Sebe' suresi · 1–9. ayetler

Kıyamet gelecektir; inkâr edenlerin iddiaları

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sebe' suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ

    Diyanet İşleri

    Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah'a mahsustur. Hamd ahirette de O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

    Mehmet Okuyan

    Hamd (övgü), göklerde ve yerde bulunanlar kendisine ait olan Allah içindir. Ahirette de hamd (övgü) yalnızca O'na aittir. dipnot 1 O, doğru hüküm verendir, haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kasas 28:70.

    Mustafa İslamoğlu

    Hamd, tümüyle göklerde ve yerde var olan her şeyin gerçek sahibi Allah'a mahsustur; yine hamd öteki alemde de, tümüyla O'na mahsus olacaktır: zira yalnız O'dur her hükmünde tam isabet kaydeden, her şeyden haberdar olan.

    Muhammed Esed

    Hamd, göklerde ve yerde ne varsa tümünün gerçek maliki olan Allah'a mahsustur; ahirette de hamd O'na mahsus olacaktır. Yalnız O'dur hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.

    Ahmed Hulusi

    Hamd, semalarda (bilinç mertebeleri) ve arzda (beden) ne varsa kendisi için olan Allah'a aittir! Sonsuz gelecek yaşamda dahi Hamd O'na aittir! "HU"; Hakiym'dir, Habiyr'dir.

    Ali Bulaç

    Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah’a mahsustur. Ahirette de hamd O’na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her şeyden) haberi olandır.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyin egemeni olan Allah'a övgüler olsun! Övgüler, sonsuz yaşamda da O'na özgüdür. Çünkü O, Bilgelik ve Adaletle Yönetendir; Haberlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bütün övgüler, göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi olan Allah'adır. Ahirette de bütün övgüler O'na olacaktır. O'nun her işinde hikmet vardır ve O, her şeyden haberdardır.

    Edip Yüksel

    Övgü, göklerde ve yerde ne varsa kendisine ait bulunan ALLAH'adır. Ahirette de övgü O'nadır. O Bilgedir, Haber Alandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Övgü, göklerde ve yerde ne varsa kendisine ait bulunan ALLAH'adır. Ahirette de övgü O'nadır. O Bilgedir, Haber Alandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hamd O Allah'adır ki, göklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur, ahirette de hamd O'nun. O, hikmet sahibidir, herşeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hamd o Allahındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onun, Ahırette de hamd onun ve o öyle hakim öyle habir ki.

    Erhan Aktaş

    Hamd, dipnot 1 göklerde ve yerde olan şeyler kendisine ait olan Allah içindir. Hamd, Ahiret'te de O'na aittir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd," verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren Yaratıcı'nın sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür. Hamid: Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hamd dipnot 1 , göklerde ve yerde olan şeyler kendisine ait olan Allah içindir. Hamd, ahirette de O'na aittir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren yaratıcının sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hamd dipnot 1 , göklerde ve yerde olan şeyler kendisine ait olan Allah içindir. Hamd, ahirette de O'na aittir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgünün tamamı.

    Gültekin Onan

    Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Tanrı'nındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ne var, yerde ne varsa kendisinin olan Allaha hamdolsun. Ahiretde de hamd Onundur. O, yegane hukum ve hikmet saahibidir, (her şeyden de) hakkıyle haberdardır.

    İbni Kesir

    Hamd, O Allah'a ki; göklerde ve yerde bulunanlar kendisine aittir. Ahirette de hamd O'nadır. O; Hakim'dir, Habir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hamt, göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah’a mahsustur. Ahirette de hamt O’na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her şeyden) haberdardır.

    Süleyman Ateş

    Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsi kendisinin olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir; (her şeyi) haber alandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Yaptığını mükemmel yapmak dipnot 1 , göklerde ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'a özgüdür dipnot 2 . Yaptığını mükemmel yapmak, Ahirette de ona özgüdür. O, kararları doğru olan, her şeyin iç yüzünü bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hamd, birini yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür." demek, en üstün övgüdür. Övgünün bir diğer çeşidi olan "şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için 'güzel' yerine 'mükemmel' kelimesini kullandık.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Herşeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur. Göklerde ve yerde olan her şey onundur. Herşeyi güzel yapmak, Ahirette de ona mahsustur. O, doğru karar verir, her şeyin iç yüzünü bilir.

    Şaban Britch

    Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Allah'ındır; Ahirette de hamd O’nun içindir. O, hakimdir, (herşeyden) haberdardır.

    Şaban Piriş

    Hamd, göklerdekilerin ve yerdekilerin sahibi Allah içindir. Ahirette de hamd O'nun içindir. O, hakimdir, (herşeyden) haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hamt, göklerde ve yerde bulunanlar kendisine ait olan Allah'adır. Ölüm ötesi alemde de hamt O'nadır. Hakim'dir O, Habir'dir.

  2. Sebe' suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 2. ayet. يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ ٱلرَّحِيمُ ٱلْغَفُورُ

    Diyanet İşleri

    Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır.

    Mehmet Okuyan

    Yerin içine gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. dipnot 1 O, çok merhametlidir; çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hadîd 57:4.

    Mustafa İslamoğlu

    Toprağa giren ve oradan çıkar her şeyi, yine gökten inen ve göğe yükselen her şeyi O bilir; ne ki tarifsiz bağışlayan da, eşsiz merhametin kaynağı olan da yine O'dur.

