Nûr suresi

Nûr suresi, 11. ayet

Nûr suresi, 11. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ جَآءُو بِٱلْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُم مَّا ٱكْتَسَبَ مِنَ ٱلْإِثْمِ وَٱلَّذِى تَوَلَّىٰ كِبْرَهُۥ مِنْهُمْ لَهُۥ عَذَابٌ عَظِيمٌ

inne-lleẕîne câû bil'ifki `uṣbetüm minküm. lâ taḥsebûhü şerral leküm. bel hüve ḫayrul leküm. likülli-mriim minhüm me-ktesebe mine-l'iŝm. velleẕî tevellâ kibrahû minhüm lehû `aẕâbün `ażîm.

Diyanet İşleri

O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 8–14 · surenin 11. ayeti / 64
  1. Nûr 8–9

    (8-9) Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah'ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır.

  2. Nûr 10

    Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, haliniz nice olurdu?

  3. 11

    O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

  4. Nûr 12

    Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

  5. Nûr 13

    Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.

  6. Nûr 14

    Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

11. “O iftirayı atanlar” oldukça çirkin bir yalanı, yani mü’minlerin annesine yönelik o iftirayı atanlar “içinizden bir gruptur.” Yani ey mü’minler topluluğu, onlar size mensup bir cemaattir. Aralarında münafıkların propagandalarına kanmış samimi mü’minler de vardır, münafık kimseler de vardır. “Siz bunu kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Bilakis o, sizin için hayırlıdır.” Çünkü bu, mü’minlerin annelerinin günahsızlığını, nezih olduğunu içerdiği gibi, onun şanını da söz konusu ederek ona dikkat çekmiştir. O kadar ki bu genel övgüler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in diğer hanımlarını da kapsamıştır. Diğer taraftan bu buyruklar, kulların zorunlu ihtiyacı olan birtakım âyet-i kerimelerin açıklanmasını da ihtiva etmektedir. Halen ve Kıyamet gününe kadar bu hükümlerle amel edilmeye devam edilecektir. İşte bu da pek büyük bir hayırdır. Eğer o iftiracıların o sözleri olmasaydı, bu hayırlar husule gelmezdi. Yüce Allah, bir şeyi murad etti mi, ona birtakım sebepler takdir eder. Bu yüzden Yüce Allah, bütün mü’minlere hitap etmekte ve onların birbirlerine ağır suçlama ve tenkitlerde bulunmalarının kendilerine yapılmış gibi olduğunu bildirmektedir. Bundan da anlaşıldığına göre mü’minler karşılıklı sevgi, merhamet ve dayanışmalarında, faydalarına olacak şeyler için bir araya gelişlerinde tek bir vücut gibidirler. Mü’minin mü’mine karşı durumu birbirini destekleyen bir yapı gibidir. Öyleyse bir mü’min, bizzat kendi namusuna şeref ve haysiyetine dil uzatılmasından hoşlanmadığı gibi aynı şekilde herhangi bir kimsenin kendisi gibi olan mü’min kardeşinin namusuna, şeref ve haysiyetine dil uzatmasından da hoşlanmamalıdır. Şüphesiz ki mü’min kulun bu hale erişememesi, onun imanının eksikliğinden, mü’min kardeşinin iyiliğini samimi olarak istemeyişindendir. “O (iftiracılardan) her biri için kazandığı günah (karşılığında ceza) vardır.” Bu, iftirada bulunanlara yönelik bir tehdit olup söyledikleri sözler dolayısı ile cezalandırılacaklarını bildirmektedir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onların bir bölümüne had uygulamıştır. “İçlerinden bu iftiranın başını çekene” iftiranın büyüğünü söyleyene ki bu da pis münafık Abdullah b. Ubey b. Selul’dur -Allah’ın laneti üzerine olsun- “ise çok büyük bir azap vardır.” Bu ise cehennemin en aşağı tabakasında ebedî kalıştır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Müminler! (Müminlerin annesi Aişe -radıyallahu anhâ-'ya zina ettiği iddiasında bulunarak iftira atanlar) kendilerini, size nispet eden bir topluluktur. Sizler sakın onların attıkları bu iftirayı sizin için şer sanmayın. Aksine bu; içerisinde var olan sevap, Müminler için bir arınma ve Müminlerin annesini temize çıkardığı için hayırdır. O'nun hakkında zina etti iftirasını atmaya iştirak eden her bir kimseye iftira atarak konuştukları için işledikleri günahın cezası vardır. Bu cezanın en büyüğünü, iftirayı ilk olarak ortaya atan kimse yüklenecektir ve onun için elem verici bir azap vardır. Burada zina iftirasını ilk olarak ortaya atan kimse ile kastedilen münafıkların başı Abdullah b. Ubey b. Selûl'dür.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne kuşkusuz
  2. ٱلَّذِينَ ellezine
  3. جَآءُو ca'u getirenler kök: جيا
  4. بِٱلْإِفْكِ bil-ifki iftirayı kök: افك
  5. عُصْبَةٌۭ usbetun bir topluluktur kök: عصب
  6. مِّنكُمْ ۚ minkum içinizden
  7. لَا la
  8. تَحْسَبُوهُ tehsebuhu onu sanmayın kök: حسب
  9. شَرًّۭا şerran şer kök: شرر
  10. لَّكُم ۖ lekum sizin için
  11. بَلْ bel bilakis
  12. هُوَ huve o
  13. خَيْرٌۭ hayrun hayırdır kök: خير
  14. لَّكُمْ ۚ lekum sizin için
  15. لِكُلِّ likulli her (karşılığını görecektir) kök: كلل
  16. ٱمْرِئٍۢ mriin kişi kök: مرا
  17. مِّنْهُم minhum onlardan
  18. مَّا ma ne
  19. ٱكْتَسَبَ ktesebe işledi (ise) kök: كسب
  20. مِنَ mine
  21. ٱلْإِثْمِ ۚ l-ismi günahının kök: اثم
  22. وَٱلَّذِى vellezi kimseye
  23. تَوَلَّىٰ tevella yüklenen kök: ولي
  24. كِبْرَهُۥ kibrahu en büyüğünü kök: كبر
  25. مِنْهُمْ minhum onlardan
  26. لَهُۥ lehu onun (yalanın)
  27. عَذَابٌ azabun bir azab (vardır) kök: عذب
  28. عَظِيمٌۭ azimun büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Aynı kök: حسب (109 geçiş)

