Nûr suresi · 11–26. ayetler

İfk hadisesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nûr suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 11. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ جَآءُو بِٱلْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُم مَّا ٱكْتَسَبَ مِنَ ٱلْإِثْمِ وَٱلَّذِى تَوَلَّىٰ كِبْرَهُۥ مِنْهُمْ لَهُۥ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    (Peygamber'in eşine) o iftirayı dipnot 1 atanlar, şüphesiz ki içinizden (küçük) bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı) vardır. Onlardan bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için büyük bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendisinin başına gelen "İfk" olayını Hz. Ayşe şöyle anlatmıştır: Rasûlullah savaştan dönüp Medine'ye yaklaştığında bir yere konakladı. Daha sonra da tekrar hareket edileceği duyuruldu. Bu sırada kalkmış, yürüyüp ordugâhı (konak yerini) geçip [def-i hacete] (tuvalet ihtiyacına) gitmiştim. İhtiyacımı giderdikten sonra yerime dönerken, göğsümü yokladım ve baktım ki Zafâr boncuklarından olan gerdanlığım kopmuş. Bunun üzerine dönüp onu aramaya başladım. Onu aramam beni epey alıkoydu. Derken, hevdecimi taşıyan askerî takım gelip hevdecimi deveye yüklemişler ve hafif olduğum için beni o hevdec içinde sanmışlar. Döndüğümde, orada hiç kimseyi bulamadım. Böylece oturdum ve ‘onlar beni aramak için geri dönerler' diye beklemeye başladım. Derken uyuyakalmışım. Safvân b. Mu‘attal beni görünce tanıdı. ‘Seni insanlardan geri bırakan ne?' deyince, ona olayı anlattım. O da bineğinden indi ve ben ona bininceye kadar oradan çekildi. Sonra deveyi çekip götürdü. Oradan sonraki konaklama yerine indiğinde insanlar beni bulamayınca çalkalanmışlar. Herkes konuşmuş, beni diline dolamış, hakkımda bu iftiraya dalan dalmış!" (Buhârî, Tefsîru Sure-i Nûr, 6).

    Mustafa İslamoğlu

    Gerçek şu ki, iftirayı tasarlayanlar içinizden bir güruhtur. Siz (ey bu iftiranın mağdurları)! Sanmayın ki bu size dokunan bir şerdir, aksine bu sizin için bir hayırdır! Onlardan her birinin kazandığı günah oranında (cezası) vardır; ama onlar içerisinden bu işin elebaşılığını üstlenen kimse var ya: onu korkunç bir azap beklemektedir.

    Muhammed Esed

    Başkalarını yalan yere iffetsizlikle suçlayanlar içinizden bir güruhtur; (fakat, siz, bu haksız suçlamaya maruz kalanlar,) bunu kendiniz için kötü bir şey sanmayın; tersine bu sizin için hayırdır! (İftiracılara gelince,) onların her biri (böyle yaparak) işledikleri günahın yükünü taşıyacaklardır; ve onlardan bu (günahın) işlenmesinde başı çekenleri vahim bir azap beklemektedir!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki zina iftirasıyla gelenler (Hz. Ayşe r. a. 'a iftira eden münafıklar) sizden sırf o çirkin itham için bir araya gelen bir gruptur! Onu (iftirayı) sizin için bir şerr sanmayın! Bilakis o sizin için bir hayırdır. . . Onlardan her bir kişinin o suçtan kazandığı kendisinindir. Onlardan suçun büyüğünü üstlenen elebaşına gelince, onun için çok büyük azap vardır.

    Ali Bulaç

    Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Peygamber’in eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın, aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı ceza) vardır. Onlardan (elebaşılık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, karalamayı yapanlar, aranızdan bir topluluktur. Bunun, sizin için bir kötülük olduğunu sanmayın. Hayır, sizin için iyiliktir. Onların her biri için, işledikleri suçun cezası vardır. Suçun büyüğünü yüklenen elebaşıları için de büyük bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O iftirayı atanlar şüphesiz içinizden bir gruptur. Bu olayın, hakkınızda bir kötülük olduğunu sanmayınız. Tam aksine sizin için daha hayırlı olmuştur. Onlardan her biri işlediği suçun cezasını çekecektir. İçlerinden önderlik yapıp suçun büyüğünü yüklenen kişiye ise, büyük bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    O iftirayı, sizden bir çete uydurdu. Onun sizin için kötü olduğunu sanmayın; aksine sizin için iyi (bir ders) dir. Bu arada, onlardan her biri günahı paylaşmıştır. Elebaşılık yapanları da büyük bir cezayı haketmiştir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, söylentilerle kendisi hakkında suçlama yapılan kişinin kimliğini açıklamayarak olayın evrensel yönünü korumak istiyor. * Bak 111:1.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O iftirayı, sizden bir çete uydurdu. Onun sizin için kötü olduğunu sanmayın; aksine sizin için iyi (bir ders) dir. Bu arada, onlardan her biri günahı paylaşmıştır. Elebaşılık yapanları da büyük bir cezayı haketmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, o iftirada bulunanlar, sizden bir takımdır. Onu hakkınızda bir şer sanmayın! Bilakis o, sizin için bir hayırdır. Onlardan her kişiye kazandığı günah nisbetinde ceza vardır. Günahın büyüğünü yüklenene de büyük bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki ifk ile gelenler içinizden bir takımdır; onu hakkınızda bir şer sanmayın, belki o, hakkınızda bir hayırdır, onlardan her kişiye o vebalden kazandığı, büyüğüne tesaddi eden, ona da büyük bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    Bu ifk'i dipnot 1 yapanlar içinizden birileridir. Sizin için bunun bir şer olduğunu sanmayın. Aksine bu sizin için bir hayırdır. Onlardan her birine günahtan bir pay vardır. İçlerinden önderlik yapıp bunu organize eden kimse için de çok büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İftira.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu ifk'i dipnot 1 yapanlar içinizden birileridir. Sizin için bunun bir şer olduğunu sanmayın. Aksine bu sizin için bir hayırdır. Onlardan her birine günahtan bir pay vardır. İçlerinden önderlik yapıp bunu organize eden kimse için de çok büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İftira.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu ifk'i dipnot 1 atanlar içinizden birileridir. Sizin için bunun bir şer olduğunu sanmayın. Aksine bu sizin için bir hayırdır. Onlardan her birine günahtan bir pay vardır. İçlerinden önderlik yapıp bunu organize eden kimse için de çok büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İftira.

    Gültekin Onan

    Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan herbir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    O uydurma haberi (iftirayı) getirenler içinizden (mahdud) bir zümredir. Onu (o yalanı) sizin için bir şey sanmayın. Bil'akis o, sizin için bir hayırdır. Onlardan herkese kazandığı günah (nisbetinde ceza) vardır. Onlardan (günah) ın büyüğünü der'uhde (ve irtikab) eden o adam (yok mu? işte) en büyük azab onundur.

    İbni Kesir

    Doğrusu uydurulmuş bir yalanla gelenler, içinizden bir zümredir. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günaha karşılık ceza vardır. En büyük azab da içlerinden elebaşılık yapanındır.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    O yalan haberi getir(ip ortaya at)anlar, içinizden bir topluluktur. Siz, onu sizin için şer sanmayın. Tersine o, sizin için hayırdır. Onlardan her kişi işlediği günah'ın cezasını görecektir. Onlardan o(yala)nın en büyüğünü idare edene de büyük bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    O iftirayı dipnot 1 yapanlar içinizden bir çetedir. O olayı sizin için şer görmeyin, aksine o sizin için hayırlı olmuştur! Onlardan her biri, işlediği günahın cezasını görecektir. Suçun elebaşılığını yapan için de büyük bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O iftira, Aişe'ye atılan zina iftirası olup İslam tarihinde "İfk Hadisesi" olarak bilinir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O çarpıtılmış haberi getirenler içinizden bir çetedir. Onu sizin için şerli görmeyin, aksine o sizin hayrınızadır. Onlardan her biri için, suça ortaklığına denk ceza vardır dipnot 1 . Suçun elebaşlığını yapan için de ağır bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      مَّا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ ayetine مقدار ما اكتسب anlamı verilmiştir.

    Şaban Britch

    (Peygamber hanımına) o iftirayı yapanlar içinizden bir topluluktur Bunu kendiniz için kötü sanmayın. Aksine o, sizin için çok hayırlı olmuştur. Onlardan her biri için günah olarak kazandıkları şeyler vardır. En büyük azap da onlardan elebaşılık yapanadır.

    Şaban Piriş

    O iftirayı yapanlar içinizden bir topluluktur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. Aksine o, sizin için hayırlı olmuştur. Onlardan her biri için günah olarak kazandıkları şeyler vardır. En büyük azap da onlardan elebaşılık yapanadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ifki/yalan haberi/iftirayı getirenler, içinizden bir gruptur. Onu sizin için şer sanmayın. Aksine o, sizin için bir hayırdır. Onlardan her kişiye o günahtan kazandığı vardır. Onların, günahın büyüğünü yönetenine de büyük bir azap vardır.

  2. Nûr suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 12. ayet. لَّوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا۟ هَٰذَآ إِفْكٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

    Mehmet Okuyan

    Bunu (iftirayı) duyduğunuzda erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile olumlu zanda bulunup da "Bu, apaçık bir iftiradır!" demeleri gerekmez miydi!

    Mustafa İslamoğlu

    Bu (iftirayı) işittiğinizde, mü'min erkekler ve kadınlar birbirleri hakkında iyi zanda bulunup da, "Bu düpedüz bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

    Muhammed Esed

    Böyle bir (söylenti) işittiğiniz zaman, (siz) inanan erkek ve kadınların, birbirleri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu düpedüz bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

    Ahmed Hulusi

    Onu (iftirayı) işittiğinde iman eden erkekler ve iman eden kadınların birbirleri hakkında hayır zannında bulunup: "Bu apaçık iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

    Ali Bulaç

    Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkca uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?

