Meâric suresi · 19–35. ayetler

İnsanın hırsı ve namaz kılanların vasıfları

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Meâric suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 19. ayet. إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki insan çok hırslı yaratılmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kuşku yok ki insan pek tatminsiz yaratılmıştır.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, insan tatminsiz bir tabiata sahiptir.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki insanın yaratılışında hırs ve doyumsuzluk mevcuttur!

    Ali Bulaç

    Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı.

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, insan, aç gözlü yaratılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkan dokunduğunda pinti kesilir.

    Edip Yüksel

    Doğrusu insan endişeli bir karaktere sahiptir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu insan endişeli bir karaktere sahiptir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten insan hırslı ve huysuz yaratılmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hakikat o insan helu' yaradılmıştır

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsan açgözlü, bencil yaratıldı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musallin olanlar hariç. (Bak: Bu surenin 22. ayeti)

    Gültekin Onan

    Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat insan, hırsına düşkün (ve sabrı kıt) yaratılmışdır.

    İbni Kesir

    Gerçekten insan; hırsına düşkün yaratılmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsan, çok hırslı olarak yaratılmıştır.

    Süleyman Ateş

    Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsan doyumsuz yapıda yaratılmıştır.

    Şaban Britch

    İnsan aç gözlü ve tez canlı olarak yaratılmıştır.

    Şaban Piriş

    İnsan aç gözlü yaratılmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşin gereği şu ki insan; aceleci, hırslı, sabırsız, tahammülsüz yaratılmıştır.

  2. Meâric suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 20. ayet. إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا

    Diyanet İşleri

    Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

    Mustafa İslamoğlu

    Başına bir kötülük geldiği zaman vaveylayı basar;

    Muhammed Esed

    (Kural olarak,) başına bir kötülük geldiği zaman sızlanmaya başlar,

    Ahmed Hulusi

    Ona hoşlanmadığı şeyle karşılaştığında feryat edip bağırandır (tahammülsüz)!

    Ali Bulaç

    Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.

    Ali Rıza Safa

    Kendisine bir kötülük geldiğinde, haykırışlara başlar.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkan dokunduğunda pinti kesilir.

    Edip Yüksel

    Kendisine kötülük dokunduğu zaman ümidini keser.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisine kötülük dokunduğu zaman ümidini keser.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fenalık dokununca mızıkçı,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şer dokundumu mızıkcı

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Başına kötü bir şey geldiğinde sızlanmaya başlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabretmesini bilmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Başına kötü bir şey geldiğinde hemen sızlanmaya başlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabretmesini bilmez.

    Gültekin Onan

    Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar.

    Hasan Basri Çantay

    Kendisine şer dokundu mu feryadı basandır,

    İbni Kesir

    Başına bir fenalık gelince, feryadı basandır.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.

    Süleyman Ateş

    Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Başına bir sıkıntı gelse sızlanır.

    Şaban Britch

    Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.

    Şaban Piriş

    Başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendisine kötülük/hoşnutsuzluk dokununca basar bağırır.

  3. Meâric suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 21. ayet. وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا

    Diyanet İşleri

    Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.

    Mehmet Okuyan

    Bir hayra (zenginliğe) ulaşınca da çok cimri kesilir.

    Mustafa İslamoğlu

    ama bir iyiliğe nail olduğu zaman da onu herkesten kıskanır.

    Muhammed Esed

    bir iyilik ile karşılaşınca da onu bencilce (sahiplenip başka insanlardan) uzak tutar.

    Ahmed Hulusi

    Ona hayır ulaştığında ise pinti, bencildir!

    Ali Bulaç

    Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur (veya cimrilik eder).

    Ali Özek ve heyeti

    Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kendisine bir iyilik geldiğinde, engelleyici olur.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkan dokunduğunda pinti kesilir.

    Edip Yüksel

    Kendisine iyilik dokunduğu zaman ise cimridir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisine iyilik dokunduğu zaman ise cimridir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    hayır dokununca kıskançtır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır dokundumu kıskanç

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mal-mülk sahibi olunca da ondan kimseyi yararlandırmaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mal-mülk sahibi olunca da ondan kimseyi yararlandırmaz.

    Gültekin Onan

    Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur (veya cimrilik eder).

    Hasan Basri Çantay

    ona hayır dokununca da çok cimri dir.

    İbni Kesir

    Kendisine bir hayır dokununca da çok cimridir.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona bir iyilik dokununca da cimrilik eder.

    Süleyman Ateş

    Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir nimete konsa kimseye zırnık koklatmaz.

    Şaban Britch

    Bir iyilik dokununca da çok cimridir.

    Şaban Piriş

    Bir iyilik dokununca da çok cimridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan başkalarının yararlanmasına engel olur.

  4. Meâric suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 22. ayet. إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ

    Diyanet İşleri

    Ancak, namaz kılanlar başka.

    Mehmet Okuyan

    Ancak salât (ibadet) edenler hariç!

    Mustafa İslamoğlu

    Namazla dik duranlar müstesna:

    Muhammed Esed

    Ancak namazda bilinçli olarak Allah'a yönelenler böyle değildir,

    Ahmed Hulusi

    Sadece musallin (bilfiil salat yaşayanlar) müstesna!

