Tâhâ suresi · 9–48. ayetler

Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tâhâ suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 9. ayet. وَهَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    Musa'nın haberi sana ulaştı mı?

    Mehmet Okuyan

    Musa'nın haberi sana ulaştı (değil) mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Musa'nın yaşadıklarından haberin var mı?

    Muhammed Esed

    Musa'nın başından geçen olaylardan haberin var mı?

    Ahmed Hulusi

    Musa'nın olayı ulaştı mı sana?

    Ali Bulaç

    Sana Musa'nın haberi geldi mi?

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Musa (olayının) haberi sana ulaştı mı?

    Ali Rıza Safa

    Musa'nın haberi, sana geldi mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Musa'nın olgusunun haberi sana ulaştı mı?

    Edip Yüksel

    Musa'nın haberi sana ulaştı mı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa'nın haberi sana ulaştı mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa'nın olayı sana ulaştı mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem geldi mi Musanın kıssası sana?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana Musa'nın haberi ulaştı mı?

    Gültekin Onan

    Sana Musa'nın haberi geldi mi?

    Hasan Basri Çantay

    Musanın haberi geldi mi sana?

    İbni Kesir

    Ve sana Musa'nın haberi geldi mi?

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?

    Süleyman Ateş

    Musa'nın haberi sana geldi mi?

    Süleymaniye Vakfı

    Musa'nın haberi sana ulaştı değil mi!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'nın hikayesi sana ulaştı değil mi?

    Şaban Britch

    Musa’nın haberi sana geldi mi?

    Şaban Piriş

    Musa'nın haberi sana geldi mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ulaştı mı sana Musa'nın haberi?

  2. Tâhâ suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 10. ayet. إِذْ رَءَا نَارًا فَقَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِقَبَسٍ أَوْ أَجِدُ عَلَى ٱلنَّارِ هُدًى

    Diyanet İşleri

    Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine, "(Siz burada) bekleyin! Bir ateş gördüm. Umarım ki ondan size bir kor (bir tutam ateş parçası) getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani o ateş türü cazip bir şey görmüştü de, ailesine hemen "Durun, bekleyin!" demişti; "Benim gözüme ateş türü bir şey ilişti; belki size ondan bir tutam kor getiririm veya ateşin etrafında bir yol gösterici bulurum".

    Muhammed Esed

    Hani, o (uzakta) bir ateş görmüş ve ailesine: "Siz burada bekleyin; ben bir ateş gördüm" demişti, "belki size oradan bir tutam kor getiririm; yahut orada ateşin yanında bir yol gösterici bulurum".

    Ahmed Hulusi

    Hani (Musa) bir ateş gördü de ehline: "Yerinizde durun, muhakkak ki ben bir ateş hissettim. . . Belki ondan size bir kor parçası getiririm ya da o ateşin yanında bir kılavuz bulurum. "

    Ali Bulaç

    Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: "Durun, bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösterici bulurum."

    Ali Özek ve heyeti

    Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ateş gördüm. Belki ondan size bir meş'ale getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum demişti.

    Ali Rıza Safa

    Bir ateş gördüğünde, ailesine, "Bekleyin!" dedi; "Aslında, bir ateş gördüm. Belki ondan bir kor parçası getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum!"

    Bayraktar Bayraklı

    Hani o, bir ateş görmüştü de, ailesine/toplumuna, "Durun! Ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getiririm ya da ateşin yanında bir rehber bulurum" demişti.

    Edip Yüksel

    Bir ateş görmüştü ve ailesine, "Burada durun, ben bir ateş gördüm. Olur ki size ondan bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir ateş görmüştü ve ailesine, 'Burada durun, ben bir ateş gördüm. Olur ki size ondan bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum,' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hani bir vakit o bir ateş gördü de ailesine: "Siz durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size ondan bir yalın kor getiririm veya ateşin yanında bir kılavuz bulurum." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir vakıt o bir ateş gördü de ehline durun, dedi: benim gözüme bir ateş ilişti belki size ondan bir yalın getiririm, yahud üzerinde bir kılağuz bulurum

    Erhan Aktaş

    Hani o bir ateş görmüş ve yanındakilere: "Ben bir ateş gördüm. Bekleyin! Belki ondan size bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum." demişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani o bir ateş görmüş ve yanındakilere: "Ben bir ateş gördüm. Bekleyin! Belki ondan size bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum." demişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani o bir ateş görmüş ve yanındakilere: "Ben bir ateş gördüm. Bekleyin! Belki ondan size bir kor getiririm veya ateşin üzerinde bir yol gösteren bulurum." demişti.

    Gültekin Onan

    Hani bir ateş görmüştü de, ehline (ailesine) şöyle demişti: "Durun, bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösterici bulurum."

    Hasan Basri Çantay

    Hani o, bir ateş görmüşdü de aailesine: "Siz (burada) durun. Hakıykat ben (muunis) bir ateş gördüm. Belki ondan size bir kor getirir, yahud ateşin yanında doğru bir yol (gösterici) bulurum" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani o; bir ateş görmüştü de ailesine: Durun, ben bir ateş gördüm. Size ya ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani bir ateş görmüştü de ailesine: "Siz durun, ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum." demişti.

    Süleyman Ateş

    Hani (o) bir ateş görmüştü de ailesine: "Siz durun ben bir ateş gördüm, belki ondan size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösteren bulurum" demişti.

    Süleymaniye Vakfı

    (Tur Dağının eteklerinde) Bir ateş görmüştü de ailesine şöyle demişti: "Durun! Ben bir ateş farkettim. Belki ondan size bir kor getiririm ya da ateşin yanında yol gösterecek birini bulurum."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün bir ateş görmüştü de ailesine şöyle demişti: "Durun hele; bir ateş gördüm. Belki onun korundan biraz getiririm; belki de ateşin yanında yol gösterecek birini bulurum."

    Şaban Britch

    Hani bir ateş görmüştü de ailesine: Siz durun, ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir kor getiririm; veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum demişti.

    Şaban Piriş

    Hani bir ateş görmüştü de ailesine: -Siz durun, ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir kor getiririm; veya ateşin yanında bir yol gösteren bulurum demişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani, bir ateş görmüştü de ailesine şöyle demişti: "Bekleyin! Gözüme bir ateş ilişti. Olabilir ki, ondan size bir kor parçası getiririm, yahut onun üzerinde bir kılavuz bulurum."

  3. Tâhâ suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 11. ayet. فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ يَٰمُوسَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"

    Mehmet Okuyan

    Oraya ulaştığında (tarafımızdan) kendisine şöyle seslenilmişti:

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat ateşe yaklaşınca ona (gaipten) "Ey Musa!" diye seslenildi;

    Muhammed Esed

    Fakat ateşe yaklaşınca bir ses ona "Ey Musa!" diye seslendi,

    Ahmed Hulusi

    Ona (ateşe) yaklaştığında: "Ya Musa" diye sesleniş algıladı.

    Ali Bulaç

    Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: "Ey Musa."

    Ali Özek ve heyeti

    Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi:

    Ali Rıza Safa

    Oraya geldiğinde, seslenildi: "Ey Musa!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa ateşin yanına gelince, "Ey Musa!" diye seslenildi.

    Edip Yüksel

    Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oraya varınca, 'Ey Musa!,' diye seslenildi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ona vardığı zaman, kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vaktaki ona vardı kendine şöyle nida olundu

    Erhan Aktaş

    Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oraya varınca, "Ey Musa!" diye seslenildi.

    Gültekin Onan

    Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: "Ey Musa."

    Hasan Basri Çantay

    İşte (Musa) ona gidince kendisine (şöyle) nida olundu: "Ey Musa".

    İbni Kesir

    Ateşin yanına gelince; kendisine: Ey Musa, diye seslenildi.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ateşin yanına geldiği zaman: "Ey Mûsâ!" diye seslenildi.

    Süleyman Ateş

    (Musa), o(ateşin yanı)na gelince kendisine "Ey Musa!" diye seslenildi.

    Süleymaniye Vakfı

    Oraya varınca şöyle seslenildi: "Ey Musa!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ateşin yanına varınca "Musa!" diye bir ses yükseldi.

    Şaban Britch

    Ateşin yanına geldiği zaman: Ey Musa! diye seslenildi.

    Şaban Piriş

    Ateşin yanına geldiği zaman: -Ey Musa! diye seslenildi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onun yanına geldiğinde kendisine "Musa!" diye seslenildi.

  4. Tâhâ suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 12. ayet. إِنِّىٓ أَنَا۠ رَبُّكَ فَٱخْلَعْ نَعْلَيْكَ إِنَّكَ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

    Diyanet İşleri

    "Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."

    Mehmet Okuyan

    "Ey Musa! Şüphesiz ki ben -evet ben- senin Rabbin'im! Hemen ayakkabılarını çıkar! Şüphesiz ki sen (iki kez) kutsanmış Tuvâ Vadi(si'n)desin! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nâzi‘ât 79:16'da da geçen bu ayetteki [tuvâ] kelimesi, "temizlenmiş, bereketli" anlamına geldiği gibi, Hz. Musa'nın bulunduğu o vadinin ismi de olabilir. Ayrıca bu kelimenin "iki kere mukaddes ve bereketli kılınmış olma" anlamına geldiği ve Yüce Allah'ın Hz. Musa'ya iki kere seslendiği de ifade edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    "Benim, Ben! Senin Rabbin! Şimdi ayakkabılarını çıkar! Çünkü sen iki kez kutsal kılınmış vadidesin!

    Muhammed Esed

    "Benim, Ben! Senin Rabbin! Öyleyse artık pabuçlarını çıkar! Ve bil ki, sen iki kez kutlu kılınmış vadidesin.

    Ahmed Hulusi

    "Kesinlikle ben, ben Rabbinim! Hemen iki nalınını (beden ve bilinç bağlarını terk et; şuur olarak kal) çıkar; gerçekten sen mukaddes vadin Tuva'dasın!"

    Ali Bulaç

    "Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın."

    Ali Özek ve heyeti

    Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ'dasın!

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, Ben, senin Efendinim!" "Şimdi, pabuçlarını çıkar! Kuşkusuz, Kutsal Vadi Tuva'dasın!" dipnot 245

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 245
      "Kutsal Vadi Tuva" tanımlaması, kimi çevirilerde, "İki kez kutlu kılınmış vadi" veya "İki kez temizlenmiş vadi" biçiminde çevrilmiştir. Bu terim, 79:16 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Şüphesiz, ben senin Rabbinim; ayağındaki pabuçları çıkar! Çünkü sen kutsal vadi Tuva'dasın!"

    Edip Yüksel

    "Ben, evet Ben senin Efendinim. Sandaletlerini çıkar. Çünkü sen kutsal vadide, Tuva'dasın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben, evet Ben senin Rabbinim. Sandallarını çıkar. Çünkü sen kutsal vadide, Tuva'dasın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberin olsun, Benim Ben, Rabbin, hemen pabuçlarını çıkar; çünkü sen mukaddes vadide, Tuva'dasın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya Musa haberin olsun benim, ben rabbım, hemen papuşlarını çıkar çünkü sen mukaddes vadide tuvadasın

    Erhan Aktaş

    "Ben senin Rabb'inim. Şimdi ayakkabılarını çıkar. dipnot 1 Sen temizlenmiş vadide, Tuva'dasın. dipnot 2 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Nalınlarını çıkar." Bu alegorik bir anlatımdır: "Sana ayak bağı olan, seni yolundan alı koyan, sana yük olan şeylerden kurtul" kastedilmektedir. Zira Musa'nın Nebilik süreci başlamaktadır. Eşinden boşanmışlar için "nalınlarından kurtuldu" deyimi de ayak bağlarından, yükten kurtuldu anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tertemiz bir yoldasın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ben senin Rabb'inim. Şimdi ayakkabılarını çıkar dipnot 1 . Sen temizlenmiş vadide, Tuva'dasın. dipnot 2 "

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ayakkabılarını/nalınlarını çıkar" bir deyimdir. Ve bu deyim, sana ayak bağı olan, seni yolundan alı koyan, sana yük olan şeylerden kurtul anlamına gelmektedir. Zira Musa'nın nebilik süreci başlamaktadır. Eşinden boşanmışlar için "nalınlarından kurtuldu" deyimi de ayak bağlarından, yükten kurtuldu anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tertemiz bir yoldasın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ben senin Rabb'inim. Şimdi "ayakkabılarını çıkar" dipnot 1 . Sen temizlenmiş vadide, Tuvada'sın. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ayakkabılarını/nalınlarını çıkar" bir deyimdir. Ve bu deyim, sana ayak bağı olan, seni yolundan alı koyan, sana yük olan şeylerden kurtul anlamına gelmektedir. Zira Musa'nın nebilik süreci başlamaktadır. Eşinden boşanmışlar için "nalınlarından kurtuldu" deyimi de ayak bağlarından, yükten kurtuldu anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tertemiz bir yoldasın.

    Gültekin Onan

    "Gerçekten ben, ben senin rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın."

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ben im ben senin Rabbin. Haydi pabuşlarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadide, "Tuvaa" dasın.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki senin Rabbın Benim, Ben. Pabuçlarını çıkar. Zira sen mukaddes vadide, Tuva'dasın.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ben senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar. Sen mukaddes Tûvâ Vadisi'ndesin."

    Süleyman Ateş

    "Ben, (evet) ben senin Rabbinim! Pabuçlarını çıkar. Çünkü sen, kutsal vadide, Tuva'dasın."

    Süleymaniye Vakfı

    Ben senin Rabbinim /Sahibinim. Ayakkabılarını çıkar! Çünkü sen, kutsal Tuva Vadisi'ndesin dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Naziat 79/16. Bu olay. Tevrat'ın Mısır'dan Çıkış 3:5 pasajında da anlatılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ben, evet ben! Senin Rabbinim dipnot 1 . Ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen, kutsal Tuva vadisindesin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibinim

    Şaban Britch

    Ben senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar. Sen mukaddes Tûvâ vadisindesin.

    Şaban Piriş

    Ben, senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar. Sen mukaddes Tuva vadisindesin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Benim ben, senin Rabbin! Hadi, pabuçlarını çıkar; sen kutsal vadide, Tuva'dasın."

  5. Tâhâ suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 13. ayet. وَأَنَا ٱخْتَرْتُكَ فَٱسْتَمِعْ لِمَا يُوحَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    "Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."

    Mehmet Okuyan

    Seni (elçi olarak) ben seçtim. vahyedilmekte olanı dinle!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Ben seni (elçi) olarak seçtim; bundan böyle artık sana vahyedileni dinle!

    Muhammed Esed

    Ben seni (kendime elçi olarak) seçtim; öyleyse artık (sana) vahyolunanı dinle!

    Ahmed Hulusi

    "Ben seni seçtim! O halde vahyolunan bilgiyi algıla!"

    Ali Bulaç

    "Ben seni seçmiş bulunuyorum; bundan böyle vahyolunanı dinle."

    Ali Özek ve heyeti

    Ben seni seçtim. Şimdi vahyedilene kulak ver.

    Ali Rıza Safa

    "Çünkü seni seçtim. Artık, bildirileni dinle!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ben seni seçtim. Artık vahyolunanları dinle!

    Edip Yüksel

    "Ben seni seçtim, öyleyse vahyolanı dinle."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben seni seçtim, öyleyse vahyolanı dinle.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Ben, seni seçtim; şimdi vahyedileni dinle!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ben, seni ıhtiyar buyurdum şimdi verilecek vahyi dinle

    Gültekin Onan

    "Ben seni seçmiş bulunuyorum; bundan böyle vahyolunanı dinle."

    Hasan Basri Çantay

    Ben seni (peygamberliğe) seçdim. Şimdi vahy olunacak şeyleri dinle:

    İbni Kesir

    Ve ben; seni seçtim. Öyleyse vahyolunanı dinle.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ben seni seçtim. Şimdi sana vahyolunanı dinle.

