Şûrâ suresi · 1–9. ayetler

Vahyin gelişi ve şehirlerin anası

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Şûrâ suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 1. ayet. حمٓ

    Diyanet İşleri

    Ha Mim.

    Mehmet Okuyan

    Hâ. Mîm.

    Mustafa İslamoğlu

    Ha-Mim

    Muhammed Esed

    Ha-Mim.

    Ahmed Hulusi

    Ha, Miim.

    Ali Bulaç

    Ha, Mim.

    Ali Özek ve heyeti

    Hâ. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    H. M.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ha,mim. 'Ayn,sin,kaf.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    HH. M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (1-2) Ha, Mim, Ayn, Sin, Kaf.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ha, mim

    Erhan Aktaş

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ha, Mim.

    Gültekin Onan

    Ha, Mim.

    Hasan Basri Çantay

    Haa, Mim.

    İbni Kesir

    Ha, Mim.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hâ, Mîm.

    Süleyman Ateş

    Ha mim

    Süleymaniye Vakfı

    Ha-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulduğuna dair elde rivayet olmaması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    HÂ! MÎM!

    Şaban Britch

    Hâ mîm.

    Şaban Piriş

    Ha mim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ha, Mim.

  2. Şûrâ suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 2. ayet. عٓسٓقٓ

    Diyanet İşleri

    Ayn Sin Kaf

    Mustafa İslamoğlu

    'Ayn-Sin-Kaf!

    Muhammed Esed

    'Ayn-Sin-Kaf.

    Ahmed Hulusi

    Ayn, Siin, Kaf.

    Ali Bulaç

    Ayn, Sin Kaf.

    Ali Özek ve heyeti

    Ayn. Sîn. Kaf.

    Ali Rıza Safa

    A. S. K.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ha,mim. 'Ayn,sin,kaf.

    Edip Yüksel

    A90 S60 Q50

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'A. S. Q.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (1-2) Ha, Mim, Ayn, Sin, Kaf.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ayn, sin, kaf

    Erhan Aktaş

    Ayn, Sin, Kaf.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ayn, Sin, Kaf.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayn, Sin, Kaf.

    Gültekin Onan

    Ayn, Sin Kaf.

    Hasan Basri Çantay

    Ayn, Sin, Kaaf.

    İbni Kesir

    Ayn, Sin, Kaf.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)

    Süleyman Ateş

    'Ayın sin kaf.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayn-Sin-Kaf!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    AYN! SİN! KAF!

    Şaban Britch

    Ayn, Sin, Kâf.

    Şaban Piriş

    Ayın, Sin, Kaf.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayn, Sin, Kaf.

  3. Şûrâ suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 3. ayet. كَذَٰلِكَ يُوحِىٓ إِلَيْكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكَ ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

    Mehmet Okuyan

    Güçlü, doğru hüküm veren Allah senden öncekilere (olduğu gibi) sana da işte böyle vahyetmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet bulunan Allah, sana ve senden öncekilere hakikati işte böyle vahyediyor.

    Muhammed Esed

    Kudret ve hikmet sahibi olan Allah, (ey Muhammed) sana ve senden öncekilere (hakikati) şöyle vahyetti:

    Ahmed Hulusi

    Aziyz ve Hakiym olan Allah, sana ve senden öncekilere böylece vahyeder!

    Ali Bulaç

    O, Aziz ve Hakim olan Allah, sana ve senden öncekilere böyle vahyetmektedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

    Ali Rıza Safa

    Hem sana hem de senden öncekilere, işte böyle bildirmiştir. Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kudret ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere şöyle vahyediyor:

    Edip Yüksel

    Üstün ve Bilge olan ALLAH sana ve senden öncekilere böyle vahiy eder.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üstün ve Bilge olan ALLAH sana ve senden öncekilere böyle vahyeder.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O güçlü, hikmet sahibi Allah sana, senden öncekilere de işte böyle vahyediyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte böyle vahiy veriyor sana -senden evvelkilere de- Allah, o, aziz, hakim.

    Erhan Aktaş

    Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

    Gültekin Onan

    O Aziz ve Hakim olan Tanrı, sana ve senden öncekilere böyle vahyetmektedir.

    Hasan Basri Çantay

    O mutlak gaalib, O hukum ve hikmet saahibi Allah sana da, senden evvelkilere de işte böyle vahyeder.

    İbni Kesir

    Aziz, Hakim olan Allah sana da, senden öncekilere de böyle vahyeder.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Azîz ve Hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyediyor.

    Süleyman Ateş

    O aziz ve hakim olan Allah, sana ve senden öncekilere böyle vahyeder:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah, sana da senden öncekilere de işte böyle vahyeder.

    Şaban Britch

    İşte böyle vahyediyor sana ve senden öncekilere, Aziz ve Hakim olan Allah!

    Şaban Piriş

    İşte böyle vahyediyor sana ve senden öncekilere, Aziz ve hakim olan Allah!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle vahyeder sana ve senden öncekilere Aziz ve Hakim olan Allah!

