Meâric suresi · 36–44. ayetler

İnkâr edenlerin beklentisi ve çıkış günü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Meâric suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 36. ayet. فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ

    Diyanet İşleri

    (36-37) Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?

    Mehmet Okuyan

    (36, 37) Kâfir olanlara ne oluyor ki sağdan ve soldan bölük bölük sana doğru boyunlarını uzatıyorlar!

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarı hayat tarzı edinmiş olan şunlara ne oluyor ki, senden yana boyunlarını uzatarak

    Muhammed Esed

    O halde bu hakikati inkara şartlanmış olanlara ne oluyor ki senin önünde şaşkın vaziyette oraya buraya koşturuyorlar,

    Ahmed Hulusi

    O hakikat bilgisini inkar edenlere ne oluyor ki sana şaşkın düşkün geliyorlar?

    Ali Bulaç

    Şimdi inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını sana uzatıp koşuyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Şimdi, nankörlük edenlere ne oluyor da şaşkınlık içinde senin önünde koşuşturuyorlar?

    Bayraktar Bayraklı

    - O kafirlere ne oluyor ki, grup grup sağından ve solundan sana doğru koşuyorlar!

    Edip Yüksel

    Peki şimdi inkarcılara ne oluyor da senin önünde koşuşuyorlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Peki şimdi inkarcılara ne oluyor da senin önünde koşuşuyorlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi ne oluyor o küfredenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi ne var o küfredenlere ki sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar?

    Erhan Aktaş

    Şimdi Kafirlere ne oluyor da sana doğru koşuşturuyorlar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şimdi Kafirlere ne oluyor da sana doğru koşuşturuyorlar?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şimdi gerçeği yalanlayan nankörlere ne oluyor da sana doğru koşuşturuyorlar?

    Gültekin Onan

    Şimdi küfredenlere ne oluyor ki, boyunlarını sana uzatıp koşuyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    (36-37) Şimdi, o küfredenlere ne oluyor ki senin sağ (ın) dan, sol (un) dan halka halka hep gözlerini sana doğru dikib bakmakdadırlar.

    İbni Kesir

    O küfredenlere ne oluyor ki; gözlerini sana doğru dikip bakmaktadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar?

    Süleyman Ateş

    Nankörlere ne oluyur ki sana doğru koşuyorlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana doğru başlarını uzatan şu kafirlerin dertleri ne?

    Şaban Britch

    (Ey Rasûl!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar?

    Şaban Piriş

    (36-37) Kafir olanlara ne oluyor ki; sağdan soldan, bölük pörçük uzaklaşıyorlar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    O nankörlere ne oluyor ki, sana doğru, o yandan, bu yandan boyunlarını uzatarak geliyorlar;

  2. Meâric suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 37. ayet. عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ

    Diyanet İşleri

    (36-37) Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?

    Mehmet Okuyan

    (36, 37) Kâfir olanlara ne oluyor ki sağdan ve soldan bölük bölük sana doğru boyunlarını uzatıyorlar!

    Mustafa İslamoğlu

    dağınık gruplar halinde bir sağa bir sola gezinip duruyorlar?

    Muhammed Esed

    sağdan ve soldan kalabalıklar halinde (sana gelerek)?

    Ahmed Hulusi

    Sağdan ve soldan bölük bölük!

    Ali Bulaç

    Sağ yandan ve sol yandan bölükler halinde.

    Ali Özek ve heyeti

    Bölük bölük sağından ve solundan.

    Ali Rıza Safa

    Sağdan ve soldan kalabalıklar biçiminde.

    Bayraktar Bayraklı

    - O kafirlere ne oluyor ki, grup grup sağından ve solundan sana doğru koşuyorlar!

    Edip Yüksel

    Sağdan, soldan gruplar halinde...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sağdan, soldan gruplar halinde...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sağdan ve soldan bölük bölük.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sağdan ve soldan fırka fırka

    Erhan Aktaş

    Her yönden, her yerden gruplar halinde.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her yönden, her yerden gruplar halinde.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her yönden, her yerden gruplar halinde.

