Nûr suresi

Nûr suresi, 16. ayet

Nûr suresi, 16. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبْحَٰنَكَ هَٰذَا بُهْتَٰنٌ عَظِيمٌ

velevlâ iẕ semi`tümûhü ḳultüm mâ yekûnü lenâ en netekelleme bihâẕâ. sübḥâneke hâẕâ bühtânün `ażîm.

Diyanet İşleri

Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 13–19 · surenin 16. ayeti / 64
  1. Nûr 13

    Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.

  2. Nûr 14

    Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!

  3. Nûr 15

    Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

  4. 16

    Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!

  5. Nûr 17

    Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.

  6. Nûr 18

    Allah, size ayetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  7. Nûr 19

    İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. Ey mü’minler, bu iftirada bulunan kimselerin söyledikleri “o (iftirayı) işittiğinizde” onu reddederek ve böyle bir sözün büyük bir iddia olduğunu ifade ederek “Bizim bunu söylememiz olacak şey değil!” Biz böyle bir söz söyleyemeyiz, apaçık iftira olduğu belli olan bu sözü söylemek bize yakışmaz, çünkü mü’minin imanı onun çirkin işler yapmasına engeldir. “(Rabbim) seni tenzih ederiz. Bu, büyük bir iftiradır.” Pek büyük bir yalandır “demeli değil miydiniz?”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu iftirayı işittiğinizde: "Ey Rabbimiz! Seni tenzih ederiz." diyerek, "Bu çirkin iş hakkında konuşmak doğru olmaz." demeniz gerekmez miydi? Müminlerin annesi hakkında ortaya attıkları bu şey, gerçekten büyük bir iftira ve büyük bir yalandır.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْلَآ velevla gerekmez miydi?
  2. إِذْ iz zaman
  3. سَمِعْتُمُوهُ semia'tumuhu onu işittiğiniz kök: سمع
  4. قُلْتُم kultum demeniz kök: قول
  5. مَّا ma
  6. يَكُونُ yekunu yakışmaz kök: كون
  7. لَنَآ lena bize
  8. أَن en
  9. نَّتَكَلَّمَ netekelleme konuşmamız kök: كلم
  10. بِهَـٰذَا bihaza bunu
  11. سُبْحَـٰنَكَ subhaneke Seni tenzih ederiz kök: سبح
  12. هَـٰذَا haza bu
  13. بُهْتَـٰنٌ buhtanun bir iftiradır kök: بهت
  14. عَظِيمٌۭ azimun büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…

  • Aynı kök: بهت (8 geçiş)

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim…

  • Aynı kök: بهت (8 geçiş)

    Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira…

  • Aynı kök: بهت (8 geçiş)

    Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onu (iftirayı) duyduğunuzda "Bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. (Allah'a yönelerek) Sen yücesin. Bu, çok büyük bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi!

Mustafa İslamoğlu

İşte bu yüzden, onu işitir işitmez: "Bu konuda konuşmak bize düşmez! (Allah'ım, böyle bir iftiradan) Senin yüce zatına sığınırız! Bu dehşet bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

Muhammed Esed

Ve (bir kez daha): Böyle bir (söylentiyi) işittiğiniz zaman "Bu konuda konuşmak bize düşmez; kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Sensin; şüphesiz bu çok kötü bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

Ahmed Hulusi

Onu (o yalanı) işittiğinizde: "Bunu konuşmak bizim işimiz değildir! Subhaneke (Seni tenzih ederiz)! Bu, aziym bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

Ali Bulaç

Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

Ali Özek ve heyeti

Onu duyduğunuzda: «Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır» demeli değil miydiniz?

Ali Rıza Safa

Onu duyduğunuzda, "Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. İşte bu, büyük bir karalamadır!" demeniz gerekmez miydi?

Bayraktar Bayraklı

Bu iftirayı duyduğunuzda, "Bunu dilimize dolamak bize yakışmaz; bu, büyük bir iftiradır" demeliydiniz.

