Nûr suresi

Nûr suresi, 14. ayet

Nûr suresi, 14. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِى مَآ أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

velevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû fi-ddünyâ vel'âḫirati lemesseküm fî mâ efaḍtüm fîhi `aẕâbün `ażîm.

Diyanet İşleri

Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 11–17 · surenin 14. ayeti / 64
  1. Nûr 11

    O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

  2. Nûr 12

    Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

  3. Nûr 13

    Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.

  4. 14

    Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!

  5. Nûr 15

    Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

  6. Nûr 16

    Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!

  7. Nûr 17

    Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. “Eğer dünya ve âhirette Allah’ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı” din ve dünyanızı ilgilendiren hususlarda O’nun ihsanı, dünyada da âhirette de sizi kuşatmamış olsaydı “içine daldığınız (bu iftiradan) ötürü” bu iftira ile ilgili söylediklerinizden dolayı “büyük bir azaba uğrardınız.” Çünkü söylediklerinizden dolayı siz, böyle bir azabı hak etmiştiniz. Fakat Allah’ın üzerinizdeki lütuf ve rahmeti dolayısı ile O, size tevbe etmeyi meşrû kılarak dünyadaki cezayı da günahlardan arındırıcı bir sebep kılmıştır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Müminler! Eğer Allah'ın sizin üzerinizdeki lütfu ve sizi cezalandırmakta acele etmemesi sebebi ile rahmeti olmasaydı ve sizden, tövbe edenlerin tövbesini kabul etmemiş olsaydı; Müminlerin annesine atmış olduğunuz yalan ve iftira sebebi ile size büyük bir azap isabet ederdi.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْلَا velevla ve eğer olmasaydı
  2. فَضْلُ fedlu lutfu kök: فضل
  3. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  4. عَلَيْكُمْ aleykum size
  5. وَرَحْمَتُهُۥ ve rahmetuhu ve rahmeti kök: رحم
  6. فِى fi
  7. ٱلدُّنْيَا d-dunya dünyada kök: دنو
  8. وَٱلْـَٔاخِرَةِ vel'ahirati ve ahirette kök: اخر
  9. لَمَسَّكُمْ lemessekum size mutlaka dokunurdu kök: مسس
  10. فِى fi hakkında
  11. مَآ ma şey (iftira)
  12. أَفَضْتُمْ efedtum daldığınız kök: فيض
  13. فِيهِ fihi içine
  14. عَذَابٌ azabun bir azab kök: عذب
  15. عَظِيمٌ azimun büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فيض (9 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O'ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Dünya

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Dünya

    Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Dünya

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe"…

  • Aynı kök: فيض (9 geçiş)

    Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Size dünyada da ahirette de Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu konuda (bu iftirada) size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.

Mustafa İslamoğlu

Bakın, eğer Allah'ın dünya ve ahirette sizin üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, bulaştığınız bu (iftiradan) dolayı mutlaka size korkunç bir azap dokunurdu;

Muhammed Esed

Eğer bu dünyada da, ahirette de Allah'ın fazlı ve rahmeti üzerinizde olmasaydı bulaştığınız bu (iftiradan) ötürü size gerçekten büyük bir azap dokunurdu;

Ahmed Hulusi

Eğer dünyada ve sonsuz gelecek sürecinde Allah'ın fazlı ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı, attığınız iftira yüzünden kesinlikle çok büyük azap dokunurdu.

Ali Bulaç

Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu.

Ali Özek ve heyeti

Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.

Ali Rıza Safa

Dünyada ve sonsuz yaşamda, Allah'ın lütfu ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız bu yaygaradan dolayı, kesinlikle size büyük bir ceza gelirdi.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın size dünyada ve ahirette lütuf ve merhameti olmasaydı, bu iftiradan dolayı başınıza kesinlikle büyük bir felaket gelecekti.

Edip Yüksel

ALLAH'ın size dünya ve ahirette bağışı ve merhameti olmasaydı daldığınız o olaydan ötürü size büyük bir ceza dokunacaktı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın size dünya ve ahirette bağışı ve merhameti olmasaydı daldığınız o olaydan ötürü size büyük bir ceza dokunacaktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, daldığınız yaygarada size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer Dünya ve Ahırette Allahın fadl-ü rahmeti üzerinizde olmasa idi o daldığınız yaygarada size mutlak büyük bir azab dokunurdu

Erhan Aktaş

Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı, içine düştüğünüz şeyden dolayı size kesinlikle büyük bir azap dokunurdu.

Gültekin Onan

Eğer Tanrı'nın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu.

Hasan Basri Çantay

Eğer dünyada ve ahiretde Allahın fazl-u rahmeti üstünüzde olmasaydı içine daldığınız (bu) yaygaradan dolayı sizi her halde büyük bir azab çarpardı.

İbni Kesir

Dünya ve ahirette Allah'ın lutfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız yaygaradan dolayı her halde size büyük bir azab dokunurdu.

Mehmet Alagaş

(11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer size dünyada ve ahirette Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.

Süleyman Ateş

Eğer size dünyada ve ahirette Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız yaygarada size mutlaka büyük bir azab dokunurdu.