    Ali Özek ve heyeti

    Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile hüsnüzanda bulunup da: «Bu, apaçık bir iftiradır» demeleri gerekmez miydi?

    Ali Rıza Safa

    Bunu duyduklarında, inanan erkeklerin ve inanan kadınların, kendi benliklerinde güzel düşünerek; "İşte bu, apaçık bir karalamadır!" demeleri gerekmez miydi?

    Bayraktar Bayraklı

    İftirayı duyduğunuzda, inanan erkek ve kadınlar kendi kendilerine iyi zanda bulunup da, "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

    Edip Yüksel

    Onu işittiğinizde, siz gerçeği onaylayan erkek ve kadınların birbiriniz hakkında olumlu düşüncelere sahip olarak, "Bu, açıkça büyük bir yalandır" demeleri gerekmez miydi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu işittiğinizde, siz inanan erkek ve kadınların birbiriniz hakkında olumlu düşüncelere sahip olarak, 'Bu, açıkça büyük bir yalandır,' demeleri gerekmez miydi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne vardı, onu işittiğiniz zaman mümin erkeklerle mümin kadınlar kendi kendilerine hüsnü zanda bulunup: "Bu açık bir iftiradır!" deselerdi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne vardı onu işittiğiniz vakıt erkek ve kadın mü'minler kendi kendilerine husni zann etselerdi de bu açık bir ifktir deselerdi ya

    Erhan Aktaş

    Mü'min erkeklerin ve Mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi zan dipnot 1 ile "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi niyet göstererek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mü'min erkeklerin ve Mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi zan dipnot 1 ile "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi niyet göstererek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların onu işittikleri zaman, iyi niyetli kimseler olarak, "Bu apaçık iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

    Gültekin Onan

    Onu işittiğiniz zaman, inançlı(erkek)ler ile inançlı(kadın)ların kendi nefsleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkca uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?

    Hasan Basri Çantay

    Onu işitdiğiniz vakit erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin, kendi vicdanları (önünde), iyi bir zanda bulunub da "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri (lazım) değil miydi?

    İbni Kesir

    Onu işittiğiniz vakit mü'min erkeklerle, mü'min kadınların kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulunup: Bu, apaçık bir iftiradır, demeleri gerekmez miydi?

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu işittiğiniz zaman, Mümin erkek ve Mümin kadınların kendi vicdanlarında hüsnü zanda bulunup; “Bu, apaçık bir iftiradır.” demeleri gerekmez miydi?

    Süleyman Ateş

    Onu işittiğiniz zaman inanan erkek ve kadınların, kendiliklerinden güzel zanda bulunup: "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

    Süleymaniye Vakfı

    O iftirayı duyduğunuzda siz mümin erkekler ve mümin kadınların, sizden olanlar için iyi düşünceler beslemeniz ve "Bu, apaçık bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Suçlamayı duyduğunuzda müslüman erkekler ile müslüman kadınların birbirleri için iyi niyet göstererek "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

    Şaban Britch

    Onu işittiğiniz zaman, mümin erkek ve mümin kadınların hüsnüzanda bulunup “Bu, apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

    Şaban Piriş

    Onu işittiğiniz zaman, mümin erkek ve mümin kadınların kendilerince iyi niyette bulunup "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu işittiğinizde, erkek ve kadın müminlerin birbirleri için iyi zanda bulunup, "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?"

  3. Nûr suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 13. ayet. لَّوْلَا جَآءُو عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَآءَ فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا۟ بِٱلشُّهَدَآءِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ عِندَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit dipnot 1 getirmeleri gerekmez miydi! Madem ki şahitler(i) getiremediler, onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nisâ 4:15'te de belirtildiği gibi fuhşun tespiti için dört şahit gereklidir.

    Mustafa İslamoğlu

    (İftiracılar) iddialarını isbat için dört şahit getirselerdi ya! Madem ki bu şahitleri getiremediler, bu takdirde onlar Allah katında yalancının ta kendisidirler.

    Muhammed Esed

    (Bu asılsız isnadı ileri sürenlerden) iddialarını doğrulamak için dört şahit getirmeleri(ni istemeniz) gerekmez miydi? Çünkü, bu şehadeti sağlamadıkları sürece, Allah katında yalancı olanlar işte böyleleridir!

    Ahmed Hulusi

    (O iftirayı yayanlar) buna dair dört şahit getirmeli değil miydiler? Mademki şahitleri getirmediler, işte onlar Allah indinde yalancıların ta kendileridirler.

    Ali Bulaç

    Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi? Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki şahitler getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.

    Ali Rıza Safa

    Dört tanık getirmeleri gerekmez miydi? Tanık getiremediklerine göre, artık onlar, Allah'ın katında yalancıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    İftira edenlerin buna dört şahit getirmeleri gerekirdi. Onlar bu şahitleri getirmedikleri sürece Allah katında yalancıdırlar.

    Edip Yüksel

    Dört tanık getirmeli değiller miydi? Tanıklar getiremediklerine göre onlar ALLAH yanında yalancılardandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dört tanık getirmeli değiller miydi? Tanıklar getiremediklerine göre onlar ALLAH yanında yalancılardandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ona dört şahit getirselerdi ya, madem ki şahit getiremediler, o halde onlar Allah katında yalancılardan ibarettirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ona dört şahid getirselerdi ya, mademki şahid getiremediler o halde onlar Allah ındinde yalancılardan ıbarettirler

    Erhan Aktaş

    İddialarına dört tanık getirmeleri gerekmez miydi? Tanık getiremediklerine göre onlar Allah'ın yanında yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İddialarına dört tanık getirmeleri gerekmez miydi? Tanık getiremediklerine göre onlar Allah'ın yanında yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İddialarına dört tanık getirmeleri gerekmez miydi? Tanık getiremediklerine göre onlar Allah'ın yanında yalancıdırlar.

    Gültekin Onan

    Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi? Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Tanrı katında yalancıların ta kendileridir.

    Hasan Basri Çantay

    Buna karşı dört şahid getirmeli değil miydiler? Maadem ki onlar (bu) şahidleri getiremediler, o halde onlar Allah indinde yalancıların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Buna karşı dört şahidle gelmeleri gerekmez miydi? Madem ki onlar şahidleri getiremediler, öyleyse onlar Allah katında yalancıların kendileridirler.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki şahitler getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendileridirler.

    Süleyman Ateş

    Ona dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki şahidleri getirmediler, o halde onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.

    Süleymaniye Vakfı

    (Bir de şunu demeliydiniz:) "O iftirayı atanlar, bunun için dört şahit getirselerdi ya! Getirmedikleri için onlar, Allah katında yalancı kimselerdir dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de o çete bu suçlama için dört şahit getirseydi ya? Getiremediklerine göre onlar Allah'ın yanında yalancı kimselerdir.

    Şaban Britch

    İftira atanların da dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki onlar, şahidleri getirmediler. O halde onlar, Allah katında yalancıdırlar.

    Şaban Piriş

    İftira atanların da dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki onlar, şahidleri getirmediler, o halde onlar, Allah katında yalancıdırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona dört tanık getirselerdi ya! Mademki, tanıkları getiremediler, o halde Allah katında onlar yalancılardır.

  4. Nûr suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 14. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِى مَآ أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!

    Mehmet Okuyan

    Size dünyada da ahirette de Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu konuda (bu iftirada) size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Bakın, eğer Allah'ın dünya ve ahirette sizin üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, bulaştığınız bu (iftiradan) dolayı mutlaka size korkunç bir azap dokunurdu;

    Muhammed Esed

    Eğer bu dünyada da, ahirette de Allah'ın fazlı ve rahmeti üzerinizde olmasaydı bulaştığınız bu (iftiradan) ötürü size gerçekten büyük bir azap dokunurdu;

    Ahmed Hulusi

    Eğer dünyada ve sonsuz gelecek sürecinde Allah'ın fazlı ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı, attığınız iftira yüzünden kesinlikle çok büyük azap dokunurdu.

    Ali Bulaç

    Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.

    Ali Rıza Safa

    Dünyada ve sonsuz yaşamda, Allah'ın lütfu ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız bu yaygaradan dolayı, kesinlikle size büyük bir ceza gelirdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın size dünyada ve ahirette lütuf ve merhameti olmasaydı, bu iftiradan dolayı başınıza kesinlikle büyük bir felaket gelecekti.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın size dünya ve ahirette bağışı ve merhameti olmasaydı daldığınız o olaydan ötürü size büyük bir ceza dokunacaktı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın size dünya ve ahirette bağışı ve merhameti olmasaydı daldığınız o olaydan ötürü size büyük bir ceza dokunacaktı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, daldığınız yaygarada size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer Dünya ve Ahırette Allahın fadl-ü rahmeti üzerinizde olmasa idi o daldığınız yaygarada size mutlak büyük bir azab dokunurdu

    Erhan Aktaş

    Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.

    Gültekin Onan

    Eğer Tanrı'nın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer dünyada ve ahiretde Allahın fazl-u rahmeti üstünüzde olmasaydı içine daldığınız (bu) yaygaradan dolayı sizi her halde büyük bir azab çarpardı.

    İbni Kesir

    Dünya ve ahirette Allah'ın lutfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız yaygaradan dolayı her halde size büyük bir azab dokunurdu.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer size dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.

    Süleyman Ateş

    Eğer size dünyada ve ahirette Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız yaygarada size mutlaka büyük bir azab dokunurdu.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve ikramı olmasaydı içine daldığınız bu işten dolayı size kesinlikle büyük bir azap çarpardı dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın sizi kayırması ve ikramı olmasaydı bulaştığınız bu işten dolayı sizi büyük bir azap çarpardı.

    Şaban Britch

    Eğer Allah’ın size dünyada ve ahirette ihsanı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftirada size büyük bir azap dokunurdu.

    Şaban Piriş

    Eğer Allah'ın size dünyada ve ahirette iyilikleri ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftirada size büyük bir azap dokunurdu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer dünya ve ahirette Allah'ın lütfu üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız o yaygarada size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

  5. Nûr suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 15. ayet. إِذْ تَلَقَّوْنَهُۥ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

    Mehmet Okuyan

    Çünkü siz bunu (iftirayı), dilden dile aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyor, bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. (Oysa) bu, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.

