Hâkka suresi · 19–24. ayetler

Kitabı sağından verilen

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hâkka suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 19. ayet. فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ

    Diyanet İşleri

    İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"

    Mehmet Okuyan

    Kitabı kendisine sağından verilen kişiye gelince, dipnot 1 o şöyle diyecektir: "Alın, işte kitabımı (amel defterimi) okuyun! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu konuyla ilgili ayetlerde geçen "sağın halkı" ifadesi, İsrâ 17:71, Hâkka 69:19 ve İnşikâk 84:7'de belirtildiği gibi mahşerde amel defteri kendisine sağdan verilecek iyi kişiler; "solun halkı" ise Hâkka 69:25 ve İnşikâk 84:10'da verilen bilgiler gereği bu defter kendisine sol ve arka taraftan verilecek kötü kişiler demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hâkka suresinin 19, 20, 25, 26, 28 ve 29. ayetlerinin sonlarında yer alan [kitâbiyeh, hısâbiyeh, mâliyeh] ve [sultâniyeh] kelimelerinin sonundaki [he,] "hâ-i sekte" olarak bilinir. Bu, bir zamir değildir. Bu nedenle de harekeli değil, [cezim]li yazılmakta ve okunmaktadır. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:259; En‘âm 6:90; Kâri‘a 101:10.

    Mustafa İslamoğlu

    Karnesi sağ tarafından verilen kimseye gelince... O (sevinçle) şakıyacak: "Hey millet! Alın işte, okuyun karnemi!

    Muhammed Esed

    Sicili sağ eline tutuşturulan, haykıracak: "Gelin, hepiniz gelin! Şu sicilimi okuyun!

    Ahmed Hulusi

    Kitabı (yaşam bilgi kayıtları) sağından oluşmuş olana gelince; o şöyle der: "İşte alın, okuyun bilgilerimi!"

    Ali Bulaç

    Artık kitabı sağ eline verilen kişi, der ki: "Alın, kitabımı okuyun!"

    Ali Özek ve heyeti

    Kitabı sağ tarafından verilen: "Alın, kitabımı okuyun;

    Ali Rıza Safa

    Artık, kitabı sağından verilen kimse, şöyle der: "Alın; kitabımı okuyun!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kitabı sağ tarafından verilenler, "Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum" diyecek.

    Edip Yüksel

    Kitabı sağından verilen, "Alın kitabımı okuyun" der,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitabı sağından verilen, 'Alın kitabımı okuyun,' der,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    işte o zaman, kitabı sağından verilen der: "Alın okuyun kitabımı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte o vakıt kitabına sağıyle irdirilmiş olan kimse der ki: ha alın okuyun kitabımı

    Erhan Aktaş

    Kitabı sağından verilen dipnot 1 kimse: "Alın, kitabımı okuyun." der.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir deyimdir. Araplarda sağ taraf deyimi, "uğur, mutluluk, sağlamlık ve kurtuluşu" ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitabı sağından verilen dipnot 1 kimse: "Alın, kitabımı okuyun." der.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir deyimdir. Araplarda sağ taraf deyimi, "uğur, mutluluk, sağlamlık ve kurtuluşu" ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitabı sağından verilen dipnot 1 kimse: "Alın, kitabımı okuyun." der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitabın sağdan verilmesi, Arapça'da bir deyimdir ve deyim olarak; "mutluluk, sağlamlık ve kurtuluşu" ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Artık kitabı sağ eline verilen kişi der ki: "Alın, kitabımı okuyun!"

    Hasan Basri Çantay

    Artık kitabı sağ eline verilmiş olan kişiye gelince, der ki: "Alın, okuyun kitabımı".

    İbni Kesir

    Kitabı sağından verilmiş olan der ki: Alın, işte okuyun kitabımı.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”

    Süleyman Ateş

    Kitabı sağından verilen: "Alın Kitabımı okuyun" der.

    Süleymaniye Vakfı

    Amel defteri sağından verilen kişi dipnot 1 şöyle der: "İşte alın, okuyun defterimi!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Amel defteri sağından verilenlerin hepsi cennete gider ve oranın nimetlerinden yararlanırlar (İsra 17/71, Vakıa 56/27, 90-91, Müddessir 74/39-40, İnşikak 84/7-9). Ancak hepsi aynı konumda olmazlar. Allah, kendi yolunda malı ve canıyla elinden geleni yapanları, özürsüz olarak oturup kalanlarla bir tutmayacak, vereceği büyük bir ödülle diğerlerinden üstün kılacaktır (Nisa 4/95-96, İsra 17/21).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Defteri sağ eline verilenler dipnot 1 şöyle derler: "İşte bu; alın okuyun defterimi!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Kimin kitabı sağından verilirse, alın kitabımı okuyun,

    Şaban Piriş

    (19-20) Kimin kitabı sağından verilirse, -Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı tahmin etmiştim, der.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Öz kitabı sağından verilen: "İşte kitabım, okuyun!" der.

