Sebe' suresi

Sebe' suresi, 3. ayet

Sebe' suresi, 3. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَأْتِينَا ٱلسَّاعَةُ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَآ أَصْغَرُ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرُ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

veḳâle-lleẕîne keferû lâ te'tîne-ssâ`ah. ḳul belâ verabbî lete'tiyenneküm `âlimi-lgaybi. lâ ya`zübü `anhü miŝḳâlü ẕerratin fi-ssemâvâti velâ fi-l'arḍi velâ aṣgaru min ẕâlike velâ ekberu illâ fî kitâbim mübîn.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 1–6 · surenin 3. ayeti / 54

Konu Kıyamet gelecektir; inkâr edenlerin iddiaları Sebe' 1–9 3

  1. Sebe' 1

    Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah'a mahsustur. Hamd ahirette de O'na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

  2. Sebe' 2

    Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır.

  3. 3

    İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır."

  4. Sebe' 4

    Allah'ın, iman edip salih amel işleyenleri mükafatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır.

  5. Sebe' 5

    Ayetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır.

  6. Sebe' 6

    Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

3. Yüce Allah, zatını vasfettiği hususlarla azametini beyan ettikten -ki bu O’nun tazim ve takdis edilmesini ve O’na iman etmeyi gerektirir- sonra insan sınıflarını söz konusu etmektedir. Bir kesim, Rabbini hakkı ile tanımamakta, O’nu hak ettiği şekilde tazim etmemektedir. Aksine O’nu, O’nun öldükten sonra diriltmeye kadir olduğunu ve kıyametin kopacağını inkâr etmiş, bu hususta peygamberlerine karşı çıkmışlardır. Şöyle buyurmaktadır:

“Kafirler” yani Allah’a, peygamberlerine ve onların getirdiklerine küfredenler, küfürleri sebebi ile: “Bize kıyamet gelmeyecek” yani her şey dünya hayatından ibarettir, kimimiz ölürüz, kimimiz de yaşarız, “dediler.” Yüce Allah, Rasûlüne onların sözlerini ret ve iptal etmesini, öldükten sonra dirilişin gerçekleşeceğine ve kıyametin mutlaka gelip onları bulacağına dair yemin etmesini emrederek şöyle buyurmaktadır: “De ki: Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki o, elbette size gelecektir.”

Buna dair de bir delil getirmiştir ki onu kabul eden kimse, zorunlu olarak öldükten sonra dirilişi de tasdik etmek durumundadır. Bu delil ise Yüce Allah’ın geniş ve her şeyi kuşatan ilmidir. Bu sebeple Rabbini: “Gaybı bilen” diye vasfetmiştir. Gayb, gözlerimizden ve ilmimizden gizli olan şeylerdir. O, gaybı biliyor; ya görülenlere ne demeli!?

Daha sonra ilminin kapsamlılığına dair ifadeyi pekiştirmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şey O’na gizli kalmaz.” Her şeyi hem zatları ile hem cüzleri ile bilir. Hatta parçanın en küçük bölümü olan ve miktarı miskal/ağırlık diye ifade edilen en küçük ağırlıklar [atomlar], O’nun bilgisinin dışında değildir.

“Bundan daha küçük ya da büyük ne varsa hepsi muhakkak apaçık bir kitaptadır.” İlmi, onları kuşatmış, kalemi de kaydetmiştir. Apaçık kitap da oları içermektedir ki bu kitap, Levh-i Mahfuz’dur. Zerre ağırlığı bir şey ve bundan daha aşağısı, hiçbir vakit O’nun bilgisinden gizli kalmadığına göre yerin ölülerden neleri eksilttiğini ve cesetlerinden geriye ne kaldığını bilen, elbette ve öncelikli olarak onları diriltmeye kadirdir. Onları diriltmek hiçbir şekilde bu her şeyi kuşatan bilgiden daha çok hayret edilecek bir şey değildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kâfirler: "Kıyamet ebediyen gelmeyecek!" dediler. Ey Resul! De ki: "Hayır! Allah'a yemin olsun ki yalanlayıp durduğunuz kıyamet size muhakkak gelecektir. Fakat kıyametin ne zaman kopacağını Allah'tan başkası bilmez. Allah Teâlâ; kıyamet ve onun dışındaki gaybî şeyleri bilendir. Göklerde ve yerde bir karınca ağırlığı kadar küçük bir şey dahi olsa hiçbir şey O'nun ilminden gizli (saklı) olamaz. Aynı şekilde zikredilen bu şeyden daha küçük ya da daha büyük hiçbir şey de O'nun ilminden gizli kalmaz. Bütün bunlar apaçık bir kitapta yazılıdır ki o kitap; kıyamete kadar olacak olan her şeyin yazıldığı Levh-i Mahfûz'dur."

