Diyanet İşleri
Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.
Sebe' suresi
Sebe' suresi, 9. ayet. أَفَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِن نَّشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ
efelem yerav ilâ mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm mine-ssemâi vel'arḍ. in neşe' naḫsif bihimü-l'arḍa ev nüsḳiṭ `aleyhim kisefem mine-ssemâ'. inne fî ẕâlike leâyetel likülli `abdim münîb.
Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıyamet gelecektir; inkâr edenlerin iddiaları Sebe' 1–9 3
Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.
Yine inkar edenler şöyle dediler: "Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi?
"Allah'a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?" Hayır, öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.
Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.
(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.
Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
9. Daha sonra Yüce Allah, dikkatlerini aklî bir delile çekmektedir. Bu delil, öldükten sonra dirilişin gördükleri gibi uzak olmadığını göstermektedir. Eğer önlerinde ve arkalarında bulunan semaya ve arza bakacak olsalar hiç şüphesiz Yüce Allah’ın bunlardaki göz kamaştırıcı kudretini görürler, en ileri ilim adamlarını bile dehşete düşürecek boyutlardaki azametine tanık olurlardı. Göklerin ve yerin yaratılmasının, bunların büyüklüklerinin ve her ikisinde bulunan bunca mahlukatın var edilişinin, öldükten sonra insanların kabirlerinden diri olarak çıkarılmasından daha muazzam olduğunu anlarlardı.
Peki, bundan daha büyük şeyleri tasdik ettikleri halde öldükten sonra dirilişi yalanlamaya onları iten nedir? Evet, şüphesiz ki bu, şu ana kadar gaybî bir haberdir. Onlar bunu görmemektedirler. İşte onu yalanlayışlarının sebebi de budur. Allah da şöyle buyurmaktadır:
“Dilersek onları yerin dibine geçiririz yahut gökten üzerlerine” azaptan “parçalar düşürürüz.” Çünkü gökler ve yer, bizim irademiz ve emrimiz altındadır. Emir verecek olursak, bize karşı gelemezler. Öyleyse yalanlamalarınız üzere ısrar etmekten sakının. Yoksa sizi en ağır cezalarla cezalandırırız.
“Şüphesiz bunda” göklerin, yerin ve her ikisinde bulunan bunca varlıkların yaratılmasında Rabbine “yönelen her bir kul için elbette bir ibret vardır.”
Kulun Yüce Allah’a yönelişi ne kadar büyük olursa, ilâhî delillerden yararlanması da o kadar büyük olur. Çünkü Rabbine yönelen kimse O’na dönmüştür. Böyle bir kimsenin iradesi ve bütün gayreti Rabbinin rızasına yöneliktir. Bütün işlerinde Rabbine döner. Bu yüzden Rabbine oldukça yakındır. Onun Allah’ı razı edecek şeylerle uğraşmaktan başka hiçbir gayesi yoktur. Mahlukata bakışı da tefekkür ve ibret bakışıdır. Faydasız ve gafilane bir bakış değildir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yeniden dirilmeyi inkâr edenler, yerde önlerinde olanı ve gökte arkalarında olanı görmezler mi? Eğer dilersek onları ayaklarının altından yere batırırız ve yine dilersek onların üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. İşte bunda, Allah'ın kudretine delil getirmek ve Rabbine çokça itaat ederek O'na dönmek isteyen her kul için açık ve kesin deliller vardır. Bunlara kadir olan (Allah); ölümünüzden ve bedenlerinizin paramparça olmasından sonra sizleri yeniden diriltmeye kadirdir.
Aynı kök: كسف (5 geçiş) · Aynı kök: سقط (8 geçiş)
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl…
Aynı kök: كسف (5 geçiş) · Aynı kök: سقط (8 geçiş)
"Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür."
Aynı kök: كسف (5 geçiş) · Aynı kök: سقط (8 geçiş)
Gökten düşmekte olan parçalar görseler, "Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır" derler.
Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben…
Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.
Aynı kök: سقط (8 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar gökten ve yerden, önlerinde ve arkalarında (olup bitenlere) hiç bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırır veya üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz ki bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ders vardır.
Onlar gökten ve yerden ne kadarını önlerine serdiğimize, ne kadarını da kendilerinden gizlediğimize bakmazlar mı? Eğer Biz dileseydik, onları yerin dibine geçirir ya da göğü başlarında paralardık. Şüphe yok ki bütün bunlarda, O'na yönelen her bir kul için mutlaka alınacak bir ders vardır.
