Diyanet İşleri
İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"
Hâkka suresi · 19–24. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hâkka suresi, 19. ayet. فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ
İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"
Kitabı kendisine sağından verilen kişiye gelince, dipnot 1 o şöyle diyecektir: "Alın, işte kitabımı (amel defterimi) okuyun! dipnot 2
Karnesi sağ tarafından verilen kimseye gelince... O (sevinçle) şakıyacak: "Hey millet! Alın işte, okuyun karnemi!
Sicili sağ eline tutuşturulan, haykıracak: "Gelin, hepiniz gelin! Şu sicilimi okuyun!
Kitabı (yaşam bilgi kayıtları) sağından oluşmuş olana gelince; o şöyle der: "İşte alın, okuyun bilgilerimi!"
Artık kitabı sağ eline verilen kişi, der ki: "Alın, kitabımı okuyun!"
Kitabı sağ tarafından verilen: "Alın, kitabımı okuyun;
Artık, kitabı sağından verilen kimse, şöyle der: "Alın; kitabımı okuyun!"
- Kitabı sağ tarafından verilenler, "Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum" diyecek.
Kitabı sağından verilen, "Alın kitabımı okuyun" der,
Kitabı sağından verilen, 'Alın kitabımı okuyun,' der,
işte o zaman, kitabı sağından verilen der: "Alın okuyun kitabımı!
İşte o vakıt kitabına sağıyle irdirilmiş olan kimse der ki: ha alın okuyun kitabımı
Kitabı sağından verilen dipnot 1 kimse: "Alın, kitabımı okuyun." der.
Kitabı sağından verilen dipnot 1 kimse: "Alın, kitabımı okuyun." der.
Kitabı sağından verilen dipnot 1 kimse: "Alın, kitabımı okuyun." der.
Artık kitabı sağ eline verilen kişi der ki: "Alın, kitabımı okuyun!"
Artık kitabı sağ eline verilmiş olan kişiye gelince, der ki: "Alın, okuyun kitabımı".
Kitabı sağından verilmiş olan der ki: Alın, işte okuyun kitabımı.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”
Kitabı sağından verilen: "Alın Kitabımı okuyun" der.
Amel defteri sağından verilen kişi dipnot 1 şöyle der: "İşte alın, okuyun defterimi!
Defteri sağ eline verilenler dipnot 1 şöyle derler: "İşte bu; alın okuyun defterimi!
Kimin kitabı sağından verilirse, alın kitabımı okuyun,
(19-20) Kimin kitabı sağından verilirse, -Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı tahmin etmiştim, der.
Öz kitabı sağından verilen: "İşte kitabım, okuyun!" der.
Hâkka suresi, 20. ayet. إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ
"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."
Doğrusu ben hesabımla karşılaşacağıma inanmıştım."
Kesinlikle ben, hesabımla yüzleşeceğime gönülden inanmıştım!"
Zaten (bir gün) hesabımın önüme konulacağını bilmiştim!"
"Gerçekten ben, yaptıklarımın sonucuna kavuşacağımı düşünüyordum!"
"Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."
doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum," der.
"Aslında, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum!"
- Kitabı sağ tarafından verilenler, "Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum" diyecek.
"Hesabımla karşılaşacağımı bekliyordum."
'Hesabımla karşılaşacağıma inanıyordum.'
Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim."
Çünkü ben sezmiştim ki ben kavuşacağım hisabıma
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.
"Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."
"Çünkü ben hakıykaten hisabıma kavuşacağımı (kuvvetle) zannetmişdim".
Doğrusu ben, bir hesablaşma ile karşılaşacağımı sanıyordum.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
"Ben, zaten kesinlikle böyle bir hesapla karşılaşacağımı biliyordum." der.
"Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten."
Ben, hesabımla mutlaka yüzleşeceğimi anlamıştım dipnot 1 ."
Ben hesabımla yüzleşeceğimi biliyordum."
Ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı biliyordum, der.
(19-20) Kimin kitabı sağından verilirse, -Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı tahmin etmiştim, der.
"Kendi hesabıma kavuşacağımı sezmiştim zaten."
Hâkka suresi, 21. ayet. فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.
(21, 22, 23) Artık o (kişi), meyveleri sarkmış hâlde olan yüksek bir cennette memnun olacağı bir hayat içinde olacaktır.
O kendini mesut ve bahtiyar eden bir hayatın içinde bulacak;
Ve o, kendini böylece mutlu bir hayatın içinde bulacak,
Artık o, mutlu bir seyir içindedir;
Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.
Hoşnut kalacağı bir hayat içindedir.
Artık, hoşnutluk veren bir yaşam içindedir.
- O, hoş bir hayat içinde,meyveleri sarkmış,yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: "Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!"
O mutlu bir yaşantı içindedir,
O mutlu bir yaşantı içindedir,
Artık o hoşnut bir hayattadır.
Artık o, hoşnud bir hayatta
Artık o, hoşnut olacağı bir hayat yaşayacak.
Artık o, hoşnut olacağı bir hayat yaşayacak.
Artık o, hoşnut olacağı bir hayat yaşayacak.
Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.
İşte o, hoşnud bir hayat içindedir,
İşte o, hoş bir hayat içindedir.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Artık o hoşnut olduğu bir yaşayıştadır.
