Necm suresi · 31–41. ayetler

Herkes çalıştığının karşılığını görür

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Necm suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 31. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى

    Diyanet İşleri

    Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde bulunan her şey, yalnızca Allah'a aittir. En sonunda (Allah) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandıracak ve güzel işler yapanları da daha güzeliyle ödüllendirecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir: en sonunda O, kötülük yapanları yaptıklarıyla cezalandıracak, iyilik yapanları ise çok daha güzeliyle ödüllendirecektir.

    Muhammed Esed

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir: O, kötülük yapanlara yaptıklarının karşılığını verecek ve iyilik yapanları da katıksız iyilikle ödüllendirecektir.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda her ne varsa ve arzda her ne varsa Allah (Esma'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması) içindir! (Bu) kötü fiilleri açığa çıkaranlara yaptıklarının sonuçlarını yaşatması, güzel davrananları da en güzeli ile cezalandırması içindir!

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Kötülük yapanları, yaptıklarından dolayı cezalandıracaktır. Güzel davrananları da daha güzeliyle ödüllendirecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Sonunda, işlerini kötü yapanları cezalandıracak ve iyi yapanları da daha güzeli ile ödüllendirecektir.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. Kötülük işleyenleri yaptıklarından dolayı cezalandıracaktır ve güzel davrananları da ödüllendirecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. Kötülük işleyenleri yaptıklarından dolayı cezalandıracaktır ve güzel davrananları da ödüllendirecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bütün göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır! Sonunda kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak; güzellik yapanları da daha güzeliyle mükafatlandıracak!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem bütün Göklerdeki ve Yerdeki hep Allahındır akıbet kötülük yapanları yaptıklarıyle cezalandıracak, güzellik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandıracak

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle ödüllendirilmesi içindir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın sahip olduğu hiçbir şey kendisine ait değildir. Hiçbir şeyi insan yaratmadı. Her şey emanettir. İnsan, bu emanete karşı sınava tabi tutulmuştur. Emanete ihanet edenler cezalandırılacak, sahip çıkanlar ise ödüllendirileceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle ödüllendirilmesi içindir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın sahip olduğu hiçbir şey kendisine ait değildir. Her şey emanettir. İnsan, bu emanete karşı sınava tabi tutulmuştur. Emanete ihanet edenler cezalandırılacak, sahip çıkanlar ise ödüllendirileceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle ödüllendirilmesi içindir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın sahip olduğu hiçbir şey kendisine ait değildir. Her şey emanettir. İnsan, bu emanete karşı sınava tabi tutulmuştur. Emanete ihanet edenler cezalandırılacak, sahip çıkanlar ise ödüllendirileceklerdir.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olanlar Tanrı'nındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ne var, yerde ne varsa Allahındır. (Bunların yaratılması ve nizaama getirilmesi ise Allahın) kötülük edenleri, yapdıklarına mukaabil cezalandırılması, güzel hareket edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması içindir.

    İbni Kesir

    Göklerde olan da, yerde olan da Allah'ındır. Kötülük edenlere yaptıklarının karşılığını vermesi, ihsan edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması içindir.

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük edenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükafatlandırsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır dipnot 1 . Sonunda Allah, kötülük edenleri yaptıklarına karşılık cezalandıracak, güzel davrananları da en güzeli ile ödüllendirecektir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerdeki her şey Allah'ındır. Düzenini, kötülük edenleri yaptıklarına göre cezalandırmak ve güzel işler yapanları da daha güzeli ile karşılamak için kurmuştur dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sizi zorlu bir imtihandan geçirmek ve hanginizin daha iyi davranacağını belirlemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan Allah'tır. O sırada arşı (yönetim merkezi) suyun üstündeydi." (Hud 11/7)"

    Şaban Britch

    Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük işleyenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.

    Şaban Piriş

    Göklerde olan da yerde olan da Allah'ındır. Kötülük işleyenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde ne var yerde ne varsa Allah'ındır. Bu, Allah'ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir.

