Zümer suresi · 11–20. ayetler

Emrolunan ibadet; ateş katmanları ve üst üste odalar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zümer suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 11. ayet. قُلْ إِنِّىٓ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ ٱلدِّينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Şüphesiz bana, dini Allah'a has kılarak O'na ibadet etmem emredildi."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Bana, dini O'na özgü kılarak Allah'a kulluk etmem emrolundu.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Elbet, ben, dini Allah'a has kılarak yalnız O'na kulluk etmekle emrolundum;

    Muhammed Esed

    De ki (ey Muhammed): "İçten bir inançla Allah'a bağlanarak yalnız O'na kulluk etmekle emrolundum;

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Kesinlikle hükmolundum ki, sistem ve düzeninde O'ndan başka etken görmemek üzere Allah'a kulluk edeyim. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ben, dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet etmekle emrolundum."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Bana, dini Allah'a hâlis kılarak O’na kulluk etmem emrolundu.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Kuşkusuz, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na hizmet etmem, bana buyruk verildi!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Bana, dini Allah'a has kılarak O'na kulluk etmem emrolundu."

    Edip Yüksel

    De ki: "Dini yalnız ALLAH'a has kılarak O'na hizmet etmekle emredildim." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İslam dininin biricik kaynağı olan Kuran'ı terkeden Müslümanlar, dini Yalnız Tanrı'ya özgüleyeceklerine, onu, tanrı + peygamber + sahabe + tabiin + mezhep müçtehitleri + mezhepte müçtehitler + eski alimler + ve daha sonra gelen alimciklerden ve şeyhlerden oluşan bir anonim şirketin ortaya koyduğu bir beşerî din haline dönüştürdüler. * Bak 7:29; 16:52; 39:2, 14; 40:14, 65; 98:5

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Dini yalnız ALLAH'a has kılarak O'na tapmakla emredildim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben Allah'a dini kendisine halis kılarak ibadet edeyim diye emrolundum.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: ben Allaha, dini onun için halis kılarak, ıbadet edeyim diye emrolundum

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ben, dini yalnızca Kendisine özgü kılarak dipnot 1 , Allah'a kulluk etmekle emrolundum."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 39:2. Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben, dini yalnızca Kendisine özgü kılarak, Allah'a kulluk etmekle emrolundum.

    Gültekin Onan

    De ki: "Bana, dini yalnızca O'na halis kılarak Tanrı'ya ibadet etmem buyruldu."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ben, Allaha, Onun dininde ıhlas edici olarak, ibadet etmemle emrolundum".

    İbni Kesir

    De ki: Ben, dini yalnız Allah'a tahsis ederek ibadet etmekle emrolundum.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Ben, dini yalnızca Allah'a halis kılarak O'na ibadet etmekle emrolundum.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Bana dini yalnız Allah'a halis kılarak, O'na kulluk etmem emredildi."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Bana verilen emir şudur: Bu dine hiçbir şey katmadan dipnot 1 kulluğu Allah'a yap!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [!]Allah'tan başkasının söz ve hükümleri katılmış din, Allah'ın dini olamaz. Bu yüzden Allah Teala, Kur'an'ın, kendi koyduğu kurallar dışında açıklanmasını en ağır suç, kendini Allah'ın yerine koyma suçu saymıştır. (Hud 11/1-2)

    Şaban Britch

    De ki: Ben, dini Allah’a halis kılarak O'na ibadet etmekle emrolundum.

    Şaban Piriş

    De ki: -Ben, dini Allah'a tahsis ederek ona kulluk etmekle emrolundum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Bana, dini yalnız Allah'a özgüleyerek, O'na ibadet/kulluk etmem emredildi."

  2. Zümer suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 12. ayet. وَأُمِرْتُ لِأَنْ أَكُونَ أَوَّلَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    "Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi."

    Mustafa İslamoğlu

    bir de, Allah'a teslim olanların önderi olmakla emrolundum."

    Muhammed Esed

    ve Allah'a teslim olanların öncüsü olmakla".

    Ahmed Hulusi

    "Hükmolundum ki, teslim olmuşluğunun farkındalığını yaşayanların ilki olmakla!"

    Ali Bulaç

    "Ve ben, müslümanların ilki olmakla da emrolundum."

    Ali Özek ve heyeti

    Bana müslümanların ilki olmam emrolundu.

    Ali Rıza Safa

    "Ve teslim olanların öncüsü olmam, bana buyruk verildi!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bana Müslümanların ilki olmam emrolundu."

    Edip Yüksel

    "Ve en ileri derecede Müslüman olmam emredildi."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ve en ileri derecede müslüman olmam emredildi.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve O'nun birliğine teslim olan müslümanların ilki olayım diye emrolundum"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem onun birliğine teslim olan müsliminin evveli olayım diye emrolundum

    Gültekin Onan

    "Ve bana müslümanların ilki olmam da buyruldu."

    Hasan Basri Çantay

    "Bana (Allaha teslim olan) Müslümanların evveli olmam emredildi".

    İbni Kesir

    Ve ben, müslümanların ilki olmakla emrolundum.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ve ben, Müslümanların ilki olmakla da emrolundum.”