    Süleyman Ateş

    "Ben seni seçtim, şimdi vahyolunanı dinle."

    Süleymaniye Vakfı

    Ben seni seçtim. Öyleyse sana vahyedilecek şeyleri dinle dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu konuşma, Allah'ın Musa aleyhisselamı, nebi olarak görevlendirmesinden önce yapılmıştır (Şura 42/51).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben seni seçtim. Şimdi sana bildirilecek şeyleri dinle.

    Şaban Britch

    Ben seni seçtim, sana vahyolunanı dinle.

    Şaban Piriş

    -Ben, seni seçtim, Sana vahyolunanı dinle.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ve ben seni seçtim; o halde vahyedilecek olanı dinle!"

  6. Tâhâ suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 14. ayet. إِنَّنِىٓ أَنَا ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدْنِى وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِذِكْرِىٓ

    Diyanet İşleri

    "Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki ben -evet ben- Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni hatırlamak için namaz kıl! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Benim (seni) anmam için namaz kıl, bana yönel!" şeklinde de anlaşılabilir. Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Al-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Şûrâ 42:13.

    Mustafa İslamoğlu

    "Gerçek şu ki Ben, evet Ben Allah'ım! Benden başka ilah yoktur: artık sadece Bana kulluk et ve adımın anılıp şanımın yücelmesi için tüm destek ve çabanı seferber et.

    Muhammed Esed

    "Gerçek şu ki, Allah Benim; Benden başka tanrı yok; o halde, (yalnız) Bana kulluk et; ve Beni anmak için salatta devamlılık ve duyarlık göster!

    Ahmed Hulusi

    "Kesinlikle Ben, evet Ben Allah'ım! Tanrı yok, sadece BEN! Bana (Esma özelliklerimi açığa çıkarma işlevinle) kulluk et! Beni hatırlaman için salatı yaşa!"

    Ali Bulaç

    "Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl."

    Ali Özek ve heyeti

    Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl.

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, Ben, Allah'ım! Benden başka Tanrı yoktur. Artık, Bana hizmet et ve Beni anmak için namazı dosdoğru kıl!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ben Allah'ım; benden başka tanrı yoktur. Bana kulluk et, beni anmak için namaz kıl!

    Edip Yüksel

    "Ben, evet Ben ALLAH'ım; Benden başka tanrı yoktur. Bana hizmet et ve Beni anmak için salatı gözet." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayet, Allah ile olan iletişimin/dayanışmanın Muhammed peygamberden çok önce farz edildiğini bildiren ayetlerden biri olup Muhammed peygamberden sonra bu ibadete sokulan bazı hataları da düzeltmektedir. * "Salat " Tanrı ile bağlantı kurma anlamına gelmekte ve bu ayete göre salatta sadece Allah'ı anmalıyız, sadece O'dan yardım istemeliyiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben, evet Ben ALLAH'ım; Benden başka tanrı yoktur. Bana kulluk et ve Beni anmak için namazı gözet.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten Benim Ben, Allah; Benden başka ilah yoktur; onun için Bana ibadet et ve Beni anmak için namaz kıl!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hakıkaten benim ben Allah, benden başka ilah yok. Onun için bana ıbadet et ve zikrim için namaz kıl.

    Erhan Aktaş

    "Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Öyleyse yalnızca Bana kulluk et. Ve öğüdüm için salatı dipnot 1 ikame et."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa'ya Nebilik görevinin yeni verildiği dikkate alınırsa buradaki salatın namaz olmadığı görülmektedir. Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı ve Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Öyleyse yalnızca Bana kulluk et. Ve öğüdüm için salatı dipnot 1 ikame et."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa'ya nebilik görevinin yeni verildiği dikkate alınırsa buradaki salatın namaz olmadığı görülmektedir. Salatı ikame et ile söylenen şey öğüdün/vahyin duyurulması görevini canlı ve diri tutmak, Allah'a çağrıda sürekli gayret göstermektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Öyleyse yalnızca Bana kulluk et. Ve öğüdüm için salatı dipnot 1 ikame et."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüdün/vahyin duyulmasına destek ol, gayret göster. Ayetin içeriğinden, salat sözcüğünün namaz değil, bu sözcüğün birçok anlamından biri olan "yardım etmek," "destek olmak" anlamına geldiği açıkça anlaşılmaktadır.

    Gültekin Onan

    "Gerçekten ben, ben Tanrı'yım, benden başka tanrı yoktur; şu halde bana ibadet et ve beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl."

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki Allah, ben im, ben. Benden başka hiçbir Tanrı yokdur. Öyleyse bana ibadet et, beni hatırlamak ve anmak için dosdoğru namaz kıl.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki Ben; Allah'ım. Benden başka hiç bir ilah yoktur. Öyleyse Bana ibadet et ve Beni anmak için namaz kıl.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Şüphesiz ben, Allah’ım. Benden başka (hak) ilah yok! Bana ibadet et, beni anmak için namazı ikame et."

    Süleyman Ateş

    "Muhakkak ben, (evet) ben Allah'ım, benden başka tanrı yoktur.(Yalnız) bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl."

    Süleymaniye Vakfı

    Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni zikir dipnot 1 için namazı düzgün ve sürekli kıl!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28) Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209). (Hicr 15/9)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben, evet ben! Allah'ım; benden başka ilah yoktur. Sen, bana kulluk et ve benim zikrim dipnot 1 için namaz kıl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Namazı benim zikrim için kıl.": Zikir Arapça'da ‘doğru bilgi' anlamına gelir. Allah'ın doğru bilgisi Kur'an-ı Kerim ve onun içinde bize indirdiği ayetler ile tabiatta yaratmış olduğu ayetlerdir. "Namazı benim zikrim için kıl." buyurmasından anlaşılacağı üzere her namaz Allah'ı ve onun bize gönderdiğini hatırlamak, sürekli akılda tutmak için kılınmalıdır. Zikir, zeka ile yapılan bir eylemdir. Zeka çalışmak için kelimeleri kullanır. Dolayısıyla Allah'ın emrine uygun şekilde namaz kılabilmek için ya okuduğumuz dua ve ayetlerin Türkçe anlamlarını çok iyi bilmeli ya da Türkçe dua ve ayetlerle namazı kılmalıyız. Aksi takdirde namazı Allah'ın zikri için kılmak mümkün olmaz.  الصَّلَاةَ  (o namaz) arapçada ال bilenen bir şeye eklenir. Türkçede "O" zamiri ile bu sağlanır. Yani Hz Musa'ya (as) emredilen namaz Hz Adem'e (as) emredilen ile aynı namazdır.

    Şaban Britch

    Şüphesiz ben, Allah’ım. Benden başka (hak) ilah yok! Bana ibadet et, beni anmak için namazı ikame et.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz ben, Allah'ım. Benden başka ilah yok! Bana kulluk et, beni anmak için namaz kıl.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hiç kuşkulanma ki ben Allah'ım. İlah yoktur benden başka. O halde bana kulluk/ibadet et ve namazını, beni hatırlayıp anmak için yerine getir."

  7. Tâhâ suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 15. ayet. إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا تَسْعَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."

    Mehmet Okuyan

    O (Son) Saat mutlaka gelecektir. dipnot 1 Herkese, peşinde koştuğu şeyin karşılığı verilsin diye neredeyse onu (kendimden bile) gizleyeceğim. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:187; Enbiyâ 21:109; Lokmân 31:34; Ahzâb 33:63; Fussilet 41:47; Şûrâ 42:17; Zuhruf 43:85; Muhammed 47:18; Mülk 67:26; Nâzi‘ât 79:42-46.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle "neredeyse gizliliğini kaldıracağım" anlamını da içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü, her ne kadar son saati (herkesten) gizli tutmuşsam da, herkese çabasının karşılığı verilsin diye Son Saat kesinlikle gelecektir.

    Muhammed Esed

    "Çünkü, zamanını gizli tutmuş olsam da, herkese, (hayattayken) peşinden koştuğu şeylere göre hak ettiği karşılık verilebilsin diye, Son Saat mutlaka gelecektir.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak o saat (ölüm) gelecektir. . . Her nefsin, kendisinden açığa çıkanların sonucunu görüp yaşaması için, onun zamanını gizleyeceğim.

    Ali Bulaç

    "Şüphesiz, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim."

    Ali Özek ve heyeti

    Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes peşine koştuğu şeyin karşılığını bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyeceğim.

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, evrenlerin sonu gelecektir. Her benliğin, ardından koştuğu şeylerin karşılığını alması için, neredeyse onu gizleyecektim!" dipnot 246

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 246
      "Neredeyse onu gizleyecektim." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Neredeyse onu açıklayacağım." veya "Açıklar gibi oluyorum, ama yine de gizliyorum." veya "Neredeyse onun geleceğinden söz etmeyecektim." veya "Neredeyse onu kendimden bile gizleyecektim." veya "Onun zamanını gizliyorum." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Herkese uğraştığının karşılığı gösterilsin diye, zamanını neredeyse kendimden bilegizli tutacağım kıyamet mutlaka gelecektir.

    Edip Yüksel

    O an elbette gelecektir. Herkes yaptığının karşılığını görsün diye Ben nerdeyse onu gizleyeceğim. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Dünyanın sonu, son mesaj olan Kuran'da bildirilmiştir (15:87).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dünyanın sonu elbette gelecektir. Herkes yaptığının karşılığını görsün diye Ben nerdeyse onu gizleyeceğim.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Kıyamet mutlaka gelecektir; Ben hemen hemen onu gizliyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü saat muhakkak gelecek, ben, hemen hemen onu gizliyorum ki her nefis sa'yiyle cezalansın,

    Erhan Aktaş

    "Zamanını bildirmemiş olsam da herkesin yaptığının karşılığını görmesi için kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 gelecektir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet saati.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Zamanını bildirmemiş olsam da herkesin yaptığının karşılığını görmesi için kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 gelecektir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet saati.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Zamanını bildirmemiş olsam da, herkesin yaptığının karşılığını görmesi için kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 gelecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet saati.

    Gültekin Onan

    "Şüphesiz, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim."

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü o saat şübhesiz gelecekdir. Ben onu (n vaktini) hemen açıklayacağım geliyor ki herkes neye çalışıyorsa kendisine onunla mukaabele edilmiş olsun.

    İbni Kesir

    Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Her nefis işlediğinin karşılığını görsün diye onu neredeyse gizliyorum.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Muhakkak kıyamet saati gelecektir. Her nefis yaptığının karşılığını görsün diye vaktini neredeyse büsbütün gizli tutacağım."

    Süleyman Ateş

    "(Kıyamet) Sa'at(i) mutlaka gelecektir. Herkesin, peşinde koştuğu işlerle cezalanması için, neredeyse onu gizleyeceğim."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kıyamet saati gelecektir; herkes yaptığı şeyin karşılığını görsün diye neredeyse onu gizli tutacağım dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın "gizli tutuyorum" buyurduğu o saatin bizler açısından alameti (göstergesi, belirtisi) olmaz. Öyle olursa gizliliği olmaz. Dolayısıyla kıyamet alametleri olarak bilinen bilgiler batıldır(uydurmadır). Her nefsin kendi ölümü kendi sonudur. Dünyanın bilinen mevcut düzenin son bulması, dağların yürütülüp denizlerin kaynatılması, canlılığın son bularak yeniden diriliş safhasına uygun bir toprak ve ortam oluşturulması ile yeniden diriliş safhasının, Kur'an-ı Kerim'in tamamında tek bir an gibi bahsedilmesinin sebebi bizim zamanı algılama biçimizdir. Çünkü ölmüş insanlar uykudadır(Zümer 39/42) ve uyuyanlar zamanı algılayamaz. Ne kadar uzun süre uyurlarsa uysunlar, uyandıklarında çok az bir süre kalmış gibi hissederler. Bu konuda uzun süre komada kalmış hastaların tecrübelerine dair pekçok gözlem yapılmıştır. Gerek halihazırda kabirde bulunanlar gerekse gelecekte vefat edipte kabirlerde bekleyecekler için şu ayet, bu durumu açıkça göstermektedir. Nahl 16/77: "Kıyamet saati göz açıp kapama kadardır, belki daha da yakındır." Dolayısıyla her insanın ölümü kendi sonu, kendi kabir hayatı ve nihayet toplanma günüdür. Çünkü bunlar, o kişi açısından göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşmiş gibi algılanacak olaylar zinciridir.  Geçmişte ölenlerin gelecekte ölenlere göre daha fazla beklemesi gibi bir zarardan bahsetmek mümkün olmadığı gibi sonrakilerin de öncekilere göre avantajı yoktur. Çünkü zaman, sadece hayatta olanların, olayların meydana gelme sırasını algılama biçimidir. Zaman aslında ayrı bir varlık olmayıp sadece bir ölçü birimidir. Zamanın ayrı bir varlık gibi algılanması bir yanıldısır. Nasıl ki ağırlık birimleri, güç birimleri, uzunluklar ayrı birer varlık değil sadece ait oldukları gerçek varlıklara ait bilgiler ise zaman da olayların meydana gelme sırasını anlayabilmemiz ve ölçebilmemizi sağlayan bir ölçü birimidir. Her ölçü biriminin değişmez bir dayanağa, bir referansa ihtiyacı vardır. Nasıl ki ağrılık, yerçekim kuvvetini referans alan bir ölçü birimi ise zamanın esas referansı dünya,güneş ve ayın hareketleridir. Bu dayanakların ölçüsünün değişmez olduğu Yasin 36/38-40'da, bunların zamanı hesaplamaya yaradığı İsra 17/12'de bildirilmiştir.

    Şaban Britch

    Kıyamet gelmektedir. Herkes kendi işlediğinin karşılığını alsın diye neredeyse onu (kendi nefsimden bile) gizleyeceğim.

    Şaban Piriş

    Kıyamet gelmektedir. Herkes kendi işlediğinin karşılığını alsın diye neredeyse onu gizleyeceğim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Kuşku duyma ki o saat gelecektir. Onu neredeyse gizleyeceğim ki, her benlik gayretinin karşılığını elde etsin."

  8. Tâhâ suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 16. ayet. فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَن لَّا يُؤْمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرْدَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!"

    Mehmet Okuyan

    Ona inanmayıp arzusuna uyanlar sakın seni ona (Son Saat'e inanmak)tan alıkoymasın; sonra mahvolursun!

    Mustafa İslamoğlu

    Bu hakikate inanmayıp da bencilce arzularının tutsağı olan kimse seni yolundan alıkoymasın; aksi halde kendi değerini düşürmüş olursun.

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, onun geleceğine inanmayıp sadece kendi arzularının, tutkularının peşine düşen kimse seni bu (gerçeğe inanmak)tan alıkoymasın; yoksa, kendine yazık etmiş olursun!

    Ahmed Hulusi

    "Ona (ölüm ertesinde başlayacak sonsuz yaşama) iman etmeyen, asılsız hayallerine tabi olmuş kimse, ondan (Allah'a lika gerçeğinden) seni alıkoymasın; sonra helak olursun!"

    Ali Bulaç

    "Öyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan, sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın."

    Ali Özek ve heyeti

    Ona inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kimseler sakın seni ondan (kıyamete inanmaktan) alıkoymasın; sonra mahvolursun!

    Ali Rıza Safa

    "Öyleyse ona inanmayarak kendi isteklerine tutsak olanlar, seni ondan uzaklaştırmasın; acınacak durumlara düşersin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Buna inanmayan ve hevesine uyan kimse, seni ondan alıkoymasın. Yoksa helak olursun.