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli…

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Ortak kavram: Hayır

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…

  • Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Ortak kavram: Hayır

    Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz,…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Peygamber'in eşine) o iftirayı dipnot 1 atanlar, şüphesiz ki içinizden (küçük) bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı) vardır. Onlardan bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için büyük bir azap vardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendisinin başına gelen "İfk" olayını Hz. Ayşe şöyle anlatmıştır: Rasûlullah savaştan dönüp Medine'ye yaklaştığında bir yere konakladı. Daha sonra da tekrar hareket edileceği duyuruldu. Bu sırada kalkmış, yürüyüp ordugâhı (konak yerini) geçip [def-i hacete] (tuvalet ihtiyacına) gitmiştim. İhtiyacımı giderdikten sonra yerime dönerken, göğsümü yokladım ve baktım ki Zafâr boncuklarından olan gerdanlığım kopmuş. Bunun üzerine dönüp onu aramaya başladım. Onu aramam beni epey alıkoydu. Derken, hevdecimi taşıyan askerî takım gelip hevdecimi deveye yüklemişler ve hafif olduğum için beni o hevdec içinde sanmışlar. Döndüğümde, orada hiç kimseyi bulamadım. Böylece oturdum ve ‘onlar beni aramak için geri dönerler' diye beklemeye başladım. Derken uyuyakalmışım. Safvân b. Mu‘attal beni görünce tanıdı. ‘Seni insanlardan geri bırakan ne?' deyince, ona olayı anlattım. O da bineğinden indi ve ben ona bininceye kadar oradan çekildi. Sonra deveyi çekip götürdü. Oradan sonraki konaklama yerine indiğinde insanlar beni bulamayınca çalkalanmışlar. Herkes konuşmuş, beni diline dolamış, hakkımda bu iftiraya dalan dalmış!" (Buhârî, Tefsîru Sure-i Nûr, 6).