    Gültekin Onan

    Sağ yandan ve sol yandan bölükler halinde.

    Hasan Basri Çantay

    (36-37) Şimdi, o küfredenlere ne oluyor ki senin sağ (ın) dan, sol (un) dan halka halka hep gözlerini sana doğru dikib bakmakdadırlar.

    İbni Kesir

    Sağdan ve soldan halka halka olarak.

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sağdan soldan, bölük bölük.

    Süleyman Ateş

    Sağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)?

    Süleymaniye Vakfı

    sağından ve solundan başlarını uzatan öbek öbek kafirlere!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sağında ve solunda küme küme olmuşlar!

    Şaban Britch

    Sağdan soldan, bölük bölük gruplar halinde (oturup, seninle konuşuyorlar).

    Şaban Piriş

    (36-37) Kafir olanlara ne oluyor ki; sağdan soldan, bölük pörçük uzaklaşıyorlar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sağdan ve soldan parçalar halinde.

  3. Meâric suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 38. ayet. أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Onlardan her biri Naim cennetine sokulacağını mı umuyor?

    Mehmet Okuyan

    Onlardan her bir kişi nimet cennetine konulacağını mı umuyor!

    Mustafa İslamoğlu

    Ne yani, şimdi onlardan her biri, tarifsiz nimetler cennetine gireceğini mi sanıyor?

    Muhammed Esed

    Onların her biri (bu şekilde) bir esenlik bahçesine gireceğini mi sanıyor?

    Ahmed Hulusi

    Onlardan her bir kişi, nimet cennetine dahil olunacağını mı umuyor?

    Ali Bulaç

    Onlardan her biri, nimetlerle donatılmış cennete gireceğini mi umuyor (tamah ediyor)?

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

    Ali Rıza Safa

    Onların her biri, nimet cennetine konulacağını mı sanıyordu?

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlardan her biri nimet cennetine girmeyi mi umuyor? Hayır, öyle değil; biz onları bildikleri şeyden yarattık.

    Edip Yüksel

    Her biri, nimet bahçesine sokulacağını mı umuyor?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Herbiri, nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardan her kişi na'im Cennetine sokulacağını ümid mi ediyor?

    Erhan Aktaş

    Onların her biri Nimet Cenneti'ne konulacağını mı umuyor?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların her biri Nimet Cennetine konulacağını mi umuyor?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların her biri Nimet Cennetine girdirileceğini mi umuyor?

    Gültekin Onan

    Onlardan her biri, nimetlerle donatılmış cennete gireceğini mi umuyor (tamah ediyor)?

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan herkes Naim cennetine sokulacağını mı ümid ediyor?

    İbni Kesir

    Onlardan herkes Naim cennetine konulacağını mı umuyor?

    Mehmet Alagaş

    (19-38) Muhakkak ki insan kaygılı cimri (malının bitme kaygısı ile) yaratılmıştır, şer dokunduğu vakit katlanamaz feryat eder / sızlanır, kendisine bir hayır dokunduğunda ise eli sıkılaşır / bencil olur, tabi namaz kılanlar bunun dışındadır , onlar ki namazlarında süreklidirler / daimidirler , mallarında da isteyenler ve mahrum olan için bilinen bir pay vardır , onlar ki din gününü doğrularlar / tasdik ederler , Rablerinin azabından korkulu titrek bir haldedirler , Rabbinin azabından emin olunamaz. (Azap bana dokunmayacak asla denemez). Onlar ki namuslarını / ırzlarını / iffetlerini (Ferace; ırz koruyucu örtü) muhafaza ederler , a ncak eşlerine ve ellerinin altında bulundurduklarına karşı korumaları gerekmez , bundan dolayı kınanmazlar, bunun dışında bir şey arayanlar ise haddi aşanlardır. Onlar ki emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler, şahitliklerini de tam olarak yerine getiriler , namazlarını ise muhafaza ederler , onlar, verilmiş / ikram edilmiş cennetlerdedirler, kafirlere ne oluyor ki sana yönelip parça parça, sağdan soldan, sana koşarak geliyorlar. Onların her biri naim cennetlerine gireceğini mi ümit ediyor. Hayır Asla!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa onların her biri Nâim Cennet'ine konulacağını mı umuyor?