    Edip Yüksel

    Onu onaylamayıp hevesine uyanlar seni ondan saptırmasın, sonra başüstü düşersin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona inanmayıp hevesine uyanlar seni ondan saptırmasın, sonra başüstü düşersin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sakın ona inanmayıp kendi keyfine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, sonra helak olursun!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    binaenaleyh sakın ona inanmayıp da kendi hevasına uyan kimse seni ondan alıkoymasın sonra helak olursun

    Gültekin Onan

    "Öyleyse, ona inanmayıp kendi hevasına uyan sakın seni ondan alıkoymasın; sonra yıkıma uğrarsın."

    Hasan Basri Çantay

    Binaen'aleyh ona inanmaz ve heva (ve heves) ine uyar kimseler sakın seni bundan alıkoymasın (lar). Sonra helak olursun.

    İbni Kesir

    Ona inanmayan ve hevesine uyan kimse, seni bundan alıkoymasın, yoksa helak olursun.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ona iman etmeyen ve hevâsına uyan kimse ondan seni alıkoymasın. O takdirde helâk olursun.”

    Süleyman Ateş

    "Ona inanmayıp keyfine uyan kimse, seni on(a inanmak)dan alıkoymasın, sonra helak olursun!"

    Süleymaniye Vakfı

    Ona inanmayan ve arzusuna uyan kişi sakın seni ondan (kıyamet saatine inanmaktan) engellemesin yoksa yıkılıp gidersin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arzusuna uyarak ona inanmayan kişi sakın sana engel olmasın; yoksa yok olup gidersin.

    Şaban Britch

    Ona inanmayıp, kendi arzularına uyan kimse sakın seni yolundan saptırmasın. Yoksa sen de helak olursun.

    Şaban Piriş

    Ona inanmayıp, kendi arzularına uyan kimse sakın seni yolundan saptırmasın. Yoksa sen de helak olursun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "O halde ona inanmayıp keyfi peşinde giden, seni ondan yüzgeri etmesin. Yoksa perişan olursun."

  9. Tâhâ suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 17. ayet. وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَٰمُوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Şu sağ elindeki nedir ey Musa?"

    Mehmet Okuyan

    Ey Musa, şu sağ elindeki nedir, bilir misin?" (diye sormuştu).

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (o ses devam etti): "Nedir o sağ elindeki ey Musa?"

    Muhammed Esed

    "O sağ elindeki nedir, ey Musa?"

    Ahmed Hulusi

    "O sağ elindeki nedir ya Musa?"

    Ali Bulaç

    "Sağ elindeki nedir ey Musa?"

    Ali Özek ve heyeti

    Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?

    Ali Rıza Safa

    "O sağ elindeki de nedir; ey Musa?" dipnot 247

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 247
      Allah ile Musa peygamber arasındaki konuşma, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 4:2-7 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Rab, ‘Elindeki nedir?' diyerek Musa'ya sordu; ‘Değnek' diye yanıtladı. Rab, dedi ki: ‘Onu yere at!' Değneğini yere atınca yılan oldu; yılandan kaçtı. ‘Elini uzat, kuyruğundan tut!' Elini uzatıp kuyruğunu tutunca, yılan yine değnek oldu. Rab, dedi ki: ‘Bunu yap ki, ataların İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un Allahı olan Rabbin, sana göründüğüne inansınlar.' Sonra ‘Elini koynuna sok!' dedi. Elini koynuna soktu; çıkardığında, eli bir deri hastalığına yakalanmış gibi bembeyaz olmuştu. Rab, dedi ki: ‘Elini yine koynuna sok!' Elini yine koynuna soktu; çıkardığında, Musa'nın eli eski biçimine dönmüştü.'"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Musa! Sağ elindeki nedir?" diye soruldu.

    Edip Yüksel

    "Şu elindeki nedir, Musa?" dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuşkusuz, Tanrı Musa'nın elindekini biliyordu. İzleyen ayetler, sorunun retorik ve öğretim amacıyla yöneltildiğini gösteriyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Şu elindeki nedir, Musa?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O sağ elindeki de ne, ey Musa?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O yeminindeki de ne ya Musa?

    Erhan Aktaş

    "Sağ elindeki nedir ey Musa?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sağ elindeki nedir ey Musa?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sağ elindeki nedir ey Musa?

    Gültekin Onan

    "Sağ elindeki nedir ey Musa?"

    Hasan Basri Çantay

    Musa, o sağ elindeki ne?

    İbni Kesir

    O sağ elindeki de nedir ey Musa?

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şu sağ elindeki nedir Ey Mûsâ?

    Süleyman Ateş

    "Sağ elindeki nedir ey Musa?"

    Süleymaniye Vakfı

    (Allah dedi ki:) "Sağ elindeki nedir, ey Musa dipnot 1 ?"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Soru bir şeyi, ya öğrenmek ya da kabul ettirmek için sorulur. Öğrenmek için sorulana tasavvur, diğerine tasdik sorusu denir. Mesela "Hasan mı geldi?" sorusu, gelenin kim olduğunu öğrenmek için sorulabileceği gibi Hasan'ın gelip gelmediğini onaylatmak için de sorulabilir. Daha farklı amaçlarla da soru sorulabilir. Bunların en yaygın olanları şunlardır: Bir şeyin varlığını pekiştirmek için soru (İstifham-ı takriri): Babanın oğluna, "Ben senin baban mıyım?" diye sorması böyledir. Bir şeyin yokluğunu pekiştirmek için soru (İstifham-ı inkari): Yabancı birine, "Ben senin baban mıyım?" diye sorulması böyledir. Bu ayetteki soru istifham-ı takriridir. Bu tarz bir sorunun amacı, bilmediğini öğrenmek değildir. Allah Musa aleyhisselamın elindekinin ne olduğunu elbette biliyordu. Ona bu soruyu sorması onun sıradan bir değnek olduğunu vurgulamak içindir. Allah bu soruyu sormadan direk değneğini yere at deseydi, onun yılana dönüşen ve vurulduğunda denizi ikiye bölen farklı bir değnek olduğu sanılır, Allah'ın bir mucizesi olarak algılanmayabilirdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sağ elindeki nedir, Musa?"

    Şaban Britch

    Sağ elindeki nedir Ey Musa?

    Şaban Piriş

    - Sağ elindeki nedir Ey Musa?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Nedir o sağ elindeki ey Musa?"

  10. Tâhâ suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 18. ayet. قَالَ هِىَ عَصَاىَ أَتَوَكَّؤُا۟ عَلَيْهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِى وَلِىَ فِيهَا مَـَٔارِبُ أُخْرَىٰ

    Diyanet İşleri

    Musa dedi ki: "O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm."

    Mehmet Okuyan

    (Musa) "O benim asamdır; ona dayanır, onunla davarlarıma yaprak silkelerim. Benim ona başka ihtiyaçlarım da vardır." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Musa) "Bu? Benim değneğim!" dedi, "Ona yaslanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim; tabi ki benim için işe yaradığı başka yerler de var!"

    Muhammed Esed

    (Musa:) "Bu benim değneğim" dedi, "buna dayanırım; bununla davarıma yaprak silkelerim; ve başka işlerde de kullanırım onu."

    Ahmed Hulusi

    (Musa): "O, benim asamdır. . . Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim ve başka ihtiyaçlarımı da karşılar. "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var."

    Ali Özek ve heyeti

    O, benim asamdır, dedi, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim; benim ona başkaca ihtiyaçlarım da vardır.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Benim değneğimdir. Ona dayanırım ve onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Benim için başka yararları da var!"

    Bayraktar Bayraklı

    Mûsâ, "O benim değneğimdir; ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim, daha birçok işte faydalanırım" dedi.

    Edip Yüksel

    "O, benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim ve bana daha başka yararları da dokunmaktadır" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'O, benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim ve bana daha başka yararları da dokunmaktadır,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "O benim asam, üzerine dayanırım ve onunla davarlarıma yaprak çırparım; benim daha başka ihtiyaçlarımı da görür." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O dedi: asam, üzerine dayanırım ve onunla davarlarıma yaprak çırparım, benim onda daha diğer hacetlerim de vardır

    Erhan Aktaş

    "O benim asamdır dipnot 1 , ben ona dayanırım. Ve onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onda benim için başka yararlar da var." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sopamdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "O benim asamdır dipnot 1 , ben ona dayanırım. Ve onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onda benim için başka yararlar da var." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sopamdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "O benim asamdır dipnot 1 , ben ona dayanırım. Ve onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onda benim için başka yararlar da var." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sopamdır.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var."

    Hasan Basri Çantay

    (Musa) dedi: "O, benim asamdır. Ona dayanırım. Onunla davarlarıma yaprak silkerim. Onda bana mahsus başkaca haacetler de vardır".

    İbni Kesir

    Dedi ki: O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim ve daha bir çok işlerde ondan faydalanırım.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "O asamdır. Ona dayanırım. Onunla koyunlarıma yaprak silkerim ve ondan başka işlerimde de yararlanırım." dedi.

    Süleyman Ateş

    (Musa) dedi: "O, asa'mdır. Ona dayanıyorum ve onunla davarıma yaprak silkeliyorum ve onda benim daha birçok ihtiyaçlarım var (onunla birçok ihtiyacımı gideririm)."

    Süleymaniye Vakfı

    "O, değneğimdir." dedi. "Ona dayanır, onunla koyun ve keçilerime yaprak silkelerim; başka işlerime de yarar."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "O, değneğimdir" dedi. "Ona dayanır, onunla davarıma yaprak silkerim; başka işlerime de yarar."

    Şaban Britch

    O benim asamdır, dedi. Ona dayanırım ve koyunlarıma onunla yaprak silkerim. Onun bana başka faydaları da var.

    Şaban Piriş

    - O benim asamdır, dedi. Ona dayanırım ve koyunlarıma onunla yaprak silkerim. Onun bana başka faydaları da var.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cevap verdi: "O, benim asamdır. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma ağaçtan yaprak indiririm. Onda, işime yarayan başka özellikler de vardır."

  11. Tâhâ suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 19. ayet. قَالَ أَلْقِهَا يَٰمُوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    Allah, "Onu yere at ey Musa!" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) "Onu (yere) at ey Musa!" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (O ses) "Onu yere bırak ey Musa!" dedi.

    Muhammed Esed

    "Şimdi onu yere at, ey Musa!" dedi.

    Ahmed Hulusi

    "Onu bırak, ya Musa!" dedi.

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Onu at, ey Musa."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Onu at; ey Musa!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, "Yere at onu, ey Musa!" dedi.

    Edip Yüksel

    "At onu Musa!" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'At onu Musa!,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Bırak onu, ey Musa!" diye buyurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buyurdu ki bırak onu ya Musa!

    Erhan Aktaş

    "Ey Musa, onu yere at." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Musa, onu yere at." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Musa, onu yere at." dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Onu at, ey Musa."

    Hasan Basri Çantay

    Buyurdu: "Musa, onu (elinden) bırak".

    İbni Kesir

    Buyurdu: Ey Musa bırak onu.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Onu at, ey Mûsâ!" dedi.

    Süleyman Ateş

    (Allah) buyurdu; "(Yere) at onu ey Musa!"

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, "Onu yere at, Musa!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Onu at, Musa!" dedi.

    Şaban Britch

    Onu at, ey Musa! dedi.

    Şaban Piriş

    - Onu at, Ey Musa, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Buyurdu: "Yere at onu ey Musa!"

  12. Tâhâ suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 20. ayet. فَأَلْقَىٰهَا فَإِذَا هِىَ حَيَّةٌ تَسْعَىٰ

    Diyanet İşleri

    Musa da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!

    Mehmet Okuyan

    (Musa da) hemen onu yere atmıştı. Bir de ne görsün, o (asa) yılan olmuş sürünüyor.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine (Musa) onu yere bıraktı. Bir de ne görsün: o değnek bir yılan türü... hızla akıyor...

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine, (Musa), onu yere attı; bir de ne görsün! hızla akan bir yılan oluvermişti o!

    Ahmed Hulusi

    (Musa da) onu attı. . . Bir de ne görsün, o kayan bir yılan!

    Ali Bulaç

    Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).

    Ali Özek ve heyeti

    Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi!

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, onu attı; hızla akan bir yılan olmuştu.

    Bayraktar Bayraklı

    Musa onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılana dönüştü.

    Edip Yüksel

    Onu atınca, hareketli bir yılana dönüşüverdi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Mağara suresinin 60-82 ayetlerinde gördüğümüz sabırsız ve itirazcı Musa'nın burada itaatkar olması ve kendisi için önemli bir araç olan değneğini sorgusuz sualsiz atması ilginçtir. Bu değişik tavrın nedeni ne olabilir?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu atınca, hareketli bir yılana dönüşüverdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bıraktı onu, bir de ne görsün o, bir yılan olmuş koşuyor!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bıraktı ne baksın o bir yılan olmuş koşuyor

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa onu atınca bir de ne görsün! Hızla hareket eden bir canlı dipnot 1 olmuştu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yılan

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa onu atınca bir de ne görsün! Hızla hareket eden bir yılan olmuştu.

    Gültekin Onan

    Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).

    Hasan Basri Çantay

    O da bunu bırakdı. Bir de ne görsün: Koşub duran bir yılan (olmuş) dur o!

    İbni Kesir

    O da bıraktı. Bir de ne görsün; o, hemen koşan bir yılan oluvermiş.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ da onu attı. O bir anda hızla hareket eden bir yılan oluverdi.

    Süleyman Ateş

    (Musa) attı, bir de ne görsün o, koşan kocaman bir yılan!

    Süleymaniye Vakfı

    O da hemen attı. Bir de ne görsün! Değnek bir yılan olmuş, hızla hareket ediyor!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hemen attı. Bir de ne görsün, değnek yılana dönüşmüş, koşuyor.

    Şaban Britch

    Musa da onu attı. O bir anda koşan bir yılan oluvermişti.

    Şaban Piriş

    Musa da onu attı. O bir anda koşan bir yılan oluvermişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O da onu attı. Bir de ne görsün, bir yılan olmuş o, koşuyor...

  13. Tâhâ suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 21. ayet. قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلْأُولَىٰ

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."

    Mustafa İslamoğlu

    (O ses) "Onu al ve sakın korkma!" dedi, "Biz onu ilk haline geri döndüreceğiz."

    Muhammed Esed

    "Onu tut" dedi, "ve korkma! Biz onu hemen eski haline döndüreceğiz."

    Ahmed Hulusi

    "Onu al ve korkma! Onu sana ilk görünümünde iade edeceğiz!" dedi.

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Onu al ve korkma, biz onu ilk durumuna çevireceğiz."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu şimdi ilk haline geri döndüreceğiz.

    Ali Rıza Safa

    "Onu al ve korkma!" dedi; "Onu, eski durumuna çevireceğiz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, "Al onu! Korkma! Biz onu şimdi ilk haline sokacağız" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi, "Al onu, korkma. Onu ilk durumuna sokacağız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi, 'Al onu, korkma. Onu ilk durumuna sokacağız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah: "Tut onu ve korkma, Biz onu önceki haline döndüreceğiz." buyurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tut onu, buyurdu: ve korkma biz onu evvelki siretine iade edeceğiz

    Erhan Aktaş

    Allah: "Onu tut, korkma! Onu ilk haline döndüreceğiz." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah: "Onu tut, korkma! Onu ilk haline döndüreceğiz." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah: "Onu tut, korkma! Onu ilk haline döndüreceğiz." dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Onu al ve korkma, biz onu ilk durumuna çevireceğiz."

    Hasan Basri Çantay

    Buyurdu: "Tut onu, korkma. Biz onu yine evvelki şekline çevireceğiz".

    İbni Kesir

    Buyurdu: Tut onu korkma. Biz onu yine eski durumuna çevireceğiz.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Onu al ve korkma!" dedi. "Onu ilk haline döndüreceğiz."

    Süleyman Ateş

    (Allah): "Al onu, dedi, korkma biz onu yine ilk durumuna sokacağız."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Tut onu ama korkma! Onu ilk şekline çevireceğiz

    Şaban Britch

    Onu al ve korkma, dedi. Onu ilk haline döndüreceğiz.

