Hâkka suresi · 25–37. ayetler

Kitabı solundan verilen

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hâkka suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 25. ayet. وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ

    Diyanet İşleri

    Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."

    Mehmet Okuyan

    Kitabı kendisine solundan verilene gelince, o kişi şöyle diyecektir: "Ah, keşke, bana kitabım (amel defterim) verilmeseydi!

    Mustafa İslamoğlu

    Karnesi sol tarafından verilen kimseye gelince... Sonunda o da şöyle sızlanacak: "Eyvah! Keşke hiç karne almasaydım!

    Muhammed Esed

    Sicili sol eline tutuşturulana gelince, "Eyvah!" diye feryad edecek, "Keşke sicilim bana gösterilmeseydi,

    Ahmed Hulusi

    Yaşam bilgisi kayıtları (kitabı) solundan oluşmuş olana gelince; o da şöyle der: "Keşke bana kayıtlarım hiç verilmeseydi!"

    Ali Bulaç

    Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi."

    Ali Özek ve heyeti

    Kitabı sol tarafından verilene gelince, o: Keşke, der, bana kitabım verilmeseydi de,

    Ali Rıza Safa

    Ve kitabı solundan verilen kimse, şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."

    Edip Yüksel

    Kitabı solundan verilenlere gelince, onlar, "Keşke kitabım bana verilmeseydi" der,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitabı solundan verilenlere gelince, onlar, 'Keşke kitabım bana verilmeseydi,' der,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak kitabı sol tarafından verilen der ki: "Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi bana!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma kitabına soliyle irdirilmiş olan da der ki: eyvah keşke erdirilmese idim kitabıma

    Erhan Aktaş

    Kitabı solundan verilen dipnot 1 kimse ise: "Keşke bana kitabım verilmeseydi." de;

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu Arapçada bir deyimdir. Sol, "üzüntü, bozukluk ve sıkıntıyı" ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitabı solundan verilen dipnot 1 kimse ise: "Keşke bana kitabım verilmeseydi." de;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu Arapçada bir deyimdir. Sol, "üzüntü, bozukluk ve sıkıntıyı" ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitabı solundan verilen dipnot 1 kimse ise: "Keşke bana kitabım verilmeseydi." de;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kitabın solundan verilmesi" Arapça'da bir deyimdir ve deyim olarak; "üzüntü, bozukluk ve sıkıntıyı" ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi."

    Hasan Basri Çantay

    Kitabı sol eline verilmiş olan kişiye gelince, o da der ki, "Ah keşki benim kitabım verilmeseydi".

    İbni Kesir

    Kitabı solundan verilmiş olana gelince; der ki: Keşki kitabım bana verilmeseydi.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitabı solundan verilen kimseler ise şöyle der: “Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi.''

    Süleyman Ateş

    Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke bana Kitabım verilmeseydi!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Defteri sol eline verilecek kimse şöyle der: "Keşke bana defterim verilmeseydi!

    Şaban Britch

    Kitabı solundan verilen ise şöyle der: Eyvah, keşke kitabım verilmeseydi.

    Şaban Piriş

    Kitabı solundan verilen ise şöyle der: -Eyvah, keşke kitabım verilmeseydi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Öz kitabı sol taraftan verilene gelince o şöyle der: "Ah, ne olurdu, bana kitabım verilmeseydi!"

  2. Hâkka suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 26. ayet. وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ

    Diyanet İşleri

    "Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim."

    Mehmet Okuyan

    Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve hesabımın ne olduğunu (keşke) hiç bilmeseydim!

    Muhammed Esed

    ve (keşke) şu hesabımı görmemiş olsaydım!

    Ahmed Hulusi

    "Hesabımı (yaptıklarımın sonucunun ne olduğunu) hiç bilmeseydim!"

    Ali Bulaç

    "Hesabımı hiç bilmeseydim."

    Ali Özek ve heyeti

    hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!

    Ali Rıza Safa

    "Hesabımı hiç bilmeseydim!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."

