Diyanet İşleri
O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise O'nu vekil edin.
Müzzemmil suresi · 9–14. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Müzzemmil suresi, 9. ayet. رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًا
O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise O'nu vekil edin.
(Allah) doğunun da batının da Rabbidir. Kendisinden başka ilah yoktur. (Sadece) O'nu vekil (güven kaynağı) edin!
O doğunun da batının da Rabbidir; O'ndan başka ilah yoktur: Öyleyse kendini yalnızca O'na emanet et!
(O'dur) doğunun ve batının Rabbi; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse, kaderini belirleme gücünü yalnız O'na izafe et,
Rabbidir doğunun (parlayıp açığa çıkanın) ve batının (sönüp yok olanın)! Tanrı yoktur; sadece HU"! O halde O'nu vekil edin!
(Allah,) Doğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Şu halde (yalnızca) O'nu vekil tut.
O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O'nun himayesine sığın.
Doğunun ve Batının Efendisidir. O'ndan başka Tanrı yoktur. Artık, O'nu, Koruyucu edin.
O, doğunun da batının da Rabbi'dir. O'ndan başka ilah yoktur. Öyle ise yalnız O'nun himayesine sığınınız.
Doğunun ve batının Efendisi; O'ndan başka tanrı yoktur. Kendine avukat olarak O'nu seç.
Doğunun ve batının Rabbi; O'ndan başka tanrı yoktur. Kendine avukat olarak O'nu seç.
O doğunun ve batının Rabbi'dir. O'ndan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut!
O meşrik u mağribin rabbı, başka tanrı yok ancak o, o halde yalnız onu tut vekil
O, doğunun ve batının Rabb'idir. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil dipnot 1 edin.
Doğunun ve batının Rabb'idir O. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil dipnot 1 edin.
Doğunun ve batının Rabb'idir O. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil dipnot 1 edin.
(Tanrı,) Doğunun ve batının rabbidir. O'ndan başka tanrı yoktur. Şu halde (yalnızca) O'nu vekil tut.
(O), doğunun da, batının da Rabbidir. Ondan başka hiçbir Tanrı yok. O halde (umuurunda) güvenek ve dayanak olarak onu tut.
Doğunun ve Batının Rabbıdır. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse onu vekil edin.
(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.
O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka (hak) bir ilah da yoktur. Öyleyse O'nu vekil edin.
(O) Doğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka tanrı yoktur. Yalnız O'nu vekil tut.
O, doğunun da batının da Rabbi /Sahibidir dipnot 1 . Ondan başka ilah yoktur. Öyleyse O'nu kendine vekil /dayanak edin dipnot 2 !
O, doğunun da batının da Sahibidir . O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse O'nu kendine vekil et!
O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Öyleyse O’nu vekil edin.
O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse O'na teslim ol!
Doğunun ve batının Rabbidir O. Tanrı yoktur O'ndan başka. O'nu vekil et!
Müzzemmil suresi, 10. ayet. وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا
Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
O (müşriklerin) söylediklerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle uzaklaş!
Ve onların söyleyebilecekleri her şeye karşı sabırla diren ve güzellikle uzaklaş onlar(ın çirkin tavırların)dan;
halkın (senin aleyhinde) söyleyebileceği her şeye sabırla katlan ve onlardan uygun şekilde uzaklaş.
Onların dediklerine sabret ve onlardan güzel bir ayrılış ile ayrıl!
Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.
Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl .
Onların söylediklerine karşı dirençli ol ve onlardan güzellikle ayrıl.
Onların dediklerine/diyeceklerine sabret ve onlardan güzelce ayrıl!
Onların sözlerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle ayrıl.
Onların sözlerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle ayrıl.
Başkalarının sözlerine sabret ve onları güzel bir terkedişle terket
Ve ağyarın diyeceklerine sabret ve onları bir hecr-i cemil ile terket, ayrıl!
Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.
Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.
Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.
Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.
Onlar ne derlerse katlan. Onlardan sızıltısızca ayrıl.
Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.
(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.
Onların söylediklerine katlan ve onlardan güzel bir şekilde ayrıl.
Onların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl.
Onların söylediklerine sabret /duruşunu bozma ve onlardan güzel bir şekilde ayrıl dipnot 1 .
Söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.
Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.
Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.
Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan.
Müzzemmil suresi, 11. ayet. وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Nimet sahibi (olan) o yalanlayıcıları bana bırak; dipnot 1 onlara biraz zaman tanı! dipnot 2
ve Bana bırak refah içinde yüzdükleri halde yalanlayanları; onlara az bir süre daha tanı!
Ve nimet içinde oldukları halde (Allah'tan geldiğini umursamadan) hakikati yalanlayanları Bana bırak; onlara bir süre daha dayan:
Beni, o nimet içindeki yalanlayıcılarla (başbaşa) bırak! Onlara mühlet ver.
Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Varlık edinmiş olan yalanlayıcıları Bana bırak ve onlara biraz süre ver.
Nimet içinde yüzen o yalancıları/kafirleri bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları bana bırak; onlara biraz süre tanı.
Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları bana bırak; onlara biraz süre tanı.
Refah ve zevk sahibi o inkarcıları Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
Ve bırak da bana o tekzib edici zevk-u refah sahiblerini, mühlet ver onlara biraz
Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Varlık sahibi yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
Yalan sayacak olan o varlık saahiblerini bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Nimet sahibi olan o yalancıları Bana bırak. Ve onlara biraz mühlet ver.
(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.
Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni başbaşa bırak ve onlara azıcık mühlet ver.
Beni ve o ni'met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Nimetler içindeki yalancıları da bana bırak dipnot 1 ve onlara biraz süre tanı dipnot 2 !
O varlıklı yalancıları Bana bırak; onlara biraz süre ver!
Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak Onlara biraz süre tanı.
Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.
Müzzemmil suresi, 12. ayet. إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا
(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
(12, 13) Şüphesiz ki bizim katımızda, (onlar için hazırlanmış) prangalar, dipnot 1 yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek dipnot 2 ve elem verici azap vardır.
(Onların hakkından geliriz), çünkü yanımızda prangalar ve gözleri fal taşı gibi açan bir ateş var;
çünkü, Katımızda ağır prangalar ve yakıcı bir alev (onları beklemektedir),
Muhakkak ki bizim yanımızda enkal (güçlü bağlar, zincirler) ve cahim (cehennem, yakıcı ateş) vardır. Not: Ünlü Kur'an yorumcusu İmam Razi, gelecek yaşamdaki azabın bu sembolizmini izah ederken şunları söyler: "Bu dört durum, kişinin hayattayken yaptıklarının ruhi sonuçları olarak görülebilir. "Ağır prangalar", ruhun önceki maddi ilgilerine ve bedeni zevklerine mahkumiyetinin devam etmesinin bir sembolüdür. Bunların gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği o gün, bu prangalar ve zincirler, yeniden dirilen insan kişiliğini (nefs) yücelik ve safiyet katına çıkmaktan alıkoyar. Ardından, bu ruhi prangalar "ruhi ateşlere" sebebiyet verir; çünkü kişinin beden zevklerine güçlü bir eğilim duyması, onlara erişmenin imkansızlığı ile birleştiğinde, ruhi olarak şiddetli bir "yanıp tutuşma" duygusu oluşturur, "yakıcı alev" in (cahim) anlamı budur. Günahkar, bu durumda, arzuladığı şeylerden kopmanın acısını ve yoksunluğun boğucu baskısını boğazında hisseder; bu da "boğaza takılan yiyecek" ifadesinin karşılığıdır. Ve sonunda, bu şartlardan dolayı, Allah'ın nuruyla aydınlanmaktan ve kutsanmış kişilerle bir arada olmaktan yoksun kalır; "şiddetli azap" ifadesinin anlamı budur. Ama yine de bilin ki, Kuran'ın bu ayetlerinin anlamının bu söylediklerimden ibaret olduğunu iddia ediyor değilim. . . "
Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:
Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş vardır.
Kuşkusuz, yanımızda zincirler ve cehennem var.
- Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.
Yanımızda zincirler ve cehennem vardır.
Yanımızda zincirler ve cehennem vardır.
Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve ateş var,
Çünkü bizim yanımızda bukağılar var ve bir cehim var
Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.
Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.
Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.
Çünkü bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır.
