Diyanet İşleri
İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.
Fecr suresi · 15–20. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Fecr suresi, 15. ayet. فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der.
İnsana gelince, Rabbi kendisini imtihan edip ona ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde "Rabbim bana ikram etti." der.
Ve insana gelince... Ne zaman Rabbi onu (varlıkla) sınayıp ona ikram edecek ve nimetlere gark edecek olsa, hemen (Allah'ın kendisini desteklediğini düşünerek) "Rabbim bana ikram etti" der;
İnsana gelince, ne zaman Rabbin onu, cömertliğiyle ve hoşnut olacağı bir hayat bağışlamakla denese, "Rabbim, bana karşı (ne kadar) cömertmiş!" der;
Ama insana gelince, Rabbi onu denemek için ikram edip, onu nimetlendirirse: "Rabbim bana ikram etti, üstün kıldı" der (şımarır)!
Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der.
Fakat insan, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde «Rabbim bana ikram etti» der.
İnsan öyledir; Efendisi eliaçık davranır ve nimetlerle onu sınarsa; "Efendim, bana eliaçık davrandı!" der.
İnsana gelince, Rabbi kendisini imtihan edip ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde, "Rabbim bana cömert davrandı" der.
Efendisi, sınamak için insana bolca verip sevindirdiği zaman, "Efendim bana cömert davrandı" der.
Rabbi, sınamak için insana bolca verip sevindirdiği zaman, 'Rabbim bana cömert davrandı,' der.
Ama insan, Rabbi onu her ne zaman imtihan edip de kendisine ikramda bulunur, nimetler verirse: "Rabbim bana ikram etti." der.
Amma insan, her ne zaman rabbı onu imtihan edip de ona ikram eyler, ona ni'metler verirse, o vakıt rabbım bana ikram etti der
Fakat o insan dipnot 1 ; Rabb'i ne zaman onu sınamak için ikramda bulunsa ve ona nimet verse, "Rabb'im bana ikram etti. dipnot 2 " der.
Fakat o insan dipnot 1 ; Rabb'i ne zaman onu sınamak için ikramda bulunsa ve ona nimet verse, "Rabb'im bana ikram etti. dipnot 2 " der.
Fakat insan dipnot 1 ; Rabb'i ne zaman onu sınamak için ikramda bulunsa ve ona nimet verse, "Rabb'im bana ikram etti. dipnot 2 " der.
Fakat insan; ne zaman rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der.
Amma insan, ne zaman Rabbi onu imtihaan edib de kendisine (lütf-ü) kerem (iyle muaamele) eder, ona ni'metler verirse "Rabbim beni şerefli kıldı" der!
Ama insan; Rabbı kendisini deneyip kerem eder ve nimet verirse: Rabbım beni şerefli kıldı, der.
(15-20) İnsan böyledir, Rabbi onu imtihan etse / ibtila etse ve ona nimetler verse, Rabbim bana verdi / ikram etti der. Ne zaman da onu imtihan etse / ibtila etse onun rızkını kısıtlasa / takdir etse Rabbim b eni alçalttı/ beni önemsemedi der. Hayır hayır bilakis sizler çalışanı ölmüş olana / yetime vermiyorsunuz / ikram etmiyorsunuz. Çalışma gücü olmayanı / miskini doyurmaya teşvikte etmiyorsunuz. Helal haram demeyen bir yiyişle miras yiyorsunuz , Yığma / toplama sevgisiyle / aşkıyla malı da seviyorsunuz.
Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa ve nimet verse: "Rabbim bana ikramda bulundu" der.
Fakat insan öyledir; Rabbi ne zaman kendisini sınayıp ona ikramda bulunur, ona ni'met verirse: "Rabbim bana ikram etti" der.
Ama insan var ya… Rabbi onu imtihana sokup ona ikramda bulunur ve bolca nimet verirse: "Rabbim bana ikram etti, bana!" der. dipnot 1
İnsan bu… Rabbi onu yıpratıcı bir imtihana sokar, ikram eder ve nimet verirse der ki: ‘Rabbim bana verdi; bana!..'
İşte insan, onu Rabbi imtihan ettiği zaman, ona ikramda bulunup, nimetlendirince: "Rabbim bana ikramda bulundu" der.
