Edip Yüksel (Eski Baskı)
Andolsun tan vaktine,
89. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Fecr suresi, 1. ayet. وَٱلْفَجْرِ
velfecr.
Andolsun tan vaktine,
Fecr suresi, 2. ayet. وَلَيَالٍ عَشْرٍ
veleyâlin `aşr.
On geceye,
Fecr suresi, 3. ayet. وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
veşşef`i velvetr.
Çifte ve teke,
Fecr suresi, 4. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
velleyli iẕâ yesr.
Ve geçmekte olan geceye.
Fecr suresi, 5. ayet. هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ
hel fî ẕâlike ḳasemül liẕî ḥicr.
Zeka sahipleri için bunlar birer yemin değil midir?
Fecr suresi, 6. ayet. أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
elem tera keyfe fe`ale rabbüke bi`âd.
Görmedin mi Rabbin ne yaptı Ad halkına?
Fecr suresi, 7. ayet. إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
irame ẕâti-l`imâd.
Yüksek kulelere sahip İrem'e ki;
Fecr suresi, 8. ayet. ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ
elletî lem yuḫlaḳ miŝlühâ fi-lbilâd.
Hiç bir ülkede eşi ortaya konmamıştı?
Fecr suresi, 9. ayet. وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
veŝemûde-lleẕîne câbu-ṣṣaḫra bilvâd.
Vadideki kayaları oyan Semud'a?
Fecr suresi, 10. ayet. وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
vefir`avne ẕi-l'evtâd.
Ve piramitler sahibi Firavun'a?
Fecr suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ
elleẕîne ṭagav fi-lbilâd.
Tüm bunlar ülkelerinde azmışlardı.
Fecr suresi, 12. ayet. فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
feekŝerû fîhe-lfesâd.
Oralarda kötülükleri yaygınlaştırmışlardı.
Fecr suresi, 13. ayet. فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
feṣabbe `aleyhim rabbüke sevṭa `aẕâb.
Nitekim, Rabbin de üstlerine türlü felaketler yağdırdı.
Fecr suresi, 14. ayet. إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
inne rabbeke lebilmirṣâd.
Rabbin sürekli gözetlemektedir.
Fecr suresi, 15. ayet. فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
feemme-l'insânü iẕâ me-btelâhü rabbühû feekramehû vene``amehû feyeḳûlü rabbî ekramen.
Rabbi, sınamak için insana bolca verip sevindirdiği zaman, 'Rabbim bana cömert davrandı,' der.
Fecr suresi, 16. ayet. وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ
veemmâ iẕâ me-btelâhü feḳadera `aleyhi rizḳahû feyeḳûlü rabbî ehânen.
Ancak ne zaman ki rızkını kısarak onu sınarsa, 'Rabbim beni küçük düşürdü,' der.
Fecr suresi, 17. ayet. كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.
Hayır! Doğrusu siz öksüze cömert davranmıyorsunuz?
Fecr suresi, 18. ayet. وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
velâ teḥâḍḍûne `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.
Yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Fecr suresi, 19. ayet. وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
vete'külûne-ttürâŝe eklel lemmâ.
Mirası da hak gözetmeden yiyorsunuz.
Fecr suresi, 20. ayet. وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا
vetüḥibbûne-lmâle ḥubben cemmâ.
Parayı/malı da çok fazla seviyorsunuz.
Fecr suresi, 21. ayet. كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا
kellâ iẕâ dükketi-l'arḍu dekken dekkâ.
Doğrusu, yer çarpılıp paralandığı zaman,
Fecr suresi, 22. ayet. وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
vecâe rabbüke velmelekü ṣaffen ṣaffâ.
Rabbin, dizi dizi meleklerle birlikte geldiği zaman,
Fecr suresi, 23. ayet. وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
vecîe yevmeiẕim bicehenneme yevmeiẕiy yeteẕekkeru-l'insânü veennâ lehü-ẕẕikrâ.
Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlayacaktır. Artık anlamanın kendisine ne yararı var ki!
Fecr suresi, 24. ayet. يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
yeḳûlü yâ leytenî ḳaddemtü liḥayâtî.
'Keşke bu hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım,' der.
Fecr suresi, 25. ayet. فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ
feyevmeiẕil lâ yü`aẕẕibü `aẕâbehû eḥad.
O gün, O'nun cezası gibi bir cezayı kimse veremez.
Fecr suresi, 26. ayet. وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ
velâ yûŝiḳu veŝâḳahû eḥad.
O'nun vurduğu bağ gibisini de kimse bağlayamaz.
Fecr suresi, 27. ayet. يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
yâ eyyetühe-nnefsü-lmuṭmeinneh.
Ey doygunluğa ermiş kişi,
Fecr suresi, 28. ayet. ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
irci`î ilâ rabbiki râḍiyetem merḍiyyeh.
Hoşnut olarak ve hoşnut olunarak Rabbine dön.
Fecr suresi, 29. ayet. فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى
fedḫulî fî `ibâdî.
Kullarımın arasına hoşgeldin.
Fecr suresi, 30. ayet. وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
vedḫulî cennetî.
Cennetime hoşgeldin.