Çünkü bizim yanımızda (ağır) bukağılar var, yakıcı bir ateş var,
Muhakkak ki katımızda, ağır boyunduruklar ve cehennem var.
(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.
Çünkü bizim yanımızda ağır bukağılar ve yakıcı bir ateş var.
Doğrusu, bizim yanımızda bukağılar ve cehennem var.
Çünkü (onlar için) yanımızda bukağılar, yakıcı ateş /cehennem, dipnot 1
Bizim yanımızda demir halkalar, alevli ateş,
Bizim yanımızda ağır boyunduruklar ve cehennem var.
Bizim yanımızda ağır boyunduruklar ve cehennem var.
Bizim yanımızda bukağılar var, cehennem var!
Müzzemmil suresi, 13. ayet. وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا
(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
(12, 13) Şüphesiz ki bizim katımızda, (onlar için hazırlanmış) prangalar, dipnot 1 yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek dipnot 2 ve elem verici azap vardır.
boğaza düğümlenen berbat bir yiyecek ve elemi tarifsiz bir azap var;
boğaza takılan yiyecek ve şiddetli bir azap,
Boğazda tıkanan gıda ve feci bir azap!
Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azab vardır.
Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap.
Boğaza takılan bir yiyecek ve acı bir ceza.
- Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.
Yutulması güç bir yiyecek ve acı bir azap...
Yutulması güç bir yiyecek ve acı bir azap...
boğazda kalan bir yiyecek ve acı bir azap vardır.
Ve boğaza duran bir taam ve bir azab-ı elim var
Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.
Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.
Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.
Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azab vardır.
boğazda tıkanıb kalan bir yiyecek var. (Bunlardan başka da) elem verici bir azab var,
Boğazı tıkayan bir yiyecek ve elim bir azab var.
(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.
Boğazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap vardır!
(Dikenli) Boğazı tırmalayan bir yiyecek ve acı veren bir azab var.
boğazı tıkayan bir yiyecek ve acıklı bir azap var dipnot 1 .
yutulması zor yiyecek ve acıklı bir azap vardır.
Boğazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap!
Boğazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap!.
Boğazdan zor geçen bir yiyecek, korkunç bir azap var,
Müzzemmil suresi, 14. ayet. يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا
Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.
O gün (Son Saat'te) yer ve dağlar sars(ıl)acak; dağlar erimiş kum yığınına dönecektir.
o gün yerler ve dağlar dehşetli sarsılacak; ve sonunda dağlar kum yığınına dönüşerek eriyip akacak.
yeryüzünün ve dağların sarsılacağı ve (parçalanarak) savrulan bir kum yığını haline geleceği o Gün!
O süreçte arz (beden) ve dağlar (bilinçler - benlikler) sarsılır. . . Dağlar heyelana uğramış bir kum yığını olur!
(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.
O gün (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır, dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner.
O gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır. Dağlar, dağılmış kum yığınları olur.
- Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.
Gün gelir, yer ve dağlar titrer ve dağlar dağılan kum yığınına dönüşür.
Gün gelir, yer ve dağlar titrer ve dağlar dağılan kum yığınına dönüşür.
O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecektir!
O gün ki yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecektir
O Gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.
O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.
O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.
(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.
o günde ki yer (ler), dağlar (zelzeleyle) sarsılır. Dağlar akıb dağılan bir kum yığınına döner.
O gün; yeryüzü ve dağlar sarsılır. Ve dağlar yumuşak kum yığını haline gelir.
(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.
O günde yer ve dağlar sarsılır, dağlar da yığılarak akıp dağılan kum gibi olur.
O gün yer ve dağlar sarsılır ve dağlar, dağılan kum yığınları olur.
O gün, yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılacak, dağlar saçılıp dağılmış kum tepelerine dönüşecek dipnot 1 .
Bunlar, yerin ve dağların sarsıldığı, dağların kum yığınına döndüğü günde olacak.
O gün, yeryüzü ve dağlar yerinden oynar ve dağlar akıp giden kum yığınları haline döner.
O gün, yeryüzü ve dağlar yerinden oynar ve dağlar uçurulan kum yığınları haline döner.
O günde ki yer ve dağlar sarsılır ve dağlar eriyip akan bir kum yığınına dönüşür.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.