Diyanet İşleri
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.
Necm suresi · 31–41. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Necm suresi, 31. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.
Göklerde ve yerde bulunan her şey, yalnızca Allah'a aittir. En sonunda (Allah) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandıracak ve güzel işler yapanları da daha güzeliyle ödüllendirecektir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir: en sonunda O, kötülük yapanları yaptıklarıyla cezalandıracak, iyilik yapanları ise çok daha güzeliyle ödüllendirecektir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir: O, kötülük yapanlara yaptıklarının karşılığını verecek ve iyilik yapanları da katıksız iyilikle ödüllendirecektir.
Semalarda her ne varsa ve arzda her ne varsa Allah (Esma'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması) içindir! (Bu) kötü fiilleri açığa çıkaranlara yaptıklarının sonuçlarını yaşatması, güzel davrananları da en güzeli ile cezalandırması içindir!
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.
Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir.
Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Kötülük yapanları, yaptıklarından dolayı cezalandıracaktır. Güzel davrananları da daha güzeliyle ödüllendirecektir.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Sonunda, işlerini kötü yapanları cezalandıracak ve iyi yapanları da daha güzeli ile ödüllendirecektir.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. Kötülük işleyenleri yaptıklarından dolayı cezalandıracaktır ve güzel davrananları da ödüllendirecektir.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. Kötülük işleyenleri yaptıklarından dolayı cezalandıracaktır ve güzel davrananları da ödüllendirecektir.
Bütün göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır! Sonunda kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak; güzellik yapanları da daha güzeliyle mükafatlandıracak!
Hem bütün Göklerdeki ve Yerdeki hep Allahındır akıbet kötülük yapanları yaptıklarıyle cezalandıracak, güzellik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandıracak
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle ödüllendirilmesi içindir. dipnot 1
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle ödüllendirilmesi içindir. dipnot 1
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle ödüllendirilmesi içindir. dipnot 1
Göklerde ve yerde olanlar Tanrı'nındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa Allahındır. (Bunların yaratılması ve nizaama getirilmesi ise Allahın) kötülük edenleri, yapdıklarına mukaabil cezalandırılması, güzel hareket edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması içindir.
Göklerde olan da, yerde olan da Allah'ındır. Kötülük edenlere yaptıklarının karşılığını vermesi, ihsan edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması içindir.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük edenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.
Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükafatlandırsın.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır dipnot 1 . Sonunda Allah, kötülük edenleri yaptıklarına karşılık cezalandıracak, güzel davrananları da en güzeli ile ödüllendirecektir dipnot 2 .
Göklerde ve yerdeki her şey Allah'ındır. Düzenini, kötülük edenleri yaptıklarına göre cezalandırmak ve güzel işler yapanları da daha güzeli ile karşılamak için kurmuştur dipnot 1
Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük işleyenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.
Göklerde olan da yerde olan da Allah'ındır. Kötülük işleyenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.
Göklerde ne var yerde ne varsa Allah'ındır. Bu, Allah'ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir.
Necm suresi, 32. ayet. ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
Ufak tefek kusurlar dışında, büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınanlara gelince, dipnot 1 Rabbinin bağışlaması çok geniştir. O, sizi topraktan yarattığı zaman dipnot 2 ve siz annelerinizin karınlarında saklı (ceninler hâlinde) bulunduğunuz sırada (bile) sizi iyi bilendir. (Bu nedenle) kendinizi temize çıkarmayın! dipnot 3 O, takvâlı (duyarlı) olanı iyi bilendir.
Büyük günahlardan va ahlaksızca fiillerden kaçınanlara gelince: ufak tefek kusurlar işleseler de, kesin olarak bilsinler ki senin Rabbin engin bağış sahibidir. O, yeryüzü (toprağından) sizi var ederken de, anneleriniz karınlarında cenin halindeyken de sizinle ilgili her şeyi bilir; şu halde kendinizi temize çıkarmayın: kimin takvaya uygun davrandığını en iyi bilen O'dur.