    Şaban Piriş

    -Onu al ve korkma, dedi. Onu ilk haline döndüreceğiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Buyurdu: "Al onu, korkma! Biz onu ilk görünümüne döndüreceğiz."

  14. Tâhâ suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 22. ayet. وَٱضْمُمْ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخْرَىٰ

    Diyanet İşleri

    (22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."

    Mehmet Okuyan

    (22, 23) Elini koltuğunun altına koy; en büyük ayetlerimizden (mucizelerimizden) birini sana göstermemiz için bir başka ayet (mucize) olarak elin kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıkacaktır" dipnot 1 demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Musa'nın elinin bembeyaz, kusursuz bir hal alması, elindeki bir rahatsızlığın fiziksel/bedensel anlamda iyileşmesi anlamında hakikat anlamı verebileceği gibi, daha önce işlediği hataen insan öldürme suçunun affedildiğinin sembolü de olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A'râf 7:107-108; Neml 27:10-12, Şu'ara 26:32-33; Kasas 28:31.

    Mustafa İslamoğlu

    "Şimdi de elini koynuna sok! Her tür kusurdan arınmış olarak, bir başka mucize olarak bembeyaz çıkacaktır;

    Muhammed Esed

    "Şimdi de elini koynuna sok: herhangi bir uğursuzluğun değil, (Bizim rahmetimizin) başka bir işareti olarak bembeyaz (ışıldayarak) çıkacaktır;

    Ahmed Hulusi

    "Şimdi de elini koynuna sok; bir başka mucize olarak, hastalıksız şekilde bembeyaz çıkar!"

    Ali Bulaç

    "Elini koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın."

    Ali Özek ve heyeti

    Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın.

    Ali Rıza Safa

    "Ve elini koynuna sok; başka bir mucize olarak, pürüzsüz bir biçimde ışıldayarak çıksın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın."

    Edip Yüksel

    "Bir başka delil olarak, elini koltuğunun altına koy; lekesiz bembeyaz olarak çıksın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bir başka delil olarak, elini koltuğunun altına koy; lekesiz bembeyaz olarak çıksın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Bir de elini koynuna sok ki, diğer bir mucize olarak kusursuz bembeyaz çıksın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de elini koynuna sok, çıksın bembeyaz bir afetsiz diğer bir ayet olarak

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah: "Elini koynuna sok. Başka bir ayet dipnot 1 olarak, kusursuz bir beyazlıkta çıksın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah: "Elini koynuna sok. Başka bir ayet dipnot 1 olarak, kusursuz bir beyazlıkta çıksın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize.

    Gültekin Onan

    "Elini koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir ayet olarak bembeyaz bir durumda çıksın."

    Hasan Basri Çantay

    "Bir de elini koynuna sok da, diğer bir mu'cize olmak üzere, o, ayıbsız ve bembeyaz bir halde çıkıversin".

    İbni Kesir

    Elini de koltuğunun altına koy ki; diğer bir mucize olarak kusursuz, bembeyaz çıksın.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Başka bir alâmet olmak üzere de elini koltuğunun altına götür. Kusursuz, hastalıksız, bembeyaz olarak çıkacaktır."

    Süleyman Ateş

    "Elini böğrüne sok; bir hastalık olmadan, ayrı bir mu'cize olarak bembeyaz bir durumda çıksın."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şimdi elini koynuna sok da lekesiz, bembeyaz bir şekilde dışarı çıkar. Bu da bir başka belgedir (ayettir).

    Şaban Britch

    Elini koltuğunun altına sok, bir başka mucize olarak kusursuz, bembeyaz çıksın.

    Şaban Piriş

    Elini koynuna sok, bir başka mucize olarak kusursuz, bembeyaz çıksın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bir de elini koynuna sok! Bir başka mucize olarak lekesiz, bembeyaz bir halde çıksın."

  15. Tâhâ suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 23. ayet. لِنُرِيَكَ مِنْ ءَايَٰتِنَا ٱلْكُبْرَى

    Diyanet İşleri

    (22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."

    Mehmet Okuyan

    (22, 23) Elini koltuğunun altına koy; en büyük ayetlerimizden (mucizelerimizden) birini sana göstermemiz için bir başka ayet (mucize) olarak elin kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıkacaktır" dipnot 1 demişti. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Musa'nın elinin bembeyaz, kusursuz bir hal alması, elindeki bir rahatsızlığın fiziksel/bedensel anlamda iyileşmesi anlamında hakikat anlamı verebileceği gibi, daha önce işlediği hataen insan öldürme suçunun affedildiğinin sembolü de olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A'râf 7:107-108; Neml 27:10-12, Şu'ara 26:32-33; Kasas 28:31.

    Mustafa İslamoğlu

    ki bu sayede, sana en büyük mucizelerimizden birini gösterebilelim..."

    Muhammed Esed

    ki böylece sana büyük mucizelerimizden bir kısmını göstermiş olalım.

    Ahmed Hulusi

    "Sana en büyük mucizelerimizden gösterelim böylece!"

    Ali Bulaç

    "Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım."

    Ali Özek ve heyeti

    Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.

    Ali Rıza Safa

    "Büyük mucizelerimizden sana göstermiş olalım!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ta ki, sana en büyük ayetlerimizden bazılarını gösterelim."

    Edip Yüksel

    "Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını gösterelim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını gösterelim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sana en büyük mucizelerimizden bir kısmını gösterelim diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ki sana en büyük ayetlerimizden gösterelim

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bununla daha büyük ayetlerimizden dipnot 1 bazılarını sana gösterelim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizden.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bununla daha büyük ayetlerimizden dipnot 1 bazılarını sana gösterelim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizden.

    Gültekin Onan

    "Öyle ki, sana büyük ayetlerimizden (birini) göstermiş olalım."

    Hasan Basri Çantay

    "Taki sana en büyük ayetlerimizden (birini daha) gösterelim".

    İbni Kesir

    Bununla sana daha büyük mucizelerimizi gösterelim.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece sana büyük mucizelerimizden gösterelim.

    Süleyman Ateş

    "Ki sana en büyük mu'cizelerimizden bazılarını göstermiş olalım"

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar, en büyük mucizelerimizden bazısını sana gösterelim diyedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunları yapmamız, en büyük belgelerimizden (ayetlerimizden) bazısını sana gösterelim diyedir.

    Şaban Britch

    Böylece sana büyük mucizelerimizden gösterelim.

    Şaban Piriş

    Sana büyük mucizelerimizden gösterelim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını göstereceğiz."

  16. Tâhâ suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 24. ayet. ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Firavun'a git, çünkü o azmıştır."

    Mehmet Okuyan

    (Allah şöyle demişti): "Firavun'a git! O iyice azdı."

    Mustafa İslamoğlu

    "(Artık) Firavun'a git, çünkü o iyice azgınlaştı!"

    Muhammed Esed

    (Ve şimdi artık) o Firavun'a git; çünkü o, gerçekten her türlü ölçüyü çiğneyip geçti."

    Ahmed Hulusi

    "Git Firavun'a! Muhakkak ki o iyice azdı!"

    Ali Bulaç

    "Firavun'a git, çünkü o azmış bulunuyor."

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun’a git. Çünkü o iyice azdı.

    Ali Rıza Safa

    "Firavun'a git; aslında, o, iyice azıttı!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Firavun'a git! Çünkü o iyice azdı."

    Edip Yüksel

    "Firavuna git, çünkü o azdı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Firavun'a git, çünkü o azdı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavuna git, çünkü o pek azıttı."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Git Fir'avna zira o pek azdı

    Erhan Aktaş

    "Firavuna git! Çünkü o azgınlaştı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Firavuna git! Çünkü o azgınlaştı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavuna git! Çünkü o azgınlaştı.

    Gültekin Onan

    "Firavun'a git, çünkü o azmış bulunuyor."

    Hasan Basri Çantay

    "Fir'avna git. Çünkü o, hakıykaten azdı".

    İbni Kesir

    Firavun'a git, doğrusu o, azmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Firavun’a git, çünkü o iyice azdı.

    Süleyman Ateş

    "İmdi sen Fir'avn'e git: çünkü o azdı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Haydı, Firavun'a git. Çünkü o iyice azgınlaştı."

    Şaban Britch

    Firavuna git, çünkü o azdı.

    Şaban Piriş

    Firavuna git, çünkü o azdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Firavun'a git; çünkü o, azdı."

  17. Tâhâ suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 25. ayet. قَالَ رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى

    Diyanet İşleri

    Musa, dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver."

    Mehmet Okuyan

    (Musa ise) şöyle dua etmişti: "Rabbim! Benim için yüreğime genişlik ver!

    Mustafa İslamoğlu

    (Musa) şöyle dua etti: "Rabbim! Göğsüme genişlik ver

    Muhammed Esed

    (Musa:) "Ey Rabbim!" dedi, "İçimi (Senin aydınlığınla) genişlet;

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Rabbim, şuuruma genişlik ver (bunları hazmedebileyim ve gereğini uygulayabileyim). "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Rabbim, benim göğsümü aç."

    Ali Özek ve heyeti

    Musa: Rabbim! dedi, yüreğime genişlik ver.

    Ali Rıza Safa

    "Efendim!" dedi; "Gönlüme dinginlik ver!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, "Rabbim!" dedi. "Yüreğime genişlik ver."

    Edip Yüksel

    "Efendim" dedi, "göğsümü aç."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbim,' dedi, 'göğsümü aç.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa dedi: "Ey Rabbim, benim göğsüme genişlik ver,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi: ya rab! benim göğsüme genişlik ver

    Erhan Aktaş

    "Rabb'im! Göğsüme genişlik ver." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabbim! Göğsüme genişlik ver." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabbim! Göğsüme genişlik ver." dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Rabbim, benim göğsümü aç."

    Hasan Basri Çantay

    (Musa) dedi: "Rabbim, benim göğsüme genişlik ver".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Rabbım, göğsümü aç.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Rabbim gönlüme ferahlık ver!" dedi.

    Süleyman Ateş

    (Musa) dedi ki: "Rabbim, benim göğsümü aç (risalet görevini yüklenebilmesi için yüreğimi genişlet)"

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Rabbim! İçimi ferahlat,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki "Rabbim! Göğsümü genişlet.

    Şaban Britch

    Rabbim göğsümü aç, dedi.

    Şaban Piriş

    - Rabbim göğsümü aç, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa dedi: "Rabbim, göğsümü açıp genişlet;

  18. Tâhâ suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 26. ayet. وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى

    Diyanet İşleri

    "İşimi bana kolaylaştır."

    Mehmet Okuyan

    İşimi bana kolaylaştır!

    Mustafa İslamoğlu

    kolaylaştır işimi;

    Muhammed Esed

    görevimi bana kolaylaştır;

    Ahmed Hulusi

    "İşimi bana kolaylaştır. "

    Ali Bulaç

    "Bana işimi kolaylaştır."

    Ali Özek ve heyeti

    İşimi bana kolaylaştır.

    Ali Rıza Safa

    "İşimi kolaylaştır!"

    Bayraktar Bayraklı

    "İşimi bana kolaylaştır."

    Edip Yüksel

    "Bana işimi kolaylaştır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bana işimi kolaylaştır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    işimi kolaylaştır bana,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bana işimi kolaylaştır

    Erhan Aktaş

    "Ve işimi kolaylaştır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve işimi kolaylaştır."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ve işimi kolaylaştır."

    Gültekin Onan

    "Bana / benim buyruğumu / (işimi) kolaylaştır."

    Hasan Basri Çantay

    "İşimi kolayla".

    İbni Kesir

    İşimi kolaylaştır.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşimi kolaylaştır.

    Süleyman Ateş

    "Bana işimi kolaylaştır."

    Süleymaniye Vakfı

    İşimi kolaylaştır,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşimi kolaylaştır,

    Şaban Britch

    İşimi kolaylaştır.

    Şaban Piriş

    İşimi kolaylaştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşimi bana kolaylaştır."

  19. Tâhâ suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 27. ayet. وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى

    Diyanet İşleri

    (27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."

    Mehmet Okuyan

    (27, 28) Dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar.

    Mustafa İslamoğlu

    düğümü çöz dilimden;

    Muhammed Esed

    dilimdeki düğümü çöz

    Ahmed Hulusi

    "Lisanımdaki tutukluğu çöz. "

    Ali Bulaç

    "Dilimden düğümü çöz;"

    Ali Özek ve heyeti

    Dilimden (şu) bağı çöz.

    Ali Rıza Safa

    "Ve dilimin düğümünü çöz!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar."

    Edip Yüksel

    "Dilimdeki düğümü çöz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Dilimdeki düğümü çöz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    dilimden düğümü çöz,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve dilimden ukdeyi çöz

    Erhan Aktaş

    "Dilimden düğümü çöz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Dilimden düğümü çöz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Dilimden düğümü çöz."

    Gültekin Onan

    "Dilimden düğümü çöz."

    Hasan Basri Çantay

    "Dilimden de (şu) düğümü çöz ki",

    İbni Kesir

    Dilimden de düğümü çöz ki;

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dilimdeki düğümü çöz.

    Süleyman Ateş

    "Dilimin düğümünü çöz".

    Süleymaniye Vakfı

    Dilimdeki düğümü çöz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dilimdeki düğümü çöz.

    Şaban Britch

    Dilimdeki düğümü çöz.

    Şaban Piriş

    Dilimdeki düğümü çöz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Dilimden düğümü çöz,

  20. Tâhâ suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 28. ayet. يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى

    Diyanet İşleri

    (27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."

    Mehmet Okuyan

    (27, 28) Dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar.

    Mustafa İslamoğlu

    ki anlasınlar beni!

    Muhammed Esed

    ki söyleyeceklerimi tam olarak anlayabilsinler

    Ahmed Hulusi

    "Ki sözümü (derinliğine) anlasınlar. "

    Ali Bulaç

    "Ki söyleyeceklerimi kavrasınlar."

    Ali Özek ve heyeti

    Ki sözümü anlasınlar.

    Ali Rıza Safa

    "Söyleyeceklerimi kavrasınlar!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar."

    Edip Yüksel

    "Ki sözümü anlasınlar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ki sözümü anlasınlar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    sözümü iyi anlasınlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sözümü iyi anlasınlar

    Erhan Aktaş

    "Ki söyleyeceklerimi anlasınlar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ki söyleyeceklerimi anlasınlar."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ki söyleyeceklerimi anlasınlar."

    Gültekin Onan

    "Ki söyleyeceklerimi kavrasınlar (yefkahu)."

    Hasan Basri Çantay

    "Sözümü iyi anlasınlar".

    İbni Kesir

    Sözümü iyi anlasınlar.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sözümü iyi anlasınlar.

    Süleyman Ateş

    "Ki sözümü anlasınlar"

    Süleymaniye Vakfı

    Çöz de sözlerimi iyi anlasınlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çöz de sözlerimi iyi anlasınlar.

    Şaban Britch

    Ki sözümü iyi anlasınlar.

    Şaban Piriş

    Ki sözümü iyi anlasınlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki sözümü iyi anlasınlar."

  21. Tâhâ suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 29. ayet. وَٱجْعَل لِّى وَزِيرًا مِّنْ أَهْلِى

    Diyanet İşleri

    "Bana ailemden birini yardımcı yap,"

    Mustafa İslamoğlu

    "Bana yakınlarımdan yükümü paylaşacak birini görevlendir;

    Muhammed Esed

    ve bana yakınlarımın arasından yükümü paylaşacak bir yardımcı tayin et:

    Ahmed Hulusi

    "Benim için ehlimden bir yardımcı oluştur. "

    Ali Bulaç

    'Ailemden bana bir yardımcı kıl,'

    Ali Özek ve heyeti

    Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver,

    Ali Rıza Safa

    "Ayrıca, ailemden birisini bana yardımcı yap!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bana ailemden bir de yardımcı ver."

