Hâkka suresi

Hâkka suresi, 33. ayet

Hâkka suresi, 33. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ

innehû kâne lâ yü'minü billâhi-l`ażîm.

Diyanet İşleri

"Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hâkka 30–36 · surenin 33. ayeti / 52

Konu Kitabı solundan verilen Hâkka 25–37 3

  1. Hâkka 30

    (Allah, şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın."

  2. Hâkka 31

    "Sonra onu cehenneme atın."

  3. Hâkka 32

    "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."

  4. 33

    "Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."

  5. Hâkka 34

    "Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu."

  6. Hâkka 35

    "Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."

  7. Hâkka 36

    "Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 30–37. ayetler için yazılmıştır.

30. İşte o vakit azap için emir verilecek ve oldukça sert tabiatlı ve çok güçlü olan Zebanilere şöyle denilecektir: “Tutun onu da ellerini boynuna bağlayın.” Yani boynuna onu boğacak kadar dar zincir vurun.

31. “Sonra cehenneme sokun onu.” Cehennemin kor ateşleri ve alevleri içerisinde onu evirip çevirin.

32. “Sonra da onu” cehennemin son derece sıcak zincirlerinden “yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire vurun.” Yani bu zincir, kendisini makadından geçip ağzından çıkacak şekilde onu zincire geçirin ve bu zincirle onu asın. O, bu korkunç şekilde sürekli azap görecektir. O azap ve o ceza ne kadar da kötüdür! Böyle bir azap ve böyle bir azardan dolayı vay onun haline!

33. Onu böylesi bir yere ulaştıran sebebe gelince: “Çünkü o yüce Allah’a iman etmezdi.” Rabbini inkâr eder, peygamberlerine karşı inatla direnirdi. Onların getirdikleri hakkı reddederdi.

34. “Yoksulu yedirmeye de teşvik etmezdi.” Kalbinde fakirlere ve yoksullara şefkat duymasını sağlayacak bir merhamet de yoktu. Malından onlara yedirmediği gibi kalbinde böyle bir duygu bulunmadığından dolayı başkasını da onlara yedirsin diye teşvik etmezdi.

Bu azabın esas sebebi şudur: Mutluluğun temeli ve sebepleri iki tanedir: Birisi esası itibari ile Allah’a imana dayanan Allah için ihlâslı amellerde bulunmaktır, diğeri ise bütün yönleri ile yaratılmışlara ihsanda bulunmaktır. Bunların en büyüğü de muhtaç kimselerin gıdalarını temin edecek şekilde onlara yemek yedirmek sureti ile zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaktır. Böylelerinin ise ne ihlâsı vardır ne de ihsanı. Bundan dolayı da bu azabı hak etmiş olacaklardır.

35. “Artık bugün burada” yani Kıyamet gününde “onun hiçbir yakın dostu yoktur.” Allah’ın azabından kurtulması yahut Allah’ın mükâfatını alarak umduğunu elde etmesi için ona şefaat edecek bir yakını, bir arkadaşı bulunmayacaktır. “Onun nezdinde şefaat izin verdiklerinden başkasına fayda sağlamaz.” (Sebe, 34/23); “Zalimlerin ne candan bir dostu, ne de şefaati kabul edilir bir şefaatçisi olacaktır.” (el-Mü’min, 40/18)

36. “İrinden başka hiçbir yiyeceği de yoktur.” Bu, son derece sıcak, acı, oldukça kötü kokulu ve son derece iğrenç tadı bulunan cehennemliklerin irinleridir.

37. Bu tür iğrenç bir yiyeceği de ancak “günahkarlar yer.” Yani dosdoğru yoldan sapanlar ve kendilerini cehenneme götüren her bir yolu izleyenler yer. İşte bundan dolayı can yakıcı azabı hak etmiş olurlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Çünkü o, Yüce Allah’a iman etmiyordu.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّهُۥ innehu çünkü o
  2. كَانَ kane idi kök: كون
  3. لَا la
  4. يُؤْمِنُ yu'minu inanmıyor kök: امن
  5. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  6. ٱلْعَظِيمِ l-azimi büyük kök: عظم

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki o, yüce olan Allah'a iman etmiyordu.

Mustafa İslamoğlu

Çünkü o yüce Allah'a inanıp güvenmedi.

Muhammed Esed

çünkü o, yüce Allah'a inanmadı,

Ahmed Hulusi

"Çünkü o, Esma'sıyla hakikati olan Aziym Allah'a iman etmiyordu!"

Ali Bulaç

"Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu."

Ali Özek ve heyeti

Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi,

Ali Rıza Safa

Aslında, Yüce Allah'a inanmıyordu.

Bayraktar Bayraklı

-"Çünkü o, Yüce Allah'a iman etmezdi, yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi."

