Zümer suresi

Zümer suresi, 8. ayet

Zümer suresi, 8. ayet. وَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُۥ مُنِيبًا إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُۥ نِعْمَةً مِّنْهُ نَسِىَ مَا كَانَ يَدْعُوٓا۟ إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِۦ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلًا إِنَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ

veiẕâ messe-l'insâne ḍurrun de`â rabbehû münîben ileyhi ŝümme iẕâ ḫavvelehû ni`metem minhü nesiye mâ kâne yed`û ileyhi min ḳablü vece`ale lillâhi endâdel liyüḍille `an sebîlih. ḳul temetta` biküfrike ḳalîlen. inneke min aṣḥâbi-nnâr.

Diyanet İşleri

İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını unutur ve Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zümer 5–11 · surenin 8. ayeti / 75

Konu Halis din Allah'ındır; yaratılış ve iki tip insan Zümer 1–10 3

  1. Zümer 5

    Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

  2. Zümer 6

    O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?

  3. Zümer 7

    Eğer inkar ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.

  4. 8

    İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını unutur ve Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin."

  5. Zümer 9

    (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.

  6. Zümer 10

    (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir."

  7. Zümer 11

    De ki: "Şüphesiz bana, dini Allah'a has kılarak O'na ibadet etmem emredildi."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

8. Yüce Allah, kuluna olan lütfunu, ihsanını ve iyiliğini; buna karşılık kulunun şükürsüzlüğünü haber vermektedir. Zira o; hastalık, fakirlik yahut denizde veya bir başka yerde bir sıkıntının kendisine dokunması halinde Allah’tan başka hiçbir kimsenin kendisini kurtaramayacağını bilir, bundan dolayı da Yüce Allah’a yönelerek yalvarıp yakarır, başına gelen bu musibet ve sıkıntıyı girmesi için O’nun yardımına sığınır ve bu hususta ısrar da eder. “Sonra” Yüce Allah “ona” onun bu darlık ve sıkıntısını açmak sureti ile “katından bir nimet verirse oi daha önce O’na dua ettiğini” Allah’a yalvarıp yakardığı sıkıntılı halini “unutur” başına hiçbir sıkıntı gelmemiş gibi yoluna devam eder ve Allah’a ortak koşmasını sürdürür.

“...ve Allah'ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar.” Yani hem kendisi sapmak, hem de başkasını saptırmak için bunu yapar. Çünkü başkasını saptırmak, sapmanın bir sonucudur. Yüce Allah burada sonucu zikrederek sebebi de ifade etmiş olmaktadır.

İşte Yüce Allah’ın nimetine şükredecek yerde nankörlük eden bu azgın kimseye “de ki: Küfrünle biraz (daha dünyadan) faydalan. Zira sen cehennemliklerdensin.” Sonuçta cehenneme girildikten sonra dünyada kendisinden yararlanılan şeylerin kişiye hiçbir faydası olmaz.

“Ne dersin? Biz onları nice seneler (dünyadan) faydalandırsak, sonra onlara vaadolundukları (azap) gelse, faydalandırıldıkları nimetlerin onlara bir yararı olur mu hiç?” (eş-Şuarâ, 26/205-207)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kâfire; hastalık, mal kaybı, boğulma korkusu gibi bir zarar isabet ettiğinde, tüm noksanlıklardan münezzeh olan Rabbine kendisinden bu zararı defetmesi için dua ederek yalnızca O'na yönelir. Sonra Rabbi ona kendi katından başına gelen o zararı kaldırma nimetini verdiği zaman daha önce Allah'a yalvardığını unutur. Başkalarını da Allah'a ulaştıran yolundan saptırmak için Allah'tan başka kendisine ibadet ettiği ortaklar edinir. Ey Resul! Hali böyle olana de ki: "Ömrünün geri kalan kısmını küfrünle yaşayıp geçir, o az bir süredir. Kesinlikle sen kıyamet gününde sıkı arkadaşın arkadaşından ayrılmadığı gibi cehennemden hiç ayrılmayan cehennem ehlinden olacaksın."

