unutur ve O'nun yolundan saptırmak için ALLAH'a eşler koşmaya başlar. De ki: "İnkarınla biraz yaşa, sen ateş halkındansın."
İnsana bir kötülük dokundu mu Rabbine yönelerek O'nu çağırır. Ona kendisinden bir iyilik verdi mi, daha önce kime yalvarmış olduğunu unutur ve O'nun yolundan saptırmak için ALLAH 'a eşler koşmağa başlar. De ki, 'İnkarınla biraz yaşa, sen ateş halkındansın.'
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün gönlünü vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lütfettiği zaman da önceden O'na dua ettiği hali unutur da yolundan sapıtmak için Allah'a ortaklar koşmaya başlar. De ki: "Küfrünle biraz zevk et. Çünkü sen, o ateşliklerdensin."
İnsana bir sıkıntı dokunduğu vakıt rabbına öyle dua eder ki bütün gönlünü ona vererek, sonra kendisine tarafından bir ni'met lutfediverdiği zaman da önceden ona dua ettiği hali unutur da yolundan sapıtmak için Allaha menendler koşmağa başlar, de ki, küfrünle biraz zevk et, çünkü sen o ateşliklerdensin
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, Rabb'ine yönelerek bütün benliğiyle O'na dua dipnot 1 eder. Sonra kendisine bir nimet lütfettiği zaman, daha önce O'na yöneldiği halini unutur. O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Nankörlüğünle biraz daha yararlan. Kuşkusuz ki sen ateşin halkındansın."
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, Rabbine yönelerek bütün benliğiyle O'na dua eder. Sonra kendisine bir nimet lütfettiği zaman, daha önce O'na yöneldiği halini unutur. O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Nankörlüğünle biraz daha yararlan. Kuşkusuz ki sen ateşin halkındansın."
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, Rabb'ine yönelerek bütün benliğiyle O'na dua eder. Sonra kendisine bir nimet lütfettiği zaman, daha önce O'na yöneldiği halini unutur. O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Nankörlüğünle biraz daha yararlan. Kuşkusuz ki sen ateşin halkındansın.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman gönülden katıksızca yönelmiş olarak rabbine dua eder. Sonra ona kendinden bir nimet verdiği zaman, daha önce O'na dua ettiğini unutur ve O'nun yolundan saptırmak amacıyla Tanrı'ya eşler koşmaya başlar. De ki: "Küfrünle biraz (dünya zevklerinden) yararlan; çünkü sen, ateşin halkındansın."
İnsana bir zarar dokunduğu zaman o, Rabbine, bütün (varlığı ile) Ona dönerek, yalvarır. Sonra ona kendinden bir ni'met verdiği vakit ise evvelce Ona yalvardığını unutur. Allaha, Onun yolundan sapdırmak için, eşler katmıya başlar. (Habibim) de ki: "Küfrünle biraz eğlenedur! Çünkü sen muhakkak ateş yaranındansın".
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman Rabbına yönelerek O'na yalvarır. Sonra O, kendi katından ona bir nimet verince; önceden O'na yalvarmış olduğunu unutuverir. Ve Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: Küfrünle biraz eğlenedur. Muhakkak ki sen, ateş yaranındansın.
(8-10) İnsan bir zarar dokunduğunda Ona yönelmiş halde Allah’a dua eder, sonra ona O’ndan bir nimet ulaştırıldığı zaman ise önceden yaptığı duayı unutur , onun yolundan saptırmak için Allah’a denkler yapar , de ki azcık küfrünle biraz geçin , muhakkak ki sen ateş halkındansın. Gece anlarında secde eden ve ayakta duran itaatte olan, ahiretten sakınan , Rabbinin rahmetini rica edenle bir midir? D e ki bilenlerle bilmeyenler hiç eşit olur mu? Muhakkak ki akıl uluları hatırlayıp anarlar /zikrederler. De ki ey iman eden kul larım, Rabbinizden sakının, güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara bu dünya da güzellik vardır ve Allah’ın arzı da geniştir, sabredenlere ecirleri / mükafatları hesapsızca ödenecek / vefalı davranılacaktır. (İlim çok malumat sahibi olmak değildir, malumatı bilgiye dönüştürmektir. İlim alametten türeyen mastardır. Yani göstergeyi anlamaktır.)