    Mustafa İslamoğlu

    tam da dillerinize dolayıp, hiçbir bilginiz olmadığı halde basite alarak ağızlarınızda gevelediğiniz bir sırada... Oysa ki bu, Allah katında çok ağır bir (vebaldir).

    Muhammed Esed

    hem de, onu tam dilinize doladığınız ve doğru bilgi sahibi olmadığınız konuda, bu Allah katında son derece önemli olduğu halde, hafife alıp ileri geri konuştuğunuz zaman!

    Ahmed Hulusi

    İftirayı dedikodu yollu edinip, hakkında kesin bir bilginiz olmayan şeyi laflıyor ve bunu sıradan bir konuşma sanıyorsunuz. . . (Oysa) o, Allah indinde azimdir (büyük bir şey)!

    Ali Bulaç

    O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir suç)tür.

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.

    Ali Rıza Safa

    Onu dilinize dolamış, hakkında bilginiz olmayan şeyi ağzınızla söylüyor ve bunu önemsiz bir olgu sanıyordunuz. Oysa bu, Allah'ın katında çok büyüktür.

    Bayraktar Bayraklı

    Çünkü siz bu olayı dillerinize dolayıp, hakkında herhangi bir bilginiz olmadığı halde aranızda yayıyordunuz ve onu basit bir hadise sayıyordunuz. Oysa bu, Allah katında büyük bir olaydır.

    Edip Yüksel

    Onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan bir konuda ağzınızı açıp konuşuyordunuz. Onu basit bir şey sanmıştınız. Oysa o, ALLAH yanında büyüktür. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Birisi aleyhinde daha o kişi hayattayken ortaya atılmış söylentileri "bir bilgimiz olmadan" ciddiye almamamız gerektiği önemle bildirilir. Peygamberin vefatından yüzlerce yıl sonra ortada gezinen söylentileri Hadis kitaplarında derleyenler ve onları "bir bilgileri olmadan" izleyenler kuşkusuz daha büyük bir suç işlemektedirler. Bin iki yüz veya bin üçüyüz yıl önce Allah ve elçisi hakkında uydurulmuş olan Hadisler milyonlarca insanı cehalete ve felaketlere mahkûm etmiştir. Hiçbir mahkemede delil olarak kabul edilemeyecek olan Hadis rivayetlerini dinlerinin kaynağı haline getirenler 6:116 ayetinde belirtildiği gibi, sadece saçmalamaktadırlar. * Bak 6:148; 10:36, 66; 53:28.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan bir konuda ağzınızı açıp konuşuyordunuz. Onu basit bir şey sanmıştınız. Oysa o, ALLAH yanında büyüktür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hani siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyor, ağızlarınızla hiçbir bilgi sahibi olmadığınız birşeyi söylüyor ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki o Allah katında büyük bir günahtır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O sırada ki dillerinizle telakkı ediyordunuz ve ağızlarınızla hiç bir ılminiz olmıyan bir şey söyleyor ve onu kolay sanıyordunuz, halbuki o, Allah yanında büyük bir vebal

    Erhan Aktaş

    Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

    Gültekin Onan

    O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Tanrı katında çok büyük (bir suç)tur.

    Hasan Basri Çantay

    O zaman siz o (iftirayi) dillerinizle (birbirinize) yetişdiriyordunuz, (hakkında) hiç bir bilginiz olmayan şey'i ağızlarınızla söylüyordunuz, ve bunu kolay sanıyordunuz. Halbuki o (nun günahı) Allah indinde büyükdür.

    İbni Kesir

    Onu dilinize dolamıştınız. Ve bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Önemsiz bir şey sanıyorsunuz ama Allah katında önemi çok büyüktür.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O zaman siz o sözü birbirinizin dilinden alıp duruyordunuz. Hakkında hiçbir bilginizin olmadığı bir şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz. Bunu basit bir şey sanıyordunuz. Hâlbuki o Allah katında çok büyüktür.

    Süleyman Ateş

    Çünkü siz, onu dillerinizle alıveriyorsunuz ve hakkında hiç bilginiz olmayan bir şeyi, (düşünüp taşınmadan, hemen) ağızlarınızla söylüyorsunuz ve onu önemsiz bir iş sanıyorsunuz. Oysa o, Allah yanında büyük(bir günah)tır.

    Süleymaniye Vakfı

    Çünkü iftirayı dilinize doluyordunuz ve bilginiz olmayan bir konuda konuşup duruyordunuz. Siz onu önemsiz bir şey sayıyordunuz; oysa o, Allah katında büyük bir olaydır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu yalanı dilinize dolayıp, hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla konuşuyordunuz. Bunu basit sanıyorsunuz, oysa Allah katında onun önemi büyüktür.

    Şaban Britch

    Hani siz, onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağzınızda söylüyordunuz. Siz onu önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında çok büyüktür.

    Şaban Piriş

    Hani siz, onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağzınızda söylüyordunuz. Siz onu önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında çok büyüktür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O zaman siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyordunuz ve ağızlarınızla, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyi söylüyor, üstelik bunu önemsiz sanıyordunuz. Oysaki Allah katında o, çok büyük bir günahtı.

  6. Nûr suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 16. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبْحَٰنَكَ هَٰذَا بُهْتَٰنٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!

    Mehmet Okuyan

    Onu (iftirayı) duyduğunuzda "Bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. (Allah'a yönelerek) Sen yücesin. Bu, çok büyük bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi!

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu yüzden, onu işitir işitmez: "Bu konuda konuşmak bize düşmez! (Allah'ım, böyle bir iftiradan) Senin yüce zatına sığınırız! Bu dehşet bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

    Muhammed Esed

    Ve (bir kez daha): Böyle bir (söylentiyi) işittiğiniz zaman "Bu konuda konuşmak bize düşmez; kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Sensin; şüphesiz bu çok kötü bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

    Ahmed Hulusi

    Onu (o yalanı) işittiğinizde: "Bunu konuşmak bizim işimiz değildir! Subhaneke (Seni tenzih ederiz)! Bu, aziym bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

    Ali Bulaç

    Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

    Ali Özek ve heyeti

    Onu duyduğunuzda: «Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır» demeli değil miydiniz?

    Ali Rıza Safa

    Onu duyduğunuzda, "Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. İşte bu, büyük bir karalamadır!" demeniz gerekmez miydi?

    Bayraktar Bayraklı

    Bu iftirayı duyduğunuzda, "Bunu dilimize dolamak bize yakışmaz; bu, büyük bir iftiradır" demeliydiniz.

    Edip Yüksel

    Onu işittiğinizde, "Bunu konuşmamız doğru değil. Sen Yücesin. Bu büyük bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu işittiğinizde, 'Bunu konuşmamız doğru değil. Sen Yücesin. Bu büyük bir iftiradır,' demeniz gerekmez miydi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu duyduğunuz da: "Bunu söylemek bize yakışmaz, haşa bu büyük bir iftiradır." deseydiniz ya!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onu işittiğiniz vakıt: bunu söylemek bize gerekmez, haşa bu bir büyük bühtandır deseniz ya

    Erhan Aktaş

    Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

    Gültekin Onan

    Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Tanrım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

    Hasan Basri Çantay

    Onu duyduğunuz zaman: "Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haaşa. Bu, büyük bir iftiradır" demeniz (lazım) değil miydi?

    İbni Kesir

    Onu duyduğunuz zaman: Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haşa bu, büyük bir iftiradır, demeniz gerekmez miydi?

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu iftirayı işittiğiniz vakit; “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz. Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?

    Süleyman Ateş

    Onu işittiğiniz zaman, "Bunu konuşmamız bize yakışmaz, haşa, bu, büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

    Süleymaniye Vakfı

    Onu duyduğunuzda şöyle de demeniz gerekmez miydi? "Bu konuda konuşmaya hakkımız yok. Fesubhanallah! Bu büyük bir ithamdır dipnot 1 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu duyduğunuzda şöyle deseydiniz olmaz mıydı: "Bu konuda konuşmaya hakkımız yoktur. Biz sana içten boyun eğeriz ey Sahip, bu büyük bir iftiradır!"

    Şaban Britch

    Onu duyduğunuz zaman “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Seni Tesbih ederiz. Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?

    Şaban Piriş

    Onu duyduğunuz zaman "Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Haşa, bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu duyduğunuzda, "Bu konuda söz söylememiz bize yakışmaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

  7. Nûr suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 17. ayet. يَعِظُكُمُ ٱللَّهُ أَن تَعُودُوا۟ لِمِثْلِهِۦٓ أَبَدًا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.

    Mehmet Okuyan

    İnanıyorsanız, Allah bir daha buna (benzer bir hataya) dönmeniz konusunda sizi uyarıyor!

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer imanda sebat gösteren kimselerseniz, Allah size bu tür bir (iftiraya) bir daha asla bulaşmamamınızı öğütler.

    Muhammed Esed

    Eğer mümin kimselerseniz, Allah size böyle bir (günaha) bir daha asla bulaşmamanızı öğütler;

    Ahmed Hulusi

    Eğer iman edenler iseniz, bunun benzeri bir olayı sonsuza dek yaşamamanız için Allah sizi uyarır!

    Ali Bulaç

    Eğer iman edenlerden iseniz, bunun gibisine bir daha dönmemeniz için Allah size öğüt vermektedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer inanmış insanlarsanız, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakındırıp uyarır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, böyle bir şeyi bir daha asla tekrarlamamanız için size öğüt veriyor; eğer inanıyorsanız?

    Bayraktar Bayraklı

    İnanmış kişiler iseniz, Allah bir daha öyle bir şeye dönmemeniziçinsize öğüt veriyor.

