Diyanet İşleri
Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
Müzzemmil suresi
Müzzemmil suresi, 10. ayet. وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا
vaṣbir `alâ mâ yeḳûlûne vehcürhüm hecran cemîlâ.
Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sabret; yalanlayanları bana bırak Müzzemmil 9–14 3
Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.
Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel.
O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise O'nu vekil edin.
Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. Yüce Allah, ona özel olarak namazı ve genel olarak zikri emretmişti. Bu yolla kul, ağırlıklara katlanma gücünü büyük ölçüde elde eder. Zor işleri yapabilme alışkanlığını kazanır.
Sonra ona kendisine karşı inatla direnenlerin, kendisine ve getirdiklerine dil uzatanların söylediklerine sabretmesini emretmiş, Allah’ın emri doğrultusunda yoluna devam ederek hiç kimsenin kendisini yolundan alıkoymaması gerektiğini bildirmiş ve onlardan güzel bir şekilde ayrılıp uzaklaşmasını istemiştir ki bu, maslahatın öyle gerektirdiği ve herhangi bir eziyet verme söz konusu olmayan bir uzaklaşmadır. Onu rahatsız edecek sözleri dolayısı ile onlardan yüz çevirip uzak durması ve onlarla en güzel yol hangisi ise onunla tartışması emredilmiştir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Seni yalanlayanların alay ederek ve söverek sana söylediklerine sabret. Bir sıkıntıya sebep vermeyecek şekilde onlardan uzaklaş.
Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık…
Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O,…
Aynı kök: جمل (11 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.
Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Aynı kök: هجر (31 geçiş)
İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O (müşriklerin) söylediklerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle uzaklaş!
Ve onların söyleyebilecekleri her şeye karşı sabırla diren ve güzellikle uzaklaş onlar(ın çirkin tavırların)dan;
halkın (senin aleyhinde) söyleyebileceği her şeye sabırla katlan ve onlardan uygun şekilde uzaklaş.
Onların dediklerine sabret ve onlardan güzel bir ayrılış ile ayrıl!
Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.
Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl .
Onların söylediklerine karşı dirençli ol ve onlardan güzellikle ayrıl.
Onların dediklerine/diyeceklerine sabret ve onlardan güzelce ayrıl!
Onların sözlerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle ayrıl.
Onların sözlerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle ayrıl.
Başkalarının sözlerine sabret ve onları güzel bir terkedişle terket
Ve ağyarın diyeceklerine sabret ve onları bir hecr-i cemil ile terket, ayrıl!
Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.
Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.
Onların söylediklerine sabret. Ve onlardan güzellikle uzak dur.
Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup ayrıl.
Onlar ne derlerse katlan. Onlardan sızıltısızca ayrıl.
Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.
(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.
Onların söylediklerine katlan ve onlardan güzel bir şekilde ayrıl.
Onların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl.
Onların söylediklerine sabret /duruşunu bozma ve onlardan güzel bir şekilde ayrıl dipnot 1 .
Söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.
Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.
Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl.
Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan.
Be patient and forbear their -the Pagans- insults, and avoid them nicely, for true nobleness teaches forbearance from so foul a wrong,
patiently endure what they say, ignore them politely,
And have patience with what they say, and leave them with noble (dignity).
And bear patiently the vain things they utter, and gracefully dipnot 1 forsake them.
Be steadfast in the face of what they say and cut yourself off from them – but courteously.
And be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) with what they say, and keep away from them in a good way.
and be patient over what they say, and keep away from them in a graceful manner.
And patiently persevere in the face of all that these (enemies) say and withdraw from them in a graceful manner.
And bear thou patiently what they say, and forsake them graciously.
And be patient with your enemies and leave them with dignity.
And endure patiently what they say, and flee from them with a decorous flight.
Be patient over what they say, and depart from them in a good manner.
And patiently suffer the contumelies which the infidels utter against thee; and depart from them with a decent departure.
And bear patiently what they say and avoid them with a becoming avoidance (or leave taking).
And (endure) patiently what they (The disbelievers) say, and forsake them with a becoming forsaking.
And bear with patience what they utter, and part from them with a fair leave-taking.
Bear with patience what they say, and gracefully come away from them.
and endure with patience whatever people may say [against thee], and avoid them with a comely avoidance.
Be patient ˹O Prophet˺ with what they say, and depart from them courteously.
And be patient over what they say, and depart from them in a good manner.
And remain steadfast in the face of their utterances, and disregard them in a nice manner.
And be patient over what they say and avoid them with gracious avoidance.
And be thou patient over what they say, and forsake thou them with a comely forsaking.
And endure with patience whatever people may say, and leave them with a noble leaving.
And have patience with what they say, and leave them with noble (dignity).
And bear patiently what they (the opponents) say, and part with them in a beautiful manner.
And be patient over what they say, and depart from them in a good manner.