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالَ vekale ve dediler ki kök: قول
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  4. لَا la
  5. تَأْتِينَا te'tina bize gelmez kök: اتي
  6. ٱلسَّاعَةُ ۖ s-saatu sa'at kök: سوع
  7. قُلْ kul de ki kök: قول
  8. بَلَىٰ bela hayır
  9. وَرَبِّى verabbi Rabbim hakkı için kök: ربب
  10. لَتَأْتِيَنَّكُمْ lete'tiyennekum o mutlaka size gelecektir kök: اتي
  11. عَـٰلِمِ aalimi bilen kök: علم
  12. ٱلْغَيْبِ ۖ l-gaybi gaybı kök: غيب
  13. لَا la
  14. يَعْزُبُ yea'zubu gizli kalmaz kök: عزب
  15. عَنْهُ anhu O'ndan
  16. مِثْقَالُ miskalu ağırlığınca kök: ثقل
  17. ذَرَّةٍۢ zerratin zerre kök: ذرر
  18. فِى fi olan
  19. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde kök: سمو
  20. وَلَا ve la ne de
  21. فِى fi olan
  22. ٱلْأَرْضِ l-erdi yerde kök: ارض
  23. وَلَآ ve la ve yoktur
  24. أَصْغَرُ esgaru küçük kök: صغر
  25. مِن min
  26. ذَٰلِكَ zalike bundan
  27. وَلَآ ve la ve yoktur
  28. أَكْبَرُ ekberu büyük kök: كبر
  29. إِلَّا illa ki olmasın
  30. فِى fi
  31. كِتَـٰبٍۢ kitabin bir Kitapta kök: كتب
  32. مُّبِينٍۢ mubinin apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عزب (2 geçiş) · Aynı kök: صغر (13 geçiş) · Aynı kök: ثقل (28 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur'an'dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona…

  • Aynı kök: ثقل (28 geçiş) · Aynı kök: ذرر (38 geçiş)

    Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük…

  • Aynı kök: ثقل (28 geçiş) · Aynı kök: ذرر (38 geçiş)

    (Ey Muhammed!) De ki: "Allah'ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir.…

  • Aynı kök: ثقل (28 geçiş) · Aynı kök: ذرر (38 geçiş)

    Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükafatını görecektir.

  • Aynı kök: صغر (13 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: صغر (13 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Allah, "Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın" dedi.

  • Aynı kök: صغر (13 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah'ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini…

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet'in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar, "O (Son) Saat bize gelmeyecektir!" demişlerdi. De ki: "Hayır! Gaybı (bilinemeyeni) bilen dipnot 1 Rabbime yemin olsun ki o (Son Saat) mutlaka size gelecektir." Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O'ndan uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük (hiçbir şey) yoktur ki apaçık bir kitapta (ilahi kanunda) bulunmasın. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Tevbe 9:94, 105; Ra‘d 13:9; Mü'minûn 23:92; Secde 32:6; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada verilmek istenen mesaj her şeyin bir yasasının bulunduğunu bildirmektir. Benzer mesaj: Yûnus 10:61.

Mustafa İslamoğlu

Ama küfürde direnenler "(Kıyamet) Saati asla gelip bizi bulmayacak!" dediler. De ki: "Hayır, Rabbime andolsun ki o mutlaka gelip sizi bulacaktar!" O, idraki aşan hakikatleri bilendir. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O'nun bilgisinden kaçıp kurtulamaz: İster bundan daha küçük olsun, ister daha büyük; bütün bunlar kesin ve net bir yazılım ve yasayla kayıt altına alınmıştır.