    Muhammed Esed

    O, toprağa giren ve ondan çıkan her şeyi, gökten inen ve ona yükselen her şeyi bilir. O, tek başına, rahmet kaynağıdır, mağfiret sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Arza (bedene - yeryüzüne) gireni ve ondan çıkanı; semadan inzal olanı (bilinçten açığa çıkanı) ve ondaki (boyutsal yükselişi) uruc edeni bilir. . . "HU"; Rahıym'dir, Ğafur'dur.

    Ali Bulaç

    Yerin içine gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya çıkanı bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yerin içine gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni, oraya çıkanı bilir. O, çok esirgeyendir, çok bağışlayandır.

    Ali Rıza Safa

    Yerin içine gireni ve ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Ve O, Merhametlidir; Sınırsız Bağışlayandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yerin içine gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükselen her şeyi bilir. O, çok merhametlidir; çok affedendir.

    Edip Yüksel

    Yere gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O Rahimdir, Bağışlayandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yere gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O Rahimdir, Bağışlayandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yere ne giriyor ve ondan ne çıkıyor, gökten ne iniyor ve ona ne çıkıyorsa hepsini bilir. O, çok merhametli, çok bağışlayıcıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yere ne giriyor ve ondan ne çıkıyor, Gökten ne iniyor ve ona ne çıkıyor hepsini bilir, hem o, öyle rahim, öyle ğafur

    Erhan Aktaş

    O, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve ona yükseleni bilir. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve ona yükseleni bilir. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve ona yükseleni bilir. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Yerin içine gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya çıkanı bilir. O. esirgeyendir, bağışlayandır.

    Hasan Basri Çantay

    Yere ne giriyor, oradan ne çıkıyor, gökden ne iniyor, oraya ne yükselib çıkıyorsa bilir O. O, çok esirgeyici, çok yarlığayıcıdır.

    İbni Kesir

    Yere gireni, oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O; Rahim'dir, Gafur'dur.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah; yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O; çok merhametlidir, çok bağışlayıcıdır.

    Süleyman Ateş

    Yerin içine gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya çıkanı bilir. O, çok esirgeyen, çok bağışlayandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yere gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve orada yükseleni bilir. Onun ikramı boldur, kusurları örter.

    Şaban Britch

    Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. O, çok merhametlidir, çok bağışlayıcıdır.

    Şaban Piriş

    Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. O, merhametlidir, bağışlayıcıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yerin içine gireni, oradan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni o bilir. Rahim'dir O, Gafur'dur.

  3. Sebe' suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 3. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَأْتِينَا ٱلسَّاعَةُ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَآ أَصْغَرُ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرُ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır."

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar, "O (Son) Saat bize gelmeyecektir!" demişlerdi. De ki: "Hayır! Gaybı (bilinemeyeni) bilen dipnot 1 Rabbime yemin olsun ki o (Son Saat) mutlaka size gelecektir." Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O'ndan uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük (hiçbir şey) yoktur ki apaçık bir kitapta (ilahi kanunda) bulunmasın. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Tevbe 9:94, 105; Ra‘d 13:9; Mü'minûn 23:92; Secde 32:6; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada verilmek istenen mesaj her şeyin bir yasasının bulunduğunu bildirmektir. Benzer mesaj: Yûnus 10:61.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama küfürde direnenler "(Kıyamet) Saati asla gelip bizi bulmayacak!" dediler. De ki: "Hayır, Rabbime andolsun ki o mutlaka gelip sizi bulacaktar!" O, idraki aşan hakikatleri bilendir. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O'nun bilgisinden kaçıp kurtulamaz: İster bundan daha küçük olsun, ister daha büyük; bütün bunlar kesin ve net bir yazılım ve yasayla kayıt altına alınmıştır.

    Muhammed Esed

    Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, "Kıyamet Saati bizi asla bulmaz!" diye düşünürler. De ki: "Hayır, insan kavrayışının ötesindeki her şeyi bilen Rabbimin hakkı için o mutlaka sizi bulacaktır!" Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O'nun bilgisinden kaçamaz; ve bundan daha küçük veya daha büyük bir şey yoktur ki (O'nun) apaçık fermanında yer almasın;

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler: "O saat (ölümle hakikati fark etmek) bize gelmeyecek" dediler. . . De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbime yemin ederim ki elbette size gelecektir! Semalarda ve arzda zerre ağırlığınca bir şey dahi O'ndan gizli kalmaz! (Hatta) ondan daha küçük ve daha büyük (ne varsa o da) Kitab-ı Mubiyn'dedir (apaçık kitap olan fiiller aleminde). "

    Ali Bulaç

    İnkar edenler, dediler ki: "Kıyamet saati bize gelmez." De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiç bir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır."

    Ali Özek ve heyeti

    İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır).

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Evrenlerin sonu gelmeyecek!" De ki: "Hayır, öyle değil! Gizli gerçekleri bilen Efendime yemin ederim ki, kesinlikle gelecektir!" Göklerde ve yeryüzünde en küçük ağırlığı olan bir şey, O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük hiçbir şey yoktur ki, Apaçık Kitap'ta olmasın.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecek" dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için, kıyamet mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ölçüsünde bir şey O'ndan gizli kalamaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık bir kitaptadır."

    Edip Yüksel

    İnkarcılar, "O an, hiçbir vakit gerçekleşmeyecek" dediler. De ki: "Kesinlikle, Efendime ant olsun size gelecektir. O, geleceği Bilendir. Göklerde ve yerde bir atom ağırlığı O'ndan gizli kalmaz. İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun... Hepsi apaçık bir kitaptadır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar, 'Saat, hiç bir vakit gerçekleşmeyecek,' dediler. De ki, 'Kesinlikle, Rabbime andolsun size gelecektir. O, geleceği Bilendir. Göklerde ve yerde bir atom ağırlığı O'ndan gizli kalmaz. İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun... Hepsi apaçık bir kitaptadır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnkar edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnkâr edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."

