Nûr suresi

Nûr suresi, 15. ayet

Nûr suresi, 15. ayet. إِذْ تَلَقَّوْنَهُۥ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌ

iẕ teleḳḳavnehû bielsinetiküm veteḳûlûne biefvâhiküm mâ leyse leküm bihî `ilmüv vetaḥsebûnehû heyyinâ. vehüve `inde-llâhi `ażîm.

Diyanet İşleri

Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 12–18 · surenin 15. ayeti / 64
  1. Nûr 12

    Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

  2. Nûr 13

    Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.

  3. Nûr 14

    Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!

  4. 15

    Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

  5. Nûr 16

    Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!

  6. Nûr 17

    Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.

  7. Nûr 18

    Allah, size ayetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

15. “Zira o vakit siz, o (iftira içeren) sözü, dilden dile birbirinize aktarıyordunuz.” Yani bu sözü biriniz diğerine söylüyor, biriniz ötekine aktarıyordu. Halbuki o, aslı astarı olmayan bir sözdü. “Hakkında hiçbir bilginizin olmadığı bir şeyi ağızlarınızda geveliyordunuz.” Her ikisi de yasaktır. Batıl ve asılsız söz söylemek de bilgi sahibi olunmayan bir sözü gevelemek de. “Üstelik bunu basit bir şey sanıyordunuz.” İşte daha sonra bu günahtan tevbe edip arınan mü’minlerin bu sözü söyleme cesaretini göstermelerinin sebebi de buydu. “Halbuki o, Allah katında çok büyüktür.” Bu buyruk, günahları önemsiz görerek işlemekten ileri derecede sakındırma manasını içerir. Kulun kendi kanaati hiçbir şey ifade etmez ve o, günahın cezasını hafifletici değildir. Aksine bu, günahı kat kat artırır ve kişiye günahı bir defa daha işlemeyi kolaylaştırır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Asılsız olmasına ve bu hususta herhangi bir bilginiz olmamasına rağmen sizler bu iftirayı birbirinize aktarıyor, ağızlarınızda bunu dolaştırıyor ve bunun önemsiz bir şey olduğunu sanıyordunuz. Hâlbuki bu, yalan ve iftira olması sebebi ile Allah katında büyük bir şeydir.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz çünkü
  2. تَلَقَّوْنَهُۥ telekkavnehu siz onu alıveriyorsunuz kök: لقي
  3. بِأَلْسِنَتِكُمْ bielsinetikum dillerinizle kök: لسن
  4. وَتَقُولُونَ ve tekulune ve söylüyorsunuz kök: قول
  5. بِأَفْوَاهِكُم biefvahikum ağızlarınızla kök: فوه
  6. مَّا ma bir şeyi
  7. لَيْسَ leyse hiç olmayan kök: ليس
  8. لَكُم lekum sizin
  9. بِهِۦ bihi hakkında
  10. عِلْمٌۭ ilmun bilgi(niz) kök: علم
  11. وَتَحْسَبُونَهُۥ ve tehsebunehu ve onu sanıyorsunuz kök: حسب
  12. هَيِّنًۭا heyyinen önemsiz bir iş kök: هون
  13. وَهُوَ vehuve oysa o
  14. عِندَ inde yanında kök: عند
  15. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  16. عَظِيمٌۭ azimun büyüktür kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler…

  • Aynı kök: هون (26 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye…

  • Aynı kök: فوه (13 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık…

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde…

  • Aynı kök: فوه (13 geçiş)

    Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler.…

  • Aynı kök: فوه (13 geçiş)

    Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Çünkü siz bunu (iftirayı), dilden dile aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyor, bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. (Oysa) bu, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.

Mustafa İslamoğlu

tam da dillerinize dolayıp, hiçbir bilginiz olmadığı halde basite alarak ağızlarınızda gevelediğiniz bir sırada... Oysa ki bu, Allah katında çok ağır bir (vebaldir).

Muhammed Esed

hem de, onu tam dilinize doladığınız ve doğru bilgi sahibi olmadığınız konuda, bu Allah katında son derece önemli olduğu halde, hafife alıp ileri geri konuştuğunuz zaman!

Ahmed Hulusi

İftirayı dedikodu yollu edinip, hakkında kesin bir bilginiz olmayan şeyi laflıyor ve bunu sıradan bir konuşma sanıyorsunuz. . . (Oysa) o, Allah indinde azimdir (büyük bir şey)!

Ali Bulaç

O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir suç)tür.

Ali Özek ve heyeti

Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.

