Diyanet İşleri
Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!
Nûr suresi
Nûr suresi, 16. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبْحَٰنَكَ هَٰذَا بُهْتَٰنٌ عَظِيمٌ
velevlâ iẕ semi`tümûhü ḳultüm mâ yekûnü lenâ en netekelleme bihâẕâ. sübḥâneke hâẕâ bühtânün `ażîm.
Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İfk hadisesi Nûr 11–26 3
Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.
Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!
Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!
Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.
Allah, size ayetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
16. Ey mü’minler, bu iftirada bulunan kimselerin söyledikleri “o (iftirayı) işittiğinizde” onu reddederek ve böyle bir sözün büyük bir iddia olduğunu ifade ederek “Bizim bunu söylememiz olacak şey değil!” Biz böyle bir söz söyleyemeyiz, apaçık iftira olduğu belli olan bu sözü söylemek bize yakışmaz, çünkü mü’minin imanı onun çirkin işler yapmasına engeldir. “(Rabbim) seni tenzih ederiz. Bu, büyük bir iftiradır.” Pek büyük bir yalandır “demeli değil miydiniz?”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu iftirayı işittiğinizde: "Ey Rabbimiz! Seni tenzih ederiz." diyerek, "Bu çirkin iş hakkında konuşmak doğru olmaz." demeniz gerekmez miydi? Müminlerin annesi hakkında ortaya attıkları bu şey, gerçekten büyük bir iftira ve büyük bir yalandır.
Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…
Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e…
Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…
Aynı kök: بهت (8 geçiş)
Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim…
Aynı kök: بهت (8 geçiş)
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira…
Aynı kök: بهت (8 geçiş)
Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onu (iftirayı) duyduğunuzda "Bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. (Allah'a yönelerek) Sen yücesin. Bu, çok büyük bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi!
İşte bu yüzden, onu işitir işitmez: "Bu konuda konuşmak bize düşmez! (Allah'ım, böyle bir iftiradan) Senin yüce zatına sığınırız! Bu dehşet bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?
Ve (bir kez daha): Böyle bir (söylentiyi) işittiğiniz zaman "Bu konuda konuşmak bize düşmez; kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Sensin; şüphesiz bu çok kötü bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?
Onu (o yalanı) işittiğinizde: "Bunu konuşmak bizim işimiz değildir! Subhaneke (Seni tenzih ederiz)! Bu, aziym bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?
Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
Onu duyduğunuzda: «Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır» demeli değil miydiniz?
Onu duyduğunuzda, "Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. İşte bu, büyük bir karalamadır!" demeniz gerekmez miydi?
Bu iftirayı duyduğunuzda, "Bunu dilimize dolamak bize yakışmaz; bu, büyük bir iftiradır" demeliydiniz.
Onu işittiğinizde, "Bunu konuşmamız doğru değil. Sen Yücesin. Bu büyük bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?
Onu işittiğinizde, 'Bunu konuşmamız doğru değil. Sen Yücesin. Bu büyük bir iftiradır,' demeniz gerekmez miydi?
Onu duyduğunuz da: "Bunu söylemek bize yakışmaz, haşa bu büyük bir iftiradır." deseydiniz ya!
Onu işittiğiniz vakıt: bunu söylemek bize gerekmez, haşa bu bir büyük bühtandır deseniz ya
Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?
Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?
Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?
Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Tanrım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
Onu duyduğunuz zaman: "Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haaşa. Bu, büyük bir iftiradır" demeniz (lazım) değil miydi?
Onu duyduğunuz zaman: Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haşa bu, büyük bir iftiradır, demeniz gerekmez miydi?
(11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)
Bu iftirayı işittiğiniz vakit; “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz. Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?
Onu işittiğiniz zaman, "Bunu konuşmamız bize yakışmaz, haşa, bu, büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?
Onu duyduğunuzda şöyle de demeniz gerekmez miydi? "Bu konuda konuşmaya hakkımız yok. Fesubhanallah! Bu büyük bir ithamdır dipnot 1 !"
Onu duyduğunuzda şöyle deseydiniz olmaz mıydı: "Bu konuda konuşmaya hakkımız yoktur. Biz sana içten boyun eğeriz ey Sahip, bu büyük bir iftiradır!"
Onu duyduğunuz zaman “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Seni Tesbih ederiz. Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?
Onu duyduğunuz zaman "Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Haşa, bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?
Onu duyduğunuzda, "Bu konuda söz söylememiz bize yakışmaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
If only when you Muslims heard the news you exclaimed: "Allah forbid, we must not give this subject a speaking tongue. Glory be to You O Allah and extolled are Your glorious attributes; this is indeed falsehood personified".
When you heard the lie, why did you not say, ‘We should not repeat this- God forbid!- It is a monstrous slander’?
And why did ye not, when ye heard it, say? - "It is not right of us to speak of this: Glory to Allah! this is a most serious slander!"
And why, no sooner than you had heard it, did you not say: "It becomes us not even to utter such a thing? Holy are You (O Allah)! This is a mighty calumny."
Why, when you heard it, did you not say, ‘We have no business speaking about this. Glory be to You! This is a terrible slander!’?
And why did you not, when you heard it, say: "It is not right for us to speak of this. Glory be to You (O Allâh)! This is a great lie."
And why did you not, when you heard it, say, ‘It is not for us to say such a thing. [O Allah!] You are immaculate! This is a monstrous calumny!’
And why did you not say as soon as you heard of it, `It does not behove us to talk like this. Holy are You (O Gracious God). This is a monstrous calumny,'
And why, when you heard it, did you not say, 'It is not for us to speak about this; glory be to Thee! This is a mighty calumny'?
When you heard the rumor, you should have said: "We are not going to spread it. We take refuge in God, this is indeed a great slander."
And why did ye not say when ye heard it, 'It is not for us to speak of this? Celebrated be His praises, this is a mighty calumny!'
When you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory to You, this is a great lie."
When ye heard it, did ye say, it belongeth not unto us, that we should talk of this matter: God forbid! This is a grievous calumny.
Behold, you received it with your tongues, and spoke with your mouths what you had no knowledge of, and deemed it a light thing, while it was most grave in the sight of Allah.
And if you had (but) said, as you heard it, "In no way is it for us to talk about this. All Extolment be to You! This is a tremendous calumny."
Wherefor, when ye heard it, said ye not: It is not for us to speak of this. Glory be to Thee (O Allah)! This is awful calumny.
Why did you not say when you heard it: "It is not for us to speak of it? God preserve us, it is a great calumny!"
And [once again]: Why do you not say, whenever you hear such [a rumour], "It does not behove us to speak of this, O Thou who art limitless in Thy glory: this is an awesome calumny"?
If only you had said upon hearing it, "How can we speak about such a thing! Glory be to You ˹O Lord˺! This is a heinous slander!"
And when you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory to You, this is a great lie."
When you heard it, you should have said, "We will not repeat this. Glory be to You. This is a gross falsehood."
And why, when you heard it, did you not say, "It is not for us to speak of this. Exalted are You, [O Allah ]; this is a great slander"?
Oh, that when you heard it you had but said: “It is not for us to speak of this. Glory be to Thee! This is a monstrous slander!”
(And once again), why do you not say, whenever you hear such a rumor, "It is not befitting for us to talk about it. Glory to You (Our Lord), this is a monstrous calumny."
And why did you not, when you heard it, say— "It is not right of us to speak of this: Glory to Allah! This is a most serious lie (against any person)!"
And why, when you heard of it, did you not say, "It is not for us to speak about this. Pure are You (O Allah). This is a terrible calumny."
And when you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory be to You, this is a great lie."