Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 4. ayet

Şûrâ suresi, 4. ayet. لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vehüve-l`aliyyü-l`ażîm.

Diyanet İşleri

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 1–7 · surenin 4. ayeti / 53

Konu Vahyin gelişi ve şehirlerin anası Şûrâ 1–9 3

  1. Şûrâ 1

    Ha Mim.

  2. Şûrâ 2

    Ayn Sin Kaf

  3. Şûrâ 3

    (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.

  4. 4

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

  5. Şûrâ 5

    Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  6. Şûrâ 6

    Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.

  7. Şûrâ 7

    Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–5. ayetler için yazılmıştır.

1-4. Yüce Allah, Nebiyy-i Kerîm’e bu Kur’ân-ı Azim’i vahyedenin -kendisinden önceki peygamber ve rasûllere vahyettiği gibi- kendisi olduğunu haber vermektedir. Bununla Yüce Allah, önceden ve sonradan kitaplar indirip peygamberler göndermekle ne kadar lütufkâr olduğunu, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in önceden benzeri görülmemiş bir peygamber olmadığını, onun yolunun kendisinden öncekilerin yolu ile aynı olduğunu, durumunun da kendisinden önceki peygamberlerin durumuna uygun olduğunu açıklamaktadır. Onun getirdiği, kendisinden önceki peygamberlerin getirdiklerine benzemektedir. Çünkü hepsi de hak ve gerçektir.

Bu Kitap ulûhiyet, pek büyük izzet ve kudret sahibi (Aziz) ve sonsuz hikmet sahibi (Hakim) olan tarafından indirilmiştir. Ulvi ve süfli alem tamamen O’nun mülküdür. Hepsi O’nun kaderi ve şer’i tedbir ve idaresi altındadır.

Ayrıca O hem zatı, hem kadri, hem de her şeyi kuşatan hakimiyeti yönünden en üsttedir: “O, çok yücedir, pek büyüktür.” O’nun büyüklüğünün bir tecellisi de şudur:

5. “Gökler” büyüklüklerine ve cansız varlıklar olmalarına rağmen “nerede ise üst taraflarından çatlayacaklar;” mukarreb olan şerefli “melekler de” O’nun azametine boyun eğerek, izzetinin önünde saygı ile eğilerek ve rububiyetine önünde boyun bükerek “Rablerini hamd ile tesbih ederler.” O’nu tazim ederler, her türlü eksiklikten tenzih ederler, bütün kemal sıfatları ile nitelendirirler.

“Yeryüzünde olanlar için” onlardan sadır olup da Rablerinin azamet ve kibriyâsına lâyık olmayan türden amelleri dolayısıyla “mağfiret dilerler.”

“Allah, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Eğer O’nun mağfiret ve rahmeti olmasa idi, bütün insanlara toptan imha edici cezayı çabucak gönderirdi.

Yüce Allah’ın genel olarak bütün peygamberlere, özel olarak da Muhammed’e -Allah’ın salât ve selâmı hepsine olsun- vahiy gönderdiğini söz konusu ettikten sonra kendi zatını bu vasıflar ile vasfetmesi, bu Kur’ân-ı Kerîm’de yüce yaratıcının kemaline delil teşkil eden apaçık belge ve delillerin bulunduğuna ve O’nun da bu yüce isimlerle vasfedilmesi gerektiğine işarettir.

Böylelikle kalpler, O’nu tanımak, O’nu sevmek, O’na tazim etmek, O’nun celal ve ikramını kavramak imkânını bulsun, gizli ve açık bütün türleri ile ibadeti yalnız O’na yöneltsin.

Diğer taraftan zulmün en büyüğü ve en çirkin söz de Allah’ın dışında herhangi bir fayda sağlama ya da zarar verme imkânına sahip bulunmayan birtakım varlıkları Allah'a eş koşmaktır. Halbuki bunlar, Allah tarafından yaratılmış ve bütün hallerinde Yüce Allah’a muhtaç olan varlıklardır. Bundan dolayı Yüce Allah, devamla şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Göklerde ve yerde bulunan her şey bütün mâhlukat, bütün mülkler, bütün düzenlemeler ve yönetmeler O'nundur. O kendi zatında, takdirinde ve her şeye galip gelmesinde çok yücedir ve en üsttedir.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَهُۥ lehu O'nundur
  2. مَا ma bulunan herşey
  3. فِى fi
  4. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde kök: سمو
  5. وَمَا ve ma ve bulunan herşey
  6. فِى fi
  7. ٱلْأَرْضِ ۖ l-erdi yerde kök: ارض
  8. وَهُوَ ve huve ve O
  9. ٱلْعَلِىُّ l-aliyyu yücedir kök: علو
  10. ٱلْعَظِيمُ l-azimu uludur kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş)

    De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O'na aittir. O yücedir, büyüktür.

Mustafa İslamoğlu

Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi onundur; O aşkın yüceliğiyle görünmeyen varlıkların da, azamet ve heybetiyle görünen varlıkların da ötesindedir.

Muhammed Esed

Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur; O, yücedir, uludur.

Ahmed Hulusi

Semalarda ve arzda ne varsa O'nun içindir. . . O, Aliy'dir, Aziym'dir.