    Ali Bulaç

    Ancak namaz kılanlar hariç;

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar,

    Ali Rıza Safa

    Destek olanlar başkadır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ancak şunlar, böyle değildir: Namaz kılanlar, -ki onlar namazlarında devamlıdırlar-.

    Edip Yüksel

    Ancak salat kılanlar hariç:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak namaz kılanlar hariç:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sadece namaz kılanlar bunun dışındadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Müstesna ancak o musalliler

    Erhan Aktaş

    Ancak "musallin dipnot 1 " olanlar hariç.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musallin olanların kim oldukları devam eden ayetlerde bildirilmektedir. Çoğunlukla çevirilerde; "musallin" kelimesine, "namaz kılanlar" olarak anlam verilmekte ve bu ayetin çevirisi "Namaz kılanlar hariç" şeklinde yapılmaktadır. Oysaki bu ayetteki musallin kelimesi; şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak; yardımlaşmayı, dayanışmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak, Allah'ın davasını yüceltmek için bütün gücünü seferber etmek anlamındadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak "musallin" dipnot 1 olanlar hariç.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musallin olanların kim oldukları devam eden ayetlerde ifade edilmektedir. Çoğunlukla çevirilerde; "musallin" sözcüğüne, "namaz kılanlar" olarak anlam verilmekte ve bu ayetin çevirisi "Namaz kılanlar hariç" şeklinde yapılmaktadır. Oysaki bu ayetteki musallin sözcüğü; şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak; yardımlaşmayı, dayanışmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak, Allah'ın davasını yüceltmek için bütün gücünü seferber etmek anlamındadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak "musallin" dipnot 1 olanlar hariç.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çoğunlukla çevirilerde; "musalline" sözcüğüne, "namaz kılanlar" olarak anlam verilmekte ve bu ayetin çevirisi "Namaz kılanlar hariç" şeklinde yapılmaktadır. Oysaki salat sözcüğü kök anlamı ve yer aldığı ayetlerdeki bağlamı itibariyle, yalnızca namaz kılmak anlamına gelmemekte; Allah'ın davasını yüceltmek için bütün gücünü seferber etmek, şirk koşmaksızın kulluk ve ibadet yapmak, destek olmak, din ve dindarlık, yaradılış amacına uygun hareket etmek, dua, ibadet vb. anlamları da bulunmaktadır. Bu ayette de "musallin/salat eden" sözcüğü; "ibadete layık yegane ilah olarak yalnızca Allah'a inanan; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle yapan" anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ayetin doğru çevirisi şu şekilde olmalıdır: Allah'a şirk koşmaksızın iman edip, kulluk yapanlar, Allah'ın dinine destek olanlar hariç.

    Gültekin Onan

    Ancak namaz kılanlar hariç;

    Hasan Basri Çantay

    (22-23) (Fakat şunlar) öyle değil: Namaz kılanlar ki onlar namazlarına devam edenlerdir.

    İbni Kesir

    Ancak namaz kılanlar müstesna.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak namaz kılanlar müstesna.

    Süleyman Ateş

    Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Fakat görevlerini aksatmayanlar dipnot 1 öyle değildir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin metninde geçen "el-musallin (الْمُصَلِّينَ)"nin türediği "salat (صلَاة)" kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır (Lisan'ul-Arab). Bunu yapan kişilere el-musallin denir. Burada, Allah'ın verdiği görevleri sürekli yapan kişiler anlatılmaktadır. Namaza salat denmesi, hiçbir şart altında terk edilemeyen ve her gün, belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken tek ibadet olmasından dolayıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namaz kılanların bir kısmı dipnot 1 farklıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaz kılan herkes burada istendiği gibi davranmadığından الْمُصَلِّينَ=el-musallin kelimesinin başındaki el ال takısı ahd içindir. Namaz kılanlardan, burada anlatılan özellikleri taşıyanlar kastedilmektedir.

    Şaban Britch

    Namaz kılanlar böyle değildir.

    Şaban Piriş

    Namaz kılanlar böyle değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Namaz kılıp dua edenler müstesna.

  5. Meâric suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 23. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar salâtlarında (ibadetlerinde) devamlı olanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki namazlarında titiz ve devamlıdırlar.

    Muhammed Esed

    (ve) namazlarında devamlı ve kararlı olanlar;

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki sürekli salattadırlar (sürekli Allah'a yönelişlerini muhafaza ederler)!

    Ali Bulaç

    Ki onlar, namazlarında süreklidirler.

    Ali Özek ve heyeti

    ki onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal göstermezler);

    Ali Rıza Safa

    Onlar, namazlarında süreklidir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ancak şunlar, böyle değildir: Namaz kılanlar, -ki onlar namazlarında devamlıdırlar-.

