Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun göğe ve Tarık'a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, çıkıverip de yürek hoplatana.
86. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Târık suresi, 1. ayet. وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
vessemâi veṭṭâriḳ.
Yemin olsun göğe ve Tarık'a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, çıkıverip de yürek hoplatana.
Târık suresi, 2. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
vemâ edrâke me-ṭṭâriḳ.
Nereden bileceksin sen nedir Tarık?
Târık suresi, 3. ayet. ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
ennecmü-ŝŝâḳib.
Parlayan, ışığıyla karanlığı delen yıldızdır o.
Târık suresi, 4. ayet. إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ
in küllü nefsil lemmâ `aleyhâ ḥâfiż.
Hiçbir benlik yoktur ki, üzerinde bir koruyucu/bir bekçi bulunmasın.
Târık suresi, 5. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
felyenżuri-l'insânü mimme ḫuliḳ.
İnsan, neden yaratılmış olduğuna bir baksın!
Târık suresi, 6. ayet. خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ
ḫuliḳa mim mâin dâfiḳ.
Fırlayan bir suyun bir parçacağından yaratıldı o.
Târık suresi, 7. ayet. يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
yaḫrucü mim beyni-ṣṣulbi vetterâib.
Bel ile kaburgalar arasından çıkar o su.
Târık suresi, 8. ayet. إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ
innehû `alâ rac`ihî leḳâdir.
O Allah, o insanı tekrar hayata döndürmeye elbette kadirdir.
Târık suresi, 9. ayet. يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ
yevme tüble-sserâir.
Sırların/gizlilerin yoklanıp ortaya çıkarılacağı gün,
Târık suresi, 10. ayet. فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
femâ lehû min ḳuvvetiv velâ nâṣir.
Artık onun için ne bir kuvvet vardır ne de bir yardımcı.
Târık suresi, 11. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
vessemâi ẕâti-rrac`.
Yemin olsun o, dönüşle/döndürümle dolu göğe,
Târık suresi, 12. ayet. وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
vel'arḍi ẕâti-ṣṣad`.
Çatlayışlarla/yarılışlarla dolu yere de yemin olsun,
Târık suresi, 13. ayet. إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
innehû leḳavlün faṣl.
Ki o, tam bir biçimde ayırt eden bir sözdür;
Târık suresi, 14. ayet. وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
vemâ hüve bilhezl.
Şaka değildir o.
Târık suresi, 15. ayet. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
innehüm yekîdûne keydâ.
Onlar ha bire tuzak kuruyorlar/oyun çeviriyorlar.
Târık suresi, 16. ayet. وَأَكِيدُ كَيْدًا
veekîdü keydâ.
Ben de tuzak kuruyorum.
Târık suresi, 17. ayet. فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
femehhili-lkâfirîne emhilhüm ruveydâ.
O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık...