Diyanet İşleri
İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Nûr suresi
Nûr suresi, 19. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ ٱلْفَٰحِشَةُ فِى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
inne-lleẕîne yüḥibbûne en teşî`a-lfâḥişetü fi-lleẕîne âmenû lehüm `aẕâbün elîmün fi-ddünyâ vel'âḫirah. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.
İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İfk hadisesi Nûr 11–26 3
Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!
Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.
Allah, size ayetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Allah'ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, haliniz nice olurdu?
Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah'ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
19. “Şüphesiz mü’minler arasında hayasızlığın yayılmasını isteyenlere” oldukça çirkin ve kötü işlerin yayılmasını, içlerinde hayasızlıkların yaygınlık kazanmasını arzu edenlere “dünyada da âhirette de can yakıcı bir azap vardır.” Yani bu azap kalplerine de bedenlerine de acı ve ızdırap verir. Buna sebep ise böyle bir kimsenin, müslüman kardeşlerini aldatması, onlar hakkında kötülüğü istemesi, namus, şeref ve haysiyetlerine kastetmesidir. Bu tehdidin, sadece hayasızlıkların yayılmasını isteme ve bunu kalben hoş görme hakkında olduğunu düşünecek olursak bundan daha büyük olan hayasızlığı aşikar edip onu yaymak hakkındaki tehdidi var sen hesap et! Ki bu duurmda hayasızlık fiilen yapılmış olsun ya da olmasın fark etmez. [Bu tehdide maruz kalmak için hayasızlığın yayılmasını istemek yeter.] Bütün bunlar, Yüce Allah’ın mü’min kullarına rahmetinin, onların namus ve haysiyetlerini koruma gayretinin bir tecellisidir. Tıpkı kanlarını ve mallarını koruma altına aldığı gibi. Yüce Allah, mü’minlere kendi aralarında birbirlerine karşı safiyane duygular beslemeyi gerektiren işler yapmalarını, herhangi birisinin kendisi için istediği şeyleri kardeşi için de istemesini, kendisi için hoşlanmadığı şeyden kardeşi için de hoşlanmamasını emretmektedir. “Allah bilir, siz bilmezsiniz.” O nedenle O, size bilmediğinizi öğretmiş ve cahili olduğunuz hususları açıklamıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İçerisinde zina iftirasında bulunmanın da yer aldığı kötülüklerin, Müminlerin arasında yayılmasını isteyen kimseler için dünyada, iftiracıya uygulanan had cezası ile ahirette ise cehennem ateşi ile elem verici bir azap vardır. Onların (o iftiracıların) yalanlarını, kullarının işinin sonunun nereye varacağını ve kullarının faydasına olan şeyleri Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Dünya
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Dünya
Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Dünya
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…
Aynı kök: شيع (12 geçiş)
De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin…
Aynı kök: شيع (12 geçiş)
Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a…
Aynı kök: شيع (12 geçiş)
Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Ortak kavram: Dünya
Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki inananlar arasında çirkinliğin yayılmasını arzulayanlar için dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Mü'minler arasında hayasızca söylentilerin yayılmasından hoşlanan kimseleri, bu dünyada da ahirette de can yakıcı bir yalnızlığa terk edeceğiz. (Bir şeyin içyüzünü) Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz.
Müminler arasında çirkin söylentilerin yayılmasından hoşlananları bu dünyada da, ahirette de can yakıcı bir azap beklemektedir; çünkü (her şeyin önünü sonunu) Allah biliyor, ama siz bilmiyorsunuz.
İman edenler arasında çirkin söylentilerin yayılmasını sevenler var ya, onlar için dünyada da sonsuz gelecek süreçte de elim bir azap vardır. . . Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Çirkin utanmazlıkların (fuhşun) iman edenler içinde yaygınlaşmasından hoşlananlara, dünyada ve ahirette acıklı bir azab vardır. Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz.
İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Sağtöreye uygun olmayan edimlerin, inananların arasında yayılmasını isteyenlere, dünyada ve sonsuz yaşamda acı bir ceza vardır. Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.
İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını isteyen kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İman edenlerin arasından hayasızlığın yaygınlaşmasını arzulayanlar, dünyada ve ahirette acı verici bir cezayı hak etmişlerdir. ALLAH bilir, siz bilmezsiniz.
İnananların arasından hayasızlığın yaygınlaşmasını arzulayanlar, dünya ve ahirette acı verici bir cezayı hakketmişlerdir. ALLAH bilir, siz bilmezsiniz.
Müminler arasında edepsizce sözlerin yayılmasını arzu edenler için dünyada ve ahirette acı bir azap vardır. Allah, onları bilir, siz bilemezsiniz.
Mü'minler içinde biedebane sözlerin şüyu' bulmasını arzu edenler için muhakkak Dünya ve Ahırette elim bir azab vardır ve siz bilmediğiniz halde Allah, bilir
İman Edenler arasında, fahişenin dipnot 1 yayılmasından hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İnananlar arasında, fahişenin dipnot 1 yayılmasından hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İnananlar arasında, fahişenin dipnot 1 yayılmasından hoşlananlara dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Çirkin utanmazlıkların (fuhşun) inananlar içinde yaygınlaşmasından hoşlananlara, dünyada ve ahirette acıklı bir azab vardır. Tanrı bilir, siz ise bilmiyorsunuz.