Büyük günahlardan ve çirkin fiillerden kaçınanlara gelince, onlar arada bir hataya düşseler de (bilsinler ki) Rabbin bağışlamada cömerttir. O, sizi toz topraktan var ederken de, annelerinizin rahminde saklı bulunduğunuzda da sizinle ilgili her bilgiye sahiptir. O halde kendinizi saf ve temiz görmeyin; (çünkü) O, kimin Kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıdığını en iyi bilendir.
Onlar ki, büyük suçlardan (şirk, iftira, öldürmek vb. gibi) ve fevahişten (zina vb. gibi) uzak dururlar; beşeriyetin sonucu ufak suçlar dışında. . . Muhakkak ki Rabbinin mağfireti geniştir! O varlığınızı Esma'sıyla oluşturan olarak sizi daha iyi bilir; arzdan (bedeniniz) sizi inşa ettiğinde ve analarınızın karınlarında ceninler halindeyken! O halde nefslerinizi (benliğinizi) temize çıkarmaya çalışmayın! O, korunanın kim olduğunu (Esma'sıyla yaratanı olarak) bilendir!
Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.
Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.
Küçük suçlar dışında, büyük suçlardan ve sağtöreye uygun olmayan edimlerden kaçınanlar için, kuşkusuz, Efendinin bağışlaması çok geniştir. O, sizi topraktan yarattığında da annelerinizin karınlarında dölüt durumundayken da sizi bilir. Öyleyse kendinizi temiz görmeyin. O, kimin sorumluluk bilinci taşıdığını da bilir.
Onlar, basit hatalar hariç büyük günahlardan ve yüz kızartıcı davranışlardan kaçınanlardır. Şüphesiz Rabbinin bağışlaması geniştir. O sizi topraktan var ederken de, annelerinizin rahminde saklı bulunduğunuzda da, sizinle ilgili her bilgiye sahiptir. Öyleyse kendinizi temize çıkarmayınız. O, Allah'a saygı duyanı en iyi bilendir.
Onlar, büyük günahlardan ve kötülüklerden kaçınırlar, yalnız küçük suçlar işlerler. Efendinin bağışlaması engindir. Sizi topraktan yaratırken ve annelerinizin karınlarında cenin (fetus) durumundayken sizi iyi bilmektedir. Öyleyse kendinizi (övüp) temize çıkarmayın. O, erdemlileri iyi bilir.
Onlar, büyük günahlardan ve kötülüklerden kaçınırlar, yalnız küçük suçlar işlerler. Rabbinin bağışlaması engindir. Sizi topraktan yaratırken ve annelerinizin karınlarında cenin (fetus) durumundayken sizi iyi bilmektedir. Öyleyse kendinizi (övüp) temize çıkarmayın. O, erdemlileri iyi bilir.
Onlar ki günahın büyüklerinden (vebalden) ve çirkef davranışlardan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusurlar hariç; şüphesiz ki, Rabbin geniş mağfiretlidir. O sizin her halinizi en iyi bilendir, sizi topraktan meydana getirdiğinde ve sizler analarınızın karınlarında cenin halinde iken. Şimdi nefislerinizi temize çıkarmaya kalkışmayın! O'dur en iyi bilen günahtan korkup sakınanı!
Onlar ki günahın büyüklerinden; vebalden, fuhşiyyattan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusur başka, şübhesiz ki rabbın geniş mağfiretlidir. Hem sizin her hallerinize a'lemdir, sizi Arzdan inşa ettiği sıra ve sizler analarınızın karınlarında ceninler iken, şimdi nefislerinizi tezkiyeye kalkışmayın, O'dur en bilen müttakı olanı.
Onlar, ufak-tefek hatalara düşmek hariç, büyük günahlardan ve aşırılıklardan kaçınırlar. Kuşkusuz Rabb'in, bağışlaması bol olandır. O, sizi topraktan inşa ederken de annelerinizin karnında cenin halindeyken de ne olduğunuzu en iyi bilendir. O halde kendinizi temize çıkarmayın. O, takva1 sahibi olan kimseyi en iyi bilendir.
Onlar, ufak-tefek hatalara düşmek hariç, büyük günahlardan ve aşırılıklardan kaçınırlar. Kuşkusuz Rabb'in, bağışlaması bol olandır. O, sizi topraktan inşa ederken de annelerinizin karnında cenin halindeyken de ne olduğunuzu en iyi bilendir. O halde kendinizi temize çıkarmayın. O, takva dipnot 1 sahibi olan kimseyi en iyi bilendir.
