Zümer suresi

Zümer suresi, 9. ayet

Zümer suresi, 9. ayet. أَمَّنْ هُوَ قَٰنِتٌ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ سَاجِدًا وَقَآئِمًا يَحْذَرُ ٱلْـَٔاخِرَةَ وَيَرْجُوا۟ رَحْمَةَ رَبِّهِۦ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

emmen hüve ḳânitün ânâe-lleyli sâcidev veḳâimey yaḥẕeru-l'âḫirate veyercû raḥmete rabbih. ḳul hel yestevi-lleẕîne ya`lemûne velleẕîne lâ ya`lemûn. innemâ yeteẕekkeru ülü-l'elbâb.

Diyanet İşleri

(Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zümer 6–12 · surenin 9. ayeti / 75

Konu Halis din Allah'ındır; yaratılış ve iki tip insan Zümer 1–10 3

  1. Zümer 6

    O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?

  2. Zümer 7

    Eğer inkar ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.

  3. Zümer 8

    İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını unutur ve Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin."

  4. 9

    (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.

  5. Zümer 10

    (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir."

  6. Zümer 11

    De ki: "Şüphesiz bana, dini Allah'a has kılarak O'na ibadet etmem emredildi."

  7. Zümer 12

    "Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

9. Bu buyruk ile Allah’ın itaati gereğince amel eden kimse ile böyle olmayan ve alim ile cahil arasında bir karşılaştırma yapılmakta, bunların birbirlerinden farklı oldukları gerçeğinin aklî bir gerçek olduğu ve farklılıklarının da kesin bilindiği ortaya konulmaktadır. Rabbine itaatten yüz çevirip hevâsının peşinden giden bir kimse; ibadetlerin en faziletlisi olan namazı en faziletli vakit olan gece saatlerinde kılan ve Allah’a itaat eden bir kimse gibi değildir.

Böyle bir kimseyi Yüce Allah, çok amelde bulunmak ve amellerin en faziletlisini işlemekle nitelendirdikten sonra, Allah’tan korkmakla ve O’ndan mükâfat ummakla da vasfetmektedir. Korkmasının sebebi, geçmişte işlemiş olduğu günahları dolayısı ile âhirette karşılaşması muhtemel olan azaptır. Umduğu şey ise Allah’ın rahmetidir.

Böylelikle Yüce Allah, bu kimseyi hem zahiren amelde bulunmakla, hem de batınî amelleri işlemekle nitelendirmektedir.

“De ki: Hiç” Rablerini, O’nun şeriatını, amellere vereceği karşılığı, bütün bunlardaki sırları ve hikmetleri “bilenlerle” bunlardan hiçbir şeyi “bilmeyenler bir olur mu?” Gece ile gündüz, aydınlık ile karanlık, su ile ateş bir olmadığı gibi, bunlarla onlar da elbette bir olmazlar.

“Ancak olgun akıl sahipleri” yani zeki ve arı duru akıl sahipleri kendilerine öğüt verildiği vakit “düşünüp öğüt alır.”

İşte yüce olanı bayağı olana tercih edenler, ilmi cahilliğe, Allah’a itaati O’na muhalefete tercih edenler bunlardır. Diğer taraftan bunlar, sonuçlar üzerinde düşünmeye yönelten akıllara da sahiptirler. Bu halleri ile onlar, aklı bulunmayan ve onu kullanmayanlardan ayrılmaktadırlar. Çünkü onlar, kendi hevâlarını ilâh edinirler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

(O mu) Yoksa Allah'a itaat etmiş, gece vakitlerini Rabbine secde ederek ve kıyama durarak ahiretin azabından korkan ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? Yoksa Allah'a sadece sıkıntılı şiddetli vakitlerde ibadet eden ve rahat olduğu zamanda küfredip O'na ortaklar koşan mı daha hayırlıdır? Ey Resulüm! De ki: "Allah'ı tanımaları sebebiyle Allah'ın onların üzerlerine gerekli kıldıklarını bilenlerle ve bundan hiçbir şey bilmeyenler bir olur mu? Ancak aklıselim sahipleri bu iki grubun arasındaki farkı anlar."