Ali Rıza Safa

Onu dilinize dolamış, hakkında bilginiz olmayan şeyi ağzınızla söylüyor ve bunu önemsiz bir olgu sanıyordunuz. Oysa bu, Allah'ın katında çok büyüktür.

Bayraktar Bayraklı

Çünkü siz bu olayı dillerinize dolayıp, hakkında herhangi bir bilginiz olmadığı halde aranızda yayıyordunuz ve onu basit bir hadise sayıyordunuz. Oysa bu, Allah katında büyük bir olaydır.

Edip Yüksel

Onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan bir konuda ağzınızı açıp konuşuyordunuz. Onu basit bir şey sanmıştınız. Oysa o, ALLAH yanında büyüktür. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Birisi aleyhinde daha o kişi hayattayken ortaya atılmış söylentileri "bir bilgimiz olmadan" ciddiye almamamız gerektiği önemle bildirilir. Peygamberin vefatından yüzlerce yıl sonra ortada gezinen söylentileri Hadis kitaplarında derleyenler ve onları "bir bilgileri olmadan" izleyenler kuşkusuz daha büyük bir suç işlemektedirler. Bin iki yüz veya bin üçüyüz yıl önce Allah ve elçisi hakkında uydurulmuş olan Hadisler milyonlarca insanı cehalete ve felaketlere mahkûm etmiştir. Hiçbir mahkemede delil olarak kabul edilemeyecek olan Hadis rivayetlerini dinlerinin kaynağı haline getirenler 6:116 ayetinde belirtildiği gibi, sadece saçmalamaktadırlar. * Bak 6:148; 10:36, 66; 53:28.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan bir konuda ağzınızı açıp konuşuyordunuz. Onu basit bir şey sanmıştınız. Oysa o, ALLAH yanında büyüktür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hani siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyor, ağızlarınızla hiçbir bilgi sahibi olmadığınız birşeyi söylüyor ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki o Allah katında büyük bir günahtır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O sırada ki dillerinizle telakkı ediyordunuz ve ağızlarınızla hiç bir ılminiz olmıyan bir şey söyleyor ve onu kolay sanıyordunuz, halbuki o, Allah yanında büyük bir vebal

Erhan Aktaş

Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.

Gültekin Onan

O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Tanrı katında çok büyük (bir suç)tur.

Hasan Basri Çantay

O zaman siz o (iftirayi) dillerinizle (birbirinize) yetişdiriyordunuz, (hakkında) hiç bir bilginiz olmayan şey'i ağızlarınızla söylüyordunuz, ve bunu kolay sanıyordunuz. Halbuki o (nun günahı) Allah indinde büyükdür.

İbni Kesir

Onu dilinize dolamıştınız. Ve bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Önemsiz bir şey sanıyorsunuz ama Allah katında önemi çok büyüktür.

Mehmet Alagaş

(11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

Rowwad Tercüme Merkezi

O zaman siz o sözü birbirinizin dilinden alıp duruyordunuz. Hakkında hiçbir bilginizin olmadığı bir şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz. Bunu basit bir şey sanıyordunuz. Hâlbuki o Allah katında çok büyüktür.

Süleyman Ateş

Çünkü siz, onu dillerinizle alıveriyorsunuz ve hakkında hiç bilginiz olmayan bir şeyi, (düşünüp taşınmadan, hemen) ağızlarınızla söylüyorsunuz ve onu önemsiz bir iş sanıyorsunuz. Oysa o, Allah yanında büyük(bir günah)tır.

Süleymaniye Vakfı

Çünkü iftirayı dilinize doluyordunuz ve bilginiz olmayan bir konuda konuşup duruyordunuz. Siz onu önemsiz bir şey sayıyordunuz; oysa o, Allah katında büyük bir olaydır dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu yalanı dilinize dolayıp, hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla konuşuyordunuz. Bunu basit sanıyorsunuz, oysa Allah katında onun önemi büyüktür.

Şaban Britch

Hani siz, onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağzınızda söylüyordunuz. Siz onu önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında çok büyüktür.

Şaban Piriş

Hani siz, onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağzınızda söylüyordunuz. Siz onu önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında çok büyüktür.

Yaşar Nuri Öztürk

O zaman siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyordunuz ve ağızlarınızla, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyi söylüyor, üstelik bunu önemsiz sanıyordunuz. Oysaki Allah katında o, çok büyük bir günahtı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You simply give it a speaking tongue and you give utterance to words describing your thoughts of a subject you have but empty knowledge of and you treat it as a trivial or a light matter of no consequence when in fact it is considered by Allah of a grievous consequence.