  4. Şûrâ suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 4. ayet. لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    Diyanet İşleri

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O'na aittir. O yücedir, büyüktür.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi onundur; O aşkın yüceliğiyle görünmeyen varlıkların da, azamet ve heybetiyle görünen varlıkların da ötesindedir.

    Muhammed Esed

    Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur; O, yücedir, uludur.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ve arzda ne varsa O'nun içindir. . . O, Aliy'dir, Aziym'dir.

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Çünkü O, Çok Yücedir; Büyüktür.

    Bayraktar Bayraklı

    "Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, yücedir; uludur."

    Edip Yüksel

    Göklerde, yerde ne varsa O'nundur. O Yücedir, Büyüktür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde, yerde ne varsa O'nundur. O Yücedir, Büyüktür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bütün göklerdeki ve yerdeki O'nundur ve O, öyle ulu, öyle yücedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onundur bütün Göklerdeki ve Yerdeki ve o, öyle ulu, öyle azim

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. O (nun şanı) çok yüce, (bürhanı)çok büyükdür.

    İbni Kesir

    Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, Aliyy'dir, Azim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O; üstündür/en üsttedir, çok Azîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde bulunan herşey O'nundur. O, yücedir, uludur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O, üstündür, çok Azim'dir.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O, yücedir, büyüktür!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nundur. Öylesine yüce, öylesine büyüktür O!

  5. Şûrâ suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 5. ayet. تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرْنَ مِن فَوْقِهِنَّ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَلَآ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Neredeyse üstlerinden gökler çatlayacak! dipnot 1 Melekler de Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ediyor (yüceltiyorlar) ve yeryüzündekiler için bağışlanma diliyorlar. dipnot 2 Dikkat edin! Yalnızca Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada kastedilen şey inkârcıların Yüce Allah'a uygun olmayan sıfatlar yakıştırmasıdır. Benzer mesaj: Meryem 19:90-91.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Mü'min 40:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Neredeyse gökler en tepesinden parçalanırcasına sarsılır; melekler ise Rablerinin sonsuz yüceliğini hamd ile dile getirir ve yeryüzünde yaşayan herkes için af dilenir. Bakın, şüphesiz Allah, evet yalnız O'dur mutlak bağış, sonsuz rahmet kaynağı.

    Muhammed Esed

    En üstteki gökler (O'nun korkusundan) neredeyse parçalanır; melekler Rablerinin sonsuz ihtişamını hamd ile yüceltir ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Neredeyse semalar üstlerinden yarılacaklar (içinden ne çıkacak? A. H. )! Melekler de Rablerinin hamdi olarak tespih ediyor (işlev görüyor) ve arzda olanlar için bağışlanma dilemekteler. . . Dikkat edin, Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Gökler, neredeyse üstlerinden çatlayıp parçalanacaklar; melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara mağfiret dilerler. Haberiniz olsun; gerçekten Allah, bağışlayan ve esirgeyen O'dur.

    Ali Özek ve heyeti

    Neredeyse yukarılarından gökler çatlayacak! Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yerdekiler için mağfiret diliyorlar. İyi bilin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Gökler neredeyse üzerinden çatlayacaklar. Melekler de övgülerle Efendilerini yüceltirler ve yeryüzünde bulunanlar için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    O'nun ululuğu karşısında gökler neredeyse çatlayacaktır. Melekler, Rabblerini övgü ile tesbih ederler ve yeryüzünde bulunanlar için af dilerler. Çünkü Allah çok bağışlayandır; çok merhamet edendir.

    Edip Yüksel

    Gökler (O'na olan saygıdan ötürü) nerdeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Efendi'lerini överek yüceltirler ve yerdekiler için bağışlanma dilerler. ALLAH kesinlikle Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökler (O'na olan saygıdan ötürü) nerdeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Rab'lerini överek yüceltirler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. ALLAH kesinlikle Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hemen hemen gökler üstlerinden çatlayacak gibi titreşiyorlar. Melekler Rablerine hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzündeki kimseler için bağışlanma diliyorlar. Uyan, Allah'tır öyle bağışlayan, öyle merhamet eden!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki Gökler hemen hemen üstlerinden çatlıyacak gibi titreşiyorlar, Melekler hamd ile rablarına tesbih ediyorlar ve Yerdeki kimse için mağrifet diliyorlar, uyan Allahdır ancak öyle gafur, öyle rahim

    Erhan Aktaş

    Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler ise Rabb'lerini övgü ile yüceltiyor, yeryüzünde bulunanlar için bağışlanma diliyorlar. İyi bilin ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler ise Rabblerini övgü ile yüceltiyor, yeryüzünde bulunanlar için bağışlanma diliyorlar. İyi bilin ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler ise Rabb'lerini övgü ile yüceltiyor, yeryüzünde bulunanlar için bağışlanma diliyorlar. İyi bilin ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Gökler, neredeyse üstlerinden yarılacaklar (yetefettarne); melekler de rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara mağfiret dilerler. Haberiniz olsun; gerçekten Tanrı, bağışlayan ve esirgeyen O'dur.