  2. Necm suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 32. ayet. ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Ufak tefek kusurlar dışında, büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınanlara gelince, dipnot 1 Rabbinin bağışlaması çok geniştir. O, sizi topraktan yarattığı zaman dipnot 2 ve siz annelerinizin karınlarında saklı (ceninler hâlinde) bulunduğunuz sırada (bile) sizi iyi bilendir. (Bu nedenle) kendinizi temize çıkarmayın! dipnot 3 O, takvâlı (duyarlı) olanı iyi bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:31; Şûrâ 42:37.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Hûd 11:61; Nûh 71:17.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:49; Nûr 24:21. Bu ayetin nüzûl sebebi olarak şöyle bir olay nakledilmektedir: Ümmü'l-‘Alâ adlı kişi muttakî birisinin cenazesine yönelerek, "Ey Ebû Sâib, senin adına şahidim ki Allah sana ikram edecektir" deyince, Hz. Muhammed ona şöyle demiştir: "Allah'ın ona ikram edeceğini sen nerden biliyorsun ki! Allah'a yemin olsun ki Allah'ın peygamberi olduğum halde, yarın bana ne yapılacağını ben bile bilmiyorum" (Buhârî, Cenâiz, 3).

    Mustafa İslamoğlu

    Büyük günahlardan va ahlaksızca fiillerden kaçınanlara gelince: ufak tefek kusurlar işleseler de, kesin olarak bilsinler ki senin Rabbin engin bağış sahibidir. O, yeryüzü (toprağından) sizi var ederken de, anneleriniz karınlarında cenin halindeyken de sizinle ilgili her şeyi bilir; şu halde kendinizi temize çıkarmayın: kimin takvaya uygun davrandığını en iyi bilen O'dur.

    Muhammed Esed

    Büyük günahlardan ve çirkin fiillerden kaçınanlara gelince, onlar arada bir hataya düşseler de (bilsinler ki) Rabbin bağışlamada cömerttir. O, sizi toz topraktan var ederken de, annelerinizin rahminde saklı bulunduğunuzda da sizinle ilgili her bilgiye sahiptir. O halde kendinizi saf ve temiz görmeyin; (çünkü) O, kimin Kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıdığını en iyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, büyük suçlardan (şirk, iftira, öldürmek vb. gibi) ve fevahişten (zina vb. gibi) uzak dururlar; beşeriyetin sonucu ufak suçlar dışında. . . Muhakkak ki Rabbinin mağfireti geniştir! O varlığınızı Esma'sıyla oluşturan olarak sizi daha iyi bilir; arzdan (bedeniniz) sizi inşa ettiğinde ve analarınızın karınlarında ceninler halindeyken! O halde nefslerinizi (benliğinizi) temize çıkarmaya çalışmayın! O, korunanın kim olduğunu (Esma'sıyla yaratanı olarak) bilendir!

    Ali Bulaç

    Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    Küçük suçlar dışında, büyük suçlardan ve sağtöreye uygun olmayan edimlerden kaçınanlar için, kuşkusuz, Efendinin bağışlaması çok geniştir. O, sizi topraktan yarattığında da annelerinizin karınlarında dölüt durumundayken da sizi bilir. Öyleyse kendinizi temiz görmeyin. O, kimin sorumluluk bilinci taşıdığını da bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, basit hatalar hariç büyük günahlardan ve yüz kızartıcı davranışlardan kaçınanlardır. Şüphesiz Rabbinin bağışlaması geniştir. O sizi topraktan var ederken de, annelerinizin rahminde saklı bulunduğunuzda da, sizinle ilgili her bilgiye sahiptir. Öyleyse kendinizi temize çıkarmayınız. O, Allah'a saygı duyanı en iyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Onlar, büyük günahlardan ve kötülüklerden kaçınırlar, yalnız küçük suçlar işlerler. Efendinin bağışlaması engindir. Sizi topraktan yaratırken ve annelerinizin karınlarında cenin (fetus) durumundayken sizi iyi bilmektedir. Öyleyse kendinizi (övüp) temize çıkarmayın. O, erdemlileri iyi bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, büyük günahlardan ve kötülüklerden kaçınırlar, yalnız küçük suçlar işlerler. Rabbinin bağışlaması engindir. Sizi topraktan yaratırken ve annelerinizin karınlarında cenin (fetus) durumundayken sizi iyi bilmektedir. Öyleyse kendinizi (övüp) temize çıkarmayın. O, erdemlileri iyi bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki günahın büyüklerinden (vebalden) ve çirkef davranışlardan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusurlar hariç; şüphesiz ki, Rabbin geniş mağfiretlidir. O sizin her halinizi en iyi bilendir, sizi topraktan meydana getirdiğinde ve sizler analarınızın karınlarında cenin halinde iken. Şimdi nefislerinizi temize çıkarmaya kalkışmayın! O'dur en iyi bilen günahtan korkup sakınanı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki günahın büyüklerinden; vebalden, fuhşiyyattan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusur başka, şübhesiz ki rabbın geniş mağfiretlidir. Hem sizin her hallerinize a'lemdir, sizi Arzdan inşa ettiği sıra ve sizler analarınızın karınlarında ceninler iken, şimdi nefislerinizi tezkiyeye kalkışmayın, O'dur en bilen müttakı olanı.