    Süleyman Ateş

    "Ve bana müslümanların ilki olmam emredildi."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bir de Müslümanların içinde en önde olmam emredilmiştir."

    Şaban Britch

    Teslim olanların da ilki olmakla emrolundum.

    Şaban Piriş

    Teslim olanların da ilki olmakla emrolundum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ve bana, müslümanların ilki olmam emredildi."

  3. Zümer suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 13. ayet. قُلْ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer ben Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."

    Mustafa İslamoğlu

    Duyur: "Eğer ben Rabbime isyan etmiş olsaydım, korkunç bir günün azabından dehşete düşmem gerekirdi."

    Muhammed Esed

    De ki: "Rabbime isyan etseydim, o müthiş (Hesap) Günü'nde (başıma gelecek) azaptan dehşete kapılırdım".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Gerçektir ki, ben muazzam bir sürecin yaşanacak azabından korkarım, eğer Rabbime isyan edersem (varlığımdaki mutlak tedbirini görmezden gelirsem)!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Ben, Rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir günün azabından korkarım."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Kuşkusuz, Efendime karşı gelirsem, Büyük Gün'ün cezasından korkarım!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Rabbime karşı gelirsem doğrusu büyük günün azabından korkarım."

    Edip Yüksel

    De ki: "Efendime karşı gelirsem Büyük Günün azabından korkarım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Rabbime karşı gelirsem Büyük Günün azabından korkarım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: ben korkarım rabbıma ısyan edersem büyük bir günün azabından

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."

    Gültekin Onan

    De ki: "Ben, rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir günün azabından korkarım."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Eğer ben Rabbime isyan edersem, hakıykat, büyük günün azabından korkarım".

    İbni Kesir

    De ki: Rabbıma karşı gelirsem; doğrusu büyük günün azabından korkarım.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Eğer Rabbime isyan edersem, elbette ben büyük bir günün azabından korkarım!"

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ben, Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ben ahibime (Rabbime) karşı gelirsem o büyük günün azabından korkarım."

    Şaban Britch

    De ki: Eğer Rabbime karşı isyan edersem, elbette ben büyük bir günün azabından korkarım!

    Şaban Piriş

    De ki: -Eğer Rabbime karşı gelirsem, elbette ben büyük bir günün azabından korkarım!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."

  4. Zümer suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 14. ayet. قُلِ ٱللَّهَ أَعْبُدُ مُخْلِصًا لَّهُۥ دِينِى

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ben dinimi Allah'a has kılarak sadece O'na ibadet ediyorum."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ben dinimi O'na özgü kılarak yalnızca Allah'a ibadet ederim."

    Mustafa İslamoğlu

    İlan et: "Ben, dinimi yalnız Allah'a has kılarak sadece O'na kulluk ederim.

    Muhammed Esed

    De ki: "İçten bir inançla yalnız O'na bağlanarak O'na kulluk ederim.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Sistem ve düzeninde O'ndan başka etken görmemek üzere Allah'a kulluk edeyim. . . "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ben dinimi yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet ederim."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ben, dinimi, yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na hizmet ederim!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ben dinimde ihlas ile ancak Allah'a ibadet ederim."

    Edip Yüksel

    De ki: "Dinimi yalnız ALLAH'a has kılarak O'na hizmet ediyorum."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Dinimi yalnız ALLAH'a has kılarak O'na tapıyorum.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben dinimi O'na has kılarak yalnız Allah'a kulluk ederim,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: ben yalnız Allaha kulluk ederim, dinimi ona halis kılarak,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben, dinimi Allah'a özgü kılarak O'na kulluk ederim."

    Gültekin Onan

    De ki: "Ben dinimi yalnızca O'na halis kılarak Tanrı'ya ibadet ederim."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ben dinimde, kendine İhlas edici olarak, ancak Allaha ibadet ederim".

    İbni Kesir

    De ki: Ben, dinimde muhlis olarak Allah'a ibadet ederim.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Ben dinimi yalnızca Allah'a halis kılarak O'na ibadet ederim.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ben, dinimi yalnız Allah'a halis kılarak O'na kulluk ediyorum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ben, bu dine bir şey katmadan sadece Allah'a kulluk ederim.

    Şaban Britch

    Dinimi kendisine halis kılarak (sadece) Allah’a ibadet ederim! de.

    Şaban Piriş

    Dinimi kendisine tahsis ederek Allah'a kulluk ederim! de.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ben, dinimi yalnız kendisine özgüleyerek, Allah'a ibadet ediyorum."

  5. Zümer suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 15. ayet. فَٱعْبُدُوا۟ مَا شِئْتُم مِّن دُونِهِۦ قُلْ إِنَّ ٱلْخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَأَهْلِيهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَلَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْخُسْرَانُ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    "Siz de Allah'tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!" De ki: "Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir."

    Mehmet Okuyan

    Siz de O'nun peşi sıra dilediğinize tapın (bakalım)! De ki: "Şüphesiz ki kaybedenler, kıyamet günü kendilerine ve ailelerine (destekçilerine) yazık edenlerdir. Dikkat edin! Asıl apaçık kayıp işte budur.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık siz de, O'nu bıraktıktan (sonra) neyi dilerseniz onu kulluk edin!" Uyar: "Gerçek şu ki, asıl hüsrana uğrayanlar, Kıyamet Günü hem kendilerini hem de yakınlarını hüsrana uğratanlardır: bakın bu, işte bu değil midir açık kayıp?

