Diyanet İşleri
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."
Hâkka suresi
Hâkka suresi, 32. ayet. ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
ŝümme fî silsiletin ẕer`uhâ seb`ûne ẕirâ`an feslükûh.
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitabı solundan verilen Hâkka 25–37 3
"Saltanatım da yok olup gitti."
(Allah, şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın."
"Sonra onu cehenneme atın."
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."
"Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."
"Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu."
"Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 30–37. ayetler için yazılmıştır.
30. İşte o vakit azap için emir verilecek ve oldukça sert tabiatlı ve çok güçlü olan Zebanilere şöyle denilecektir: “Tutun onu da ellerini boynuna bağlayın.” Yani boynuna onu boğacak kadar dar zincir vurun.
31. “Sonra cehenneme sokun onu.” Cehennemin kor ateşleri ve alevleri içerisinde onu evirip çevirin.
32. “Sonra da onu” cehennemin son derece sıcak zincirlerinden “yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire vurun.” Yani bu zincir, kendisini makadından geçip ağzından çıkacak şekilde onu zincire geçirin ve bu zincirle onu asın. O, bu korkunç şekilde sürekli azap görecektir. O azap ve o ceza ne kadar da kötüdür! Böyle bir azap ve böyle bir azardan dolayı vay onun haline!
33. Onu böylesi bir yere ulaştıran sebebe gelince: “Çünkü o yüce Allah’a iman etmezdi.” Rabbini inkâr eder, peygamberlerine karşı inatla direnirdi. Onların getirdikleri hakkı reddederdi.
34. “Yoksulu yedirmeye de teşvik etmezdi.” Kalbinde fakirlere ve yoksullara şefkat duymasını sağlayacak bir merhamet de yoktu. Malından onlara yedirmediği gibi kalbinde böyle bir duygu bulunmadığından dolayı başkasını da onlara yedirsin diye teşvik etmezdi.
Bu azabın esas sebebi şudur: Mutluluğun temeli ve sebepleri iki tanedir: Birisi esası itibari ile Allah’a imana dayanan Allah için ihlâslı amellerde bulunmaktır, diğeri ise bütün yönleri ile yaratılmışlara ihsanda bulunmaktır. Bunların en büyüğü de muhtaç kimselerin gıdalarını temin edecek şekilde onlara yemek yedirmek sureti ile zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaktır. Böylelerinin ise ne ihlâsı vardır ne de ihsanı. Bundan dolayı da bu azabı hak etmiş olacaklardır.
35. “Artık bugün burada” yani Kıyamet gününde “onun hiçbir yakın dostu yoktur.” Allah’ın azabından kurtulması yahut Allah’ın mükâfatını alarak umduğunu elde etmesi için ona şefaat edecek bir yakını, bir arkadaşı bulunmayacaktır. “Onun nezdinde şefaat izin verdiklerinden başkasına fayda sağlamaz.” (Sebe, 34/23); “Zalimlerin ne candan bir dostu, ne de şefaati kabul edilir bir şefaatçisi olacaktır.” (el-Mü’min, 40/18)
36. “İrinden başka hiçbir yiyeceği de yoktur.” Bu, son derece sıcak, acı, oldukça kötü kokulu ve son derece iğrenç tadı bulunan cehennemliklerin irinleridir.
37. Bu tür iğrenç bir yiyeceği de ancak “günahkarlar yer.” Yani dosdoğru yoldan sapanlar ve kendilerini cehenneme götüren her bir yolu izleyenler yer. İşte bundan dolayı can yakıcı azabı hak etmiş olurlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra da onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurun.
Aynı kök: سلسل (3 geçiş)
(71-72) O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır.
Aynı kök: سلسل (3 geçiş)
Şüphesiz biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
Aynı kök: ذرع (5 geçiş)
Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.
Aynı kök: ذرع (5 geçiş)
Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta…
Aynı kök: ذرع (5 geçiş)
Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve…
Aynı kök: سلك (12 geçiş)
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.
Aynı kök: سلك (12 geçiş)
"Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda…
Aynı kök: سلك (12 geçiş)
"Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra (onu) yetmiş arşın dipnot 1 uzunluğunda bir zincirle oraya sokun!" dipnot 2
Sonra bir zincire vurun; uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincere; ve sıkıca bağlayın!
ve sonra (kendisi gibi suçluların bağlandığı) bir zincire bağlayın, uzunluğu yetmiş arşın olan (bir zincire):
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincir içine sokun onu;"
"Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."
Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun!
"Sonra, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincirle onu yollayın!"
"Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayınız."
Sonra, onu yetmiş arşın boyunda bir zincire vurun.
Sonra, onu yetmiş arşın boyunda bir zincire vurun.
Sonra da boyu yetmiş arşın bir zincirde yollayın onu!
Sonra bir zincirde, ki boyu yetmiş arşın, yollayın onu
"Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."
"Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."
"Sonra onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayın."
"Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."
"(Bundan) sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde, oraya sokun".
Sonra da onu, boyu yetmiş arşın olan zincire vurun.
(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.
Ardından da onu yetmiş arşın boyundaki bir zincire vurup sürükleyin!
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!"
Yetmiş arşın dipnot 1 uzunluğunda bir zincire de dipnot 2 vurun onu! dipnot 3 "
Ardından da yetmiş arşın boyunda bir zincire bağlayıp sürükleyin!"
Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün.
Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün.
"Sonra, boyu yetmiş arşın olan bir zincirde yollayın onu!"
And fix him upon a chain seventy cubits ( or forearms ) long.
and [bind him] in a chain seventy metres long:
"Further, make him march in a chain, whereof the length is seventy cubits!
then fasten him with a chain, seventy cubits long.
Then bind him in a chain which is seventy cubits long.
"Then fasten him with a chain whereof the length is seventy cubits!"
Then, in a chain whose length is seventy cubits, bind him.
`And string him with a chain the length of which is seventy cubits (according to the average length of human life in years).
then in a chain of seventy cubits' length insert him!
. .. [Once he is reborn], fasten him with a chain which is seventy cubits long."
then into a chain whose length is seventy cubits force him!
Then, in a chain that is the length of seventy hands, tie him up.
then put him into a chain of the length of seventy cubits:
"Then march him tied to a chain the length of which is seventy cubits.
Thereafter in a chain of seventy cubits' length insert him!
And then insert him in a chain whereof the length is seventy cubits.
And string him to a chain seventy cubits long.
and then thrust him into a chain [of other sinners like him - a chain] the length whereof is seventy cubits:
then tie them up with chains seventy arms long.
Then, in a chain that is the length of seventy arms, tie him up.
In a chain that is seventy arms long, tie him up.
Then into a chain whose length is seventy cubits insert him. "
“Then into a chain the length whereof is seventy cubits insert him!”
And then make him a link in the very long chain of people like him. (Seventy cubits = Very long).
"Further, make him march in a chain, whose length is seventy cubits (99-128 ft)!
Thereafter, fasten him with a chain the measure of which is seventy hands."
Then, in a chain that is the length of seventy arms, tie him up.