    Süleyman Ateş

    Onlardan her biri, ni'met cennetine sokulacağını mı umuyor?

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa onlardan her biri nimetlerle dolu Cennet'e yerleştirilmeyi mi umuyor?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan her biri, nimetlerle dolu Cennet'e yerleştirilmeyi mi bekliyor?

    Şaban Britch

    Yoksa onların her biri nimet Cennetlerine mi girdirileceğini ümit ediyor?

    Şaban Piriş

    Yoksa onların her biri nimet cennetlerine mi girdirileceğini ümit ediyor?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?

  4. Meâric suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 39. ayet. كَلَّآ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Şüphesiz ki biz onları bildikleri şeyden yarattık.

    Mustafa İslamoğlu

    Kesinlikle hayır. Şu bir gerçek ki onları iyi bildikleri bir şeyden yaratan Biziz.

    Muhammed Esed

    Asla! Çünkü, Biz onları (çok iyi) bildikleri bir şeyden yarattık!

    Ahmed Hulusi

    Hayır, asla! Muhakkak ki biz onları bildikleri şeyden (spermden) yarattık!

    Ali Bulaç

    Hayır; doğrusu Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).

    Ali Rıza Safa

    Asla! Aslında, onları, bildikleri şeyden yarattık.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlardan her biri nimet cennetine girmeyi mi umuyor? Hayır, öyle değil; biz onları bildikleri şeyden yarattık.

    Edip Yüksel

    Asla; biz onları yarattık, bildikleri şeyden...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Asla; biz onları yarattık, bildikleri şeyden...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yağma yok, Biz onları o bildikleri şeyden yarattık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yağma yok, biz onları o bildikleri nesneden yarattık

    Erhan Aktaş

    Hayır, boşuna ummasınlar! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır, boşuna ummasınlar! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır, boşuna ummasınlar! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.

    Gültekin Onan

    Hayır; doğrusu biz onları bildikleri şeyden yarattık.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır (ne gezer)! Hakıykat biz onları (da) o bilib durdukları şeyden yaratdık.

    İbni Kesir

    Hayır. Doğrusu Biz; onları, bilip durdukları şeyden yarattık.

    Mehmet Alagaş

    (39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Asla! Biz onları bildikleri o şeyden yarattık.

    Süleyman Ateş

    Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Boşuna beklerler. Biz, onları da bildikleri şeyden yarattık.

    Şaban Britch

    Asla! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

    Şaban Piriş

    -Asla! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, ummasınlar! Gerçek şu ki biz onları, bildikleri şeyden yarattık.

  5. Meâric suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 40. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ

    Diyanet İşleri

    (40-41) Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.

    Mehmet Okuyan

    (40, 41) Hayır! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim dipnot 1 ki onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve biz asla geçilebilenler değiliz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da sekiz kez geçen bu yemin ifadeleri için bkz. Vâkı‘a 56:75; Hâkka 69:38; Me‘âric 70:40; Kıyâmet 75:1, 2; Tekvîr 81:15; İnşikâk 84:16; Beled 90:1.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık bundan ötesi yok! Gündoğumu ve günbatımı noktalarının tümünün Rabbi olan (Zatıma) yemin ederim ki: elbet Biz kadiriz

    Muhammed Esed

    Evet! Bütün gündoğumu ve günbatımı noktalarının Rabbini (Bizim varlığımıza) tanıklık etmeye çağırırım; şüphesiz Biz muktediriz,

    Ahmed Hulusi

    Doğuların ve batıların Rabbi olarak kasem ederim ki, gerçekten biz her şeye gücü yetenleriz!

    Ali Bulaç

    Artık, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim; Biz gerçekten güç yetireniz;

    Ali Özek ve heyeti

    Şu halde (işin gerçeği) öyle (umdukları gibi) değil! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, bizim gücümüz yeter.

    Ali Rıza Safa

    Yoo! Yemin olsun; Doğuların ve Batıların Efendisine! Kuşkusuz, Bizim gücümüz yeter.