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَمَّنْ emmen yoksa gibi midir?
  2. هُوَ huve o
  3. قَـٰنِتٌ kanitun ibadet eden kök: قنت
  4. ءَانَآءَ ana'e sa'atlerinde kök: اني
  5. ٱلَّيْلِ l-leyli gece kök: ليل
  6. سَاجِدًۭا saciden secde ederek kök: سجد
  7. وَقَآئِمًۭا ve kaimen ve ayakta durarak kök: قوم
  8. يَحْذَرُ yehzeru korkan kök: حذر
  9. ٱلْـَٔاخِرَةَ l-ahirate ahiretten kök: اخر
  10. وَيَرْجُوا۟ ve yercu ve uman kök: رجو
  11. رَحْمَةَ rahmete rahmetini kök: رحم
  12. رَبِّهِۦ ۗ rabbihi Rabbinin kök: ربب
  13. قُلْ kul de ki kök: قول
  14. هَلْ hel -midir?
  15. يَسْتَوِى yestevi eşit- kök: سوي
  16. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerle
  17. يَعْلَمُونَ yea'lemune bilen(lerle) kök: علم
  18. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler
  19. لَا la
  20. يَعْلَمُونَ ۗ yea'lemune bilmeyen(ler) kök: علم
  21. إِنَّمَا innema doğrusu ancak
  22. يَتَذَكَّرُ yetezekkeru öğüt alır kök: ذكر
  23. أُو۟لُوا۟ ulu sahipleri kök: اول
  24. ٱلْأَلْبَـٰبِ l-elbabi sağduyu kök: لبب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اني (36 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)

    Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyan bir…

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü…

  • Aynı kök: قنت (13 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)

    "Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (O'nun huzurunda) rüku edenlerle beraber rüku et" demişlerdi.

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kök: اني (36 geçiş)

    Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli…

  • Aynı kök: لبب (16 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    (Ey Muhammed!) De ki: "Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile." Ey akıl sahipleri! Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa…

  • Aynı kök: لبب (16 geçiş) · Aynı kök: ليل (92 geçiş)

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza…

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ahiretten çekinerek ve Rabbinin merhametini umarak dipnot 1 geceleyin secde hâlinde ve kıyamda durarak ibadet eden kimse (inkârcı gibi) midir! dipnot 2 De ki: "Bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu!" (Bu gerçeği) sadece öz akıl sahipleri hatırlar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:56; İsrâ 17:57; Enbiyâ 21:90; Secde 32:16.
  2. metne dön, dipnot 2
    Müminlerin geceleri değerlendirmeleriyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:17, 113; İsrâ 17:79; Tâhâ 20:130; Furkân 25:64; Secde 32:16; Kâf 50:39; Zâriyât 51:16-18; Tûr 52:49; Müzzemmil 73:2-4, 20; İnsân 76:26.

Mustafa İslamoğlu

Yoksa (böyle biri), gece vakitlerinde secde ve kıyamda durup kendisini ibadete adayan, Ahiret kaygısı taşıyan ve Rabbinin rahmetini dilenen kimseyle hiç aynı tutulur mu? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ne var ki, sadece akleden kalbe sahip olanlar bunu kavrayabilir."

Muhammed Esed

Yoksa siz, gece boyunca (namazda) secde ederek yahut ayakta durarak kendini (Allah'a) ibadete adayan, öteki dünyayı gözeten ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (ile kendinizi bir mi tutuyor)sunuz?" De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?" (Ancak) yalnızca akıl iz'an sahipleri bunun farkındadır!

Ahmed Hulusi

(Böylesi mi) yoksa gecenin bir kısmında kalkıp secdeyi yaşayan ve (Kayyum'un varlığıyla) kaim olarak, sonsuz geleceğin gereklerine hazırlanan; Rabbinin (hakikatindeki Esma kuvvelerinin) Rahmetini (çeşitli özelliklerini açığa çıkarmayı) uman mı? De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler eşit olur mu? Sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir. "

Ali Bulaç

Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler."

Ali Özek ve heyeti

Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? (Rasûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.

Ali Rıza Safa

Gece boyunca secde eden ve ayakta duran, sonsuz yaşamın bilincinde olan ve Efendisinin rahmetini dileyerek boyun eğen kişiyle, kim aynı olur? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak sağduyulu olanlar öğüt alırlar!"

Bayraktar Bayraklı

"Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinden rahmetini uman gibi midir?" De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür."

Edip Yüksel

Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak düşünceye dalan, ahiretin bilincinde olan ve Efendisinin rahmetini uman birine ne dersiniz? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri öğüt alır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak meditasyonda bulunan, ahiretin bilincinde olan ve Rabbinin rahmetini uman birine ne dersiniz? De ki, 'Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?' Ancak akıl sahipleri öğüt alır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, ayakta durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akıllı olanlar anlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksa o gece saatlerinde kalkan secdeye kapanıp kıyam durarak daima vazıfesini yapan Ahıreti sayar ve rabbının rahmetini umar kimse gibi olur mu? Hiç bilirlerle bilmezler müsavi olur mu? Ancak temiz akıllı olanlar anlar

Erhan Aktaş

Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu dipnot 1 ?" Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" sorusundaki "Bilenler" ile kast edilen; hadis, tefsir, siyer, fıkıh türü bilgiler değildir." "Bilen" ile neyin kast edildiğine ilişkin örnek bir ayet: "Bilen" bir halk için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça okunan bir kitaptır 41:3." Bilenler ile kast edilen şey: Düşünenler, akledenler, gerçeği idrak etmiş olanlar, vahyin gerçekliğine iman edenler, Allah'ı, vahyi ve hakikati idrak eden, kavrayan ve anlamış olanlardır. Yine, Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu, Allah'ın yüceliğini, üstünlüğünü, gücünü, her şeyi bildiğini ve her şeyin yaratıcısı ve Rabb'i olduğunu idrak edenlerdir. Kesin, doğru ve gerçek iman kaynağının yalnızca vahiy olduğuna inananlardır. Keza, "bilmek" ile kast edilen şey, ilim sahibi olmak değil, tevhidi bilince sahip olarak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmaktır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim kelimesine "bilgin/bilen", ilim kelimesine de "bilgi/ilim" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. Din adamları sınıfının en çok istismar ettikleri ve kendilerine paye çıkardıkları Kur'an'daki alim kelimesinin hadis, tefsir, fıkıh, siyer vb. bilgileri bilmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da yer alan "ilim ve alim" kelimeleri genellikle anlama, kavrama, idrak etme, ayırdına varma "bilgisidir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? dipnot 1 " Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu; yüceliğini, üstünlüğünü ve gücünü idrak etmek, ayırdına varmak; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? dipnot 1 " Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Bu ve benzeri daha birçok ayette yer alan "ilim" ve "alim" sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", her ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. "Bilenler" sözcüğünden kasıt, "alim" olmayı sağlayan hadis, fıkıh, kelam, siyer vb. ilimlere sahip olmak demek değildir. Zaten ayetin girişinde de bu çok açık ve anlaşılır olarak ifade edilmektedir: bir yandan nankörlük edenler, diğer yandan şükredenler; bu iki zümre birbirleri ile kıyaslanarak; hiç nankörlük edenlerle şükredenler bir olur mu denmektedir.

Gültekin Onan

Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu. Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler.