    Erhan Aktaş

    Kafirler: "Bize o Sa'at dipnot 1 gelmeyecek." dediler. De ki: "Bilakis! Gaybı bilen Rabb'ime ant olsun ki, o kesinlikle size gelecektir. Göklerde olsun, yerde olsun zerre kadar da olsa hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar her şey Kitab-ı Mubin'dedir. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin kopması.
    2. metne dön, dipnot 2
      Apaçık kitap. Allah'ın ezeli ilmi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler dipnot 1 : "Bize o Sa'at dipnot 2 gelmeyecek." dediler. De ki: "Bilakis! Gaybı bilen Rabb'ime ant olsun ki, o kesinlikle size gelecektir. Göklerde olsun, yerde olsun zerre kadar da olsa hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar her şey Kitab-ı Mubin'dedir. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, gerçeğin üzerini örten, inançsız, inanmayan, güvenmeyen, kabul etmeyen, nankör kimse. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kıyametin kopması.
    3. metne dön, dipnot 3
      Apaçık kitap. Allah'ın ezeli ilmi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bize o Sa'at dipnot 1 gelmeyecek." dediler. De ki: "Bilakis! Gaybı bilen Rabb'ime ant olsun ki, o kesinlikle size gelecektir. Göklerde olsun, yerde olsun zerre kadar da olsa hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar her şey Kitab-ı Mubin'dedir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin kopması.
    2. metne dön, dipnot 2
      Apaçık kitap. Allah'ın ezeli ilmi.

    Gültekin Onan

    Küfredenler dediler ki: "Kıyamet saati bize gelmez." De ki: "Hayır, gaybı bilen rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiç bir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır."

    Hasan Basri Çantay

    Küfredenler: "O saat bize gelmeyecek" dedi (ler). Sen de ki (Habibim): "Hayır, ğaybı bilen Rabbim hakkıyçün o, size mutlakaa gelecekdir. Ne göklerde, ne yerde bir zerre mıkdarı Ondan (Onun ilminden) kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük (hiçbir şey) müstesna olmamak üzere (hepsi) muhakkak apaçık bir kitabda (yazılıdır).

    İbni Kesir

    Küfredenler dediler ki: Kıyamet saatı bize gelmeyecektir. De ki: Hayır, gaybı Rabbıma andolsun ki; o saat muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O'nun ilminin dışında değildir. Ondan daha küçüğü de, büyüğü de istisnasız, mutlaka apaçık kitabtadır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler: "Kıyamet bize gelmeyecek." dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim'e yemin olsun, o mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli değildir. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitaptadır (yazılıdır)."

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler: "O Sa'at bize gelmez," dediler. De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şey, O'ndan gizli kalmaz. Ne bundan küçük, ne de bundan büyük hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitapta bulunmasın.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler şöyle dediler: "O saat /yeniden diriliş saati bize gelmez." De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki o saat size mutlaka gelecektir dipnot 1 . Göklerde ve yerde, ister zerre ağırlığında ister ondan küçük, ister daha büyük olsun, hiçbir şey onun bilgisinden kaçmaz, hepsinin apaçık yazılı bir kaydı tutulur dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunların hepsi, meydana gelmeden hemen önce kayda geçirilir (Hadid 57/22-23). Ayrıca bkz. Al-i İmran 3/5, En'am 6/59, Yunus 10/61, Neml 27/75, Lokman 31/16.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmezlikten gelenler şöyle derler: "Kıyamet saati bize dokunmaz". De ki: "Hayır, görülmeyeni bilen Sahibim'e yemin olsun ki, o, size de dokunacaktır. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile ondan kaçmaz. Onun daha küçüğü ve daha büyüğü de her şeyi beyan eden bir Kitap'tadır."

    Şaban Britch

    Kafirler: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır, Rabbi’me yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha küçük veya daha büyük birşey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

    Şaban Piriş

    İnkar edenler: -Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: -Hayır, Rabbi'me yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha küçük veya daha büyük birşey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre sapanlar şöyle dediler: "Kıyamet saati bize gelmez!" De ki: "Hayır, öyle değil! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki, o size mutlaka ve mutlaka gelecektir! Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile Rabbimden gizli kalmaz." Zerreden daha küçük veya daha büyük hiçbir istisna olmamak üzere, her şey apaçık bir Kitap'ta belirlenmiştir.

  4. Sebe' suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 4. ayet. لِّيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın, iman edip salih amel işleyenleri mükafatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) iman edip iyi işler yapanlara karşılık vermek için (bunu yapacaktır). Onlar için bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ki böylece O, iman eden ve imanla uyumlu eylem üretenleri ödüllendirecektir: işte böylelerini sınırsız bir bağış ve tarifsiz güzellikte bir rızık beklemektedir.

    Muhammed Esed

    O, böylece, inanan ve iyi işler yapanları ödüllendirir, onlar için mağfiret ve muhteşem bir rızık vardır;

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanının gereğini uygulayanları cezalandırması içindir (bu)! İşte onlar için mağfiret ve kerim yaşam gıdası vardır.

    Ali Bulaç

    (Çünkü O) İman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirecek. İşte mağfiret ve üstün rızık onlarındır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, inanıp salih ameller işleyenleri mükâfatlandırmak için (her şeyi açık bir kitapta tespit etmiştir). Onlar için büyük bir mağfiret ve güzel bir rızık vardır.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanları ödüllendirecektir. İşte onlar için, bağışlanma ve bol geçimlik vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, inanıp iyi işler yapanları ödüllendirmek için her şeyi bir kitapta toplamıştır. Onlar için bir af ve güzel bir rızık vardır.

