Diyanet İşleri
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
Meâric suresi
Meâric suresi, 20. ayet. إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا
iẕâ messehü-şşerru cezû`â.
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın hırsı ve namaz kılanların vasıfları Meâric 19–35 3
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.
Ancak, namaz kılanlar başka.
Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 19–21. ayetler için yazılmıştır.
19. Bu buyruklar, insanın tabiatı itibari ile sahip olduğu niteliklerini dile getirmekte ve onun hem çok hırslı hem de sabırsız olduğunu belirtmektedir:
20. “Başına kötülük geldi mi sızlanıp feryat eder.” Yani o, herhangi bir tatsızlık, bir hastalıkla karşılaşırsa veya sevdiği bir mal, yakın akraba yahut evladı elinden gidecek olursa tahammül göstermez. Bu yolda sabretmez, Allah’ın takdir ettiği hükmüne rızı göstermez.
21. “İyiliğe kavuştu mu da cimri kesilir.” Allah’ın kendisine verdiğinden infak etmez, Allah’ın bunca nimet ve iyiliğine karşı Allah’a şükretmez. Yani o, darlık ve sıkıntı zamanlarında sabretmez, bolluk ve rahatlık zamanlarında da iyilik yapmaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendisine hastalık veya fakirlik sıkıntısı isabet etse çok az sabreder.
Aynı kök: جزع (2 geçiş)
İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun,…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Ortak kavram: Şer
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Ortak kavram: Şer
İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Ortak kavram: Şer
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.
Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…
Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Başına bir kötülük geldiğinde çok sızlanır. dipnot 1
Başına bir kötülük geldiği zaman vaveylayı basar;
(Kural olarak,) başına bir kötülük geldiği zaman sızlanmaya başlar,
Ona hoşlanmadığı şeyle karşılaştığında feryat edip bağırandır (tahammülsüz)!
Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar.
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
Kendisine bir kötülük geldiğinde, haykırışlara başlar.
- İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkan dokunduğunda pinti kesilir.
Kendisine kötülük dokunduğu zaman ümidini keser.
Kendisine kötülük dokunduğu zaman ümidini keser.
Fenalık dokununca mızıkçı,
Şer dokundumu mızıkcı
Başına kötü bir şey geldiğinde sızlanmaya başlar. dipnot 1
Başına kötü bir şey geldiğinde sızlanmaya başlar. dipnot 1
Başına kötü bir şey geldiğinde hemen sızlanmaya başlar. dipnot 1
Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar.
Kendisine şer dokundu mu feryadı basandır,
Başına bir fenalık gelince, feryadı basandır.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır,
Başına bir fenalık gelse sızlanıp durur dipnot 1 .
Başına bir sıkıntı gelse sızlanır.
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
Başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer.
Kendisine kötülük/hoşnutsuzluk dokununca basar bağırır.
If he meets with a misfortune, or he is wedded to a calamity he becomes so full of misery nursing despair with additional notion of querulous utterances.
he is fretful when misfortune touches him,
Fretful when evil touches him;
bewailing when evil befalls him,
desperate when bad things happen,
Irritable (discontented) when evil touches him;
anxious when an ill befalls him
He loses heart and becomes fretful when evil afflicts him.
when evil visits him, impatient,
When man experiences hardship, he becomes depressed…
when evil touches him, very impatient;
When adversity touches him he is miserable.
When evil toucheth him, he is full of complaint;
Fretful when evil afflicts him
When evil touches him, (he is) most impatient,
Fretful when evil befalleth him
If evil befalls him he is perturbed;
[As a rule, ] whenever misfortune touches him, he is filled with self-pity;
distressed when touched with evil,
When adversity touches him he is miserable.
If touched by adversity, despondent.
When evil touches him, impatient,
— When evil touches him, impatient,
Nervous when harm touches him.
Anxious and angry when evil touches him;
very upset when touched by evil,
When adversity touches him he is miserable.