Mustafa İslamoğlu

Gerçek şu ki, iftirayı tasarlayanlar içinizden bir güruhtur. Siz (ey bu iftiranın mağdurları)! Sanmayın ki bu size dokunan bir şerdir, aksine bu sizin için bir hayırdır! Onlardan her birinin kazandığı günah oranında (cezası) vardır; ama onlar içerisinden bu işin elebaşılığını üstlenen kimse var ya: onu korkunç bir azap beklemektedir.

Muhammed Esed

Başkalarını yalan yere iffetsizlikle suçlayanlar içinizden bir güruhtur; (fakat, siz, bu haksız suçlamaya maruz kalanlar,) bunu kendiniz için kötü bir şey sanmayın; tersine bu sizin için hayırdır! (İftiracılara gelince,) onların her biri (böyle yaparak) işledikleri günahın yükünü taşıyacaklardır; ve onlardan bu (günahın) işlenmesinde başı çekenleri vahim bir azap beklemektedir!

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki zina iftirasıyla gelenler (Hz. Ayşe r. a. 'a iftira eden münafıklar) sizden sırf o çirkin itham için bir araya gelen bir gruptur! Onu (iftirayı) sizin için bir şerr sanmayın! Bilakis o sizin için bir hayırdır. . . Onlardan her bir kişinin o suçtan kazandığı kendisinindir. Onlardan suçun büyüğünü üstlenen elebaşına gelince, onun için çok büyük azap vardır.

Ali Bulaç

Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azab vardır.

Ali Özek ve heyeti

(Peygamber’in eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın, aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı ceza) vardır. Onlardan (elebaşılık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır.

Ali Rıza Safa

Aslında, karalamayı yapanlar, aranızdan bir topluluktur. Bunun, sizin için bir kötülük olduğunu sanmayın. Hayır, sizin için iyiliktir. Onların her biri için, işledikleri suçun cezası vardır. Suçun büyüğünü yüklenen elebaşıları için de büyük bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

O iftirayı atanlar şüphesiz içinizden bir gruptur. Bu olayın, hakkınızda bir kötülük olduğunu sanmayınız. Tam aksine sizin için daha hayırlı olmuştur. Onlardan her biri işlediği suçun cezasını çekecektir. İçlerinden önderlik yapıp suçun büyüğünü yüklenen kişiye ise, büyük bir azap vardır.

Edip Yüksel

O iftirayı, sizden bir çete uydurdu. Onun sizin için kötü olduğunu sanmayın; aksine sizin için iyi (bir ders) dir. Bu arada, onlardan her biri günahı paylaşmıştır. Elebaşılık yapanları da büyük bir cezayı haketmiştir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Kuran, söylentilerle kendisi hakkında suçlama yapılan kişinin kimliğini açıklamayarak olayın evrensel yönünü korumak istiyor. * Bak 111:1.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O iftirayı, sizden bir çete uydurdu. Onun sizin için kötü olduğunu sanmayın; aksine sizin için iyi (bir ders) dir. Bu arada, onlardan her biri günahı paylaşmıştır. Elebaşılık yapanları da büyük bir cezayı haketmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Haberiniz olsun ki, o iftirada bulunanlar, sizden bir takımdır. Onu hakkınızda bir şer sanmayın! Bilakis o, sizin için bir hayırdır. Onlardan her kişiye kazandığı günah nisbetinde ceza vardır. Günahın büyüğünü yüklenene de büyük bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ki ifk ile gelenler içinizden bir takımdır; onu hakkınızda bir şer sanmayın, belki o, hakkınızda bir hayırdır, onlardan her kişiye o vebalden kazandığı, büyüğüne tesaddi eden, ona da büyük bir azab vardır

Erhan Aktaş

Bu ifk'i dipnot 1 yapanlar içinizden birileridir. Sizin için bunun bir şer olduğunu sanmayın. Aksine bu sizin için bir hayırdır. Onlardan her birine günahtan bir pay vardır. İçlerinden önderlik yapıp bunu organize eden kimse için de çok büyük bir azap vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İftira.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu ifk'i dipnot 1 yapanlar içinizden birileridir. Sizin için bunun bir şer olduğunu sanmayın. Aksine bu sizin için bir hayırdır. Onlardan her birine günahtan bir pay vardır. İçlerinden önderlik yapıp bunu organize eden kimse için de çok büyük bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İftira.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu ifk'i dipnot 1 atanlar içinizden birileridir. Sizin için bunun bir şer olduğunu sanmayın. Aksine bu sizin için bir hayırdır. Onlardan her birine günahtan bir pay vardır. İçlerinden önderlik yapıp bunu organize eden kimse için de çok büyük bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İftira.

Gültekin Onan

Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan herbir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azab vardır.

Hasan Basri Çantay

O uydurma haberi (iftirayı) getirenler içinizden (mahdud) bir zümredir. Onu (o yalanı) sizin için bir şey sanmayın. Bil'akis o, sizin için bir hayırdır. Onlardan herkese kazandığı günah (nisbetinde ceza) vardır. Onlardan (günah) ın büyüğünü der'uhde (ve irtikab) eden o adam (yok mu? işte) en büyük azab onundur.

İbni Kesir

Doğrusu uydurulmuş bir yalanla gelenler, içinizden bir zümredir. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günaha karşılık ceza vardır. En büyük azab da içlerinden elebaşılık yapanındır.

Mehmet Alagaş

(11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

Rowwad Tercüme Merkezi

O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

Süleyman Ateş

O yalan haberi getir(ip ortaya at)anlar, içinizden bir topluluktur. Siz, onu sizin için şer sanmayın. Tersine o, sizin için hayırdır. Onlardan her kişi işlediği günah'ın cezasını görecektir. Onlardan o(yala)nın en büyüğünü idare edene de büyük bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

O iftirayı dipnot 1 yapanlar içinizden bir çetedir. O olayı sizin için şer görmeyin, aksine o sizin için hayırlı olmuştur! Onlardan her biri, işlediği günahın cezasını görecektir. Suçun elebaşılığını yapan için de büyük bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    O iftira, Aişe'ye atılan zina iftirası olup İslam tarihinde "İfk Hadisesi" olarak bilinir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O çarpıtılmış haberi getirenler içinizden bir çetedir. Onu sizin için şerli görmeyin, aksine o sizin hayrınızadır. Onlardan her biri için, suça ortaklığına denk ceza vardır dipnot 1 . Suçun elebaşlığını yapan için de ağır bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    مَّا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ ayetine مقدار ما اكتسب anlamı verilmiştir.

Şaban Britch

(Peygamber hanımına) o iftirayı yapanlar içinizden bir topluluktur Bunu kendiniz için kötü sanmayın. Aksine o, sizin için çok hayırlı olmuştur. Onlardan her biri için günah olarak kazandıkları şeyler vardır. En büyük azap da onlardan elebaşılık yapanadır.

Şaban Piriş

O iftirayı yapanlar içinizden bir topluluktur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. Aksine o, sizin için hayırlı olmuştur. Onlardan her biri için günah olarak kazandıkları şeyler vardır. En büyük azap da onlardan elebaşılık yapanadır.