Artık o, memmun eden bir yaşam içindedir.
Artık o, bütün beklentileri karşılayan bir yaşayış içindedir. dipnot 1
O, mutlu bir hayat sürecek
Artık o, hoşnut edici bir hayat içinde.
Artık O, hoşnut edici bir hayat içinde.
Artık o, hoşnutluk veren bir yaşayış içindedir.
Hâkka suresi, 22. ayet. فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Yüksek bir cennettedir.
(21, 22, 23) Artık o (kişi), meyveleri sarkmış hâlde olan yüksek bir cennette memnun olacağı bir hayat içinde olacaktır.
yüce bir cennette;
yüce bir cennette,
Ali (yüce) bir cennette!
Yüksek bir cennette.
Artık yüce bir cennette
Yüksek bir cennette.
- O, hoş bir hayat içinde,meyveleri sarkmış,yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: "Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!"
Yüksek bir bahçede,
Yüksek bir cennette (bahçede),
Yüksek bir cennettedir.
Yüksek bir Cennettedir
Mükemmel bir bahçede;
Mükemmel bir bahçede;
Mükemmel bir bahçede;
Yüksek bir cennette.
yüksek bir cennetde.
Yüksek bir cennette,
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Yüksek bir Cennet'tedir.
Yüksek bir bahçede.
Yüce bir cennette /bahçededir dipnot 1 .
yüksekçe bir bahçede;
Yüksek bir cennette.
Yüksek bir cennette..
Yüksek bir bahçe içindedir.
Hâkka suresi, 23. ayet. قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir).
(21, 22, 23) Artık o (kişi), meyveleri sarkmış hâlde olan yüksek bir cennette memnun olacağı bir hayat içinde olacaktır.
hemen yakınında (amellerinin) meyveleri.
(yaptıklarının) meyvelerine kolayca ulaşabileceği.
Onun yaptıklarının getirisi nimetler, elinin altındadır!
Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.
o, meyveleri sarkmış,
Meyveleri yakında.
- O, hoş bir hayat içinde,meyveleri sarkmış,yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: "Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!"
Meyveleri ulaşılabilecek mesafededir.
Meyveleri ulaşılabilecek mesafededir.
Devşirmeleri (meyveleri) yakındadır.
Divşirimleri yakında
Olgunlaşmış meyveleri dallarından sarkmış bir haldedir.
Olgunlaşmış meyveleri dallarından sarkmış bir haldedir.
Olgunlaşmış meyveleri dallarından sarkmış bir haldedir.
Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.
(O cennetin) çabucak devşirilecek (meyve) leri (her durumda erilebilir derecede) yakındır.
Ki, meyveleri sarkmıştır.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Meyveleri çok yakındır.
Ki devşirmesi kolay (meyvaları yakın. Oturan, elini uzatıp alabilir).
O bahçenin olgunlaşmış meyveleri (ona) yaklaşır dipnot 1 .
olgunlaşmış meyveleri sarkmış halde.
Meyveleri ise (çok) yakın.
Meyveleri ise aşağıdadır.
Devşirilmesi kolaydır onun.
Hâkka suresi, 24. ayet. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
(Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.
(Cennetliklere şöyle seslenilecektir:) "Geçmiş günlerde işlediklerinize karşılık afiyetle yiyin, için!"
(Kendilerine) "Bu günler için geçmişte peşinen takdim ettiklerinize karşılık yiyin, için, afiyet olsun!" (denilecek).
(Ve böylece kutsanan herkese,) "Geçip gitmiş günlerde ilerisi için yaptığınız bütün (güzel işler)e karşılık neşe ile yiyip için!" (denilecek.)
Geçmişinizde yaptıklarınızın sonucu olarak şimdi afiyetle yeyip için!
"Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,' afiyetle yiyin ve için."
(Onlara denir ki:) Geçmiş günlerde işlediklerinize (iyi amellerinize) karşılık, âfiyetle yiyin, için.
"Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin ve için!"
- O, hoş bir hayat içinde,meyveleri sarkmış,yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: "Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!"
Geçmiş günlerinizde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yiyiniz, içiniz.
Geçmiş günlerinizde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yiyiniz, içiniz.
Yiyin, için, afiyet olsun; geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık olarak!
Yeyin için afiyet olsun, takdim ettiklerinize mukabil geçmiş günlerde
Dünyada yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için.
Dünyada yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için.
Dünyada yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için.
"Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere' afiyetle yiyin ve için."
"(Dünyada) geçmiş günlerde takdim etdiğiniz (iyi amellerin karşılığı olarak afiyetle yeyin, için".
Geçmiş günlerde peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yeyin, için.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Yiyin, için; afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir.)
"Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için!"
(Cennettekilere şöyle denir:) "Afiyetle yiyin için! Bunlar, geçmiş günlerde (Allah'ın rızasını) önceleyerek yaptıklarınıza karşılıktır dipnot 1 ."
Onlara şöyle denecek: "Yiyin, için; afiyet olsun! Bunlar, geçmiş günlerde yaptıklarınızın karşılığıdır."
Yiyin, için afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir).
-Yiyin, için afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın karşılığıdır.
Geçmiş günlerde sunduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.