    Muhammed Esed

    (Siz de, ey günahkarlar,) O'nun dışında dilediğinize kulluk ed(ip etmemeniz kendi elinizdedir)!" De ki: "(Gerçekten) hüsrana uğrayanlar, Kıyamet Günü hem kendilerini, hem de dost ve akrabalarını kaybedecek olanlardır: bu (ap)açık bir kayıp değil midir?

    Ahmed Hulusi

    "Siz de O'nun dununda dilediğinize tapının!" De ki: "Gerçek şudur ki; kıyamet sürecinde hüsranı yaşayacak olanlar, hem nefslerini (bilinçlerini/kendilerini) hem de ehillerini (o günkü eşi olan bedenini) hüsrana uğratacak şekilde yönlendirenlerin ta kendileridir! Dikkat edin! İşte o apaçık bir hüsranın ta kendisidir!"

    Ali Bulaç

    "Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Allah'a eş koşanlar!): Siz de O'ndan başka dilediğinize tapın! De ki: Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır.

    Ali Rıza Safa

    "Artık, siz, O'ndan başka ayrıca, istediğinize de hizmet edin!" De ki: "Gerçekten yitime uğrayanlar, Yeniden Yaratılış Günü'nde, hem kendilerini hem de ailelerini yitime uğratanlardır. İyi bilin ki, apaçık yitik, işte budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk ediniz!" De ki: "Gerçekten iflas edenler, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini zarara uğratanlardır. Dikkat ediniz, apaçık kayıp işte budur."

    Edip Yüksel

    "Siz de O'nun dışında dilediğinize hizmet ediniz." De ki: "Asıl kaybedenler, ahiret gününde kendilerine ve ailelerine kaybettirenlerdir." Apaçık kayıp budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Siz de O'nun dışında dilediğinize tapınız.'De ki, 'Asıl kaybedenler, ahiret gününde kendilerine ve ailelerine kaybettirenlerdir.' Apaçık kayıp budur

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    siz de O'ndan başka dilediğinize kul olun." De ki: "Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerine ve mensuplarına ziyan verenlerdir. Evet, işte asıl açık hüsran budur."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    siz de onun berisinden dilediğinize kul olun, de ki: asıl husrana düşenler Kıyamet günü kendilerine ve mensublarına ziyan edenlerdir. Evet, odur işte asıl açık husran.

    Erhan Aktaş

    "Siz de O'nun yanı sıra istediğinize kulluk edin." De ki: "Asıl kaybedenler, kıyamet gününde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Siz de O'nun yanı sıra istediğinize kulluk dipnot 1 edin." De ki: "Asıl kaybedenler, Kıyamet Günü'nde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 39:2. Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz de O'ndan başka istediğinize kulluk edin. De ki: "Asıl kaybedenler, Kıyamet Günü'nde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.

    Gültekin Onan

    "Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem ehlini (yakınlarını) hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun, bu apaçık olan hüsranın kendisidir."

    Hasan Basri Çantay

    "Artık siz de Onu bırakıb dilediğinize tapın"! De ki: Hakıykat hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerini de, mensublarını da hüsrana uğratanlardır. Dikkat et ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir".

    İbni Kesir

    Artık siz de O'ndan başka dilediğinize tapın. De ki: Hüsrana uğrayanlar; kıyamet gününde kendilerini de, ailelerini de hüsrana uğratanlardır. İyi bilin ki; apaçık hüsran işte budur.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Siz de, ondan başka dilediğinize ibadet edin. De ki: "Hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Dikkat edin! Apaçık hüsran işte budur."

    Süleyman Ateş

    "Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin." De ki: "Ziyana uğrayanlar kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyan edenlerdir. Dikkat edin, işte bu, apaçık bir ziyandır!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Haydi, Allah'tan önce neyi tercih ediyorsanız ona kulluk edin." De ki "Asıl kaybedenler, (mezardan) kalkış günü kendini ve ailesini kaybedenlerdir." Bilin ki apaçık hüsran işte budur.

    Şaban Britch

    Siz de, ondan başka dilediğinize ibadet edin. De ki: Hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Dikkat edin, apaçık hüsran işte budur!

    Şaban Piriş

    Siz de, ondan başka dilediğinize kulluk edin. De ki: -Hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Dikkat edin, apaçık hüsran işte budur!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Siz O'nun dışında dilediğinize kulluk/ibadet edin." De ki: "Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana atanlardır. Dikkat edin! Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur."

  6. Zümer suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 16. ayet. لَهُم مِّن فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِّنَ ٱلنَّارِ وَمِن تَحْتِهِمْ ظُلَلٌ ذَٰلِكَ يُخَوِّفُ ٱللَّهُ بِهِۦ عِبَادَهُۥ يَٰعِبَادِ فَٱتَّقُونِ

    Diyanet İşleri

    Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar, altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İşte Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, bana karşı gelmekten sakının.