Süleymaniye Vakfı

Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve ikramı olmasaydı içine daldığınız bu işten dolayı size kesinlikle büyük bir azap çarpardı dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın sizi kayırması ve ikramı olmasaydı bulaştığınız bu işten dolayı sizi büyük bir azap çarpardı.

Şaban Britch

Eğer Allah’ın size dünyada ve ahirette ihsanı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftirada size büyük bir azap dokunurdu.

Şaban Piriş

Eğer Allah'ın size dünyada ve ahirette iyilikleri ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftirada size büyük bir azap dokunurdu.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer dünya ve ahirette Allah'ın lütfu üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız o yaygarada size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And had it not been for Allah's efficacious grace and mercy abounding in you here and Hereafter, you would have been afflicted with the torment laid upon the damned for plunging into this affair.

Abdul Haleem

If it were not for God’s bounty and mercy towards you in this world and the next, you would already have been afflicted by terrible suffering for indulging in such talk.

Abdullah Yusuf Ali

Were it not for the grace and mercy of Allah on you, in this world and the Hereafter, a grievous penalty would have seized you in that ye rushed glibly into this affair.

Abul A'la Maududi

Were it not for Allah's Bounty and His Mercy unto you in the world and in the Hereafter a grievous chastisement would have seized you on account of what you indulged in.

Aisha Bewley

Were it not for Allah’s favour to you and His mercy, both in this world and the Next World, a terrible punishment would have afflicted you for your plunging headlong into it.

Al-Hilali & Khan

Had it not been for the Grace of Allâh and His Mercy unto you in this world and in the Hereafter, a great torment would have touched you for that whereof you had spoken.

Ali Quli Qarai

Were it not for Allah’s grace and His mercy upon you in this world and the Hereafter, there would have befallen you a great punishment for what you ventured into,

Amatul Rahman Omar

But for the fact that Allâh has shown His grace and mercy to you in the present world, and in the next a great punishment would have certainly befallen you on account of that (slander) which you spread.

Arthur John Arberry

But for God's bounty to you and His mercy in the present world and the world to come there would have visited you for your mutterings a mighty chastisement.

Bijan Moeinian

If it were not for the Lord’s Grace (and the Mercy that He has showered the world and the Hereafter with, ) you would have been harshly punished in account of this incidence (slandering an innocent woman. )

E. Henry Palmer

And but for God's grace upon you, and His mercy in this world and the next, there would have touched you, for that which ye spread abroad, mighty woe.

Edip-Layth

Had it not been for God's favor upon you and His mercy upon you in this world and the Hereafter, a great retribution would have touched you for what you have spoken.

George Sale

Had it not been for the indulgence of God towards you, and his mercy, in this world and in that which is to come, verily a grievous punishment had been inflicted on you, for the calumny which ye have spread:

Hamid S. Aziz

Why did they not bring four witnesses to it? But since they did not bring witnesses, then verily they stand forth as liars in the sight of Allah.

Mahmoud Ghali

And had it not been for the Grace of Allah upon you and His mercy in the present (life) (Literally: the lowly "life", i. e., the life of this world) and the Hereafter, indeed a tremendous torment would have touched you for what you press on (i.e., for what you press on talking about falsehood ‘Éifk').

Marmaduke Pickthall

Had it not been for the grace of Allah and His mercy unto you in the world and the Hereafter an awful doom had overtaken you for that whereof ye murmured.

Mohamed Ahmed - Samira

Were it not for the grace of God and His mercy upon you in this world and the next, you would have suffered a great affliction for the false accusation.

Muhammad Asad

And were it not for God’s favour upon you, [O men,] and His grace in this world and in the life to come, awesome suffering would indeed have afflicted you in result of all [the calumny] in which you indulge

Mustafa Khattab

Had it not been for Allah’s grace and mercy upon you in this world and the Hereafter, you would have certainly been touched with a tremendous punishment for what you plunged into—

Progressive Muslims

And had it not been for God's favour upon you and His mercy upon you in this world and the Hereafter, a great retribution would have touched you for what you have spoken.

Rashad Khalifa

If it were not for GOD's grace towards you, and His mercy in this world and in the Hereafter, you would have suffered a great retribution because of this incident.

Sahih International

And if it had not been for the favor of Allah upon you and His mercy in this world and the Hereafter, you would have been touched for that [lie] in which you were involved by a great punishment

Sam Gerrans

And were it not for the bounty of God to you and His mercy in the World and the Hereafter, a great punishment would have touched you for what you expounded upon

Shabbir Ahmed

And were it not for the Favor and Grace of Allah upon you, in this world and in the Hereafter, an awful suffering would have afflicted you for the slanders you fall for.

Syed Vickar Ahamed

If it was not because of the grace and mercy of Allah on you, in this world and the Hereafter, a painful penalty would have caught you because you so easily spoke about this affair.

Taqi Usmani

Had it not been for the grace of Allah upon you, and His mercy in this world and in the Hereafter, a severe punishment would have reached you for what you indulged in -

The Monotheist Group

And had it not been for the grace of God upon you, and His mercy in this world and the Hereafter, a great retribution would have touched you for what you have spoken.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