Süleyman Ateş
Göğe ve tarık'a andolsun.
86. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Târık suresi, 1. ayet. وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
vessemâi veṭṭâriḳ.
Göğe ve tarık'a andolsun.
Târık suresi, 2. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
vemâ edrâke me-ṭṭâriḳ.
Tarık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Târık suresi, 3. ayet. ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
ennecmü-ŝŝâḳib.
Parlayan yıldızdır.
Târık suresi, 4. ayet. إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ
in küllü nefsil lemmâ `aleyhâ ḥâfiż.
Hiçbir can yoktur ki başında bir koruyucu (bekçi) olmasın.
Târık suresi, 5. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
felyenżuri-l'insânü mimme ḫuliḳ.
İnsan neden yaratıldığına bir baksın:
Târık suresi, 6. ayet. خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ
ḫuliḳa mim mâin dâfiḳ.
Atılan bir sudan yaratıldı.
Târık suresi, 7. ayet. يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
yaḫrucü mim beyni-ṣṣulbi vetterâib.
Bel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan).
Târık suresi, 8. ayet. إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ
innehû `alâ rac`ihî leḳâdir.
O (Allah), onu tekrar döndür(üp yarat)mağa kadirdir.
Târık suresi, 9. ayet. يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ
yevme tüble-sserâir.
Gizlilerin (ortaya dökülüp) yoklanacağı gün,
Târık suresi, 10. ayet. فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
femâ lehû min ḳuvvetiv velâ nâṣir.
İnsanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı vardır.
Târık suresi, 11. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
vessemâi ẕâti-rrac`.
Dönüşlü göğe andolsun,
Târık suresi, 12. ayet. وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
vel'arḍi ẕâti-ṣṣad`.
(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki,
Târık suresi, 13. ayet. إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
innehû leḳavlün faṣl.
O (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sözdür.
Târık suresi, 14. ayet. وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
vemâ hüve bilhezl.
O, şaka değildir.
Târık suresi, 15. ayet. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
innehüm yekîdûne keydâ.
Onlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar.
Târık suresi, 16. ayet. وَأَكِيدُ كَيْدًا
veekîdü keydâ.
Ben de (onları yakalamak için) bir tuzak kuruyorum.
Târık suresi, 17. ayet. فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
femehhili-lkâfirîne emhilhüm ruveydâ.
Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).