Hasan Basri Çantay

Yoksa, o, ahiret (azabın) dan korkarak, Rabbinin rahmetini umarak gecenin saatlerinde secdeye kapanır, kıyamda durur bir halde taat ve ibadet eden kimse (gibi) midir? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl saahibleridir ki (bunları) hakkıyle düşünür.

İbni Kesir

Yoksa o, geceleyin secde ederek, kıyamda durarak itaat eden, ahiretten korkan ve Rabbının rahmetini dileyen kimse gibi midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alıp düşünür.

Mehmet Alagaş

(8-10) İnsan bir zarar dokunduğunda Ona yönelmiş halde Allah’a dua eder, sonra ona O’ndan bir nimet ulaştırıldığı zaman ise önceden yaptığı duayı unutur , onun yolundan saptırmak için Allah’a denkler yapar , de ki azcık küfrünle biraz geçin , muhakkak ki sen ateş halkındansın. Gece anlarında secde eden ve ayakta duran itaatte olan, ahiretten sakınan , Rabbinin rahmetini rica edenle bir midir? D e ki bilenlerle bilmeyenler hiç eşit olur mu? Muhakkak ki akıl uluları hatırlayıp anarlar /zikrederler. De ki ey iman eden kul larım, Rabbinizden sakının, güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara bu dünya da güzellik vardır ve Allah’ın arzı da geniştir, sabredenlere ecirleri / mükafatları hesapsızca ödenecek / vefalı davranılacaktır. (İlim çok malumat sahibi olmak değildir, malumatı bilgiye dönüştürmektir. İlim alametten türeyen mastardır. Yani göstergeyi anlamaktır.)

Rowwad Tercüme Merkezi

(Küfre sapan kimse,) Gece saatlerinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umut eden (kimse gibi) midir? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alır."

Süleyman Ateş

Yoksa o, gece sa'atlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Doğrusu ancak sağduyu sahipleri öğüt alır.

Süleymaniye Vakfı

(Böyle biri mi) yoksa ahiret endişesi ve Rabbinin ikramı ümidiyle gecenin bölümlerinde secde ederek ve kıyamda bulunarak dipnot 1 içtenlikle boyun eğen kişi mi (iyidir)? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? dipnot 2 " Doğru bilgiyi ancak, aklıselim sahibi olanlar dipnot 3 kullanırlar.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    "Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz. Bakara 2/179'un dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böyle biri ile Ahiret için hazırlık yapmak ve Rabbinin ikramını umabilmek için gece vakitlerinde secde eden ve kıyamda bulunan kişi aynı olur mu? De ki "Bilenle bilmeyen bir midir?" Bunu ancak, sağlam duruşlu olanlar anlarlar.

Şaban Britch

Yoksa gece saatlerini secde ederek ve kıyama durarak, itaatle geçiren, ahiretten çekinip, Rabb’inin rahmetini uman mı (kâfir olan mı daha hayırlıdır)? Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? de! Ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.

Şaban Piriş

Yoksa gece saatlerini secde ederek ve kıyama durarak, itaatle geçiren, ahiretten çekinip, Rabb'inin rahmetini uman mı? Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? de! Ancak sağduyu sahipleri düşünüp öğüt alır.

Yaşar Nuri Öztürk

Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Does he who spends a part of the night prostrating his reason to divine revelation and his body comely in worship and submission and his heart and mind in applying remembrance to Allah in standing, bewaring the Hereafter and hopeful of Allah's mercy and blessings compare with him who is heedless of it all! Ask them O Muhammad: "Do they compare, those who apply their minds' eyes and their hearts' ears to the acquisition of learning and by consequence they are well- informed and those who are ignorant of the facts! it is only those who exercise their intellect and lift to Allah their inward sight.

Abdul Haleem

What about someone who worships devoutly during the night, bowing down, standing in prayer, ever mindful of the life to come, hoping for his Lord’s mercy? Say, ‘How can those who know be equal to those who do not know?’ Only those who have understanding will take heed.