    Edip Yüksel

    "Hesabımın ne olduğunu öğrenmeyeydim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hesabımın ne olduğunu öğrenmeyeydim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve hesabımın ne olduğunu öğrenmeseydim!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve vakıf olmasa idim ne imiş? Hisabıma

    Erhan Aktaş

    "Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim." der.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim." der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim." der.

    Gültekin Onan

    "Hesabımı hiç bilmeseydim."

    Hasan Basri Çantay

    "Hisabımın da ne olduğunu bilmeseydim".

    İbni Kesir

    Hesabımın da ne olduğunu bilmeseydim.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim."

    Süleyman Ateş

    "Şu hesabımı hiç bilmemiş olsaydım!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!

    Şaban Britch

    Hesabımı hiç bilmeseydim.

    Şaban Piriş

    Hesabımı hiç bilmeseydim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hesabımın ne olduğunu hiç bilmemiş olsaydım."

  3. Hâkka suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 27. ayet. يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ

    Diyanet İşleri

    "Keşke ölüm her şeyi bitirseydi."

    Mehmet Okuyan

    Ah, keşke, onunla (ölümümle) her iş bitseydi!

    Mustafa İslamoğlu

    Ah! Keşke (ölüm), işi tamamen bitiren (mutlak bir yok oluş) olsaydı!

    Muhammed Esed

    Keşke bu (ölümüm) benim sonum olsaydı!

    Ahmed Hulusi

    "Keşke (bu aşamaya gelinmeden) iş bitmiş olsaydı!"

    Ali Bulaç

    "Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi."

    Ali Özek ve heyeti

    Keşke onunla (ölümümle) her iş olup bitseydi!

    Ali Rıza Safa

    "Keşke bu sonum olsaydı!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."

    Edip Yüksel

    "Keşke ölümüm sonum olsaydı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Keşke ölümüm sonsuz olsaydı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne olurdu o ölüm iş bitiren olsaydı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    nolurdu iş bitiren olaydı o ölüm

    Gültekin Onan

    "Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi."

    Hasan Basri Çantay

    "Ah keşki o (ölüm, hayatıma) kat'i bir son verici olsaydı".

    İbni Kesir

    Keşki bu iş son bulmuş olsaydı.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Keşke (ölüm işimi) bitirmiş olsaydı!"

    Süleyman Ateş

    "Keşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ah! Keşke ölüm her şeyi bitirseydi!

    Şaban Britch

    Keşke (ölüm işimi) bitirmiş olsaydı!

    Şaban Piriş

    Keşke ölüm bir son olsaydı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ah, ne olurdu, iş bitmiş olsaydı!"

  4. Hâkka suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 28. ayet. مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ

    Diyanet İşleri

    "Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."

    Mehmet Okuyan

    Malım bana yarar sağlamadı.

    Mustafa İslamoğlu

    Malım başıma gelen hiçbir belayı def edemedi.

    Muhammed Esed

    (Şimdiye kadar) sahip olduğum şeylerin bana hiçbir faydası olmadı,

    Ahmed Hulusi

    "Servetim bana hiçbir fayda sağlamadı!"

    Ali Bulaç

    "Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı."

    Ali Özek ve heyeti

    Malım bana hiç fayda sağlamadı;

    Ali Rıza Safa

    "Malım bana yarar sağlamadı!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."

    Edip Yüksel

    "Param bana yaramadı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Param bana yaramadı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Malım benden yana hiçbir şeye yaramadı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hiçbir şey'e yaramadı benden yana malım

    Erhan Aktaş

    "Malım-gücüm bana hiçbir yarar sağlamadı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Malım-gücüm bana hiçbir yarar sağlamadı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Malım-gücüm bana hiçbir yarar sağlamadı."

    Gültekin Onan

    "Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı."

    Hasan Basri Çantay

    "Malım bana bir faide vermedi".

    İbni Kesir

    Malım hiç fayda vermedi bana.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Malım da bana bir fayda vermedi."