    Edip Yüksel

    "Ailemden bana bir yardımcı ata."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ailemden bana bir yardımcı ata.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bana ailemden bir yardımcı ver.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bana ehlimden bir vezir ver

    Erhan Aktaş

    "Bana, yakınlarımdan bir yardımcı ver."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bana, yakınlarımdan bir yardımcı ver."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bana, yakınlarımdan bir yardımcı ver.

    Gültekin Onan

    "Ehlimden (ailemden) bana bir yardımcı kıl,"

    Hasan Basri Çantay

    "Bana kendi ailemden bir de vezir ver".

    İbni Kesir

    Kendi ailemden bir vezir ver bana;

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bana ailemden bir yardımcı ver.

    Süleyman Ateş

    "Bana ailemden bir vezir ver:"

    Süleymaniye Vakfı

    Ailemden birini de bana yardımcı eyle.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ailemden birini de bana yardımcı yap.

    Şaban Britch

    Kendi ailemden bir yardımcı ver.

    Şaban Piriş

    Kendi ailemden bir yardımcı ver.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bana ailemden bir yardımcı ver,

  22. Tâhâ suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 30. ayet. هَٰرُونَ أَخِى

    Diyanet İşleri

    "Kardeşim Harun'u."

    Mustafa İslamoğlu

    (Mesela) Kardeşim Harun'u!

    Muhammed Esed

    Kardeşim Harun'u (mesela);

    Ahmed Hulusi

    "Kardeşim Harun'u. "

    Ali Bulaç

    'Kardeşim Harun'u'

    Ali Özek ve heyeti

    Kardeşim Harun'u.

    Ali Rıza Safa

    "Kardeşim Harun'u!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Kardeşim Harun'u."

    Edip Yüksel

    "Kardeşim Harun'u..."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Kardeşim Harun'u...'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kardeşim Harun'u.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    o Kardeşim Harunu

    Erhan Aktaş

    "Kardeşim Harun'u."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Kardeşim Harun'u."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Kardeşim Harun'u."

    Gültekin Onan

    "Kardeşim Harun'u"

    Hasan Basri Çantay

    "Biraderim Haruunu".

    İbni Kesir

    Kardeşim Harun'u.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kardeşim Hârûn’u.

    Süleyman Ateş

    "Kardeşim Harun'u."

    Süleymaniye Vakfı

    Kardeşim Harun'u.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kardeşim Harun'u.

    Şaban Britch

    Kardeşim Harun’u

    Şaban Piriş

    Kardeşim Harun'u

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kardeşim Harun'u."

  23. Tâhâ suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 31. ayet. ٱشْدُدْ بِهِۦٓ أَزْرِى

    Diyanet İşleri

    "Onunla gücümü artır."

    Mehmet Okuyan

    Onunla arkamı güçlendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onun sayesinde gücüme güç kat!

    Muhammed Esed

    o'nunla benim gücümü pekiştir

    Ahmed Hulusi

    "Onunla gücümü arttır. "

    Ali Bulaç

    "Onunla arkamı kuvvetlendir."

    Ali Özek ve heyeti

    Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir.

    Ali Rıza Safa

    "Onunla, gücümü artır!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir ve onu işime ortak kıl."

    Edip Yüksel

    "Beni onunla destekleyip güçlendir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Beni onunla destekleyip güçlendir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onunla sırtımı pekiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onunla sırtımı pekit

    Erhan Aktaş

    "Onunla gücüme güç kat."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onunla gücüme güç kat."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onunla gücüme güç kat."

    Gültekin Onan

    "Onunla arkamı kuvvetlendir."

    Hasan Basri Çantay

    "Onunla sırtımı kuvvetlendir".

    İbni Kesir

    Onunla destekle beni.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onunla arkamı güçlendir.

    Süleyman Ateş

    "Onunla arkamı kuvvetlendir."

    Süleymaniye Vakfı

    Onunla gücümü artır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onunla arkamı güçlendir.

    Şaban Britch

    Onunla arkamı güçlendir.

    Şaban Piriş

    Onunla beni güçlendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onunla sırtımı kuvvetlendir."

  24. Tâhâ suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 32. ayet. وَأَشْرِكْهُ فِىٓ أَمْرِى

    Diyanet İşleri

    "Onu işime ortak et."

    Mehmet Okuyan

    Onu işime ortak (destekçi) kıl.

    Mustafa İslamoğlu

    Görevimden bir pay da ona ver

    Muhammed Esed

    ve görevimden o'na da pay ver

    Ahmed Hulusi

    "Onu işimde ortak yap. "

    Ali Bulaç

    "Onu işimde ortak kıl,"

    Ali Özek ve heyeti

    Ve onu işime ortak kıl.

    Ali Rıza Safa

    "Ve Onu, görevime ortak et!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir ve onu işime ortak kıl."

    Edip Yüksel

    "Bu işimde onu bana ortak yap."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu işimde onu bana ortak yap.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu görevimde ortak et

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onu işimde şerik et

    Erhan Aktaş

    "Onu görevime ortak et."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onu görevime ortak et."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onu görevime ortak et."

    Gültekin Onan

    "Onu buyruğumda / (işimde) ortak kıl,"

    Hasan Basri Çantay

    "Onu işimde ortak kıl",

    İbni Kesir

    Onu işimizde ortak yap,

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve onu işimde ortak yap ki

    Süleyman Ateş

    "Onu da işime ortak yap,"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu işime ortak et.

    Şaban Britch

    Onu görevimde bana ortak et.

    Şaban Piriş

    Onu görevim de bana ortak et.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onu işime ortak kıl."

  25. Tâhâ suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 33. ayet. كَىْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا

    Diyanet İşleri

    "Seni çok tespih edelim diye",

    Mehmet Okuyan

    Bu sayede seni çok tesbih edelim (yüceltelim).

    Mustafa İslamoğlu

    ki, zaten yüce olan adını çok daha yüceltelim;

    Muhammed Esed

    ki, (birlikte) Senin yüceler yücesi adını (insanların katında) daha yükseklere çıkaralım,

    Ahmed Hulusi

    "Ki seni çokça tespih edelim. "

    Ali Bulaç

    "Böylece seni çok tesbih edelim."

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece seni bol bol tesbih edelim.

    Ali Rıza Safa

    "Seni, çok yüceltelim!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Böylece seni gereği gibi noksan sıfatlardan uzak tutalım ve gereği gibi analım."

    Edip Yüksel

    "Ki seni çokça yüceltelim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ki seni çokça yüceltelim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki Seni çok tesbih edelim

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki seni çok tesbih edelim

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ki Seni çok tesbih dipnot 1 edelim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ki Seni çok tesbih dipnot 1 edelim."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü noksanlıktan arındırarak, övgü ile yüceltmek.

    Gültekin Onan

    "Böylece seni çok tesbih edelim."

    Hasan Basri Çantay

    "Taki Seni çok tesbih edelim".

    İbni Kesir

    Ki seni daha çok tesbih edelim.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Seni çokça tesbih edebilelim.

    Süleyman Ateş

    "Ki seni çok tesbih edelim,"

    Süleymaniye Vakfı

    Böylece sana daha çok ibadet edelim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böyle yap ki sana çok ibadet edelim.

    Şaban Britch

    Ki seni çokça tesbih edebilelim.

    Şaban Piriş

    ki seni çokça tesbih edebilelim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Taki seni çokça tespih edelim."

  26. Tâhâ suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 34. ayet. وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا

    Diyanet İşleri

    "Seni çok zikredelim diye."

    Mehmet Okuyan

    Seni çok analım!

    Mustafa İslamoğlu

    ve Seni sürekli analım:

    Muhammed Esed

    ve Seni sürekli analım!

    Ahmed Hulusi

    "Seni çok zikredelim (hatırlayalım)!"

    Ali Bulaç

    "Ve seni çok zikredelim."

    Ali Özek ve heyeti

    Ve seni daha çok analım.

    Ali Rıza Safa

    "Ve Seni, çok analım!"

    Bayraktar Bayraklı

    -"Böylece seni gereği gibi noksan sıfatlardan uzak tutalım ve gereği gibi analım."

    Edip Yüksel

    "Seni çokça analım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Seni çokça analım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve çok analım Seni.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve çok zikreyleyelim

    Erhan Aktaş

    "Seni çokça öğütleyelim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Seni çokça öğütleyelim."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Seni çokça öğütleyelim."

    Gültekin Onan

    "Ve seni çok zikredelim."

    Hasan Basri Çantay

    "Seni çok analım".

    İbni Kesir

    Ve seni daha çok analım.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve seni çokça zikredelim.

    Süleyman Ateş

    "Ve seni çok analım,"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin emirlerini daha çok hatırlayalım.

    Şaban Britch

    Ve seni çokça zikredelim.

    Şaban Piriş

    ve seni çokça zikredelim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Seni çokça analım."

  27. Tâhâ suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 35. ayet. إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    "Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki sen bizi görensin."

    Mustafa İslamoğlu

    Kuşku yok ki Sen, bizi daima görüp duruyorsun!"

    Muhammed Esed

    Muhakkak ki, Sen bizi bütün varlığımızla görmektesin!"

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki sen bizi Basıyr'sin!"

    Ali Bulaç

    "Şüphesiz sen bizi görüyorsun."

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz sen bizi görmektesin.

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, Sen, bizi görüyorsun!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Şüphesiz sen, bizi görmektesin."

    Edip Yüksel

    "Sen, elbette bizi Görensin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sen, elbette bizi Görensin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphe yok ki, Sen bizi görüp duruyorsun."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun

    Erhan Aktaş

    "Sen, bizim her halimizi görmektesin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sen, bizim her halimizi görmektesin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sen, bizim her halimizi görmektesin."

    Gültekin Onan

    "Şüphesiz sen bizi görüyorsun."

    Hasan Basri Çantay

    "Şübhe yok ki Sen bizi hakkıyle görensin".

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki Sen, bizi görmektesin.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü sen bizi hakkıyla görensin.

    Süleyman Ateş

    "Şüphesiz sen, bizi görmektesin."

    Süleymaniye Vakfı

    Sen bizi elbette daima görmektesin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü Sen bizi görmektesin."

    Şaban Britch

    Şüphesiz sen bizi görmektesin.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz sen bizi görmektesin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Kuşkusuz sen, bizi görmektesin."

  28. Tâhâ suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 36. ayet. قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَٰمُوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Musa!"

    Mehmet Okuyan

    (Allah) şöyle demişti: "Ey Musa! İstediklerin sana elbette verildi.

    Mustafa İslamoğlu

    (Rab) dedi ki: "Doğrusu Ey Musa, işte istediklerin sana verilmiştir;

    Muhammed Esed

    (Allah:) "İşte istediğin her şey sana verildi, ey Musa!" dedi.

    Ahmed Hulusi

    "İstediğin sana verildi, ya Musa!" dedi.

    Ali Bulaç

    (Allah) Dedi ki: "Ey Musa istediğin sana verilmiştir."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah: Ey Musa! dedi, istediğin sana verildi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "İstediğin sana verilmiştir; ey Musa!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, "Ey Musa! İstediğin sana verildi"dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi ki: "Dilediğin sana verildi, Musa."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Dilediğin sana verildi, Musa.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah: "Haydi, erdirildin dileğine, ey Musa!" buyurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haydi! Buyurdu: irdirildin dileğine ya Musa

    Erhan Aktaş

    "Ey Musa! İstediğin sana verildi." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Musa! İstediğin sana verildi." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Musa! İstediğin sana verildi." dedi.

    Gültekin Onan

    (Tanrı ) Dedi ki: "Ey Musa istediğin sana verilmiştir."

    Hasan Basri Çantay

    Buyurdu: "Ey Musa, istediğin sana verilmişdir".

    İbni Kesir

    Buyurdu: Ey Musa; istediğin sana verilmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ey Mûsâ! İstediklerin sana verilmiştir." diye buyurdu.

    Süleyman Ateş

    (Allah) buyurdu: "Ey Musa, istediğin sana verildi."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah dedi ki "Musa! Bütün isteklerin verildi."

    Şaban Britch

    Ey Musa! İstediklerin sana verilmiştir, dedi.

    Şaban Piriş

    -Ey Musa istediklerin sana verilmiştir, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Buyurdu: "İstediğin sana verildi, ey Musa."

  29. Tâhâ suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 37. ayet. وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً أُخْرَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    "Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki sana bir kez daha bir lütufta bulunmuştuk.

    Mustafa İslamoğlu

    ve zaten geçmişte bir kez daha sana (bu şekilde) ikramda bulunmuştuk.

    Muhammed Esed

    "Zaten sana geçmişte bir kere daha lütufda bulunmuştuk;

    Ahmed Hulusi

    "Andolsun ki (bundan önce) sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk. "

    Ali Bulaç

    "Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

    Ali Rıza Safa

    "Gerçek şu ki, sana, bir kez daha lütufta bulunmuştuk!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

    Edip Yüksel

    "Sana bir kez daha lütufta bulunduk."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sana bir kez daha lütufta bulunduk.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şanıma andolsun ki, Biz sana diğer bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım hakkı için biz lutfeylemiştik sana diğer bir def'a daha

    Erhan Aktaş

    "Gerçek şu ki, Biz sana daha önce de lütufta bulunmuştuk."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Gerçek şu ki, Biz sana daha önce de lütufta bulunmuştuk."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçek şu ki, Biz sana daha önce de lütufta bulunmuştuk.

    Gültekin Onan

    "Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

    Hasan Basri Çantay

    (37-38-39) "Andolsun ki biz sana diğer bir zamanda, anana vahyolunacak şey'i ilham etdiğimiz vakıtda da lutf etmiş ve (kendisine): — Onu tabuta koy da denize at ki deniz onu kıyıya bıraksın, onu benim de, kendisinin de düşmanı olan biri alacak diye (emreylemişdik). Sana karşı (Ey Musa) gözümün önünde yetişdirilmen için kendimden bir sevgi bırakmışdım.

    İbni Kesir

    Zaten sana, başka bir defa daha lutufta bulunmuştuk.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Andolsun ki sana başka bir sefer daha lütufta bulunmuştuk.''

    Süleyman Ateş

    "Zaten biz sana bir kez daha lutufta bulunmuştuk."

    Süleymaniye Vakfı

    Sana bir iyilik daha yapmıştık:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana bir iyiliğimiz daha olmuştu.

    Şaban Britch

    Sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

    Şaban Piriş

    Sana bir defa daha iyilikte bulunmuştuk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yemin olsun, sana bir kez daha lütufta bulunmuştuk."

  30. Tâhâ suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 38. ayet. إِذْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ أُمِّكَ مَا يُوحَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"

    Mehmet Okuyan

    Hani annene dipnot 1 vahyedilecek şeyi şöyle vahyetmiştik (bildirmiştik):

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'a göre Hz. Musa'nın annesi, Levi kabilesinden Yokebed'dir (Kitab-ı Mukaddes, Çıkış: 2:1, 6:16-20, 7:7, 15:20;
      Sayılar, 26:59 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Çölde Sayım 26:59

      Amramın karısı Mısırda doğan, Levi soyundan gelme Yokevetti. Amrama Harunu, Musayı ve kızkardeşleri Miryamı doğurdu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; I. Târihler, 23:12-14).

    Mustafa İslamoğlu

    Hani ilahi mesajı annene şöyle iletmiştik;

    Muhammed Esed

    hani, annene vahyi, buyruğu şöyle esinlemiştik:

    Ahmed Hulusi

    "Hani vahyolunanları annene vahyetmiştik:"

    Ali Bulaç

    "Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki:)"

    Ali Özek ve heyeti

    Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik:

    Ali Rıza Safa

    "Annene, bildirimi bildirdiğimizde!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik."