Yaşar Nuri Öztürk

O ifki/yalan haberi/iftirayı getirenler, içinizden bir gruptur. Onu sizin için şer sanmayın. Aksine o, sizin için bir hayırdır. Onlardan her kişiye o günahtan kazandığı vardır. Onların, günahın büyüğünü yönetenine de büyük bir azap vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Indeed, those who have invented the lie -to defame the virtuous woman- are a group of people among you. Do not consider the incident a misfortune that has befallen you, on the contrary, it is to your advantage that it came out to light instead of being whispered about with bated breath. Every one of those involved in discrediting the faith shall be requited with what is commensurate with his share in the falsified incident. As to him whose spirit has moved him to lead the imprudent move* he shall suffer the torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

It was a group from among you that concocted the lie––do not consider it a bad thing for you [people]; it was a good thing––and every one of them will be charged with the sin he has earned. He who took the greatest part in it will have a painful punishment.

Abdullah Yusuf Ali

Those who brought forward the lie are a body among yourselves: think it not to be an evil to you; On the contrary it is good for you: to every man among them (will come the punishment) of the sin that he earned, and to him who took on himself the lead among them, will be a penalty grievous.

Abul A'la Maududi

Surely those who invented this calumny dipnot 1 are a band from among you. dipnot 2 Do not deem this incident an evil for you; nay, it is good for you. dipnot 3 Every one of them has accumulated sin in proportion to his share in this guilt; dipnot 4 and he who has the greater part of it shall suffer a mighty chastisement.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is an allusion to the slander against Aishah. Allah has Himself described it as ifk (false accusation, calumny) which implies its total refutation. From here begins the mention of the incident which provided the occasion of this Surah’s revelation. We have reproduced the initial part of it in the introduction as related by Aishah herself; the rest of it is reproduced below. She says:
  2. metne dön, dipnot 2
    Rumours about this slander went on spreading in the city for about a month, which caused great distress and anguish to the Prophet (peace be upon him). I cried due to helplessness and my parents were sick with mental agony. At last one day the Prophet (peace be upon him) visited us and he sat near me, which he had not done since the slander had started. Feeling that something decisive was going to happen that day, Abu Bakr and Umm Ruman (Aishah’s mother) also sat near us. The Prophet (peace be upon him) started the conversation, saying: Aishah, I have heard this and this about you: if you are innocent, I expect that Allah will declare your innocence. But it you you have committed a sin, you should offer repentance and ask for Allah’s forgiveness; when a servant (of Allah) confesses his guilt and repents, Allah forgives him. Hearing these words, tears dried in my eyes. I looked up to my father expecting that he would reply to the Prophet (peace be upon him), but he said: Daughter, I do not know what I should say. Then I turned to my mother, but she also did not know what to say. At last I said: You have all heard something about me and believed it. Now if I say that I am innocent and Allah is my witness that I am innocent, you will not believe me; and if I confess something which I never did and Allah knows that I never did it, you will believe me. At that time I tried to call to memory the name of Prophet Jacob but could not recall it. Therefore in view of the predicament that I was placed in, I said: I cannot but repeat the words which the father of Prophet Joseph had spoken: fasabrun jamil: I will bear this patiently with good grace. (Surah Yousuf, Ayat 83). Saying this I lay down and turned to the other side. I was thinking that Allah was aware of my innocence, and He would certainly reveal the truth, but I could never imagine that divine revelation would come down in my defense, which the people will read and recite till the Last Day. What I thought probable was that the Prophet (peace be upon him) would see a dream in which Allah would indicate my innocence. But in the meantime suddenly, the state of receiving revelation appeared on the Prophet (peace be upon him), when pearl-like drops of perspiration used to gather on his face even in severe winter. We all held our breath and sat silent. As for me I was fearless, but my parents seemed to be struck with fear; they did not know what the divine revelation would be. When the revelation was over, the Prophet (peace be upon him) seemed to be very pleased. Over-joyed with happiness the first words he spoke were: Congratulations, Aishah, Allah has sent down proof of your innocence and then he recited these ten(verses 11-21). At this my mother said to me: Get up and thank the Prophet (peace be upon him). I said: I shall neither thank him nor you two, but thank Allah Who has sent down my absolution. You did not even so much as contradict the charge against me. (This is not the translation of any one tradition, but the substance of many traditions which are found in the books of Hadith in connection with the incident of the slander against Hadrat Aishah).
  3. metne dön, dipnot 3
    One subtle point to be understood here is that before mentioning the absolution of Aishah, a full section of verses has been devoted to the commandments pertaining to zina, qazf and lian by which Allah means to admonish that zina is not a slight matter which may be used as a means of entertaining the people in a gathering. It is very serious. If the accuser is right in his accusation he should produce witnesses, and get a most horrible punishment inflicted upon the adulterer and the adulteress. If the accuser is false, he deserves to be given 80 stripes, so that nobody may dare to bring a false charge against the other person. And if the accuser is a husband, he will have to exercise lian in a court of law to settle the matter. So, none who utters such an accusation will have peace. The Islamic society which has been brought about for the purpose of establishing goodness and piety in the world can neither tolerate zina as a means of entertainment nor endure loose talk about it as a diversion and amusement.
  4. metne dön, dipnot 4
    Only a few persons have been mentioned in traditions, who were spreading the rumours. They were: Abdullah bin Ubayy, Zaid bin Rifaah (who was probably the son of Rifaah bin Zaid, the Jewish hypocrite), Mistah bin Uthathah, Hassan bin Thabit, and Hamnah bint Jahsh. The first two of these were hypocrites, and the other three Muslims, who had been involved in the mischief due to misunderstanding and weakness. Names of the other people who were more or less involved in the mischief have not been mentioned in the books of Hadith and life of the Prophet (peace be upon him).