    Mehmet Okuyan

    Onların hem üstlerinden ateşten karanlıklar (tabakalar) hem de altlarından (ateş) karanlıkları (tabakaları) olacaktır. İşte Allah kullarını bununla korkutuyor. Ey kullarım! Yalnızca bana karşı takvâlı (duyarlı) olun!

    Mustafa İslamoğlu

    Onları, üstlerinden ateş tabakaları kuşatacak, altlarından da (ateş) tabakaları..." İşte bu yolla Allah kullarının kalbine korku salıyor. Ey kullarım! Bana karşı sorumluluğunuzun şuurunda olun!

    Muhammed Esed

    Onların üstünde ateş bulutları toplanacak ve altlarında da (benzer ateş) tabakaları bulunacaktır..." Allah kulların(ın kalbin)e işte bu yolla korku salar. Ey kullarım! Öyleyse, Bana karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun;

    Ahmed Hulusi

    Onların, fevklerinden (bilinç boyutu itibarıyla) de yakıcı - ateşten gölgelikler (katmanlar) vardır, altlarından (bedenleri itibarıyla) da gölgelikler (katmanlar) vardır. . . İşte (gerçek) bu; Allah onun korkusunu kullarında açığa çıkarıyor! Ey kullarım, benden korunun (Sünnetim gereği sizden açığa çıkan her şeyin sonucunu kesinlikle yaşatacağım için)!

    Ali Bulaç

    Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da tabakalar vardır. İşte Allah, kendi kullarını bununla tehdit edip korkutuyor. Ey kullarım öyleyse Benden sakının.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da (öyle) tabakalar var. İşte Allah kullarını bununla korkutuyor. Ey kullarım! Yalnızca benden korkun.

    Ali Rıza Safa

    Onların üzerinde, ateşten katmanlar, altında da katmanlar vardır. Allah, kullarını, işte bununla korkutur. Ey kullarım! Artık, Bana karşı sorumluluk bilinci taşıyın!

    Bayraktar Bayraklı

    Onları üstlerinden ve altlarından gölgeler gibi ateş kaplayacaktır. İşte Allah kullarını sürekli böyle sakındırıyor. "Ey kullarım! Artık emirlerime karşı gelmekten sakınınız."

    Edip Yüksel

    Onların üstünde de altlarında da kat kat ateş vardır. ALLAH kullarını böylece uyarır. Kullarım, beni sayın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların üstünde de altlarında da kat kat ateş vardır. ALLAH kullarını böylece uyarır. Kullarım, beni sayın

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onların üstlerinden ateş çatılır, altlarından da çatılır; duydunuz ya, işte Allah kullarını bundan sakındırıyor, "Ey kullarım, onun için bana (sığınıp) korunun." (diyor).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlara üstlerinden ateş çatılır, altlarından çatılır, duydunuz a, işte Allah kullarını bundan tahzir buyuruyor: ey kullarım onun için bana korunun.

    Erhan Aktaş

    Onların üstlerinde de altlarında da ateşten katmanlar vardır. İşte Allah'ın, kullarını uyarıp sakınmalarını istediği şey budur. Ey kullarım, Bana karşı takvalı olun!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların üstlerinde de altlarında da ateşten katmanlar vardır. İşte Allah'ın, kullarını uyarıp sakınmalarını istediği şey budur. Ey kullarım, Bana karşı takvalı dipnot 1 olun!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy ile kötülükten korunmak. Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak. Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların üstlerinden ve altlarından ateşten gölgeler vardır. İşte Allah'ın, kullarını uyarıp sakınmalarını istediği şey budur. Ey kullarım, Bana karşı takvalı dipnot 1 olun!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya/güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da tabakalar vardır. İşte Tanrı, kendi kullarını bununla tehdit edip korkutuyor. Ey kullarım öyleyse benden sakının.

    Hasan Basri Çantay

    Onların üstlerinde ateşden tabakalar, altlarında (ateşden) tabakalar vardır, işte Allah, kullarını bununla korkutuyor. Ey kullarım, benden korkun.

    İbni Kesir

    Onların üstlerinde kat kat ateşler, altlarında kat kat ateşler vardır. Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, benden korkun.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da tabakalar vardır. Allah, kullarını işte bununla korkutuyor. Ey kullarım! Benden sakının.

    Süleyman Ateş

    Onların üstlerinden ateşten gölgeler, altlarından da (ateşten) gölgeler var. İşte Allah kullarını bu durumdan korkutur. Ey kullarım, benden korkun!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da tabakalar olur. İşte Allah kullarının başına bunların gelebileceği uyarısında bulunmaktadır. Ey kullarım, benden çekinin.

    Şaban Britch

    Onların üstlerinden ateşten tabakalar, altlarından da tabakalar vardır. Allah, kullarını işte bununla korkutuyor. Ey kullarım! Benden sakının!

    Şaban Piriş

    Onların üstlerinden ateşten tabakalar, altlarından da tabakalar vardır. Allah, kullarını işte bununla korkutuyor. Ey kullarım! Benden korkun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onların üstlerinde ateşten gölgeler, altlarında da gölgeler vardır. İşte Allah, kullarını bundan korkmaya çağırıyor. "Ey kullarım, benden korkun!"