    Hasan Basri Çantay

    Gökler nerdeyse tepelerinden çatlayacaklar. Melekler Rablerine hamd ile tesbih ediyorlar. Yerdeki kimselerin de yarlığanmalarını istiyorlar. Gözünüzü açın, Şübhesiz Allah, O, çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Nerede ise gökler tepelerinden çatlayacaklar. Melekler de Rabblarını hamd ile tesbih ediyorlar; yeryüzünde bulunanlar için O'ndan bağışlanma diliyorlar. İyi bilin ki; Allah, muhakkak Gafur, Rahim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Neredeyse yukarılarından gökler çatlayacak! Melekler, Rablerini hamt ederek tesbih ederler. Yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Neredeyse gökler üstlerinden çatlayacaklar. Melekler Rablerini hamd ile tesbih ederler; yerdekiler için de mağfiret dilerler. İyi bil ki Allah, işte çok bağışlayan, çok esirgeyen O'dur.

    Süleymaniye Vakfı

    (Allah'a saygılarından dolayı) Gökler üst taraflarından neredeyse yarılacaklar dipnot 1 . Melekler ise her şeyi mükemmel yapması sebebiyle Rablerine boyun eğer ve yeryüzündekilerin bağışlanmaları için talepte bulunurlar dipnot 2 . Bilin ki Allah, çok bağışlayan, ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (İnsanların yaptığı yanlışlardan dolayı) dipnot 1 Gökler üstten yarılacak gibi olur. Melekler, her şeyi güzel yapmasından dolayı Sahiplerine boyun eğer ve yeryüzündekilerin bağışlanmaları dileğinde bulunurlar. Bilin ki O bağışlar, ikramı boldur

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz.: Meryem 19/88-92

    Şaban Britch

    Neredeyse yukarılarından gökler çatlayacak! Melekler, Rablerini hamd ederek tesbih ederler. Yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Gökler üzerlerindekiler az kalsın çatlayacaklar/paramparça olacaklar. Melekler, Rablerini hamd ederek tesbih ederler. Yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayıcı ve çok şefkatlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökler, üstlerinden çatlayacak gibi titreşiyor. Melekler de Rablerinin hamdiyle tespih ediyorlar ve yeryüzündekiler için af diliyorlar. Gözünüzü açıp kendinize gelin! Allah'tır ancak hep affeden, hep merhamet eden.

  6. Şûrâ suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 6. ayet. وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهُ حَفِيظٌ عَلَيْهِمْ وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

    Diyanet İşleri

    Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

    Mehmet Okuyan

    O'nun peşi sıra dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlar üzerinde asla vekil (güven kaynağı) değilsin. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette gerçek koruyucunun da dayanağın da Yüce Allah olduğu ifade edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Zatından başkalarını sığınılacak dost edinenleri Allah sürekli gözetim altında tutmaktadır; sen onların tercihinden asla sorumlu değilsin!

    Muhammed Esed

    Allah'tan başkasını koruyucu edinenlere gelince; Allah onları görüp gözetlemektedir ve sen onların yaptıklarından sorumlu değilsin.

    Ahmed Hulusi

    O dununda veliler edinmişlere gelince, Allah onları gözetleyendir. . . Sen onların yaptıklarının sorumlusu değilsin.

    Ali Bulaç

    Allah'ın dışında birtakım veliler edinenler ise; Allah, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'tan başka dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

    Ali Rıza Safa

    O'ndan başka bir de ayrıca dostlar edinenlere gelince; Allah, Denetleyendir. Sen, onların üzerine denetmen değilsin.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'tan başka dost edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

    Edip Yüksel

    O'ndan başkasını veliler edinenleri ALLAH'a bırak. Sen onların avukatı değilsin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'ndan başkasını veliler edinenleri ALLAH kollamaktadır. Sen onların avukatı değilsin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'nun dışında dostlara tutunanlara gelince, Allah onların üzerinde gözcüdür. Sen üzerlerine vekil değilsin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun berisinden veliylere tutunanlara gelince: onların da üzerlerine Allah gözcü, sen değilsin üzerlerine vekil

    Erhan Aktaş

    Onlar, O'nun yanı sıra veliler dipnot 1 edindiler. Allah, onları görüp gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, O'nun yanı sıra veliler dipnot 1 edindiler. Allah, onları görüp gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için halil sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, O'ndan başka veliler dipnot 1 edindiler. Allah, onları görüp gözetlemektedir. Sen onlara vekil dipnot 2 değilsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost," olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın dışında birtakım veliler edinenler ise; Tanrı, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.

    Hasan Basri Çantay

    Ondan başka veliler edinenlere gelince: Allah onların üzerinde daima görüb gözetleyicidir. Sen (Habibim) onların üstünde bir vekil değilsin.

    İbni Kesir

    Ondan başka veliler edinenlere gelince; Allah, onların üzerinde daima gözetleyicidir. Sen, onların üzerinde vekil değilsin.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

    Süleyman Ateş

    O'ndan başka veliler edinenleri Allah kollamaktadır. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ile aranıza koyduğunuz bir takım dostlara sarılanları bile koruma altına alan Allah'tır. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.

    Şaban Britch

    Kendisinden başka veliler edinenlerin, Allah üzerlerinde gözetleyicidir. Onlara, sen vekil değilsin.

