Diyanet İşleri
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
Meâric suresi
Meâric suresi, 35. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍ مُّكْرَمُونَ
ülâike fî cennâtim mükramûn.
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın hırsı ve namaz kılanların vasıfları Meâric 19–35 3
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.
Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
(36-37) Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?
Onlardan her biri Naim cennetine sokulacağını mı umuyor?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
35. “İşte bunlar” yani bu niteliklere sahip olanlar; “cennetlerde ağırlanırlar.” Allah onlara canların çektiği, gözlerin zevk alacağı ebedi nimetler ve pek çok lütuf ihsan etmiş olacaktır. Onlar, bu nimetler içerisinde ebedi kalacaklardır.
Sonuç olarak Yüce Allah, bahtiyar ve hayır ehli kimseleri bu mükemmel sıfatlarla, bu üstün ve güzel ahlâk ile vasfetmiş, namaz, namazı devamlı kılmak gibi bedeni ibadetleri yerine getirmek, her türlü hayırın başı olan Allah’tan korkmak gibi kalbî amelleri yerine getirmek, malî ibadetlerde bulunmak, doğru bir inanç ve faziletli ahlâk sahibi olmak, Allah’a ve O’nun yarattıklarına karşı adaletli davranmak, haklarını ve emanetlerini korumak sureti ile ihsan sahibi olmak, mahrem yerlerini Allah’ın hoşlanmadığı hususlardan korumak sureti ile mükemmel iffet sahibi olmakla nitelendirmiş bulunmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte bu sıfatlarla nitelenen o kimseler, karşılaşacakları kalıcı nimetlerle ve Allah’ın kerim yüzüne bakarak, cennetlerde ağırlanacaklardır.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir.…
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Cennet
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte onlar cennetlerde ağırlanacaklardır.
İşte cennetlerde sınırsız ikrama nail olacaklar bunlardır.
İşte bunlardır (cennet) bahçeler(in)de ağırlanacak olanlar!
İşte bunlar cennetlerde ikram olunanlardır.
İşte onlar, cennetler içinde ağırlananlardır.
işte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.
İşte onlar, cennetlerde sunular göreceklerdir.
Bunlar, cennetlerde ikram görürler.
Onlar bahçelerde ağırlanırlar.
Onlar cennetlerde ağırlanırlar.
İşte onlar, cennetlerde ağırlananlardır.
İşte onlar Cennetlerde ikram olunanlardır
İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.
İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.
İşte onlar, Cennetlerde ağırlanacak olanlardır.
İşte onlar cennetler içinde ağırlananlardır.
işte bunlar cennetlerde ikram olunanlardır.
İşte bunlar; cennetlerde ikram olunanlardır.
(19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!
İşte onlar, Cennetler'de ağırlanacaklardır.
İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar.
İşte onlar, cennet bahçelerinde ikram görecek olanlardır dipnot 1 .
İşte bahçelerde ağırlanacak olanlar onlardır.
Onlar, Cennetlerde ikram olunurlar.
Onlar, cennetlerde ikram olunurlar.
İşte bunlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
These and such persons shall be honoured in Gardens of surpassing beauty featuring a state of supreme bliss and supreme felicity.
They will be honoured in Gardens of bliss.
Such will be the honoured ones in the Gardens (of Bliss).
all these shall live honourably in the Gardens.
such people will be in Gardens, highly honoured.
Such shall dwell in the Gardens (i.e. Paradise), honoured.
They will be in gardens, held in honour.
All these (mentioned above) shall be dwelling in Gardens, honoured and treated generously.
Those shall be in Gardens, high-honoured.
…. will live in the gardens of Paradise with honor.
these shall dwell in gardens honoured.
They will be honored in paradises.
These shall dwell amidst gardens, highly honoured.
Those shall be in Gardens, honoured.
Those will be in Gardens, high-honored.
These will dwell in Gardens, honoured.
They will live in gardens with honour.
These it is who in the gardens [of paradise] shall be honoured!
These will be in Gardens, held in honour.
They will be honoured in paradises.
They have deserved a position of honor in Paradise.
They will be in gardens, honored.
Those are in gardens, honoured.
----- (Musalleen are the ones who collectively build it on earth and) inherit the Paradise in the Hereafter. Such are the honored ones.
Such will be the honored ones in the Gardens (of Joy).
Those will be honoured in gardens (of Jannah ).
They will be honored in gardens.