    Edip Yüksel

    Onlar ki salatlarını kaçırmazlar;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki namazlarını kaçırmazlar;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, namazlarına devam ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki namazlarına müdavimdirler

    Erhan Aktaş

    Onlar, salatlarında dipnot 1 devamlıdırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salat, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelme demektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almaktır. Salatın diğer anlamları şunlardır: Ritüel salat (Namaz), dua etmek, din, havra. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak. Namaz, Farsça bir kelimedir ve bu kelime Kur'an'da geçmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, salatlarında dipnot 1 devamlıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı, Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, salatlarında dipnot 1 devamlıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın davasını yüceltmek için bütün güçlerini kullanmada, şirk koşmaksızın kulluk ve ibadet yapmada, destek olmada.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, namazlarında süreklidirler.

    Hasan Basri Çantay

    (22-23) (Fakat şunlar) öyle değil: Namaz kılanlar ki onlar namazlarına devam edenlerdir.

    İbni Kesir

    Onlar ki; namazlarında daimdirler.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar ki, namazlarını devamlı kılarlar.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar).

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, namazlarını devamlı kılanlardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette kadın erkek ayrımı olmadığı için bu ayet, adetli ve lohusa kadınların da namaz kılmaları gerektiğinin delillerindendir. Aksi takdirde onlar, devamlı namaz kılanlardan olmazlar (Bakara 2/222, Mearic 70/34).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, namazını sürekli kılanlar,

    Şaban Britch

    Onlar, namazlarında daimidirler.

    Şaban Piriş

    Onlar, namazlarında/salatlarında daimidirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, namazlarında süreklidirler.

  6. Meâric suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 24. ayet. وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ

    Diyanet İşleri

    (24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    (24, 25) Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle infakın, sadakaların ve elbetteki zekâtın "kâr"dan değil, "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; İsrâ 17:26; Rûm 30:38; Zâriyât 51:19.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki, malları üzerinde belirli (kimselerin) hakkı olduğunu (bilirler):

    Muhammed Esed

    ve şunlar: malları üzerinde (başkasının) hak sahibi olduğunu kabul edenler,

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, onların mallarında bilinen bir hak vardır;

    Ali Bulaç

    Ve onların mallarında belirli bir hak vardır:

    Ali Özek ve heyeti

    mallarında, kalmışa belli bir hak tanıyanlar;

    Ali Rıza Safa

    Ve mallarından belirli bir pay ayırmışlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.

    Edip Yüksel

    Paralarında bilinen bir pay (zekat) ayrılmıştır,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Paralarında bilinen bir pay (zekat) ayrılmıştır,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, mallarında belli bir hak vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki mallarında vardır bir hakkı ma'lum

    Erhan Aktaş

    Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır; dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mallarında, ihtiyaç sahiplerinin de payları bulunduğunun bilincinde olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır; dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mallarında, ihtiyaç sahiplerinin de payları bulunduğunun bilincinde olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, mallarında belirli bir pay ayıranlardır; dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mallarında, ihtiyaç sahiplerinin de payları bulunduğunun bilincinde olanlardır.

    Gültekin Onan

    Ve onların mallarında belirli bir hak vardır.

    Hasan Basri Çantay

    (24-25) Mallarında sail ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,

    İbni Kesir

    Ve onlar ki; mallarında belirli bir hak vardır;

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların mallarında belli bir hak vardır.

    Süleyman Ateş

    Onların mallarında belli bir hisse vardır:

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar kendi mallarında belli bir hak bulunduğunu kabul edenlerdir;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    mallarında belli bir hakkın varlığını bilenlerdir.

    Şaban Britch

    Onların mallarında belli bir hak vardır.

    Şaban Piriş

    Onların mallarında belli bir hak vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunların mallarında belirli bir hak vardır:

  7. Meâric suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 25. ayet. لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

    Diyanet İşleri

    (24-25) Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    (24, 25) Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle infakın, sadakaların ve elbetteki zekâtın "kâr"dan değil, "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; İsrâ 17:26; Rûm 30:38; Zâriyât 51:19.

    Mustafa İslamoğlu

    Hassaten yardım isteyenlerin ve (isteyemediği için) mahrum kalanların...

    Muhammed Esed

    (yardım) isteyenlerin ve (hayatın güzel şeylerinden) yoksun bulunanların;

    Ahmed Hulusi

    Yardım talep eden ve mahrum için.

    Ali Bulaç

    Yoksul ve yoksun olan(lar) için.

    Ali Özek ve heyeti

    isteyene ve (isteyemediği için) mahrum,

    Ali Rıza Safa

    İsteyenler ve yoksun olanlar için.

    Bayraktar Bayraklı

    - Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.

    Edip Yüksel

    İsteyen yoksula ve yoksuna...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İsteyen yoksula ve yoksuna...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem sail için hem mahrum

    Erhan Aktaş

    İsteyenler ve yoksun olanlar için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İsteyenler ve yoksun olanlar için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İsteyenler ve yoksun olanlar için.

    Gültekin Onan

    Yoksul ve yoksun olan(lar) için.

    Hasan Basri Çantay

    (24-25) Mallarında sail ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar,

    İbni Kesir

    Dilenen ve yoksula.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.