    Süleyman Ateş

    "Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Malım işe yaramadı!

    Şaban Britch

    Malım bana fayda vermedi.

    Şaban Piriş

    Malım bana fayda vermedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hiçbir işime yaramadı malım."

  5. Hâkka suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 29. ayet. هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ

    Diyanet İşleri

    "Saltanatım da yok olup gitti."

    Mehmet Okuyan

    Saltanatım da benden yok olup gitti."

    Mustafa İslamoğlu

    Gücüm elimde patladı."

    Muhammed Esed

    (ve) bütün tartışma ve karşı koyma gücüm elimden kayıp gitti!"

    Ahmed Hulusi

    "Bütün gücüm de yok olup gitti. "

    Ali Bulaç

    "Güç ve kudretim yok olup gitti."

    Ali Özek ve heyeti

    saltanatım da benden (koptu), yok olup gitti.

    Ali Rıza Safa

    "Gücüm yok oldu!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: "Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu."

    Edip Yüksel

    "Tüm gücümü yitirdim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Tüm gücümü yitirdim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Mahvoldu saltanatım, gücüm!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mahv oldu benden saltanat-ü samanım

    Erhan Aktaş

    "Bütün saltanatım yok oldu."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bütün saltanatım yok oldu."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bütün saltanatım yok oldu."

    Gültekin Onan

    "Güç ve kudretim yok olup gitti."

    Hasan Basri Çantay

    "(Bütün) saltanatım benden ayrılıb mahvoldu".

    İbni Kesir

    Gücüm de yok olup gitti benden.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Saltanatım yok olup gitti."

    Süleyman Ateş

    "Gücüm (saltanatım) benden yok olup gitti"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yetkilerim de elimden gitti!"

    Şaban Britch

    Gücüm, hüccetim yok olup gitti.

    Şaban Piriş

    Gücüm yok olup gitti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sökülüp gitti benden saltanatım."

  6. Hâkka suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 30. ayet. خُذُوهُ فَغُلُّوهُ

    Diyanet İşleri

    (Allah, şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın."

    Mehmet Okuyan

    (Allah, meleklerine şöyle diyecektir): "Onu yakalayın ve bağlayın!

    Mustafa İslamoğlu

    (Görevli meleklere emredilecek): "Alın onu bağlayın!

    Muhammed Esed

    (Daha sonra,) "Onu yakalayıp bağlayın!" (diye emredilir,)

    Ahmed Hulusi

    "Tutun da bağlayın onu!"

    Ali Bulaç

    (Allah buyruk verir:) "Onu tutuklayın, hemen bağlayın."

    Ali Özek ve heyeti

    Onu yakalayın da, (ellerini boynuna) bağlayın;

    Ali Rıza Safa

    "Onu yakalayın; sonra bağlayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    O esnada şöyle emredilir: "Onu yakalayıp bağlayınız."

    Edip Yüksel

    Yakalayın, bağlayın onu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yakalayın, bağlayın onu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tutun onu, hemen bağlayın onu!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tutun onu hemen bağlayın onu

    Erhan Aktaş

    "Onu tutun ve bağlayın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onu tutun ve bağlayın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onu tutun ve bağlayın."

    Gültekin Onan

    (Tanrı buyruk verir:) "Onu tutuklayın, hemen bağlayın."

    Hasan Basri Çantay

    (Allah buyurur:) "Tutun onu da (ellerini, boynunu) bağlayın".

    İbni Kesir

    Tutun onu da bağlayın.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu yakalayın da (ellerini boynuna) bağlayın.

    Süleyman Ateş

    (Allah, cehennemin muhafızlarına buyurur:) "Tutun onu, bağlayın onu."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onunla ilgili şöyle denir: "Tutun onu, bağlayın!

    Şaban Britch

    Tutun onu, (ellerini boynuna) bağlayın!