    Erhan Aktaş

    Onlar, ufak-tefek hatalara düşmek hariç, büyük günahlardan ve aşırılıklardan kaçınırlar. Kuşkusuz Rabb'in, bağışlaması bol olandır. O, sizi topraktan inşa ederken de annelerinizin karnında cenin halindeyken de ne olduğunuzu en iyi bilendir. O halde kendinizi temize çıkarmayın. O, takva1 sahibi olan kimseyi en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, ufak-tefek hatalara düşmek hariç, büyük günahlardan ve aşırılıklardan kaçınırlar. Kuşkusuz Rabb'in, bağışlaması bol olandır. O, sizi topraktan inşa ederken de annelerinizin karnında cenin halindeyken de ne olduğunuzu en iyi bilendir. O halde kendinizi temize çıkarmayın. O, takva dipnot 1 sahibi olan kimseyi en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, ufak-tefek günahlar hariç, büyük günahlardan ve aşırılıklardan kaçınırlar. Kuşkusuz Rabb'in, bağışlaması bol olandır. O, sizi topraktan yaparken de, annelerinizin karnında cenin halindeyken de, ne olduğunuzu en iyi bilendir. O halde kendinizi temize çıkarmayın. O, korunup sakınan kimseyi en iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    (O güzel hareket edenler), ufak ufak suçlar (ı) haaric olmak üzere, günahın büyüklerinden ve fuhuşlardan kaçınanlardır. Şübhesiz ki Rabbin, mağfireti bol olandır. O, sizi daha toprakdan yaratdığı zaman ve siz henüz analarınızın karınlarında döller haalinde olduğunuz sırada siz (in ne olduğunuzu) çok iyi bilendir. Bunun için kendinizi (beğenib) temize çıkarmayın. O, (fenalıkdan) sakınan kimdir, çok iyi bilendir.

    İbni Kesir

    Onlar ki; ufak-tefek kusurları dışında günahın büyüklerinden ve hayasızlıktan kaçınırlar. Muhakkak ki Rabbın; mağfireti geniş olandır. Sizi, daha topraktan yarattığı zaman ve henüz analarınızın karınlarında cenin halinde iken sizi en iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O; takva sahibi olanları da en iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar küçük kusurlar dışında günâhların büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar. Şüphesiz Rabbin, mağfireti çok geniş olandır. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi O bilir.