    Süleyman Ateş

    Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu, ihtiyacını söyleyene de söyleyemeyene de ayırır.

    Şaban Britch

    İsteyene ve (istemekten utanıp) mahrum kalana.

    Şaban Piriş

    İsteyene ve mahrum olana..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksul ve yoksun için.

  8. Meâric suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 26. ayet. وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

    Diyanet İşleri

    Onlar, ceza gününü tasdik eden kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar hesap gününe inananlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onlar ki Hesap Günü'nü gönülden tasdik ederler;

    Muhammed Esed

    ve Hesap Günü'nü(n geleceğini) tasdik edenler;

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, din (ceza - yapılanların sonucunun yaşanacağı) süreçlerini tasdik ederler!

    Ali Bulaç

    Onlar, din gününü tasdik etmektedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    ceza (ve hesap) gününün doğruluğuna inananlar;

    Ali Rıza Safa

    Ve Yargı Günü'nü doğrularlar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.

    Edip Yüksel

    Onlar Din Gününü doğrularlar;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar Din Gününü doğrularlar;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, ceza gününü tasdik ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki din gününü (ceza gününü) tasdik ederler

    Gültekin Onan

    Onlar, din gününü tasdik etmektedirler.

    Hasan Basri Çantay

    ceza (ve hisab) gününün doğruluğuna inananlar.

    İbni Kesir

    Onlar ki; din gününü doğrularlar.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar hesap gününü tasdik ederler.

    Süleyman Ateş

    Ceza gününü tasdik ederler,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar hesap gününü içtenlikle kabul edenlerdir.

    Şaban Britch

    Onlar hesap gününü tasdik ederler.

    Şaban Piriş

    Onlar hesap gününü tasdik ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, din gününü içtenlikle doğrularlar.

  9. Meâric suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 27. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar Rablerinin azabından korkanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onlar ki Rablerinin azabından dolayı derin bir ürperti içerisindedirler:

    Muhammed Esed

    ve Rablerinin azabına karşı korku ve saygı içinde bulunanlar,

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, Rablerinin azabından endişe duyanlardır.

    Ali Bulaç

    Rablerinin azabına karşı (daimi) bir korku duymaktadırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Rablerinin azabından korkanlar,

    Ali Rıza Safa

    Zaten Efendilerinin cezasından korkarlar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.

    Edip Yüksel

    Rab'lerinin azabından çekinirler;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rab'lerinin azabından çekinirler;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, Rablerinin azabından korkarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki Rablarının azabından korkarlar

    Erhan Aktaş

    Onlar, Rabb'lerinin azabından çekinirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Rabb'lerinin azabından çekinirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Rabb'lerinin azabından çekinirler.

    Gültekin Onan

    Rablerinin azabına karşı (daimi) bir korku duymaktadırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Bir de (şunlar): Rablerinin azabından korkanlar.

    İbni Kesir

    Ve onlar ki; Rabblarının azabından korkarlar.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar Rablerinin azabından korkarlar.

    Süleyman Ateş

    Rablerinin azabından korkarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, Rablerinin dipnot 1 azabından dolayı içleri titreyenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahiplerinin

    Şaban Britch

    Rablerinin azabından korkarlar.

    Şaban Piriş

    Rab'lerinin azabından çekinirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, yalnız Rablerinin azabından ürperirler.

  10. Meâric suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 28. ayet. إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ

    Diyanet İşleri

    Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rablerinin azabı(na karşı) güvende olunamaz.

    Mustafa İslamoğlu

    çünkü hiç kimse Rabbinin azabına karşı dokunulmaz değildir.

    Muhammed Esed

    zaten Rabbinin azabına karşı hiç kimse kendini (tam) bir güven içinde hissedemez;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Rablerinin azabına karşı güvenceleri yoktur!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz Rablerinin azabından emin olunamaz.

    Ali Özek ve heyeti

    ki Rablerinin azabı(na karşı) emin olunamaz;

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Efendilerinin cezasına karşı güven içinde olunamaz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.

    Edip Yüksel

    Rab'lerinin azabına güven olmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rab'lerinin azabına güven olmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü rablarının azabından emin olunmaz

    Erhan Aktaş

    Rabb'lerinin azabından kimse emin olamaz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'lerinin azabından kimse emin olamaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'lerinin azabından kimse emin olamaz.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz rablerinin azabından güvencede (emin) olunamaz.

    Hasan Basri Çantay

    Ki onlar filhakıyka Rablerinin azabından garantili değildirler.

    İbni Kesir

    Doğrusu onlar, Rabblarının azabından güvende değildirler.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçekten Rablerinin azabından güvende olunmaz.

    Süleyman Ateş

    Çünkü Rablerinin azabına güven olmaz.