Göğün ve yerin ne kadar az kısmının önlerine serildiğini, ne kadarının da gizlendiğini anlamazlar mı? (Yine anlamazlar mı ki) Biz dileseydik onları yerin dibine batırır, yahut göğü başlarına geçirirdik? Bütün bunlarda, (pişmanlık duyarak) O'na yönelen her (Allah'ın) kul(u) için bir ders vardır.
Önlerinde ve arkalarında (gelecekte ve geçmişte), semadan ve arzdan (bilinç ve bedenen) neler olduğunu görmediler mi? Eğer dilesek onları arza batırırız (bedensellikte boğarız Esma'mızdan açığa çıkan bir şekilde) yahut üzerlerine semadan parçalar düşürürüz (düşüncelerini alt - üst ederiz)! Muhakkak ki bunda (hakikatine) yönelen her kul için elbette bir işaret vardır.
Onlar, gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Eğer biz dilersek, onları yerin dibine geçirir ya da gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Hiç şüphesiz, bunda 'gönülden (Allah'a) yönelen' her kul için bir ayet vardır.
Onlar, gökte ve yerde önlerine ve arkalarına bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ibret vardır.
Hem gökten hem de yeryüzünden, önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Eğer dilersek, onları yerin dibine geçiririz veya onların üzerine gökten parçalar düşürürüz. Aslında, işte bunda, içtenlikle yönelen her kul için kesinlikle bir gösterge vardır.
Onlar, gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında bulunana bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız, ya da üzerlerine gökten parçalar indiririz. Şüphesiz bunda Rabbine yönelen her kul için bir ders vardır.
Göklerde ve yerde, önlerinde ve arkalarında bulunanlara bakmadılar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten bir kütle düşürürüz. Her yönelen kul için elbette bunda bir işaret vardır.
Göklerde ve yerde, önlerinde ve arkalarında bulunanlara bakmadılar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten bir kütle düşürürüz. Her yönelen kul için elbette bunda bir işaret vardır.
Ya gökten ve yerden önlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilersek kendilerini yere indiriveririz yahut gökten üstlerine parçalar düşürürüveririz. Gerçekten onda hakka gönül veren her kul için şüphesiz bir ibret vardır.
Ya Gökten ve Yerden önlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilersek kendilerini Yere geçiriveririz, yahud Gökten üzerlerine parçalar düşürüveririz hakıkaten onda inabe edecek (hakka gönül verecek) bir kul için şübhesiz bir ayet vardır
Onlar, göklerde ve yerde, önlerinde ve arkalarında olanları görmediler mi? Dilersek onları yere geçiririz. Veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunlarda dipnot 1 yönelen dipnot 2 her kul için ayet dipnot 3 vardır.
Onlar, göklerde ve yerde, önlerinde ve arkalarında olanları görmediler mi? Dilersek onları yere geçiririz. Veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunlarda dipnot 1 yönelen dipnot 2 her kul için ayet dipnot 3 vardır.
Onlar, göklerde ve yerde, önlerinde ve arkalarında olanları görmediler mi? Dilersek onları yere geçiririz. Veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunlarda dipnot 1 yönelen dipnot 2 her kul için ayet dipnot 3 vardır.
Onlar, gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Eğer biz dilersek, onları yerin dibine geçirir ya da gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Hiç şüphesiz, bunda 'gönülden (Tanrı'ya) yönelen' her kul için bir ayet vardır.
Gökden ve yerden önlerinde ne var, arkalarında ne var, bakmadılar mı? Eğer biz dilersek onları yere geçiririz, yahud gökden üstlerine parçalar düşürürüz. Şübhe yok ki bunda Rabbine dönen her kul için elbet bir ibret vardır.
Gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Biz, istersek; onları yerin dibine geçirir veya üzerlerine gökten parçalar indiririz. Muhakkak ki bunda, Allah'a yönelen her kul için bir ayet vardır.