Onlar, ufak-tefek günahlar hariç, büyük günahlardan ve aşırılıklardan kaçınırlar. Kuşkusuz Rabb'in, bağışlaması bol olandır. O, sizi topraktan yaparken de, annelerinizin karnında cenin halindeyken de, ne olduğunuzu en iyi bilendir. O halde kendinizi temize çıkarmayın. O, korunup sakınan kimseyi en iyi bilendir.
Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.
(O güzel hareket edenler), ufak ufak suçlar (ı) haaric olmak üzere, günahın büyüklerinden ve fuhuşlardan kaçınanlardır. Şübhesiz ki Rabbin, mağfireti bol olandır. O, sizi daha toprakdan yaratdığı zaman ve siz henüz analarınızın karınlarında döller haalinde olduğunuz sırada siz (in ne olduğunuzu) çok iyi bilendir. Bunun için kendinizi (beğenib) temize çıkarmayın. O, (fenalıkdan) sakınan kimdir, çok iyi bilendir.
Onlar ki; ufak-tefek kusurları dışında günahın büyüklerinden ve hayasızlıktan kaçınırlar. Muhakkak ki Rabbın; mağfireti geniş olandır. Sizi, daha topraktan yarattığı zaman ve henüz analarınızın karınlarında cenin halinde iken sizi en iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O; takva sahibi olanları da en iyi bilendir.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Onlar küçük kusurlar dışında günâhların büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar. Şüphesiz Rabbin, mağfireti çok geniş olandır. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi O bilir.
Onlar, günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük hatalar işleyebilirler. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir (O kendisine yönelen kulunu affeder). O sizi daha iyi bilir: Gerek sizi topraktan inşa ettiği, gerek annelerinizin karınlarında bulunduğunuz zaman biçim verdiği sırada (sizin her halinizi bilmiştir), artık kendinizi övüp yüceltmeyin, çünkü O, korunanı daha iyi bilir.
Onlar, büyük günahlardan dipnot 1 ve fuhuş çeşitlerinden dipnot 2 kaçınanlardır ama küçük günahları olabilir. Çünkü Rabbin, bağışlaması geniş olandır dipnot 3 . Yerden /topraktan oluşturup geliştirdiğinde de analarınızın karnında birer cenin olduğunuzda da sizi en iyi bilen odur dipnot 4 . Kendinizi temize çıkarmayın. O, yanlışlardan kimin daha fazla sakındığını en iyi bilendir dipnot 5 .
Güzel davrananlar, kusurları hariç dipnot 1 , günahların büyüklerinden ve fuhuş çeşitlerinden dipnot 2 kaçınanlardır. Sahibinin bağışlaması boldur. Topraktan sizi oluştururken de analarınızın karnında birer cenin iken de sizi en iyi bilen O'dur. Kendinizi iyi göstermeye kalkmayın dipnot 3 . Doğal yapısını kimin koruduğunu en iyi O bilir.
Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin mağfireti çok geniş olandır. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi O bilir.
O iyilik edenler, ufak tefek kusurları dışında, günahın büyüklerinden ve fuhşiyattan kaçarlar. Şüphesiz Rabbinin mağfireti geniştir. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse, kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi o bilir.
Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O'dur: Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize çıkmış göstermeyin; kimin sakındığını en iyi bilen O'dur.
Necm suresi, 33. ayet. أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ
(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
(33, 34) (Gerçeğe) sırt dönen, azıcık verip sonra vermemekte direneni bir düşün!
Görmez misin (Bize) sırt çevireni?
Peki, hiç düşündün mü (Bizi hatırlamaktan) uzak duranı (ve bu dünya hayatından başka şeye değer vermeyeni),
Yüz çevirip geri döneni gördün mü?
Şimdi, o yüz çevireni gördün mü?
Gördün mü arkasını döneni?
Yüz çevireni görüyor musun?
Gördün mü yüz çevireni?
Gördün mü o yüz çevireni?
Gördün mü o yüz çevireni?
Şimdi gördün ya, o haktan yüz çevireni?
Şimdi gördün a? O çevrileni
Peki, yüz çevireni görüyor musun?
Peki, yüz çevireni görüyor musun?