    Şaban Piriş

    Kendisinden başka veliler edinenleri, Allah gözetlemektedir onları. Onlara, sen vekil değilsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O'nun berisinden veliler edinenlere gelince, onlar üzerine gözcü de Allah'tır. Sen değilsin onlara vekil.

  7. Şûrâ suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 7. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا لِّتُنذِرَ أُمَّ ٱلْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا وَتُنذِرَ يَوْمَ ٱلْجَمْعِ لَا رَيْبَ فِيهِ فَرِيقٌ فِى ٱلْجَنَّةِ وَفَرِيقٌ فِى ٱلسَّعِيرِ

    Diyanet İşleri

    Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

    Mehmet Okuyan

    Şehirlerin anasını dipnot 1 (Mekkelileri) ve onun çevresindekileri uyarman dipnot 2 ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle (ilgili) onları uyarman için sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemde (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [ümmü'l-kurâ] tamlaması "şehirlerin anası" manasına gelmekte, Mekke için kullanılmaktadır; ayette kastedilen ise elbette "Mekke şehri" değil, orada yaşayan "Mekkeliler"dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:79; En‘âm 6:19; A‘râf 7:158; Enbiyâ 21:107; Sebe' 34:28; Yâsîn 36:6; Cum‘a 62:2-3.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte Biz sana, hem Şehirlerin Anası'nı ve onun çevresindekileri uyarman, hem de kendisinde asla kuşku bulunmayan Toplanma Günü'ne karşı (insanlığı) ikaz etmen için Arapça bir Kur'an vahyettik: (Sonuçta) bir kısmı cennete girecek, bir kısmı da ateşe.

    Muhammed Esed

    (Sana sadece Bizim mesajımız emanet edilmiştir:) işte Biz sana Arap dilinde bir hitabe gönderdik ki, bütün kentlerin atasını ve çevresinde oturanları uyarabilesin; yani, (varlığı) her türlü şüphenin üstünde olan Toplanma Günü'ne karşı (onları) uyarasın. (O Gün) bazısı cennete girecek, bazısı da yakıcı ateşe.

    Ahmed Hulusi

    İşte böylece sana (Onu) Arapça bir Kur'an (olarak) vahyettik ki, hem Mekke halkını ve Onun yöresindekileri uyarasın; hem de kendisinde şüphe olmayan toplanma sürecinin dehşeti hakkında bilgi edinilsin! (Onlardan) bir bölümü cennettedir, bir bölümü de alev dalgaları yayılan ateştedir.

    Ali Bulaç

    İşte biz sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik; şehirlerin anası (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Şehirlerin anası (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (İnsanların) bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, sana, çok kolay anlaşılacak Kur'an'ı bildirdik. Kentlerin anasını ve tüm çevresini, hakkında kuşku olmayan Toplanma Günü'yle uyarman için. dipnot 413 Bir küme cennette, bir küme de yakıcı ateşte olacaktır.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 413
      Kentlerin anası tanımı Mekke kenti için bildirilmiştir. Tüm çevresi tanımı ise kimi yorumculara göre tüm insanlığı belirtir. Aynı tanımlar, 6:92 ayetinde de vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte böylece şehirlerin anası Mekke ve çevresindekileri uyarman ve gerçekleşmesinde şüphe bulunmayan toplanma günü hakkında korkutman için sana Arapça bir Kur'an indirdik. O gün insanların bir kısmı cennette, bir kısmı da alevli ateşte olacaktır.

    Edip Yüksel

    Kentlerin anası ve çevresini uyarman için ve gerçekleşecek olan Toplanma Gününe karşı uyarman için biz kusursuz bir dile sahip olan bir Kuran'ı böylece sana vahiy ediyoruz. Onlardan bir kısmı bahçeye, bir kısmı da cehenneme girecektir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 43:3.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Başkent ve çevresini uyarman için ve gerçekleşecek olan Toplanma Gününe karşı uyarman için biz kusursuz bir dile sahip olan bir Kuran'ı böylece sana vahyediyoruz. Onlardan bir kısmı cennete, bir kısmı da cehenneme girecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte böylece sana Arapça bir Kur'an vahyetmekteyiz ki, Anaşehir (Mekke) halkını ve çevresindekileri uyarasın ve hakkında şüphe olmayan o toplama (kıyamet) gününün dehşetini haber veresin. Bir grup cennette, bir grup da cehennemdedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve işte böyle sana Arabi bir Kur'an vahiyetmekteyiz ki Ümmülkurayı ve çevresindekileri sakındırasın ve o toplama gününün dehşetini haber veresin onda şübhe yok, bir fırka Cennette, bir fırka sairde

    Erhan Aktaş

    Kentlerin anası dipnot 1 ve civarındakileri, geleceği kesin olan Toplanma Günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekke.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kentlerin anası dipnot 1 ve civarındakileri, geleceği kesin olan toplanma günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekke.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kentlerin anası dipnot 1 ve civarındakileri, hakkında kuşku olmayan toplanma günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı Cennet'tedir, bir kısmı da alevli ateştedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekke.