  7. Zümer suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 17. ayet. وَٱلَّذِينَ ٱجْتَنَبُوا۟ ٱلطَّٰغُوتَ أَن يَعْبُدُوهَا وَأَنَابُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ لَهُمُ ٱلْبُشْرَىٰ فَبَشِّرْ عِبَادِ

    Diyanet İşleri

    Tağut'tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah'a yönelenler için müjde vardır. O halde, kullarımı müjdele!

    Mehmet Okuyan

    Tağut'a dipnot 1 (azgınlık edene) kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır. (Bu) kullarımı müjdele!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Tağut] kelimesiyle başta şeytan olmak üzere bütün azgınlar ve azgınlıklar kastedilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'a isyanı sistemleştiren güç odaklarına kulluğa yanaşmayan ve Allah'a yönelen kimseler var ya: işte asıl müjdeyi onlar hak ediyor: şu halde bu kullarımı müjdele!

    Muhammed Esed

    şeytani güçlere kulluk yapma (eğilimin)den kaçınanlara ve Allah'a yönelenlere (öteki dünya için mutluluk) müjdeleri vardır. Öyleyse bu müjdeyi kullarıma ver;

    Ahmed Hulusi

    Bedenini tanrılaştırarak (tagut) ona tapınmaktan kaçınıp, Allah'a (hakikatlerine) yönelenler var ya, onlar için Büşra (müjde; vuslat) vardır. . . Kulları müjdele!

    Ali Bulaç

    Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver.

    Ali Özek ve heyeti

    Tâğut'a kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır, kullarımı müjdele.

    Ali Rıza Safa

    Katışıksız dini kirletmek için uğraşanlara hizmet etmekten kaçınanlar ve Allah'a yönelenler için, sevinçli haberler vardır; artık kullarıma, sevinçli haberleri ver.

    Bayraktar Bayraklı

    Tağut'a kulluk etmekten uzak durup Allah'a yönelenlere müjdeler olsun. "Sen, bu kullarımı müjdele!"

    Edip Yüksel

    Kim Tağut'a (azgına/küstaha) hizmet etmekten kaçınır ve ALLAH'a yönelirse onlar için müjde vardır. Kullarımı müjdele.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim Tağut'a (Azgın'a) kulluk etmekten kaçınır ve ALLAH'a yönelirse onlar için müjde vardır. Kullarımı müjdele.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da tam gönülle Allah'a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjde ver kullarıma,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da tam gönülle Allaha yönelenlere gelince onlarındır müjde; haydi tebşir et kullarıma.

    Erhan Aktaş

    Tağuta dipnot 1 kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjdeler olsun. O halde bu kullarımı müjdele.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Despot, azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; kaba kuvvetle hükmeden kişi, kurum veya yönetim demektir. Tuğyan, "Haddi aşma, zulüm, azgınlık, sapkınlık, isyan, küfür." Tağa fiilinin mastarıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tağuta dipnot 1 kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjdeler olsun. O halde bu kullarımı müjdele.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; kaba kuvvetle hükmeden kişi, kurum ve yönetim demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tağuta dipnot 1 kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjdeler olsun. O halde bu kullarımı müjdele.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Azgın, sapık, kötülük ve sapkınlık önderi, zorba, şeytan, put, puthane, kahin, sihirbaz, Allah'ın yasalarına sırt çeviren kişi, kurum ve yönetimler.

    Gültekin Onan

    Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Tanrı'ya içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver.

    Hasan Basri Çantay

    Taağutdan, ona tapmakdan kaçınıb da Allaha yönelenler (e gelince): Onlar için de müjde vardır. O halde kullarımı müjdele.

    İbni Kesir

    Tağut'a tapmaktan kaçınıp Allah'a yönelenlere; işte onlara müjde vardır. Öyleyse kullarımı müjdele.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tağuta ibadet etmekten kaçınıp Allah'a yönelenlere müjde vardır. Kullarımı müjdele!

    Süleyman Ateş

    Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjde var. Müjdele kullarımı:

    Süleymaniye Vakfı

    Tağuta dipnot 1 kulluk etmekten uzak duran ve Allah'a yönelen kimselere gelince; müjdeler onlar içindir. Sen, kullarıma müjde ver!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tağut, haddini aşmakta ileri giden insan ve cin şeytanlarıdır. Bunlar, yoldan çıkmakla kalmaz ayetleri ya yok sayarak ya da anlamlarını bozarak başkalarının da haddini aşmasına ve yoldan çıkmasına sebep olurlar (Bakara 2/256, 257; Nisa 4/51, 60, 76; Maide 5/60; Nahl 16/36).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Azgınlardan uzak duranlar, onlara kulluk etmeyip Allah'a yönelenler, işte onlar için müjde vardır. Sen kullarıma müjdeyi ver.

    Şaban Britch

    Tağut'a ibadet etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır. Kullarımı müjdele!

    Şaban Piriş

    Tağut'a kulluktan uzak duran ve Allah'a yönelenler, müjde onlara! Müjde ver onlara...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp Allah'a yönelenlere müjde var. Muştula kullarıma!