Kelimeler

34 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza zaman
  2. مَسَّ messe dokunduğu kök: مسس
  3. ٱلْإِنسَـٰنَ l-insane insana kök: انس
  4. ضُرٌّۭ durrun bir zarar kök: ضرر
  5. دَعَا deaa hemen du'a eder kök: دعو
  6. رَبَّهُۥ rabbehu Rabbine kök: ربب
  7. مُنِيبًا muniben içtenlikle yönelerek kök: نوب
  8. إِلَيْهِ ileyhi O'na
  9. ثُمَّ summe sonra
  10. إِذَا iza zaman
  11. خَوَّلَهُۥ havvelehu ona verdiği kök: خول
  12. نِعْمَةًۭ nia'meten bir ni'met kök: نعم
  13. مِّنْهُ minhu kendisinden
  14. نَسِىَ nesiye unutur kök: نسي
  15. مَا ma
  16. كَانَ kane olduğunu kök: كون
  17. يَدْعُوٓا۟ yed'u yalvarmakta kök: دعو
  18. إِلَيْهِ ileyhi O'na
  19. مِن min
  20. قَبْلُ kablu önceden kök: قبل
  21. وَجَعَلَ ve ceale ve koşar kök: جعل
  22. لِلَّهِ lillahi Allah'a kök: اله
  23. أَندَادًۭا endaden eşler kök: ندد
  24. لِّيُضِلَّ liyudille saptırmak için kök: ضلل
  25. عَن an -ndan
  26. سَبِيلِهِۦ ۚ sebilihi O'nun yolu- kök: سبل
  27. قُلْ kul de ki kök: قول
  28. تَمَتَّعْ temettea' yaşa kök: متع
  29. بِكُفْرِكَ bikufrike küfrünle kök: كفر
  30. قَلِيلًا ۖ kalilen azıcık kök: قلل
  31. إِنَّكَ inneke şüphesiz sen
  32. مِنْ min -ndan(sın)
  33. أَصْحَـٰبِ eshabi halkı- kök: صحب
  34. ٱلنَّارِ n-nari ateş kök: نور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خول (8 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır,…

  • Aynı kök: ندد (6 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Allah'ın yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: "Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir."

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)

    Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca…

  • Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)

    İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.

  • Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    "Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İnsana bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra (Allah) katından ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. dipnot 1 O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. dipnot 2 (İnkâr edene) de ki: "Küfrünle biraz (daha) yaşa! Şüphesiz ki sen ateş halkındansın!" dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah nankör insanların kendisine herhangi bir zarar veya sıkıntı dokununca Fussilet 41:51'de de ifade edildiği gibi "her haliyle Allah'a dua ettiğini" haber vermektedir. Çünkü İsrâ 17:83 ve Fussilet 41:49'da onun "ümitsiz olduğu", Me‘âric 70:19-21'de "pek hırslı (ve sabırsız) yaratıldığı, kendisine fenalık dokunduğunda sızlanıp feryat ettiği" ifade edilmektedir. Ayrıca Nahl 16:53, ‘Ankebût 29:65, Rûm 30:33, Lokmân 31:32'de, Zümer 39: 8 ile 49. ayette kendisine sıkıntı dokunduğunda "yalnızca Yüce Allah'a yalvarıp O'na dua ettiği" bildirilmekte, Duhân 44:12'de ise bizzat dualarına yer verilmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:49; Şûrâ 42:48.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesaj: İbrâhîm 14:30.

Mustafa İslamoğlu

Hem ne zaman insanoğlunun başına bir iş gelse, Rabbine yönelerek O'ndan yalvar yakar yardım ister; ama O'nun sayesinde bir nimete kavuşunca da, O'na önceden yalvardığını unutur ve başka varlıkları O'na eş ve denk saymaya başlar: böylece başkalarını da O'nun yolundan saptırır. (Bu gibisine) de ki: "Nankörlüğünle az bir süre keyif sür; ama şunu da iyi bil ki, sen ateşe layık birisin."

Muhammed Esed

İşte (böyle,) insanın başına bir bela geldi mi Rabbine yönelerek (yardım için) O'na yalvarır fakat O'nun rahmetiyle bir nimete kavuşunca da önceden yalvarıp yakardığını unutarak başka güçleri Allah'a rakip çıkarır ve böylece (başkalarını) O'nun yolundan saptırır. (Bu şekilde günah işleyenlere) de ki: "Bu inkarınızla kısa bir müddet keyif sürün bakalım (ama sonunda) ateşi hak edenlerden olacaksınız!"