    Şaban Piriş

    -Tutun onu, bağlayın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Tutun onu, derhal bağlayın onu!"

  7. Hâkka suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 31. ayet. ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ

    Diyanet İşleri

    "Sonra onu cehenneme atın."

    Mehmet Okuyan

    Sonra onu alevli ateşe yaslayın!

    Mustafa İslamoğlu

    Sonra cehenneme yaslayın!

    Muhammed Esed

    "Ve sonra cehenneme atın,

    Ahmed Hulusi

    "Sonra Cahim'e (cehenneme) atın onu!"

    Ali Bulaç

    "Sonra çılgın alevlerin içine atın."

    Ali Özek ve heyeti

    sonra alevli ateşe atın onu!

    Ali Rıza Safa

    "Sonra, cehenneme atın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sonra onu alevli ateşe atınız."

    Edip Yüksel

    Ve sonra cehennemde yakın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve sonra cehennemde yakın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra ancak cehenneme yaslayın onu!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra ancak Cahime yaslayın onu

    Erhan Aktaş

    "Sonra onu Cehennem'e atın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sonra onu Cehennem'e atın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sonra onu Cehennem'e atın."

    Gültekin Onan

    "Sonra çılgın alevlerin içine atın."

    Hasan Basri Çantay

    "Sonra onu o alevli ateşe atın".

    İbni Kesir

    Sonra cehenneme salın onu.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra da Cehennem'e atın!

    Süleyman Ateş

    "Sonra cehenneme sallayın onu!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra alevli ateşte kızartın!

    Şaban Britch

    Sonra atın onu ateşe!

    Şaban Piriş

    Sonra atın onu ateşe!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sonra cehenneme sallayın onu!"

  8. Hâkka suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 32. ayet. ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ

    Diyanet İşleri

    "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."

    Mustafa İslamoğlu

    Sonra bir zincire vurun; uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincere; ve sıkıca bağlayın!

    Muhammed Esed

    ve sonra (kendisi gibi suçluların bağlandığı) bir zincire bağlayın, uzunluğu yetmiş arşın olan (bir zincire):

    Ahmed Hulusi

    "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincir içine sokun onu;"

    Ali Bulaç

    "Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun!

    Ali Rıza Safa

    "Sonra, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincirle onu yollayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayınız."

    Edip Yüksel

    Sonra, onu yetmiş arşın boyunda bir zincire vurun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra, onu yetmiş arşın boyunda bir zincire vurun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra da boyu yetmiş arşın bir zincirde yollayın onu!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra bir zincirde, ki boyu yetmiş arşın, yollayın onu

    Erhan Aktaş

    "Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."

    Gültekin Onan

    "Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."

    Hasan Basri Çantay

    "(Bundan) sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde, oraya sokun".

    İbni Kesir

    Sonra da onu, boyu yetmiş arşın olan zincire vurun.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ardından da onu yetmiş arşın boyundaki bir zincire vurup sürükleyin!

    Süleyman Ateş

    "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!"

    Süleymaniye Vakfı

    Yetmiş arşın dipnot 1 uzunluğunda bir zincire de dipnot 2 vurun onu! dipnot 3 "

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arşın, eski bir uzunluk ölçüsüdür. Bir arşın yaklaşık 68 santimetredir (TDK).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki "sümme = ثمَ" edatına birliktelik ifade eden bir anlam verilmiştir. Çünkü "sümme" dört türlü kullanımı olan bir edattır. Bu kullanımlardan biri, sıralama veya öncelik-sonralık kastedilmeksizin mutlak beraberliği ifade eder (Mu'cemu'l-Lugati'l-Arabiyyeti'l-Muasıra). Nitekim Yunus 10/103, Hud 11/3, 52, Beled 90/11 ayetlerinde de bu anlamda kullanılmıştır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ardından da yetmiş arşın boyunda bir zincire bağlayıp sürükleyin!"

    Şaban Britch

    Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün.