İşte insan, onu Rabbi imtihan ettiği zaman, ona ikramda bulunup, nimetlendirince: -Rabbim bana ikramda bulundu der.
İnsan böyledir; Rabbi kendisini deneyip de ona cömert davranır, nimet yağdırırsa: "Rabbim bana ikramda bulundu!" der.
Fecr suresi, 16. ayet. وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ
Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der.
(Fakat) ne zaman onu imtihan edip rızkını daralttığında ise "Rabbim beni küçük düşürdü (önemsemedi)" der.
Ne zaman da Rabbi onu (darlıkla) sınayıp onun geçim alanını sınırlandıracak olsa, bu kez de "Rabbim beni zelil etti" der.
ama geçim vasıtalarını daraltarak onu denediği zaman ise, "Rabbim beni küçük düşürdü!" di(ye sızlanı)r.
Fakat onu bela ile deneyip geçimini daraltır ise: "Rabbim beni alçaltıp zelil kıldı" der (isyan eder, sabretmez)!
Ama ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti" der.
Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise «Rabbim beni önemsemedi» der.
Fakat geçimini daraltarak onu sınarsa; "Efendim, beni aşağıladı!" der. dipnot 598
Fakat imtihan edip rızkını daralttığında ise, "Rabbim beni önemsemedi" der.
Ancak ne zaman ki rızkını kısarak onu sınarsa, "Efendim beni küçük düşürdü" der.
Ancak ne zaman ki rızkını kısarak onu sınarsa, 'Rabbim beni küçük düşürdü,' der.
Fakat her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim bana ihanet etti." der.
Amma her ne zaman da imtihan edip rızkını daraltırsa o vakıt da rabbım bana ihanet etti der.
Fakat ne zaman ona sınamak için rızkını ölçülü verirse, dipnot 1 "Rabb'im beni alçaltı. dipnot 2 " der.
Fakat ne zaman ona sınamak için rızkını ölçülü verirse dipnot 1 , "Rabb'im beni alçaltı. dipnot 2 " der.
Fakat ne zaman ona sınamak için rızkını ölçülü verirse dipnot 1 , "Rabb'im beni aşağıladı. dipnot 2 " der.
Ama ne zaman onu deneyerek üzerindeki rızkını kıssa / kısıtlasa / daraltsa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti" der.
Fakat ne vakit da onu deneyerek üzerine rızkını daraltırsa şimdi de" Rabbim bana ihanet etdi" der!
Ama onu denemek üzere rızkını daraltırsa: Rabbım beni fakir düşürdü, der.
(15-20) İnsan böyledir, Rabbi onu imtihan etse / ibtila etse ve ona nimetler verse, Rabbim bana verdi / ikram etti der. Ne zaman da onu imtihan etse / ibtila etse onun rızkını kısıtlasa / takdir etse Rabbim b eni alçalttı/ beni önemsemedi der. Hayır hayır bilakis sizler çalışanı ölmüş olana / yetime vermiyorsunuz / ikram etmiyorsunuz. Çalışma gücü olmayanı / miskini doyurmaya teşvikte etmiyorsunuz. Helal haram demeyen bir yiyişle miras yiyorsunuz , Yığma / toplama sevgisiyle / aşkıyla malı da seviyorsunuz.
Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa: "Rabbim beni hor kıldı" der.
Ama Rabbi onu sınayıp rızkını daraltırsa: "Rabbim beni alçalttı (perişan etti)" der.
Yine onu imtihana sokup bu defa da rızkını daraltırsa: "Rabbim beni perişan etti!" der. dipnot 1
Ama eğer onu yıpratıcı bir imtihana sokar, rızkını daraltırsa bu defa der ki: "Rabbim beni rezil etti".
Ama onu, imtihan edip rızkını daralttığında: "Rabbim beni zelil etti" der.
Ama onu, imtihan edip, rızkını daralttığında: -Rabbim bana ihanet etti, der.
Ama Rabbi onu sıkıntıya uğratıp rızkını ölçüye bağlarsa: "Rabbim bana ihanet etti!" der.