    Süleyman Ateş

    Onlar, günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük hatalar işleyebilirler. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir (O kendisine yönelen kulunu affeder). O sizi daha iyi bilir: Gerek sizi topraktan inşa ettiği, gerek annelerinizin karınlarında bulunduğunuz zaman biçim verdiği sırada (sizin her halinizi bilmiştir), artık kendinizi övüp yüceltmeyin, çünkü O, korunanı daha iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, büyük günahlardan dipnot 1 ve fuhuş çeşitlerinden dipnot 2 kaçınanlardır ama küçük günahları olabilir. Çünkü Rabbin, bağışlaması geniş olandır dipnot 3 . Yerden /topraktan oluşturup geliştirdiğinde de analarınızın karnında birer cenin olduğunuzda da sizi en iyi bilen odur dipnot 4 . Kendinizi temize çıkarmayın. O, yanlışlardan kimin daha fazla sakındığını en iyi bilendir dipnot 5 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Büyük günahlarla ilgili bilgi için bkz: Nisa 4/31 dipnotu (Şura 42/37).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen "fevahiş (فواحش)" kelimesi çoğuldur, fuhuş çeşitleri anlamına gelir. Arapçada çoğul en az üçü gösterir. Bunlardan zina yani kadın ve erkeğin nikahsız ilişkisi (İsra 17/32) ile erkek erkeğe ilişki Kur'an'da açıkça "fuhuş (فَاحِشَة)" olarak nitelenmiştir (A'raf 7/80, Ankebut 29/28). Üçüncü fuhuş çeşidi de kadın kadına ilişki olur.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Döllenmiş yumurta haline getirdiğinde (Al-i İmran 3/6, Nahl 16/78, Müminun 23/12-14, İnsan 76/1-2). Zümer 39/6.
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Güzel davrananlar, kusurları hariç dipnot 1 , günahların büyüklerinden ve fuhuş çeşitlerinden dipnot 2 kaçınanlardır. Sahibinin bağışlaması boldur. Topraktan sizi oluştururken de analarınızın karnında birer cenin iken de sizi en iyi bilen O'dur. Kendinizi iyi göstermeye kalkmayın dipnot 3 . Doğal yapısını kimin koruduğunu en iyi O bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Size konan yasakların büyüklerinden kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz." (Nisa 4/31) el lememe(اللَّمَمَ):Etrafındakiler, çevresindekiler anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim'de büyük günahlar(kebair el ismi) ve onun etrafındekiler sınıflandırması vardır. Küçük günahlar diye bir sınıflandırma yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fuhuş çeşitleri diye tercüme ettiğimiz kelime fevahiş'tir; fuhuş'un çoğuludur. Arapçada çoğul en az üçü gösterir. Kur'an'a göre zina ve erkek erkeğe ilişki fuhuştur. Üçüncüsü kadın kadına yaşanan sevicilik olabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bakara 2/151,  Şems 91/9, Nisa 4/49 ve Tevbe 9/103'ün kapsamında bir dipnot yazılacak.

    Şaban Britch

    Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin mağfireti çok geniş olandır. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi O bilir.

    Şaban Piriş

    O iyilik edenler, ufak tefek kusurları dışında, günahın büyüklerinden ve fuhşiyattan kaçarlar. Şüphesiz Rabbinin mağfireti geniştir. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse, kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi o bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O'dur: Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize çıkmış göstermeyin; kimin sakındığını en iyi bilen O'dur.

  3. Necm suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 33. ayet. أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ

    Diyanet İşleri

    (33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

    Mehmet Okuyan

    (33, 34) (Gerçeğe) sırt dönen, azıcık verip sonra vermemekte direneni bir düşün!

    Mustafa İslamoğlu

    Görmez misin (Bize) sırt çevireni?

    Muhammed Esed

    Peki, hiç düşündün mü (Bizi hatırlamaktan) uzak duranı (ve bu dünya hayatından başka şeye değer vermeyeni),

    Ahmed Hulusi

    Yüz çevirip geri döneni gördün mü?

    Ali Bulaç

    Şimdi, o yüz çevireni gördün mü?

    Ali Özek ve heyeti

    Gördün mü arkasını döneni?

    Ali Rıza Safa

    Yüz çevireni görüyor musun?

    Bayraktar Bayraklı

    Gördün mü yüz çevireni?

    Edip Yüksel

    Gördün mü o yüz çevireni?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gördün mü o yüz çevireni?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi gördün ya, o haktan yüz çevireni?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi gördün a? O çevrileni

    Erhan Aktaş

    Peki, yüz çevireni görüyor musun?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Peki, yüz çevireni görüyor musun?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Peki, yüz çevireni görüyor musun?

    Gültekin Onan

    Şimdi, o yüz çevireni gördün mü?

    Hasan Basri Çantay

    (33-34) Şimdi (imandan) dönen, (malından) biraz (ını) verib de gerisini sert kaya gibi elinde tutan adamı gördün mü?

    İbni Kesir

    Gördün mü o yüz çevireni;

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yüz çeviren kimseyi gördün mü?

    Süleyman Ateş

    Gördün mü şu adamı ki arkasını döndü?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğrulara sırt çevireni de gördün mü!

    Şaban Britch

    Yüz çeviren kimseyi gördün mü?

    Şaban Piriş

    Yüz çeviren kimseyi gördün mü?

    Yaşar Nuri Öztürk

    O yüz geri döneni gördün mü?

  4. Necm suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 34. ayet. وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    (33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

    Mehmet Okuyan

    (33, 34) (Gerçeğe) sırt dönen, azıcık verip sonra vermemekte direneni bir düşün!

    Mustafa İslamoğlu

    Azıcık verip ardından koklatmayanı?

    Muhammed Esed

    ve (kendi ruhunun temizliği için kendisinden) bu kadar az ve bu kadar gönülsüzce vereni?