  8. Zümer suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 18. ayet. ٱلَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    Diyanet İşleri

    Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar (her) sözü dinler; en güzeline uyarlar. dipnot 1 İşte onlar Allah'ın doğru yola ulaştırdığı kişilerdir. Öz akıl sahipleri de işte sadece onlardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Demek ki "en güzel söz en güzelin sözüdür" ki o da "Kur'an"dır. Benzer mesaj: Zümer 39:55. Yüce Allah övdüğü yiğit kullarının söze dair her şeye kulak verdiklerini, bir anlamda sözden korkmadıklarını, düşünceden ürkmediklerini belirtmekte, fikir özgürlüğüne dair ilkesini belirlemektedir. Farklı fikirler de dinlenmeli ki sözler, görüşler arasında kıyaslama yapılabilsin, sonunda en güzele uyulabilsin. Başka sözlerden korkmak kendi sözüne güvenmemek ve taraftarlarını kaybetme endişesi taşımak demektir. Böylece hem kendisine, hem görüşüne hem de taraftarlarına haksızlık ettiğini fark edememek söz konusudur. En güzel sözü söylemeyle ilgili ayet için de bkz. İsrâ 17:53.

    Mustafa İslamoğlu

    O kullar ki, sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar: İşte Allah'ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır; ve işte onlar, akletme yetilerini kamil manada kullananlardır.

    Muhammed Esed

    (şu) söylenen her sözü (dikkatle) dinleyen ve onların en güzeline uyan (kullarım)a: (çünkü) Allah'ın hidayetine mazhar olanlar onlardır ve onlar (gerçek) akıl iz'an sahipleridir!

    Ahmed Hulusi

    Onlar (o kullarım) ki, Hak sözü işitip, onun en güzeline (en koruyucu olanına) tabi olurlar. . . İşte onlar kendilerini Allah'ın hakikate erdirdiği kimselerdir ve işte onlar derin düşünen akıl sahiplerinin ta kendileridirler!

    Ali Bulaç

    Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed!) Dinleyip de sözün en güzeline uyan işte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.

    Ali Rıza Safa

    Sözü duyarlar ve en güzeline bağlı kalırlar. Allah'ın doğru yola eriştirdikleri, işte onlardır. Sağduyulu olanlar da işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sözleri dinleyip en güzeline uyanları müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ulaştırdığı bunlardır. Gerçek akıl sahipleri de bunlardır.

    Edip Yüksel

    Onlar ki sözü (kavl) dinlerler ve en güzeline uyarlar. Onlar, ALLAH'ın yol gösterdiği kimselerdir. Onlar akıl sahipleridir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ı terk edenlerin Muhammed peygamberden sonra Hadis, Sünnet, icma diye adlandırdıkları kaynakları Kuran'a eş koşacaklarını bilen Tanrı, bu üç kelimeye, Tanrı ve Kuran için kullanılmaları dışında sürekli olarak olumsuz anlam yükler. Farklı sözleri dinlememizi öğütleyen bu ayet, ilginçtir ki, "Hadis" değil "kavl" kelimesi kullanmıştır. Hadisleri ortak koşanlara istismar edecekleri bir örnek vermemek için! * Bak 33:38; 66:3.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki sözü (kavl) dinlerler ve en güzeline uyarlar. Onlar, ALLAH'ın yol gösterdiği kimselerdir. Onlar akıl sahipleridir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    onlara ki, sözü dinler, sonra da en güzelini uygularlar. İşte onlar Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir, işte temiz akıllılar da onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki sözü dinlerler, sonra da en güzelini tatbık ederler, işte onlar Allahın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir ve işte onlardır o temiz akıllılar

    Erhan Aktaş

    Sözü dinleyip, en iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sözü dinleyip, en iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sözü dinleyip, en iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Tanrı'nın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.

    Hasan Basri Çantay

    (O kullarım ki) onlar söze (dikkatle) kulak verirler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlar Allahın kendilerine hidayet etdiği kimselerdir, işte bunlar temiz akıl saahibleri olanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Onlar ki; sözü dinlerler de, en güzeline uyarlar. İşte bunlar; Allah'ın kendilerini hidayete eriştirdiği kimselerdir. Ve işte bunlar; akıl sahiblerinin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, sözü dinleyip en güzeline uyarlar. Onlar, Allah’ın kendilerine hidayet ettiği kimselerdir. Onlar, akıl sahibi kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sahipleridir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sözü dinleyip en güzeline uyanları, Allah'ın doğru yola ileteceği müjdesini ver. Onlar, sağlam duruşlu olanlardır.

    Şaban Britch

    Onlar, sözü dinleyip en güzeline uyarlar. Onlar, Allah’ın kendilerine hidayet ettiği kimselerdir. Onlar, akıl sahibi kimselerdir.

    Şaban Piriş

    Onlar, sözü dinleyip en güzeline uyarlar. Onlar, Allah'ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimselerdir. Onlar, sağduyu sahibi olanlar onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar ki, sözü dinler de en güzeline uyarlar. İşte bunlardır, Allah'ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.

  9. Zümer suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 19. ayet. أَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ ٱلْعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِى ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?

