Diyanet İşleri
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,
Târık suresi
Târık suresi, 15. ayet. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
innehüm yekîdûne keydâ.
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an ayırıcı sözdür; tuzak ve mühlet Târık 11–17 3
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–17. ayetler için yazılmıştır.
15. “Şüphesiz onlar” yani Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ve Kur’ân-ı Kerîm’i yalanlayanlar, hakkı bertaraf etmek ve batılı desteklemek maksadı ile “bir tuzak kuruyorlar.”
16. “Ben de” kâfirler hoş görmese dahi hakkı galip getirmek ve onların ileri sürdükleri batılı bertaraf etmek için “bir tuzak kuruyorum.” Ki bu yolla kimin galip olduğu da bilinmiş olacaktır. Hiç şüphesiz Âdemoğlu kurduğu hile ve tuzaklarla, pek güçlü ve her şeyi bileni yenik düşüremeyecek kadar güçsüz ve acizdir.
17. “O nedenle sen kâfirlere mühlet tanı; evet; onlara azıcık mühlet ver.” Zira ilahî azabın gelip başlarına ineceği vakit, yaptıklarının âkıbetini bileceklerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Peygamberlerinin getirdiğini yalanlayanlar, onun davetine engel olmak ve ortadan kaldırmak için bir çok tuzaklar kuruyorlar.
Aynı kök: كيد (35 geçiş)
Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız,…
Aynı kök: كيد (35 geçiş)
İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkar edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın…
Aynı kök: كيد (35 geçiş)
Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki onlar bir tuzak kuruyor.
Ne var ki onlar tuzak üstüne tuzak kuruyorlar;
Elbette on(u kabule yanaşmayan)lar, birçok düzmece kanıt ararlar (ilahi kelamı çürütmek için);
Muhakkak ki onlar bir hile kuruyorlar.
Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;
Onlar bir tuzak kurarlar,
Aslında, sinsi düzenler tasarlıyorlar.
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Onlar bir plan kuruyor.
Onlar bir plan kuruyor.
Haberin olsun ki, onlar hep hile kuruyorlar.
Haberin olsun ki onlar hep hiyle kuruyorlar
Onlar, planlar yapıyorlar, dipnot 1
Onlar, planlar yapıyorlar dipnot 1 ,
Onlar, planlar yapıyorlar dipnot 1 ,
Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;
Hakıykat, onlar alabildiklerine hileler düzerler.
Gerçekten onlar düzen kuruyorlar,
(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar.
Onlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar.
Onlar bir oyun kuruyorlar;
Onlar bir oyun kuruyorlar.
Onlar ise tuzak kurup duruyorlar.
Onlar ise tuzak kurup duruyorlar.
Onlar ha bire tuzak kuruyorlar/oyun çeviriyorlar.
They - the infidels - in their effort to misguide people and divert them from Allah's path keep plotting and continue to scheme,
They plot and scheme,
As for them, they are but plotting a scheme,
They are devising a guile, dipnot 1
They are hatching a plot.
Verily, they are but plotting a plot (against you O Muhammad صلى الله عليه وسلم).
Indeed they are devising a stratagem,
And they (- the disbelievers) devise a device (against it).
They are devising guile,
The disbelievers constantly scheme wicked plans (to discredit this Qur’an).
Verily, they do plot a plot!
They are plotting a scheme.
Verily the infidels are laying a plot to frustrate my designs:
As for them, they do plot a scheme!
Surely they are plotting (evil) plots,
Lo! they plot a plot (against thee, O Muhammad)
They are hatching up a plot,
Behold, they [who refuse to accept it] devise many a false argument [to disprove its truth];
They are certainly devising ˹evil˺ plans,
They are scheming their schemes.
They plot and scheme.
Indeed, they are planning a plan,
They plan a plan —
(Yet) Behold, they plot and scheme (to refute the Truth (34:33)).
As for them (the disbelievers), they are only plotting a scheme,
They are devising plans,
They are planning a plan.