Diyanet İşleri
"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 12. ayet. إِنِّىٓ أَنَا۠ رَبُّكَ فَٱخْلَعْ نَعْلَيْكَ إِنَّكَ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
innî ene rabbüke faḫla` na`leyk. inneke bilvâdi-lmüḳaddesi ṭuvâ.
"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti.
Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"
"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."
"Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."
"Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."
"Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
12. “Gerçekten ben senin Rabbinim, hemen papuçlarını çıkar. Çünkü sen kutsal vadi Tuvâ’dasın.” O’na Rabbi olduğunu haber verdi ve münacat için gereken şekilde hazırlanarak buna önem vermesini, o nedenle de papuçlarını çıkartmasını emretti. Çünkü O, gerçekten mukaddes, tertemiz ve ta’zimi hak eden bir vadide idi. Eğer bu vadinin sadece Allah’ın Kelîmi Mûsâ’ya seslenmesi için seçtiği yer olmasının dışında bir kutsallığı olmasaydı bu, bile tek başına yeterdi. Müfessirlerin pek çoğu şöyle demişlerdir: “Yüce Allah’ın ona papuçlarını çıkartmasını emretmesinin sebebi, bunların eşek derisinden yapılmış olmalarıydı.” Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
"Şüphesiz ki ben senin Rabbinim! Benimle münacat etmeye hazırlanman için ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen tertemiz olan (Tuvâ) vadisindesin."
Aynı kök: طوي (5 geçiş) · Aynı kök: قدس (10 geçiş) · Aynı kök: ودي (12 geçiş)
Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
Aynı kök: قدس (10 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz."
Aynı kök: طوي (5 geçiş)
Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad…
Aynı kök: طوي (5 geçiş)
Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O'nun elindedir. Gökler de O'nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak…
Aynı kök: قدس (10 geçiş)
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kök: قدس (10 geçiş)
Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs…
Aynı kök: ودي (12 geçiş)
Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…
Aynı kök: ودي (12 geçiş)
Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah'ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini…
Tamamı: yazma kataloğu
Gerçek fotoğraf
Günümüz Sînâ coğrafyasının fotoğrafıdır. Mûsâ'nın yaşadığı dönemin görüntüsü değildir ve AI canlandırmasıyla karıştırılmamalıdır.
Ayet: Tâhâ 9-12 · Naziât 15-16
Vyacheslav Argenberg · Own work · CC BY 4.0
Gerçek fotoğraf
Günümüz Sînâ coğrafyasının fotoğrafıdır; tarihsel sahne değildir.
Ayet: Tâhâ 9-12
Vyacheslav Argenberg · Own work · CC BY 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Ey Musa! Şüphesiz ki ben -evet ben- senin Rabbin'im! Hemen ayakkabılarını çıkar! Şüphesiz ki sen (iki kez) kutsanmış Tuvâ Vadi(si'n)desin! dipnot 1
"Benim, Ben! Senin Rabbin! Şimdi ayakkabılarını çıkar! Çünkü sen iki kez kutsal kılınmış vadidesin!
"Benim, Ben! Senin Rabbin! Öyleyse artık pabuçlarını çıkar! Ve bil ki, sen iki kez kutlu kılınmış vadidesin.
"Kesinlikle ben, ben Rabbinim! Hemen iki nalınını (beden ve bilinç bağlarını terk et; şuur olarak kal) çıkar; gerçekten sen mukaddes vadin Tuva'dasın!"
"Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın."
Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ'dasın!
"Kuşkusuz, Ben, senin Efendinim!" "Şimdi, pabuçlarını çıkar! Kuşkusuz, Kutsal Vadi Tuva'dasın!" dipnot 245
"Şüphesiz, ben senin Rabbinim; ayağındaki pabuçları çıkar! Çünkü sen kutsal vadi Tuva'dasın!"
"Ben, evet Ben senin Efendinim. Sandaletlerini çıkar. Çünkü sen kutsal vadide, Tuva'dasın."
'Ben, evet Ben senin Rabbinim. Sandallarını çıkar. Çünkü sen kutsal vadide, Tuva'dasın.'
Haberin olsun, Benim Ben, Rabbin, hemen pabuçlarını çıkar; çünkü sen mukaddes vadide, Tuva'dasın!