Edip Yüksel

Onu işittiğinizde, "Bunu konuşmamız doğru değil. Sen Yücesin. Bu büyük bir iftiradır!" demeniz gerekmez miydi?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu işittiğinizde, 'Bunu konuşmamız doğru değil. Sen Yücesin. Bu büyük bir iftiradır,' demeniz gerekmez miydi?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onu duyduğunuz da: "Bunu söylemek bize yakışmaz, haşa bu büyük bir iftiradır." deseydiniz ya!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu işittiğiniz vakıt: bunu söylemek bize gerekmez, haşa bu bir büyük bühtandır deseniz ya

Erhan Aktaş

Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Gültekin Onan

Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Tanrım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

Hasan Basri Çantay

Onu duyduğunuz zaman: "Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haaşa. Bu, büyük bir iftiradır" demeniz (lazım) değil miydi?

İbni Kesir

Onu duyduğunuz zaman: Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haşa bu, büyük bir iftiradır, demeniz gerekmez miydi?

Mehmet Alagaş

(11-20) O uydurma haberi / lekelemeyi / karalamayı (Hz. Aişe hakkında) getiren sizden bir çetedir, onu sizin için fenalık olarak / şer olarak değerlendirmeyin / hesap etmeyin, bilakis o sizin için iyidir / hayırdır, onlardan / çete üyelerinden her birine günahtan kazandığı vardır , içlerinden günahın büyüğünü üstlenip başı çekene ise büyük bir azap vardır. (Abdullah b. Ubeyy) Şayet mümin erkek ve mümin kadınlar onu işittiklerinde kendi kendilerine hayır olarak düşünmeleri gerekmez miydi? Ve de bu açık ve net bir uydurma haberdir / ifktir deselerdi. Onun aleyhine dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Eğer dört şahit getiremedi ler ise işte bunlar Allah’ın yanında yalancıdırlar. Şaye t Allah’ın üzerinizde ki maddi manevi zenginliği / fazlı, dünyada ki ve ahirette ki rahmeti olmasa idi sebep olduğunuz / katkıda bulunduğunuz bu konuda size büyük bir azap dokunurdu , dillerinizle onu bir vakit aktardınız, hakkında ilminizin olmadığı şey hakkında ağızlarınızla söylediniz, onu önemsiz bir şey olarak değerlendiriyordunuz / hesap ediyordunuz, O Allah yanında büyük bir şeydir. (Çok önemlidir) Şayet onu işittiğinizde bunu konuşmak bize yakışmaz / bize uygun olmaz , seni / Ey Allah’ım üstte tutarız ki bu büyük bir iftiradır, deseydiniz, Allah, böyle bir şeyi ebediyyen tekrar etmemeniz için size öğüt veriyor / vaazda bulunuyor. Allah bilendir ve hüküm verendir / son kararları verendir. İğrençliklerin / fuhşiyâtın iman edenler içinde yayılmasını / şayia edilmesini sevenler , onlara dünyada ve ahirette acıtıcı bir azap vardır, Allah bilir ve siz bilmezsiniz. Şayet Allah’ın sizin üzerinizdeki maddi manevi zenginliği / fazlı ve esirgemesi olmasaydı ve şayet Allah gerçekten şefkatli ve esirgeyen olmasaydı. (Ne hallere düşerdiniz haliniz nasıl olurdu)

Rowwad Tercüme Merkezi

Bu iftirayı işittiğiniz vakit; “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz. Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?

Süleyman Ateş

Onu işittiğiniz zaman, "Bunu konuşmamız bize yakışmaz, haşa, bu, büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Süleymaniye Vakfı

Onu duyduğunuzda şöyle de demeniz gerekmez miydi? "Bu konuda konuşmaya hakkımız yok. Fesubhanallah! Bu büyük bir ithamdır dipnot 1 !"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onu duyduğunuzda şöyle deseydiniz olmaz mıydı: "Bu konuda konuşmaya hakkımız yoktur. Biz sana içten boyun eğeriz ey Sahip, bu büyük bir iftiradır!"

Şaban Britch

Onu duyduğunuz zaman “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Seni Tesbih ederiz. Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?