    Edip Yüksel

    Böylece, iman edenleri ve erdemli davrananları ödüllendirir. Onlar için bir bağışlanma ve bol rızık vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece, inananları ve erdemli davrananları ödüllendirir. Onlar için bir bağışlanma ve bol rızık vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü iman edip iyi işler yapanlara mükafat verecektir, işte onlar için bir bağışlama ve bol bir rızık vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    çünkü iyman edip iyi ameller işliyenlere mükafat verecek, işte onlar için bir mağrifet ve bir "rızkı kerim" var

    Erhan Aktaş

    O Gün; iman edip, salihatı yapanları dipnot 1 ödüllendirecektir. Onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "iman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün; iman edip, salihatı yapanları dipnot 1 ödüllendirecektir. Onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün; iman edip, salihatı yapanları ödüllendirecektir. Onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır.

    Gültekin Onan

    (Çünkü O) İnanıp salih amellerde bulunanları ödüllendirecek. İşte mağfiret ve üstün rızık onlarındır.

    Hasan Basri Çantay

    (Kıyametin gelib çatmasının hikmeti de şudur) "Çünkü (Allah) iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanları mükafatlandıracakdır. Bunlar (yok mu?) mağfiret de, şerefli rızık da onlarındır.

    İbni Kesir

    İman etmiş olup da salih amel işleyenleri mükafatlandırması için. İşte onlara mağfiret ve cömertçe verilmiş bir rızık vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması içindir. İşte Onlar için büyük bir mağfiret ve güzel bir rızık vardır.

    Süleyman Ateş

    (Her şeyi apaçık bir Kitapta tesbit etmiştir) Ki, inanıp iyi işler yapanları mükafatlandırsın. Onlar için mağfiret ve güzel rızık vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, inanıp iyi işler yapanları ödüllendirmek içindir. Suçların örtülmesi ve değerli rızık onlar içindir.

    Şaban Britch

    İman edenleri ve salih amellerde bulunanları ödüllendirmek için. İşte onlar! Onlar için bağışlama ve güzel bir rızık vardır.

    Şaban Piriş

    İman edenleri ve doğruları yapanları ödüllendirmek için. İşte onlar! Onlar için bağışlama, bol ve güzel bir rızık vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki Allah, iman edip hayra ve barışa yönelik işler sergileyenleri ödüllendirsin. İşte bunlar için bir bağışlanma ve kutlu, bereketli bir rızık vardır."

  5. Sebe' suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 5. ayet. وَٱلَّذِينَ سَعَوْ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مُعَٰجِزِينَ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مِّن رِّجْزٍ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ayetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimizi aciz bırakmak için karşılıklı olarak uğraşanlar için de en kötüsünden elem verici azap vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetlerin iptal edilmesi ve işlevsiz bırakılması anlamına gelen klasik [nesh] anlayışı Nisâ 4:82, Hacc 22:51, Sebe' 34:38 ve Fussilet 41:42. ayetler ışığında değerlendirilmelidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama mesajlarımızı amacından mahrum bırakmak için çaba gösterenlere gelince: işte böylelerini de, (bu) çirkinlikten dolayı acıklı bir azap beklemektedir.

    Muhammed Esed

    mesajlarımıza karşı mücadele ederek onların amacını geçersiz kılmaya çalışanlara gelince, (yaptıkları) çirkinliklerin bir sonucu olarak onlar için acıklı bir azap vardır.

    Ahmed Hulusi

    İşaretlerimizi geçersiz kılmak için koşuşturanlara gelince, işte onlar için riczten (pislik, vehim) kaynaklanan feci bir azap vardır!

    Ali Bulaç

    (Sözde) Aciz bırakmak için ayetlerimiz hakkında çaba harcamış olanlar, işte onlar; onlar için de (en) iğrenç olanından acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışırcasına uğraşanlar için de, en kötüsünden, elem verici bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Ayetlerimizi engellemek için uğraşanlar; acı veren ağır bir ceza, işte onlar içindir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ayetlerimizi hükümsüz kılmak için gayret edenler, işte bunlar için de en kötüsünden elem verici bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Ayetlerimiz ve mucizelerimize karşı meydan okuyup duranlar için acıklı ve korkunç bir ceza vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayetlerimiz ve mucizelerimize karşı meydan okuyup duranlar için acıklı ve korkunç bir ceza vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlar için de pislikten acı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ayetlerimizi hukümsüz bırakmak için yarışanlar, onlar için de pislikten öyle bir azab var ki elim

    Erhan Aktaş

    Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çalışanlar; işte onlar, onlar için elem verici kötü bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çalışanlar; işte onlar, onlar için elem verici kötü bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çalışanlar; işte onlar, onlar için elem verici kötü bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    (Sözde) Aciz bırakmak için ayetlerimiz hakkında çaba harcamış olanlar, işte onlar; onlar için de (en) iğrenç olanından acı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Birbiriyle yarış edercesine ayetlerimizin içinde koşanlar (a gelince.) İşte onlar, için de pek çetin ve kötü bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Ayetlerimiz hakkında Bizi aciz bırakmaya yeltenenlere de, işte onlara çetin ve elim azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ayetlerimiz konusunda acze düşürmek için koşuşturanlar ise işte onlar için de en kötüsünden, pek acıklı bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Ayetlerimiz hakkında (bizi) aciz bırakmağa çalışanlara gelince; onlar içinde pislikten acı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi etkisizleştirmek için çaba harcayanlara da iğrenç ve can yakıcı bir azap vardır.