Muhammed Esed

Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, "Kıyamet Saati bizi asla bulmaz!" diye düşünürler. De ki: "Hayır, insan kavrayışının ötesindeki her şeyi bilen Rabbimin hakkı için o mutlaka sizi bulacaktır!" Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O'nun bilgisinden kaçamaz; ve bundan daha küçük veya daha büyük bir şey yoktur ki (O'nun) apaçık fermanında yer almasın;

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler: "O saat (ölümle hakikati fark etmek) bize gelmeyecek" dediler. . . De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbime yemin ederim ki elbette size gelecektir! Semalarda ve arzda zerre ağırlığınca bir şey dahi O'ndan gizli kalmaz! (Hatta) ondan daha küçük ve daha büyük (ne varsa o da) Kitab-ı Mubiyn'dedir (apaçık kitap olan fiiller aleminde). "

Ali Bulaç

İnkar edenler, dediler ki: "Kıyamet saati bize gelmez." De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiç bir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır."

Ali Özek ve heyeti

İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır).

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Evrenlerin sonu gelmeyecek!" De ki: "Hayır, öyle değil! Gizli gerçekleri bilen Efendime yemin ederim ki, kesinlikle gelecektir!" Göklerde ve yeryüzünde en küçük ağırlığı olan bir şey, O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük hiçbir şey yoktur ki, Apaçık Kitap'ta olmasın.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, "Kıyamet bize gelmeyecek" dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için, kıyamet mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ölçüsünde bir şey O'ndan gizli kalamaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık bir kitaptadır."

Edip Yüksel

İnkarcılar, "O an, hiçbir vakit gerçekleşmeyecek" dediler. De ki: "Kesinlikle, Efendime ant olsun size gelecektir. O, geleceği Bilendir. Göklerde ve yerde bir atom ağırlığı O'ndan gizli kalmaz. İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun... Hepsi apaçık bir kitaptadır."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkarcılar, 'Saat, hiç bir vakit gerçekleşmeyecek,' dediler. De ki, 'Kesinlikle, Rabbime andolsun size gelecektir. O, geleceği Bilendir. Göklerde ve yerde bir atom ağırlığı O'ndan gizli kalmaz. İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun... Hepsi apaçık bir kitaptadır.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnkar edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."

Elmalılı Hamdi Yazır

İnkâr edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."

Erhan Aktaş

Kafirler: "Bize o Sa'at dipnot 1 gelmeyecek." dediler. De ki: "Bilakis! Gaybı bilen Rabb'ime ant olsun ki, o kesinlikle size gelecektir. Göklerde olsun, yerde olsun zerre kadar da olsa hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar her şey Kitab-ı Mubin'dedir. dipnot 2

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyametin kopması.
  2. metne dön, dipnot 2
    Apaçık kitap. Allah'ın ezeli ilmi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler dipnot 1 : "Bize o Sa'at dipnot 2 gelmeyecek." dediler. De ki: "Bilakis! Gaybı bilen Rabb'ime ant olsun ki, o kesinlikle size gelecektir. Göklerde olsun, yerde olsun zerre kadar da olsa hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar her şey Kitab-ı Mubin'dedir. dipnot 3

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir, gerçeğin üzerini örten, inançsız, inanmayan, güvenmeyen, kabul etmeyen, nankör kimse. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kıyametin kopması.
  3. metne dön, dipnot 3
    Apaçık kitap. Allah'ın ezeli ilmi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bize o Sa'at dipnot 1 gelmeyecek." dediler. De ki: "Bilakis! Gaybı bilen Rabb'ime ant olsun ki, o kesinlikle size gelecektir. Göklerde olsun, yerde olsun zerre kadar da olsa hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar her şey Kitab-ı Mubin'dedir. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyametin kopması.
  2. metne dön, dipnot 2
    Apaçık kitap. Allah'ın ezeli ilmi.

Gültekin Onan

Küfredenler dediler ki: "Kıyamet saati bize gelmez." De ki: "Hayır, gaybı bilen rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiç bir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır."

Hasan Basri Çantay

Küfredenler: "O saat bize gelmeyecek" dedi (ler). Sen de ki (Habibim): "Hayır, ğaybı bilen Rabbim hakkıyçün o, size mutlakaa gelecekdir. Ne göklerde, ne yerde bir zerre mıkdarı Ondan (Onun ilminden) kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük (hiçbir şey) müstesna olmamak üzere (hepsi) muhakkak apaçık bir kitabda (yazılıdır).