Ali Bulaç

Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

Ali Özek ve heyeti

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur.

Ali Rıza Safa

Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Çünkü O, Çok Yücedir; Büyüktür.

Bayraktar Bayraklı

"Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, yücedir; uludur."

Edip Yüksel

Göklerde, yerde ne varsa O'nundur. O Yücedir, Büyüktür.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Göklerde, yerde ne varsa O'nundur. O Yücedir, Büyüktür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bütün göklerdeki ve yerdeki O'nundur ve O, öyle ulu, öyle yücedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onundur bütün Göklerdeki ve Yerdeki ve o, öyle ulu, öyle azim

Erhan Aktaş

Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.

Gültekin Onan

Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

Hasan Basri Çantay

Göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. O (nun şanı) çok yüce, (bürhanı)çok büyükdür.

İbni Kesir

Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, Aliyy'dir, Azim'dir.

Mehmet Alagaş

(1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)

Rowwad Tercüme Merkezi

Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O; üstündür/en üsttedir, çok Azîm'dir.

Süleyman Ateş

Göklerde ve yerde bulunan herşey O'nundur. O, yücedir, uludur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.

Şaban Britch

Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O, üstündür, çok Azim'dir.

Şaban Piriş

Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O, yücedir, büyüktür!

Yaşar Nuri Öztürk

Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nundur. Öylesine yüce, öylesine büyüktür O!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah, Who owns, and has the rightful claim to all that is in the heavens and on earth and supremacy, authority, and power over them are acknowledged as His own. He is above all and beyond all. He is AL-Alim and AL-Azim (the Unique Whose attributes belong to the highest regions of thought and reality)

Abdul Haleem

All that is in the heavens and earth belongs to Him: He is the Exalted, the Almighty.

Abdullah Yusuf Ali

To Him belongs all that is in the heavens and on earth: and He is Most High, Most Great.

Abul A'la Maududi

His is all that is in the heavens and all that is in the earth; He is the Most High, the All-Great. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These introductory sentences are not meant to be said merely in praise of Allah Almighty, but their each word has a deep link with the background in which these verses were sent down. The foremost basis of the objections of the people who were expressing wonder and doubts against the Prophet (peace be upon him) and the Quran was that he was inviting them to Tauhid and they were being alarmed at this and saying that if Allah alone is the Creator, Sustainer and Ruler, what would be the position of their saints and holy men? At this it has been said: This whole universe belongs to Allah. How can therefore the godhead of another work and operate in the kingdom of the real Sovereign, particularly when those others whose godhead is acknowledged, are themselves also His subjects? Then, it has been said: He is the High, the Great! That is, He is far above that somebody else should be equal to Him in rank and should become His associate in His Being, attributes, powers or rights.

Aisha Bewley

Everything in the heavens and everything in the earth belongs to Him. He is the Most High, the Magnificent.

Al-Hilali & Khan

To Him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth, and He is the Most High, the Most Great.

Ali Quli Qarai

to Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth, and He is the All-exalted, the All-supreme.

Amatul Rahman Omar

All that lies in the heavens and all that lies in the earth belongs to Him. And He is the Most Sublime, the All-Great.

Arthur John Arberry

To Him belongs whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth; and He is the All-high, the All-glorious.

Bijan Moeinian

To God belongs everything in the heavens and the earth; He is the Most High (in rank) and the Greatest.

E. Henry Palmer

His is what is in the heavens and what is in the earth, and He is the high, the mighty!

Edip-Layth

To Him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth, and He is the Most High, the Great.

George Sale

Unto Him belongeth whatever is in heaven, and in earth; and He is the high, the great God.

Hamid S. Aziz

To Him belongs all that is in the heavens and that is in the earth, and He is the Most High, the Most Great (or the Sublime, the Tremendous).

Mahmoud Ghali

To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth; and He is The Ever-Exalted, The Ever-Magnificent.

Marmaduke Pickthall

Unto Him belongeth all that is in the heavens and all that is in the earth, and He is the Sublime, the Tremendous.

Mohamed Ahmed - Samira

Whatever is in the heavens and the earth, belongs to Him. He is all-high and supreme.

Muhammad Asad

His is all that is in the heavens and all that is on earth; and most exalted, tremendous is He.

Mustafa Khattab

To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And He is the Most High, the Greatest.

Progressive Muslims

To Him belongs all that is in the heavens and all that is in the Earth, and He is the Most High, the Great.

Rashad Khalifa

To Him belongs everything in the heavens and everything on earth, and He is the Most High, the Great.

Sahih International

To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth, and He is the Most High, the Most Great.

Sam Gerrans

To Him belongs what is in the heavens and what is in the earth; and He is the Exalted, the Great.

Shabbir Ahmed

Unto Him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. And the Most Exalted, the Tremendous is He.

Syed Vickar Ahamed

To Him (Allah) belongs all that is in the heavens and all that is in the earth: And He is the Most High (Al-Ali’i), the Most Great (Al-Azeem).

Taqi Usmani

To him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth, and He is the High, the Supreme.

The Monotheist Group

To Him belongs all what is in the heavens and the earth, and He is the Most High, the Great.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