    Bayraktar Bayraklı

    - Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, elbette onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez.

    Edip Yüksel

    Doğuların ve batıların Efendisine ant olsun; bizim gücümüz yeter...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğuların ve batıların Rabbine andolsun; bizim gücümüz yeter...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık o doğuların ve batıların Rabbi için yemine ne hacet; şüphesiz ki, Bizim elbette gücümüz yeter!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık o maşrıklerin, mağriblerin Rabbı için yemine ne hacet, şübhesiz ki biz elbette kadiriz

    Erhan Aktaş

    Hayır, öyle değil! Doğuların ve batıların Rabb'ine yemin ederim ki kesinlikle Bizim her şeye gücümüz yeter;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır, öyle değil! Doğuların ve batıların Rabb'ine yemin ederim ki kesinlikle Bizim her şeye gücümüz yeter;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır, öyle değil! Doğuların ve batıların Rabb'ine yemin ederim ki kesinlikle Bizim her şeye gücümüz yeter;

    Gültekin Onan

    Artık, doğuların ve batıların rabbine yemin ederim; biz gerçekten güç yetireniz;

    Hasan Basri Çantay

    (40-41) Yine hayır, (iş onların umdukları gibi değildir). Doğuların, batıların Rabbine andederim ki, şübhesiz biz onların yerine kendilerinden daha hayırlısını getirmiye de elbette kaadiriz ve biz, önümüze geçilebilecekler (den) de değiliz.

    İbni Kesir

    Doğuların ve Batıların Rabbına yemin ederim ki, şüphesiz Biz; gücü yetenleriz.

    Mehmet Alagaş

    (39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki mutlaka biz güç yetirenleriz.

    Süleyman Ateş

    Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter:

    Süleymaniye Vakfı

    Hayır, (Güneşin) doğuş noktalarının ve batış noktalarının dipnot 1 Rabbi olan zatıma yemin ederim ki biz elbette ölçü koymuş olanız;

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güneş, yıl boyunca her gün farklı noktalardan doğar ve batar. 21 Aralık'tan 21 Haziran'a kadar doğuş ve batış noktaları sürekli kuzeye kayar. 20 Haziran'da kuzeydeki en uç doğuş ve batış noktalarına ulaşır, 21 Haziran'da geri dönmeye başlar ve 21 Aralık'a kadar sürekli güneye kayar. 20 Aralık'ta güneydeki en uç doğuş ve batış noktalarına ulaşır ve 21 Aralık'ta geri dönmeye başlar. Bu yüzden 21 Haziran ve 21 Aralık tarihlerine "gündönümü" denir. Bu iki gündönümü noktası Kur'an'da iki doğu ve iki batı şeklinde ifade edilmiştir (Rahman 55/17). 20 Aralık'ta kuzey yarımkürede en kısa gün ve en uzun gece yaşanırken güney yarımkürede en uzun gün ve en kısa gece yaşanır. 20 Haziran'da tam tersi olur. 20 Mart ve 22 Eylül günlerinde Güneş tam doğu noktasına geldiği için bu günlerde bütün dünyada gece gündüz eşit olur (Şuara 26/28, Saffat 37/5, Rahman 55/17, Müzzemmil 73/9).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğuların ve batıların Sahibine yemin etmeye gerek yok! Biz elbette ölçü koyarız.

    Şaban Britch

    Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki gücümüz yeter.

    Şaban Piriş

    (40-41) Hayır, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz bizim onların yerine daha iyilerini getirmeye gücümüz yeter. Bizim önümüze de geçilemez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş onların sandığı gibi değil! Doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki, biz gerçekten gücü yetenleriz;

  6. Meâric suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 41. ayet. عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

    Diyanet İşleri

    (40-41) Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.

    Mehmet Okuyan

    (40, 41) Hayır! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim dipnot 1 ki onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve biz asla geçilebilenler değiliz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da sekiz kez geçen bu yemin ifadeleri için bkz. Vâkı‘a 56:75; Hâkka 69:38; Me‘âric 70:40; Kıyâmet 75:1, 2; Tekvîr 81:15; İnşikâk 84:16; Beled 90:1.