İnsana bir zarar dokunduğu zaman, gönülden Rabbine yönelerek, O'na dua eder. Sonra ona, kendisinden bir nimet verdiği zaman, daha önce O'na dua ettiğini unutur da O'nun yolundan saptırmak amacıyla Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Küfrünle biraz faydalanıp, eğlene dur. Kuşkusuz sen ateş ehlindensin!"
İnsana bir zarar dokundu mu, hemen içtenlikle Rabbine yönelerek O'na du'a eder. Sonra (Rabbi) ona kendisinden bir ni'met verdi mi; önceden O'na yalvarmakta olduğunu unutur da, O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler koşmağa başlar. De ki: "Küfrünle azıcık yaşa, sen ateş halkındansın!"
İnsana bir zarar dokunduğunda Rabbine yönelerek yalvarıp yakarır. Sonra Rabbi ona kendinden bir nimet bahşettiğinde daha önce yalvarıp yakardığı Rabbini unutur, insanları Allah'ın yolundan saptırmak için ona benzer nitelikte varlıklar dipnot 1 uydurur. De ki: "Kafirliğinle (elde ettiklerinden) az bir süre yararlan! dipnot 2 Sen, kesinlikle ateşin ahalisindensin! dipnot 3 "
İnsan, başı sıkışınca dönüp Rabbine yalvarır. Sonra Allah, iyilik yaparak ona bir fırsat verse daha önce yalvardığını unutur da (Allah'a) benzer nitelikte varlıklar oluşturur ki insanları Allah'ın yolundan saptırsın. De ki "Bir süre kafirliğinin tadını çıkar. Çünkü sen, o ateşin ahalisindensin."
İnsana bir zarar dokununca, Rabbine yönelerek, ona dua eder. Sonra, kendisinden bir nimet verdiği zaman, daha önce ona dua ettiğini unutur da onun yolundan saptırsın diye Allah’a eşler koşar, De ki: Küfrünle biraz faydalanıp, eğlene dur. Kuşkusuz sen ateş ehlindensin!
(7-8) Eğer nankörlük ederseniz, Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Ama kullarının nankörlüğüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz, sizin için ondan hoşnut kalır. Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Sonra Rabbinizedir dönüşünüz... Elbette size yaptıklarınızı haber verecektir. O, kalplerin özünü bilendir. İnsana bir zarar dokununca, Rabbine yönelerek, ona dua eder. Sonra, kendisinden bir nimet ile değiştirince, daha önce ona dua ettiğini unutur da Allah'a ortaklar koşar, onun yolundan saptırsın diye... De ki: -İnkarınla biraz yaşa, kuşkusuz sen ateş ehlindensin!
İnsana bir zarar/zorluk dokununca, Rabbine yönelerek O'na dua eder. Sonra ona bir nimet lütfettiğinde, önceden O'na yalvarmakta olduğunu unutur, O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler, ortaklar isnat eder. De ki: "Birazcık nimetlen küfrünle! Hiç kuşkusuz, sen, ateş halkındansın."
Zümer suresi, 9. ayet. أَمَّنْ هُوَ قَٰنِتٌ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ سَاجِدًا وَقَآئِمًا يَحْذَرُ ٱلْـَٔاخِرَةَ وَيَرْجُوا۟ رَحْمَةَ رَبِّهِۦ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ
(Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
Ahiretten çekinerek ve Rabbinin merhametini umarak dipnot 1 geceleyin secde hâlinde ve kıyamda durarak ibadet eden kimse (inkârcı gibi) midir! dipnot 2 De ki: "Bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu!" (Bu gerçeği) sadece öz akıl sahipleri hatırlar.