Abdul Haleem

When you took it up with your tongues, and spoke with your mouths things you did not know [to be true], you thought it was trivial but to God it was very serious.

Abdullah Yusuf Ali

Behold, ye received it on your tongues, and said out of your mouths things of which ye had no knowledge; and ye thought it to be a light matter, while it was most serious in the sight of Allah.

Abul A'la Maududi

(Just think, how wrong you were) when one tongue received it from another and you uttered with your mouths something you knew nothing about. You deemed it to be a trifle while in the sight of Allah it was a serious matter.

Aisha Bewley

You were bandying it about on your tongues, your mouths uttering something about which you had no knowledge. You considered it to be a trivial matter, but, in Allah’s sight, it is immense.

Al-Hilali & Khan

When you were propagating it with your tongues, and uttering with your mouths that whereof you had no knowledge, you counted it a little thing, while with Allâh it was very great.

Ali Quli Qarai

when you were receiving it on your tongues, and were mouthing something of which you had no knowledge, supposing it to be a light matter, while it was a grave [matter] with Allah.

Amatul Rahman Omar

When (some of) you began to learn this (slander) from each others tongues, you gave tongue to that (rumour and made statements) of which you had no knowledge; and you considered it a trivial thing while it was grave in the sight of Allâh.

Arthur John Arberry

When you received it on your tongues, and were speaking with your mouths that whereof you had no knowledge, and reckoned it a light thing, and with God it was a mighty thing --

Bijan Moeinian

You fabricated a lie and then the others (without knowing it for sure) circulated it by using their tongues (that God has given to be used for good purposes. ) You took it lightly, while it is was a grave offence in the sight of God.

E. Henry Palmer

When ye reported it with your tongues, and spake with your mouths what ye had no knowledge of, and reckoned it a light thing, while in God's eyes it was grave.

Edip-Layth

For you have cast it with your tongues, and you say with your mouths what you have no knowledge of, and you think it is a minor issue, while with God it was great.

George Sale

When ye published that with your tongues, and spoke that with your mouths, of which ye had no knowledge; and esteemed it to be light, whereas it was a matter of importance in the sight of God.

Hamid S. Aziz

And but for the grace of Allah upon you, and His mercy in this world and the Hereafter, an awful doom would have seized you, for that which you glibly and hastily spread abroad.

Mahmoud Ghali

As you received it on your tongues and were saying with your mouths that of which you had no knowledge and reckoned it was a simple thing, and in the Reckoning of Allah it is a tremendous thing.

Marmaduke Pickthall

When ye welcomed it with your tongues, and uttered with your mouths that whereof ye had no knowledge, ye counted it a trifle. In the sight of Allah it is very great.

Mohamed Ahmed - Samira

When you talked about it and said what you did not know, and took it lightly -- though in the sight of God it was serious --

Muhammad Asad

when you take it up with your tongues, uttering with your mouths something of which you have no knowledge, and deeming it a light matter whereas in the sight of God it is an awful thing!

Mustafa Khattab

when you passed it from one tongue to the other, and said with your mouths what you had no knowledge of, taking it lightly while it is ˹extremely˺ serious in the sight of Allah.

Progressive Muslims

For you have cast it with your tongues, and you say with your mouths what you have no knowledge of, and you think it is a minor issue, while with God it was great.

Rashad Khalifa

You fabricated it with your own tongues, and the rest of you repeated it with your mouths without proof. You thought it was simple, when it was, according to GOD, gross.

Sahih International

When you received it with your tongues and said with your mouths that of which you had no knowledge and thought it was insignificant while it was, in the sight of Allah, tremendous.

Sam Gerrans

When you received it with your tongues and said with your mouths that whereof you had no knowledge, and thought it insignificant when it was in the sight of God monstrous.

Shabbir Ahmed

When you welcome slander on your tongues and utter with your mouths something of which you have no knowledge, thinking it is a light matter, know that in the Sight of Allah it is an awful thing.

Syed Vickar Ahamed

When you move it forward with your tongues, and said from your mouths things of which you had no knowledge; And you thought it to be a light matter, when it was most serious in the Sight of Allah.

Taqi Usmani

when you were welcoming it with your tongues, and were saying with your mouths something of which you had no knowledge, and were taking it as a trivial matter, while in the sight of Allah it was grave.

The Monotheist Group

For you have cast it with your tongues, and you say with your mouths what you have no knowledge of, and you think it is a minor issue, while with God it was great.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 15. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 15. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 15. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