    Gültekin Onan

    İşte biz sana böyle Arapça bir Kuran vahyettik; şehirlerin anası (ümmelkur'a) (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Şehirlerin anası (halkı) na ve etrafında bulunanlara gelecek tehlikeleri haber vermen için ve hakkında hiçbir şübhe bulunmayan o toplanma gününün dehşetiyle korkutman için sana böyle Arabca bir Kur'an vahyetdik. (Onlardan) bir takımı cennetde, bir takımı cehennemdedir.

    İbni Kesir

    Şehirlerin anasını ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve hakkında hiç bir şüphe bulunmayan o toplanma günüyle korkutman için, sana böyle arabça bir Kur'an vahyettik. Bir fırka cennette, bir fırka da çılgın alevli cehennemdedir.

    Mehmet Alagaş

    (7-12) Mekke’yi ve etrafındakileri uyarman için , şüphe duyulmayan toplanma gününden uyarman için , işte böyle, biz sana Arabi bir Okunanı / Kuranı vahyettik. Bir kısım / bir fırka cennette bir kısmı da ateşte. Eğer Allah isteseydi, sizi tek bir ümmet yapardı ve lakin istediği kimseler, esirgemesine / rahmetine soku lur, zalimlerin ise onların bir dostu ve de bir yardımcısı yoktur. Yoksa O’ndan başka dostlar mı edindiler? Allah işte O, dosttur, O ölülere hayat verir, O her şeyi güç yetirip ayarlayandır / kâdirdir. Karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konuların hükmü hakkında ki karar Allah’a aittir, işte sizin Rabbiniz olan Allah, benim de Rabbimdir , O’na vekaleti verdim / O ’nu vekil tayin ettim ve yönümü ona gönülden yöneldim. Semaları ve Arzı yarıp çıkarmıştır (fatır), sizler için kendinizden türdeş eşler ve ziraatini yaptığınız / çiftçiliğini yaptığınız nimetlerden de çiftler /dişler erkekler yapmıştır, O’nun bir benzeri / bir misli daha yoktur (zât, sıfat ve eylem itibari ile benzersizdir) ve O işitendir, görendir. Semaların ve Arzın otorite anahtarları / meqalid O’ndadır. (İnsan O’nun mülküne misafirdir) İstediği kimse için rızkı basitleştiriyor ve ayarlıyor, muhakkak ki O her şeyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup Cennet'te, bir grup ise Cehennem'dedir.

    Süleyman Ateş

    Biz sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik ki Anakent (Mekke'y)i ve çevresinde bulunanları ikaz edip; (vukuunda) asla kuşku bulunmayan toplanma gününe karşı uyarasın. (O gün), bir bölük cennette, bir bölük ateştedir.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte sana böyle Arapça bir Kur'an dipnot 1 vahyettik ki bütün kentlerin merkezini (Mekke'yi dipnot 2 ) ve onun çevresinde olanları uyarasın dipnot 3 . Geleceğinde şüphe olmayan toplanma günü dipnot 4 konusunda da uyarasın. (O gün insanların) Bir kesimi cennette, bir kesimi de alevli ateşin içinde olacaktır dipnot 5 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte böyle. Bunu sana, Arapça kur'anlar (ayet kümeleri) halinde vahyettik ki Anakent'te (Mekke'de) ve çevresinde olanları uyarasın. Geleceğinden şüphe olmayan toplanma günü konusunda da uyarasın. Bir kesim Cennette, bir kesim de alevli ateşin içinde olacaktır.

    Şaban Britch

    Ummul-Kura/Mekke ve çevresindekileri uyarman için, hakkında hiçbir şüphenin bulunmadığı toplanma günü ile uyarasın diye; işte sana, böyle Arapça bir Kur’an vahyettik. (İnsanların) bir takımı cennettedir, bir takımı da çılgın alevler içinde!

    Şaban Piriş

    Mekke ve çevresindekileri uyarman için, hakkında hiçbir kuşkunun bulunmadığı toplanma günü ile uyarasın diye; işte sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. O gün insanların bir takımı cennettedir, bir takımı da çılgın alevler içinde.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplama günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.

  8. Şûrâ suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 8. ayet. وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَهُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ وَٱلظَّٰلِمُونَ مَا لَهُم مِّن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Diyanet İşleri

    Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama eğer Allah dileseydi onları tek bir ümmet yapardı: Ne var ki O, (isteyeni) rahmetine kavuşturmayı diler; zalimler ise ne candan bir dost, ne de bir yardımcı bulabilecekler.

    Muhammed Esed

    Eğer Allah dileseydi onları tek bir ümmet yapardı; bununla birlikte O, (kavuşturulmayı) dileyeni rahmetine kavuşturur; halbuki (Hesap Günü) zalimler ne kendilerini koruyacak bir kimse, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Eğer Allah dileseydi onları elbette ümmet-i vahide (tek bir inançta olan toplum) kılardı. . . Fakat Allah dilediğini Rahmetine dahil eder! Zalimlere gelince, onların ne bir velisi vardır ve ne de bir yardım edeni!