    Edip Yüksel

    "Hani annene şu vahyi vahiy etmiştik:"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hani annene şu vahyi vahyetmiştik:'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hani o vakit annene, verilen şu ilhamı vermiştik:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt ki anana verilen şu ilhamı verdik

    Erhan Aktaş

    "Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.

    Gültekin Onan

    "Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik (şöyle ki:)"

    Hasan Basri Çantay

    (37-38-39) "Andolsun ki biz sana diğer bir zamanda, anana vahyolunacak şey'i ilham etdiğimiz vakıtda da lutf etmiş ve (kendisine): — Onu tabuta koy da denize at ki deniz onu kıyıya bıraksın, onu benim de, kendisinin de düşmanı olan biri alacak diye (emreylemişdik). Sana karşı (Ey Musa) gözümün önünde yetişdirilmen için kendimden bir sevgi bırakmışdım.

    İbni Kesir

    Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bir zaman, annene ilham edilmesi gerekeni şeyi ilham etmiştik."

    Süleyman Ateş

    "(Sen doğduğun zaman,) Annene vahyedileni vahyetmiştik:"

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün annene şunları vahyetmiştik dipnot 1 :

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kasas 28/7. Bu ayette, Musa (a.s.)'ın annesine vahyedildiği bildirilmektedir. Buradaki vahiyle kastedilen, Allah'ın insanlarla konuşma yollarından biri olan ilhamdır (Şura 42/51). Muhatabın algı ve yorumuyla ilgisi sebebiyle ilham, muhatapları için kesinlik taşımaz. Başkaları için bağlayıcı da değildir. Musa (a.s.)'ın annesinin yaşadığı tereddütler bunu göstermektedir. Kendisine gelen ilham ile çocuğunu emziren ve suya bırakan anne (Kasas 28/7), daha sonra yaptığının doğru olup olmadığı hususunda şüpheler yaşamıştır. Yaptığını açık etmekten son anda yine kalbine doğan bir ilhamla kurtulmuştur (Kasas 28/10). Çocuğu suya bırakmakla ilgili ilhamın doğruluğunu çocuk kendisine döndükten sonra anlamıştır (Kasas 28/12-13). Detaylı açıklama için Nahl 16/68. ayetin dipnotuna bakınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün annenin gönlüne şunları ilham etmiştik:

    Şaban Britch

    Hani annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmiştik.

    Şaban Piriş

    Hani annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani, annene vahyedileni şöyle vahyetmiştik:

  31. Tâhâ suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 39. ayet. أَنِ ٱقْذِفِيهِ فِى ٱلتَّابُوتِ فَٱقْذِفِيهِ فِى ٱلْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ ٱلْيَمُّ بِٱلسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لِّى وَعَدُوٌّ لَّهُۥ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِّنِّى وَلِتُصْنَعَ عَلَىٰ عَيْنِىٓ

    Diyanet İşleri

    "Onu (bebek Musa'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Musa, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."

    Mehmet Okuyan

    "Onu (Musa'yı) sandığa koy ve onu nehre bırak! Nehir onu kıyıya bıraksın; benim de onun da düşmanı olan biri onu alsın!" Sana tarafımdan bir sevgi vermiştim; böylece gözetimimde yetiştirilesin diye (böyle yapmıştık).

    Mustafa İslamoğlu

    "Onu sandığa koy, ardından da o sandığı suyun akıntısına bırak; akıntı onu kıyıya ulaştıracaktır; Bana düşman olan ve ona da düşman olacak olan biri ona sahip çıkacaktır."İşte Ben, seni daha (o zamandan) katımdan bir muhabbetle kuşatmıştım ki, gözlemimiz altında yetiştirilesin diye.

    Muhammed Esed

    O'nu bir sandığa koy ve sandığı ırmağa bırak; ırmak o'nu kıyıya çıkaracaktır; Bana düşman olan biri ve o'na ilerde düşman olacak olan biri o'nu oradan alıp evlat edinecektir. Ve (böylece daha o çağda) Kendi katımdan kutlu bir sevgiyle seni kuşattım ki, gözümün önünde yetişip olgunlaşasın.

    Ahmed Hulusi

    "Onu (Musa'yı) sandığa koy. . . Sandığı da ırmağa bırak. . . Irmak Onu sahile kavuştursun ki, benim de Onun da düşmanı (olan) Onu alsın! Senin üzerine, Benden bir muhabbet bıraktım. . . Gözümün önünde yetiştirilmen için. "

    Ali Bulaç

    "Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim."

    Ali Özek ve heyeti

    Musa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim.

    Ali Rıza Safa

    "Onu sandığa koy ve ırmağa bırak. Irmak, Onu kıyıya çıkaracak; Benim düşmanım ve onun da düşmanı olan, Onu alsın. Gözümün önünde yetiştirilmen için, senin üzerine sevgimi bıraktım!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa'yı sandığa koy, suya at; su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için senin üzerine tarafımdan bir sevgi attım.

    Edip Yüksel

    "‘Onu bir sandığa koyup ırmağa at. Irmak da onu kıyıya atsın ve Bana da ona da düşman olan birisi onu alsın.' diye... Gözümün önünde yetişesin diye sana sevgimi yağdırmıştım."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ''Onu bir sandığa koyup ırmağa at. Irmak da onu kıyıya atsın ve Bana da ona da düşman olan birisi onu alsın.' diye... Gözümün önünde yetişesin diye sana sevgimi yağdırmıştım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu sandığın içine koy, denize bırak, deniz de onu sahile bıraksın, onu hem Bana düşman, hem ona düşman biri alsın! Ve senin üzerine, gözetimim altında yetiştirilesin diye, katımdan bir sevgi koydum.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onu tabut içine koy da deryaya bırak, derya da onu sahile, bıraksın, onu hem bana düşman hem ona düşman biri alsın ve üzerine benden bir sevgi koydum ki hem nezaretim altında yetiştirilesin

    Erhan Aktaş

    "Onu sandığa koy da suya dipnot 1 bırak. Su da onu kıyıya bıraksın. Benim ve onun düşmanı, onu alsın." Ve "korumam altında yetiştirilmen için seni sevimli biri yaptım."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nil'e.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onu sandığa koy da suya dipnot 1 bırak. Su da onu kıyıya bıraksın. Benim ve onun düşmanı, onu alsın." Ve "korumam altında yetiştirilmen için seni sevimli biri yaptım."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nil'e.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu sandığa koy da suya dipnot 1 bırak. Su da onu kıyıya bıraksın. Benim ve onun düşmanı, onu alsın. Ve korumam altında yetiştirilmen için seni sevimli biri yaptım.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nil'e.

    Gültekin Onan

    "Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim."

    Hasan Basri Çantay

    (37-38-39) "Andolsun ki biz sana diğer bir zamanda, anana vahyolunacak şey'i ilham etdiğimiz vakıtda da lutf etmiş ve (kendisine): — Onu tabuta koy da denize at ki deniz onu kıyıya bıraksın, onu benim de, kendisinin de düşmanı olan biri alacak diye (emreylemişdik). Sana karşı (Ey Musa) gözümün önünde yetişdirilmen için kendimden bir sevgi bırakmışdım.

    İbni Kesir

    Onu bir sandığa koy da suya bırak. Su onu kıyıya atar. Bana da, ona da düşman olan birisi onu alır. Gözümün önünde yetişesin diye, senin üzerine katımdan bir sevgi koydum.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ'yı bir sandığa koy ve nehre (Nil'e) bırak. Nehir onu kıyıya atsın da, onu benim ve onun bir düşmanı alsın. Sana da ey Mûsâ! Gözümün önünde yetiştirilmen için tarafımdan sana bir sevgi bıraktım."

    Süleyman Ateş

    "Onu sandığa koy, suya at; su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım onun da düşmanı olan biri alacaktır." "Gözümün önünde yetiştirilmen için senin üzerine benden bir sevgi koydum (görenler senin üzerine koyduğum bu sevgiden ötürü sana meftun oldular)."

    Süleymaniye Vakfı

    "Musa'yı şu sandığa koy da suya /Nil nehrine bırak, nehir onu kıyıya atsın, benim ve onun düşmanı olan biri onu alsın." Seni sevimli bir çocuk kıldım ki gözümün önünde yetiştirilesin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Musa'yı sandığa koy, suya bırak da sular onu kıyıya atsın, benim de onun da düşmanı olan biri onu alsın" demiştik. Üzerine de katımızdan bir sevgi koymuştuk ki gözümüzün önünde yetişesin dipnot 1 "

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat. "Her türlü tehlikeden uzak, sevgiyle büyütülesin diye"

    Şaban Britch

    Musa’yı bir sandığa koy ve nehre (Nil'e) bırak. Nehir onu kıyıya atsın da, onu benim ve onun bir düşmanı alır. Gözümün önünde yetişesin diye üzerine muhabbet bıraktım.

    Şaban Piriş

    -Musa'yı bir sandığa koy ve nehre bırak! Nehir onu kıyıya çıkarır. Onu, benim ve onun bir düşmanı alır. Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kılmıştım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onu tabuta koyup ırmağa bırak! Irmak onu sahile götürsün ki, benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri onu alsın. Üzerine kendimden bir sevgi bıraktım ki, gözümün önünde yetiştirilesin."

  32. Tâhâ suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 40. ayet. إِذْ تَمْشِىٓ أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَن يَكْفُلُهُۥ فَرَجَعْنَٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَٰكَ مِنَ ٱلْغَمِّ وَفَتَنَّٰكَ فُتُونًا فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَٰمُوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen'e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tur'a) geldin ey Musa!"

    Mehmet Okuyan

    Hani kız kardeşin (ablan, Firavun ailesine) gidip, "Ona bakacak birini size göstereyim mi?" demişti. Böylece, gözü aydın olsun ve (artık) üzülmesin diye seni annene geri vermiştik. dipnot 1 (Gençken) birini öldürmüştün; seni endişeden kurtarmıştık; böylece seni iyiden iyiye denemiştik. (Bu nedenle), Medyen halkı arasında senelerce kalmıştın. Ey Musa! Sonra da bir plana göre (bu makama) gelmiştin.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler Kasas 28:7-13. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    O zaman kız kardeşin de takip etmiş ve onlara "Size, ona bakabilecek birini göstermemi ister misiniz?" demişti. En sonunda seni annene geri kavuşturduk ki, onun da gözü aydın olsun ve üzülmesin... Derken (erişkin biri olunca) tuttun bir cana kıydın; fakat Biz seni bu tasatan da kurtarmıştık; yani seni bir sınavdan diğerine deneyip durmuştuk.Daha sonra yıllarca Medyenliler arasında yaşadın; en sonunda takdirimiz gereği (bu noktaya) geldin ey Musa!

    Muhammed Esed

    Kız kardeşin (Firavun ailesine) gidip de onlara: 'Ona bakabilecek birini size göstereyim mi? dediği zaman (bunun böyle olmasını Biz takdir etmiştik). Ve böylece seni yeniden annene kavuşturduk ki onun yüzü gülsün ve (artık) üzülmesin. Ve (büyüyüp belli bir yaşa vardığın zaman) birini öldürmüştün: Fakat Biz seni (bu yüzden içine gömüldüğün) tasadan kurtarmış ve seni çeşitli sınamalardan geçirmiştik. (Bu olaydan) sonra yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın; ve sonunda, (Benim) takdir(im)e uyarak işte (buraya) geldin ey Musa:

    Ahmed Hulusi

    "Hani kız kardeşin yürüyor (Firavun ailesine gidip) ve diyordu ki: 'Onu kabullenip yetiştirecek kimseyi size göstereyim mi?'. . . Böylece seni annene geri döndürdük gözü aydın olsun ve hüzünlenmesin diye. . . (Hem) sen bir kişiyi öldürdün de biz seni o dertten kurtardık. . . Seni denemeden denemeye uğrattık da. . . (Hani) Ehl-i Medyen içinde (Şuayb a. s. ın yanında) senelerce kaldın. . . Sonra da kaderin üzere buraya geldin ya Musa!"

    Ali Bulaç

    "Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa."

    Ali Özek ve heyeti

    Hani, kız kardeşin gidip «Ona bakacak birini size bulayım mı?» diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kalmış, sonra yine takdir ettiğimiz vakte gelmiştin ey Mûsâ."

    Ali Rıza Safa

    "Kız kardeşin; ‘Ona bakabilecek birisini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece, seni annene geri verdik; gözü aydın olsun ve üzülmesin diye. Birisini öldürmüştün. Yine de seni tasadan kurtardık ve türlü sınamalardan geçirdik. Bu nedenle, yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra, belirlendiği üzere geldin; ey Musa!" dipnot 248

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 248
      Musa peygamberin bebekken Firavun sarayına gönderilmesi, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 2:3-10 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Artık, gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip, Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. Çocuğun ablası, Firavun'un kızına; ‘İbrani bir sütanne çağırayım mı; senin için bebeği emzirsin?' dedi. Firavun'un kızı ‘Olur!' deyince, bebeğin annesini çağırdı. Firavun'un kızı, kadına ‘Bu bebeği al, benim için emzir; ücretini veririm.' dedi. Kadın, bebeği alıp emzirdi; büyüyünce geri getirdi. Firavun'un kızı çocuğu evlat edindi ve ‘Onu sudan çıkardım!' diyerek, adını Musa koydu."

    Bayraktar Bayraklı

    Kızkardeşin gidip, "Ona bakacak birini size göstereyim mi?" diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen, bir de adam öldürmüştün; o zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra takdir ettiğimiz bir vakitte bize geldin, ey Musa!

    Edip Yüksel

    "Hani kız kardeşin gidip, ‘ona bakacak birini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece, gözü aydınlansın ve üzülmesin diye seni annene geri döndürmüştük. Hatta sen bir kişiyi öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış ve çeşitli testlerden geçirmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldıktan sonra belli bir plan gereği şimdi geri gelmiş bulunuyorsun, Musa."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hani kız kardeşin gidip, 'ona bakacak birini size göstereyim mi?' diyordu. Böylece, gözü aydınlansın ve üzülmesin diye seni annene geri döndürmüştük. Hatta sen bir kişiyi öldürmüştün de seni tasadan kurtarmış ve çeşitli testlerden geçirmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldıktan sonra belli bir plan gereği şimdi geri gelmiş bulunuyorsun, Musa.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman kız kardeşin gidiyor ve: "ona iyi bakacak birini bulayım mı size?" diyordu. Böylece, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni tekrar annene iade ettik. Hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, seni birçok denemelerden geçirdik; bu sebeple yıllarca Medyen halkı arasında kaldın, sonra da ey Musa, bir kader üstüne geldin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O vakıt hemşiren gidiyor da diyordu: "ona iyi bakacak birini buluvereyim mi size?" Bu suretle seni anana iade ettik ki gözü aydın olsun da mahzun olmasın, hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, ve türlü mihnetlerle seni imtihan ettik bu sebeble senelerce Ehli Medyen içinde kaldın, sonra da bir kader üstüne geldin ya Musa

    Erhan Aktaş

    "Hani kız kardeşin gidip, "Size, ona bakacak birisini bulmanızda yardımcı olayım mı?" demişti. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve birisini öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli sınavlarla sınav yaptık. Sonra yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra takdirimiz gereği şimdi buradasın ey Musa!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hani kız kardeşin gidip, "Size, ona bakacak birisini bulmanızda yardımcı olayım mı?" demişti. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve birisini öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli sınavlarla sınav yaptık. Sonra yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra takdirimiz gereği şimdi buradasın ey Musa!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani kız kardeşin gidip, "Size, ona bakacak birisini bulmanızda yardımcı olayım mı?" demişti. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni annene geri döndürdük. Ve birisini öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık. Ve seni çeşitli sınavlarla sınav yaptık. Sonra yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra takdirimiz gereği şimdi buradasın ey Musa!

    Gültekin Onan

    "Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip denemiştik'. Medyen ehli arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa.

