Diyanet İşleri
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 23. ayet. لِنُرِيَكَ مِنْ ءَايَٰتِنَا ٱلْكُبْرَى
linüriyeke min âyâtine-lkübrâ.
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
Musa da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
"Firavun'a git, çünkü o azmıştır."
Musa, dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver."
"İşimi bana kolaylaştır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
23. “(Bu) sana en büyük mucizelerimizden bazılarını gösterelim diyedir.” Bu sözünü ettiğimiz asanın yürüyen bir yılana dönmesini ve elinin bakanlar için koynundan bembeyaz çıkmasını, sana risaletinin doğruluğuna ve getirdiklerinin hakikatine delâlet edecek bu büyük mucizeleri göstermek için, böylelikle de kalbin mutmain olsun, ilmin artsın, Allah’ın seni koruyacağına ve sana yardımcı olacağına dair vaadine güvenesin ve bu, kendilerine peygamber olarak gönderildiğin kimselere karşı bir delil ve belge olsun diyedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Musa!- Biz sana bu iki ayeti gösterdik. Zira bu iki büyük ayet kudretimize delalet eden büyük ayetlerimizin bir kısmıdır. Bir de Yüce Allah katından gönderilmiş bir resul olduğunu gösteren birer mucizedir.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kibir
Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kibir
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kibir
Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin…
Ortak kavram: Kibir
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…
Ortak kavram: Kibir
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Ortak kavram: Kibir
Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(22, 23) Elini koltuğunun altına koy; en büyük ayetlerimizden (mucizelerimizden) birini sana göstermemiz için bir başka ayet (mucize) olarak elin kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıkacaktır" dipnot 1 demişti. dipnot 2
ki bu sayede, sana en büyük mucizelerimizden birini gösterebilelim..."
ki böylece sana büyük mucizelerimizden bir kısmını göstermiş olalım.
"Sana en büyük mucizelerimizden gösterelim böylece!"
"Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım."
Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.
"Büyük mucizelerimizden sana göstermiş olalım!"
"Ta ki, sana en büyük ayetlerimizden bazılarını gösterelim."
"Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını gösterelim."
'Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını gösterelim.'
Sana en büyük mucizelerimizden bir kısmını gösterelim diye.
ki sana en büyük ayetlerimizden gösterelim
"Bununla daha büyük ayetlerimizden dipnot 1 bazılarını sana gösterelim."
"Bununla daha büyük ayetlerimizden dipnot 1 bazılarını sana gösterelim."
Bununla daha büyük ayetlerimizden dipnot 1 bazılarını sana gösterelim.
"Öyle ki, sana büyük ayetlerimizden (birini) göstermiş olalım."
"Taki sana en büyük ayetlerimizden (birini daha) gösterelim".
Bununla sana daha büyük mucizelerimizi gösterelim.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Böylece sana büyük mucizelerimizden gösterelim.
"Ki sana en büyük mu'cizelerimizden bazılarını göstermiş olalım"
Bunlar, en büyük mucizelerimizden bazısını sana gösterelim diyedir.
Bunları yapmamız, en büyük belgelerimizden (ayetlerimizden) bazısını sana gösterelim diyedir.
Böylece sana büyük mucizelerimizden gösterelim.
Sana büyük mucizelerimizden gösterelim.
"Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını göstereceğiz."
"This is just to make you witness personally Our Omnipotence as featured in what We show you of Our signs so that you satisfy your reason, have peace of mind and rest assured and be capable of carrying the great responsibility of fulfilling your obligation".
We do this to show you some of Our greatest signs.
"In order that We may show thee (two) of our Greater Signs.
for We shall show you some of Our greatest Signs.
In this way We show you some of Our greatest Signs.
"That We may show you (some) of Our Greater Signs.
that We may show you some of Our great signs.
`(We have given you these signs) so that we may show you some of Our greater signs.
So We would show thee some of Our greatest signs.
"This is the second miracle that I let you perform. "
to show thee of our great signs!
"This is to show you Our great signs."
That we may shew thee some of our greatest signs.
"But press your hand to your side, it shall come forth white without harm, as another sign.
That We may show you (some) of Our greatest signs.
That We may show thee (some) of Our greater portents,
That We may go on showing you Our greater signs.
so that We might make thee aware of some of Our greatest wonders.
so that We may show you some of Our greatest signs.
"This is to show you Our great signs. "
"We thus show you some of our great portents.
That We may show you [some] of Our greater signs.
“That We might show thee some of Our greater proofs.
We will show you some of Our great Signs (witness how the strength of the Truth can bring about great Revolutions (17:1), (79:20)).
"That We may show you (two) of Our Greater Signs.
so that We may show you some of Our great signs.
"This is to show you Our great signs."