    Ahmed Hulusi

    Az (bir şey) verip, (sonra vermeyi - infakı kesip) sımsıkı tutanı!

    Ali Bulaç

    Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.

    Ali Özek ve heyeti

    Azıcık verip sonra vermemekte direneni?

    Ali Rıza Safa

    Birazcık verip de çoğunu elinde tutanı?

    Bayraktar Bayraklı

    Az verip sonra vermemekte direneni?

    Edip Yüksel

    Ender olarak ve pek az verdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ender olarak ve pek az verdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biraz verip de dayatıvereni?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biraz verip de dayatıvereni

    Erhan Aktaş

    Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?

    Gültekin Onan

    Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.

    Hasan Basri Çantay

    (33-34) Şimdi (imandan) dönen, (malından) biraz (ını) verib de gerisini sert kaya gibi elinde tutan adamı gördün mü?

    İbni Kesir

    Biraz verip sonra vermemekte direneni.

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve az bir şey verip sımsıkı tutanı.

    Süleyman Ateş

    Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biraz verip arkasını keseni.

    Şaban Britch

    Azıcık verip sonra vermemekte direneni?

    Şaban Piriş

    Biraz meyletmiş ve sonra katılaşmıştır/direnmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Azıcık verdi, sona inatla sıkıca tuttu.

  5. Necm suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 35. ayet. أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

    Mehmet Okuyan

    (Yoksa) gaybın (bilinemeyenin) bilgisi sadece kendi yanındadır da (bunu sadece) o mu görüyor!

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi o, gaybın bilgisine sahip olduğunu, onu gözlemlediğini mi iddia ediyor?

    Muhammed Esed

    O, insan kavrayışının ötesindeki şeyin bilgisine sahip (olduğunu) ve böylece (onu açıkça) görebil(diğini mi iddia ed)iyor?

    Ahmed Hulusi

    Gaybın ilmi onun indinde de, o mu görüyor?

    Ali Bulaç

    Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor?

    Ali Özek ve heyeti

    Acaba gaybın bilgisi kendi yanındadır da o görüyor mu?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa gizli gerçeklerin bilgisi onun yanında da o mu görüyor?

    Bayraktar Bayraklı

    Gaybın bilgisi o adamın yanında da, o görüyor mu?

    Edip Yüksel

    Gizemlerin bilgisine mi sahiptir ki (geleceği) görüyor?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gizemlerin bilgisine mi sahiptir ki (geleceği) görüyor?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gaybın bilgisi yanında da görüyor mu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gayb ılmi yanında da artık görüyor mu?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa o gaybın bilgisine dipnot 1 sahip de onu mu görüyor?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahirette başına geleceklerin bilgisine.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa o gaybın bilgisine dipnot 1 sahip de onu mu görüyor?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahirette başına geleceklerin bilgisine.

    Gültekin Onan

    Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor?

    Hasan Basri Çantay

    Gaybın ilmi onun nezdindedir de kendisi mi görüyor?!

    İbni Kesir

    Gaybın bilgisi onun yanındadır da kendisi mi görüyor?

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?

    Süleyman Ateş

    Gayb'ın bilgisi kendi yanında da o mu (alemin esrarını) görüyor?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gizli bilgiler onda da doğruları o mu görüyor?

    Şaban Britch

    Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?

    Şaban Piriş

    Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gaybın bilgisi onun yanında da o mu görüyor?

  6. Necm suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 36. ayet. أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    (36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa ona bildirilmedi mi Musa'ya gelen vahiyde nelerin yer aldığı?

    Muhammed Esed

    Yoksa henüz kendisine bildirilmedi mi Musa'ya gelen vahiylerde ne vardı,

    Ahmed Hulusi

    Yoksa Musa'nın sayfalarında olanlar (bilgiler - hükümler) haber verilmedi mi?

    Ali Bulaç

    Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa, Musa’nın ve ahdine vefa gösteren kendisine haber verilmedi mi?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa Musa'nın sayfalarında olan şey, ona haber verilmedi mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa ona Musa'nın sayfalarındaki şu bilgiler haber verilmedi mi?

    Edip Yüksel

    Ona Musa'nın öğretisi hakkında bilgi verilmedi mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona Musa'nın öğretisi hakkında bilgi verilmedi mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa haber mi verilmedi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa haber mi verilmedi Musanın suhufundaki

    Erhan Aktaş

    Musa'nın sayfalarında olanlar haber verilmedi mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa'nın sayfalarında olanlar haber verilmedi mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa'nın sayfalarında olanlar haber verilmedi mi?