    Edip Yüksel

    Benzerini tekrarlamayasınız diye ALLAH size öğüt veriyor. Gerçeği onaylayanlar iseniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Benzerini tekrarlamayasınız diye ALLAH size öğüt veriyor. İnananlar iseniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle birşeyi asla bir defa daha tekrarlamayasınız diye Allah size öğüt veriyor; eğer iman etmiş iseniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle bir şey'e ebeda avdet etmiyesiniz eğer mü'min iseniz diye Allah size va'z viriyor

    Erhan Aktaş

    Allah size öğüt veriyor: Eğer iman etmiş kimselerseniz, böyle bir şeyi yapmayı ebediyen yasaklıyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah size öğüt veriyor: Eğer iman etmiş kimselerseniz, böyle bir şeyi yapmayı ebediyen yasaklıyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer iman etmiş kimselerseniz, bilin ki Allah size böyle bir şeyi bir daha yapmayı ebediyen yasaklıyor.

    Gültekin Onan

    Eğer inançlılar iseniz, bunun gibisine ebediyen dönmemeniz için Tanrı size öğüt vermektedir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer siz iman eden (kimse) lerseniz böyle bir şey'e hayatda bulunduğunuz müddetçe bir daha dönmenizi Allah haraam kılıyor.

    İbni Kesir

    Eğer mü'min kişilerdenseniz; buna benzer bir şeye bir daha dönmemeniz için Allah, size öğüt veriyor.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Mümin iseniz, böyle bir şeye bir daha asla dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.

    Süleyman Ateş

    Allah size öğüt veriyor ki eğer inananlar iseniz böyle bir şeye bir daha asla dönmeyesiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer inanıp güvenen kimselerseniz Allah size, bunun gibi bir şeyi bir daha tekrarlamamanızı öğütler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer inanan kimselerseniz Allah size, bir daha böyle bir işe bulaşmamanızı tavsiye eder.

    Şaban Britch

    Eğer mümin iseniz, böyle bir şeye bir daha asla dönmemeniz için, Allah size öğüt veriyor.

    Şaban Piriş

    Eğer mümin iseniz, böyle bir şeye bir daha asla dönmemeniz için, Allah size öğüt veriyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer iman sahipleri iseniz, Allah sizi böyle birşeye bir daha asla dönmemeniz hususunda uyarıyor.

  8. Nûr suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 18. ayet. وَيُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah, size ayetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Allah ayetleri size açıklıyor. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira Allah size mesajlarını açıkca bildirir: nitekim her hükmünde tam isabet kaydeden Allah, (bu olayda kimin nerede durduğunu) çok iyi bilmektedir.

    Muhammed Esed

    çünkü Allah mesajlarını size apaçık bildiriyor; çünkü Allah, doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir!

    Ahmed Hulusi

    Allah size işaretlerini açıklıyor. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah size ayetleri açıklıyor; Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve Allah âyetleri size açıklıyor. Allah, (işin içyüzünü) çok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ve Allah, ayetleri size açıklıyor. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah bu suretle ayetlerini size açıklıyor. Allah, her şeyi bilir; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    ALLAH size ayetlerini böyle açıklıyor. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH size ayetlerini böyle açıklıyor. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Allah, size ayetlerini açıklıyor. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sizin için ayetleri beyan buyuruyor ki Allah alimdir hakimdir

    Erhan Aktaş

    Allah, size ayetlerini beyan dipnot 1 ediyor. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Açıklıyor. Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, size ayetlerini beyan dipnot 1 ediyor. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Açıklıyor. Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, size ayetlerini beyan dipnot 1 ediyor. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

    Gültekin Onan

    Tanrı size ayetleri açıklıyor; Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ve (işte) size ayetlerini açık açık bildiriyor. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, tam bir hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Ve Allah, size ayetlerini açıkça bildiriyor. Allah; Alim'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve Allah size ayetleri böyle açıklıyor. Allah Alîm'dir (herşeyi hakkıyla bilendir), Hakîm'dir. (Çok hikmet sahibidir.)

    Süleyman Ateş

    Allah size ayetleri(ni) açıklıyor. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah size ayetlerini açık açık bildiriyor. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah bu ayetleri size açıkça bildiriyor. Allah bilir, doğru karar verir.

    Şaban Britch

    Ve Allah size ayetlerini açıklıyor. Allah, Alim'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Ve Allah size ayetlerini açıklıyor. Allah, alimdir, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah size ayetleri iyice açıklıyor. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

  9. Nûr suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 19. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ ٱلْفَٰحِشَةُ فِى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki inananlar arasında çirkinliğin yayılmasını arzulayanlar için dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Mü'minler arasında hayasızca söylentilerin yayılmasından hoşlanan kimseleri, bu dünyada da ahirette de can yakıcı bir yalnızlığa terk edeceğiz. (Bir şeyin içyüzünü) Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz.

    Muhammed Esed

    Müminler arasında çirkin söylentilerin yayılmasından hoşlananları bu dünyada da, ahirette de can yakıcı bir azap beklemektedir; çünkü (her şeyin önünü sonunu) Allah biliyor, ama siz bilmiyorsunuz.

    Ahmed Hulusi

    İman edenler arasında çirkin söylentilerin yayılmasını sevenler var ya, onlar için dünyada da sonsuz gelecek süreçte de elim bir azap vardır. . . Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Ali Bulaç

    Çirkin utanmazlıkların (fuhşun) iman edenler içinde yaygınlaşmasından hoşlananlara, dünyada ve ahirette acıklı bir azab vardır. Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Ali Rıza Safa

    Sağtöreye uygun olmayan edimlerin, inananların arasında yayılmasını isteyenlere, dünyada ve sonsuz yaşamda acı bir ceza vardır. Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını isteyen kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Edip Yüksel

    İman edenlerin arasından hayasızlığın yaygınlaşmasını arzulayanlar, dünyada ve ahirette acı verici bir cezayı hak etmişlerdir. ALLAH bilir, siz bilmezsiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananların arasından hayasızlığın yaygınlaşmasını arzulayanlar, dünya ve ahirette acı verici bir cezayı hakketmişlerdir. ALLAH bilir, siz bilmezsiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Müminler arasında edepsizce sözlerin yayılmasını arzu edenler için dünyada ve ahirette acı bir azap vardır. Allah, onları bilir, siz bilemezsiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mü'minler içinde biedebane sözlerin şüyu' bulmasını arzu edenler için muhakkak Dünya ve Ahırette elim bir azab vardır ve siz bilmediğiniz halde Allah, bilir

    Erhan Aktaş

    İman Edenler arasında, fahişenin dipnot 1 yayılmasından hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik, iftira.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnananlar arasında, fahişenin dipnot 1 yayılmasından hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik, iftira.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananlar arasında, fahişenin dipnot 1 yayılmasından hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aşırılığın, hayasızlığın, iftiranın, kötülüğün.

    Gültekin Onan

    Çirkin utanmazlıkların (fuhşun) inananlar içinde yaygınlaşmasından hoşlananlara, dünyada ve ahirette acıklı bir azab vardır. Tanrı bilir, siz ise bilmiyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Kötü sözlerin iman edenlerin içinde yayılıb duyulmasını arzu edenler (yok mu?) Dünyada da, ahiretde de onlar için pek acıklı bir azab vardır. (Onları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    İbni Kesir

    Mü'minler arasında kötülüğün ve hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette elim bir azab vardır ve Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edenler arasında fuhşun (kötülüklerin) yayılmasını arzu edenlere, dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Süleyman Ateş

    İnananlar içinde edepsizliğin yayılmasını isteyenler için dünyada da, ahirette de acı bir azab vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu hayasızlıkların müminler arasında yayılmasını isteyenlere, dünyada da ahirette de acıklı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilemezsiniz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Fuhuşun müminler arasında yayılmasını isteyenlerin payına düşen, dünyada da ahirette de acıklı bir azaptır. Allah bilir; siz bilemezsiniz.

    Şaban Britch

    İman edenler arasında fuhşun yayılmasını arzu edenlere, dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Şaban Piriş

    İman edenler arasında fuhşun yayılmasını arzu edenlere, dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edenler içinde edepsizliğin yayılmasını arzu edenler var ya, onlar için dünyada da ahirette de korkunç bir azap öngörülmüştür. Allah bilir ama siz bilmezsiniz.

  10. Nûr suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 20. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ وَأَنَّ ٱللَّهَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, haliniz nice olurdu?

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah çok şefkatli, çok merhametli olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!

    Mustafa İslamoğlu

    Ya Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti bulunmasaydı? Hele ki Allah çok şefkatlidir, per merhametlidir.

    Muhammed Esed

    Ya Allah'ın fazlı ve rahmeti üzerinizde olmasaydı; (ya) Allah çok acıyıp esirgeyen gerçek şefkat Sahibi olmasaydı..!

    Ahmed Hulusi

    Ya üzerinizde Allah'ın fazlı ve rahmeti olmasaydı! Allah muhakkak Rauf'tur, Rahıym'dir!

    Ali Bulaç

    Eğer Allah'ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten Rauf (şefkat eden ve) Rahim olmasaydı (ne yapardınız)?

    Ali Özek ve heyeti

    Ya sizin üstünüze Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)!

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın lütfu ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı? Ve kuşkusuz, Allah, Sevecen; Merhametli olmasaydı?

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın lütuf ve merhameti size olmasaydı, bir de Allah son derece şefkat ve merhametli olmasaydı, haliniz nice olurdu!

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın size bağış ve rahmeti olmasaydı, ALLAH En Şefkatli ve Rahim (En Merhametli) olmasaydı...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın size bağış ve rahmeti olmasaydı, ALLAH En Şefkatli ve Rahim (En Merhametli) olmasaydı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ya üzerinizde Allah'ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı; bir de Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı!..

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya olmasa idi üzerinizde Allahın fadl-ü rahmeti ve hakıkati Allahın, bir raufı rahim olması

    Erhan Aktaş

    Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı! dipnot 1 Allah, Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Size azap ederdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı! dipnot 1 Allah, Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Size azap ederdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı! Allah, Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Eğer Tanrı'nın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Tanrı gerçekten Rauf (şefkat eden ve) Rahim olmasaydı (ne yapardınız)?