    Ali Bulaç

    Eğer Allah dileseydi, onları her halde tek bir ümmet kılardı. Ancak O, dilediğini kendi rahmetine sokar. Zalimlere gelince; onlar için ne bir veli vardır, ne bir yardımcı (bulursun).

    Ali Özek ve heyeti

    Allah dileseydi onları bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine kavuşturur; zalimlerin ise hiçbir dostu ve yardımcısı yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, onları bir tek topluluk yapardı. dipnot 414 Fakat dilediğini rahmetinin içine alır. Haksızlık yapanlar için ise ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 414
      "Oysa Allah dileseydi, kesinlikle, onları bir tek topluluk yapardı." bildirimi, 5:48, 11:118 ve 16:93 ayetlerinde tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer Allah dileseydi, onları bir tek inanç etrafında toplardı. Fakat O, dileyenleri rahmetinin içine alır. Zalimler için hiçbir koruyucu ve yardımcı yoktur.

    Edip Yüksel

    ALLAH dileseydi onları bir tek toplum kılardı. Ancak O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin bir sahibi ve yardımcısı yoktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH dileseydi onları bir tek toplum kılardı. Ancak O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin bir sahibi ve yardımcısı yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah dileseydi elbette (insanların) hepsini bir tek ümmet de yapardı. Fakat dilediğini rahmetinin içine koyuyor. Zalimlere gelince onlara ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dilese idi Allah elbet hepsini bir ümmet de yapardı ve lakin dilediğini rahmetine koyuyor da zalimlere gelince ne bir veliy var onlara ne de bir nasir

    Erhan Aktaş

    Eğer Allah dileseydi dipnot 1 kesinlikle onları bir tek ümmet dipnot 2 yapardı. Ne var ki O hak eden dipnot 3 kimseyi rahmetinin içine koyar. Zalimlere gelince, onların velisi ve yardımcısı yoktur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiç kimseye seçme hakkı tanımayarak, özgür irade sahibi yapmayarak; insanları, seçimlerinde özgür bırakmayarak, seçimi Kendisi yapsaydı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplum, topluluk. İnsan soyu. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargılarına ve aynı uygarlığa sahip olan insanların topluluğu. Ümmetin diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış amaç edinilmiş, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Ayni tür canlı topluluklarına da ümmet denmektedir. Örneğin: kuşlar bir ümmettir (Bkz.6:38).
    3. metne dön, dipnot 3
      Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, "Dilediğime" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," İnsanın "dilemesine," "İnsanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 10:108; 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer Allah dileseydi dipnot 1 kesinlikle onları bir tek ümmet dipnot 2 yapardı. Ne var ki O hak eden dipnot 3 kimseyi rahmetinin içine koyar. Zalimlere gelince, onların velisi ve yardımcısı yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimseye seçme hakkı tanımayarak, irade sahibi yapmayarak. İnsanları, seçimlerinde özgür bırakmayarak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Toplum. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargıları ve aynı uygarlığa sahip olan insan topluluğu. Sözcüğün diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış, hedef olarak belirlenmiş yoldur. İnsan soyu. Ümmet, toplum anlamının yanı sıra aynı tür canlı topluluğuna da verilen isimdir. Örneğin kuşlar bir ümmettir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni anlamındadır. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Allah dileseydi dipnot 1 kesinlikle onları bir tek ümmet dipnot 2 yapardı. Ne var ki O dilediği dipnot 3 kimseyi rahmetinin içine koyar. Zalimlere gelince, onların velisi ve yardımcısı yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimseye seçme hakkı tanımayarak, irade sahibi yapmayarak. İnsanları, seçimlerinde özgür bırakmayarak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Topluluk, toplum. Sözcüğün birincil anlamı "yol" demektir. Bu yol, amaçlanmış, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargıları ve aynı uygarlığa sahip olan insan topluluğu demek olan ümmet kavramının; aynı zamanda ana, din, yol, cemaat, familya, nesil, boy, zaman gibi anlamları da bulunmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Uygun gördüğünü. Dileyeni, hak edeni; hak etmek için gayret göstereni.

    Gültekin Onan

    Eğer Tanrı dileseydi, onları her halde tek bir ümmet kılardı. Ancak O, dilediğini kendi rahmetine sokar. Zalimlere gelince; onlar için ne bir veli vardır, ne bir yardımcı.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer Allah dileseydi onları elbet birtek ümmet de yapardı. Fakat O, kimi dilerse onu rahmetine sokar. Zaalimler (e gelince:) Onların ne bir haamisi, ne de (başkaca) bir yardımcısı yokdur.

    İbni Kesir

    Şayet Allah dileseydi; hepsini tek bir ümmet yapardı. Ama O; dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince; onlar için ne bir veli vardır, ne de bir yardımcı.