Ya Musa haberin olsun benim, ben rabbım, hemen papuşlarını çıkar çünkü sen mukaddes vadide tuvadasın
"Ben senin Rabb'inim. Şimdi ayakkabılarını çıkar. dipnot 1 Sen temizlenmiş vadide, Tuva'dasın. dipnot 2 "
"Ben senin Rabb'inim. Şimdi ayakkabılarını çıkar dipnot 1 . Sen temizlenmiş vadide, Tuva'dasın. dipnot 2 "
Ben senin Rabb'inim. Şimdi "ayakkabılarını çıkar" dipnot 1 . Sen temizlenmiş vadide, Tuvada'sın. dipnot 2
"Gerçekten ben, ben senin rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın."
Şübhesiz ben im ben senin Rabbin. Haydi pabuşlarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadide, "Tuvaa" dasın.
Şüphesiz ki senin Rabbın Benim, Ben. Pabuçlarını çıkar. Zira sen mukaddes vadide, Tuva'dasın.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
"Ben senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar. Sen mukaddes Tûvâ Vadisi'ndesin."
"Ben, (evet) ben senin Rabbinim! Pabuçlarını çıkar. Çünkü sen, kutsal vadide, Tuva'dasın."
Ben senin Rabbinim /Sahibinim. Ayakkabılarını çıkar! Çünkü sen, kutsal Tuva Vadisi'ndesin dipnot 1 .
"Ben, evet ben! Senin Rabbinim dipnot 1 . Ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen, kutsal Tuva vadisindesin.
Ben senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar. Sen mukaddes Tûvâ vadisindesin.
Ben, senin Rabbinim! Ayakkabılarını çıkar. Sen mukaddes Tuva vadisindesin.
"Benim ben, senin Rabbin! Hadi, pabuçlarını çıkar; sen kutsal vadide, Tuva'dasın."
"I am Allah, your Creator; you are in My Presence, therefore, take off your shoes, you are in The Sacred Valley, Tuwa*
I am your Lord. Take off your shoes: you are in the sacred valley of Tuwa.
"Verily I am thy Lord! therefore (in My presence) put off thy shoes: thou art in the sacred valley Tuwa.
Verily I am your Lord! Take off your shoes. dipnot 1 You are in the sacred valley, Tuwa! dipnot 2
I am your Lord. Take off your sandals. You are in the holy valley of Tuwa.
"Verily I am your Lord! So take off your shoes; you are in the sacred valley, Tuwa.
Indeed I am your Lord! So take off your sandals. You are indeed in the sacred valley of ±uwā.
`Verily, I alone am your Lord. So take off your shoes (and stay, and make your heart free from every care), for you are in the sacred Valley of Tuwâ.
I am thy Lord; put off thy shoes; thou art in the holy valley, Towa.
"I am your Lord. Take off your sandals. You are in the sacred valley of Tuwa"
verily, I am thy Lord, so take off thy sandals; verily, thou art in the holy valley Tuva,
"I am your Lord, so take off your slippers, you are in the holy valley Tawa."
Verily I am thy Lord: Wherefore put off thy shoes; for thou art in the sacred valley Towa.
And when he came to it he was addressed, "O Moses!
Surely I, Ever I, am your Lord. So take off your shoes, surely you are in the holy valley, Tuwa.
Lo! I, even I, am thy Lord, So take off thy shoes, for lo! thou art in the holy valley of Tuwa.
"O Moses, I am verily your Lord, so take off your shoes, for you are in the holy plain of Towa.
Verily, I am thy Sustainer! Take off, then, thy sandals! Behold, thou art in the twice hallowed valley,
It is truly I. I am your Lord! So take off your sandals, for you are in the sacred valley of Ṭuwa.
"I am your Lord, so take off your slippers, you are in the holy valley Tawa. "
"I am your Lord; remove your sandals. You are in the sacred valley, Tuwaa.
Indeed, I am your Lord, so remove your sandals. Indeed, you are in the sacred valley of Tuwa.
“I am thy Lord; so remove thou thy sandals; thou art in the sacred valley of Ṭuwa.
Verily, I am your Lord! Take off your sandals, verily, you are in the sacred valley of Tuwa. " (Your quest for the Truth is over. So lighten the burdens of your search. Now you are in the Sacred Valley of Revelation).
"Surely I am your Lord! Therefore (in My presence) remove your shoes: You are in the sacred valley Tuwa:
it is Me, your Lord, so remove your shoes; you are in the sacred valley of Tuwā.
"I am your Lord, so take off your slippers; you are in the holy valley Tuwa."