    Şaban Britch

    Aciz bırakmak için ayetlerimiz hakkında koşuşturup çaba sarfedenlere gelince, işte onlar! Onlar için şiddetli ve acı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Ayetlerimizi geçersiz kılmak için koşuşturanlara gelince, işte onlar! Onlar için şiddetli ve acı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayetlerimizi hükümsüz kılmak uğruna koşuşup duranlar var ya, onlar için pislikten, inletici bir azap vardır.

  6. Sebe' suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 6. ayet. وَيَرَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ هُوَ ٱلْحَقَّ وَيَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'ın) gerçek olduğunu ve onun güçlü, övgüye layık olan (Allah'ın) yoluna ulaştırdığını görürler (bilirler).

    Mustafa İslamoğlu

    Bilgi ve bilginin amacını kavrama yeteneğiyle donatılmış olanlar, Rabbinden sana indirilenin hakikatin ta kendisi olduğunu; ve O yüceler yücesi, O tüm övgülere layık olanın yoluna yönelteceğini görmektedirler.

    Muhammed Esed

    Bilgi ve kavrayış yeteneği ile donatılmış olanlar, Rabbinden sana indirilen her şeyin hak olduğunu ve kudret Sahibi'nin, her türlü övgüye layık Olan'ın yoluna ilettiğini bilirler.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana inzal olunanın Hakk'ın ta kendisi olduğunu ve Aziyz, Hamiyd'in, Hakikatine erdirme yoluna yönlendirdiğini görürler.

    Ali Bulaç

    Kendilerine ilim verilenler ise, Rabbinden sana indirilenin hakkın ta kendisi olduğunu ve üstün, güçlü, övülmeye layık olan (Allah)ın yoluna yöneltip ilettiğini görüyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'ın) gerçek olduğunu bilir; onun, mutlak galip ve övgüye lâyık olan (Allah'ın) yoluna ilettiğini görürler.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine bilgi verilenler, Efendinden sana indirilenin gerçek olduğunu ve Üstün Olanın; Övgülere Yaraşanın yoluna eriştirdiğini görüyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu, mutlak galip ve övgüye layık olan Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.

    Edip Yüksel

    Kendilerine bilgi verilmiş olanlar, Efendinden sana indirilenin gerçek olduğunu ve onun Üstün ve en çok Övülen'in yoluna ilettiğini görürler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine bilgi verilmiş olanlar, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu ve onun Üstün ve en çok Övülen'in yoluna ilettiğini görürler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, sana Rabbinden indirilen gerçeğin ta kendisi olduğunu ve onun, yüceliğinin sonu olmayan her türlü övgüye layık olan (Allah') ın yolunu gösterdiğini görüyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendilerine ılim verilmiş olanlar ise sana rabbından indirileni görüyorlar ki o mahza hak ve o ızzetine nihayet olmıyan sahib hamdin yolunu gösteriyor

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine ilim dipnot 1 verilmiş olanlar dipnot 2 , Rabb'inden sana indirilenin yegane gerçek olduğunu ve onun; Aziz'in, Hamid'in dipnot 3 yoluna ilettiğini görüyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiyle bilgilendirilmiş olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ehl-i Kitap. (10/Yunus, 94: Eğer sana indirdiğimizden şüphe ediyorsan, senden önce kitap okuyanlara sor! Ant olsun ki Rabb'inden sana gelen haktır. Sakın şüphe edenlerden olma.)
    3. metne dön, dipnot 3
      Yüce, Güçlü ve Övgüye Değer Yegane Varlık.

    Gültekin Onan

    Kendilerine ilim verilenler ise, rabbinden sana indirilenin hakkın ta kendisi olduğunu ve üstün, güçlü, övülmeye layık olan (Tanrı)nın yoluna yöneltip ilettiğini görüyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine ilim verilenler ise Rabbinden sana indirilen (Kur'an) in hakıykatın ta kendisi olduğunu bilir (ler) ve (onlar) her hamde layık olan Ğaalib-i mutlakın (ya'ni Allahın) yolunu gösterir (ler).

    İbni Kesir

    Kendilerine ilim verilmiş olanlar görürler ki; sana Rabbından indirilmiş olan, hakkın kendisidir. Ve Aziz, Hamid olanın dosdoğru yoluna iletmektedir.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'ın) gerçek olduğunu bilir. O'nun, mutlak galip ve övgüye lâyık olan (Allah'ın) yoluna ilettiğini görürler.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin, gerçek olduğunu, mutlak galib ve hamde layık olan (Allah)ın yoluna ilettiğini görürler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine ilim verilenler, Sahibinden sana indirilenin, gerçekleri içerdiği, güçlü ve yaptığını güzel yapanın yolunu gösterdiği kanaatine varacaklardır.

    Şaban Britch

    Kendilerine ilim verilenler ise, Rabbinden sana indirilenin, hakkın ta kendisi olduğunu ve de çom güçlü, hamd olunmaya layık olanın yoluna hidayet ettiğini görürler.

    Şaban Piriş

    İlim verilenler, sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu ve güçlü, hamde layık olanın yoluna ilettiğini görüyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin, hakkın ta kendisi olduğunu, Hamid ve Aziz olan Allah'ın yoluna kılavuzladığını görürler.

  7. Sebe' suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 7. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَلْ نَدُلُّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ يُنَبِّئُكُمْ إِذَا مُزِّقْتُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّكُمْ لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍ

    Diyanet İşleri

    Yine inkar edenler şöyle dediler: "Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi?