Yoksa (böyle biri), gece vakitlerinde secde ve kıyamda durup kendisini ibadete adayan, Ahiret kaygısı taşıyan ve Rabbinin rahmetini dilenen kimseyle hiç aynı tutulur mu? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ne var ki, sadece akleden kalbe sahip olanlar bunu kavrayabilir."
Yoksa siz, gece boyunca (namazda) secde ederek yahut ayakta durarak kendini (Allah'a) ibadete adayan, öteki dünyayı gözeten ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (ile kendinizi bir mi tutuyor)sunuz?" De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?" (Ancak) yalnızca akıl iz'an sahipleri bunun farkındadır!
(Böylesi mi) yoksa gecenin bir kısmında kalkıp secdeyi yaşayan ve (Kayyum'un varlığıyla) kaim olarak, sonsuz geleceğin gereklerine hazırlanan; Rabbinin (hakikatindeki Esma kuvvelerinin) Rahmetini (çeşitli özelliklerini açığa çıkarmayı) uman mı? De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler eşit olur mu? Sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir. "
Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler."
Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? (Rasûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.
Gece boyunca secde eden ve ayakta duran, sonsuz yaşamın bilincinde olan ve Efendisinin rahmetini dileyerek boyun eğen kişiyle, kim aynı olur? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak sağduyulu olanlar öğüt alırlar!"
"Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinden rahmetini uman gibi midir?" De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür."
Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak düşünceye dalan, ahiretin bilincinde olan ve Efendisinin rahmetini uman birine ne dersiniz? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri öğüt alır.
Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak meditasyonda bulunan, ahiretin bilincinde olan ve Rabbinin rahmetini uman birine ne dersiniz? De ki, 'Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?' Ancak akıl sahipleri öğüt alır
Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, ayakta durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akıllı olanlar anlar.
Yoksa o gece saatlerinde kalkan secdeye kapanıp kıyam durarak daima vazıfesini yapan Ahıreti sayar ve rabbının rahmetini umar kimse gibi olur mu? Hiç bilirlerle bilmezler müsavi olur mu? Ancak temiz akıllı olanlar anlar
Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu dipnot 1 ?" Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.
Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? dipnot 1 " Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.
Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? dipnot 1 " Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.
Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu. Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler.
Yoksa, o, ahiret (azabın) dan korkarak, Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır, kıyamda durur bir halde taat ve ibadet eden kimse (gibi) midir? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl saahibleridir ki (bunları) hakkıyle düşünür.
Yoksa o, geceleyin secde ederek, kıyamda durarak itaat eden, ahiretten korkan ve Rabbının rahmetini dileyen kimse gibi midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alıp düşünür.
(8-10) İnsan bir zarar dokunduğunda Ona yönelmiş halde Allah’a dua eder, sonra ona O’ndan bir nimet ulaştırıldığı zaman ise önceden yaptığı duayı unutur , onun yolundan saptırmak için Allah’a denkler yapar , de ki azcık küfrünle biraz geçin , muhakkak ki sen ateş halkındansın. Gece anlarında secde eden ve ayakta duran itaatte olan, ahiretten sakınan , Rabbinin rahmetini rica edenle bir midir? D e ki bilenlerle bilmeyenler hiç eşit olur mu? Muhakkak ki akıl uluları hatırlayıp anarlar /zikrederler. De ki ey iman eden kul larım, Rabbinizden sakının, güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara bu dünya da güzellik vardır ve Allah’ın arzı da geniştir, sabredenlere ecirleri / mükafatları hesapsızca ödenecek / vefalı davranılacaktır. (İlim çok malumat sahibi olmak değildir, malumatı bilgiye dönüştürmektir. İlim alametten türeyen mastardır. Yani göstergeyi anlamaktır.)
(Küfre sapan kimse,) Gece saatlerinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umut eden (kimse gibi) midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alır."
Yoksa o, gece sa'atlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Doğrusu ancak sağduyu sahipleri öğüt alır.