    Hasan Basri Çantay

    Ya üzerinizde Allahın fazl-u rahmeti olmasaydı, ya hakıykat Allah çok esirgeyici, çok merhametli olmasaydı (haaliniz neye varırdı)?

    İbni Kesir

    Ya Allah'ın üzerinizde lutuf ve rahmeti bulunmasaydı? Ya Allah, gerçekten Rauf ve Rahim olmasaydı?

    Mehmet Alagaş

    (11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer üzerinizde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı ve Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)!

    Süleyman Ateş

    Eğer size Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı ve Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (bu iftiranızdan dolayı büyük bir azaba uğrardınız)!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın size iyiliği ve ikramı, şefkati ve merhameti olmasaydı bu kadarla kalmazdı.

    Şaban Britch

    Ya üzerinizde Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı? Veya Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı?

    Şaban Piriş

    Ya üzerinizde Allah'ın lütfu ve merhameti olmasaydı? Veya Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı?..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ya Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı! Allah Rauf'tur, Rahim'dir.

  11. Nûr suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 21. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ وَمَن يَتَّبِعْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَإِنَّهُۥ يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ مَا زَكَىٰ مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ أَبَدًا وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin! dipnot 1 Kim şeytanın adımlarını izlerse, (bilsin ki) o (şeytan), şüphesiz ki çirkinliği ve kötülüğü emreder. dipnot 2 Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden kimse asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dileyeni (layık gördüğünü) arındırır. dipnot 3 Allah duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:168, 208; En‘âm 6:142.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah iftiranın ve iftiraya inanmanın şeytanın adımları olduğunu, onu izlememek gerektiğini uyarmaktadır. Bu çerçevede müslümanların içinde imkânı olanların bazı yanlışlıklara düşmemesiyle ilgili yeni bir hatırlatmaya yer vermektedir ki konunun bu boyutu da dolaylı da olsa Hz. Ayşe'ye atılan iftira ile ilişkidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:49; Necm 53:32.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin! Kim şeytanın adımlarını izlerse, iyi bilsin ki (Şeytan) sadece hayasızlığı ve akl-ı selime aykırı olanı emreder. Ve eğer Allah'ın üzerinizde ki fazlı ve rahmeti bulunmamış olsaydı, sizden hiç kimse ebediyen (günahtan) arınamazdı. Lakin Allah (arınmak) isteyen kimseyi arındırmayı diler; zira Allah (arınmak isteyen herkesi) çok iyi işitir ve çok iyi bilir.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana erişenler! Şeytan'ın adımlarını izlemeyin; çünkü, kim ki Şeytan'ın adımlarını izlerse, bilsin ki, o yalnızca çirkin ve iffetsiz olanı, akla ve sağduyuya aykırı olanı emreder. Ve eğer Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı sizden hiç biriniz asla saffetini koruyamaz, arınamazdı. Ama (gerçek şudur ki,) dilediği kimseyi arındıran, temize çıkaran Allah'tır. Çünkü Allah hem her şeyi bilen, hem de her şeyi işitendir.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Şeytanın adımlarına (bedenin dürtülerine) tabi olmayın! Kim şeytanın adımlarına tabi olursa (bilsin ki) kesinlikle şeytan fahşa (aşırı bedenselliği yaşamayı) ve münkeri (haddi aşmayı) emreder. . . Eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve O'nun rahmeti olmasaydı sizden hiçbir kimse ebediyen arınıp gelişme gösteremezdi! Fakat Allah dilediğini arındırır. . . Allah Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiç biri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına ayak uydurmayın. Her kim ona ayak uydurursa, bilsin ki o, hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer üzerinizde Allah'ın lûtfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbiri, ebediyen temize çıkmazdı. Fakat Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, aslında, o, sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunmanız ve kötülük yapmanız için sizi zorlar. Allah'ın lütfu ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı, sonsuza dek hiçbiriniz temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediğini temize çıkarır. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey inananlar! Şeytanın adımlarını izlemeyiniz! Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsin ki o, hayasızlığı ve fenalığı emreder. Allah'ın size lütuf ve merhameti olmasaydı, hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dileyeni temize çıkarır. Allah her şeyi işitir; her şeyi bilir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, sapkının adımlarını izlemeyin. Kim sapkının adımlarını izlerse, kendisine hayasızlığı ve kötülüğü emreder. ALLAH'ın size bağışı ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz ebediyen temizlenemezdi. Ancak ALLAH dileyeni temizler. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim Şeytanın adımlarını izlerse, kendisine hayasızlığı ve kötülüğü emreder. ALLAH'ın size bağışı ve merhameti olmasaydı sizden hiç biriniz ebediyen temizlenemezdi. Ancak ALLAH dileyeni temizler. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın! Her kim şeytanın adımlarına uyarsa, şunu bilsin ki o, çirkin ve kötü şeyler emreder. Allah'ın size karşı lütfu ve rahmeti olmasaydı, içinizden hiçbiri asla temize çıkamazdı; fakat Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, herşeyi işiten, herşeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler Şeytanın adımlarına uymayın, her kim Şeytan adımlarına uyarsa şübhe yok ki o çirkin ve merdud şeyler emreder, eğer üzerinizde Allahın fadl-ü rahmeti olmasa idi içinizden hiç biri ebeda temize çıkamazdı ve lakin Allah, dilediğini temize çıkarır ve Allah, semi'dir alimdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Şeytanın dipnot 1 adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse şunu bilsin ki şeytan, her türlü aşırılığı ve her türlü çirkinliği telkin eder. Ve eğer Allah'ın üzerinizdeki lütuf ve rahmeti olmasaydı sizden hiç kimse arınmayı asla başaramazdı. Fakat Allah hak edeni dipnot 2 arındırır. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz.23:97. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, "Dilediğime" demekle; "kimin arındırmayı hak edip etmediğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," insanın "dilemesine," "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 10:108; 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Şeytanın dipnot 1 adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse şunu bilsin ki şeytan, her türlü aşırılığı ve her türlü çirkinliği telkin eder. Ve eğer Allah'ın üzerinizdeki lütuf ve rahmeti olmasaydı sizden hiç kimse arınmayı asla başaramazdı. Fakat Allah hak edeni dipnot 2 arındırır. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözcük anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, hakka, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Şeytanın dipnot 1 yolundan gitmeyin. Kim şeytanın yolundan giderse şunu bilsin ki şeytan, her türlü aşırılığı ve her türlü çirkinliği telkin eder. Ve eğer Allah'ın üzerinizdeki lütuf ve rahmeti olmasaydı sizden hiç kimse arınmayı asla başaramazdı. Fakat Allah dileyeni arındırır. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan, Hakk'tan uzak olan. Hakk'a aykırı hareket eden her türlü varlık, kişi ve kurumun ortak "karakteristik adı" dır.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve münkeri buyurur. Eğer Tanrı'nın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiç biri ebediyen temize çıkamazdı. Ancak Tanrı, dilediğini temize çıkarır. Tanrı, işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Kim şeytanın adımlarına uyarsa şübhesiz ki o, kötülüğü ve gayr-i meşruu emreder. Eğer üzerinizde Allahın fazl-u rahmeti olmasaydı içinizden hiçbiri (niz) ebedi temize çıkmazdı. Ancak Allahdır ki kimi dilerse temize çıkarır. Allah hakkıyle işiden, (her şey'i) kemaliyle bilendir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; şeytanın adımlarına uymayın. Kim, şeytanın adımlarına uyarsa; bilsin ki o, hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Şayet Allah'ın sizin üzerinizde lutuf ve rahmeti bulunmasaydı; hiç biriniz ebediyyen temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır ve Allah Semi' dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (21-22) Ey iman edenler şeytanın adımlarına uymayın / tabi olmayın / ittiba etmeyin, her kim şeytanın adımlarına uyar ise, gerçekten o / şeytan, iğrençliği ve belirsiz hale / tanınmaz hale getirmeyi / inkârı emreder, şayet Allah’ın üzerinizdeki maddi manevi zenginliği ve esirgemesi olmasaydı, sizden tek bir kişi bile ebediyyen arınamazdı ve lakin Allah, istediğini arındırır, Allah işitendir görendir. Sizden manevi zenginlikte ve maddi zenginlikte bir numara olanlar / erdem uluları ve servet uluları, yakınlara, yoksunlara / miskinlere ve Allah yolunda hicret eden muhacirlere vermemeye yemin etmesinler (Bir daha onlara vermeyeceğim gibi şeyler söylemesinler) affetsinler ve hoş görsünler, dikkat edin Allah’ın da sizleri bağışlamasını sevmez misiniz? Allah ki bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse şunu bilsin ki, o çirkin işleri ve münkeri emreder. Eğer Allah’ın üzerinizde lütuf ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbir kimse ebediyen temize çıkamazdı, fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah her şeyi işitendir, çok iyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse o, ona edepsizliği ve kötülüğü emreder. Eğer size, lutfu ve rahmeti olmasaydı Allah, hiçbirinizi asla temizlemezdi. Fakat Allah dilediğini arındırır. Allah işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Şeytanın izinden gitmeyin. Şeytan, kendi izinden gidenin cinsel günahları ve kötü işleri yapmasını ister. Allah'ın lütfu ve ikramı olmasaydı hiçbiriniz asla temiz kalamazdınız. Ama Allah, gereğini yapanı dipnot 1 temize çıkarır. Daima dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiilinin kökü, "bir şey yapma" anlamında olan şey (شيء) dir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Şeytan'ın izinden gitmeyin. Kim Şeytan'ın izinden giderse ondan fuhuş yapmasını ve çirkin davranışlarda bulunmasını ister. Allah'ın size iyiliği ve ikramı olmasaydı hiç biriniz asla gelişemezdi. Ama Allah, gelişmeyi tercih edeni geliştirir. Allah işitir, bilir.