    Gültekin Onan

    Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?

    Hasan Basri Çantay

    (36-37) Yoksa Musanın ve (Allahdan aldığı emri) vazifesini tastamam ifa eden İbrahimin sahifelerinde olan (şun) lardan haberdar mı edilmedi?

    İbni Kesir

    Yoksa kendisine bildirilmedi mi Musa'nın sahifelerinde olanlar?

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa ona Mûsâ'nın sahifelerinde olan haber verilmedi mi?

    Süleyman Ateş

    Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Musa'nın sahifelerinde bulunan,

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa Musa'nın sayfalarında olanlar ona haber verilmedi mi,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa Musa'nın sayfalarında yazanlar ona haber verilmemiş mi?

    Şaban Britch

    Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nın sahifelerinde bulunan…

    Şaban Piriş

    Yoksa, Musa'nın sahifelerinde olan şeyin haberi gelmedi mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa haber verilmedi mi ona, Musa'nın sayfalarındakiler?

  7. Necm suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 37. ayet. وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ

    Diyanet İşleri

    (36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Dahası (aynı şeylerin) vefa sahibi İbrahim'e de (geldiği):

    Muhammed Esed

    ve her türlü güvene layık olan İbrahim'e;

    Ahmed Hulusi

    O çok vefalı İbrahim (-in sayfalarında olanlar)?

    Ali Bulaç

    Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan...

    Ali Özek ve heyeti

    İbrahim’in sahifelerinde yazılı olanlar kendisine haber verilmedi mi?

    Ali Rıza Safa

    Ya sözünde duran İbrahim'in? dipnot 463

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 463
      "Sözünde duran" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Çok vefalı olan" veya "Her türlü güvene layık olan" veya "Görevini titizlikle yerine getiren" veya "Allah'ın buyruklarını yerine getiren" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sözünü tam olarak yerine getiren İbrahim'in sayfalarındaki şu bilgiler de mi?

    Edip Yüksel

    Ve sözünü gerçekleştiren İbrahim'in?:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve sözünü gerçekleştiren İbrahim'in?:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki

    Erhan Aktaş

    Ve de çok vefalı İbrahim'in.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve de çok vefalı İbrahim'ın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve de çok vefalı İbrahim'in.

    Gültekin Onan

    Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan...

    Hasan Basri Çantay

    (36-37) Yoksa Musanın ve (Allahdan aldığı emri) vazifesini tastamam ifa eden Ibrahimin sahifelerinde olan (şun) lardan haberdar mı edilmedi?

    İbni Kesir

    Ve sözünü yerine getiren İbrahim'inkinde de.

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in (sahifelerinde)

    Süleyman Ateş

    Ve çok vefalı İbrahim'in (sahifelerinde bulunan şu gerçekler):

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sözünün eri İbrahim'i de mi anlatmamışlar?

    Şaban Britch

    Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in (sahifelerinde bulunan şu hükümler):

    Şaban Piriş

    Ya vefakar İbrahim'in?..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve o çok vefalı İbrahim'in sayfalarındakiler...

  8. Necm suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 38. ayet. أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ

    Diyanet İşleri

    Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Kesinlikle, hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz.

    Muhammed Esed

    ve hiç kimse, kimsenin yükünü taşıyacak değildir;

    Ahmed Hulusi

    Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez!

    Ali Bulaç

    Doğrusu, hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez.

    Ali Rıza Safa

    Gerçekte, hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenmez. dipnot 464

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 464
      "Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenmez!" tümcesi, 6:164, 35:18 ve 39:7 ayetlerinde, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    "Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez."

    Edip Yüksel

    Ki hiçbir kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ki hiçbir kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki, doğrusu hiçbir günahkar başkasının günahını çekecek değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki doğrusu bir vizir çeken başkasının vizrini çekecek değil

    Erhan Aktaş

    Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez.

    Gültekin Onan

    Doğrusu, hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykaten hiçbir günahkar diğerinin günah yükünü çekmez.

    İbni Kesir

    Doğrusu hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez.

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

    Süleyman Ateş

    Ki hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Dememişler mi ki) Kimse kimsenin günahını yüklenmez.

    Şaban Britch

    Hiç bir günahkâr başkasının günahını yüklenemez.