    Hasan Basri Çantay

    Hani hemşiren gidib (şöyle) diyordu. "Ona bakacak bir kimse (te'min etmek üzere) size delaletde bulunayım mı"? Böylece seni tekrar annene verdik ki gözü aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam öldürmüşdün de biz seni o gamdan kurtarmışdık. Seni türlü türlü ibtilalarla imtihaan etmişdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra da (hakkındaki) takdire göre (buraya) geldin ey Musa.

    İbni Kesir

    Hani kızkardeşin gidip diyordu ki: Ona bakacak birini size göstereyim mi? İşte böylece, annen üzülmesin de gözü aydın olsun diye seni ona geri vermiştik. Ve sen, bir cana kıymıştın da; seni üzüntüden kurtarmıştık. Hem seni bir çok musibetlerle denemiştik. Böylece Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra da bir kader üzerine geldin ey Musa.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kız kardeşin gitmiş ve: "O’na bakacak birini size göstereyim mi?" demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri döndürdük. Sen bir adam öldürmüştün de, seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni (önceden de) imtihan etmiştik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da bir takdir üzere geldin ey Mûsâ!

    Süleyman Ateş

    "Kızkardeşin ona bakacak birini size göstereyim mi? diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra belirlediğimiz bir vakitte bize geldin ey Musa!"

    Süleymaniye Vakfı

    Kız kardeşin de orada dolaşıyordu, (seni alanlara) şöyle demişti dipnot 1 : "Buna bakacak birini size göstereyim mi?" Böylece seni tekrar annene kavuşturduk ki mutlu olsun, artık üzülmesin. (Bir gün) birini öldürmüştün dipnot 2 de seni o tasadan da kurtarmıştık. Seni, çeşitli sıkıntılarla imtihan etmiştik. Yıllarca Medyen halkı arasında kalmıştın dipnot 3 . Sonra bir plan dahilinde buraya geldin, ey Musa!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kız kardeşin (arkadan) takip ediyordu. (Onlar seni alınca) şöyle demişti: "Buna bakacak birini size göstereyim mi?" Bu yolla seni anana geri vermiştik ki gözü aydın olsun, kaygılanmasın. (Sonra) birini öldürmüştün de seni o tasadan da kurtarmıştık. Seni çeşitli imtihanlardan geçirmiştik. Nihayet yıllarca Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra bir plan dahilinde buraya geldin, ey Musa.

    Şaban Britch

    Kızkardeşin gitmiş ve: O’na bakacak birini size göstereyim mi? demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri vermişti. Sen bir adam öldürmüştün de seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni (önceden de) imtihan etmiştik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da bir takdire göre geldin ey Musa!

    Şaban Piriş

    Kızkardeşin gitmiş ve: -O'na bakacak birini size göstereyim mi? demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri vermişti. Sen bir adam öldürmüştün de seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni bir çok sınavdan geçirdik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da kader üzerine geldin ey Musa!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hani, kızkardeşin gidiyor, şöyle diyordu: 'Onun bakımını üstlenecek kişiyi size göstereyim mi?' Nihayet, seni annene geri döndürdük ki, gözü aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman seni gamdan kurtarmıştık. Seni iyice bir imtihana çekmiştik. Bunun ardından sen Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra, belirlenen bir vakitte/bir kadere göre geliverdin, ey Musa!"

  33. Tâhâ suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 41. ayet. وَٱصْطَنَعْتُكَ لِنَفْسِى

    Diyanet İşleri

    "Ben seni kendim için seçtim."

    Mehmet Okuyan

    Ben seni kendim için seçmiştim.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira seni kendim için seçip yetiştirmiştim:

    Muhammed Esed

    çünkü, Ben seni Kendime (elçi olarak) seçmiştim.

    Ahmed Hulusi

    "Seni nefsim için seçtim. "

    Ali Bulaç

    "Seni kendim için seçtim."

    Ali Özek ve heyeti

    Seni, kendim için elçi seçtim.

    Ali Rıza Safa

    "Seni, Kendim için seçip yetiştirdim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Seni kendim için yetiştirdim.

    Edip Yüksel

    "Seni kendim için tasarladım." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Musa için kullanılan bu ve benzeri ayetler Muhammed peygamber için kullanılsaydı, Ehli Sünnet vel Cemaat içinde popüler olacak, kitap kapaklarını ve cami duvarlarını süsleyecekti. Muhammed peygamberi uydurma Hadisler yoluyla Tanrı'nın dinine ortak kılmaya çalışan Sünni ve Şii din adamları, Muhammed peygamberi diğer peygamberlerden daha üstün göstermek için bir sürü uydurma Hadise sığınırlar. Mollalarca kabul görmeyen bir "kutsi Hadis" halk arasında çok ünlüdür: * "Levlake, levlake lema halaktul eflak" (Sen olmasaydın, sen olmasaydın, evrenleri yaratmazdım.) "Kutsi Hadis" adı altında Tanrı'ya doğrudan iftira etmekten çekinmeyen Hadisçilerin en güvendiği kaynak olan Buhari, benzeri yalanlarla doludur. * Buhari'deki en uzun "Hadis-i şerif" olan Miraç "mucizesini" incelerseniz, orada Muhammed peygamberin hem putlaştırıldığını ve hem de zeka seviyesine hakaretlerde bulunulduğunu göreceksiniz. * Muhammed peygamberi, altıncı gökteki Musa ile yedinci gökteki Tanrı arasında mekik dokuyarak namaz vakitlerinde indirim yapmaya çalışan saf bir sendika lideri gibi sunan bu ilkel senaryo, vaizler ve imamlar tarafından Miraç kandillerinde coşkuyla sunulur. * "Muhammed peygamber olmasaydı Tanrı bizi günde 50 vakit (28 dakikada bir vakit) namazla öldürecekti" mesajını veren Buhari, aslında Muhammed peygamberin en büyük düşmanlarından birisidir. * Bak 2:285; 3:159; 6:112; 68:42. Bak Kitab-ı Mukaddes
      Jeremiah 1:5 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 1:5

      “Ana rahminde sana biçim vermeden önce tanıdım seni. 2 Doğmadan önce seni ayırdım, 2 Uluslara peygamber atadım.”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      .

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Seni kendim için yarattım.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ben, seni kendim için yetiştirdim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ben seni kendim için yetiştirdim

    Erhan Aktaş

    "Seni Kendim için yetiştirdim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Seni Kendim için yetiştirdim."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Seni kendim için yetiştirdim.

    Gültekin Onan

    "Seni kendim için seçtim."

    Hasan Basri Çantay

    Ben seni kendim için seçdim.

    İbni Kesir

    Ve seni kendim için yetiştirdim.

    Mehmet Alagaş

    (9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve seni kendim için (rasûl olarak) seçtim.

    Süleyman Ateş

    "Seni kendim için yetiştirdim."

    Süleymaniye Vakfı

    Seni kendim için yetiştirdim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni kendim için yetiştirdim.

    Şaban Britch

    Ve seni kendim için seçtim.

    Şaban Piriş

    Ve seni kendime seçtim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Seni kendim için seçip yetiştirdim."

  34. Tâhâ suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 42. ayet. ٱذْهَبْ أَنتَ وَأَخُوكَ بِـَٔايَٰتِى وَلَا تَنِيَا فِى ذِكْرِى

    Diyanet İşleri

    "Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."

    Mehmet Okuyan

    Sen ve kardeşin (Harun) delillerimle gidin! Beni anmada gevşek davranmayın!

    Mustafa İslamoğlu

    (İmdi) sen ve kardeşin verdiğim mucizevi belgelerle yola çıkın; sakın ola adımı (yüceltme) konusunda ihmalkar davranmayın!

    Muhammed Esed

    (Şimdi) sen ve kardeşin, artık Benim mesajlarımla yola çıkın ve sakın Beni anmakta üşengeç davranmayın:

    Ahmed Hulusi

    "Sen ve kardeşin mucizelerimle gidin. . . Beni anarken zayıflık göstermeyin!"

    Ali Bulaç

    "Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın.

    Ali Özek ve heyeti

    "(Ey Mûsâ!) Sen, kardeşinle beraber delillerimle git; beni anmakta kusur etme."

    Ali Rıza Safa

    "Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve Beni anlatmakta gevşeklik göstermeyin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Yüce Allah şöyle buyurdu: "Sen ve kardeşin, ayetlerimizi götürün, beni anmakta gevşek davranmayın!"

    Edip Yüksel

    "Sen ve kardeşin mucize ve ayetlerimi iletin. Beni anmakta gevşek olmayın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sen ve kardeşin mucize ve ayetlerimi iletin. Beni anmakta gevşek olmayın. '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen ve kardeşin mucizelerimle gidin ve Beni anmakta gevşeklik etmeyin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Git ayetlerimle sen ve biraderin. Ve benim zikrimde gevşeklik etmeyin

    Erhan Aktaş

    "Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin. Öğütlerimi duyurmada gevşeklik göstermeyin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin. Öğütlerimi duyurmada gevşeklik göstermeyin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin. Öğütlerimi duyurmada gevşeklik göstermeyin.

    Gültekin Onan

    "Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve beni zikretmede gevşek davranmayın."

    Hasan Basri Çantay

    Sen, kardeşin de beraber olarak, mu'cizelerimle git. ikiniz de beni hatırlayıb anmakda gevşeklik göstermeyin.

    İbni Kesir

    Sen ve kardeşin ayetlerimle git. İkiniz de Beni zikretmede gevşek davranmayın.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen ve kardeşin âyetlerimle gidin. Beni anmakta gevşeklik göstermeyin.

    Süleyman Ateş

    "Sen ve kardeşin, ayetlerimi götürün, beni anmakta gevşeklik etmeyin."

    Süleymaniye Vakfı

    Sen ve kardeşin, mucizelerimle gidin. Benim zikrim konusunda dipnot 1 gevşeklik etmeyin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa aleyhisselam Allah Teala'ya, Harun'u kendine yardımcı yapması halinde çokça zikir konusunda söz vermişti. Allah burada onun verdiği sözü hatırlattı (Taha 20/33-34).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kardeşini yanına al ve belgelerimle birlikte git. İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin.

    Şaban Britch

    Sen, kardeşinle birlikte ayetlerimle gidin, ikiniz de beni anmada gevşek davranmayın.

    Şaban Piriş

    Sen, kardeşinle birlikte mucizelerimle gidin, ikiniz de beni anmada gevşek davranmayın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sen ve kardeşin, ayetlerimi götürün; beni anmakta gevşeklik etmeyin."

  35. Tâhâ suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 43. ayet. ٱذْهَبَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır."

    Mehmet Okuyan

    Firavun'a gidin; şüphesiz ki o iyice azdı.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ikiniz doğruca Firavun'a gidin, çünkü o pek azdı!

    Muhammed Esed

    İkiniz birlikte doğruca Firavun'a gidin; çünkü o gerçekten her türlü ölçüyü aşmış bulunuyor!

    Ahmed Hulusi

    "İkiniz gidin Firavun'a! Muhakkak ki o taşkınlık etmiştir. "

    Ali Bulaç

    "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor."

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı.

    Ali Rıza Safa

    "Siz ikiniz; Firavun'a gidin! Aslında, o, iyice azıttı!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Firavun'a gidin! Doğrusu o azmıştır."

    Edip Yüksel

    "İkiniz Firavuna gidin; çünkü o azdı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'İkiniz Firavun'a gidin; çünkü o azdı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun'a gidin; çünkü o, pek azıttı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fir'avna gidin çünkü o pek azdı

    Erhan Aktaş

    "İkiniz de Firavun'a gidin. Kuşkusuz o azgınlaştı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "İkiniz de Firavun'a gidin. Kuşkusuz o azgınlaştı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İkiniz de Firavun'a gidin. Kuşkusuz o azgınlaştı.

    Gültekin Onan

    "İkiniz Firavuna gidin, çünkü o azmış bulunuyor."

    Hasan Basri Çantay

    Fir'avna gidin. Çünkü o, hakıykaten azdı.

    İbni Kesir

    Firavun'a gidin, doğrusu o, azmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İkiniz Firavun’a gidin. Çünkü o haddini aşmıştır.

    Süleyman Ateş

    "Fir'avn'e gidin, çünkü o azdı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun'a gidin; o haddini aştı.

    Şaban Britch

    Firavuna gidin, çünkü o azdı.

    Şaban Piriş

    Firavuna gidin, çünkü o azdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Firavun'a gidin, çünkü o azdı."

  36. Tâhâ suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 44. ayet. فَقُولَا لَهُۥ قَوْلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُۥ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar."

    Mehmet Okuyan

    Ona yumuşak söz söyleyin; umulur ki (gerçeği) hatırlar veya saygı duyar!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette verilen bilgilerden hareketle, muhatap her kim olursa olsun ona yumuşak ve etkili söz söylemek gerektiği anlaşılmaktadır. Çünkü Firavun bile kendisine bu şekilde davranılmaya değer ve layık görülmüşse, bu âlemde başka hiç kimsenin tebliğde bundan daha fazlasını hak etmediğini bilmeliyiz.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat ona konuşurken yumuşak bir üslup kullanın! (O zaman) belki söz dinler, ya da en azından (daha ileri gitmekten) çekinir.

    Muhammed Esed

    Ama onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki aklını başına toplar, yahut (böylece, en azından kendisine) gözdağı verilmiş olur."

    Ahmed Hulusi

    "Ona yumuşak söz söyleyiniz! Belki düşünüp değerlendirir yahut haşyet duyar!"

    Ali Bulaç

    "Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar."

    Ali Özek ve heyeti

    Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar .

    Ali Rıza Safa

    "Onunla, yumuşak bir dille konuşun; böylece, belki öğüt alır veya korkar!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ona yumuşak söz söyleyin, belki düşünür veya saygı duyar."

    Edip Yüksel

    "Ona yumuşak bir dil kullanın; olur ki öğüt alır veya saygı duyar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ona yumuşak bir dil kullanın; olur ki öğüt alır veya saygı duyar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Varın da ona yumuşak dille söyleyin; belki dinler veya korkar."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Varın da ona belki dinler veya korkar diye yumuşak dille söyleyin

    Erhan Aktaş

    "Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya huşu dipnot 1 duyar."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Saygı duyar da azgınlıkta daha ileri gitmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya huşu dipnot 1 duyar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Saygı duyar da azgınlıkta daha ileri gitmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya çekinip sakınır.

    Gültekin Onan

    "Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar."

    Hasan Basri Çantay

    (Gidin de) ona yumuşak söz söyleyin. Olur ki nasıyhat dinler, yahud (Allahdan) korkar.

    İbni Kesir

    Ve ona yumuşak söz söyleyin, belki nasihat dinler veya korkar.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.

    Süleyman Ateş

    "Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona yumuşak söz söyleyin. Belki aklını başına alır veya korkar."

    Şaban Britch

    Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.

    Şaban Piriş

    Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ona yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin; belki öğüt alır, yahut ürperir."

  37. Tâhâ suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 45. ayet. قَالَا رَبَّنَآ إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفْرُطَ عَلَيْنَآ أَوْ أَن يَطْغَىٰ

    Diyanet İşleri

    Musa ve Harun, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz."

    Mehmet Okuyan

    (Musa ve Harun) "Rabbimiz! Doğrusu, onun bize kötülük yapmasından veya iyice azmasından endişe ediyoruz." demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    O ikisi "Rabbimiz!" dediler, "doğrusu biz, bize aşırı şiddet uygulamasından veya daha da azgınlaşmasından korkarız."

    Muhammed Esed

    (Musa ile Harun:) "Ey Rabbimiz!" dediler, "onun bize düşmanca davranmasından yahut azgınlık(ta devam) etmesinden korkarız".

    Ahmed Hulusi

    "Rabbimiz! Doğrusu biz, bizim aşırı üstümüze gelmesinden veya taşkınlık yapmasından korkarız" dediler.