    Süleymaniye Vakfı

    çünkü Rablerinin azabına karşı (hiç kimse için özel) bir güvence yoktur dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın nebileri dahil herkes ancak iman ederek işlediği amellerinin karşılığında azaptan kurtulabilir. Bunun dışında kimseye ahiretteki azaptan korunma sözü verilmemiştir; çünkü her an yoldan çıkma olasılığı vardır. Yapılması gereken, son ana kadar Allah'a kulluk etmektir (Nisa 4/172, Hicr 15/99, Zümer 39/65-66, Ahkaf 46/9, Mülk 67/16-17). Nitekim Nebimiz, kızı Fatıma'ya şöyle demiştir: "Ey kızım Fatıma! Benim malımdan dilediğini iste; ama Allah'ın yanında sana faydam olmaz" (Buhari, Vesaya 11).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hiç kimse Rabbinin azabından güvende olamaz.

    Şaban Britch

    Gerçekten Rablerinin azabından güvende olunamaz.

    Şaban Piriş

    Gerçekten Rab'lerinin azabından güvende olunamaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gerçekten de Rablerinin azabı emin olunmayacak bir azaptır.

  11. Meâric suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 29. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar namuslarını koruyanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onlar ki, iffetlerini korurlar;

    Muhammed Esed

    Ve iffetlerine karşı duyarlı olanlar,

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, cinsel organlarını aşırılıktan korurlar.

    Ali Bulaç

    Ve onlar, ırzlarını (ferç) korurlar;

    Ali Özek ve heyeti

    ırzlarını koruyanlar,

    Ali Rıza Safa

    Ve eşey organlarını sakınırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    -İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.

    Edip Yüksel

    Onlar cinsel ilişkiden sakınırlar;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar cinsel ilişkiden sakınırlar;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, apışlarını (ırzlarını) korurlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki apışlarını korurlar

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, ırzlarını korurlar.

    Gültekin Onan

    Ve onlar, ırzlarını (ferç) korurlar.

    Hasan Basri Çantay

    (29-30) Şunlar da (öyle): Karılarından, yahud sağ ellerinin malik olduklarından başkasına karşı utanacak yerlerini saklayanlar. Çünkü onlar (bunlar Hakkında) kınanmış değildirler.

    İbni Kesir

    Ve onlar ki; mahrem yerlerini korurlar.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, mahrem yerlerini/ırzlarını koruyan kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Irzlarını korurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar ferçlerini dipnot 1 koruyanlardır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki furuc kelimesi kolların arasında kalan organlarla dizkapağından göbeğe kadar olan iki bacağın bulunduğu yerdir.  Arapçada ferc, kollar ve bacaklar arasında olan organlar anlamınadır. (Lisan'ul-arab)
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada cinsel ilişki kast edilemez çünkü o manadaki ayetler, "fuhuş çeşitlerinden uzak duranlar" şeklinde ifade edilir. Buradaki anlam, edep yerlerinin örtülmesinden başka bir şey değildir.

    Şaban Britch

    Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

    Şaban Piriş

    Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, cinsiyet organlarını titizlikle korurlar.

  12. Meâric suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 30. ayet. إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

    Diyanet İşleri

    Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

    Mehmet Okuyan

    Ancak eşleri yani (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları kişiler hariç. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar, (eşleriyle ilişkilerinde) kınanmazlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Ancak eşleri veya ellerinin/yeminlerinin sahip oldukları kişiler hariç" şeklinde de tercüme edilebilir. Bu durumda kastedilen şey, cariyelerin nikâhlanmasıdır ki bu da câriyeliğin sona erdirilmesi amacını taşır.

    Mustafa İslamoğlu

    ancak eşleri, yani meşru şekilde hakkını vererek sahip oldukları kimseler müstesna: zaten onlar (meşru eşleriyle paylaştıkları cinsellikden dolayı) kınanamazlar.

    Muhammed Esed

    eşleri; yani (nikah yoluyla) meşru şekilde sahip oldukları dışında (isteklerini frenleyenler,) çünkü ancak o zaman hiçbir kınamaya uğramazlar,

    Ahmed Hulusi

    Eşleri veyahut tasarrufları altındakiler müstesna! Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar!

    Ali Bulaç

    Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz.

    Ali Rıza Safa

    Eşlerinin veya yanlarında kendilerine bağlı olanların dışında. Kuşkusuz, bu durumda kınanmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    -İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak eşleri, yahut yeminlerinin/anlaşmalarının hak sahibi olduklari hariç; onlardan dolayı yerilmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak karılarına ve sahibi bulundukları cariyelere başka, çünkü bundan dolayı kınanmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak zevcelerine veya milki yeminlerine başka. Çünkü bunda levm olunmazlar