Peki, yüz çevireni görüyor musun?
Şimdi, o yüz çevireni gördün mü?
(33-34) Şimdi (imandan) dönen, (malından) biraz (ını) verib de gerisini sert kaya gibi elinde tutan adamı gördün mü?
Gördün mü o yüz çevireni;
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Yüz çeviren kimseyi gördün mü?
Gördün mü şu adamı ki arkasını döndü?
Sen, sırt çeviren o adamı gördün mü dipnot 1 ,
Doğrulara sırt çevireni de gördün mü!
Yüz çeviren kimseyi gördün mü?
Yüz çeviren kimseyi gördün mü?
O yüz geri döneni gördün mü?
Necm suresi, 34. ayet. وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ
(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
(33, 34) (Gerçeğe) sırt dönen, azıcık verip sonra vermemekte direneni bir düşün!
Azıcık verip ardından koklatmayanı?
ve (kendi ruhunun temizliği için kendisinden) bu kadar az ve bu kadar gönülsüzce vereni?
Az (bir şey) verip, (sonra vermeyi - infakı kesip) sımsıkı tutanı!
Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
Azıcık verip sonra vermemekte direneni?
Birazcık verip de çoğunu elinde tutanı?
Az verip sonra vermemekte direneni?
Ender olarak ve pek az verdi.
Ender olarak ve pek az verdi.
Biraz verip de dayatıvereni?
Ve biraz verip de dayatıvereni
Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?
Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?
Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?
Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
(33-34) Şimdi (imandan) dönen, (malından) biraz (ını) verib de gerisini sert kaya gibi elinde tutan adamı gördün mü?
Biraz verip sonra vermemekte direneni.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Ve az bir şey verip sımsıkı tutanı.
Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu?
biraz verip sonra (yardımı) tümden keseni dipnot 1 ?
Biraz verip arkasını keseni.
Azıcık verip sonra vermemekte direneni?
Biraz meyletmiş ve sonra katılaşmıştır/direnmiştir.
Azıcık verdi, sona inatla sıkıca tuttu.
Necm suresi, 35. ayet. أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?
(Yoksa) gaybın (bilinemeyenin) bilgisi sadece kendi yanındadır da (bunu sadece) o mu görüyor!
Şimdi o, gaybın bilgisine sahip olduğunu, onu gözlemlediğini mi iddia ediyor?
O, insan kavrayışının ötesindeki şeyin bilgisine sahip (olduğunu) ve böylece (onu açıkça) görebil(diğini mi iddia ed)iyor?
Gaybın ilmi onun indinde de, o mu görüyor?
Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor?
Acaba gaybın bilgisi kendi yanındadır da o görüyor mu?
Yoksa gizli gerçeklerin bilgisi onun yanında da o mu görüyor?
Gaybın bilgisi o adamın yanında da, o görüyor mu?
Gizemlerin bilgisine mi sahiptir ki (geleceği) görüyor?
Gizemlerin bilgisine mi sahiptir ki (geleceği) görüyor?
Gaybın bilgisi yanında da görüyor mu?
Gayb ılmi yanında da artık görüyor mu?
Yoksa o gaybın bilgisine dipnot 1 sahip de onu mu görüyor?
Yoksa o gaybın bilgisine dipnot 1 sahip de onu mu görüyor?
Yoksa o gaybın bilgisine dipnot 1 sahip de onu mu görüyor?
Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor?
Gaybın ilmi onun nezdindedir de kendisi mi görüyor?!
Gaybın bilgisi onun yanındadır da kendisi mi görüyor?
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?
Gayb'ın bilgisi kendi yanında da o mu (alemin esrarını) görüyor?
Gaybın /gizli saklı şeylerin bilgisi onda da o kişi (olacakları) mı görüyor (bu yüzden mi böyle davranıyor dipnot 1 )?
Gizli bilgiler onda da doğruları o mu görüyor?
Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?
Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?
Gaybın bilgisi onun yanında da o mu görüyor?
Necm suresi, 36. ayet. أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ
(36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
(36, 37) Yoksa Musa'nın ve çok vefalı İbrahim'in sahifelerinde bulunan(lar, ona) bildirilmedi mi? dipnot 1
Yoksa ona bildirilmedi mi Musa'ya gelen vahiyde nelerin yer aldığı?