    Mehmet Alagaş

    (7-12) Mekke’yi ve etrafındakileri uyarman için , şüphe duyulmayan toplanma gününden uyarman için , işte böyle, biz sana Arabi bir Okunanı / Kuranı vahyettik. Bir kısım / bir fırka cennette bir kısmı da ateşte. Eğer Allah isteseydi, sizi tek bir ümmet yapardı ve lakin istediği kimseler, esirgemesine / rahmetine soku lur, zalimlerin ise onların bir dostu ve de bir yardımcısı yoktur. Yoksa O’ndan başka dostlar mı edindiler? Allah işte O, dosttur, O ölülere hayat verir, O her şeyi güç yetirip ayarlayandır / kâdirdir. Karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konuların hükmü hakkında ki karar Allah’a aittir, işte sizin Rabbiniz olan Allah, benim de Rabbimdir , O’na vekaleti verdim / O ’nu vekil tayin ettim ve yönümü ona gönülden yöneldim. Semaları ve Arzı yarıp çıkarmıştır (fatır), sizler için kendinizden türdeş eşler ve ziraatini yaptığınız / çiftçiliğini yaptığınız nimetlerden de çiftler /dişler erkekler yapmıştır, O’nun bir benzeri / bir misli daha yoktur (zât, sıfat ve eylem itibari ile benzersizdir) ve O işitendir, görendir. Semaların ve Arzın otorite anahtarları / meqalid O’ndadır. (İnsan O’nun mülküne misafirdir) İstediği kimse için rızkı basitleştiriyor ve ayarlıyor, muhakkak ki O her şeyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Allah dileseydi onları tek bir ümmet kılardı. Fakat dilediği kimseyi rahmetine alır. O zalimlerin ise hiçbir dost ve hiçbir yardımcıları yoktur.

    Süleyman Ateş

    Allah dileseydi, onları bir tek millet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince: Onların ne velisi ne de yardımcısı vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Tercihi Allah yapsaydı dipnot 1 onları kesinlikle tek bir ümmet haline getirirdi dipnot 2 ama o, tercihini doğru yapanı dipnot 3 rahmeti içine alır /yoluna kabul eder. Yanlış yapanların ise ne bir velisi ne de bir yardımcısı olur dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah sistemini imtihan için kurduğundan doğru yola gelip gelmeme konularında tercihi kuluna bırakmıştır. (Hud 11/7, Kehf 18/29, Muhammed 47/31, Mülk 67/1-2, İnsan 76/3).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Şae (شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tercihi Allah yapsaydı dipnot 1 onları kesinlikle bir tek toplum (ümmet) haline getirirdi. Ancak Allah, doğru tercihte bulunanı ikramı ile kuşatır. Yanlış yapanların ne bir dostu ne de yardımcısı olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Şae = شاء" fiili, bir şeyi var etti, demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir.

    Şaban Britch

    Allah dileseydi onları tek bir ümmet yapardı. Fakat, dilediğini rahmetine katar. Ama zalimlerin ne bir velisi vardır ne de bir yardımcısı...

    Şaban Piriş

    Allah dileseydi onları tek bir ümmet yapardı. Fakat, dilediğini rahmetine katar. Ama zalimlerin ne bir velisi vardır ne de bir yardımcısı...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer Allah dileseydi onları bir tek ümmet elbette yapıverirdi. Fakat O, dilediği kişiyi/dileyeni rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar için ne bir dost vardır ne de bir yardımcı.

  9. Şûrâ suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 9. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ فَٱللَّهُ هُوَ ٱلْوَلِىُّ وَهُوَ يُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onlar, Allah'ın peşi sıra başka dostlar mı edindiler! (Oysa) Allah -işte O- gerçek dosttur. O ölüleri diriltecektir; O her şeye gücü yetendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar O'nun dışında hamiler mi edinmeye kalkıyorlar? Oysa ki asıl himaye edici Allah'tır; zira ölüye can veren sadece O'dur, her şeye kadir olan da o'dur.

    Muhammed Esed

    Yoksa onlar, Allah'tan başka koruyucular edi(nebileceklerini mi sa)nıyorlar? Hayır, yalnız Allah'tır (bütün varlıkların) koruyucusu; çünkü yalnız O'dur ölüye can veren ve yalnız O'dur her şeye kadir olan.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa O'nun dunundan veliler mi edindiler? (İşte) Allah! "HU"dur El Veliyy! "HU" diriltir ölüleri! "HU" her şeye Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Yoksa O'nun dışında birtakım veliler mi edindiler? İşte Allah; veli O'dur, ölüleri dirilten O'dur. O, her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki dost yalnız Allah'tır. O ölüleri diriltir, her şeye kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa O'ndan başka bir de ayrıca dostlar mı edindiler? İşte, dostunuz Allah'tır. O, ölülere de yeniden yaşam verir. Çünkü O, her şeye Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa O'ndan başka dostlar mı edindiler? Oysa gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O'nun her şeye gücü yeter.

    Edip Yüksel

    O'nun dışında veliler (sahipler) mi edindiler? Biricik veli ALLAH'tır, ölüleri O diriltir ve O her şeye Kadirdir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Din adamlarını putlaştıranlar (9:31; 42:21), özellikle Pakistan ve Hindistan'daki din adamlarını "Mevlana" yani "velimiz, sahibimiz" diye çağırmakta ve din adamları da bunu dini bir ünvan olarak kabul etmektedirler. * Bak 2:286.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'nun dışında veliler (sahipler) mi edindiler? Biricik veli ALLAH'tır, ölüleri O diriltir ve O herşeye Kadirdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa (onlar) O'ndan başka dostlar mı edindiler? Fakat, gerçek dost ancak Allah'tır. Ölüleri O diriltir ve herşeye gücü yeten de O'dur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa ondan beride veliylerimi idindiler? Fakat Allahdır ancak veliy, ölüleri o diriltir ve her şey'e kadir odur.