    Mehmet Okuyan

    Hakkında azap sözü gerçekleşmiş kimse (diğerleri gibi olur mu)! Ateşte olanı sen mi kurtaracaksın! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaatle ilgili ayetler bu cümle göz önünde bulundurularak okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne o, hakkında azap vaadi gerçekleşmiş olan kimseyle (böyle olmayan) kimse bir olabilir mi? Şimdi, ateşin göbeğine düşmüş birini sen kurtarabilir misin?

    Muhammed Esed

    Peki, ya (Allah'ın) azabına çarpılmış olan kimse(yi insanlar kurtarabilir) mi? Ateşi hak eden kimseyi sen kurtarabilir misin?

    Ahmed Hulusi

    Yanan kimseyi sen mi kurtaracaksın, azap çekmesi için varolmuş (şaki) ise?

    Ali Bulaç

    Azab sözü kendisi üzerinde hak olmuş kimse mi (onlarla bir tutulur)? Ateşte olanı artık sen mi kurtaracaksın?

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş kimseyi ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!

    Ali Rıza Safa

    Üzerine ceza sözü gerçekleşenlere gelince; ateşte olanı, sen mi kurtaracaksın?

    Bayraktar Bayraklı

    Hakkında azap kesinleşmiş olanı, ateştekini, sen mi kurtaracaksın?

    Edip Yüksel

    Azap sözünü hakedenlere gelince, sen ateştekini kurtarabilir misin?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Azap sözünü hakedenlere gelince, sen ateştekini kurtarabilir misin?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ya üzerine azap hükmü sabit olan kimse de mi (böyledir)? Artık o ateşteki kimseyi sen mi çıkaracaksın?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya üzerine "kelime-i azab" hakk olmuş kimse de mi? Artık o ateşteki kimseyi sen mi çıkaracaksın?

    Erhan Aktaş

    Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?

    Gültekin Onan

    Azab sözü kendisi üzerinde hak olmuş kimse mi (onlarla bir tutulur)? Ateşte olanı artık sen mi kurtaracaksın?

    Hasan Basri Çantay

    Kendisine azab hükmü hak olmuş kimseyi, (bu yüzden) ateşde bulunan kişiyi artık sen mi kurtaracaksın (Habibim)?

    İbni Kesir

    Hakkında azab hükmü gerçekleşmiş kimseyi mi? Ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Üzerine azap kelimesi hak olmuş kimseye (hidayet edemezsin), ateşte olanı da sen mi kurtaracaksın?

    Süleyman Ateş

    Üzerine azab kararı hak olanı mı, sen ateşte bulunanı mı kurtaracaksın?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Azap konusunda söylenenleri hak eden biri, (sözün en güzeline uyan) o kişi ile aynı olur mu? Ateşte olanı kurtarmak senin elinde mi?

    Şaban Britch

    Üzerine azap kelimesi hak olmuş kimseye (hidayet edemezsin), ateşte olanı da sen mi kurtaracaksın?

    Şaban Piriş

    Hakkında azap verilen kimseyi sen mi ateşten kurtaracaksın?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Üzerine azap sözü hak olanı, ateşe dalmış olanı sen mi kurtaracaksın?

  10. Zümer suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zümer suresi, 20. ayet. لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِّن فَوْقِهَا غُرَفٌ مَّبْنِيَّةٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ وَعْدَ ٱللَّهِ لَا يُخْلِفُ ٱللَّهُ ٱلْمِيعَادَ

    Diyanet İşleri

    Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Allah, va'dinden dönmez.

    Mehmet Okuyan

    Fakat Rablerine karşı takvâlı (duyarlı) olanlara, Allah'ın vaadi olarak üst üste yapılmış, altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah verdiği sözden dönmez. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:9, 194; Ra‘d 13:31; İbrâhîm 14:47; Hacc 22:47; Rûm 30:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Öte yandan Rablerine karşı sorumlu davrananlar, altından ırmakların geçtiği üst üste inşa edilmiş yüce cennet köşklerine sahip olacaklar. Bu Allah'ın vaadidir: Allah vaadinden asla dönmez.

    Muhammed Esed

    Buna karşılık, Rablerine karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar, (öteki dünyada) üst üste bina edilmiş altından ırmaklar akan yüksek köşklere sahip olacaklardır: (Bu,) Allah'ın vaadi(dir); (ve) Allah vaadinden asla dönmez.

    Ahmed Hulusi

    Fakat Rablerinden korunanlara gelince, onlar için fevkinde (bilinç boyutunda) bina olunmuş, altlarından nehirler (kendilerinde açığa çıkan ilmin getirisi marifetler) akan ğuraf (cennet makamları) vardır. . . (Bu) Allah'ın vaadidir. . . Allah vaadi asla değişmez!

    Ali Bulaç

    Ancak Rablerinden korkup sakınanlar ise; onlara yüksek köşkler vardır, onların üstünde de yüksek köşkler bina edilmiştir. Onların altında ırmaklar akmaktadır. (Bu,) Allah'ın va'didir. Allah, va'dinden dönmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat Rablerinden sakınanlara, üstüste yapılmış, altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Bu, Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden caymaz.