(1-9) Hamd Allah içindir, semalar ve yerde ne varsa onundur, diğer hayatta da / ahirette de hamd onundur, (Verince şükredilir, verince yahut alınca, iki durumda da hamdedilir. Her şey onundur, verdiğinin bir kısmını geri alır, sende geri kalan yine onundur, daha fazla vermek için almış olabilir, yeniden verebilecek olan da yine O’dur.) ve o gerekçeli karar verir / hakimdir, haberdardır. Yere / Arza giren ne varsa ve ondan çıkan ne varsa bilir, (Gökten inenler ve arzdan çıkanlar; nüzul -miraç ikilisi, yağmur -filiz ikilisi, vahiy -dua ikilisi, melek -ruh ikilisi, gazap -isyan ikilisi ) O esirgeyendir, bağışlayandır. Kafirler saat bize gelmeyecek dediler, deki Bilakis gayb olanı bilen Rabbim sizlere onu getirecek, göklerde ve yerde zerre miktar da olsa onun aklından gitmez / gözünden kaçmaz, bundan daha küçük te olsa büyükte olsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. İman edip ıslah edici ameller yapanlar için işte onlar için bağışlanma / mağfiret ve ikram edilen bir rızık vardır. Ayetlerimizde bizi aciz bırakmak için koşuşturan lar, onlar için de acıtıcı pislikten bir azap vardır. İlim verilenler, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu / hak olduğunu ve saygın olanın, övülenin yoluna ilettiğini görüyorlar. Kafirler dediler ki; her bir parçalanan gibi sizde parçalandığınız vakit kesinlikle yeni bir yaratılış içinde olacağınızı haber veren adamı sizlere belli edelim mi? Allah’a iftira mı atıyor? yoksa onda bir cinnet hali mi var? Bilakis sonraki hayata / ahirete iman etmeyenler azap içindedirler, uzak bir sapıklık içindedirler. Önlerindekileri, arkalarındakileri, göktekileri ve yerdekileri görmediler mi? Eğer istersek biz, inanmayanları yere geçiririz / batırırız, ya da gökten üzerlerine parçacıklar dökeriz, işte bunda kesinlikle gönülden yönelen / münib kul için ayetler vardır.
Onlar önlerindeki ve arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. İşte bunda, (Rabbine) ihlasla yönelen her kul için bir ayet/delil vardır.
Onlar gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında bulunanı, (kendilerini her yandan kuşatan göğü ve yeri) görmüyorlar mı? Dilesek onları yere batırırız ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ibret vardır.
Onlar, önlerinde ve arkalarında olan göğe ve yere bakmadılar mı dipnot 1 ? Gerek görürsek dipnot 2 onları yerin dibine geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz dipnot 3 . Hiç şüphesiz bunda, Allah'a yönelen her kul için bir ayet /bir gösterge vardır dipnot 4 .
Bunlar, önlerinde ve arkalarındaki göğe ve yere bakmadılar mı? Emretsek onları yere batırır veya gökten başlarına parçalar düşürürdük. Bunda, Allah'a yönelen her kul için dersler vardır.
Onlar önlerindeki ve arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. İşte bunda, her ihlasla yönelen kul için bir ayet/delil vardır.
Onlar önlerindeki arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten bir parça üzerlerine düşürürüz. İşte bunda, her ihlasla yönelen kul için bir işaret vardır.
Onlar, önlerinde ve arkalarında, gökten ve yerden neler var, görmediler mi? Dilesek onları yere batırırız ya da üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Hiç kuşkusuz, bütün bunlarda Allah'a yönelen her kul için mutlak bir ibret vardır.
Do they not see what is before them and what is behind them of the heavens and the earth and contemplate their existence, maintenance and conservation. If We willed We could eclipse them in one swallow by a yawning earthly chasm We create beneath them or cause a piece of heaven to fall upon them in the form of discs of cumuli; either incident is by itself a great inducement for lifting to Allah the inward sight by the votary devoted to religious observances and to repentance with a breast filled with reverential awe.
Do they not think about what is in front of them and behind them in the heavens and earth? If We wished, We could make the earth swallow them, or make fragments from the heavens fall down upon them. There truly is a sign in this for every servant who turns back to God in repentance.
See they not what is before them and behind them, of the sky and the earth? If We wished, We could cause the earth to swallow them up, or cause a piece of the sky to fall upon them. Verily in this is a Sign for every devotee that turns to Allah (in repentance).
Do they not see how the heavens and the earth encompass them from the front and the rear? We could, if We so wished, cause the earth to swallow them or let fragments of the sky fall upon them. dipnot 1 Verily there is a Sign in this for every servant (of Allah) who penitently turns to Him. dipnot 2
Have they not looked at the sky and the earth in front of them and behind them? If We willed We would cause the earth to swallow them up or make great lumps fall down on them from the sky. There is certainly a Sign in that for every remorseful slave.
See they not what is before them and what is behind them, of the heaven and the earth? If We will, We shall sink the earth with them, or cause a piece of the heaven to fall upon them. Verily, in this is a sign for every slave who turns to Allâh in repentance (i.e. the one who believes in the Oneness of Allâh and performs deeds of His obedience and always begs His Pardon).