    Şaban Piriş

    Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sonra, boyu yetmiş arşın olan bir zincirde yollayın onu!"

  9. Hâkka suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 33. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    "Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki o, yüce olan Allah'a iman etmiyordu.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü o yüce Allah'a inanıp güvenmedi.

    Muhammed Esed

    çünkü o, yüce Allah'a inanmadı,

    Ahmed Hulusi

    "Çünkü o, Esma'sıyla hakikati olan Aziym Allah'a iman etmiyordu!"

    Ali Bulaç

    "Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu."

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi,

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Yüce Allah'a inanmıyordu.

    Bayraktar Bayraklı

    -"Çünkü o, Yüce Allah'a iman etmezdi, yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi."

    Edip Yüksel

    Çünkü o, Yüce ALLAH'ı onaylamıyordu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü o, Yüce ALLAH'a inanmıyordu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü o, şanı yüce Allah'a inanmıyordu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü o Allahu Azimü'ş-şan'a inanmıyordu

    Erhan Aktaş

    O, O Azim dipnot 1 Allah'a inanmıyordu. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce. Allah'ın tek ilah olduğuna, buyruklarına, öğütlerine ve uyarılarına. (Müşrikler, Allah'ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorlardı.)

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, yüce Allah'a inanmıyordu. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın tek ilah olduğuna, buyruklarına, öğütlerine ve uyarılarına. (Müşrikler, Allah'ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorlardı.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, yüce Allah'a inanmıyordu. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın tek ilah olduğuna, buyruklarına, öğütlerine ve uyarılarına. (Müşrikler, Allah'ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorlardı.)

    Gültekin Onan

    "Çünkü o, büyük olan Tanrı'ya inanmıyordu."

    Hasan Basri Çantay

    "Çünkü o, O büyük Allaha inanmazdı".

    İbni Kesir

    Çünkü o, yüce Allah'a inanmazdı.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü o, Yüce Allah’a iman etmiyordu.

    Süleyman Ateş

    "Çünkü o büyük Allah'a inanmıyordu."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, Yüce Allah'a güvenmezdi.

    Şaban Britch

    Çünkü o, yüce Allah’a iman etmiyordu.

    Şaban Piriş

    Çünkü O, yüce Allah'a iman etmiyordu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Çünkü o, yüce Allah'a inanmıyordu."

  10. Hâkka suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 34. ayet. وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ

    Diyanet İşleri

    "Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu."

    Mehmet Okuyan

    Yoksulu doyurmaya da teşvik etmiyordu.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksulu doyurmak için hiçbir çaba harcamadı.

    Muhammed Esed

    ve ihtiyaç içinde olanları yedirip içirmek için hiçbir istek ve kararlılık duymadı:

    Ahmed Hulusi

    "Yoksulları doyurmak konusunda hiç çabası yoktu (cimriydi)!"

    Ali Bulaç

    "Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı."

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi.

    Ali Rıza Safa

    Ve yoksulu doyurmayı özendirmiyordu.

    Bayraktar Bayraklı

    -"Çünkü o, Yüce Allah'a iman etmezdi, yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi."

    Edip Yüksel

    Yoksullara yedirmeye de çalışmıyordu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksullara yedirmeğe de çalışmıyordu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksulun yiyeceğine hiç bakmıyordu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve fukaranın yiyeceğine hiç bakmıyordu

    Erhan Aktaş

    Miskinin yedirilmesini dipnot 1 teşvik etmiyordu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Malında ve mülküne miskinin hakkı olan payı vermeyi istemiyordu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Miskinin yedirilmesini dipnot 1 teşvik etmiyordu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Malında ve mülküne miskinin hakkı olan payı vermeyi istemiyordu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Miskininin yedirilmesini dipnot 1 teşvik etmiyordu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Malında ve mülküne miskinin hakkı olan payı vermeyi istemiyordu.

    Gültekin Onan

    "Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı."

