Diyanet İşleri
"Firavun'a git, çünkü o azmıştır."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 24. ayet. ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
iẕheb ilâ fir`avne innehû ṭagâ.
"Firavun'a git, çünkü o azmıştır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
"Firavun'a git, çünkü o azmıştır."
Musa, dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver."
"İşimi bana kolaylaştır."
(27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
24. Yüce Allah, Mûsâ’ya vahyedip ona peygamberlik verdikten, göz kamaştırıcı mucizeleri gösterdikten sonra onu Mısır kralı Firavun’a elçi olarak görevlendirip şöyle buyurdu: “Firavun’a git. Çünkü o, azdı.” Küfür ve fesatta, yeryüzünde büyüklük taslamada, zayıfları kahr-u perişan etmede haddi aşmış ve azgınlaşmıştır. O kadar ki kahrolasıca rubûbiyet ve ulûhiyet iddiasında bile bulunmuştur. Onun bu azgınlaşması da helakine sebep olmuştur. Yüce Allah’ın rahmeti, hikmeti ve adaletinin bir tecellisi olarak O, peygamberlerle delillerini ortaya koymadan kimseye azap etmez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Musa!- Firavun'a git. Şüphesiz ki o küfürde haddi aşmış ve Allah'a karşı isyan etmiştir.
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır."
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa ve Harun, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz."
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
"Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Allah şöyle demişti): "Firavun'a git! O iyice azdı."
"(Artık) Firavun'a git, çünkü o iyice azgınlaştı!"
(Ve şimdi artık) o Firavun'a git; çünkü o, gerçekten her türlü ölçüyü çiğneyip geçti."
"Git Firavun'a! Muhakkak ki o iyice azdı!"
"Firavun'a git, çünkü o azmış bulunuyor."
Firavun’a git. Çünkü o iyice azdı.
"Firavun'a git; aslında, o, iyice azıttı!"
"Firavun'a git! Çünkü o iyice azdı."
"Firavuna git, çünkü o azdı."
'Firavun'a git, çünkü o azdı.'
Firavuna git, çünkü o pek azıttı."
Git Fir'avna zira o pek azdı
"Firavuna git! Çünkü o azgınlaştı."
"Firavuna git! Çünkü o azgınlaştı."
Firavuna git! Çünkü o azgınlaştı.
"Firavun'a git, çünkü o azmış bulunuyor."
"Fir'avna git. Çünkü o, hakıykaten azdı".
Firavun'a git, doğrusu o, azmıştır.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Firavun’a git, çünkü o iyice azdı.
"İmdi sen Fir'avn'e git: çünkü o azdı."
Haydi, Firavun'a git; o taşkınlık etti dipnot 1 !"
Haydı, Firavun'a git. Çünkü o iyice azgınlaştı."
Firavuna git, çünkü o azdı.
Firavuna git, çünkü o azdı.
"Firavun'a git; çünkü o, azdı."
"Go to Pharaoh", Allah said, "he has transgressed all bounds".
Go to Pharaoh, for he has truly become a tyrant.’
"Go thou to Pharaoh, for he has indeed transgressed all bounds."
And go to Pharaoh now for he has transgressed all bounds."
Go to Pharaoh. He has overstepped the bounds.’
"Go to Fir‘aun (Pharaoh)! Verily, he has transgressed (all bounds in disbelief and disobedience, and has behaved as an arrogant and as a tyrant)."
Go to Pharaoh. He has indeed rebelled.’
`Go to Pharaoh, he has indeed exceeded (all) limits. '
Go to Pharaoh; he has waxed insolent. '
"Now go to Pharaoh. He has become rebellious."
'Go unto Pharaoh, verily, he is outrageous!'
"Go to Pharaoh, for he has transgressed."
Go unto Pharaoh: For he is exceedingly impious.
To show you of Our greater signs.
Go to Firaawn; (Pharaoh) surely he has tyrannized. "
Go thou unto Pharaoh! Lo! he hath transgressed (the bounds).
Go to the Pharaoh as he has become exceedingly rebellious. "
"[And now] go thou unto Pharaoh: for, verily, he has transgressed all bounds of equity.
Go to Pharaoh, for he has truly transgressed ˹all bounds˺."
"Go to Pharaoh, for he has transgressed. "
"Go to Pharaoh, for he has transgressed."
Go to Pharaoh. Indeed, he has transgressed."
“Go thou to Pharaoh. He has transgressed.”
Go to Pharaoh who is transgressing the limits. "
"You go to Firon (Pharaoh), verily, he has transgressed all limits. "
Go to Pharaoh. He has really exceeded all bounds."
"Go to Pharaoh, for he has transgressed."