    Erhan Aktaş

    Eşleri veya antlaşma yolu ile dipnot 1 sahip oldukları hariç. Şüphesiz onlar kınanmazlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "Ma melaket Eymanukum." Bu terkip, yeminle (antlaşma yoluyla) hak sahibi olduğunuz ve sağ elinizle (güç yoluyla) sahip olduğunuz anlamlarına gelmektedir. "Eyman" sağ el ve yeminler (sözleşmeler) anlamına gelen bir kelimedir. "El" kelimesinin anlamlarından biri de "güç"tür. Bu anlamlar dikkate alındığına bu terkip için şu anlamlar verilebilir: "Güç yolu" ile üzerinde söz sahibi olduğunuz veya "antlaşma yoluyla" sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, himayeniz altında olanlar. O günün toplumsal gerçekliğinin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını kapatarak ortadan kaldırmıştır. "Verili durumun" tasfiye edilmesi süreci olan uygulamalarda cariye ve kölelikten söz edilmiş olması sanki bir tasvipmiş gibi değerlendirilmesi cehalet değilse iftiradır. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak görmektedir. Kur'an'a göre "nikahsız her birliktelik" zinadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eşleri veya antlaşma yolu ile dipnot 1 sahip oldukları hariç. Şüphesiz onlar kınanmazlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yeminle hak sahibi olduğunuz. Sağ elinizin sahip olduğu. Eyman sağ el ve yeminler(sözleşmeler) anlamına gelen bir sözcüktür. Bu deyim, "antlaşma yoluyla sahip olunan" demektir. El, aynı zamanda deyim olarak "güç" demektir; güç yolu ile "üzerinde yetkili olma hakkına" sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir deyimle "nikahsız her birliktelik" zinadır. Toplumsal gerçekliğin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını ortadan kaldırarak kesinlikle yasaklamıştır. Verili durumun tasfiye edilmesi süreci olan uygulamaları ileri sürerek, İslam'da cariyeliğin ve köleliğin olduğunu söylemek, İslam'a iftira atmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Antlaşma yolu ile sahip olunanlar" sürekli evin içinde bulundukları için muaf tutulmuşlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak eşleri veya sağ ellerinin sahip olduğu dipnot 1 hariç. Bundan dolayı kınanmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ma meleket eymanu: "Sağ elinin sahip olduğu", "antlaşma yoluyla sahip olunan" anlamında bir deyimdir. El, "güç" demektir. Bu deyim; "güç yolu ile üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olduğunuz" anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla; antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikah yapılarak birlikte olunabileceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir ifade ile "nikahsız her birliktelik " zinadır. "Ellerinin sahip olduğu" veya "antlaşma yoluyla sahip olunan" deyimi ile ifade edilen şey, elinde nikah sözleşmesini bulundurmak, nikah sözleşmesine sahip olmak demektir. Bu deyimle vurgusu yapılan husus, ilişkide nikahın şart görülmesidir. Dikkat edilirse birlikte olunması uygun görülen kimse "hem eşi hem de sağ elinin sahip olduğu kimse" değil; öncelikle nikahlı eşi şayet o yoksa sağ elinin sahip olduğu nikahlısı. Lakin ikisi ile aynı anda değil; ya eşi ya da "sağ elinin sahip olduğu kimse. Zira ayette eşiniz ve sağ elinizin sahip olduğu denmiyor "ve" edatı yerine "veya" edatı kullanılarak "ya eşiniz ya da Sağ elinin sahip olduğu" deniliyor. Toplumsal gerçekliğin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir durum değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını ortadan kaldırarak kesinlikle yasaklamıştır. Aslında mevcudun tasfiye edilmesi süreci olan uygulamaları ileri sürerek cariyelik ve kölelik kalıntısını İslam'a yamamak, İslam'a atılan en büyük iftira ve hakarettir. Saltanat ideolojisi erkek egemen sapıklığın bir tezahürüdür.

    Gültekin Onan

    Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    (29-30) Şunlar da (öyle): Karılarından, yahud sağ ellerinin malik olduklarından başkasına karşı utanacak yerlerini saklayanlar. Çünkü onlar (bunlar Hakkında) kınanmış değildirler.

    İbni Kesir

    Ancak eşleri ve sağ ellerinin malik oldukları müstesna. Doğrusu onlar, bunun için kınanacak değildirler.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine karşı müstesna. Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar.