Yoksa henüz kendisine bildirilmedi mi Musa'ya gelen vahiylerde ne vardı,
Yoksa Musa'nın sayfalarında olanlar (bilgiler - hükümler) haber verilmedi mi?
Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?
Yoksa, Musa’nın ve ahdine vefa gösteren kendisine haber verilmedi mi?
Yoksa Musa'nın sayfalarında olan şey, ona haber verilmedi mi?
Yoksa ona Musa'nın sayfalarındaki şu bilgiler haber verilmedi mi?
Ona Musa'nın öğretisi hakkında bilgi verilmedi mi?
Ona Musa'nın öğretisi hakkında bilgi verilmedi mi?
Yoksa haber mi verilmedi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?
Yoksa haber mi verilmedi Musanın suhufundaki
Musa'nın sayfalarında olanlar haber verilmedi mi?
Musa'nın sayfalarında olanlar haber verilmedi mi?
Musa'nın sayfalarında olanlar haber verilmedi mi?
Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?
(36-37) Yoksa Musanın ve (Allahdan aldığı emri) vazifesini tastamam ifa eden İbrahimin sahifelerinde olan (şun) lardan haberdar mı edilmedi?
Yoksa kendisine bildirilmedi mi Musa'nın sahifelerinde olanlar?
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Yoksa ona Mûsâ'nın sahifelerinde olan haber verilmedi mi?
Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Musa'nın sahifelerinde bulunan,
Yoksa Musa'nın sayfalarında olanlar ona haber verilmedi mi,
Yoksa Musa'nın sayfalarında yazanlar ona haber verilmemiş mi?
Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nın sahifelerinde bulunan…
Yoksa, Musa'nın sahifelerinde olan şeyin haberi gelmedi mi?
Yoksa haber verilmedi mi ona, Musa'nın sayfalarındakiler?
Necm suresi, 37. ayet. وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ
(36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
(36, 37) Yoksa Musa'nın ve çok vefalı İbrahim'in sahifelerinde bulunan(lar, ona) bildirilmedi mi? dipnot 1
Dahası (aynı şeylerin) vefa sahibi İbrahim'e de (geldiği):
ve her türlü güvene layık olan İbrahim'e;
O çok vefalı İbrahim (-in sayfalarında olanlar)?
Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan...
İbrahim’in sahifelerinde yazılı olanlar kendisine haber verilmedi mi?
Ya sözünde duran İbrahim'in? dipnot 463
Sözünü tam olarak yerine getiren İbrahim'in sayfalarındaki şu bilgiler de mi?
Ve sözünü gerçekleştiren İbrahim'in?:
Ve sözünü gerçekleştiren İbrahim'in?:
Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki?
Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki
Ve de çok vefalı İbrahim'in.
Ve de çok vefalı İbrahim'ın.
Ve de çok vefalı İbrahim'in.
Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan...
(36-37) Yoksa Musanın ve (Allahdan aldığı emri) vazifesini tastamam ifa eden Ibrahimin sahifelerinde olan (şun) lardan haberdar mı edilmedi?
Ve sözünü yerine getiren İbrahim'inkinde de.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in (sahifelerinde)
Ve çok vefalı İbrahim'in (sahifelerinde bulunan şu gerçekler):
görevini tam yapan İbrahim'in sayfalarında da olanlar dipnot 1 !
Sözünün eri İbrahim'i de mi anlatmamışlar?
Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in (sahifelerinde bulunan şu hükümler):
Ya vefakar İbrahim'in?..
Ve o çok vefalı İbrahim'in sayfalarındakiler...
Necm suresi, 38. ayet. أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ
Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. dipnot 1
Kesinlikle, hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz.
ve hiç kimse, kimsenin yükünü taşıyacak değildir;
Hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez!
Doğrusu, hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez.
Gerçekte, hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenmez. dipnot 464
"Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez."
Ki hiçbir kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz,
Ki hiçbir kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz,
Ki, doğrusu hiçbir günahkar başkasının günahını çekecek değildir.
Ki doğrusu bir vizir çeken başkasının vizrini çekecek değil
Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez.
Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez.
Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez.
Doğrusu, hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
Hakıykaten hiçbir günahkar diğerinin günah yükünü çekmez.
