Diyanet İşleri
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 4. ayet. لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ
lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vehüve-l`aliyyü-l`ażîm.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin gelişi ve şehirlerin anası Şûrâ 1–9 3
Ha Mim.
Ayn Sin Kaf
(Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–5. ayetler için yazılmıştır.
1-4. Yüce Allah, Nebiyy-i Kerîm’e bu Kur’ân-ı Azim’i vahyedenin -kendisinden önceki peygamber ve rasûllere vahyettiği gibi- kendisi olduğunu haber vermektedir. Bununla Yüce Allah, önceden ve sonradan kitaplar indirip peygamberler göndermekle ne kadar lütufkâr olduğunu, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in önceden benzeri görülmemiş bir peygamber olmadığını, onun yolunun kendisinden öncekilerin yolu ile aynı olduğunu, durumunun da kendisinden önceki peygamberlerin durumuna uygun olduğunu açıklamaktadır. Onun getirdiği, kendisinden önceki peygamberlerin getirdiklerine benzemektedir. Çünkü hepsi de hak ve gerçektir.
Bu Kitap ulûhiyet, pek büyük izzet ve kudret sahibi (Aziz) ve sonsuz hikmet sahibi (Hakim) olan tarafından indirilmiştir. Ulvi ve süfli alem tamamen O’nun mülküdür. Hepsi O’nun kaderi ve şer’i tedbir ve idaresi altındadır.
Ayrıca O hem zatı, hem kadri, hem de her şeyi kuşatan hakimiyeti yönünden en üsttedir: “O, çok yücedir, pek büyüktür.” O’nun büyüklüğünün bir tecellisi de şudur:
5. “Gökler” büyüklüklerine ve cansız varlıklar olmalarına rağmen “nerede ise üst taraflarından çatlayacaklar;” mukarreb olan şerefli “melekler de” O’nun azametine boyun eğerek, izzetinin önünde saygı ile eğilerek ve rububiyetine önünde boyun bükerek “Rablerini hamd ile tesbih ederler.” O’nu tazim ederler, her türlü eksiklikten tenzih ederler, bütün kemal sıfatları ile nitelendirirler.
“Yeryüzünde olanlar için” onlardan sadır olup da Rablerinin azamet ve kibriyâsına lâyık olmayan türden amelleri dolayısıyla “mağfiret dilerler.”
“Allah, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Eğer O’nun mağfiret ve rahmeti olmasa idi, bütün insanlara toptan imha edici cezayı çabucak gönderirdi.
Yüce Allah’ın genel olarak bütün peygamberlere, özel olarak da Muhammed’e -Allah’ın salât ve selâmı hepsine olsun- vahiy gönderdiğini söz konusu ettikten sonra kendi zatını bu vasıflar ile vasfetmesi, bu Kur’ân-ı Kerîm’de yüce yaratıcının kemaline delil teşkil eden apaçık belge ve delillerin bulunduğuna ve O’nun da bu yüce isimlerle vasfedilmesi gerektiğine işarettir.
Böylelikle kalpler, O’nu tanımak, O’nu sevmek, O’na tazim etmek, O’nun celal ve ikramını kavramak imkânını bulsun, gizli ve açık bütün türleri ile ibadeti yalnız O’na yöneltsin.
Diğer taraftan zulmün en büyüğü ve en çirkin söz de Allah’ın dışında herhangi bir fayda sağlama ya da zarar verme imkânına sahip bulunmayan birtakım varlıkları Allah'a eş koşmaktır. Halbuki bunlar, Allah tarafından yaratılmış ve bütün hallerinde Yüce Allah’a muhtaç olan varlıklardır. Bundan dolayı Yüce Allah, devamla şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Göklerde ve yerde bulunan her şey bütün mâhlukat, bütün mülkler, bütün düzenlemeler ve yönetmeler O'nundur. O kendi zatında, takdirinde ve her şeye galip gelmesinde çok yücedir ve en üsttedir.
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O'na aittir. O yücedir, büyüktür.
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi onundur; O aşkın yüceliğiyle görünmeyen varlıkların da, azamet ve heybetiyle görünen varlıkların da ötesindedir.
Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur; O, yücedir, uludur.
Semalarda ve arzda ne varsa O'nun içindir. . . O, Aliy'dir, Aziym'dir.
Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur.
Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Çünkü O, Çok Yücedir; Büyüktür.
"Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, yücedir; uludur."
Göklerde, yerde ne varsa O'nundur. O Yücedir, Büyüktür.
Göklerde, yerde ne varsa O'nundur. O Yücedir, Büyüktür.
Bütün göklerdeki ve yerdeki O'nundur ve O, öyle ulu, öyle yücedir.
Onundur bütün Göklerdeki ve Yerdeki ve o, öyle ulu, öyle azim
Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.
Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.
Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O, Çok Yüce'dir, Çok Ulu'dur.
Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
Göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. O (nun şanı) çok yüce, (bürhanı)çok büyükdür.
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, Aliyy'dir, Azim'dir.
(1-6) Ha, mim, ayn, sin kâf. Senden öncekiler gibi sana da aynı şekilde vahyediliyor, Allah, saygıdeğerdir, hâkimdir, semalarda ve arzda ne varsa onundur , O yücedir (fiziki olmayan varlıklardan aşkın) ve büyüktür (fiziki varlıklardan aşkındır) Neredeyse üstlerindeki / tepelerindeki semalar çatlayıp parçalanacaklar, melekler Rablerini övgü ile tesbih ederler. Ve arz da kim varsa onlar için de bağışlanma dilerler, Dikkat edin! Allah bağışlayan dır, esirgeyendir. Allahtan başka dost edinenlere gelince, Allah onları da ezberlemektedir, sen onlara vekil değilsin (onlar adına savunma yapamazsın)
Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O; üstündür/en üsttedir, çok Azîm'dir.
Göklerde ve yerde bulunan herşey O'nundur. O, yücedir, uludur.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur dipnot 1 . O, pek yücedir, pek büyüktür.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O'nundur. O, yücedir, büyüktür.
Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O, üstündür, çok Azim'dir.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O, yücedir, büyüktür!
Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nundur. Öylesine yüce, öylesine büyüktür O!
Allah, Who owns, and has the rightful claim to all that is in the heavens and on earth and supremacy, authority, and power over them are acknowledged as His own. He is above all and beyond all. He is AL-Alim and AL-Azim (the Unique Whose attributes belong to the highest regions of thought and reality)
All that is in the heavens and earth belongs to Him: He is the Exalted, the Almighty.
To Him belongs all that is in the heavens and on earth: and He is Most High, Most Great.
His is all that is in the heavens and all that is in the earth; He is the Most High, the All-Great. dipnot 1
Everything in the heavens and everything in the earth belongs to Him. He is the Most High, the Magnificent.
To Him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth, and He is the Most High, the Most Great.
to Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth, and He is the All-exalted, the All-supreme.
All that lies in the heavens and all that lies in the earth belongs to Him. And He is the Most Sublime, the All-Great.
To Him belongs whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth; and He is the All-high, the All-glorious.
To God belongs everything in the heavens and the earth; He is the Most High (in rank) and the Greatest.
His is what is in the heavens and what is in the earth, and He is the high, the mighty!
To Him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth, and He is the Most High, the Great.
Unto Him belongeth whatever is in heaven, and in earth; and He is the high, the great God.
To Him belongs all that is in the heavens and that is in the earth, and He is the Most High, the Most Great (or the Sublime, the Tremendous).
To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth; and He is The Ever-Exalted, The Ever-Magnificent.
Unto Him belongeth all that is in the heavens and all that is in the earth, and He is the Sublime, the Tremendous.
Whatever is in the heavens and the earth, belongs to Him. He is all-high and supreme.
His is all that is in the heavens and all that is on earth; and most exalted, tremendous is He.
To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And He is the Most High, the Greatest.
To Him belongs all that is in the heavens and all that is in the Earth, and He is the Most High, the Great.
To Him belongs everything in the heavens and everything on earth, and He is the Most High, the Great.
To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth, and He is the Most High, the Most Great.
To Him belongs what is in the heavens and what is in the earth; and He is the Exalted, the Great.
Unto Him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. And the Most Exalted, the Tremendous is He.
To Him (Allah) belongs all that is in the heavens and all that is in the earth: And He is the Most High (Al-Ali’i), the Most Great (Al-Azeem).
To him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth, and He is the High, the Supreme.
To Him belongs all what is in the heavens and the earth, and He is the Most High, the Great.