İbni Kesir

Küfredenler dediler ki: Kıyamet saatı bize gelmeyecektir. De ki: Hayır, gaybı Rabbıma andolsun ki; o saat muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O'nun ilminin dışında değildir. Ondan daha küçüğü de, büyüğü de istisnasız, mutlaka apaçık kitabtadır.

Mehmet Alagaş

(1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kâfirler: "Kıyamet bize gelmeyecek." dediler. De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbim'e yemin olsun, o mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli değildir. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitaptadır (yazılıdır)."

Süleyman Ateş

İnkar edenler: "O Sa'at bize gelmez," dediler. De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şey, O'ndan gizli kalmaz. Ne bundan küçük, ne de bundan büyük hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitapta bulunmasın.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler şöyle dediler: "O saat /yeniden diriliş saati bize gelmez." De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki o saat size mutlaka gelecektir dipnot 1 . Göklerde ve yerde, ister zerre ağırlığında ister ondan küçük, ister daha büyük olsun, hiçbir şey onun bilgisinden kaçmaz, hepsinin apaçık yazılı bir kaydı tutulur dipnot 2 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Bunların hepsi, meydana gelmeden hemen önce kayda geçirilir (Hadid 57/22-23). Ayrıca bkz. Al-i İmran 3/5, En'am 6/59, Yunus 10/61, Neml 27/75, Lokman 31/16.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görmezlikten gelenler şöyle derler: "Kıyamet saati bize dokunmaz". De ki: "Hayır, görülmeyeni bilen Sahibim'e yemin olsun ki, o, size de dokunacaktır. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile ondan kaçmaz. Onun daha küçüğü ve daha büyüğü de her şeyi beyan eden bir Kitap'tadır."

Şaban Britch

Kafirler: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır, Rabbi’me yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha küçük veya daha büyük birşey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

Şaban Piriş

İnkar edenler: -Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: -Hayır, Rabbi'me yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha küçük veya daha büyük birşey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre sapanlar şöyle dediler: "Kıyamet saati bize gelmez!" De ki: "Hayır, öyle değil! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki, o size mutlaka ve mutlaka gelecektir! Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile Rabbimden gizli kalmaz." Zerreden daha küçük veya daha büyük hiçbir istisna olmamak üzere, her şey apaçık bir Kitap'ta belirlenmiştir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Never, say the infidels: "shall the Final Hour (of Resurrection and Judgement) fulfill itself and come our way. " Say to them O Muhammad: "But indeed it shall come about; rest assured by Allah, my Creator, that it shall come upon you with the revolution of time. He is Omniscient of the invisible and the unknown and AL-'Alim whom nothing escapes His vigilance neither in the heavens nor on earth be it in the weight or in the size of an atom or lesser or larger in degree; all being recorded in a documentary book that furnishes evidence of facts and of events",

Abdul Haleem

Still, the disbelievers say, ‘The Last Hour will never come upon us.’ Say, ‘Yes, by my Lord, [it will], by Him who knows the unseen! Not even the weight of a speck of dust in the heavens or earth escapes His knowledge, nor anything smaller or greater. It is all recorded in a clear Record

Abdullah Yusuf Ali

The Unbelievers say, "Never to us will come the Hour": Say, "Nay! but most surely, by my Lord, it will come upon you;- by Him Who knows the unseen,- from Whom is not hidden the least little atom in the heavens or on earth: Nor is there anything less than that, or greater, but is in the Record Perspicuous:

Abul A'la Maududi

The unbelievers say: "How come the Hour is not coming upon us!" dipnot 1 Say to them: “Yes indeed, by my Lord, by Him Who fully knows the realm beyond the ken of perception, that the Hour shall inevitably come upon you. dipnot 2 Nothing escapes Him, not even the smallest particle in the heavens or the earth; nor is anything smaller or bigger than that but is in a Manifest Book.” dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This they said satirically and mockingly. What they meant was: "This Prophet (peace be upon him) has been giving us the news of his coming of Resurrection for along time now, but Resurrection has not overtaken us so far although we have openly denied and rejected him as a Prophet, have been insolent to him and have ridiculed him in every way.
  2. metne dön, dipnot 2
    The use of the attribute "Knower of the unseen" for Allah while swearing by him by itself points to the fact that the coming of Resurrection is certain, but no one knows except Allah, Knower of the unseen, when exactly it will come. This same theme has been explained at different places in the Quran in various ways. For details, see (Surah Al-Aaraf: Ayat 187), (Surah TaHa: Ayat 15), (Surah Luqman: Ayat 34), (Surah Al-Ahzab: Ayat 63),(Surah Al-Mulk: Ayats 25-26),(Surah An-Naziyat: Ayats 42-44).
  3. metne dön, dipnot 3
    This is one of the arguments for the possibility of the Hereafter as is being stated in (verse 7) below. One of the reasons why the deniers of the Hereafter regarded the lifeafter- death as irrational was; They said that when all human beings will have become dust after death, and scattered away in particles, how it will be possible to bring all the countless particles together and combine them to be re-created as the same human bodies once again. This doubt has been dispelled, saying, "Every particle wherever it is, is recorded in God’s register, and God knows where a particle is. Therefore, when He wills to recreate, He will not face any difficulty in gathering together all the particles of the body of each and every man."

Aisha Bewley

Those who are kafir say, ‘The Hour will never come. ’ Say: ‘Yes, by my Lord, it certainly will come!’ He is the Knower of the Unseen, Whom not even the weight of the smallest particle eludes, either in the heavens or in the earth; nor is there anything smaller or larger than that which is not in a Clear Book.

Al-Hilali & Khan

Those who disbelieve say: "The Hour will not come to us." Say: "Yes, by my Lord, the All-Knower of the Unseen, it will come to you; not even the weight of an atom (or a small ant) or less than that or greater escapes His Knowledge in the heavens or in the earth but it is in a Clear Book (Al-Lauh Al-Mahfûz).

Ali Quli Qarai

The faithless say, ‘The Hour will not overtake us. ’ Say, ‘Yes indeed, by my Lord, it will surely come to you.’ —The Knower of the Unseen, not [even] an atom’s weight escapes Him in the heavens or in the earth, nor [is there] anything smaller than that nor bigger, but it is in a manifest Book,

Amatul Rahman Omar

And those who disbelieve say, `The Hour will never come upon us. ' Say, `Why not, by my Lord, Who knows the unseen, it is bound to come upon you. Nothing escapes Him (unobserved), not even so much as an atom's weight in the heavens or in the earth, nor is anything there smaller or greater than that (but is recorded) in a book revealing (the truth, and is governed by a plain law).

Arthur John Arberry

The unbelievers say, 'The Hour will never come to us. ' Say: 'Yes indeed, by my Lord, it shall come to you, by Him who knows the Unseen; not so much as the weight of an ant in heaven and earth escapes from Him, neither is aught smaller than that, or greater, but it is in a Manifest Book;

Bijan Moeinian

The disbelievers say: "The dooms day will never take place". Tell them O Mohammad that it surely will happen at exactly when it is supposed to happen. God knows what will happen in the future. There is not even an atom in his domain of creation that He does not know about its whereabouts. The information about everything, smaller or bigger than an atom, does already exist in his book of knowledge.

E. Henry Palmer

Those who misbelieve say, 'The Hour shall not come to us;' say, 'Yea, by my Lord it shall surely come to you! by Him who knows the unseen! nor shall there escape from it the weight of an atom, in the heavens or in the earth, or even less than that, or greater, save in the perspicuous Book;'

Edip-Layth

Those who rejected said, "the moment will not come upon us!" Say, "Yes, by my Lord, it will come to you." He is the Knower of the unseen, not even an atom's weight or less than that or greater can be hidden from Him, be it in the heavens or the earth. All are in a clear record.

George Sale

The unbelievers say, the hour of judgment will not come unto us. Answer, yea, by my Lord, it will surely come unto you; it is He who knoweth the hidden secret: The weight of an ant, either in heaven or in earth, is not absent from Him, nor any thing lesser than this or greater, but the same is written in the perspicuous book of his decrees;

Hamid S. Aziz

He knows that which goes down into the earth and that which comes out of it, and that which comes down from the heaven and that which goes up to it; and He is the Merciful, the Forgiving.