    Ali Rıza Safa

    Fakat Efendilerine karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar için, üst üste kurulmuş ve altlarından ırmaklar akan konaklar vardır. Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden asla dönmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Fakat Rabblerine saygı duyanlar için, üst üste yapılmış, altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Bu, Allah'ın vaadidir. Allah, verdiği sözden dönmez.

    Edip Yüksel

    Ancak Efendi'lerini sayanlar için üst üste kurulmuş köşkler vardır; altlarından ırmaklar akar. ALLAH'ın sözüdür. Kuşkusuz ALLAH sözünden caymaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak Rab'lerini sayanlar için üstüste kurulmuş köşkler vardır; altlarından ırmaklar akar. ALLAH'ın sözüdür. Kuşkusuz ALLAH sözünden caymaz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat o Rablerine sığınarak korunanlar için altlarından ırmaklar akan kat kat yapılmış odalar ve balkonlu köşkler vardır. Bu Allah'ın va'didir. Allah va'dinden dönmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat o rablarına korunanlar, onlara şehnişinler var ki üzerlerinde şehnişinler yapılmış, altlarından ırmaklar akar Allahın va'di, Allah miadını şaşırmaz.

    Erhan Aktaş

    Fakat Rabb'lerine takvalı olanlar için kat kat bina edilmiş, önlerinde nehirler akan köşkler vardır. Bu Allah'ın verdiği sözdür. Allah verdiği sözden dönmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat Rabb'lerine takvalı olanlar için kat kat bina edilmiş, önlerinde nehirler akan köşkler vardır. Bu Allah'ın verdiği sözdür. Allah verdiği sözden dönmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat Rabb'lerine takvalı dipnot 1 olanlar için kat kat bina edilmiş, önlerinde nehirler akan köşkler vardır. Bu Allah'ın verdiği sözdür. Allah verdiği sözden dönmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya/güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ancak rablerinden korkup sakınanlar ise; onlara yüksek köşkler vardır onların üstünde de yüksek köşkler bina edilmiştir. Onların altında ırmaklar akmaktadır. (Bu,) Tanrı'nın vaadidir. Tanrı, vaadinden dönmez.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat Rablerinden korkanlar (yok mu?) onlar için üzerlerinde (başka başka) konaklar bina edilmiş, altlarında da ırmaklar akan yüksek (cennet) menziller (i) vardır. (Bu) Allahın va'di (dir). Allah sözünden caymaz.

    İbni Kesir

    Fakat Rabblarından korkanlar için, üzerlerine konaklar yapılmış, altlarında ırmaklar akan yüksek menziller vardır. Bu, Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden caymaz.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) De ki muhakkak ki Allah’a katışıksız olarak ibadet etmekle emredildim , din O’nundur ve teslim olanların ilki olmakla emredildim. De ki Rabbime isyan etmekten büyük bir azap gününden korkuyorum, De ki Allah’a katışıksız bir şekilde / halis bir şekilde, ibadet edin, din O’nundur, sizler de O’nun dışındaki istediğinize ibadet edin. De ki hasara uğrayanlar kendilerini ve yakın çevrelerini kıyamet günü hasara uğratmışlardır. Dikkat edin! işte bu a paçık bir hasar değil midir? Onlara üstlerinde ateşten gölge katmanlar altlarında yine gölge katmanlar vardır, Allah işte bununla kullarını korkutuyor, ey kullarım benden sakının. Taşkınlık edene / Tağuta ibadet etmekten çekinip Allah’a yönelenlere, onlara müjde var, müjdele kullarımı! Onlar ki söz işittiklerinde işittiklerinin en güzeline tabi olurlar, Allah onları yola iletmiştir / hidayet etmiştir, işte onlar akıl ulularıdır. Sen mi, Azap kelimesi kendisine hak olmuş kimseyi, ateştekini kurtaracaksın? Rablerinden sakınanlara, onlara da odalar ve onların üzerlerinde de bina edilmiş ayrıca odalar vardır. (Apart yahut rezidans benzeri) Altlarından nehirler akar / cereyan eder, Allah’ın söz vermesidir / vaadidir, Allah sözleşmesi aksine / hilafına davranmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Allah, va’dinden dönmez.

    Süleyman Ateş

    Fakat Rablerinden korkanlar için üstüste yapılmış odalar var. Odaların altından da ırmaklar akmaktadır. Bu, Allah'ın va'didir. Allah va'dinden caymaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerinden çekinerek kendini korumuş olanlar için ise kat kat yapılmış, altlarından ırmaklar akan yüksek konaklar vardır. Bu Allah'ın sözüdür. Allah sözünden caymaz.

    Şaban Britch

    Oysa, Rablerinden sakınanlar için üstüste yapılmış, altlarından ırmaklar akan odalar/köşkler vardır. Bu, Allah’ın vaadidir. Allah, vaadinden dönmez.

    Şaban Piriş

    Oysa, Rab'lerinden korkanlar için (altlarından ırmaklar akan) üst üste bina edilmiş köşkler vardır. Bu, Allah'ın vaadidir. Allah, vaadinden dönmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, kurtaramazsın! Rablerinden korkanlara gelince, onlar için üstüste bina edilmiş odalar var; altlarından ırmaklar akar. Allah'ın vaadidir bu, Allah vaadine ters düşmez.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.