    Mustafa İslamoğlu

    onları kendiliğinden daha hayırlı bir toplumla değiştirmeye... Zira Biz asla aşılıp (önüne) geçilenlerden biri değiliz.

    Muhammed Esed

    onları kendilerinden daha hayırlı (bir toplum) ile değiştirmeye. Çünkü Bizi (istediğimizi yapmaktan) alıkoyan hiçbir şey yoktur.

    Ahmed Hulusi

    Onların yerine onlardan daha hayırlısını getirmeye. . . Biz önüne geçilmeyen gücüz!

    Ali Bulaç

    Onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirip değiştirmeye. Üstelik Bizim önümüze geçilemez.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz onların yerine daha hayırlılarını getirmeye elbette kadiriz ve kimse bizim önümüze geçemez.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerinden daha iyi olanlarla onları değiştirmeye. Zaten Bizim önümüze geçilemez.

    Bayraktar Bayraklı

    - Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, elbette onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez.

    Edip Yüksel

    Onları, kendilerinden daha iyilerle değiştirmeye... Bizi kimse yenemez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, kendilerinden daha iyilerle değiştirmeye... Bizi kimse yenemez

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları kendilerinden hayırlısına değiştirebiliriz ve Bizim önümüze geçilmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onları kendilerinden hayırlısına tedbil edebiliriz ve bizim önümüze geçilmez

    Erhan Aktaş

    Onların yerine, kendilerinden daha hayırlısını getirmeye kesinlikle güç yetirenleriz. Bunu yapmamıza hiçbir güç engel olamaz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların yerine, kendilerinden daha hayırlısını getirmeye kesinlikle güç yetirenleriz. Bunu yapmamıza hiçbir güç engel olamaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların yerine, kendilerinden daha hayırlısını getirmeye kesinlikle güç yetirenleriz. Bunu yapmamıza hiçbir güç engel olamaz.

    Gültekin Onan

    Onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirip değiştirmeye. Üstelik bizim önümüze geçilemez.

    Hasan Basri Çantay

    (40-41) Yine hayır, (iş onların umdukları gibi değildir). Doğuların, batıların Rabbine andederim ki, şübhesiz biz onların yerine kendilerinden daha hayırlısını getirmiye de elbette kaadiriz ve biz, önümüze geçilebilecekler (den) de değiliz.

    İbni Kesir

    Ki onların yerine kendilerinden daha iyilerini getirelim. Ve Biz, önüne geçilecekler de değiliz.

    Mehmet Alagaş

    (39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların yerlerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeye. Ve bizim önümüze geçilemez.

    Süleyman Ateş

    Onları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O kafirlerin yerine daha iyisini getirmenin ölçüsünü! Biz önüne geçilebileceklerden değiliz.

    Şaban Britch

    Şüphesiz bizim onların yerine daha iyilerini getirmeye... Bizim önümüze de geçilemez.

    Şaban Piriş

    (40-41) Hayır, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz bizim onların yerine daha iyilerini getirmeye gücümüz yeter. Bizim önümüze de geçilemez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onları kendilerinden daha üstün olanlarla değiştirmeye... Ve biz önüne geçilebilecekler değiliz.

  7. Meâric suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 42. ayet. فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

    Mehmet Okuyan

    Sen onları (şimdilik) bırak da kendilerine vadedilen günlerine kavuşuncaya kadar (boş işlere) dalsınlar, oynasınlar! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tûr 52:45.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık onları kendi haline bırak; vaad edildikleri güne kavuşuncaya kadar lafa dalıp oynayadursunlar.

    Muhammed Esed

    O halde, bırak onları, kendilerine vaad edilen (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar boş konuşmalarla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynayıp dursunlar;

    Ahmed Hulusi

    Bırak onları, vadolundukları süreçlerine kavuşuncaya kadar (dünyalarına) dalsınlar ve oynasınlar!

    Ali Bulaç

    Şu halde sen, kendilerine vadedilen (azab) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Ama sen onları (şimdilik) bırak da, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya dek dalsınlar, oynayadursunlar.