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar (kendi aralarında) şöyle demişlerdi: "Çürüyüp paramparça olduğunuz zaman yeni bir yaratılışta olacağınızı dipnot 1 bildiren adamı size gösterelim mi?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mahşerde yeniden diriltilmeyi inkar edenlerin sözleriyle ilgili benzer mesajlar: Ra‘d 13:5; İsrâ 17:49, 98; Meryem 19:66; Mü'minûn 23:35, 82; Neml 27:67; Yâsîn 36:78; Sâffât 37:16, 53; Duhân 44:35; Kâf 50:3, 15; Vâkı‘a 56:47; Teğâbun 64:7; Nâzi‘ât 79:11.

    Mustafa İslamoğlu

    Beri yanda inkara saplanmış olanlar (yandaşlarına) derler ki: "Siz paramparça olup dağıldıktan sonra, size yeniden yaratılacağınızı haber veren bir adam gösterelim mi?

    Muhammed Esed

    Buna karşılık, hakikati inkara şartlanmış olanlar, (kendileri ile aynı zihniyette olanlara) şöyle derler: "(Ölüp) sayısız parçalara dağıldıktan sonra yeni bir yaratılışla -evet, dikkat edin, (yeni bir yaratılışla)- (hayata dönmüş) olacağınızı iddia eden bir adam gösterelim mi size?

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenler dedi ki: "Unufak toz olduktan sonra, kesinlikle siz yeni bir yaratılışta olursunuz, diyerek Nebilik iddia eden bir adamı size gösterelim mi?"

    Ali Bulaç

    İnkar edenler dediler ki: "Siz darmadağın olup dağıldığınızda, gerçekten sizin yeni bir yaratılışta bulunacağınızı size haber veren bir adamı gösterelim mi size?"

    Ali Özek ve heyeti

    Kâfir olanlar (kendi aralarında) şöyle dediler: Çürüyüp paramparça olduğunuz vakit yeniden dirileceğinizi söyleyerek haber veren kişiyi gösterelim mi?

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Parçalar biçiminde dağıldıktan sonra, yeni bir yaratılışla yeniden yaratılacağınızı haber veren bir adamı size gösterelim mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    Kafir olanlar kendi aralarında şöyle dediler: "Çürüyüp paramparça olduğunuz vakit yeniden dirileceğinizi söyleyerek haber veren kişiyi gösterelim mi?"

    Edip Yüksel

    İnkarcılar dediler, "Siz parça parça dağıldıktan sonra yeni bir yaratılışla diriltileceğinizi bildiren bir adamı size gösterelim mi?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar dediler, 'Siz parça parça dağıldıktan sonra yeni bir yaratılışla diriltileceğinizi bildiren bir adamı size gösterelim mi?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle iken o küfredenler şöyle dediler: "Size, parçalanıp didik didik didiklendiğiniz zaman, muhakkak siz yeni bir yaratılış içinde bulunacaksınız diye, peygamberlik eden bir adam gösterelim mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle iken o küfredenler şöyle dediler: Size bir adam gösterelim mi ki temamen didik didik didiklendiğiniz vakıt muhakkak siz, yeni bir hılkat içinde bulunacaksınız diye size Peygamberlik ediyor?

    Erhan Aktaş

    Kafirler alayımsı bir şekilde: "Çürüyüp, lime lime parçalandığınız zaman, sizin yeniden dirileceğinizi haber veren bir adamı size gösterelim mi?" dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler alayımsı bir şekilde: "Çürüyüp, lime lime parçalandığınız zaman, sizin yeniden dirileceğinizi haber veren bir adamı size gösterelim mi?" dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler, alayımsı bir şekilde : "Çürüyüp, lime lime parçalandığınız zaman, sizin yeniden dirileceğinizi haber veren bir adamı size gösterelim mi?" dediler.

    Gültekin Onan

    Küfredenler dediler ki: "Siz darmadağın olup dağıldığınızda, gerçekten sizin yeni bir yaratılışta bulunacağınızı size haber veren bir adamı gösterelim mi size?"

    Hasan Basri Çantay

    O küfredenler (birbirine şöyle) dedi (ler): "Siz didik didik parçalanıb dağıldığınız vakit her halde ve muhakkak tekrar yeni bir yaratılışda (bulunacağınızı) size (ehemmiyyetle) haber vermekde olan bir adam gösterelim mi size"?

    İbni Kesir

    Küfretmiş olanlar dediler ki: Siz, didik didik parçalanıp dağıldığınız zaman muhakkak sizin yeni bir yaratılışta bulunacağınızı haber veren bir adamı size gösterelim mi?

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfir olanlar dediler ki: "Çürüyüp paramparça olduğunuz vakit yeniden dirileceğinizi söyleyerek haber veren kişiyi gösterelim mi?"

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler, dediler ki: "Siz tamamen dağılıp parçalandıktan sonra, mutlaka yeni bir yaratılış içinde olacağınızı size haber veren bir adam gösterelim mi size?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmezlikten gelenler de şöyle diyeceklerdir: "Vücudunuz toprakta iyice dağılıp parça parça olmuşken yeniden dirileceğinizi haber veren adamı size gösterelim mi?

    Şaban Britch

    Kafirler: Size, paramparça olduğunuz zaman, sizin yeni bir yaratılışla diriltileceğinizi haber veren bir adam gösterelim mi? dediler.

    Şaban Piriş

    İnkar edenler: -Size, paramparça olduğunuz zaman, sizin yeni bir yaratılışla diriltileceğinizi haber veren bir adam gösterelim mi? dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre batanlar şöyle dedi: "Dağılıp parçalandığınızda, kesinlikle yepyeni bir yaratılış içinde olacağınız yolunda, peygamberce haberler veren bir adamı size gösterelim mi?"