    Süleyman Ateş

    Yalnız eşlerine ya da ellerinin altında bulunan (cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    sadece (hür) eşlerine veya dipnot 1 hakimiyetleri altında olanlara / esir eşlerine açabilirler dipnot 2 . Onlar, bundan dolayı kınanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki "veya" ifadesi, bir Müslümanın edep yerlerini hür ya da esir eşi dışında kimsenin yanında açamayacağını gösterir. Edep yerlerini bir esirin yanında açabilmek için onunla evli olmak şarttır (Nisa 4/3). Bir kadın sadece bir eş ile evli olabileceğinden (Nisa 3/24), edep yerlerini ancak hür veya esir eşinin yanında açabilir. Benzer durum, erkek için de geçerlidir. Erkek de aynı anda biri esir, diğeri hür olan iki kadınla evli olamaz. Çünkü esir kadınla evlenmenin olmazsa olmaz şartı, hür kadınla evlenecek güce sahip olmamaktır (Nisa 4/25). Bu sebeple erkek de tıpkı kadın gibi edep yerlerini ya hür ya da esir olan eşinin yanında açabilir. Ayette "veya" ifadesinin kullanılmış olmasının sebebi budur. Her şey gayet açık olduğu halde bütün mezhepler ve tefsir kitapları, ilgili ayetlerin (Nisa 4/3, Müminun 23/6, Nur 24/32-33) ya anlamını bozarak ya da onları görmezden gelerek bir erkeğin, sayı sınırı olmaksızın yanındaki cariyelerle nikahsız ilişkisini caiz göstermeye çalışmışlardır: Bu ayette ve Müminun 23/6'da bulunan "veya" anlamına gelen "ev = (أو)" kelimesine "ve" anlamı vererek ayete, edep yerlerinin, hem hür eşin yanında hem de, nikaha gerek olmaksızın, esir kadınların yanında açılabileceği anlamını yüklemişlerdir. Bir de ayetteki "hakimiyetleri altında olanlar (مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ)" ifadesinin kapsamına aslında erkek esirler de girdiği halde anlamı "cariyeler" olarak değiştirmişlerdir. Aksi takdirde verdikleri anlam, Müslüman kadınların da hakimiyetleri altında bulundurdukları erkek esirlerle nikahsız ilişkiye girebileceklerinin delili olurdu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hakimiyet altında olanlar sadece savaş esirleridir (Nisa 4/3, 24, 25, Müminun 23/6, Nur 24/32-33, Ahzab 33/50-52).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sadece eşlerine veya hakimiyetleri altındaki esirler karşı korumaları gerekmez dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Esir erkek ve kadınlar, evin içinde sürekli bulunacakları için büluğa ermemiş çocuklar gibi sayılmışlardır. İlgili ayetler şöyledir: Müminler! Elinizin altındaki esirler ile henüz erginlik çağına girmemiş çocuklarınız üç vakitte; sabah namazından önce, öğlen dinlenmesinde elbisenizi çıkarınca, bir de yatsı namazından sonra yanınıza girerken sizden izin istesinler. Bunlar, çıplak olabileceğiniz üç vaktidir. Bunların dışında size de onlara da bir günah yoktur. Onlar sizin, siz onların çevresinde dönüp dolaşırsınız. Allah size ayetlerini böyle açıklar. Allah bilir, doğru kararlar verir. Çocuklarınız erginlik çağına varınca kendilerinden öncekiler nasıl (her zaman) izin istiyorlarsa onlarda izin istesinler. Allah size ayetlerini böyle açıklar. Allah bilir, doğru kararlar verir. Nur 24/358-59

    Şaban Britch

    Ancak eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine karşı müstesna. Çünkü onlar kınanmaz.

    Şaban Piriş

    Eşleri veya meşru şekilde sahip oldukları hariç. Çünkü onlar, bu hususta kınanmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ancak onlar, eşleriyle, imkanlarının sahip olduğu şeyler konusunda kınanamazlar.

  13. Meâric suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 31. ayet. فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

    Diyanet İşleri

    Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama bu sınırın ötesine geçen kimseler haddi aşmış olanlardır.

    Muhammed Esed

    ama o (sınır)ın ötesine geçmek isteyenler, gerçek haddi aşanlardır;

    Ahmed Hulusi

    Artık kim bundan ötesini isterse, işte onlar sınırı aşanların ta kendileridirler!

    Ali Bulaç

    Fakat bunun ötesini arayanlar, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir.

    Ali Rıza Safa

    Artık, kim bundan çoğunu ararsa; sınırı aşanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    -İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.

    Edip Yüksel

    - bunun ötesini arayanlar ise aşırı gidenlerdir-

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    - bunun ötesini arayanlar ise aşırı gidenlerdir-

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat ondan ötesini arayanlar ise haddi aşan haşarılardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat ondan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşan haşarılardır

    Erhan Aktaş

    Bunun ötesinde bir şey isteyenler, haddi aşanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun ötesinde bir şey isteyenler, haddi aşanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun ötesinde bir şey isteyenler, haddi aşanlardır.

    Gültekin Onan

    Fakat bunun ötesini arayanlar, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat bundan ötesini arayan kişiler (yok mu?) işte onlar haddi çiğneyip aşanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Kim de bundan ötesini ararsa; işte onlar, haddi aşanların kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.

    Süleyman Ateş

    Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlardan başkalarına açanlar sınırları aşmış olurlar.

    Şaban Britch

    Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.

    Şaban Piriş

    Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim bunun ötesini isterse, işte böyleleri sınırı aşanların ta kendileridir.

  14. Meâric suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 32. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.

    Muhammed Esed

    emanetlere ve ahidlerine riayet edenler;

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki (insanın yüklendiği) emanetlerine ve (Allah'a) ahdlerine riayet edicilerdir!

    Ali Bulaç

    (Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler;

    Ali Rıza Safa

    Hem sorumluluklarına hem de verdikleri sözlere ilişkin güvenilir olanlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.

    Edip Yüksel

    Onlar güvenilirdirler, sözlerine bağlıdırlar;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar güvenilirdirler, sözlerine bağlıdırlar;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, kendilerine emanet edileni korur, verdikleri sözü yerine getirirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki emanetlerine ve ahdlerine riayet ederler

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, kendilerine verilen emanete ihanet etmez, sözlerini tutarlar.

    Gültekin Onan

    (Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Şunlar da müstesna:) Emanetlerine ve ahidlerine riaayet edenler.