  2. Hâkka suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 20. ayet. إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ

    Diyanet İşleri

    "Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."

    Mehmet Okuyan

    Doğrusu ben hesabımla karşılaşacağıma inanmıştım."

    Mustafa İslamoğlu

    Kesinlikle ben, hesabımla yüzleşeceğime gönülden inanmıştım!"

    Muhammed Esed

    Zaten (bir gün) hesabımın önüme konulacağını bilmiştim!"

    Ahmed Hulusi

    "Gerçekten ben, yaptıklarımın sonucuna kavuşacağımı düşünüyordum!"

    Ali Bulaç

    "Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."

    Ali Özek ve heyeti

    doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum," der.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Kitabı sağ tarafından verilenler, "Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum" diyecek.

    Edip Yüksel

    "Hesabımla karşılaşacağımı bekliyordum."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hesabımla karşılaşacağıma inanıyordum.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü ben sezmiştim ki ben kavuşacağım hisabıma

    Erhan Aktaş

    Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.

    Gültekin Onan

    "Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."

    Hasan Basri Çantay

    "Çünkü ben hakıykaten hisabıma kavuşacağımı (kuvvetle) zannetmişdim".

    İbni Kesir

    Doğrusu ben, bir hesablaşma ile karşılaşacağımı sanıyordum.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ben, zaten kesinlikle böyle bir hesapla karşılaşacağımı biliyordum." der.

    Süleyman Ateş

    "Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben hesabımla yüzleşeceğimi biliyordum."

    Şaban Britch

    Ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı biliyordum, der.

    Şaban Piriş

    (19-20) Kimin kitabı sağından verilirse, -Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı tahmin etmiştim, der.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Kendi hesabıma kavuşacağımı sezmiştim zaten."

  3. Hâkka suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 21. ayet. فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ

    Diyanet İşleri

    Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.

    Mehmet Okuyan

    (21, 22, 23) Artık o (kişi), meyveleri sarkmış hâlde olan yüksek bir cennette memnun olacağı bir hayat içinde olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    O kendini mesut ve bahtiyar eden bir hayatın içinde bulacak;

    Muhammed Esed

    Ve o, kendini böylece mutlu bir hayatın içinde bulacak,

    Ahmed Hulusi

    Artık o, mutlu bir seyir içindedir;

    Ali Bulaç

    Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Hoşnut kalacağı bir hayat içindedir.

    Ali Rıza Safa

    Artık, hoşnutluk veren bir yaşam içindedir.

    Bayraktar Bayraklı

    - O, hoş bir hayat içinde,meyveleri sarkmış,yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: "Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!"

    Edip Yüksel

    O mutlu bir yaşantı içindedir,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O mutlu bir yaşantı içindedir,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık o hoşnut bir hayattadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık o, hoşnud bir hayatta

    Erhan Aktaş

    Artık o, hoşnut olacağı bir hayat yaşayacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık o, hoşnut olacağı bir hayat yaşayacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık o, hoşnut olacağı bir hayat yaşayacak.

    Gültekin Onan

    Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte o, hoşnud bir hayat içindedir,

    İbni Kesir

    İşte o, hoş bir hayat içindedir.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık o hoşnut olduğu bir yaşayıştadır.

    Süleyman Ateş

    Artık o, memmun eden bir yaşam içindedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, mutlu bir hayat sürecek

    Şaban Britch

    Artık o, hoşnut edici bir hayat içinde.

    Şaban Piriş

    Artık O, hoşnut edici bir hayat içinde.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık o, hoşnutluk veren bir yaşayış içindedir.

  4. Hâkka suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 22. ayet. فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ

    Diyanet İşleri

    Yüksek bir cennettedir.

    Mehmet Okuyan

    (21, 22, 23) Artık o (kişi), meyveleri sarkmış hâlde olan yüksek bir cennette memnun olacağı bir hayat içinde olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    yüce bir cennette;

    Muhammed Esed

    yüce bir cennette,

    Ahmed Hulusi

    Ali (yüce) bir cennette!

    Ali Bulaç

    Yüksek bir cennette.

    Ali Özek ve heyeti

    Artık yüce bir cennette

    Ali Rıza Safa

    Yüksek bir cennette.

    Bayraktar Bayraklı

    - O, hoş bir hayat içinde,meyveleri sarkmış,yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: "Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!"

    Edip Yüksel

    Yüksek bir bahçede,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yüksek bir cennette (bahçede),

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yüksek bir cennettedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yüksek bir Cennettedir

    Erhan Aktaş

    Mükemmel bir bahçede;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mükemmel bir bahçede;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mükemmel bir bahçede;

    Gültekin Onan

    Yüksek bir cennette.