  8. Sebe' suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 8. ayet. أَفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَم بِهِۦ جِنَّةٌۢ بَلِ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ فِى ٱلْعَذَابِ وَٱلضَّلَٰلِ ٱلْبَعِيدِ

    Diyanet İşleri

    "Allah'a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?" Hayır, öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.

    Mehmet Okuyan

    Acaba o, Allah'a yalan mı uydurmuştur? dipnot 1 Yoksa onda cinlenmişlik dipnot 2 mi var?" Hayır! Ahirete inanmayanlar (orada) azapta (olacaklar)dır ve derin bir sapkınlık içindedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin başındaki [efterâ] ifadesi [e ifterâ] sorusunu içermektedir. Hz. Muhammed'e "müfteri" suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: Yûnus 10:38; Hûd 11:13; Nahl 16:101; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4; Secde 32:3; Sebe' 34:8; Şûrâ 42:24; Ahkâf 46:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Hicr 15:6; Mü'minûn 23:70; Sâffât 37:36; Duhân 44:14; Tûr 52:29; Kalem 68:51.

    Mustafa İslamoğlu

    O uydurduğu yalanı Allah'a mı isnat ediyor, yoksa kendisinde delilik belirtileri mi var?" Hayır! Asıl ahirete inanmayan kimseler, can yakıcı bir terk edilmişliğe ve en uç noktada bir sapıklığa mahkum olacaklar.

    Muhammed Esed

    O, (bile bile) kendi uydurmalarını mı Allah'a isnad ediyor; yoksa bir deli mi?" Asla! (Peygamber'de hiçbir delilik yoktur;) ama ahirete inanmayanlar azaba gark olacak ve büyük bir sapkınlık içinde bulunacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    "(Acaba o adam) Allah'a atfen bir yalan mı uydurdu yoksa onda bir cinnet mi söz konusu?" (dediler). . . Tam tersine, sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyenler, azap ve (hakikatten) uzak düşmüş bir sapma içindedirler.

    Ali Bulaç

    " Allah'a karşı yalan mı düzüp uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayır, ahirete inanmayanlar, azabta ve uzak bir sapıklık içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    «Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mı etmiştir? Yoksa onda delilik mi var?» (dediler). Hayır! Ahirete inanmayanlar azaptadırlar ve derin bir sapıklık içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    "Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira mı ediyor; yoksa delirmiş mi?" Hayır! Sonsuz yaşama inanmayanlar, hem ceza hem de derin bir sapkınlık içindedirler.

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah hakkında yalan mı uyduruyor, yoksa aklını mı yitirmiş bu?" dediler. Bilakis, ahirete inanmayanlar azaptadırlar ve derin bir sapıklık içindedirler.

    Edip Yüksel

    "ALLAH'a yalan mı yakıştırıyor, yoksa kendisinde delilik mi var?" Halbuki ahireti onaylamayanlar, uzak bir sapıklık ve azap içindedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'a yalan mı yakıştırıyor, yoksa kendisinde delilik mi var?' Halbuki ahirete inanmıyanlar, uzak bir sapıklık ve azap içindedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a bir yalanı mı iftira etmekte, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayır, doğrusu o ahirete inanmayanlar, derin bir sapıklıkla azap içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir yalanı Allaha iftira etmekte mi? Yoksa kendisinde bir cinnet mi var? Hayır doğrusu o Ahırete inanmıyanlar uzak bir dalaletle azab içindeler

    Erhan Aktaş

    "Bu adam ya uydurduklarını Allah'a dayandırıyor ya da cinnet geçiriyor!" Hayır, aslında inanmayanlar, çaresizlik ve derin bir sapkınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu adam, ya uydurduklarını Allah'a dayandırıyor ya da cinnet geçiriyor! Hayır, aslında ahirete inanmayanlar, çaresizlik ve derin bir sapkınlık içindedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu adam, ya uydurduklarını Allah'a dayandırıyor ya da cinnet geçiriyor! Hayır, aslında ahirete inanmayanlar, çaresizlik ve derin bir sapkınlık içindedirler.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya karşı yalan mı düzüp uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayır, ahirete inanmayanlar, azabta ve uzak bir sapıklık içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    O, Allaha karşı yalan yere iftira mı etdi? Yoksa onda bir delilik mi var? Hayır, ahirete inanmamakda olanlar (orada) azabda, (dünyada da hakdan) uzak (bir) sapıklık içindedirler.

    İbni Kesir

    Allah'a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi vardır? Hayır, ahirete inanmayanlar azabtadırlar, uzak bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mı etmiştir? Yoksa onda delilik mi var?" (dediler). Hayır! Öyle değil! Ahirete iman etmeyenler azap içinde ve uzak bir sapıklıktadır.

    Süleyman Ateş

    "Allah'a yalan mı uydurdu, yoksa kendisinde delilik mi var?" Hayır, ahirete inanmayanlar, azab ve uzak bir sapıklık içindedirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu adam Allah'a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa cinlerin etkisine mi girmiş?" Aslında Ahirete inanmayanlar tam bir ızdırap ve derin bir sapkınlık içindedirler.

    Şaban Britch

    O, Allah hakkında yalan mı uyduruyor yoksa deliliği mi var? Hayır! Ahirete iman etmeyenler azap ve derin bir sapıklık içindedirler.