Fecr suresi, 17. ayet. كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır! Doğrusu, siz yetime ikram etmiyorsunuz. dipnot 1
Asla! Bilakis siz yetime izzet ikram göstermiyorsunuz,
Ama hayır, hayır, (ey insanlar, bütün yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı bir düşünün:) siz yetime karşı cömert değilsiniz,
Hayır! Hayır, yetime ikram etmiyorsunuz!
Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz,
Hayır, asla! Yetime ilgi göstermiyorsunuz.
- Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz; yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz; haram helal demeden mirası yiyorsunuz; malı aşırı derecede seviyorsunuz.
Hayır! Doğrusu siz öksüze cömert davranmıyorsunuz?
Hayır! Doğrusu siz öksüze cömert davranmıyorsunuz?
Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır hayır doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz
Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır. Siz bil'akis yetime iyilik etmezsiniz.
Hayır; doğrusu siz, yetime ikram etmezsiniz.
(15-20) İnsan böyledir, Rabbi onu imtihan etse / ibtila etse ve ona nimetler verse, Rabbim bana verdi / ikram etti der. Ne zaman da onu imtihan etse / ibtila etse onun rızkını kısıtlasa / takdir etse Rabbim b eni alçalttı/ beni önemsemedi der. Hayır hayır bilakis sizler çalışanı ölmüş olana / yetime vermiyorsunuz / ikram etmiyorsunuz. Çalışma gücü olmayanı / miskini doyurmaya teşvikte etmiyorsunuz. Helal haram demeyen bir yiyişle miras yiyorsunuz , Yığma / toplama sevgisiyle / aşkıyla malı da seviyorsunuz.
Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır, doğrusu siz (Allah'tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz) yetime ikram etmiyorsunuz.
Hayır, hayır! Aslında (imtihanı kaybediyorsunuz çünkü) siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz. dipnot 1
Hayır, hayır… Siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz,
Hayır! Yetime ikramda bulunmuyorsunuz.
-Hayır, yetime ikramda bulunmuyorsunuz.
Doğrusu şu ki, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.
Fecr suresi, 18. ayet. وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Yoksulu yedirmeye de birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. dipnot 1
yoksulu doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,
muhtaçları doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,
Yoksulları yedirip doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Yoksulu doyurmak için birbirinizi özendirmiyorsunuz.
- Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz; yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz; haram helal demeden mirası yiyorsunuz; malı aşırı derecede seviyorsunuz.
Yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.
Ve birbirinizi miskini ıt'ame teşvık eylemiyorsunuz
Yoksulu yedirmede birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Yoksulu yedirmede birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Yoksulu yedirmede birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Yoksula yedirmek için birbirinizi kandırmazsınız.
Yoksulu yedirmek için birbirinizi teşvik etmezsiniz.
(15-20) İnsan böyledir, Rabbi onu imtihan etse / ibtila etse ve ona nimetler verse, Rabbim bana verdi / ikram etti der. Ne zaman da onu imtihan etse / ibtila etse onun rızkını kısıtlasa / takdir etse Rabbim b eni alçalttı/ beni önemsemedi der. Hayır hayır bilakis sizler çalışanı ölmüş olana / yetime vermiyorsunuz / ikram etmiyorsunuz. Çalışma gücü olmayanı / miskini doyurmaya teşvikte etmiyorsunuz. Helal haram demeyen bir yiyişle miras yiyorsunuz , Yığma / toplama sevgisiyle / aşkıyla malı da seviyorsunuz.
Yoksula yemek vermeye teşvik etmiyorsunuz.
Yoksula yedirmeğe teşvik etmiyorsunuz.
Çaresizlerin yiyeceği için birbirinizi teşvik bile etmiyorsunuz. dipnot 1
Çaresiz birini doyurmak için birbirinizi teşvik bile etmiyorsunuz,
Düşkünü doyurmaya teşvik etmiyorsunuz
Düşkünü doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.
Yoksulun doyurulmasını teşvik etmiyorsunuz.
Fecr suresi, 19. ayet. وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
Haram helal demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
Mirası hırslı bir yiyişle (helal-haram demeden) yiyorsunuz.
Emeksiz kazancı haram-helal demeden açgözlülükle boğazınıza geçiriyorsunuz,
(başkalarının) mirasını açgözlülükle yiyip bitiriyorsunuz,
Mirası toptan yiyorsunuz!
Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz.
Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz.
Aç gözlülükle varlığı yiyorsunuz.
- Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz; yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz; haram helal demeden mirası yiyorsunuz; malı aşırı derecede seviyorsunuz.
Mirası da hak gözetmeden yiyorsunuz.
Mirası da hak gözetmeden yiyorsunuz.
Oysa mirası dermecesine (helal haram demeden) öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki!
Halbuki mirası öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki
Varis olduğunuz mirası ihtirasla yiyorsunuz. dipnot 1
Varis olduğunuz mirası ihtirasla yiyorsunuz dipnot 1 .
Varis olduğunuz mirası ihtirasla yiyorsunuz dipnot 1 .
Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz.
Mirası halal, haaram demeyib alabildiğinize yersiniz.
Mirası hak gözetmeden yersiniz.
(15-20) İnsan böyledir, Rabbi onu imtihan etse / ibtila etse ve ona nimetler verse, Rabbim bana verdi / ikram etti der. Ne zaman da onu imtihan etse / ibtila etse onun rızkını kısıtlasa / takdir etse Rabbim b eni alçalttı/ beni önemsemedi der. Hayır hayır bilakis sizler çalışanı ölmüş olana / yetime vermiyorsunuz / ikram etmiyorsunuz. Çalışma gücü olmayanı / miskini doyurmaya teşvikte etmiyorsunuz. Helal haram demeyen bir yiyişle miras yiyorsunuz , Yığma / toplama sevgisiyle / aşkıyla malı da seviyorsunuz.
Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
Mirası hırsla yutuyorsunuz.
Mirası, dipnot 1 (Allah'ın emirlerini gözetmeden) dipnot 2 toplayıp yiyorsunuz.
Helal-haram demeden mirası yiyorsunuz,
Mirası da şiddetle (hak gözetmeden) yiyorsunuz.
Mirası da hak gözetmeden yiyorsunuz.
Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz.
Fecr suresi, 20. ayet. وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا
Malı da pek çok seviyorsunuz.
Malı çok (aşırı) bir sevgiyle seviyorsunuz.
dahası ölçüsüz bir sevgiyle malı seviyorsunuz.
ve sınırsız bir sevgiyle malı mülkü seviyorsunuz!
Malı da pek çok seviyorsunuz, toplayıp yığarcasına.
Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.
Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.
Çünkü sınırsız bir sevgiyle malı seviyorsunuz.
- Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz; yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz; haram helal demeden mirası yiyorsunuz; malı aşırı derecede seviyorsunuz.
Parayı/malı da çok fazla seviyorsunuz.
Parayı/malı da çok fazla seviyorsunuz.
Malı öyle bir seviş seviyorsunuz ki, yığmacasına!
Malı öyle bir seviş seviyorsunuz ki, yığmacasına
Malı büyük bir sevgiyle, çok seviyorsunuz.
Malı büyük bir sevgiyle, çok seviyorsunuz.
Malı büyük bir sevgiyle, çok seviyorsunuz.
Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.
Malı pek çok seversiniz.
Malı da pek çok seversiniz.
(15-20) İnsan böyledir, Rabbi onu imtihan etse / ibtila etse ve ona nimetler verse, Rabbim bana verdi / ikram etti der. Ne zaman da onu imtihan etse / ibtila etse onun rızkını kısıtlasa / takdir etse Rabbim b eni alçalttı/ beni önemsemedi der. Hayır hayır bilakis sizler çalışanı ölmüş olana / yetime vermiyorsunuz / ikram etmiyorsunuz. Çalışma gücü olmayanı / miskini doyurmaya teşvikte etmiyorsunuz. Helal haram demeyen bir yiyişle miras yiyorsunuz , Yığma / toplama sevgisiyle / aşkıyla malı da seviyorsunuz.
Malı da pek çok seviyorsunuz.
Malı pek çok seviyorsunuz.
Malı pek çok seviyorsunuz. dipnot 1
Mala karşı sevginiz de pek fazla.
Malı da pek çok seviyorsunuz.
Malı da pek çok seviyorsunuz.
Malı, devşirip depolatacak bir sevgiyle seviyorsunuz.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.