Doğrusu hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Ki hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez dipnot 1 ,
(Dememişler mi ki) Kimse kimsenin günahını yüklenmez.
Hiç bir günahkâr başkasının günahını yüklenemez.
Hiçbir günahkar başkasının günahını çekmez.
Gerçek şu ki, hiçbir günahkar bir başka günahkarın yükünü sırtlamaz.
Necm suresi, 39. ayet. وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
İnsan için ancak çalıştığı vardır.
İnsan için kendi yaptığından başka bir şey yoktur.
Ve insan başkasının değil, sadece kendi çabasının karşılığını görecektir.
ve insana uğrunda çaba gösterdiği dışında bir şey verilmeyecektir;
İnsan için yalnızca çalışmalarının (kendisinden açığa çıkanların) sonucu oluşacaktır!
Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur.
Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
Ve insan için kendi çalışmasından başkası yoktur.
Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
İnsan için ancak kendi çalışması vardır.
İnsan için ancak kendi çalışması vardır.
Doğrusu insanın çalıştığından başkası kendinin değildir.
Doğrusu insanın sa'yinden başkası kendinin değil
Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.
Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.
Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.
Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur.
Hakıykaten insan için kendi çalışdığından başkası yokdur.
Gerçekten insan için, çalıştığından başkası yoktur.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
İnsan için çalıştığından başkası yoktur.
İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.
insanın çalışmasından başkası kendinin değildir dipnot 1 ,
İnsanın kendi çalışmasından başkası kendine ait değildir.
İnsan için çalıştığından başkası yoktur.
İnsan için çalıştığından başkası yoktur.
Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur.
Necm suresi, 40. ayet. وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ
Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
Yaptığı ileride (ahirette) görülecektir.
Ve elbet onun çabası, günü geldiğinde kesinlikle gözler önüne serilecektir.
ve zamanı geldiğinde kendisine çabası(nın gerçek anlamı) gösterilecek,
Onun çalışmasının sonucu da yakında görülecektir!
Şüphesiz kendi emeği (veya çabası) görülecektir.
Ve çalışması da ileride görülecektir.
Ve kuşkusuz, onun çalışması yakında görülecektir.
Çalışması da ileride görülecektir.
Ve onun çalışması da yakında görülecektir.
Ve onun çalışması da yakında görülecektir.
Ve elbette çalışması yarın görülecek,
Ve elbette sa'yi yarın görülecek
Ve onun çalışması yakında görülecektir.
Ve onun çalışması yakında görülecektir.
Ve onun çalışması yakında görülecektir.
Şüphesiz kendi emeği (veya çabası) görülecektir.
Hakıykaten çalışdığı ileride (kıyamet gününde mizanından) görülecek,
Ve onun çalışması ilerde görülecektir.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
Ve çalışması da yakında görülecektir.
çalışması, daha sonra kendisine gösterilecektir dipnot 1 ,
Çalışması yakında gözler önüne serilecektir.
Çalışması da mutlaka gösterilecektir.
Çalışması da mutlaka gösterilecektir.
Ve onun çalışıp didinmesi yakında görülecektir.
Necm suresi, 41. ayet. ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ
Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.
Sonra da ona karşılığı tastamam verilecektir.
Sonunda, (yaptıklarının) karşılığı eksiksiz verilecektir.
ve sonra ona tam karşılığı verilecektir;
Sonra ona tastamam (yaptıklarının) sonuçları yaşatılacaktır!
Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.
Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir
Sonra, karşılığı, eksiksiz olarak kendisine verilecektir.
Sonra ona karşılığı tastamam ödenecektir.
Sonra kendisine ödülü tam olarak verilecektir.
Sonra kendisine ödülü tam olarak verilecektir.
Sonra ona en değerli mükafat verilecek.
Sonra ona en değerli mükafat verilecek
Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.
Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.
Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.
Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.
Sonra buna en kamil mükafat verilecekdir.
Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Sonra da karşılığı eksiksiz tam olarak verilecektir.
Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir.
sonra karşılığı ona tastamam verilecek dipnot 1 ,
Sonra ona, yaptıklarının karşılığı tam olarak verilecektir.
Sonra da karşılığı eksiksiz tam olarak ödenecektir.
Sonra da karşılığı eksiksiz ödenecektir.
Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.