    Erhan Aktaş

    Yoksa O'ndan başka veliler dipnot 1 mi edindiler? Oysa ki veli yalnızca O'dur. O, ölüleri diriltir ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 42:6. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? Oysa ki veli yalnızca O'dur. O, ölüleri diriltir ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? Oysa ki veli dipnot 1 yalnızca O'dur. O, ölüleri diriltir ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost," olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Yoksa O'nun dışında bir takım veliler mi edindiler? İşte Tanrı; veli O'dur, ölüleri dirilten O'dur. O, her şeye güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onlar Allahdan başkasını dostlar mı edindiler? İşte Allah! (Asıl) dost Odur. Ölüleri O diriltir. O, herşey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? İşte Allah; O'dur veli. Ölüleri O, diriltir. Ve O, her şeye kadirdir.

    Mehmet Alagaş

    (7-12) Mekke’yi ve etrafındakileri uyarman için , şüphe duyulmayan toplanma gününden uyarman için , işte böyle, biz sana Arabi bir Okunanı / Kuranı vahyettik. Bir kısım / bir fırka cennette bir kısmı da ateşte. Eğer Allah isteseydi, sizi tek bir ümmet yapardı ve lakin istediği kimseler, esirgemesine / rahmetine soku lur, zalimlerin ise onların bir dostu ve de bir yardımcısı yoktur. Yoksa O’ndan başka dostlar mı edindiler? Allah işte O, dosttur, O ölülere hayat verir, O her şeyi güç yetirip ayarlayandır / kâdirdir. Karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konuların hükmü hakkında ki karar Allah’a aittir, işte sizin Rabbiniz olan Allah, benim de Rabbimdir , O’na vekaleti verdim / O ’nu vekil tayin ettim ve yönümü ona gönülden yöneldim. Semaları ve Arzı yarıp çıkarmıştır (fatır), sizler için kendinizden türdeş eşler ve ziraatini yaptığınız / çiftçiliğini yaptığınız nimetlerden de çiftler /dişler erkekler yapmıştır, O’nun bir benzeri / bir misli daha yoktur (zât, sıfat ve eylem itibari ile benzersizdir) ve O işitendir, görendir. Semaların ve Arzın otorite anahtarları / meqalid O’ndadır. (İnsan O’nun mülküne misafirdir) İstediği kimse için rızkı basitleştiriyor ve ayarlıyor, muhakkak ki O her şeyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa onlar, O’ndan başka veliler mi edindiler? Oysa Allah, veli O’dur. Ölüleri dirilten O’dur. Her şeye gücü yeten O’dur.

    Süleyman Ateş

    Yoksa Allah'tan başka veliler mi edindiler? Veli yalnız Allah'tır. Ölüleri O diriltir. O her şeye kadirdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa Allah ile aralarına veliler mi koydular dipnot 1 ? Oysa asıl veli Allah'tır dipnot 2 ! O ölüleri diriltir. O her şeyin ölçüsünü koyandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Aralarına başka bir şey girmeyecek şekilde birbirine yakın olan iki kişi veya şeyden her birine veli denir. Kişiye akrabalık, dostluk, yardım ve inanç bakımından yakın olanlar da mecazen bu kelimeyle ifade edilir (Müfredat). Allah, her insana sinir uçlarından daha yakındır (Kaf 50/16). Dolayısıyla müminler, sadece Allah'a kulluk eder ve tüm isteklerini ona sunarlar (Fatiha 1/4). Böylece onlar Allah'ın velileri /evliyası, Allah da onların velisi olur (Bakara 2/257, Al-i İmran 3/68, Yunus 10/62-63). Buna rağmen tasavvufta farklı bir velilik /evliyalık makamı olduğuna inanılır, veli veya evliya diye nitelenen kişiler o makama yerleştirilerek birer vesile /aracı konumuna getirilir. Böylece Allah ikinci sıraya konur ve tövbe edilmediği takdirde asla affedilmeyecek şirk günahına girilir (Nisa 4/48,116; A'raf 7/3, 30; Ahkaf 46/4-6).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa Allah ile aralarına koyduklarını yakın dostlar mı edindiler? Asıl dost Allah'tır; ölüleri O diriltir ve her şeyin ölçüsünü O koyar.

    Şaban Britch

    Yoksa onlar, O’ndan başka veliler mi edindiler? Oysa Allah, veli O’dur. Ölüleri dirilten O’dur. Her şeye gücü yeten O’dur!

    Şaban Piriş

    Yoksa onlar, O'ndan başka veliler mi edindiler? Oysa Allah, veli O'dur. Ölüleri dirilten O'dur. Her şeye gücü yeten O'dur!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? Allah! O'dur gerçek dost. Ölüleri O diriltir. O herşeye güç yetirir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.