Müzzemmil suresi

Müzzemmil suresi, 11. ayet

Müzzemmil suresi, 11. ayet. وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا

veẕernî velmükeẕẕibîne üli-nna`meti vemehhilhüm ḳalîlâ.

Diyanet İşleri

Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Müzzemmil 8–14 · surenin 11. ayeti / 20

Konu Sabret; yalanlayanları bana bırak Müzzemmil 9–14 3

  1. Müzzemmil 8

    Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel.

  2. Müzzemmil 9

    O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise O'nu vekil edin.

  3. Müzzemmil 10

    Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.

  4. 11

    Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

  5. Müzzemmil 12–13

    (12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.

  6. Müzzemmil 14

    Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

11. “Refah sahibi o yalanlayıcıları bana bırak!” Sen onlarla Beni baş başa bırak, zira Ben onlardan intikam alacağım. Onlara mühlet verecek olsam dahi onları (azaba uğratmayı) ihmal etmeyeceğim.

“Refah sahibi” ifadesi ile Allah'ın, kendilerine bol rızık ihsan edip geniş çapta lütuflarını bağışladığı, bu nedenle de azgınlaşan zengin kimseler kastedilmektedir.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hayır, çünkü insan gerçekten azar, kendisini varlıklı ve ihtiyaç duymaz bir halde görünce.” (el-Alak, 96/6-7)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dünya nimetlerine dalmış o yalanlayanların durumuna sen önem verme, onları bana bırak. Ecelleri gelene kadar onları biraz bekle.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَذَرْنِى ve zerni beni yalnız bırak kök: وذر
  2. وَٱلْمُكَذِّبِينَ velmukezzibine ve yalanlayıcıları kök: كذب
  3. أُو۟لِى uli sahibi kök: اول
  4. ٱلنَّعْمَةِ n-nea'meti ni'met kök: نعم
  5. وَمَهِّلْهُمْ ve mehhilhum ve onlara mühlet ver kök: مهل
  6. قَلِيلًا kalilen biraz kök: قلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مهل (6 geçiş)

    De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları…

  • Aynı kök: مهل (6 geçiş)

    (45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

  • Aynı kök: مهل (6 geçiş)

    (8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek…

  • Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

ve Bana bırak refah içinde yüzdükleri halde yalanlayanları; onlara az bir süre daha tanı!

Muhammed Esed

Ve nimet içinde oldukları halde (Allah'tan geldiğini umursamadan) hakikati yalanlayanları Bana bırak; onlara bir süre daha dayan:

Ahmed Hulusi

Beni, o nimet içindeki yalanlayıcılarla (başbaşa) bırak! Onlara mühlet ver.

Ali Bulaç

Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.

Ali Özek ve heyeti

Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

Ali Rıza Safa

Varlık edinmiş olan yalanlayıcıları Bana bırak ve onlara biraz süre ver.

Bayraktar Bayraklı

Nimet içinde yüzen o yalancıları/kafirleri bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!

Edip Yüksel

Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları bana bırak; onlara biraz süre tanı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları bana bırak; onlara biraz süre tanı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Refah ve zevk sahibi o inkarcıları Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bırak da bana o tekzib edici zevk-u refah sahiblerini, mühlet ver onlara biraz

Erhan Aktaş

Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Varlık sahibi yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.

Gültekin Onan

Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.

Hasan Basri Çantay

Yalan sayacak olan o varlık saahiblerini bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

İbni Kesir

Nimet sahibi olan o yalancıları Bana bırak. Ve onlara biraz mühlet ver.

Mehmet Alagaş

(9-14) Doğunun da Rabbidir ve batınında, Ondan başka ilah yoktur, Onu vekil edin (Sana müvekkilim demesini istemez misin? ya da hâkimi vekil tayin etmişsin seni savunuyor o davayı kaybeder misin? ) Ne diyorlarsa sen üzerine alınma / sabret ve onlardan güzel bir terk ile ayrıl / yer değiştir/ hicret et. Nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak / sal onları bana ve onlara azcık mühlet ver. Bukağılar / prangalar ve cehennem kesinlikle bizim yanımızda. Boğazda düğümlenip duran yiyecek te yanımızda ve acı veren / elemli azapta yanımızda. Yerin/Arzın ve dağların sarsılacağı o günde, dağlar çökmüş kum yığınıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni başbaşa bırak ve onlara azıcık mühlet ver.

