Hasan Basri Çantay
Yaratan Rabbinin adiyle oku.
96. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Alak suresi, 1. ayet. ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ
iḳra' bismi rabbike-lleẕî ḫaleḳ.
Yaratan Rabbinin adiyle oku.
Alak suresi, 2. ayet. خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ
ḫaleḳa-l'insâne min `alaḳ.
O, insanı bir kan pıhtısından yaratdı.
Alak suresi, 3. ayet. ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ
iḳra' verabbüke-l'ekram.
Oku. Rabbin nihayetsiz kerem saahibidir.
Alak suresi, 4. ayet. ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ
elleẕî `alleme bilḳalem.
Ki O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir.
Alak suresi, 5. ayet. عَلَّمَ ٱلْإِنسَٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
`alleme-l'insâne mâ lem ya`lem.
İnsana bilmediğini O öğretdi.
Alak suresi, 6. ayet. كَلَّآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَيَطْغَىٰٓ
kellâ inne-l'insâne leyaṭgâ.
(Okumamakdan) sakın! Çünkü insan muhakkak azar,
Alak suresi, 7. ayet. أَن رَّءَاهُ ٱسْتَغْنَىٰٓ
er raâhü-stagnâ.
Kendisini (mal sebebiyle) ihtiyacdan vareste gördü diye.
Alak suresi, 8. ayet. إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجْعَىٰٓ
inne ilâ rabbike-rruc`â.
(Ey insan) şübhesiz dönüş (ün) ancak Rabbinedir.
Alak suresi, 9. ayet. أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يَنْهَىٰ
era'eyte-lleẕî yenhâ.
(9-10) Bir kulu, namaz kılarken, men edecek (adam) gördün mü sen?
Alak suresi, 10. ayet. عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰٓ
`abden iẕâ ṣallâ.
(9-10) Bir kulu, namaz kılarken, men edecek (adam) gördün mü sen?
Alak suresi, 11. ayet. أَرَءَيْتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلْهُدَىٰٓ
era'eyte in kâne `ale-lhüdâ.
Gördün mü (şu cür'eti)? Ya o doğru yol üzerinde ise.
Alak suresi, 12. ayet. أَوْ أَمَرَ بِٱلتَّقْوَىٰٓ
ev emera bittaḳvâ.
Yahud takvayı emretdiyse,
Alak suresi, 13. ayet. أَرَءَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ
era'eyte in keẕẕebe vetevellâ.
gördün mü? Ya (öbürü hakkı) yalan saydı, (imandan) yüz çevirdi ise...
Alak suresi, 14. ayet. أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ
elem ya`lem bienne-llâhe yerâ.
(O adam) Allahın muhakkak (herşey'i) görüb durduğunu hiç de bitmemiş mi
Alak suresi, 15. ayet. كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ
kellâ leil lem yentehi lenesfe`am binnâṣiyeh.
(Böyle şeylerden) sakınsın o. Eğer (küfründen) vaz geçmezse, andolsun, onu aln (ının saç) ından tutub (cehenneme) sürükleriz,
Alak suresi, 16. ayet. نَاصِيَةٍ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
nâṣiyetin kâẕibetin ḫâṭieh.
(Ya'ni) yalancı, günahkar aln (ının saç) ından.
Alak suresi, 17. ayet. فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ
felyed`u nâdiyeh.
O vakit (durmasın) meclisini da'vet etsin!
Alak suresi, 18. ayet. سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ
sened`u-zzebâniyeh.
Biz (de) zebanileri çağırırız.
Alak suresi, 19. ayet. كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب secde ayeti
kellâ. lâ tüṭi`hü vescüd vaḳterib.
Sakın (Habibim) ona boyun eğme. Secde et. Yaklaş.