    Ali Rıza Safa

    Artık, onlara aldırış etme. Kendilerine sözü verilen güne kavuşuncaya dek, aymazlık içinde oyalansınlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynayadursunlar.

    Edip Yüksel

    Bırak onları, kendilerine söz verilen gün ile karşı karşıya gelinceye kadar dalsınlar, oynasınlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bırak onları, kendilerine söz verilen gün ile karşı karşıya gelinceye kadar dalsınlar, oynasınlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde bırak onları, kendilerine vadolunan güne çatacakları ana kadar dalsınlar ve oynayadursunlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde bırak onları dalsınlar ve oynıya dursunlar ta o va'd olundukları güne çatacakları deme kadar

    Erhan Aktaş

    Artık onları kendi hallerine bırak. Uyarıldıkları günleri gelip çatıncaya kadar gaflet içinde oyalanıp dursunlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık onları kendi hallerine bırak. Uyarıldıkları günleri gelip çatıncaya kadar gaflet içinde oyalanıp dursunlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık onları kendi hallerine bırak. Uyarıldıkları günleri gelip çatıncaya kadar gaflet içinde oyalanıp dursunlar.

    Gültekin Onan

    Şu halde sen kendilerine vadedilen (azab) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Şimdilik) onları (hallerine) bırak. (Azab ile) tehdid edilmekde oldukları günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynaya dursunlar.

    İbni Kesir

    Bırak onları, kendilerine vaadolunan güne kavuşuncaya kadar dalıp oynasınlar.

    Mehmet Alagaş

    (39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bırak onları; kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp oynasınlar!

    Süleyman Ateş

    Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bırak da tehdit edildikleri gün ile yüzleşinceye kadar eğlenip dursunlar.

    Şaban Britch

    Bırak onları, kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp, oynasınlar!

    Şaban Piriş

    -Bırak onları, kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp, oynasınlar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri için belirlenen günlerine ulaşıncaya kadar.

  8. Meâric suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 43. ayet. يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ

    Diyanet İşleri

    (43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

    Mehmet Okuyan

    (43, 44) O gün onlar sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (perişanlıktan) yıkılmış bir hâlde dipnot 1 mezarlarından hızla çıkacaklar. İşte bu kendilerine vadedilmiş gündür! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kalem 68:43.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Rûm 30:56; Yâsîn 36:63; Sâffât 37:21; Duhân 44:50; Kâf 50:20; Zâriyât 51:14; Tûr 52:14; Rahmân 55:43; Mülk 67:27; Mutaffifîn 83:17.

    Mustafa İslamoğlu

    o gün onlar, sanki putlarına doğru seğirtirmiş gibi hızla mevzilerinden fırlarlar;

    Muhammed Esed

    ki o Gün bir hedefe doğru yarışıyorlarmış gibi mezarlarından aceleyle fırlarlar,

    Ahmed Hulusi

    O gün kabirleri olan bedenlerden hızla fırlarlar! Sanki onlar dikilmiş putlara hızlıca koşuyorlar.

    Ali Bulaç

    Kabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili bir şeye yönelmiş gibidirler.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi, bir halde kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar.

    Ali Rıza Safa

    O gün, dikili bir hedefe doğru yarışıyorlarmış gibi, mezarlarından fırlayarak çıkacaklar. dipnot 538

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 538
      "Dikili bir hedef" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Dikilmiş putlar" veya "Dikili taşlar" veya "Dikilmiş bayraklar" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.

    Edip Yüksel

    O gün mezarlarından hızlı hızlı çıkarlar; kurban taşına sürülüyorlarmış gibi...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün mezarlarından hızlı hızlı çıkarlar; kurban taşına sürülüyorlarmış gibi...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün ki, kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki, çantalarıyla dikmelere (putlara) gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki çantalariyle dikmelere (putlara) gidiyorlarmış gibi fırlıyacaklar

    Erhan Aktaş

    O Gün, onlar kabirlerinden fırlayıp çıkarlar. Sanki bir hedefe koşuyor gibi;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, onlar kabirlerinden fırlayıp çıkarlar. Sanki bir hedefe koşuyor gibi;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, onlar kabirlerinden fırlayıp çıkarlar. Sanki bir hedefe koşuyor gibi;

    Gültekin Onan

    Kabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili bir şeye yönelmiş gibidirler.