Şaban Piriş

Onu duyduğunuz zaman "Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Haşa, bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Yaşar Nuri Öztürk

Onu duyduğunuzda, "Bu konuda söz söylememiz bize yakışmaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If only when you Muslims heard the news you exclaimed: "Allah forbid, we must not give this subject a speaking tongue. Glory be to You O Allah and extolled are Your glorious attributes; this is indeed falsehood personified".

Abdul Haleem

When you heard the lie, why did you not say, ‘We should not repeat this- God forbid!- It is a monstrous slander’?

Abdullah Yusuf Ali

And why did ye not, when ye heard it, say? - "It is not right of us to speak of this: Glory to Allah! this is a most serious slander!"

Abul A'la Maududi

And why, no sooner than you had heard it, did you not say: "It becomes us not even to utter such a thing? Holy are You (O Allah)! This is a mighty calumny."

Aisha Bewley

Why, when you heard it, did you not say, ‘We have no business speaking about this. Glory be to You! This is a terrible slander!’?

Al-Hilali & Khan

And why did you not, when you heard it, say: "It is not right for us to speak of this. Glory be to You (O Allâh)! This is a great lie."

Ali Quli Qarai

And why did you not, when you heard it, say, ‘It is not for us to say such a thing. [O Allah!] You are immaculate! This is a monstrous calumny!’

Amatul Rahman Omar

And why did you not say as soon as you heard of it, `It does not behove us to talk like this. Holy are You (O Gracious God). This is a monstrous calumny,'

Arthur John Arberry

And why, when you heard it, did you not say, 'It is not for us to speak about this; glory be to Thee! This is a mighty calumny'?

Bijan Moeinian

When you heard the rumor, you should have said: "We are not going to spread it. We take refuge in God, this is indeed a great slander."

E. Henry Palmer

And why did ye not say when ye heard it, 'It is not for us to speak of this? Celebrated be His praises, this is a mighty calumny!'

Edip-Layth

When you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory to You, this is a great lie."

George Sale

When ye heard it, did ye say, it belongeth not unto us, that we should talk of this matter: God forbid! This is a grievous calumny.

Hamid S. Aziz

Behold, you received it with your tongues, and spoke with your mouths what you had no knowledge of, and deemed it a light thing, while it was most grave in the sight of Allah.

Mahmoud Ghali

And if you had (but) said, as you heard it, "In no way is it for us to talk about this. All Extolment be to You! This is a tremendous calumny."

Marmaduke Pickthall

Wherefor, when ye heard it, said ye not: It is not for us to speak of this. Glory be to Thee (O Allah)! This is awful calumny.

Mohamed Ahmed - Samira

Why did you not say when you heard it: "It is not for us to speak of it? God preserve us, it is a great calumny!"

Muhammad Asad

And [once again]: Why do you not say, whenever you hear such [a rumour], "It does not behove us to speak of this, O Thou who art limitless in Thy glory: this is an awesome calumny"?

Mustafa Khattab

If only you had said upon hearing it, "How can we speak about such a thing! Glory be to You ˹O Lord˺! This is a heinous slander!"

Progressive Muslims

And when you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory to You, this is a great lie."

Rashad Khalifa

When you heard it, you should have said, "We will not repeat this. Glory be to You. This is a gross falsehood."

Sahih International

And why, when you heard it, did you not say, "It is not for us to speak of this. Exalted are You, [O Allah ]; this is a great slander"?

Sam Gerrans

Oh, that when you heard it you had but said: “It is not for us to speak of this. Glory be to Thee! This is a monstrous slander!”

Shabbir Ahmed

(And once again), why do you not say, whenever you hear such a rumor, "It is not befitting for us to talk about it. Glory to You (Our Lord), this is a monstrous calumny."

Syed Vickar Ahamed

And why did you not, when you heard it, say— "It is not right of us to speak of this: Glory to Allah! This is a most serious lie (against any person)!"

Taqi Usmani

And why, when you heard of it, did you not say, "It is not for us to speak about this. Pure are You (O Allah). This is a terrible calumny."

The Monotheist Group

And when you heard it you should have said: "It was not right for us to speak of this. Glory be to You, this is a great lie."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