Diyanet İşleri
Haram helal demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
Fecr suresi
Fecr suresi, 19. ayet. وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
vete'külûne-ttürâŝe eklel lemmâ.
Haram helal demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın bolluk ve darlık karşısındaki tutumu Fecr 15–20 3
Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der.
Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Haram helal demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
Malı da pek çok seviyorsunuz.
Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman,
(22-23) Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 15–20. ayetler için yazılmıştır.
15. Yüce Allah, insanın mahiyeti itibari ile nasıl bir tabiata sahip olduğunu, akıbetleri bilmeyen, cahil ve zalim bir varlık olduğunu haber vermektedir. O, karşı karşıya bulunduğu halin, sonu gelmemek üzere devam edip gideceğini sanır. Yüce Allah’ın dünya hayatındaki lütuflarını ve ona nimet ihsan etmesini, kendisinin O’nun katında değerli ve O’na pek yakın olduğunu gösterdiğini zanneder.
16. Buna karşılık O “rızkını kısarsa” gıdası kendisine yetecek kadar olup ondan bir şey artırmayacak olursa, bu yolla Allah’ın kendisini hakir ve zelil kıldığını zanneder. Yüce Allah, onun bu kanaate sahip oluşunu reddederek şöyle buyurmaktadır:
17. “Asla!” yani dünyada kendisine nimet verdiğim herkes benim nezdimde üstün ve değerli demek değildir. Rızkını daraltıp kıstığım herkes de benim nezdimde hakir ve zelil demek değildir. Zenginlik ve fakirlik, bolluk ve darlık, Allah’ın bir imtihanıdır. Allah, bununla kullarını dener. Kimin kendisine şükrettiğini, kimlerin sabrettiğini ortaya çıkartır ve bu kimselere pek büyük mükâfatlar ihsan eder. Böyle olmayanları ise ağır bir azaba duçar eder. Diğer taraftan kulun, sadece kendi nefsinin isteklerini yerine getirmek için çalışıp durması ve o noktadan ileriye gitmemesi gayretinin azlığından, idealinin küçüklüğünden kaynaklanır. Bundan dolayı Allah, böylelerini muhtaç kullarının durumlarına önem vermediklerinden dolayı kınayarak şöyle buyurmaktadır:
"Doğrusu siz” babasını yitirmiş, ihtiyacını karşılayacak kimsesi olmayan, gönlü hoşnut edilmeye ve iyiliğe muhtaç hale gelmiş “yetime ikram etmiyorsunuz.” Ona ikramda bulunmak yerine onu küçük görürsünüz. Bu ise kalplerinizde rahmet bulunmadığına ve hayır isteğinizin olmadığına delildir.
18. “Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.” Birbirinizi, fakir ve yoksul muhtaçları yemek yedirmeye teşvik etmiyorsunuz. Buna sebep ise dünyalığa olan tutkunuz, cimriliğiniz ve dünyalık sevgisinin kalbinizde iyice yer etmiş olmasıdır. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır:
19. “Mirası” yani ölüden geriye kalan malı “toptan yiyorsunuz.” Ondan geriye hiçbir şey bırakmazsınız.
20. “Malı da çok aşırı seviyorsunuz.” Bu da Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “Oysa siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Halbuki âhiret, hem daha hayırlı hem de daha kalıcıdır.” (el-A’lâ, 87/16-17); “Hayır, hayır siz hemen elde edilen (dünyayı) seviyorsunuz ve âhireti bir kenara atıyorsunuz.” (el-Kıyâme, 75/20)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hiçbir çözüm yolu gözetmeksizin savunmasız kadın ve yetimlerin hakkını çokça yiyorsunuz.
Aynı kök: لمم (4 geçiş)
De ki: "Haydi, Allah şunu haram kıldı" diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme.…
Aynı kök: لمم (4 geçiş)
(18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…
Aynı kök: لمم (4 geçiş)
Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır.…
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…
Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Mirası hırslı bir yiyişle (helal-haram demeden) yiyorsunuz.
Emeksiz kazancı haram-helal demeden açgözlülükle boğazınıza geçiriyorsunuz,
(başkalarının) mirasını açgözlülükle yiyip bitiriyorsunuz,
Mirası toptan yiyorsunuz!
Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz.
Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz.
Aç gözlülükle varlığı yiyorsunuz.
- Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz; yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz; haram helal demeden mirası yiyorsunuz; malı aşırı derecede seviyorsunuz.
Mirası da hak gözetmeden yiyorsunuz.
Mirası da hak gözetmeden yiyorsunuz.
Oysa mirası dermecesine (helal haram demeden) öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki!
Halbuki mirası öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki
Varis olduğunuz mirası ihtirasla yiyorsunuz. dipnot 1
Varis olduğunuz mirası ihtirasla yiyorsunuz dipnot 1 .
Varis olduğunuz mirası ihtirasla yiyorsunuz dipnot 1 .
Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz.
Mirası halal, haaram demeyib alabildiğinize yersiniz.
Mirası hak gözetmeden yersiniz.
(15-20) İnsan böyledir, Rabbi onu imtihan etse / ibtila etse ve ona nimetler verse, Rabbim bana verdi / ikram etti der. Ne zaman da onu imtihan etse / ibtila etse onun rızkını kısıtlasa / takdir etse Rabbim b eni alçalttı/ beni önemsemedi der. Hayır hayır bilakis sizler çalışanı ölmüş olana / yetime vermiyorsunuz / ikram etmiyorsunuz. Çalışma gücü olmayanı / miskini doyurmaya teşvikte etmiyorsunuz. Helal haram demeyen bir yiyişle miras yiyorsunuz , Yığma / toplama sevgisiyle / aşkıyla malı da seviyorsunuz.
Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
Mirası hırsla yutuyorsunuz.
Mirası, dipnot 1 (Allah'ın emirlerini gözetmeden) dipnot 2 toplayıp yiyorsunuz.
Helal-haram demeden mirası yiyorsunuz,
Mirası da şiddetle (hak gözetmeden) yiyorsunuz.
Mirası da hak gözetmeden yiyorsunuz.
Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz.
You eat greedily all you can get of the inheritance.
you consume inheritance greedily,
And ye devour inheritance - all with greed,
and greedily devour the entire inheritance, dipnot 1
you devour inheritance with voracious appetites
And you devour the inheritance all with greed.
and you eat the inheritance rapaciously,
And you devour the heritage (of others) wholly and indiscriminately,
and you devour the inheritance greedily,
… do not care about the hungry one, cheat each other from the inheritance and…
and ye devour the inheritance (of the weak) with a general devouring,
You consume others inheritance, all with greed.
and ye devour the inheritance of the weak, with undistinguishing greediness;
And you devour the inheritance (of the weak) with greed,
And you eat the heritage with indiscriminate eating,
And ye devour heritages with devouring greed.
And you devour (others') inheritance greedily,
and you devour the inheritance [of others] with devouring greed,
And you devour ˹others’˺ inheritance greedily,[1]
And you consume others inheritance, all with greed.
And consuming the inheritance of helpless orphans.
And you consume inheritance, devouring [it] altogether,
But consume the inheritance with greed,
And you devour the inheritances with greed.
And you (wrongly) consume inheritance— With all (the) greed,
And you devour the inheritance with a sweeping gulp,
And you consume others inheritance, all with greed.