    Şaban Britch

    Ey inananlar! Şeytan'ın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, şüphesiz o, fuhşu ve kötülüğü emreder. Eğer size Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediğini arındırır. Allah, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    -Ey inananlar, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, şüphesiz o, fuhşu ve kötülüğü emreder. Eğer size Allah'ın lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Fakat, Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, işitendir, bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, şeytan ona iğrençlikleri ve kötülüğü emreder. Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içinizden tek kişi bile sonsuza dek temize çıkamazdı. Ama Allah dilediğini artırıp temizliyor. Allah herşeyi işitiyor, herşeyi biliyor.

  12. Nûr suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 22. ayet. وَلَا يَأْتَلِ أُو۟لُوا۟ ٱلْفَضْلِ مِنكُمْ وَٱلسَّعَةِ أَن يُؤْتُوٓا۟ أُو۟لِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلْيَعْفُوا۟ وَلْيَصْفَحُوٓا۟ أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah'ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    İçinizden lütuf ve servet sahibi kişiler, yakınlara, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere (mallarından) vermeleri konusunda yemin etmesin; dipnot 1 (onları) bağışlasınlar! Dikkat edin! Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [lâ ye'teli] emri "geri durmasın", "yemin etmesin", "el çekmesin" gibi anlamlar içermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette bağışlanmak isteyenlerin kendilerinin de başkalarını bağışlaması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:109; Teğâbun 64:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, içinizden (servetçe) bolluk ve rahatlık içinde olan kimseler, yakınlara, muhtaçlara ve Allah davası uğruna hicret edenlere yardım etmekten geri durmasınlar; onları affedip hoş görsünler! Hem Allah'ın sizi bağışlaması hoşunuza gitmez mi? Nitekim Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, (haksız iftiralara uğramış olsalar bile,) içinizden (Allah'ın) bolluk ve genişlik bahşetmiş olduğu kimseler yakınlarına, düşkünlere ve kötülük diyarından Allah için göç eden kimselere yardımdan el çekmesinler; onları affedip geçsinler. (Öyle ya,) Allah'ın da sizi bağışlamasını istemez misiniz; (hem de) Allah'ın çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcı olduğunu (gördüğünüz halde)?

    Ahmed Hulusi

    Sizden faziletli ve varlıklı olanlar; yakınlık sahiplerine, miskinlere ve Allah yolunda göç edenlere vermemeye yemin etmesinler. . . Affetsinler ve hoşgörülü olsunlar. . . Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Aranızdaki erdemli ve varlıklı olanlar; yakınlarına, düşkünlere ve Allah'ın yolunda göç edenlere vermekten geri kalmasınlar. Hoşgörsünler ve bağışlasınlar. Allah'ın, sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız? Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler, yakınlığı bulunanlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemin etmesinler; affetsinler, hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah, bağışlayandır; merhamet edendir.

    Edip Yüksel

    Sizden mal ve imkana sahip olanlar, akrabalara, yoksullara ve ALLAH yolunda göç edenlere vermemek için yemin etmesinler. Affetsinler, geçsinler. ALLAH'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizden mal ve imkana sahip olanlar, akrabalara, yoksullara ve ALLAH yolunda göç edenlere vermemek için yemin etmesinler. Affetsinler, geçsinler. ALLAH'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de içinizden nimet ve varlık sahibi kişiler, yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vergisini vermekte kusur etmesinler, affetsinler, kusurlarına aldırmasınlar! Allah'ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, bağışlayandır, merhamet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de içinizden fadl-ü vüs'at sahibi olanlar karabet sahiblerine, miskinlere ve Allah yolunda muhacirlere vergisini vermekten kusur etmesin ve afvetsin, aldırmasın, Allahın size mağrifet etmesini arzu etmez misiniz? Allah gafurdur rahimdir

    Erhan Aktaş

    Sizden fazilet dipnot 1 ve varlık sahibi olanlar, yakınlarına, miskinlere, Allah yolunda hicret edenlere yardım etmeme konusunda yemin etmesinler. Ve artık bağışlayıp hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasından mutlu olmaz mısınız? Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizden fazilet dipnot 1 ve varlık sahibi olanlar, yakınlarına, miskinlere, Allah yolunda hicret edenlere yardım etmeme konusunda yemin etmesinler. Ve artık bağışlayıp hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasından mutlu olmaz mısınız? Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizden erdem ve varlık sahibi olanlar, yakınlarına, miskinlere, Allah yolunda hicret edenlere yardım etmede kusur etmesinler. Ve artık bağışlayıp hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Tanrı yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Tanrı'nın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Sizden (dinde) fazıylet ve (dünyada) servet saahibi olanlar, akrabaasına, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere vermelerinde kusur etmesin, afvetsin, aldırış etmesin. Allahın sizi yarlığamasını sevmez misiniz? Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Sizden faziletli ve varlıklı olanlar; yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte kusur etmesinler, affetsinler, aldırış etmesinler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Ve Allah; Gafur' dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (21-22) Ey iman edenler şeytanın adımlarına uymayın / tabi olmayın / ittiba etmeyin, her kim şeytanın adımlarına uyar ise, gerçekten o / şeytan, iğrençliği ve belirsiz hale / tanınmaz hale getirmeyi / inkârı emreder, şayet Allah’ın üzerinizdeki maddi manevi zenginliği ve esirgemesi olmasaydı, sizden tek bir kişi bile ebediyyen arınamazdı ve lakin Allah, istediğini arındırır, Allah işitendir görendir. Sizden manevi zenginlikte ve maddi zenginlikte bir numara olanlar / erdem uluları ve servet uluları, yakınlara, yoksunlara / miskinlere ve Allah yolunda hicret eden muhacirlere vermemeye yemin etmesinler (Bir daha onlara vermeyeceğim gibi şeyler söylemesinler) affetsinler ve hoş görsünler, dikkat edin Allah’ın da sizleri bağışlamasını sevmez misiniz? Allah ki bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine dair yemin etmesinler, bağışlasınlar, feragat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler, yakınlığı bulunanlara, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere bir şey vermemeğe yemin etmesinler, affetsinler, hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    İçinizden erdemli ve imkan sahibi olanlar; yakınlarına, çaresiz kalanlara, Allah yolunda hicret edenlere dipnot 1 yardımı kesmesinler. Onların kusurlarını görmezlikten gelsinler ve yeni bir sayfa açsınlar. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hicret sözlükte (Müfredat), kişinin bir şeyden bedeniyle, diliyle veya kalbiyle uzaklaşmasıdır (Nisa 4/97-100, Enfal 8/72-75, Meryem 19/46, Furkan 25/30, Mümtehine 60/10, Müzzemmil 73/10, Müddessir 74/5).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçinizden maddi imkana sahip iyilikseverler yakınlarına, çaresiz kalanlara, Allah yolunda hicret edenlere verme konusunda ihmalde bulunmasınlar dipnot 1 . Onları bağışlasınlar ve onlara göz yumsunlar. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/224'e göre yemin ifadesi burası için uygun değildir.

    Şaban Britch

    İçinizden faziletli ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını istemiyor musunuz? Allah, çokça bağışlayan, çokça merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    İçinizden faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte kusur etmesinler. İhtiyaçlarından fazla olanı versinler, affetsinler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemiyor musunuz? Allah, bağışlayan, merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizin lütuf ve imkan sahibi olanlarınız; akrabaya, çaresizlere, Allah yolunda hicret edenlere birşey vermemeye yemin etmesinler, affetsinler, hoş görsünler. Allah'ın sizi affetmesini istemez misiniz? Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

  13. Nûr suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 23. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْغَٰفِلَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ لُعِنُوا۟ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (23-24) İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu kesin ki, iffetli ve inanmış kadınlara -dalgınlık ve dikkatsizlik etmiş olsalar dahi- iftira atan kimseler, dünya ve ahirette Allah'ın rahmetinden dışlanacaklar. Üstelik onlar korkunç bir terkedilmişliğe mahkum olacaklar;

    Muhammed Esed

    Fakat, gerçek şu ki, dalgınlık ya da dikkatsizlik göstermiş olsalar da iffetli ve inanmış olan kadınlara asılsız isnadlarda bulunan (ve günahlarından ötürü tevbe etmeyen) kimseler bu dünyada da, ahirette de (Allah'ın bağış ve kayrasından) uzak tutulacaklardır; ve can yakıcı bir azap beklemektedir böylelerini,

    Ahmed Hulusi

    Kozasında yaşayıp hakikat bilgisi olmayarak, iman eden iffetli kadınlara iftira atanlar, muhakkak dünyada da sonsuz gelecekte de lanetlenmişlerdir. . . Onlar için çok büyük bir azap vardır.

    Ali Bulaç

    Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış, doğru ve hiçbir şeyden haberi olmayan kadınları karalayanlar, dünyada ve sonsuz yaşamda lanetlenmiştir. Onlar için, büyük bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İffetli, saf ve namuslu, inanmış kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Korunan ve (kötülüklerden) habersiz gerçeği onaylayan kadınlara iftira edenler, dünyada ve ahirette lanetlenirler ve onlar için büyük bir ceza vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İffetli ve (kötülüklerden) habersiz inanan kadınlara iftira edenler, dünya ve ahirette lanetlenirler ve onlar için büyük bir ceza vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphe yok ki, namuslu, kötülükten habersiz mü'min kadınlara zina suçu atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir ve onlara büyük bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhe yok ki ırz ehli bihaber mü'min kadınlara atanlar Dünyada ve Ahırette mel'undurlar ve onlara büyük bir azab vardır

    Erhan Aktaş

    Hiçbir şeyden haberi olmadığı halde muhsanat dipnot 1 Mü'min kadınlara iftira atan kimseler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 24:4. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hiçbir şeyden haberi olmadığı halde muhsan dipnot 1 mü'min kadınlara iftira atan kimseler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 24:4. Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hiçbir şeyden haberi olmadığı halde muhsan dipnot 1 mü'min kadınlara iftira atan kimseler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İffetli.

