Diyanet İşleri
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Müzzemmil suresi
Müzzemmil suresi, 11. ayet. وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
veẕernî velmükeẕẕibîne üli-nna`meti vemehhilhüm ḳalîlâ.
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sabret; yalanlayanları bana bırak Müzzemmil 9–14 3
Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel.
O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise O'nu vekil edin.
Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Refah sahibi o yalanlayıcıları bana bırak!” Sen onlarla Beni baş başa bırak, zira Ben onlardan intikam alacağım. Onlara mühlet verecek olsam dahi onları (azaba uğratmayı) ihmal etmeyeceğim.
“Refah sahibi” ifadesi ile Allah'ın, kendilerine bol rızık ihsan edip geniş çapta lütuflarını bağışladığı, bu nedenle de azgınlaşan zengin kimseler kastedilmektedir.
Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hayır, çünkü insan gerçekten azar, kendisini varlıklı ve ihtiyaç duymaz bir halde görünce.” (el-Alak, 96/6-7)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Dünya nimetlerine dalmış o yalanlayanların durumuna sen önem verme, onları bana bırak. Ecelleri gelene kadar onları biraz bekle.
Aynı kök: مهل (6 geçiş)
De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları…
Aynı kök: مهل (6 geçiş)
(45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.
Aynı kök: مهل (6 geçiş)
(8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.
Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."
Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek…
Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…
Aynı kök: وذر (45 geçiş)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Nimet sahibi (olan) o yalanlayıcıları bana bırak; dipnot 1 onlara biraz zaman tanı! dipnot 2
ve Bana bırak refah içinde yüzdükleri halde yalanlayanları; onlara az bir süre daha tanı!
Ve nimet içinde oldukları halde (Allah'tan geldiğini umursamadan) hakikati yalanlayanları Bana bırak; onlara bir süre daha dayan:
Beni, o nimet içindeki yalanlayıcılarla (başbaşa) bırak! Onlara mühlet ver.
Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Varlık edinmiş olan yalanlayıcıları Bana bırak ve onlara biraz süre ver.
Nimet içinde yüzen o yalancıları/kafirleri bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları bana bırak; onlara biraz süre tanı.
Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları bana bırak; onlara biraz süre tanı.
Refah ve zevk sahibi o inkarcıları Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
Ve bırak da bana o tekzib edici zevk-u refah sahiblerini, mühlet ver onlara biraz
Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Varlık sahibi yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
Yalan sayacak olan o varlık saahiblerini bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Nimet sahibi olan o yalancıları Bana bırak. Ve onlara biraz mühlet ver.
(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.
Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni başbaşa bırak ve onlara azıcık mühlet ver.
Beni ve o ni'met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Nimetler içindeki yalancıları da bana bırak dipnot 1 ve onlara biraz süre tanı dipnot 2 !
O varlıklı yalancıları Bana bırak; onlara biraz süre ver!
Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak Onlara biraz süre tanı.
Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.
and leave to Me the wealthy who deny Allah and lack the spiritual apprehension of divine truth and bear with them for a while and put them in respite.
and leave to Me those who deny the truth and live in luxury. Bear with them for a little while;
And leave Me (alone to deal with) those in possession of the good things of life, who (yet) deny the Truth; and bear with them for a little while.
Leave it to Me to deal with the affluent ones who give the lie dipnot 1 (to the Truth), and bear with them for a while.
Leave the deniers, who live a life of ease, to Me, alone, and tolerate them a little longer.
And leave Me Alone to deal with the beliers (those who deny My Verses), those who are in possession of good things of life. And give them respite for a little while.
Leave Me [to deal] with the deniers, the opulent, and give them a little respite.
Leave Me to (deal with) those who belie (the truth) and who are possessors of ease and plenty. And give them a little respite.
Leave Me to those who cry lies, those prosperous ones, and respite them a little,
And let me deal with those who reject my words (Qur’an). They have been showered with my blessings so far; be patience with them for a while.
And leave me and those who say it is a lie, who are possessed of comfort; and let them bide for a while.
Leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.
And let Me alone with those who charge the Koran with falsehood, who enjoy the blessings of this life; and bear with them for a while:
And leave Me to deal with the rejecters, the possessors of ease and plenty, and bear with them a little.
And leave Me away (to deal) with the beliers, the ones endowed with (earthly) comfort, and give them more leisure for a little (while).
Leave Me to deal with the deniers, lords of ease and comfort (in this life); and do thou respite them awhile.
Leave those to Me who deny, the lovers of ease and comfort; and bear with them for a while.
And leave Me alone [to deal] with those who give the lie to the truth - those who enjoy the blessings of life [without any thought of God] - and bear thou with them for a little while:
And leave to Me the deniers—the people of luxury—and bear with them for a little while.
And leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.
And let Me deal with the rejectors, who have been generously blessed; just give them a little time.
And leave Me with [the matter of] the deniers, those of ease [in life], and allow them respite a little.
And leave thou Me with the deniers, the possessors of prosperity, and grant thou them respite a little.
And leave the deniers of the Truth unto Me - these 'masters of luxury'. And you give them some time.
And leave Me Alone to deal with those in possession of the good things of life, who (still) reject the Truth; And (patiently) give them respite for a little while.
And leave Me alone (to deal) with the deniers, the people of luxury, and give them respite for a while.
And leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.