Ahmed Hulusi

İnsana (rahmet olarak; onu arındırmak - genişletmek için) bir durr (zarar, hastalık, sıkıntı) dokunduğunda, O'na yönlenir; Rabbine dua eder. . . Sonra ona (Rabbi) kendinden bir nimet lütfettiğinde, daha önce O'na dua ettiğini unutur ve O'nun yolundan saptırmak için Allah'a endad (denk vehmettiği varlıklar) kabullenir. . . De ki: "Küfrünle azıcık yaşa. . . Muhakkak ki sen ateş ehlindensin!"

Ali Bulaç

İnsana bir zarar dokunduğu zaman, gönülden katıksızca yönelmiş olarak Rabbine dua eder. Sonra ona kendinden bir nimet verdiği zaman, daha önce O'na dua ettiğini unutur ve O'nun yolundan saptırmak amacıyla Allah'a eşler koşmaya başlar. De ki: "İnkarınla biraz (dünya zevklerinden) yararlan; çünkü sen, ateşin halkındansın."

Ali Özek ve heyeti

İnsanın başına bir sıkıntı gelince, Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eğlenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin!

Ali Rıza Safa

İnsana bir zorluk dokunduğunda, Efendisine yönelerek, O'na yakarışlarda bulunur. Sonra, ona bir nimet verdiğinde, daha önce O'na yakarışlarda bulunduğunu unutur ve O'nun yolundan saptırmak için, Allah'a ortaklar koşmaya başlar. De ki: "Nankörlük ederek, biraz daha yararlan. Aslında, ateşin yoldaşlarındansın!"

Bayraktar Bayraklı

İnsanın başına bir sıkıntı gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah kendi katından ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "Küfrünle azıcık yaşa, sen ateş halkındansın."

Edip Yüksel

İnsana bir kötülük dokundu mu Efendisine yönelerek O'nu çağırır. Ona kendisinden bir iyilik verdi mi, daha önce kime yalvarmış olduğunu unutur ve O'nun yolundan saptırmak için ALLAH'a eşler koşmaya başlar. De ki: "İnkarınla biraz yaşa, sen ateş halkındansın."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnsana bir kötülük dokundu mu Rabbine yönelerek O'nu çağırır. Ona kendisinden bir iyilik verdi mi, daha önce kime yalvarmış olduğunu unutur ve O'nun yolundan saptırmak için ALLAH 'a eşler koşmağa başlar. De ki, 'İnkarınla biraz yaşa, sen ateş halkındansın.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün gönlünü vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lütfettiği zaman da önceden O'na dua ettiği hali unutur da yolundan sapıtmak için Allah'a ortaklar koşmaya başlar. De ki: "Küfrünle biraz zevk et. Çünkü sen, o ateşliklerdensin."

Elmalılı Hamdi Yazır

İnsana bir sıkıntı dokunduğu vakıt rabbına öyle dua eder ki bütün gönlünü ona vererek, sonra kendisine tarafından bir ni'met lutfediverdiği zaman da önceden ona dua ettiği hali unutur da yolundan sapıtmak için Allaha menendler koşmağa başlar, de ki, küfrünle biraz zevk et, çünkü sen o ateşliklerdensin

Erhan Aktaş

İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, Rabb'ine yönelerek bütün benliğiyle O'na dua dipnot 1 eder. Sonra kendisine bir nimet lütfettiği zaman, daha önce O'na yöneldiği halini unutur. O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Nankörlüğünle biraz daha yararlan. Kuşkusuz ki sen ateşin halkındansın."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dua; çağırmak, seslenmek, yardım istemek demektir. Dua, Allah'a istek ve ihtiyaçlarını arz ederek O'nun lütfunu desteğini, bağışlamasını ve yardımını istemektir (2:186). İnsan, dua etmeden önce kendisine düşeni yapmalıdır. Kendisine düşeni yapmadan Allah'tan bir şey istemek samimiyetsizliktir. Yine Allah'tan istenilen şeyin doğru bir şey olması gerekir: İstediği şeyi hak edip etmediğini, hakkı olup olmadığını dikkate almalıdır. Dua edenin, isteği kabul edildikten sonra, Allah'ı unutacak olması, duasının kabul edilmesine engeldir. Allah'ın yanı sıra başka bir kimseye veya şeye dua etmek şirktir (1:5).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, Rabbine yönelerek bütün benliğiyle O'na dua eder. Sonra kendisine bir nimet lütfettiği zaman, daha önce O'na yöneldiği halini unutur. O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Nankörlüğünle biraz daha yararlan. Kuşkusuz ki sen ateşin halkındansın."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, Rabb'ine yönelerek bütün benliğiyle O'na dua eder. Sonra kendisine bir nimet lütfettiği zaman, daha önce O'na yöneldiği halini unutur. O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Nankörlüğünle biraz daha yararlan. Kuşkusuz ki sen ateşin halkındansın.