    Şaban Piriş

    -O, Allah hakkında yalan mı uyduruyor yoksa deliliği mi var? Hayır! Ahirete inanmayanlar azapta ve derin bir sapıklık içindedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yalan düzüp Allah'a iftira mı ediyor, yoksa çıldırmış mı bu?" Hayır, söyledikleri gibi değil! Gerçek şu ki, ahirete inanmayanlar, dönüşü olmayan bir sapıklık ve bir azap içindedirler.

  9. Sebe' suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 9. ayet. أَفَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِن نَّشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.

    Mehmet Okuyan

    Onlar gökten ve yerden, önlerinde ve arkalarında (olup bitenlere) hiç bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırır veya üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz ki bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ders vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar gökten ve yerden ne kadarını önlerine serdiğimize, ne kadarını da kendilerinden gizlediğimize bakmazlar mı? Eğer Biz dileseydik, onları yerin dibine geçirir ya da göğü başlarında paralardık. Şüphe yok ki bütün bunlarda, O'na yönelen her bir kul için mutlaka alınacak bir ders vardır.

    Muhammed Esed

    Göğün ve yerin ne kadar az kısmının önlerine serildiğini, ne kadarının da gizlendiğini anlamazlar mı? (Yine anlamazlar mı ki) Biz dileseydik onları yerin dibine batırır, yahut göğü başlarına geçirirdik? Bütün bunlarda, (pişmanlık duyarak) O'na yönelen her (Allah'ın) kul(u) için bir ders vardır.

    Ahmed Hulusi

    Önlerinde ve arkalarında (gelecekte ve geçmişte), semadan ve arzdan (bilinç ve bedenen) neler olduğunu görmediler mi? Eğer dilesek onları arza batırırız (bedensellikte boğarız Esma'mızdan açığa çıkan bir şekilde) yahut üzerlerine semadan parçalar düşürürüz (düşüncelerini alt - üst ederiz)! Muhakkak ki bunda (hakikatine) yönelen her kul için elbette bir işaret vardır.

    Ali Bulaç

    Onlar, gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Eğer biz dilersek, onları yerin dibine geçirir ya da gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Hiç şüphesiz, bunda 'gönülden (Allah'a) yönelen' her kul için bir ayet vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, gökte ve yerde önlerine ve arkalarına bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ibret vardır.

    Ali Rıza Safa

    Hem gökten hem de yeryüzünden, önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Eğer dilersek, onları yerin dibine geçiririz veya onların üzerine gökten parçalar düşürürüz. Aslında, işte bunda, içtenlikle yönelen her kul için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında bulunana bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız, ya da üzerlerine gökten parçalar indiririz. Şüphesiz bunda Rabbine yönelen her kul için bir ders vardır.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde, önlerinde ve arkalarında bulunanlara bakmadılar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten bir kütle düşürürüz. Her yönelen kul için elbette bunda bir işaret vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde, önlerinde ve arkalarında bulunanlara bakmadılar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten bir kütle düşürürüz. Her yönelen kul için elbette bunda bir işaret vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ya gökten ve yerden önlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilersek kendilerini yere indiriveririz yahut gökten üstlerine parçalar düşürürüveririz. Gerçekten onda hakka gönül veren her kul için şüphesiz bir ibret vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya Gökten ve Yerden önlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilersek kendilerini Yere geçiriveririz, yahud Gökten üzerlerine parçalar düşürüveririz hakıkaten onda inabe edecek (hakka gönül verecek) bir kul için şübhesiz bir ayet vardır

    Gültekin Onan

    Onlar, gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Eğer biz dilersek, onları yerin dibine geçirir ya da gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Hiç şüphesiz, bunda 'gönülden (Tanrı'ya) yönelen' her kul için bir ayet vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Gökden ve yerden önlerinde ne var, arkalarında ne var, bakmadılar mı? Eğer biz dilersek onları yere geçiririz, yahud gökden üstlerine parçalar düşürürüz. Şübhe yok ki bunda Rabbine dönen her kul için elbet bir ibret vardır.

    İbni Kesir

    Gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Biz, istersek; onları yerin dibine geçirir veya üzerlerine gökten parçalar indiririz. Muhakkak ki bunda, Allah'a yönelen her kul için bir ayet vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar önlerindeki ve arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. İşte bunda, (Rabbine) ihlasla yönelen her kul için bir ayet/delil vardır.

    Süleyman Ateş

    Onlar gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında bulunanı, (kendilerini her yandan kuşatan göğü ve yeri) görmüyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ibret vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, önlerinde ve arkalarında olan göğe ve yere bakmadılar mı dipnot 1 ? Gerek görürsek dipnot 2 onları yerin dibine geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz dipnot 3 . Hiç şüphesiz bunda, Allah'a yönelen her kul için bir ayet /bir gösterge vardır dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen neşe (نشأ) fiilinin kökü, "var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir (Müfredat). Allah her şeyi, bir ölçüye göre yaratır. (Kamer 54/49, Ra'd 13/8)
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, önlerinde ve arkalarındaki göğe ve yere bakmadılar mı? Emretsek onları yere batırır veya gökten başlarına parçalar düşürürdük. Bunda, Allah'a yönelen her kul için dersler vardır.

    Şaban Britch

    Onlar önlerindeki ve arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. İşte bunda, her ihlasla yönelen kul için bir ayet/delil vardır.

    Şaban Piriş

    Onlar önlerindeki arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten bir parça üzerlerine düşürürüz. İşte bunda, her ihlasla yönelen kul için bir işaret vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar, önlerinde ve arkalarında, gökten ve yerden neler var, görmediler mi? Dilesek onları yere batırırız ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Hiç kuşkusuz, bütün bunlarda Allah'a yönelen her kul için mutlak bir ibret vardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.