Mahmoud Ghali

And the ones who disbelieve have said, "The Hour will not come up to us. " Say, "Yes indeed, by my Lord, indeed it will definitely come up to you. (He is) The Knower of the Unseen; not so much as an atom's weight in the heavens or in the earth shifts away from Him; neither is anything smaller than that, or greater, except that it is in an Evident Book,

Marmaduke Pickthall

Those who disbelieve say: The Hour will never come unto us. Say: Nay, by my Lord, but it is coming unto you surely. (He is) the Knower of the Unseen. Not an atom's weight, or less than that or greater, escapeth Him in the heavens or in the earth, but it is in a clear Record,

Mohamed Ahmed - Samira

The unbelievers say: "There is no coming of the Hour for us. " Say: "Why not? By my Lord, the knower of the unknown, it will certainly come for you. Not even an atom's weight in the heavens and the earth, or something smaller or greater than it, is hidden from Him, and which is not recorded in the all-too-manifest Book,

Muhammad Asad

And yet, they who are bent on denying the truth assert, "Never will the Last Hour come upon us!" Say: “Nay, by my Sustainer! By Him who knows all that is beyond the reach of a created being’s perception: it will most certainly come upon you!” Not an atom’s weight [of whatever there is] in the heavens or on earth escapes His knowledge; and neither is there anything smaller than that, or larger, but is recorded in [His] clear decree,

Mustafa Khattab

The disbelievers say, "The Hour will never come to us." Say, ˹O Prophet,˺ “Yes—by my Lord, the Knower of the unseen—it will certainly come to you!” Not ˹even˺ an atom’s weight is hidden from Him in the heavens or the earth; nor anything smaller or larger than that, but is ˹written˺ in a perfect Record.[1]

Progressive Muslims

And those who rejected said: "The Hour will not come upon us!" Say: "Yes, by my Lord, it will come to you. " He is the Knower of the unseen, not even an atom's weight or less than that or greater can be hidden from Him, be it in the heavens or the Earth. All are in a clear record.

Rashad Khalifa

Those who disbelieve have said, "The Hour will never come to pass!" Say, "Absolutely - by my Lord - it will most certainly come to you. He is the Knower of the future. Not even the equivalent of an atom's weight is hidden from Him, be it in the heavens or the earth. Not even smaller than that, or larger (is hidden). All are in a profound record."

Sahih International

But those who disbelieve say, "The Hour will not come to us. " Say, "Yes, by my Lord, it will surely come to you. [ Allah is] the Knower of the unseen." Not absent from Him is an atom's weight within the heavens or within the earth or [what is] smaller than that or greater, except that it is in a clear register -

Sam Gerrans

And those who ignore warning say: “The Hour will not come to us.” Say thou: “Verily, by my Lord — it will come to you — the Knower of the Unseen!” Not absent from Him is the weight of an atom in the heavens or in the earth, or what is smaller than that or greater, save is in a clear writ,

Shabbir Ahmed

And yet the disbelievers say, "Never will the Hour come upon us. " Say, "Nay, by my Lord, it is coming to you. By the Knower of the Unseen, it will most certainly come upon you. (The Great Revolution in this world and the Hour of Resurrection are bound to come). Not an atom's weight in the heavens and the earth, escapes His Knowledge, nor is hidden anything smaller or larger, but it is recorded in a Clear Record.

Syed Vickar Ahamed

The unbelievers say: "The Hour will never come to us;" Say: "No! By my Lord, but most surely, it will come upon you— By Him Who knows (everything) not (even) seen— From Whom is not hidden the smallest little (indivisible) particle in the heavens or on earth: And there is not a thing less than that, or greater, which is not clearly written in the Clear Book (Record):

Taqi Usmani

Said those who disbelieve, "The Hour (i.e. the Day of Judgment) will not come to us." Say, “Why not? By my Lord, the knower of the Unseen, it will come to you.” Nothing in the heavens and in the earth, even to the measure of a particle, can escape Him, nor is there anything smaller than that or bigger, but it is recorded in a manifest book.

The Monotheist Group

And those who rejected said: "The Hour will not come to us!" Say: "Yes, by my Lord, it will come to you." He is the Knower of the unseen; not even the weight of an atom or less than that or greater can be hidden from Him, be it in the heavens or the earth. All are in a clear record.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