Müzzemmil suresi · 9–14. ayetler

Sabret; yalanlayanları bana bırak

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Müzzemmil suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müzzemmil suresi, 9. ayet. رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًا

    Diyanet İşleri

    O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise O'nu vekil edin.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) doğunun da batının da Rabbidir. Kendisinden başka ilah yoktur. (Sadece) O'nu vekil (güven kaynağı) edin!

    Mustafa İslamoğlu

    O doğunun da batının da Rabbidir; O'ndan başka ilah yoktur: Öyleyse kendini yalnızca O'na emanet et!

    Muhammed Esed

    (O'dur) doğunun ve batının Rabbi; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse, kaderini belirleme gücünü yalnız O'na izafe et,

    Ahmed Hulusi

    Rabbidir doğunun (parlayıp açığa çıkanın) ve batının (sönüp yok olanın)! Tanrı yoktur; sadece HU"! O halde O'nu vekil edin!

    Ali Bulaç

    (Allah,) Doğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Şu halde (yalnızca) O'nu vekil tut.

    Ali Özek ve heyeti

    O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O'nun himayesine sığın.

    Ali Rıza Safa

    Doğunun ve Batının Efendisidir. O'ndan başka Tanrı yoktur. Artık, O'nu, Koruyucu edin.

    Bayraktar Bayraklı

    O, doğunun da batının da Rabbi'dir. O'ndan başka ilah yoktur. Öyle ise yalnız O'nun himayesine sığınınız.

    Edip Yüksel

    Doğunun ve batının Efendisi; O'ndan başka tanrı yoktur. Kendine avukat olarak O'nu seç.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğunun ve batının Rabbi; O'ndan başka tanrı yoktur. Kendine avukat olarak O'nu seç.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O doğunun ve batının Rabbi'dir. O'ndan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O meşrik u mağribin rabbı, başka tanrı yok ancak o, o halde yalnız onu tut vekil

    Erhan Aktaş

    O, doğunun ve batının Rabb'idir. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil dipnot 1 edin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; "canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan." Vekil sadece Allah'tır. Nitekim Allah birçok ayette Resul'üne, "sen onlara vekil değilsin" demiş ve ona, insanlara, "Ben size vekil değilim." demesini buyurmuştur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğunun ve batının Rabb'idir O. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil dipnot 1 edin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; "canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğunun ve batının Rabb'idir O. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu vekil dipnot 1 edin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.

    Gültekin Onan

    (Tanrı,) Doğunun ve batının rabbidir. O'ndan başka tanrı yoktur. Şu halde (yalnızca) O'nu vekil tut.

    Hasan Basri Çantay

    (O), doğunun da, batının da Rabbidir. Ondan başka hiçbir Tanrı yok. O halde (umuurunda) güvenek ve dayanak olarak onu tut.

    İbni Kesir

    Doğunun ve Batının Rabbıdır. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse onu vekil edin.

    Mehmet Alagaş

    (9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka (hak) bir ilah da yoktur. Öyleyse O'nu vekil edin.

    Süleyman Ateş

    (O) Doğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka tanrı yoktur. Yalnız O'nu vekil tut.

    Süleymaniye Vakfı

    O, doğunun da batının da Rabbi /Sahibidir dipnot 1 . Ondan başka ilah yoktur. Öyleyse O'nu kendine vekil /dayanak edin dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güneş, yıl boyunca her gün farklı noktalardan doğar ve batar. 21 Aralık'tan 21 Haziran'a kadar doğuş ve batış noktaları sürekli kuzeye kayar. 20 Haziran'da kuzeydeki en uç doğuş ve batış noktalarına ulaşır, 21 Haziran'da geri dönmeye başlar ve 21 Aralık'a kadar sürekli güneye kayar. 20 Aralık'ta güneydeki en uç doğuş ve batış noktalarına ulaşır ve 21 Aralık'ta geri dönmeye başlar. (Şuara 26/28, Saffat 37/5, Rahman 55/17, Mearic 70/40).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, doğunun da batının da Sahibidir . O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse O'nu kendine vekil et!

    Şaban Britch

    O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Öyleyse O’nu vekil edin.

    Şaban Piriş

    O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse O'na teslim ol!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Doğunun ve batının Rabbidir O. Tanrı yoktur O'ndan başka. O'nu vekil et!

  2. Müzzemmil suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müzzemmil suresi, 10. ayet. وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا

    Diyanet İşleri

    Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.

    Mehmet Okuyan

    O (müşriklerin) söylediklerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle uzaklaş!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onların söyleyebilecekleri her şeye karşı sabırla diren ve güzellikle uzaklaş onlar(ın çirkin tavırların)dan;

    Muhammed Esed

    halkın (senin aleyhinde) söyleyebileceği her şeye sabırla katlan ve onlardan uygun şekilde uzaklaş.

    Ahmed Hulusi

    Onların dediklerine sabret ve onlardan güzel bir ayrılış ile ayrıl!