Have they not regarded that which is before them and that which is behind them of the sky and the earth? If We like, We can make the earth swallow them, or let fall on them a fragment from the sky. There is indeed a sign in that for every penitent servant.
Do they not see (how they are surrounded on all sides by) the heaven and the earth that lie before and behind them? If We (so) please, We can make them low (and abased) in the land (and thus show some signs of the earth), or let some portion of the clouds fall down upon them (showing some heavenly signs). Behold! there is a sign in this for every penitent servant (of God).
Have they not regarded what lies before them and what lies behind them of heaven and earth? Did We will, We would make the earth to swallow them, or We would drop down on them lumps from heaven. Surely in that is a sign to every penitent servant.
Do the disbelievers not look around and realize that [they owe their very life to the mercy and the grace of the same God that they deny and] if the Lord decides, He can sink them underground or send a meteor from the sky to destroy them. Only those servants of God who turn to him understand the magnitude of His Grace {and are grateful for that].
Have they not looked at what is before them and what is behind them of the heaven and the earth? if we pleased we would cleave the earth open with them, or we would make to fall upon them a portion of the heaven; verily, in that is a sign to every repentant servant.
Have they not seen all that is before them and behind them, in the heaven and the earth? If We wished, We could cause the earth to swallow them, or cause pieces of the sky to fall on them. In this is a sign for every obedient servant.
Have they not therefore considered what is before them, and what is behind them, of the heaven and the earth? If We please, We will cause the earth to open and swallow them up, or will cause a piece of the heaven to fall upon them: Verily herein is a sign unto every servant, who turneth unto God.
"He has forged a lie against Allah or there is madness in him. "Nay! Those who do not believe in the Hereafter are in torment and in great error.
So, have they not regarded whatever is before them (Literally: between their hands) and whatever is behind them of the heaven and the earth? In case We (so) decide, We would make the earth to cave in with them, or We would let fall down on them lumps from the heaven. Surely in that is indeed a sign to every penitent bondman.
Have they not observed what is before them and what is behind them of the sky and the earth? If We will, We can make the earth swallow them, or cause obliteration from the sky to fall on them. Lo! herein surely is a portent for every slave who turneth (to Allah) repentant.
Do they not see what is before them and what is behind them of the heavens and the earth? We could cleave the earth and sink them, if We pleased, or drop a fragment of the sky upon them. There is surely a sign in this for every penitent creature.
Are they, then, not aware of how little of the sky and the earth lies open before them, and how much is hidden from them? [or that,] if We so willed, We could cause the earth to swallow them, or cause fragments of the sky to fall down upon them? In all this, behold, there is a message indeed for every servant [of God] who is wont to turn unto Him [in repentance].
Have they not then seen all that surrounds them of the heavens and the earth? If We willed, We could cause the earth to swallow them up, or cause ˹deadly˺ pieces of the sky to fall upon them. Surely in this is a sign for every servant who turns ˹to Allah˺.
Have they not seen to all that is before them and behind them, in the heaven and the Earth If We wished, We could cause the Earth to swallow them, or cause pieces of the sky to fall on them. In this is a sign for every obedient servant.
Have they not seen all the things in front of them and behind them, in the heaven and the earth? If we willed, we could have caused the earth to swallow them, or caused masses to fall on them from the sky. This should be a sufficient proof for every obedient servant.
Then, do they not look at what is before them and what is behind them of the heaven and earth? If We should will, We could cause the earth to swallow them or [could] let fall upon them fragments from the sky. Indeed in that is a sign for every servant turning back [to Allah ].
Do they then not see what is before them, and what following them of the heaven and the earth? If We will, We can make the earth swallow them, or cause to fall upon them pieces of the sky. In that is a proof for every repentant servant.
Have they not observed the heaven and the earth however little lies open before them, and however much is hidden from them? If We so Willed, We could have caused the earth to swallow them, or caused masses from the sky fall down upon them. Therein, behold, is a Sign for every servant who turns to his Lord.
Do they not see what is before them and (what is) behind them, of the heaven and the earth? If We wished, We could make the earth swallow them up, or make a piece of the heaven fall upon them. Surely, in this is a Sign for the (loyal) servant who turns to Allah (in repentance).
Have they not, then, looked to the sky and the earth that lies before them and behind them? If We so will, We would make the earth swallow them up, or cause pieces of the sky to fall upon them. Surely, in this there is a sign for a servant (of Allah) who turns to Him.
Have they not seen all that is before them and behind them, in the heaven and the earth? If We wished, We could cause the earth to swallow them, or cause pieces of the heaven to fall on them. In this is a sign for every obedient servant.