(Böyle biri mi) yoksa ahiret endişesi ve Rabbinin ikramı ümidiyle gecenin bölümlerinde secde ederek ve kıyamda bulunarak dipnot 1 içtenlikle boyun eğen kişi mi (iyidir)? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? dipnot 2 " Doğru bilgiyi ancak, aklıselim sahibi olanlar dipnot 3 kullanırlar.
Böyle biri ile Ahiret için hazırlık yapmak ve Rabbinin ikramını umabilmek için gece vakitlerinde secde eden ve kıyamda bulunan kişi aynı olur mu? De ki "Bilenle bilmeyen bir midir?" Bunu ancak, sağlam duruşlu olanlar anlarlar.
Yoksa gece saatlerini secde ederek ve kıyama durarak, itaatle geçiren, ahiretten çekinip, Rabb’inin rahmetini uman mı (kâfir olan mı daha hayırlıdır)? Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? de! Ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.
Yoksa gece saatlerini secde ederek ve kıyama durarak, itaatle geçiren, ahiretten çekinip, Rabb'inin rahmetini uman mı? Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? de! Ancak sağduyu sahipleri düşünüp öğüt alır.
Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır."
Zümer suresi, 10. ayet. قُلْ يَٰعِبَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَأَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌ إِنَّمَا يُوَفَّى ٱلصَّٰبِرُونَ أَجْرَهُم بِغَيْرِ حِسَابٍ
(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir."
De ki: "(Allah şöyle diyor:) Ey inanan kullarım! dipnot 1 Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Bu dünyada güzel davrananlara güzel (karşılık) vardır. dipnot 2 Allah'ın arzı (yeryüzü) geniştir. Ancak sabredenlere ödülleri hesapsız verilecektir."
(Ey Peygamber!) De ki: "(Allah şöyle buyurur): Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; akibet, bu dünyada iyilik yapanları (öte dünyada) güzellikler beklemektedir; iyi bilin ki Allah'ın arzı geniştir: şüphesiz sabredenlere, karşılıksız hesapsız verilecektir."
De ki: "(Allah şöyle buyuruyor:) 'Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Bu dünyada iyi şeyler için gayret edenleri güzel bir son beklemektedir. (Unutmayın ki) Allah'ın arzı geniştir, (ve) elbette sıkıntılara göğüs gerenlere mükafatları hesapsız verilecektir!"
De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden (yaptığınız her şeyin sonucunu kesinlikle yaşatacağı için) korunun! Bu dünyada güzellikler, iyilik yapanlar (mümin - kafir fark etmez) içindir. . . Allah'ın arzı (Beyinin Esma özelliklerini açığa çıkarma kapasitesi) geniştir. . . Sadece sabredenlerde bunun karşılığı hesapsız açığa çıkarılır. "
De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir."
(Rasûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.
De ki: "Ey inanan kullar! Efendinize karşı sorumluluk bilinci taşıyın! Dünyada güzel davrananlara güzellikler vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Dirençli olanlara, kesinlikle hesapsız ödül verilecektir!"
De ki: "Ey Allah'ın inanan kulları! Rabbinize karşı gelmekten sakının! Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Yalnızca sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir."
De ki: "Ey gerçeği onaylayan kullar, Efendinizi sayın. Bu dünya hayatında güzel davrananlara güzellik vardır. ALLAH'ın yeri geniştir. Gerçek uğrunda direnenlerin ücreti hesapsız olarak verilecektir."
De ki, 'Ey inanan kullar, Rabbinizi sayın. Bu dünya hayatında güzel davrananlara güzellik vardır. ALLAH'ın yeri geniştir. Gerçek uğrunda direnenlerin ücreti hesapsız olarak verilecektir.
Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinize takva ile sığının. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah'ın toprağı geniştir. Ancak sabredenler mükafatlarına hesapsız erdirilir."