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten, onun bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından' ya da 'azgın davranmasından' korkuyoruz."

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından yahut iyice azmasından endişe ediyoruz.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Efendimiz! Aslında, bize karşı taşkınlık yapmasından veya azgın davranmasından korkuyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa ve kardeşi, "Ey Rabbimiz, onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız" dediler.

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Efendimiz, onun bize karşı saldırı ve taşkınlıkta bulunmasından korkuyoruz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Rabbimiz, onun bize karşı saldırı ve taşkınlıkta bulunmasından korkuyoruz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Ey Rabbimiz, bize şiddetle saldırmasından veya azgınlığının artmasından korkarız!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbena dediler, korkarız ki bize şiddetle saldırır, yahud tuğyanını artırır

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz! Onun bize karşı aşırı gitmesinden veya azgınlık yapmasından çekiniyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'imiz! Onun bize karşı aşırı gitmesinden veya azgınlık yapmasından çekiniyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz! Onun bize karşı aşırı gitmesinden veya azgınlık yapmasından çekiniyoruz." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten, onun bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından' ya da 'azgın davranmasından' korkuyoruz."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Ey Rabbimiz, doğrusu onun bize karşı aşırı gitmesinden, yahud tuğyanını artırmasından endişe ediyoruz biz".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Rabbımız; onun bize taşkınlık yapmasından veya azgın davranmasından endişe ederiz.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Rabbimiz, biz, bize karşı aşırı gitmesinden yahut azgınlığını arttırmasından korkarız” dediler.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Rabbimiz, onun bize taşkınlık etmesinden, yahut iyice azmasından korkuyoruz."

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Rabbimiz! Bize kötü davranmasından veya taşkınlık etmesinden korkuyoruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Rabbimiz! Bize karşı çok ileri gider veya haddi aşar diye korkuyoruz."

    Şaban Britch

    Rabbimiz, biz onun bize taşkınlık yapmasından veya azmasından korkuyoruz, dediler.

    Şaban Piriş

    -Rabbimiz, biz onun bize taşkınlık yapmasından veya azmasından korkuyoruz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Rabbimiz, onun aleyhimizde bir taşkınlık yapmasından yahut yine azmasından korkuyoruz."

  38. Tâhâ suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 46. ayet. قَالَ لَا تَخَافَآ إِنَّنِى مَعَكُمَآ أَسْمَعُ وَأَرَىٰ

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle dedi: "Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm."

    Mehmet Okuyan

    (Allah ise şöyle) demişti: "Korkmayın, elbette ben sizinle beraberim, duyuyor ve görüyorum. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle din tebliğcileri için son derece önemli bir moral sunmaktadır: Yüce Allah için yola çıkanlar bilmelidir ki O onlarla beraberdir; onların destekçisidir. Allah'ın beraberliğini elde eden kişinin kayıp riski kalmayacaktır. Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:15.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah) "Korkmayınız" dedi, "Şu kesin ki Ben sizinle birlikteyim; her şeyi duyuyor ve görüyorum.

    Muhammed Esed

    (Allah:) "Korkmayın!" diye cevap verdi, "Şüphesiz (Ben her şeyi) işiterek ve görerek, sizin yanınızda olacağım.

    Ahmed Hulusi

    "Korkmayın! Muhakkak ki Ben sizinle olarak işitir ve görürüm (maiyet sırrı)" dedi. (Sahih Kudsi hadis: ". . . . . . Ben kulumun görür gözü işitir kulağı olurum. . . . . . ")

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Korkmayın, çünkü ben sizinle birlikteyim; işitiyorum ve görüyorum."

    Ali Özek ve heyeti

    Buyurdu ki: Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm.

    Ali Rıza Safa

    "Korkma!" dedi; "Kuşkusuz, sizinle birlikteyim; duyuyorum ve görüyorum!" dipnot 249

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 249
      Allah'ın, Musa ve Harun peygamberlerle birlikte olduğunu bildirmesi, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 4:15 ayetinde, şöyle yazılıdır: "Ağabeyin Harun'la konuş; ne söylemesi gerektiğini anlat. İkinizin konuşmasına yardımcı olacağım; ne yapacağınızı size öğreteceğim."

    Bayraktar Bayraklı

    Yüce Allah, "Korkmayın, çünkü ben, sizinle beraberim; işitir ve görürüm."

    Edip Yüksel

    "Korkmayın" dedi, "Ben sizinle birlikteyim; görüyorum ve işitiyorum."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Korkmayın,' dedi, 'Ben sizinle birlikteyim; görüyorum ve işitiyorum.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah: "Korkmayın, çünkü Ben sizinle beraberim; işitirim ve görürüm.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Korkmayın buyurdu: çünkü ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm

    Erhan Aktaş

    "Korkmayın! Kuşkusuz Ben sizinle birlikteyim. İşitir ve görürüm." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Korkmayın! Kuşkusuz Ben sizinle birlikteyim. İşitir ve görürüm." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Çekinmeyin! Kuşkusuz Ben sizinle birlikteyim. İşitir ve görürüm." dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Korkmayın, çünkü ben sizinle birlikteyim; işitiyorum ve görüyorum."

    Hasan Basri Çantay

    Buyurdu: "Korkmayın. Çünkü ben sizinle beraberim. Ben (her şey'i) işidirim, görürüm".

    İbni Kesir

    Buyurdu: Korkmayın, Ben sizinle beraberim, hem görür, hem de işitirim.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Korkmayın! Ben sizinle beraberim. İşitir ve görürüm." diye buyurdu.

    Süleyman Ateş

    "Korkmayın, dedi, ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Korkmayın, ben sizinle beraberim; dinlerim ve görürüm" dedi.

    Şaban Britch

    Korkmayın, dedi. Ben sizinle beraberim. İşitir, görürüm, dedi.

    Şaban Piriş

    -Korkmayın, dedi. Ben sizin yanınızdayım. Sizi işitip görürüm, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Buyurdu: "Korkmayın! Ben sizinle beraberim; işitiyorum, görüyorum."

  39. Tâhâ suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 47. ayet. فَأْتِيَاهُ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَٰكَ بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكَ وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلْهُدَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    "Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' "

    Mehmet Okuyan

    Ona (Firavun'a) gidin ve deyin ki: ‘Şüphesiz ki biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle gönder; onlara eziyet etme! Elbette biz sana Rabbinden bir delil ile geldik. Selam, rehbere (vayhe) uyanlara olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Haydi, artık ona gidiniz ve deyiniz ki: "Biz ikimiz Rabbinin elçileriyiz; artık İsrailoğullarının bizimle birlikte çıkıp gitmesine izin ver; onlara yaptığın işkenceye de derhal bir son ver! Doğrusu biz sana Rabbinden bir belgeyle gelmişiz; sonuçta gerçek kurtuluş, O'nun yolunu izleyenlerin olacaktır.

    Muhammed Esed

    Öyleyse artık ona gidin ve deyin ki: 'Biz ikimiz senin Rabbinin elçileriyiz; bunun için, İsrailoğulları'nın bizimle gelmesine izin ver ve onlara (artık) sıkıntı çektirme. Biz sana Rabbinden bir mesajla geldik; ve (bil ki O'nun bahşedeceği) nihai kurtuluş ve esenlik (yalnızca, O'nun gösterdiği) yolu izleyen kimselerin olacaktır:

    Ahmed Hulusi

    "Artık ona gelin ve deyin ki: Gerçekten senin Rabbinin Rasulleriyiz! İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azap etme! Gerçekten biz sana, senin Rabbin tarafından bir mucize olarak geldik. . . Selam, kılavuza tabi olanlara olsun. "

    Ali Bulaç

    "Haydi ona gidin de deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz, İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder ve onlara (artık) azab verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun."

    Ali Özek ve heyeti

    Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını hemen bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir mucize (âyet) getirdik. Kurtuluş, hidâyete uyanlarındır.

    Ali Rıza Safa

    "Haydi, ona gidin ve şunu söyleyin: ‘Aslında, biz, Efendinin elçileriyiz. Artık, İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara ezinç verme. Efendinden, sana bir mucize getirdik. Doğru yolu izleyenlere selam olsun!' " dipnot 250

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 250
      Musa peygamberin, kardeşi Harun peygamberle birlikte, Allah'ın elçileri olarak Firavun'a gönderilmeleri, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 7:1,2 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Ve Rab, Musa'ya dedi ki: ‘Seni, Firavun'a karşı tanrı gibi yaptım. Kardeşin Harun, senin peygamberin olacak. Sana verdiğim buyrukları kardeşine anlat. O da İsrailoğullarını bırakmasını Firavun'a söylesin.'"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ona gidin ve şöyle söyleyin: Doğrusu, biz senin Rabbinin peygamberleriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder; onlara bir eziyet etme! Rabbinden sana bir ayet getirdik. Selam/esenlik doğru yolda gidene olsun."

    Edip Yüksel

    "Ona varın ve deyin ki, ‘Biz ikimiz Efendinin elçileriyiz. İsrail oğullarına yaptığın işkenceye son ver ve onları bizimle gönder. Biz sana, Efendinden bir ayet ile geldik. Doğru yolu izleyenlere selam (barış) olsun.'"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ona varın ve deyin ki, 'Biz ikimiz Rabbinin elçileriyiz. İsrail oğullarına yaptığın işkenceye son ver ve onları bizimle gönder. Biz sana, Rabbinden bir ayet ile geldik. Doğru yolu izleyenlere selam (barış) olsun.' '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haydi, varın da ona deyin ki: "Haberin olsun, biz Rabbinin elçileriyiz, artık İsrail oğullarını bizimle gönder, onlara işkence etme, biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik, selam da doğruya uyanlara!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haydin varın da ona deyin ki haberin olsun biz rabbının Resulleriyiz, artık Beni İsraili bizimle gönder ve onları ta'zib etme, biz sana rabbından bir ayetle geldik, selam da doğruya tabi' olanadır

    Gültekin Onan

    "Haydi ona gidin de deyin ki: Biz senin rabbinin elçileriyiz, İsrailoğullarını bizimle birtikte gönder ve onlara (artık) azab verme. Sana rabbinden bir ayet ile geldik. Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun."

    Hasan Basri Çantay

    "Hemen gidin de ona (şöyle) deyin: — Biz Rabbinin iki elçisiyiz. Artık İsrail oğullarını bizimle gönder. Onlara işkence etme. Biz sana Rabbinden hakıyki bir ayet getirdik. Selam (ve selamet), doğruya tabi olanlara".

    İbni Kesir

    Haydi ona gidin ve deyin ki: Doğrusu biz, senin Rabbının elçileriyiz. Artık İsrailoğullarını bizimle gönder ve onlara azab etme. Hem biz, Rabbından sana bir ayetle geldik. Hidayete tabi olanların üzerine selam olsun

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Haydi gidin ona ve deyin ki: "Biz, Rabbinin rasûlleriyiz. İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara eziyet etme. Biz sana Rabbinden bir ayet getirdik. Selam hidayete uyanlarındır."

    Süleyman Ateş

    "Haydi, varın ona, deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz; İsrail oğullarını bizimle gönder, onlara azab etme. Biz Rabbinden sana bir ayet getirdik. Esenlik, hidayete uyanlaradır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hemen gidin de ona deyin ki "Biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrail oğullarını serbest bırak da bizimle gelsinler. Onlara eziyet edip durma. Bak, biz sana Rabbinden bir belge (ayet) getirdik. O'nun yoluna giren esenlik ve güvenliğe (selamete) erer.

    Şaban Britch

    Haydi gidin ona ve deyin ki: Biz, Rabbinin rasûlleriyiz. İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara eziyet etme. Biz sana Rabbinden bir ayet getirdik. Selam hidayete uyanlarındır.

    Şaban Piriş

    Haydi gidin ona ve deyin ki: Biz, Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle gönder, onlara eziyet etme. Biz sana Rabbin'den bir mucize getirdik. Selam yol göstericiye uyanlara.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hadi gidin ona! Deyin ki; "Biz senin Rabbinin iki resulüyüz. İsrailoğullarını bizimle gönder, onlara işkence etme! Rabbinden sana bir mucize getirdik. Selam, hidayete uyanlaradır."

  40. Tâhâ suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 48. ayet. إِنَّا قَدْ أُوحِىَ إِلَيْنَآ أَنَّ ٱلْعَذَابَ عَلَىٰ مَن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu."

    Mehmet Okuyan

    Azabın, (gerçeği) yalanlayıp yüz çevirenlere (uygulanacağı) elbette bize vahyolunmuştur."

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de unutmayın ki, (büyük) azabın hakikatı yalanlayan ve ondan yüz çevirenlerin üzerine olacağı bize vahyolunmuştur."

    Muhammed Esed

    Çünkü, bakın, (öte dünyada) azabın, hakkı yalanlayıp (ona) sırt çevirenlerin başına çökeceği bize vahyedildi!"

    Ahmed Hulusi

    "Bize azabın, yalanlayan ve yüz çeviren üzerine olacağı vahyolundu. "

    Ali Bulaç

    "Gerçekten bize vahyolundu ki: Doğrusu azab, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üstünedir."

    Ali Özek ve heyeti

    Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir.

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, yalanlayanların ve yüz çevirenlerin cezalandırılacağı bize bildirildi!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu."

    Edip Yüksel

    "‘Bize vahiy edildi: Yalanlayıp yüz çevirenler cezalandırılacaktır.'" dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Tanrı'nın Musa'ya dikte ettirdiği sözler Musa'ya tekrarlattırılmadan Firavunun o sözlere verdiği cevaba geçiliyor. Kuran'ın anlatım dili, okuyucu tarafından doldurulabilecek boşluklarla veya ilişkilerle doludur. Böylece hem istenmeyen tekrarlardan kaçınılmış oluyor ve hem de okuyucunun beyni harekete geçiriliyor. Kuran, pasif ve beyince tembel okuyucuyu sevmez. * Tembel okuyucu da Kuran'dan gereken lezzeti alamaz. Bu anlatım biçiminin bir başka örneği için 12:83 ayetine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ' 'Bize vahyedildi: Yalanlayıp yüz çevirenler cezalandırılacaktır.' '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnan ki, bize, azabın, kesinlikle yalanlayıp yüz çevirene olduğu vahyolundu."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnan ki bize şöyle vahyolundu: her halde azab, tekzib edip yüz çevirenedir

    Erhan Aktaş

    "Bize, yalanlayıp aldırmayanların azaba uğrayacakları vahyolundu."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bize, yalanlayıp aldırmayanların azaba uğrayacakları vahyolundu."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bize, yalanlayıp aldırmayanların azaba uğrayacakları vahyolundu.

    Gültekin Onan

    "Gerçekten bize vahyolundu ki: Doğrusu azab, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üstünedir."

    Hasan Basri Çantay

    "Bize şu hakıykat vahy olundu ki şübhesiz azab, (peygamberleri) tekzib edenlerin ve (Hakdan) yüz çevirenlerin tepesindedir".

    İbni Kesir

    Doğrusu bize vahyolundu ki; yalanlayıp sırt çevirene azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bize vahyolundu ki, kim yalanlar ve yüz çevirirse ona azap vardır."

    Süleyman Ateş

    "Bize, yalanlayıp yüz çevirenin, azaba uğrayacağı vahyolundu."

    Süleymaniye Vakfı

    Bize şu vahyedildi: Azap, yalana sarılan ve (doğrulara) sırt çevirenleredir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bize şöyle vahyedildi: ‘Kim yalana sarılır, sırt çevirirse azaba uğrar.'"

    Şaban Britch

    Bize vahyolundu ki, kim yalanlar ve yüz çevirirse ona azap vardır.

    Şaban Piriş

    Bize vahyolundu ki kim yalanlar ve yüz çevirirse ona azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Azabın, yalanlayıp yüz çevirenler üzerine olacağı bize vahyedildi."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.