    Gültekin Onan

    Namus sahibi, bir şeyden habersiz, inançlılara (zina suçu) atanlar dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Namuslu, (kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara (iftira) atanlar dünyada da, ahiretde de la'netlendiler. Onlar için büyük de bir azab var,

    İbni Kesir

    İffetli ve mü'min kadınlara iftira atanlar; dünyada da ahirette de lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (23-26) Muhakkak ki namuslu / iffetli kadınlara, mümin kadınlara, onlar dikkatsizken / gafilken zina atanlar dünyada ve ahirette lanetlendiler ve onlara çok büyük bir azap / kocaman bir azap vardır. O gün onlara dilleri, elleri ve ayakları yapıyor olduklarına dair şahitlik edecektir, o gün onlara Allah, dinlerinde hak ettiklerini tam olarak verecektir. Ve onlar biliyorlar ki Allah, O, kesinlikle hakikattir, apaçıktır. Pis / habis kadınlar habis erkeklerindir , pis / habis erkekler de pis kadınlarındır. Hoş ve temiz kadınlar hoş ve temiz erkeklerindir, hoş ve temiz erkekler de hoş ve temiz kadınlarındır, işte bunlar onların dediklerinden uzaktırlar / beridirler. Onlara bağışlanma ve rızık ikramı vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Namuslu, (kötülükten) habersiz Mümin kadınlara iftira atanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlara büyük bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    O namuslu, bir şeyden habersiz, inanmış kadınlara zina iftira edenler, dünya'da da ahirette de la'netlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Zinayla ilgisi olmayan mümin iffetli kadınları zina ile suçlayanlar dipnot 1 , dünyada da ahirette de lanetlenirler /dışlanırlar dipnot 2 . Onların hak ettiği büyük bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu surenin 4. ayetinde, mümin ve kafir ayrımı olmaksızın namuslu bütün kadınlara yapılan iftiranın büyük günah olduğu ifade edilmişti. Burada ise Aişe Validemiz gibi zinayı aklından bile geçirmeyen iffetli mümin kadınlara yapılan iftiranın daha büyük bir günah olduğu vurgulanmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir şeyden haberi olmayan namuslu mümin kadınlara iftira edenler, dünyada da ahirette de dışlanmışlardır. Onların payına düşen büyük bir azaptır.

    Şaban Britch

    Namuslu, (kötülükten) habersiz mümin kadınlara iftira atanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlara büyük bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Namuslu, hiçbir şeyden habersiz mümin kadınlara iftira atanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlara büyük bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O birşeyden habersiz iffetli mümin kadınlara iftira atanlar, dünyada da ahirette de lanete çarptırılmışlardır. Büyük bir azap vardır onlar için.

  14. Nûr suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 24. ayet. يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    (23-24) İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    o gün onların dilleri, elleri ve ayakları yapıp ettiklerinden dolayı kendileri aleyhine tanıklık edecektir.

    Muhammed Esed

    o Gün ki, kendi dilleri, elleri ve ayakları bütün (bu) yaptıklarını (açığa vurarak) onların aleyhine şahitlik edecektir!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte; onların dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları yüzünden kendilerine karşı şahitlik eder.

    Ali Bulaç

    O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yapmış olduklarına, dilleri, elleri ve ayaklarının, aleyhlerinde şahitlik edeceği gün.

    Ali Rıza Safa

    O gün, dilleri, elleri ve ayakları, yaptıklarının tümüne tanıklık edecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, yaptıklarından dolayı dilleri, elleri ve ayakları kendileri aleyhinde tanıklık edecektir.

    Edip Yüksel

    O gün ki, dilleri, elleri ve ayakları onların yapmış oldukları her şeye tanıklık edeceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün ki, dilleri, elleri ve ayakları onların yapmış oldukları her şeye tanıklık edeceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dilleri, elleri ve ayaklarının yaptıklarına şahitlik edecekleri gün,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki aleyhlerinde dilleri ve elleri ve ayakları yaptıklarına şehadet edecektir

    Erhan Aktaş

    O Gün dipnot 1 dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına tanıklık edecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına tanıklık edecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına tanıklık edecektir.

    Gültekin Onan

    O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    O günde ki aleyhlerinde kendi dilleri, kendi elleri, kendi ayakları onların neler yapıyor idiklerine şahidlik edecekdir.

    İbni Kesir

    O gün; kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere şahidlik edecektir.

    Mehmet Alagaş

    (23-26) Muhakkak ki namuslu / iffetli kadınlara, mümin kadınlara, onlar dikkatsizken / gafilken zina atanlar dünyada ve ahirette lanetlendiler ve onlara çok büyük bir azap / kocaman bir azap vardır. O gün onlara dilleri, elleri ve ayakları yapıyor olduklarına dair şahitlik edecektir, o gün onlara Allah, dinlerinde hak ettiklerini tam olarak verecektir. Ve onlar biliyorlar ki Allah, O, kesinlikle hakikattir, apaçıktır. Pis / habis kadınlar habis erkeklerindir , pis / habis erkekler de pis kadınlarındır. Hoş ve temiz kadınlar hoş ve temiz erkeklerindir, hoş ve temiz erkekler de hoş ve temiz kadınlarındır, işte bunlar onların dediklerinden uzaktırlar / beridirler. Onlara bağışlanma ve rızık ikramı vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, (onların) dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere, aleyhlerinde şahitlik eder.

    Süleyman Ateş

    O gün, dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına şahidlik edecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların yapmakta olduklarına, kendi dilleri, kendi elleri ve kendi ayakları şahitlik ettiği günde;

    Şaban Britch

    O gün, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere, aleyhlerinde şahitlik ederler.

    Şaban Piriş

    O gün, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere, aleyhlerinde şahitlik ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün gelecek onların kendi dilleri, kendi elleri, kendi ayakları, yapıp ettikleri işler hakkında kendi aleyhlerine tanıklık edecektir.

  15. Nûr suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 25. ayet. يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ ٱللَّهُ دِينَهُمُ ٱلْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    O gün Allah, onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah'ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün geldiğinde, Allah onlara hak ettikleri karşılığı tastamam ödeyecek; sonunda onlar da, Allah'ın, evet yalnızca O'dur (her şeyi) apaçık ortaya çıkaran, mutlak hakikat olduğunu öğrenecekler.

    Muhammed Esed

    O Gün Allah, onlara hak ettikleri karşılığı tam olarak ödeyecek ve onlar da (yapılıp edilenlerin gerçek mahiyetini) açığa vuran apaçık ve Nihai Gerçek'in yalnızca Allah olduğunu (böylece) öğrenecekler.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte Allah kendilerine (Sünnetullah gereği) yaptıklarının sonucunu tamamıyla yaşatacaktır; bilecekler ki Allah, apaçık Hakk'ın ta kendisidir.

    Ali Bulaç

    O gün, Allah hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün Allah, onlara hakkettikleri cezalarını verecek ve onlar da Allah'ın apaçık bir hak olduğunu anlayacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    O gün, Allah, hak ettiklerini, eksiksiz olarak onlara verecektir. Onlar da Allah'ın Gerçek olduğunu; Varlığı Apaçık olduğunu anlayacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, Allah onların hak ettikleri cezalarını eksiksiz verecektir. Onlar kesin olarak, Allah'ın apaçık gerçek olduğunu bileceklerdir.

    Edip Yüksel

    ALLAH o gün, hak ettiklerini tam olarak ödeyecek ve ALLAH'ın apaçık bir gerçek olduğunu öğreneceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH o gün, hakettiklerini tam olarak ödeyecek ve ALLAH'ın apaçık bir gerçek olduğunu öğreneceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün Allah, onlara gerçek cezalarını tamamen verecek ve onlar, Allah'ın apaçık Hak olduğunu bileceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün Allah, onlara hak cezalarını temamen verecek ve Allahın aşikar hakk olduğunu bileceklerdir

    Erhan Aktaş

    O Gün Allah, onların hesaplarını hakkıyla görecektir. Onlar da Allah'ın Hakk'ın ta kendisi olduğunu apaçık bileceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün Allah, onların hesaplarını hakkıyla görecektir. Onlar da Allah'ın Hakk'ın ta kendisi olduğunu apaçık bileceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün Allah, onların hesaplarını hakkıyla görecektir. Onlar da Allah'ın gerçeğin ta kendisi olduğunu apaçık bileceklerdir.

    Gültekin Onan

    O gün, Tanrı hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Tanrı'nın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    O gün Allah onlara hak olan cezalarını tastamam verecek, şübhesiz onlar da Allahın apaşikar Hakkın ta kendisi olduğunu bileceklerdir.

    İbni Kesir

    O gün; Allah onlara hak olan cezalarını verecektir. Şüphesiz onlar da Allah'ın apaçık hakkın ta kendisi olduğunu bileceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (23-26) Muhakkak ki namuslu / iffetli kadınlara, mümin kadınlara, onlar dikkatsizken / gafilken zina atanlar dünyada ve ahirette lanetlendiler ve onlara çok büyük bir azap / kocaman bir azap vardır. O gün onlara dilleri, elleri ve ayakları yapıyor olduklarına dair şahitlik edecektir, o gün onlara Allah, dinlerinde hak ettiklerini tam olarak verecektir. Ve onlar biliyorlar ki Allah, O, kesinlikle hakikattir, apaçıktır. Pis / habis kadınlar habis erkeklerindir , pis / habis erkekler de pis kadınlarındır. Hoş ve temiz kadınlar hoş ve temiz erkeklerindir, hoş ve temiz erkekler de hoş ve temiz kadınlarındır, işte bunlar onların dediklerinden uzaktırlar / beridirler. Onlara bağışlanma ve rızık ikramı vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O günde, Allah onlara hak ettikleri cezalarını bütünüyle verecektir ve Allah’ın apaçık hakkın ta kendisi olduğunu da bileceklerdir.

    Süleyman Ateş

    O gün Allah, onlara hak ettikleri cezalarını tam verir ve onlar da bilirler ki Allah, apaçık Hak'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte o gün Allah onlara, hak ettikleri cezayı tam olarak verecek ve onlar, o açık gerçeği ortaya çıkaranının Allah olduğunu öğreneceklerdir.