    Hasan Basri Çantay

    "(kendisi) yoksula yemek (yedirmek şöyle dursun, başkalarını da) vermiye teşvıyk etmezdi",

    İbni Kesir

    Ve yoksulu doyurmaktan hoşlanmazdı. 69

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.

    Süleyman Ateş

    "Yoksulu doyurmaya ön ayak olmuyurdu!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çaresiz birini doyurmaya özendirmezdi.

    Şaban Britch

    Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.

    Şaban Piriş

    Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yoksulu doyurmaya özendirmiyordu."

  11. Hâkka suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 35. ayet. فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌ

    Diyanet İşleri

    "Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."

    Mehmet Okuyan

    Bugün burada onun sıcak bir dostu yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu yüzden, burada ne bir can dosta sahip,

    Muhammed Esed

    bundan dolayı bugün ne bir dostu var,

    Ahmed Hulusi

    "İşte bu süreçte onun hiçbir candan dostu yoktur. "

    Ali Bulaç

    "Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur."

    Ali Özek ve heyeti

    Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Artık, o gün, onun yakın bir dostu orada yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur.

    Edip Yüksel

    Bu yüzden onun buralarda bir dostu yoktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu yüzden onun buralarda bir dostu yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bugün de ona burada kanı sıcak bir yakın yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bu gün de ona yok kanı sıcak bir hısım

    Erhan Aktaş

    Artık bugün, onun burada hiçbir koruyucusu yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık bugün, onun burada hiçbir koruyucusu yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık bugün, onun burada hiçbir koruyucusu yoktur.

    Gültekin Onan

    "Bundan dolayı bugün kendisine hiçbir sıcak dost yoktur."

    Hasan Basri Çantay

    "Onun için bugün burada kendisine (acıyacak) hiçbir yakın (ve dost) yokdur".

    İbni Kesir

    Onun için bugün burada kendisine bir acıyan yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bugün onun için burada bir can yoldaşı da yoktur.

    Süleyman Ateş

    Bugün burada onun için candan bir dost yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bugün burada onun bir can yoldaşı da

    Şaban Britch

    Bugün onun için hiçbir yakın yoktur.

    Şaban Piriş

    Bugün onun için hiçbir yakın yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bugün onun için burada bir sıcak dost yoktur."

  12. Hâkka suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 36. ayet. وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ

    Diyanet İşleri

    "Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

    Mehmet Okuyan

    (36, 37) (Sürekli) hata yapanlardan başkasının yemeyeceği irinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    ne de pis bir atıktan başka yiyeceğe;

    Muhammed Esed

    ne de pislikten başka bir yiyeceği,

    Ahmed Hulusi

    "İrinli artıklardan başka yiyecekleri olmaz;"

    Ali Bulaç

    "İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur."

    Ali Özek ve heyeti

    Kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Pislikten başka yiyeceği de yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ancak günahkarların yediği kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur."

    Edip Yüksel

    Hiçbir yiyeceği de... İrin hariç,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hiç bir yiyeceği de... İrin hariç,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir irinden başka bir yiyecek de yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne de bir taam, bir "gıslin" den başka

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve gislinden dipnot 1 başka bir yiyecekleri yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yiyeceğin en kötüsü, en pisi, en yutulamazı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve irinden başka bir yiyecekleri yoktur.

    Gültekin Onan

    "İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur."

    Hasan Basri Çantay

    "Ğıslin" den başka yiyecek de yokdur,

    İbni Kesir

    Ğıslin'den başka yiyecek de yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İrinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.

    Süleyman Ateş

    İrinden başka yiyecek de yoktur.