    Ali Bulaç

    Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl .

    Ali Rıza Safa

    Onların söylediklerine karşı dirençli ol ve onlardan güzellikle ayrıl.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların dediklerine/diyeceklerine sabret ve onlardan güzelce ayrıl!

    Edip Yüksel

    Onların sözlerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle ayrıl.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların sözlerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle ayrıl.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Başkalarının sözlerine sabret ve onları güzel bir terkedişle terket

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ağyarın diyeceklerine sabret ve onları bir hecr-i cemil ile terket, ayrıl!

    Erhan Aktaş

    Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.

    Gültekin Onan

    Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ne derlerse katlan. Onlardan sızıltısızca ayrıl.

    İbni Kesir

    Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.

    Mehmet Alagaş

    (9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların söylediklerine katlan ve onlardan güzel bir şekilde ayrıl.

    Süleyman Ateş

    Onların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.

    Şaban Britch

    Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.

    Şaban Piriş

    Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan.

  3. Müzzemmil suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müzzemmil suresi, 11. ayet. وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

    Mustafa İslamoğlu

    ve Bana bırak refah içinde yüzdükleri halde yalanlayanları; onlara az bir süre daha tanı!

    Muhammed Esed

    Ve nimet içinde oldukları halde (Allah'tan geldiğini umursamadan) hakikati yalanlayanları Bana bırak; onlara bir süre daha dayan:

    Ahmed Hulusi

    Beni, o nimet içindeki yalanlayıcılarla (başbaşa) bırak! Onlara mühlet ver.

    Ali Bulaç

    Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.

    Ali Özek ve heyeti

    Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

    Ali Rıza Safa

    Varlık edinmiş olan yalanlayıcıları Bana bırak ve onlara biraz süre ver.

    Bayraktar Bayraklı

    Nimet içinde yüzen o yalancıları/kafirleri bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!

    Edip Yüksel

    Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları bana bırak; onlara biraz süre tanı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları bana bırak; onlara biraz süre tanı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Refah ve zevk sahibi o inkarcıları Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bırak da bana o tekzib edici zevk-u refah sahiblerini, mühlet ver onlara biraz

    Erhan Aktaş

    Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Varlık sahibi yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.

    Gültekin Onan

    Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.

    Hasan Basri Çantay

    Yalan sayacak olan o varlık saahiblerini bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

    İbni Kesir

    Nimet sahibi olan o yalancıları Bana bırak. Ve onlara biraz mühlet ver.

    Mehmet Alagaş

    (9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni başbaşa bırak ve onlara azıcık mühlet ver.

    Süleyman Ateş

    Beni ve o ni'met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O varlıklı yalancıları Bana bırak; onlara biraz süre ver!

    Şaban Britch

    Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak Onlara biraz süre tanı.

    Şaban Piriş

    Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak. Onlara biraz süre tanı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.

  4. Müzzemmil suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müzzemmil suresi, 12. ayet. إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا

    Diyanet İşleri

    (12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Onların hakkından geliriz), çünkü yanımızda prangalar ve gözleri fal taşı gibi açan bir ateş var;

    Muhammed Esed

    çünkü, Katımızda ağır prangalar ve yakıcı bir alev (onları beklemektedir),

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bizim yanımızda enkal (güçlü bağlar, zincirler) ve cahim (cehennem, yakıcı ateş) vardır. Not: Ünlü Kur'an yorumcusu İmam Razi, gelecek yaşamdaki azabın bu sembolizmini izah ederken şunları söyler: "Bu dört durum, kişinin hayattayken yaptıklarının ruhi sonuçları olarak görülebilir. "Ağır prangalar", ruhun önceki maddi ilgilerine ve bedeni zevklerine mahkumiyetinin devam etmesinin bir sembolüdür. Bunların gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği o gün, bu prangalar ve zincirler, yeniden dirilen insan kişiliğini (nefs) yücelik ve safiyet katına çıkmaktan alıkoyar. Ardından, bu ruhi prangalar "ruhi ateşlere" sebebiyet verir; çünkü kişinin beden zevklerine güçlü bir eğilim duyması, onlara erişmenin imkansızlığı ile birleştiğinde, ruhi olarak şiddetli bir "yanıp tutuşma" duygusu oluşturur, "yakıcı alev" in (cahim) anlamı budur. Günahkar, bu durumda, arzuladığı şeylerden kopmanın acısını ve yoksunluğun boğucu baskısını boğazında hisseder; bu da "boğaza takılan yiyecek" ifadesinin karşılığıdır. Ve sonunda, bu şartlardan dolayı, Allah'ın nuruyla aydınlanmaktan ve kutsanmış kişilerle bir arada olmaktan yoksun kalır; "şiddetli azap" ifadesinin anlamı budur. Ama yine de bilin ki, Kuran'ın bu ayetlerinin anlamının bu söylediklerimden ibaret olduğunu iddia ediyor değilim. . . "

    Ali Bulaç

    Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:

    Ali Özek ve heyeti

    Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, yanımızda zincirler ve cehennem var.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.