    Hasan Basri Çantay

    yüksek bir cennetde.

    İbni Kesir

    Yüksek bir cennette,

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yüksek bir Cennet'tedir.

    Süleyman Ateş

    Yüksek bir bahçede.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    yüksekçe bir bahçede;

    Şaban Britch

    Yüksek bir cennette.

    Şaban Piriş

    Yüksek bir cennette..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yüksek bir bahçe içindedir.

  5. Hâkka suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 23. ayet. قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ

    Diyanet İşleri

    Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir).

    Mehmet Okuyan

    (21, 22, 23) Artık o (kişi), meyveleri sarkmış hâlde olan yüksek bir cennette memnun olacağı bir hayat içinde olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    hemen yakınında (amellerinin) meyveleri.

    Muhammed Esed

    (yaptıklarının) meyvelerine kolayca ulaşabileceği.

    Ahmed Hulusi

    Onun yaptıklarının getirisi nimetler, elinin altındadır!

    Ali Bulaç

    Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.

    Ali Özek ve heyeti

    o, meyveleri sarkmış,

    Ali Rıza Safa

    Meyveleri yakında.

    Bayraktar Bayraklı

    - O, hoş bir hayat içinde,meyveleri sarkmış,yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: "Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!"

    Edip Yüksel

    Meyveleri ulaşılabilecek mesafededir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Meyveleri ulaşılabilecek mesafededir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Devşirmeleri (meyveleri) yakındadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Divşirimleri yakında

    Erhan Aktaş

    Olgunlaşmış meyveleri dallarından sarkmış bir haldedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Olgunlaşmış meyveleri dallarından sarkmış bir haldedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Olgunlaşmış meyveleri dallarından sarkmış bir haldedir.

    Gültekin Onan

    Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.

    Hasan Basri Çantay

    (O cennetin) çabucak devşirilecek (meyve) leri (her durumda erilebilir derecede) yakındır.

    İbni Kesir

    Ki, meyveleri sarkmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Meyveleri çok yakındır.

    Süleyman Ateş

    Ki devşirmesi kolay (meyvaları yakın. Oturan, elini uzatıp alabilir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    olgunlaşmış meyveleri sarkmış halde.

    Şaban Britch

    Meyveleri ise (çok) yakın.

    Şaban Piriş

    Meyveleri ise aşağıdadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Devşirilmesi kolaydır onun.

  6. Hâkka suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hâkka suresi, 24. ayet. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ

    Diyanet İşleri

    (Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.

    Mehmet Okuyan

    (Cennetliklere şöyle seslenilecektir:) "Geçmiş günlerde işlediklerinize karşılık afiyetle yiyin, için!"

    Mustafa İslamoğlu

    (Kendilerine) "Bu günler için geçmişte peşinen takdim ettiklerinize karşılık yiyin, için, afiyet olsun!" (denilecek).

    Muhammed Esed

    (Ve böylece kutsanan herkese,) "Geçip gitmiş günlerde ilerisi için yaptığınız bütün (güzel işler)e karşılık neşe ile yiyip için!" (denilecek.)

    Ahmed Hulusi

    Geçmişinizde yaptıklarınızın sonucu olarak şimdi afiyetle yeyip için!

    Ali Bulaç

    "Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,' afiyetle yiyin ve için."

    Ali Özek ve heyeti

    (Onlara denir ki:) Geçmiş günlerde işlediklerinize (iyi amellerinize) karşılık, âfiyetle yiyin, için.

    Ali Rıza Safa

    "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin ve için!"

    Bayraktar Bayraklı

    - O, hoş bir hayat içinde,meyveleri sarkmış,yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: "Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!"

    Edip Yüksel

    Geçmiş günlerinizde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yiyiniz, içiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geçmiş günlerinizde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yiyiniz, içiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yiyin, için, afiyet olsun; geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık olarak!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yeyin için afiyet olsun, takdim ettiklerinize mukabil geçmiş günlerde

    Erhan Aktaş

    Dünyada yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dünyada yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dünyada yapmış olduğunuz şeylerin karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için.

    Gültekin Onan

    "Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere' afiyetle yiyin ve için."

    Hasan Basri Çantay

    "(Dünyada) geçmiş günlerde takdim etdiğiniz (iyi amellerin karşılığı olarak afiyetle yeyin, için".

    İbni Kesir

    Geçmiş günlerde peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yeyin, için.

    Mehmet Alagaş

    (19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yiyin, için; afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir.)

    Süleyman Ateş

    "Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şöyle denecek: "Yiyin, için; afiyet olsun! Bunlar, geçmiş günlerde yaptıklarınızın karşılığıdır."

    Şaban Britch

    Yiyin, için afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir).

    Şaban Piriş

    -Yiyin, için afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın karşılığıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Geçmiş günlerde sunduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.