Süleyman Ateş

Beni ve o ni'met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O varlıklı yalancıları Bana bırak; onlara biraz süre ver!

Şaban Britch

Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak Onlara biraz süre tanı.

Şaban Piriş

Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak. Onlara biraz süre tanı.

Yaşar Nuri Öztürk

Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

and leave to Me the wealthy who deny Allah and lack the spiritual apprehension of divine truth and bear with them for a while and put them in respite.

Abdul Haleem

and leave to Me those who deny the truth and live in luxury. Bear with them for a little while;

Abdullah Yusuf Ali

And leave Me (alone to deal with) those in possession of the good things of life, who (yet) deny the Truth; and bear with them for a little while.

Abul A'la Maududi

Leave it to Me to deal with the affluent ones who give the lie dipnot 1 (to the Truth), and bear with them for a while.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These words clearly contain the sense that the people, who were actually denying the Prophet (peace be upon him) in Makkah and were inciting the common people to oppose and resist him by stirring up prejudices and by deceit and fraud, were the well-to-do, prosperous and affluent people, for it was their interests, which were being hit by the reforming message of Islam. The Quran tells us that this was not peculiar only to the Prophet’s case but in every age this very class of the people have been the main obstacle to every movement of reform. For example, see (Surah Al-Aaraf, Ayats 60, 66,75, 88);Surah Al-Mominoon, Ayat 33);(Surah Saba, Ayats 34, 35); (Surah Az-Zukhruf, Ayat 23).

Aisha Bewley

Leave the deniers, who live a life of ease, to Me, alone, and tolerate them a little longer.

Al-Hilali & Khan

And leave Me Alone to deal with the beliers (those who deny My Verses), those who are in possession of good things of life. And give them respite for a little while.

Ali Quli Qarai

Leave Me [to deal] with the deniers, the opulent, and give them a little respite.

Amatul Rahman Omar

Leave Me to (deal with) those who belie (the truth) and who are possessors of ease and plenty. And give them a little respite.

Arthur John Arberry

Leave Me to those who cry lies, those prosperous ones, and respite them a little,

Bijan Moeinian

And let me deal with those who reject my words (Qur’an). They have been showered with my blessings so far; be patience with them for a while.

E. Henry Palmer

And leave me and those who say it is a lie, who are possessed of comfort; and let them bide for a while.

Edip-Layth

Leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.

George Sale

And let Me alone with those who charge the Koran with falsehood, who enjoy the blessings of this life; and bear with them for a while:

Hamid S. Aziz

And leave Me to deal with the rejecters, the possessors of ease and plenty, and bear with them a little.

Mahmoud Ghali

And leave Me away (to deal) with the beliers, the ones endowed with (earthly) comfort, and give them more leisure for a little (while).

Marmaduke Pickthall

Leave Me to deal with the deniers, lords of ease and comfort (in this life); and do thou respite them awhile.

Mohamed Ahmed - Samira

Leave those to Me who deny, the lovers of ease and comfort; and bear with them for a while.

Muhammad Asad

And leave Me alone [to deal] with those who give the lie to the truth - those who enjoy the blessings of life [without any thought of God] - and bear thou with them for a little while:

Mustafa Khattab

And leave to Me the deniers—the people of luxury—and bear with them for a little while.

Progressive Muslims

And leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.

Rashad Khalifa

And let Me deal with the rejectors, who have been generously blessed; just give them a little time.

Sahih International

And leave Me with [the matter of] the deniers, those of ease [in life], and allow them respite a little.

Sam Gerrans

And leave thou Me with the deniers, the possessors of prosperity, and grant thou them respite a little.

Shabbir Ahmed

And leave the deniers of the Truth unto Me - these 'masters of luxury'. And you give them some time.

Syed Vickar Ahamed

And leave Me Alone to deal with those in possession of the good things of life, who (still) reject the Truth; And (patiently) give them respite for a little while.

Taqi Usmani

And leave Me alone (to deal) with the deniers, the people of luxury, and give them respite for a while.

The Monotheist Group

And leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Müzzemmil suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Müzzemmil suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Müzzemmil suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