Aisha Bewley

There is a group of you who propagated the lie. Do not suppose it to be bad for you; rather it is good for you. Every one of them will incur the evil he has earned and the one who took it on himself to amplify it will receive a terrible punishment.

Al-Hilali & Khan

Verily those who brought forth the slander (against ‘Âishah رضي الله عنها the wife of the Prophet صلى الله عليه وسلم) are a group among you. Consider it not a bad thing for you. Nay, it is good for you. Unto every man among them will be paid that which he had earned of the sin, and as for him among them who had the greater share therein, his will be a great torment.

Ali Quli Qarai

Indeed those who initiated the calumny are a band from among yourselves. Do not suppose it is bad for you. Rather it is for your good. Each man among them bears [the onus for] his share in the sin, and as for him who assumed its major burden from among them there is a great punishment for him.

Amatul Rahman Omar

Verily, those (- hypocrites) who brought the false accusation (against âishah, the wife of the Prophet), are a section of your own people. Do not think this (- incident) to be bad for you, rather it is good for you. (As for the accusers,) everyone of them shall receive (his due punishment according to) that which he has accomplished in the form) of sin. As for him (- Abdullâh bin Ubayy bin Salûl) who among them took the principal part thereof (in fabricating and spreading malicious scandal against her) there awaits him a grievous punishment.

Arthur John Arberry

Those who came with the slander are a band of you; do not reckon it evil for you; rather it is good for you. Every man of them shall have the sin that he has earned charged to him; and whosoever of them took upon himself the greater part of it, him there awaits a mighty chastisement.

Bijan Moeinian

A gang among you came up with the slander (against your wife Aisha. ) Do not consider this slander as counter-productive. As a matter of fact, it has been a blessing in disguise for you (to know the hypocrites.) Those who took any part in this have their share of the sin and the one who has been the most adamant shall have a terrible punishment.

E. Henry Palmer

Verily, those who bring forward the lie, a band of you,- reckon it not as an evil for you, nay, it is good for you; every man of them shall have what he has earned of sin; and he of them who managed to aggravate it, for him is mighty woe.