Kötü sözlerin iman edenlerin içinde yayılıb duyulmasını arzu edenler (yok mu?) Dünyada da, ahiretde de onlar için pek acıklı bir azab vardır. (Onları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Mü'minler arasında kötülüğün ve hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette elim bir azab vardır ve Allah bilir, siz bilmezsiniz.
(11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)
İman edenler arasında fuhşun (kötülüklerin) yayılmasını arzu edenlere, dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İnananlar içinde edepsizliğin yayılmasını isteyenler için dünyada da, ahirette de acı bir azab vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Bu hayasızlıkların müminler arasında yayılmasını isteyenlere, dünyada da ahirette de acıklı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilemezsiniz dipnot 1 .
Fuhuşun müminler arasında yayılmasını isteyenlerin payına düşen, dünyada da ahirette de acıklı bir azaptır. Allah bilir; siz bilemezsiniz.
İman edenler arasında fuhşun yayılmasını arzu edenlere, dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İman edenler arasında fuhşun yayılmasını arzu edenlere, dünya ve ahirette acı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İman edenler içinde edepsizliğin yayılmasını arzu edenler var ya, onlar için dünyada da ahirette de korkunç bir azap öngörülmüştür. Allah bilir ama siz bilmezsiniz.
Indeed, those ill-tongued who just love to circulate and spread an injurious report to throw scandal on people-guilty or not guilty in the wide circle of the all as well as among those who conformed to Islam shall suffer heavily for it here and Hereafter. Allah is 'Alimun whereas you are not.
A painful punishment waits in this world and the next for those who like indecency to spread among the believers: God knows and you do not.
Those who love (to see) scandal published broadcast among the Believers, will have a grievous Penalty in this life and in the Hereafter: Allah knows, and ye know not.
Verily those who love that indecency should spread among the believers deserve a painful chastisement in the world and the Hereafter. dipnot 1 Allah knows, but you do not know. dipnot 2
People who love to see filth being spread about concerning those who have iman will have a painful punishment both in this world and the Next World. Allah knows and you do not know.
Verily, those who like that (the crime of) illegal sexual intercourse should be propagated among those who believe, they will have a painful torment in this world and in the Hereafter. And Allâh knows and you know not.
Indeed those who want indecency to spread among the faithful —there is a painful punishment for them in the world and the Hereafter, and Allah knows and you do not know.
Those who love to spread immorality among the disbelievers, will have a woeful punishment in this world and the next. And Allâh knows while you do not know (the consequences of this evil).
Those who love that indecency should be spread abroad concerning them that believe -- there awaits them a painful chastisement in the present world and the world to come; and God knows, and you know not.
Those who like to spread these kinds of indecencies (back biting, slandering, etc. ) among the believers, will be subjected to a painful punishment in this world, as well as in the Hereafter. That is because God knows and you do not know (what are the consequences of immoralities upon the future of the society.)
Verily, those who love that scandal should go abroad amongst those who believe, for them is grievous woe in this world and the next; for God knows, but ye do not know.
As for those who enjoy that immorality spreads amongst those who have acknowledged, they will have a painful retribution in the world and the Hereafter. God knows while you do not know.
Verily they who love that scandal be published of those who believe, shall receive a severe punishment both in this world, and in the next. God knoweth, but ye know not.
And He expounds to you His revelations, for Allah is Knower, Wise.
Surely the ones who love that (the) obscenity should be widespread among the ones who have believed, (they) will have a painful torment in the present (life) (Literally: the lowly "life", i. e., the life of this world) and the Hereafter; and Allah knows, and you do not know.
Lo! those who love that slander should be spread concerning those who believe, theirs will be a painful punishment in the world and the Hereafter. Allah knoweth. Ye know not.
There is painful punishment in this world and the next for those who like that immorality should spread among the believers, for God knows and you do not know.
Verily, as for those who like [to hear] foul slander spread against [any of] those who have attained to faith grievous suffering awaits them in this world and in the life to come: for God knows [the full truth], whereas you know [it] not.
Indeed, those who love to see indecency spread among the believers will suffer a painful punishment in this life and the Hereafter. Allah knows and you do not know.
As for those who enjoy that immorality spreads amongst those who have believed, they will have a painful retribution in the world and the Hereafter. And God knows while you do not know.
Those who love to see immorality spread among the believers have incurred a painful retribution in this life and in the Hereafter. GOD knows, while you do not know.
Indeed, those who like that immorality should be spread [or publicized] among those who have believed will have a painful punishment in this world and the Hereafter. And Allah knows and you do not know.
Those who love that there be spread sexual immorality among those who heed warning, theirs will be a painful punishment in the World and the Hereafter; and God knows and you know not.
Verily, those who love to see immorality spread among the believers, shall be punished (by a court of law) in this world and in the life to come. For, Allah knows and you know not.
Verily, those who love (to see) lies circulated openly among the believers, they will have a painful penalty in this life and in the hereafter: And Allah knows, and you do not know.
Surely, those who like that lewdness spreads among the believers, for them there is painful punishment in this world and the Hereafter. Allah knows, and you do not know.
As for those who enjoy that immorality spreads among those who have believed, they will have a painful retribution in the world and the Hereafter. And God knows while you do not know.