Tarafımdan söyle: ey iyman eden kullarım! Rabbınıza takva ile korunun, bu Dünyada güzellik yapanlara bir güzellik var ve Allahın Arzı geniştir, ancak sabredenlerdir ki ecirlerine hisabsız irdirilir
De ki: "Ey iman eden kullar! Rabb'inize karşı takvalı olun. Bu dünyada, iyi olanlar için iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere dipnot 1 ödülleri hesapsız ödenir.
De ki: "Ey inanan kullar! Rabb'inize karşı takvalı olun. Bu dünyada, iyi olanlar için iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere dipnot 1 ödülleri hesapsız ödenir.
De ki: "Ey inanan kullar! Rabb'inize karşı takvalı olun. Bu dünyada, iyi olanlar için iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere dipnot 1 ödülleri hesapsız ödenir.
De ki: "Ey inanan kullarım, rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Tanrı'nın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir."
(Tarafımdan) söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbiniz (in azabın) dan korkun. Bu dünyada iyi hareket edenler için (mukadder) bir güzellik vardır. Allahın toprağı genişdir. Ancak sabredenlere ecirleri hesabsız ödenecekdir".
De ki: Ey iman eden kullarım, Rabbınızdan korkun. Bu dünyada iyilik yapanlara, iyilik vardır. Ve Allah'ın arzı geniştir. Yalnız sabredenlere ecirleri, hesapsız ödenecektir.
(8-10) İnsan bir zarar dokunduğunda Ona yönelmiş halde Allah’a dua eder, sonra ona O’ndan bir nimet ulaştırıldığı zaman ise önceden yaptığı duayı unutur , onun yolundan saptırmak için Allah’a denkler yapar , de ki azcık küfrünle biraz geçin , muhakkak ki sen ateş halkındansın. Gece anlarında secde eden ve ayakta duran itaatte olan, ahiretten sakınan , Rabbinin rahmetini rica edenle bir midir? D e ki bilenlerle bilmeyenler hiç eşit olur mu? Muhakkak ki akıl uluları hatırlayıp anarlar /zikrederler. De ki ey iman eden kul larım, Rabbinizden sakının, güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara bu dünya da güzellik vardır ve Allah’ın arzı da geniştir, sabredenlere ecirleri / mükafatları hesapsızca ödenecek / vefalı davranılacaktır. (İlim çok malumat sahibi olmak değildir, malumatı bilgiye dönüştürmektir. İlim alametten türeyen mastardır. Yani göstergeyi anlamaktır.)
De ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkup sakının. Bu dünyada iyilik etmekte olanlar için bir iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.”
(Tarafımdan) De ki: "Ey inanan kullarım, Rabbinizden korkun. Bu dünya hayatında güzel davrananlara güzellik vardır. Allah'ın yeri geniştir. Ancak sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir."
De ki (Allah, şöyle buyuruyor) dipnot 1 : "Ey inanıp güvenen kullarım, Rabbinize karşı yanlış yapmaktan sakının! dipnot 2 Bu dünyada iyilik eden, iyilik bulur dipnot 3 . Allah'ın toprakları geniştir dipnot 4 . Muhakkak ki sabredenlere /duruşunu bozmayanlara ödülleri hesapsızca verilecektir dipnot 5 ."
Onlara şöyle dediğimi bildir[1 "Ey inanıp güvenen kullarım, sizi yaratan Sahibinizden (Rabbinizden) çekinerek kendinizi koruyun. Bu dünyada iyilik eden, iyilik bulur. Allah'ın toprakları (yarattığı dünya) geniştir. Hesapsız ödül, sadece sabredenlere verilecektir."
De ki: Ey iman eden kullarım! Rabbinizden sakının! Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere, hesapsızca/sınırsızca karşılık verilecektir.
De ki: -Ey iman eden kullarım! Rabbinizden sakının! İyi kimseler için bu dünyada iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere, hesaba sığmayan ödüller verilecektir.
Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden korkun! Bu dünya hayatında güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır. Allah'ın toprağı/yeryüzü geniştir. Sadece sabredenlere, ücretleri hesapsız ödenecektir."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.