Edip-Layth

Those who have brought forth the false accusation were a group from within you. Do not think it is bad for you, for it is good for you. Every person amongst them will have what he deserves of the sin. As for he who had the greatest portion of it, he will have a great retribution.

George Sale

As to the party among you who have published the falsehood concerning Ayesha, think it not to be an evil unto you: On the contrary, it is better for you. Every man of them shall be punished according to the injustice of which he hath been guilty; and he among them who hath undertaken to aggravate the same, shall suffer a grievous punishment.

Hamid S. Aziz

And were it not for the grace of Allah upon you and His mercy unto you, and that Allah is Relenting, Wise (he would have been ruined).

Mahmoud Ghali

Surely the ones who came with the falsehood are a band of you; do not reckon it evil for you; no indeed, it is charitable for you. Every person of them will have whatever vice he earned (charged) to him; and whoever of them took upon himself the greater part of it, he will have a tremendous torment.

Marmaduke Pickthall

Lo! they who spread the slander are a gang among you. Deem it not a bad thing for you; nay, it is good for you. Unto every man of them (will be paid) that which he hath earned of the sin; and as for him among them who had the greater share therein, his will be an awful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who spread lies were a clique among you. Do not think that it was bad for you: In fact it has been good for you. Each of them will pay for the sin he has committed, and he who had greater share (of guilt) will suffer grievous punishment.

Muhammad Asad

Verily, numerous among you are those who would falsely accuse others of unchastity: [but, O you who are thus wronged,] deem it not a bad thing for you: nay, it is good for you! [As for the slanderers,] unto every one of them [will be accounted] all that he has earned by [thus] sinning; and awesome suffering awaits any of them who takes it upon himself to enhance this [sin]!

Mustafa Khattab

Indeed, those who came up with that ˹outrageous˺ slander are a group of you. Do not think this is bad for you. Rather, it is good for you.[1] They will be punished, each according to their share of the sin. As for their mastermind,[2] he will suffer a tremendous punishment.

Progressive Muslims

Those who have brought forth the false accusation were a group from within you. Do not think it is bad for you, for it is good for you. Every person amongst them will have what he deserves of the sin. And as for he who had the greatest portion of it, he will have a great retribution.

Rashad Khalifa

A gang among you produced a big lie. Do not think that it was bad for you; instead, it was good for you. Meanwhile, each one of them has earned his share of the guilt. As for the one who initiated the whole incident, he has incurred a terrible retribution.,

Sahih International

Indeed, those who came with falsehood are a group among you. Do not think it bad for you; rather it is good for you. For every person among them is what [punishment] he has earned from the sin, and he who took upon himself the greater portion thereof - for him is a great punishment.

Sam Gerrans

They who came with the falsehood are a group among you. Think it not an evil for you: — nay, it is good for you. For every man among them is what he earned of the sin. And who took upon himself the greater part thereof among them, for him is a great punishment.

Shabbir Ahmed

Verily, there are numerous among you who would slander others. Deem not that this (Law of eighty lashes and calling Allah to Witness) is harsh for you. Nay, it is good for you since every slanderer will have to account for what he earns through this dragging violation of human dignity. In the Divine System an awesome punishment awaits anyone who magnifies the slander (trying to make it believable).

Syed Vickar Ahamed

Verily, those who brought out the slander (lie) are a group from yourselves: Do not think (of the incident) to be an evil for you; No! It is good for you: For every man from them (is the punishment) of the sin that he has earned, and for him who took on himself the lead from them, the penalty (for him) will be great.

Taqi Usmani

Those who have come up with the false imputation are a gang among you. Do not think it is bad for you; rather, it is good for you. Every one of them is liable for what he earned of the sin. And the one who played the major role in it, for him there is a mighty punishment.

The Monotheist Group

Those who have brought forth the false accusation were a group from among you. Do not think it is bad for you, for it is good for you. Every person among them will have what he deserves of the sin. And as for he who had the greatest portion of it, he will have a great retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