Diyanet İşleri
(27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 27. ayet. وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى
vaḥlül `uḳdetem mil lisânî.
(27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 27–28. ayetler için yazılmıştır.
27-28. “Dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar.” Mûsâ’nın dilinde -müfessirlerin de dediği gibi- söyledikleri zor anlaşılacak şekilde bir ağırlık vardı. Nitekim Allah, onun şöyle dua ettiğini bize zikretmektedir: “Kardeşim Hârûn’un dili benden daha düzgündür.” (el-Kasas 28/34) Onun için Mûsâ, Yüce Allah’tan söylediklerini iyice anlasınlar ve böylelikle karşılıklı konuşmalardan, sorup cevaplardan ve yapacağı açıklamalardan maksadın tam hasıl olabilmesi için dilindeki bağı çözmesini istemişti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Düzgün bir dille konuşmaya beni muktedir kıl!
Aynı kök: عقد (7 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar,…
Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah'a karşı yalan uydurmak için, "Şu helaldir", "Şu haramdır" demeyin. Şüphesiz, Allah'a karşı yalan…
Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok…
Aynı kök: عقد (7 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Aynı kök: عقد (7 geçiş)
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…
Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(27, 28) Dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar.
düğümü çöz dilimden;
dilimdeki düğümü çöz
"Lisanımdaki tutukluğu çöz. "
"Dilimden düğümü çöz;"
Dilimden (şu) bağı çöz.
"Ve dilimin düğümünü çöz!"
-"Dilimden bağı çöz ki sözümü anlasınlar."
"Dilimdeki düğümü çöz."
'Dilimdeki düğümü çöz.'
dilimden düğümü çöz,
Ve dilimden ukdeyi çöz
"Dilimden düğümü çöz."
"Dilimden düğümü çöz."
"Dilimden düğümü çöz."
"Dilimden düğümü çöz."
"Dilimden de (şu) düğümü çöz ki",
Dilimden de düğümü çöz ki;
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Dilimdeki düğümü çöz.
"Dilimin düğümünü çöz".
Dilimdeki düğümü çöz.
Dilimdeki düğümü çöz.
Dilimdeki düğümü çöz.
Dilimdeki düğümü çöz.
"Dilimden düğümü çöz,
"And loosen my tongue and untie its impeding knot to allow me free expression".
Untie my tongue,
"And remove the impediment from my speech,
and loosen the knot from my tongue
Loosen the knot in my tongue
"And loose the knot (the defect) from my tongue, (i.e. remove the incorrectness from my speech) [That occurred as a result of a brand of fire which Mûsâ (Moses) put in his mouth when he was an infant]. (Tafsir At-Tabarî).
Remove the hitch from my tongue,
`And remove the impediments from my tongue,
Unloose the knot upon my tongue, t
"Please give my power of speech (which has been impeded as he put fire in his mouth when he was a child)….
and loose the knot from my tongue,
"Remove the knot in my tongue."
And loose the knot of my tongue,
"And ease my task for me;
And loosen a knot from my tongue,
And loose a knot from my tongue,
Remove the defect of my tongue
and loosen the knot from my tongue
and remove the impediment from my tongue
"And remove the knot in my tongue. "
"And untie a knot from my tongue.
And untie the knot from my tongue
“And loosen Thou the knot from my tongue,
Make me eloquent of speech.
"And loosen the knot (that came about when baby Musa put a piece of burning fire in his mouth:) from my tongue (to make me speak more freely),
and remove the knot from my tongue,
"And remove the knot in my tongue."