    İbni Kesir

    Ve onlar ki; emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.

    Süleyman Ateş

    Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, aldıkları emanetler ve üstlendikleri sorumluluklar konusunda titiz davrananlardır.

    Şaban Britch

    Onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler

    Şaban Piriş

    Onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, kendilerindeki emanetlere ve ahitlerine sadık kalırlar.

  15. Meâric suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 33. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar şahitliklerini yerine getirenlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onlar ki, şahitlik görevinin hakkını verirler;

    Muhammed Esed

    ve şahitlik yaptıkları zaman kararlı duranlar;

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, şehadetlerinde kaimlerdir ("ŞehidAllahu ennehu. . . "Al-u İmran: 18. ayetine atıf. A. H. )!

    Ali Bulaç

    Şahidliklerinde dosdoğru davrananlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şahitliklerini (dosdoğru) yapanlar;

    Ali Rıza Safa

    Tanıklıklarını doğru yapanlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Şahitliklerini dosdoğru yaparlar.

    Edip Yüksel

    Gereği gibi tanıklıkta bulunurlar;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gereği gibi tanıklıkta bulunurlar;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, şahitliklerinde dürüstdürler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki şahidliklerinde dürüstürler

    Erhan Aktaş

    Onlar, tanıklıklarını dosdoğru yerine getirirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, tanıklıklarını dosdoğru yerine getirirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, tanıklıklarını dosdoğru yerine getirirler.

    Gültekin Onan

    Şahidliklerinde dosdoğru davrananlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sahiciliklerini (dosdoğru) yapanlar,

    İbni Kesir

    Ve onlar ki; şahidliklerini gereği gibi yaparlar.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, şahitliklerini (gerektiği gibi) yerine getirirler.

    Süleyman Ateş

    Şahidliklerini yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar şahitliklerini dosdoğru yapanlardır.

    Şaban Britch

    Onlar, şahitliklerini doğru olarak yerine getirirler.

    Şaban Piriş

    Onlar, şahitliklerini doğru olarak yerine getirirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, tanıklıklarını tam yaparlar.

  16. Meâric suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 34. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar bütün ibadetlerini koruyanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onlar ki, namazlarının (amacını) titizlikle gözetirler.

    Muhammed Esed

    ve namazlarını (bütün dünyevi endişelerden) uzak tutanlar.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki salatlarını muhafaza ederler (Allah'a yöneliş hallerini sürekli korurlar).

    Ali Bulaç

    Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Namazlarını koruyanlar;

    Ali Rıza Safa

    Ve namazlarını gözetenler.

    Bayraktar Bayraklı

    Namazlarını titizlikle kılarlar.

    Edip Yüksel

    Salatlarına özen gösterirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Namazlarına özen gösterirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, namazları üzerine muhafızlık ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki namazları üzerine muhafızlık ederler

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, salatlarını dipnot 1 korurlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın dinine ve nebiye destek olmayı, Allah'ın yolunda kararlılıkla yürümeyi sürdürürler. Salatın türetildiği es-sala, bir şeyi dik tutan şey demektir. Salat sözcüğü bu ayette, "destek olmak, esas duruşunu korumak" anlamına gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Namazları (nın hakkını) muhaafaza edenler,

    İbni Kesir

    Ve onlar ki; namazlarını muhafaza ederler.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar namazlarını aksatmadan gereği gibi kılarlar.

    Süleyman Ateş

    Namazlarını korurlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar namazlarına özen gösterenlerdir.

    Şaban Britch

    Onlar, namazlarını muhafaza ederler.

    Şaban Piriş

    Onlar, namazlarını muhafaza ederler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve bunlar, namazlarını/dualarını korurlar.

  17. Meâric suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 35. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍ مُّكْرَمُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar cennetlerde ağırlanacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte cennetlerde sınırsız ikrama nail olacaklar bunlardır.

    Muhammed Esed

    İşte bunlardır (cennet) bahçeler(in)de ağırlanacak olanlar!

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar cennetlerde ikram olunanlardır.

    Ali Bulaç

    İşte onlar, cennetler içinde ağırlananlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    işte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar, cennetlerde sunular göreceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar, cennetlerde ikram görürler.

    Edip Yüksel

    Onlar bahçelerde ağırlanırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar cennetlerde ağırlanırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte onlar, cennetlerde ağırlananlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte onlar Cennetlerde ikram olunanlardır

    Erhan Aktaş

    İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.

    Gültekin Onan

    İşte onlar cennetler içinde ağırlananlardır.

    Hasan Basri Çantay

    işte bunlar cennetlerde ikram olunanlardır.

    İbni Kesir

    İşte bunlar; cennetlerde ikram olunanlardır.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, Cennetler'de ağırlanacaklardır.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bahçelerde ağırlanacak olanlar onlardır.

    Şaban Britch

    Onlar, Cennetlerde ikram olunurlar.

    Şaban Piriş

    Onlar, cennetlerde ikram olunurlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlar cennetlerde ikram göreceklerdir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.