Abdullah Yusuf Ali

Is one who worships devoutly during the hour of the night prostrating himself or standing (in adoration), who takes heed of the Hereafter, and who places his hope in the Mercy of his Lord - (like one who does not)? Say: "Are those equal, those who know and those who do not know? It is those who are endued with understanding that receive admonition.

Abul A'la Maududi

Is such a person (preferable or he) who is obedient, and prostrates himself in the watches of the night, stands (in Prayer), is fearful of the Hereafter, and looks forward to the mercy of His Lord? Ask them: "Are those who know equal to those who do not know?" dipnot 1 Only those endowed with understanding take heed.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It should be noted that two kinds of the men are being contrasted here. First, those who turn to Allah when a calamity befalls them, but worship others than Allah normally. Second, those who have made it their permanent way of life to obey Allah and worship and serve Him, and their worshiping Him in solitude during the night is a proof of their sincerity. The first kind of the men have been called ignorant by Allah, even if they might have devoured whole libraries. And the second kind of the men have been called the learned, even if they might be illiterate. For the real supremely important thing is the knowledge of the truth and man’s action according to it, and on this depends his true success. Allah asks: How can these two be equal? How can they possibly follow the same way together in the world, and meet with the same end in the Hereafter?

Aisha Bewley

What of him who spends the night hours in prayer, prostrating and standing up, mindful of the Next World, hoping for the mercy of his Lord? Say: ‘Are they the same – those who know and those who do not know?’ It is only people of intelligence who pay heed.

Al-Hilali & Khan

Is one who is obedient to Allâh, prostrating himself or standing (in prayer) during the hours of the night, fearing the Hereafter and hoping for the Mercy of his Lord (like one who disbelieves)? Say: "Are those who know equal to those who know not?" It is only men of understanding who will remember (i.e. get a lesson from Allâh’s Signs and Verses).

Ali Quli Qarai

Is he who supplicates in the watches of the night, prostrating and standing, apprehensive of the Hereafter and expecting the mercy of his Lord. . . ? Say, ‘Are those who know equal to those who do not know?’ Only those who possess intellect take admonition.

Amatul Rahman Omar

Can he who is obedient and prays (to Allâh) devoutly in the hours of the night, (now) falling prostrate, (now) standing upright (in Prayer) taking precaution against (the grave sequel of) the Hereafter and hopes for the mercy of His Lord, (be treated like him who is disobedient)? Say, `Are those who know (their obligations) equal to those who know (them) not? Only those (endowed) with pure understanding do take heed. '

Arthur John Arberry

Or is he who is obedient in the watches of the night, bowing himself and standing, he being afraid of the world to come and hoping for the mercy of his Lord. . ? Say: 'Are they equal -- those who know and those who know not?' Only men possessed of minds remember.

Bijan Moeinian

Is it not better to be one of those who devote a part of their nights to meditation and worshipping their Lords in the state of standing and prostration? Such people are aware of the Hereafter and seek the mercy of their Lord. Ask them: "Are those who know equal to those who do not know?" Only men of understanding listen to learn.

E. Henry Palmer

Shall he who is devout throughout the night, adoring and standing, cautious concerning the hereafter, and hoping for the mercy of his Lord. . . ? Say, 'Shall those who know be deemed equal with those who know not? only those will remember, who are endowed with minds!'

Edip-Layth

As for one who is meditating in the night, prostrating and standing, fearing the Hereafter, and seeking the mercy of his Lord. Say, "Are those who know equal to those who do not know?" Only those who possess understanding will remember.

George Sale

Shall he who giveth himself up to prayer in the hours of the night, prostrate, and standing, and who taketh heed as to the life to come, and hopeth for the mercy of his Lord, be dealt with as the wicked unbeliever? Say, shall they who know their duty, and they who know it not, be held equal? Verily the men of understanding only will be warned.