    Hasan Basri Çantay

    O gün onlar, sanki dikili bir şey'e koşuyorlar gibi, kabirlerin) den fırlaya fırlaya (mahşere) çıkarlar,

    İbni Kesir

    O gün; onlar, dikili taşlara doğru koşuyorlarmış gibi, kabirlerden çabuk çabuk çıkarlar.

    Mehmet Alagaş

    (39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün onlar sanki dikilmiş putlara süratle gidiyorlarmış gibi kabirlerinden hızlıca çıkarlar.

    Süleyman Ateş

    O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen (putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Et almak için) sunaklara üşüştükleri gibi kabirlerinden fırlayıp çıktıkları gün,

    Şaban Britch

    O gün onlar, (dünyada) ilahlara/putlara koştukları gibi kabirlerinden koşarak çıkarlar.

    Şaban Piriş

    O gün onlar, dikili taşlara koştukları gibi kabirlerinden koşarak çıkarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün, kabirlerden fırlayarak çıkarlar. Dikilmiş putlara doğru akın akın gider gibidirler.

  9. Meâric suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meâric suresi, 44. ayet. خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

    Diyanet İşleri

    (43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

    Mehmet Okuyan

    (43, 44) O gün onlar sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (perişanlıktan) yıkılmış bir hâlde dipnot 1 mezarlarından hızla çıkacaklar. İşte bu kendilerine vadedilmiş gündür! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kalem 68:43.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Rûm 30:56; Yâsîn 36:63; Sâffât 37:21; Duhân 44:50; Kâf 50:20; Zâriyât 51:14; Tûr 52:14; Rahmân 55:43; Mülk 67:27; Mutaffifîn 83:17.

    Mustafa İslamoğlu

    gözleri yıkılmış, zillete bürünmüş bir halde: işte bu, onların daha önce defalarca tehdit edildikleri gündür.

    Muhammed Esed

    gözleri düşmüş, zillete duçar bir vaziyette; işte onlara defalarca haber verilen Gün...

    Ahmed Hulusi

    Gözleri dehşetten önlerine eğik, kendilerini de bir zillet kaplamış oldukları halde. . . İşte bu, vadolundukları o süreçtir!

    Ali Bulaç

    Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.

    Ali Özek ve heyeti

    Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!

    Ali Rıza Safa

    Bakışları düşmüş; onları bir aşağılanma kaplamıştır. İşte bu, onlara sözü verilen gündür.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.

    Edip Yüksel

    Gözleri dönmüş, kendilerini utanç sarmış olarak. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gözleri dönmüş, kendilerini utanç sarmış olarak. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gözleri düşkün, kendilerini bir zillet saracak da saracak. Odur işte onların vadolunup durdukları gün!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gözleri düşgün, kendilerini bir zillet saracak da saracak, o işte onların va'dolunup durdukları gün

    Erhan Aktaş

    Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.

    Gültekin Onan

    Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.

    Hasan Basri Çantay

    gözleri horlukla aşağıda, kendilerini bir zillet (ve hakaaret) kaplamış olarak. İşte bu, onların tehdid edilegeldikleri gündür.

    İbni Kesir

    Gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak. İşte bu; onlara vaad olunan gündür.

    Mehmet Alagaş

    (39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüştür. İşte bu, onlara söz verilen gündür!

    Süleyman Ateş

    Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    saygıyla önlerine bakarlar, alçaklık her yanlarını sarar. İşte tehdit edildikleri gün o gündür.

    Şaban Britch

    Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüş İşte bu, onlara söz verilen gündür!

    Şaban Piriş

    Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüş. İşte bu, onlara söz verilen gündür!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gözleri yere eğik; bir zillet kuşatmıştır onları. İşte bu gündür onlara vaat edilmiş olan.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.