Gültekin Onan

İnsana bir zarar dokunduğu zaman gönülden katıksızca yönelmiş olarak rabbine dua eder. Sonra ona kendinden bir nimet verdiği zaman, daha önce O'na dua ettiğini unutur ve O'nun yolundan saptırmak amacıyla Tanrı'ya eşler koşmaya başlar. De ki: "Küfrünle biraz (dünya zevklerinden) yararlan; çünkü sen, ateşin halkındansın."

Hasan Basri Çantay

İnsana bir zarar dokunduğu zaman o, Rabbine, bütün (varlığı ile) Ona dönerek, yalvarır. Sonra ona kendinden bir ni'met verdiği vakit ise evvelce Ona yalvardığını unutur. Allaha, Onun yolundan sapdırmak için, eşler katmıya başlar. (Habibim) de ki: "Küfrünle biraz eğlenedur! Çünkü sen muhakkak ateş yaranındansın".

İbni Kesir

İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman Rabbına yönelerek O'na yalvarır. Sonra O, kendi katından ona bir nimet verince; önceden O'na yalvarmış olduğunu unutuverir. Ve Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: Küfrünle biraz eğlenedur. Muhakkak ki sen, ateş yaranındansın.

Mehmet Alagaş

(8-10) İnsan bir zarar dokunduğunda Ona yönelmiş halde Allah’a dua eder, sonra ona O’ndan bir nimet ulaştırıldığı zaman ise önceden yaptığı duayı unutur , onun yolundan saptırmak için Allah’a denkler yapar , de ki azcık küfrünle biraz geçin , muhakkak ki sen ateş halkındansın. Gece anlarında secde eden ve ayakta duran itaatte olan, ahiretten sakınan , Rabbinin rahmetini rica edenle bir midir? D e ki bilenlerle bilmeyenler hiç eşit olur mu? Muhakkak ki akıl uluları hatırlayıp anarlar /zikrederler. De ki ey iman eden kul larım, Rabbinizden sakının, güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara bu dünya da güzellik vardır ve Allah’ın arzı da geniştir, sabredenlere ecirleri / mükafatları hesapsızca ödenecek / vefalı davranılacaktır. (İlim çok malumat sahibi olmak değildir, malumatı bilgiye dönüştürmektir. İlim alametten türeyen mastardır. Yani göstergeyi anlamaktır.)

Rowwad Tercüme Merkezi

İnsana bir zarar dokunduğu zaman, gönülden Rabbine yönelerek, O'na dua eder. Sonra ona, kendisinden bir nimet verdiği zaman, daha önce O'na dua ettiğini unutur da O'nun yolundan saptırmak amacıyla Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Küfrünle biraz faydalanıp, eğlene dur. Kuşkusuz sen ateş ehlindensin!"

Süleyman Ateş

İnsana bir zarar dokundu mu, hemen içtenlikle Rabbine yönelerek O'na du'a eder. Sonra (Rabbi) ona kendisinden bir ni'met verdi mi; önceden O'na yalvarmakta olduğunu unutur da, O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler koşmağa başlar. De ki: "Küfrünle azıcık yaşa, sen ateş halkındansın!"

Süleymaniye Vakfı

İnsana bir zarar dokunduğunda Rabbine yönelerek yalvarıp yakarır. Sonra Rabbi ona kendinden bir nimet bahşettiğinde daha önce yalvarıp yakardığı Rabbini unutur, insanları Allah'ın yolundan saptırmak için ona benzer nitelikte varlıklar dipnot 1 uydurur. De ki: "Kafirliğinle (elde ettiklerinden) az bir süre yararlan! dipnot 2 Sen, kesinlikle ateşin ahalisindensin! dipnot 3 "