    Edip Yüksel

    Yanımızda zincirler ve cehennem vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yanımızda zincirler ve cehennem vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve ateş var,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü bizim yanımızda bukağılar var ve bir cehim var

    Erhan Aktaş

    Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.

    Gültekin Onan

    Çünkü bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü bizim yanımızda (ağır) bukağılar var, yakıcı bir ateş var,

    İbni Kesir

    Muhakkak ki katımızda, ağır boyunduruklar ve cehennem var.

    Mehmet Alagaş

    (9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü bizim yanımızda ağır bukağılar ve yakıcı bir ateş var.

    Süleyman Ateş

    Doğrusu, bizim yanımızda bukağılar ve cehennem var.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizim yanımızda demir halkalar, alevli ateş,

    Şaban Britch

    Bizim yanımızda ağır boyunduruklar ve cehennem var.

    Şaban Piriş

    Bizim yanımızda ağır boyunduruklar ve cehennem var.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bizim yanımızda bukağılar var, cehennem var!

  5. Müzzemmil suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müzzemmil suresi, 13. ayet. وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    (12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    boğaza düğümlenen berbat bir yiyecek ve elemi tarifsiz bir azap var;

    Muhammed Esed

    boğaza takılan yiyecek ve şiddetli bir azap,

    Ahmed Hulusi

    Boğazda tıkanan gıda ve feci bir azap!

    Ali Bulaç

    Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap.

    Ali Rıza Safa

    Boğaza takılan bir yiyecek ve acı bir ceza.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.

    Edip Yüksel

    Yutulması güç bir yiyecek ve acı bir azap...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yutulması güç bir yiyecek ve acı bir azap...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    boğazda kalan bir yiyecek ve acı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve boğaza duran bir taam ve bir azab-ı elim var

    Erhan Aktaş

    Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve boğazı tıkayan yiyecek ve acı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    boğazda tıkanıb kalan bir yiyecek var. (Bunlardan başka da) elem verici bir azab var,

    İbni Kesir

    Boğazı tıkayan bir yiyecek ve elim bir azab var.

    Mehmet Alagaş

    (9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Boğazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap vardır!

    Süleyman Ateş

    (Dikenli) Boğazı tırmalayan bir yiyecek ve acı veren bir azab var.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    yutulması zor yiyecek ve acıklı bir azap vardır.

    Şaban Britch

    Boğazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap!

    Şaban Piriş

    Boğazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap!.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Boğazdan zor geçen bir yiyecek, korkunç bir azap var,

  6. Müzzemmil suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Müzzemmil suresi, 14. ayet. يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا

    Diyanet İşleri

    Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.

    Mehmet Okuyan

    O gün (Son Saat'te) yer ve dağlar sars(ıl)acak; dağlar erimiş kum yığınına dönecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    o gün yerler ve dağlar dehşetli sarsılacak; ve sonunda dağlar kum yığınına dönüşerek eriyip akacak.

    Muhammed Esed

    yeryüzünün ve dağların sarsılacağı ve (parçalanarak) savrulan bir kum yığını haline geleceği o Gün!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte arz (beden) ve dağlar (bilinçler - benlikler) sarsılır. . . Dağlar heyelana uğramış bir kum yığını olur!

    Ali Bulaç

    (Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır, dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner.

    Ali Rıza Safa

    O gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır. Dağlar, dağılmış kum yığınları olur.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.

    Edip Yüksel

    Gün gelir, yer ve dağlar titrer ve dağlar dağılan kum yığınına dönüşür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gün gelir, yer ve dağlar titrer ve dağlar dağılan kum yığınına dönüşür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecektir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecektir

    Erhan Aktaş

    O Gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığınları gibi olur.

    Gültekin Onan

    (Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.

    Hasan Basri Çantay

    o günde ki yer (ler), dağlar (zelzeleyle) sarsılır. Dağlar akıb dağılan bir kum yığınına döner.

    İbni Kesir

    O gün; yeryüzü ve dağlar sarsılır. Ve dağlar yumuşak kum yığını haline gelir.

    Mehmet Alagaş

    (9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O günde yer ve dağlar sarsılır, dağlar da yığılarak akıp dağılan kum gibi olur.

    Süleyman Ateş

    O gün yer ve dağlar sarsılır ve dağlar, dağılan kum yığınları olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, yerin ve dağların sarsıldığı, dağların kum yığınına döndüğü günde olacak.

    Şaban Britch

    O gün, yeryüzü ve dağlar yerinden oynar ve dağlar akıp giden kum yığınları haline döner.

    Şaban Piriş

    O gün, yeryüzü ve dağlar yerinden oynar ve dağlar uçurulan kum yığınları haline döner.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O günde ki yer ve dağlar sarsılır ve dağlar eriyip akan bir kum yığınına dönüşür.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.