    Süleymaniye Vakfı

    İrinden başka yiyeceği de bulunmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette cehennemdekilerin ancak irin, diğer bir ayette (Ğaşiye 88/6) ise sadece dikenli bir bitki yiyeceği söylenir. Birbiriyle çeliştiği sanılan bu iki ayette iki farklı yiyecekten bahsedilse de, diğer ayetlere bakılınca bunların aynı ağacın ürünü olduğu anlaşılacaktır; çünkü cehennemdekilerin, cehennemin dibinde biten, şeytanların başı gibi meyveleri olan ve yiyenlerin karnında kaynar su gibi kaynayan zakkum ağacından yiyecekleri bildirilmektedir (Saffat 37/62-66, Duhan 44/43-46, Vakıa 56/52-53). Öyleyse bu ayetteki "irin", Müzzemmil 73/13'teki "boğaza tıkanan yiyecek" ve Ğaşiye 88/6'deki "dikenli bitki"nin, zakkum ağacının ürünlerinin farklı vasıfları olduğu ortaya çıkar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    kanlı irin dışında yiyeceği de olmaz.

    Şaban Britch

    İrinden başka yiyecek de yoktur.

    Şaban Piriş

    Bu sebeple bugün pislikten başka hiçbir yiyecek yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yıkananların atık sularından başka yemek de yoktur."

  13. Hâkka suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 37. ayet. لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ

    Diyanet İşleri

    Onu günahkarlardan başkası yemez."

    Mehmet Okuyan

    (36, 37) (Sürekli) hata yapanlardan başkasının yemeyeceği irinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    o, sadece günahkarların yediği bir yiyecek...

    Muhammed Esed

    suçlulardan başkasının yemediği bir yiyecek!"

    Ahmed Hulusi

    "Suçlular sadece onu yer!"

    Ali Bulaç

    "Bunu da, hata edenlerden başkası yemez."

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak günahkârların yediği...

    Ali Rıza Safa

    Suçlulardan başkası onu yemez.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ancak günahkarların yediği kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur."

    Edip Yüksel

    Onu ancak günahkarlar yer.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu ancak günahkarlar yer.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu günahkar canilerden başka kimse yemez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki onu kimse yemez hatakar canilerden başka.

    Erhan Aktaş

    Onu, yanlışlarında ısrar edenlerden başkası yemez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu, yanlışlarında ısrar edenlerden başkası yemez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu, hatalarında ısrar edenlerden başkası yemez.

    Gültekin Onan

    "Bunu da, hata edenlerden başkası yemez."

    Hasan Basri Çantay

    "Ki onu (bilerek) hataa eden (kafir) lerden başkası yemez".

    İbni Kesir

    Onu ancak günahkarlar yer.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O yemeği günahkârlardan başkası yemez.

    Süleyman Ateş

    Onu, (bile bile) hata işleyenlerden başkası yemez.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu sadece, o hatayı dipnot 1 (şirk suçunu bile bile dipnot 2 ) işleyenler yer dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette "o hatayı işleyenler (الْخَاطِؤُونَ)" anlamına gelen kelimenin başında belirlilik takısı olan elif-lam bulunduğu için, önceki ayetlerde belirtilen hatayı işleyen kişileri gösterir. Bunların temel hatası, Allah'a güvenmemeleridir. Allah'a güvenmeyen kişi ya bir başka şeye ya da kendi kurgularına güvenir. İşte bu suç, Allah'a ortak oluşturmak, ona ortak koşmak anlamına gelen şirk suçudur. Bu suçu işleyene müşrik denir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada "bile bile" denmesi, bilmeden yapılan yanlışların affedileceğinden dolayıdır (Bakara 2/22, 286). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, büluğa erdiği andan itibaren (A'raf 7/172-173, Enbiya 21/60) putların ilah olmayacağını anlamıştı. Ama gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar yıldızın, ayın ve güneşin kendi rabbi olduğu inancındaydı. Onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu (En'am 6/75-79). Onun bu konuda bile bile yaptığı bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşriklerden saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i imran 3/67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu, o hatayı (şirk suçunu) işleyenlerden başkası yemez.

    Şaban Britch

    Onu günahkârdan başkası yemez.

    Şaban Piriş

    Onu günahkardan başkası yemez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ki o atık suyu sadece günahkarlar yer."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.