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki endad (أنداد) kelimesinin tekili nidd'dir (نِدٌّ). Nidd, "bir şeyin benzeri ve işlerinde ona muhalefeti olan varlık" anlamındadır (el-Ayn). Müşrikler, Allah ile ortak özelliklere sahip olduğuna inandıkları varlıkları araya koyarak isteklerini, onların aracılığı ile Allah'a kabul ettireceklerine inanırlar. Bakara 2/22, 165, İbrahim 14/30, Sebe 34/33, Zümer 39/8, Fussilet 41/9. Ayrıca ilgili ayetler için bkz.En'am 6/63-64, Yunus 10/22-23, İsra 17/67-69, Ankebut 29/65, Lokman 31/31-32.
  2. metne dön, dipnot 2
    İnsanları Allah'ın yolundan saptıranlar, dini kullanarak çeşitli çıkarlar sağlarlar. Bunlar, ahiret nimetinin yanında azdır ve kısa sürelidir (En'am 6/44, Tevbe 9/34).
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnsan, başı sıkışınca dönüp Rabbine yalvarır. Sonra Allah, iyilik yaparak ona bir fırsat verse daha önce yalvardığını unutur da (Allah'a) benzer nitelikte varlıklar oluşturur ki insanları Allah'ın yolundan saptırsın. De ki "Bir süre kafirliğinin tadını çıkar. Çünkü sen, o ateşin ahalisindensin."

Şaban Britch

İnsana bir zarar dokununca, Rabbine yönelerek, ona dua eder. Sonra, kendisinden bir nimet verdiği zaman, daha önce ona dua ettiğini unutur da onun yolundan saptırsın diye Allah’a eşler koşar, De ki: Küfrünle biraz faydalanıp, eğlene dur. Kuşkusuz sen ateş ehlindensin!

Şaban Piriş

(7-8) Eğer nankörlük ederseniz, Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Ama kullarının nankörlüğüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz, sizin için ondan hoşnut kalır. Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Sonra Rabbinizedir dönüşünüz... Elbette size yaptıklarınızı haber verecektir. O, kalplerin özünü bilendir. İnsana bir zarar dokununca, Rabbine yönelerek, ona dua eder. Sonra, kendisinden bir nimet ile değiştirince, daha önce ona dua ettiğini unutur da Allah'a ortaklar koşar, onun yolundan saptırsın diye... De ki: -İnkarınla biraz yaşa, kuşkusuz sen ateş ehlindensin!

Yaşar Nuri Öztürk

İnsana bir zarar/zorluk dokununca, Rabbine yönelerek O'na dua eder. Sonra ona bir nimet lütfettiğinde, önceden O'na yalvarmakta olduğunu unutur, O'nun yolundan saptırmak için Allah'a eşler, ortaklar isnat eder. De ki: "Birazcık nimetlen küfrünle! Hiç kuşkusuz, sen, ateş halkındansın."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when man is touched or befallen with a misfortune or wedded to a calamity he invokes Allah, his Creator, turning to Him exclusively. And when He extends to Him His mercy and grace and delivers him from what is burdensome and exhaustive to the mind he forgets and passes heedless of Allah as though he never invoked Him for relief not long ago; he sets up to Him rivals and incorporates with Him other deities to mislead people from His path of righteousness. Say to them O Muhammad: "Enjoy your infidelity for a while, the pleasure you derive from falsehood is short lived and rest assured that you shall be among those destined to the abode in Hell."

Abdul Haleem

When man suffers some affliction, he prays to his Lord and turns to Him, but once he has been granted a favour from God, he forgets the One he had been praying to and sets up rivals to God, to make others stray from His path. Say, ‘Enjoy your ingratitude for a little while: you will be one of the inhabitants of the Fire.’

Abdullah Yusuf Ali

When some trouble toucheth man, he crieth unto his Lord, turning to Him in repentance: but when He bestoweth a favour upon him as from Himself, (man) doth forget what he cried and prayed for before, and he doth set up rivals unto Allah, thus misleading others from Allah's Path. Say, "Enjoy thy blasphemy for a little while: verily thou art (one) of the Companions of the Fire!"