    Şaban Britch

    O gün, Allah onlara hak ettikleri cezayı tam olarak verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir.

    Şaban Piriş

    O gün, Allah onlara hak ettikleri cezayı verir. Onlar, Allah'ın hakkın ta kendisi olduğunu bilecekler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün Allah, onlara hak ettikleri cezayı tam verecek ve Allah'ın apaçık Hak olduğunu bilecekler.

  16. Nûr suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nûr suresi, 26. ayet. ٱلْخَبِيثَٰتُ لِلْخَبِيثِينَ وَٱلْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَٰتِ وَٱلطَّيِّبَٰتُ لِلطَّيِّبِينَ وَٱلطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. O temiz olanlar, iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.

    Mehmet Okuyan

    Pis kadınlar pis erkeklere, pis erkekler de pis kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır. Bu (temiz olanlar iftiracıların) söylediklerinden uzaktır. dipnot 1 Onlar için bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah iftiraya uğrayan insanların yani başta Hz. Ayşe olmak üzere Hz. Muhammed'in ailesinin, zina iftirasına maruz bırakılan Safvân adlı sahâbînin, Medine toplumundaki az sayıda müfterinin iftirasından uzak olduğunu ifade etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kötü kadınlar kötü erkeklerin, kötü erkekler de kötü kadınların dengidir; tıpkı iyi kadınlar iyi erkeklerin, iyi erkekler de iyi kadınların dengi olduğu (gibi): işte onlar, (bu dünyada) iftiracıların dillerine doladıkları şeylerden uzaktır, (ahirette ise) onları sonsuz bir bağış ve tarifsiz güzellikte bir rızık beklemektedir.

    Muhammed Esed

    (Kural olarak,) yozlaşmış kadınlar yozlaşmış erkeklere; yozlaşmış erkekler de yozlaşmış kadınlara yaraşır. Tıpkı lekesiz kadınların lekesiz erkeklere; lekesiz erkeklerin de lekesiz kadınlara yakıştığı gibi. (Allah, bu sonrakilerin,) haklarında çıkarılan kötü söylentilerin hepsinden masum ve uzak olduklarını (bildiğine göre), günahlarından ötürü bağışlanma ve büyük/üstün bir rızık onların hakkıdır!

    Ahmed Hulusi

    Çirkin fikir ve davranış sahibi kadınlar, çirkin ahlaklı erkekler içindir; çirkin ahlaklı erkekler de çirkin fikir ve yaşam içindeki kadınlar içindir. . . Temiz, iyi fikir sahibi kadınlar, temiz erkekler içindir; temiz fikir sahibi erkekler, iyi fikir sahibi, saf kadınlar içindir. . . İşte bunlar, (o iftiracıların) dedikleri şeylerden uzak olanlardır. . . Onlar için bir mağfiret ve kerim bir yaşam gıdası vardır.

    Ali Bulaç

    Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yaraşır). Bunlar, onların demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Bu sonuncular, (iftiracıların) söylediklerinden çok uzaktırlar. Kendileri için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara yaraşır. Temiz kadınlar, temiz erkeklere; temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. İşte onlar, söylentilerden uzaktır. Onlar için, bağışlanma ve bol geçimlik vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kötü kadınlar kötü erkekler için,kötü erkekler de kötü kadınlar içindir. Temiz kadınlar temiz erkekler için,temiz erkekler de temiz kadınlar içindir. Onlar, kötülerin nitelendirmelerinden uzaktırlar. Onlar için bağışlama ve güzel bir rızık vardır.

    Edip Yüksel

    Kötü kadınlar, kötü erkekler için, kötü erkekler de kötü kadınlar içindir. İyi kadınlar iyi erkekler için ve iyi erkekler de iyi kadınlar içindir. Bunlar (ikinci grup), onların söylentilerinden uzaktır. Bunlar bağışlanma ve cömert bir ödül hak etmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kötü kadınlar, kötü erkekler için, kötü erkekler de kötü kadınlar içindir. İyi kadınlar iyi erkekler için ve iyi erkekler de iyi kadınlar içindir. Bunlar (ikinci grup), onların söylentilerinden uzaktır. Bunlar bağışlanma ve cömert bir ödül haketmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara; namuslu kadınlar namuslu erkeklere, namuslu erkekler namuslu kadınlara yaraşır. Bunlar, (namuslular) onların dediklerinden çok uzaktırlar. Kendilerine bir bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Habisat habisler için, habisler habisat için ve tayyibat tayyibler için, tayyibler tayyibat içindir, bunlar, onların dediklerinden müberradırlar, kendilerine bir mağrifet ve bir rızkı kerim vardır

    Erhan Aktaş

    Habis dipnot 1 kadınlar habis erkeklere, habis erkekler habis kadınlara yakışır. Tayyib dipnot 2 kadınlar tayyib erkeklere, tayyib erkekler de tayyib kadınlara yakışır. Bunlar, dipnot 3 söylenenlerden uzak olanlardır. Onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötü niyetli, kötü huylu. Murdar, pis, tiksinti veren, kötü.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hoşa giden, bakımlı, temiz, sağlıklı, yararlı, iyi niyetli, iyi huylu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tayyip olanlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Habis dipnot 1 kadınlar habis erkeklere, habis erkekler habis kadınlara yakışır. Tayyib dipnot 2 kadınlar tayyib erkeklere, tayyib erkekler de tayyib kadınlara yakışır. Bunlar, söylenenlerden uzak olanlardır. Onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötü niyetli, kötü huylu. Murdar, pis, tiksinti veren, kötü.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hoşa giden, bakımlı, temiz, sağlıklı, yararlı, iyi niyetli, iyi huylu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara yakışır. Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır. Bunlar, söylenenlerden uzak olanlardır. Onlar için bağışlanma ve cömertçe rızık vardır.

    Gültekin Onan

    Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler, kötü kadınlara; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kadınlara (yaraşır). Bunlar, onların demekte olduklarından uzaktırlar. Bunlar için bir bağışlanma ve kerim (üstün) bir rızık vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Kötü kadınlar (ve kötü sözler) kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara (ve kötü sözlere), temiz kadınlar (ve temiz kelimeler) ise temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara (ve temiz kelimelere yakışır). Bunlar (o temiz kadınlar ve temiz erkekler) o (iftiracıların) diyeceklerinden çok uzakdırlar. Onlar için mağfiret ve çok şerefli rızık vardır.

    İbni Kesir

    Kötü kadınlar, kötü erkekler için; kötü erkekler de, kötü kadınlar içindir. İyi kadınlar, iyi erkekler için; iyi erkekler de, iyi kadınlar içindir. Bunlar; onların söylediklerinden uzaktırlar. Ve onlar için; mağfiret, cömertçe verilmiş bir rızık vardır.

    Mehmet Alagaş

    (23-26) Muhakkak ki namuslu / iffetli kadınlara, mümin kadınlara, onlar dikkatsizken / gafilken zina atanlar dünyada ve ahirette lanetlendiler ve onlara çok büyük bir azap / kocaman bir azap vardır. O gün onlara dilleri, elleri ve ayakları yapıyor olduklarına dair şahitlik edecektir, o gün onlara Allah, dinlerinde hak ettiklerini tam olarak verecektir. Ve onlar biliyorlar ki Allah, O, kesinlikle hakikattir, apaçıktır. Pis / habis kadınlar habis erkeklerindir , pis / habis erkekler de pis kadınlarındır. Hoş ve temiz kadınlar hoş ve temiz erkeklerindir, hoş ve temiz erkekler de hoş ve temiz kadınlarındır, işte bunlar onların dediklerinden uzaktırlar / beridirler. Onlara bağışlanma ve rızık ikramı vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara, temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Bunlar (temiz kadınlar ve erkekler), (iftiracıların) söylediklerinden çok uzaktırlar ve onlar için bir bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.

    Süleyman Ateş

    Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler kötü kadınlara; iyi kadınlar iyi erkeklere; iyi erkekler de iyi kadınlara mahsustur. Bunlar onların söyledikleri (çirkin şeyler)den uzaktırlar. Bunlara, (Allah tarafından) bağışlama ve cömertçe bir rızık vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    (Eş olarak) Pis (iffetsiz) kadınlar, pis (iffetsiz) erkekler için; pis erkekler de pis kadınlar içindir. Temiz (iffetli) kadınlar, temiz (iffetli) erkekler için; temiz erkekler de temiz kadınlar içindir dipnot 1 . Temiz olanlar, o iftiracıların dediklerinden aklanmışlardır. Bunlar için mağfiret /bağışlanma dipnot 2 ve değerli rızık vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu surenin 3. ayetine göre zina eden kadın veya erkek, kendisi gibi zina etmiş biriyle veya bir müşrikle evlenir. Bunların, namuslu müminlerle evlenmeleri haramdır (Maide 5/5, Nisa 4/24-25).
    2. metne dön, dipnot 2
      Mağfiret, Allah'ın, kulunu azaptan korumasıdır (Müfredat). "Başı koruyan zırhlı başlık" anlamındaki "miğfer" kelimesi de bu köktendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kötü kadınlar kötü erkekler için kötü erkekler kötü kadınlar içindir. İyi kadınlar iyi erkekler için iyi erkekler de iyi kadınlar içindir dipnot 1 . Bunlar o iftiracıların dediklerinden uzaktırlar. Onların payına düşen bağışlanma ve ikramiyeli rızıktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evlenmede namus konusu

    Şaban Britch

    Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara yaraşır. Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. İşte o (temiz olanlar) kötülerin söylediklerinden uzaktırlar. Onlar için bağışlanma ve (Cennet'te) değerli rızık vardır.

    Şaban Piriş

    Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkeklerde kötü kadınlara mahsustur. İyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara layıktır. işte onlar kötülerin söylediklerinden uzaktırlar. Onlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Murdar karılar murdar erkeklere, murdar erkekler de murdar karılara... Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara... Bunlar, ötekilerin söylediklerinden arınmışlardır. Bunlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.