Edip Yüksel

Çünkü o, Yüce ALLAH'ı onaylamıyordu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Çünkü o, Yüce ALLAH'a inanmıyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü o, şanı yüce Allah'a inanmıyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü o Allahu Azimü'ş-şan'a inanmıyordu

Erhan Aktaş

O, O Azim dipnot 1 Allah'a inanmıyordu. dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce. Allah'ın tek ilah olduğuna, buyruklarına, öğütlerine ve uyarılarına. (Müşrikler, Allah'ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorlardı.)

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O, yüce Allah'a inanmıyordu. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın tek ilah olduğuna, buyruklarına, öğütlerine ve uyarılarına. (Müşrikler, Allah'ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorlardı.)

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O, yüce Allah'a inanmıyordu. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın tek ilah olduğuna, buyruklarına, öğütlerine ve uyarılarına. (Müşrikler, Allah'ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorlardı.)

Gültekin Onan

"Çünkü o, büyük olan Tanrı'ya inanmıyordu."

Hasan Basri Çantay

"Çünkü o, O büyük Allaha inanmazdı".

İbni Kesir

Çünkü o, yüce Allah'a inanmazdı.

Mehmet Alagaş

(19-37) O gün sunulursunuz / arz olunursunuz hiçbir gizli şeyiniz de gizli kalmaz, Kimin kitabı sağından verilir ise “işte buyurun kitabımı okuyun, kesinlikle hesabımla kavuşacağımı öngörüyordum / zannediyordum” der, razı olduğu bir geçim / bir yaşantı üzere, yüce bir cennettedir, meyveleri toplaması kolay / sarkmış haldedir , geride ki günlerde yaptıklarınızdan ötürü afiyetle yiyin ve için. Kimin kitabı solundan verilir ise “Yazıklar olsun keşke bana kitabım verilmeseydi , hesabımı bilmeseydim / idrak etmeseydim, yazıklar olsun keşke bitirici bir şey olsaydı , malımın hiç bana faydası olmadı , bütün sultanlığımda yok oldu / helak oldu” der. (Allah’a değil de mala dayalı saltanat tabi ki helak olur) Yakalayın onu , bağlayın onu, sonrada cehenneme atın onu, uzunluğu yetmiş arşın / dir’an olan zincir ile sürükleyin onu. Büyük Allah’a / Azametli Allah’a kesinlikle iman etmiyordu, yoksunu / miskini doyurmaya teşvik etmiyordu, bugün burada ona, sıcak davranan / dostça davranan yoktur, Gıslinden (Pislenen şey yıkadıktan sonra kalan pislik) yiyeceği vardır. Onu sadece yanlış yapanlar yer.

Rowwad Tercüme Merkezi

Çünkü o, Yüce Allah’a iman etmiyordu.

Süleyman Ateş

"Çünkü o büyük Allah'a inanmıyordu."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O, Yüce Allah'a güvenmezdi.

Şaban Britch

Çünkü o, yüce Allah’a iman etmiyordu.

Şaban Piriş

Çünkü O, yüce Allah'a iman etmiyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

"Çünkü o, yüce Allah'a inanmıyordu."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Never did he accept, or recognize Allah, the Almighty.

Abdul Haleem

he would not believe in Almighty God,

Abdullah Yusuf Ali

"This was he that would not believe in Allah Most High.

Abul A'la Maududi

He would not believe in Allah, the Most Great;

Aisha Bewley

He used not to have iman in Allah the Magnificent,

Al-Hilali & Khan

Verily, he used not to believe in Allâh, the Most Great,

Ali Quli Qarai

Indeed he had no faith in Allah, the All-supreme,

Amatul Rahman Omar

`Verily, he did not believe in Allâh, the Great.

Arthur John Arberry

Behold, he never believed in God the All-mighty,

Bijan Moeinian

For he did not believe in Almighty Lord.

E. Henry Palmer

verily, he believed not in the mighty God,

Edip-Layth

For he did not acknowledge God, the Great.

George Sale

Because he believed not in the great God;

Hamid S. Aziz

"Surely he did not believe in Allah, the Great,

Mahmoud Ghali

Surely he used not to believe in Allah The Ever-Magnificent;

Marmaduke Pickthall

Lo! He used not to believe in Allah the Tremendous,

Mohamed Ahmed - Samira

He did not believe in God the supreme,

Muhammad Asad

for, behold, he did not believe in God, the Tremendous,

Mustafa Khattab

For they never had faith in Allah, the Greatest,

Progressive Muslims

For he did not believe in God, the Great.

Rashad Khalifa

For he did not believe in GOD, Most Great.

Sahih International

Indeed, he did not used to believe in Allah, the Most Great,

Sam Gerrans

He believed not in God, the Great,

Shabbir Ahmed

Behold, he failed to grace himself with faith in Allah, the Tremendous.

Syed Vickar Ahamed

"He was one, who would not believe in Allah, the Most Great (Al-Azeem),

Taqi Usmani

Indeed, he did not believe in Allah, the Almighty,

The Monotheist Group

For he did not believe in God, the Great.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hâkka suresi, 33. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hâkka suresi, 33. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hâkka suresi, 33. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