Abul A'la Maududi

When any affliction befalls man, dipnot 1 he cries out to his Lord, penitently turning to Him. dipnot 2 But when his Lord bestows His favour upon him, he forgets the affliction regarding which he had cried out dipnot 3 and sets up compeers to Allah dipnot 4 that they may lead others astray from His Path. dipnot 5 Say, (O Prophet): "Enjoy your unbelief for a while. Surely you will be among the inmates of the Fire."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "The man": the disbeliever who adopted the way of ingratitude.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, at that time he does not remember those other deities whom he used to invoke in good times; but he despairs of them all and turns only to Allah, Lord of the worlds. This is a clear proof of the fact that in the depths of his heart he has the feeling that all other deities are helpless, and the realization that Allah alone is the possessor of all powers and authority lies buried and hidden deep in his mind.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, he again forgets the bad times when abandoning all other deities he was invoking only Allah, the One.
  4. metne dön, dipnot 4
    That is, he again starts serving others: he obeys them, prays to them and makes offerings before them.
  5. metne dön, dipnot 5
    That is, he is not content with his own self having gone astray, but also leads others astray, telling them that the affliction which had befallen him, had been averted by the help of such and such a pious man or saint, or god and goddess. Thus, many other people also put their faith in these deities besides Allah, and are further misled as the ignorant and foolish people describe their experiences before them.

Aisha Bewley

When harm touches man he calls upon his Lord, making tawba to Him. Then when He grants him a blessing from Him, he forgets what he was calling for before and ascribes rivals to Allah, so as to misguide others from His Way. Say: ‘Enjoy your kufr for a little while. You are among the Companions of the Fire.’

Al-Hilali & Khan

And when some hurt touches man, he cries to his Lord (Allâh Alone), turning to Him in repentance. But when He bestows a favour upon him from Himself, he forgets that for which he cried for before, and he sets up rivals to Allâh, in order to mislead others from His Path. Say: "Take pleasure in your disbelief for a while: surely you are (one) of the dwellers of the Fire!"

Ali Quli Qarai

When distress befalls man, he supplicates his Lord, turning to Him penitently. Then, when He grants him a blessing from Himself, he forgets that for which he had supplicated Him before, and sets up equals to Allah that he may lead [people] astray from His way. Say, ‘Revel in your ingratitude for a while. Indeed you are among the inmates of the Fire.’

Amatul Rahman Omar

And when an affliction befalls a person he prays to his Lord turning (penitently) to Him. But when He confers a favour upon him from Himself, he forgets (the affliction) for (the removal of) which he used to pray (to Him) and starts assigning peers with Allâh, with the result that he causes the people to go astray from His path (the path leading to One God). Say, `Enjoy your ingratitude for a little while, you are sure to be of the inmates of the Fire.'

Arthur John Arberry

When some affliction visits a man, he calls upon his Lord, turning to him; then when He confers on him a blessing from Him he forgets that he was calling to before and sets up compeers to God, to lead astray from His way. Say: 'Enjoy thy unbelief a little; thou shalt be among the inhabitants of the Fire.'

Bijan Moeinian

When an average man is in trouble, he remembers God and starts to pray. When God saves him from the trouble, then he forgets the Lord and worships other things [money, boss, women, etc.] and misleads others too. tell to such a person: "Enjoy your temporary disbelief as you have earned the Hellfire."

E. Henry Palmer

And when distress touches a man he calls his Lord, turning repentant to Him; then when He confers on him a favour from Himself he forgets what he had called upon Him for before, and makes peers for God to lead astray from His way! Say, 'Enjoy thyself in thy misbelief a little, verily, thou art of the fellows of the Fire. '

Edip-Layth

When the human being is afflicted with adversity, he implores his Lord, turning in repentance to Him. But then, when He grants him a blessing from Him, he forgets his previous imploring, and sets up equals with God, in order to mislead others from His path. Say, "Enjoy your rejection for a while; for you are of the dwellers of the fire."

George Sale

When harm befalleth a man, he calleth upon his Lord, and turneth unto Him: Yet afterwards, when God hath bestowed on him favour from himself, he forgetteth that being which he invoked before, and setteth up equals unto God, that he may seduce men from his way. Say unto such a man, enjoy this life in thy infidelity for a little while: But hereafter shalt thou surely be one of the inhabitants of hell fire.

Hamid S. Aziz

And when distress afflicts a man he calls upon his Lord turning to Him frequently; then when He makes him possess a favour from Him, he forgets that for which he called upon Him before, and sets up rivals to Allah that he may cause (men) to stray off His path. Say: Enjoy yourself in your ungratefulness a little, surely you are of the inmates of the Fire.

Mahmoud Ghali

And when an adervsity touches man, he invokes his Lord, (turning) penitent to Him; (but) thereafter when He grants him a favor from Him, he forgets that for which he was invoking earlier and makes up compeers to Allah to lead (people) into error away from His way. Say, "Enjoy your disbelief a little: surely you will be among the companions (i.e., inhabitants) of the Fire."