Hamid S. Aziz

What! Is he who is obedient during hours of the night, prostrating himself and standing, takes heed of the Hereafter and hopes for the mercy of his Lord (like one who does not)! Say: Are those who know and those who do not know alike? But only the men of understanding are mindful.

Mahmoud Ghali

Is he who is devoutly (praying) at various times of the night, prostrate and upright, being wary of the Hereafter, and hoping for the mercy of his Lord (the same as the disbeliever)? Say, "Are the ones who know equal to the ones who do not know?" Surely only the ones endowed with intellects would remind themselves.

Marmaduke Pickthall

Is he who payeth adoration in the watches of the night, prostrate and standing, bewaring of the Hereafter and hoping for the mercy of his Lord, (to be accounted equal with a disbeliever)? Say (unto them, O Muhammad): Are those who know equal with those who know not? But only men of understanding will pay heed.

Mohamed Ahmed - Samira

Can one who prays in the watches of the night, bowing in homage or standing attentive, fearful of the life to come, and hoping for the mercy of his Lord, (be like one who does not)? Say: "Can those who know, and those who do not know, be equal? Only they think who are wise. "

Muhammad Asad

Or [dost thou deem thyself equal to] one who devoutly worships [God] throughout the night, prostrating himself or standing [in prayer], ever- mindful of the life to come, and hoping for his Sustainer’s grace?" Say: "Can they who know and they who do not know be deemed equal?” [But] only they who are endowed with insight keep this in mind!

Mustafa Khattab

˹Are they better˺ or those who worship ˹their Lord˺ devoutly in the hours of the night, prostrating and standing, fearing the Hereafter and hoping for the mercy of their Lord? Say, ˹O Prophet,˺ "Are those who know equal to those who do not know?" None will be mindful ˹of this˺ except people of reason.

Progressive Muslims

As for one who is meditating in the night, prostrating and standing, fearing the Hereafter, and seeking the mercy of his Lord. Say: "Are those who know equal to those who do not know" Only those who possess understanding will remember.

Rashad Khalifa

Is it not better to be one of those who meditate in the night, prostrating and staying up, being aware of the Hereafter, and seeking the mercy of their Lord? Say, "Are those who know equal to those who do not know?" Only those who possess intelligence will take heed.

Sahih International

Is one who is devoutly obedient during periods of the night, prostrating and standing [in prayer], fearing the Hereafter and hoping for the mercy of his Lord, [like one who does not]? Say, "Are those who know equal to those who do not know?" Only they will remember [who are] people of understanding.

Sam Gerrans

If he who is humbly obedient in the watches of the night, submitting and standing, fearing the Hereafter, and hoping for the mercy of his Lord[...]. Say thou: “Are they equal — those who know and those who know not?” There take heed but those of insight.

Shabbir Ahmed

Is it not better to be one of those who are humble, adoring Him - even in the hours of the night, and standing, keeping in mind the life to come and hoping for his Lord's grace? Say, "Are those who know (that that the 'Self' can evolve) equal to those who know not?" But only those who build their insight will take this to heart.

Syed Vickar Ahamed

Is one who is obedient (to Allah) with love and sincerity in the hours of the night prostrating himself or standing (up in love and admiration), who pays attention to the Hereafter, and who places his hope in the Mercy of his Lord, (like one who does not)? Say: "Are those equal, those who know and those who do not know?" It is those who have understanding that receive guidance.

Taqi Usmani

Can (such people be equal to) the one who worships during the hours of night, prostrating himself and standing, fearing the Hereafter and having hopes in his Lord’s mercy? Say, "Can those who know and those who do not know become equal?" It is only the people of understanding who are receptive of the advice.

The Monotheist Group

Is one better who is dutiful during the night, prostrating and standing, fearing the Hereafter, and seeking the mercy of his Lord? Say: "Are those who know equal to those who do not know?" Only those who possess intelligence will remember.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