    Şaban Piriş

    Hiçbir günahkar başkasının günahını çekmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gerçek şu ki, hiçbir günahkar bir başka günahkarın yükünü sırtlamaz.

  9. Necm suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 39. ayet. وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

    Diyanet İşleri

    İnsan için ancak çalıştığı vardır.

    Mehmet Okuyan

    İnsan için kendi yaptığından başka bir şey yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve insan başkasının değil, sadece kendi çabasının karşılığını görecektir.

    Muhammed Esed

    ve insana uğrunda çaba gösterdiği dışında bir şey verilmeyecektir;

    Ahmed Hulusi

    İnsan için yalnızca çalışmalarının (kendisinden açığa çıkanların) sonucu oluşacaktır!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Ve insan için kendi çalışmasından başkası yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.

    Edip Yüksel

    İnsan için ancak kendi çalışması vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsan için ancak kendi çalışması vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu insanın çalıştığından başkası kendinin değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu insanın sa'yinden başkası kendinin değil

    Erhan Aktaş

    Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykaten insan için kendi çalışdığından başkası yokdur.

    İbni Kesir

    Gerçekten insan için, çalıştığından başkası yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsan için çalıştığından başkası yoktur.

    Süleyman Ateş

    İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanın kendi çalışmasından başkası kendine ait değildir.

    Şaban Britch

    İnsan için çalıştığından başkası yoktur.

    Şaban Piriş

    İnsan için çalıştığından başkası yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur.

  10. Necm suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 40. ayet. وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

    Mehmet Okuyan

    Yaptığı ileride (ahirette) görülecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve elbet onun çabası, günü geldiğinde kesinlikle gözler önüne serilecektir.

    Muhammed Esed

    ve zamanı geldiğinde kendisine çabası(nın gerçek anlamı) gösterilecek,

    Ahmed Hulusi

    Onun çalışmasının sonucu da yakında görülecektir!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz kendi emeği (veya çabası) görülecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve çalışması da ileride görülecektir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kuşkusuz, onun çalışması yakında görülecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Çalışması da ileride görülecektir.

    Edip Yüksel

    Ve onun çalışması da yakında görülecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onun çalışması da yakında görülecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve elbette çalışması yarın görülecek,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve elbette sa'yi yarın görülecek

    Erhan Aktaş

    Ve onun çalışması yakında görülecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onun çalışması yakında görülecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onun çalışması yakında görülecektir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz kendi emeği (veya çabası) görülecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykaten çalışdığı ileride (kıyamet gününde mizanından) görülecek,

    İbni Kesir

    Ve onun çalışması ilerde görülecektir.

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

    Süleyman Ateş

    Ve çalışması da yakında görülecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çalışması yakında gözler önüne serilecektir.

    Şaban Britch

    Çalışması da mutlaka gösterilecektir.

    Şaban Piriş

    Çalışması da mutlaka gösterilecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve onun çalışıp didinmesi yakında görülecektir.

  11. Necm suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Necm suresi, 41. ayet. ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ

    Diyanet İşleri

    Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

    Mehmet Okuyan

    Sonra da ona karşılığı tastamam verilecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonunda, (yaptıklarının) karşılığı eksiksiz verilecektir.

    Muhammed Esed

    ve sonra ona tam karşılığı verilecektir;

    Ahmed Hulusi

    Sonra ona tastamam (yaptıklarının) sonuçları yaşatılacaktır!

    Ali Bulaç

    Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir

    Ali Rıza Safa

    Sonra, karşılığı, eksiksiz olarak kendisine verilecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra ona karşılığı tastamam ödenecektir.

    Edip Yüksel

    Sonra kendisine ödülü tam olarak verilecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra kendisine ödülü tam olarak verilecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra ona en değerli mükafat verilecek.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra ona en değerli mükafat verilecek

    Erhan Aktaş

    Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.

    Gültekin Onan

    Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra buna en kamil mükafat verilecekdir.

    İbni Kesir

    Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.

    Mehmet Alagaş

    (31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra da karşılığı eksiksiz tam olarak verilecektir.

    Süleyman Ateş

    Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra ona, yaptıklarının karşılığı tam olarak verilecektir.

    Şaban Britch

    Sonra da karşılığı eksiksiz tam olarak ödenecektir.

    Şaban Piriş

    Sonra da karşılığı eksiksiz ödenecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.