Marmaduke Pickthall

And when some hurt toucheth man, he crieth unto his Lord, turning unto Him (repentant). Then, when He granteth him a boon from Him he forgetteth that for which he cried unto Him before, and setteth up rivals to Allah that he may beguile (men) from his way. Say (O Muhammad, unto such an one): Take pleasure in thy disbelief a while. Lo! thou art of the owners of the Fire.

Mohamed Ahmed - Samira

When man is afflicted with adversity he turns to his Lord, and prays to Him. But when He bestows His favour on him, he forgets what he prayed for before, and sets up others as compeers of God to mislead (people) from His way. Say: "Take advantage of your denying for a while: You will be among the inmates of Hell."

Muhammad Asad

NOW [thus it is:] when affliction befalls man, he is likely to cry out to his Sustainer, turning unto Him [for help]; but as soon as He has bestowed upon him a boon by His grace, he forgets Him whom he invoked before, and claims that there are other powers that could rival God - and thus leads [others] astray from His path. Say [unto him who sins in this way]: "Enjoy thyself for a while in this thy denial of the truth; [yet,] verily, thou art of those who are destined for the fire!

Mustafa Khattab

When one is touched with hardship, they cry out to their Lord, turning to Him ˹alone˺. But as soon as He showers them with blessings from Him, they ˹totally˺ forget the One they had cried to earlier, and set up equals to Allah to mislead ˹others˺ from His Way. Say, ˹O Prophet,˺ "Enjoy your disbelief for a little while! You will certainly be one of the inmates of the Fire."

Progressive Muslims

And when the human being is afflicted with adversity, he implores his Lord, turning in repentance to Him. But then, when He grants him a blessing from Him, he forgets his previous imploring, and sets up equals with God, in order to mislead others from His path. Say: "Enjoy your rejection for a while; for you are of the dwellers of the Fire."

Rashad Khalifa

When the human being is afflicted, he implores his Lord, sincerely devoted to Him. But as soon as He blesses him, he forgets his previous imploring, sets up idols to rank with GOD and to divert others from His path. Say, "Enjoy your disbelief temporarily; you have incurred the hellfire."

Sahih International

And when adversity touches man, he calls upon his Lord, turning to Him [alone]; then when He bestows on him a favor from Himself, he forgets Him whom he called upon before, and he attributes to Allah equals to mislead [people] from His way. Say, "Enjoy your disbelief for a little; indeed, you are of the companions of the Fire."

Sam Gerrans

And when affliction touches man, he calls to his Lord, turning to Him; then when He confers upon him favour from Him, he forgets that for which he called to Him before, and makes equals to God, to lead astray from His path. Say thou: “Enjoy thou thy denial a little — thou art of the companions of the Fire.”

Shabbir Ahmed

Now, when affliction befalls man, he calls upon his Lord turning unto Him. But as soon as He bestows upon him Bliss, he forgets Him Whom he called before, and he claims that there are other powers that can rival Allah - thus misleading others from His Path. (Such as he was saved by so and so of the saints, or magic, amulet etc.) Say, "Enjoy your disbelief for a little while. Behold, you are among the companions of the Fire."

Syed Vickar Ahamed

And when some trouble comes to man; He cries to his Lord, turning to Him (the Lord) by feeling sorry for what he has done: But when He gives him (the man, a gift) of Mercy from Himself, (man) forgets what he cried and prayed for before, and he sets up rivals to Allah, so as to mislead others from His (Allah’s) Path. Say (to such people): "Enjoy your disbelief for some time: Surely, you are from the companions of the Fire!"

Taqi Usmani

And when man is afflicted by pain, he calls his Lord turning to Him passionately. Thereafter, when He blesses him with some favor from Him, he forgets that for which he was calling Him earlier, and sets up partners for Allah, so that he leads others astray from His way. Say, "Enjoy (the pleasure of) your disbelief for a while, (then) surely, you are from among the people of the Fire."

The Monotheist Group

And when man is afflicted with adversity, he implores his Lord, turning in repentance to Him. But then, when He grants him a blessing from Him, he forgets his previous imploring, and sets up equals with God, in order to mislead others from His path. Say: "Enjoy your rejection for a while; for you are of the dwellers of the Fire."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zümer suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