İsrâ suresi · 73–81. ayetler

Sebat verilmesi, namaz vakitleri ve "hak geldi"

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İsrâ suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 73. ayet. وَإِن كَادُوا۟ لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ لِتَفْتَرِىَ عَلَيْنَا غَيْرَهُۥ وَإِذًا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.

    Mehmet Okuyan

    (Müşrikler), sana vahyettiğimizden (Kur'an'dan) başka bir şeyi bize iftira etmen için neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o (tipler) eğer ellerinden gelse, sana vahyettiğimizin dışında Bizim adımıza birtakım şeyler tedarik edesin diye, seni dahi baştan çıkararak tuzağa düşürmeye kalkışırlar; seni de ancak bunu başarabildikleri zaman dost edinirler.

    Muhammed Esed

    O (Yolunu şaşırmış) kimseler, Bizim adımıza, vahyettiğimizden başka bir şey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz (gerçeklerden) uzaklaştırmaya çalışmaktalar; öyle ki, bunu başarabilselerdi seni hemen kendilerine dost edinirlerdi!

    Ahmed Hulusi

    Neredeyse seni bile, sana vahyettiğimizin gayrını bizim aleyhimize uydurasın diye, fitneye düşüreceklerdi! (Başarsalardı) işte o takdirde seni dost edinirlerdi!

    Ali Bulaç

    Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.

    Ali Rıza Safa

    Oysa onlar, sana bildirdiğimizden başkasını uydurup, Bize yakıştırman için, neredeyse seni ayartacaklardı. İşte o zaman, seni dost kabul edeceklerdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi.

    Edip Yüksel

    Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için nerdeyse seni sana vahiy ettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için nerdeyse seni sana vahyettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Az daha seni bile, sana vahyettiğimizden gayrısını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni halil ittihaz edeceklerdi

    Erhan Aktaş

    Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tutarlı ve ilkeli olma sınavını kaybetmeni sağlayacak şeylerle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrikleri kazanmak adına kimi ilkeleri yumuşatarak, vahyin özü ile bağdaşmayan onları hoşnut edecek, onlara birtakım ayrıcalıklar sağlayacak ödünler verecektin.
    3. metne dön, dipnot 3
      Samimi dost, arkadaş, yoldaş, iz bırakan önder, sevgili.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tutarlı ve ilkeli olma sınavını kaybetmeni sağlayacak şeylerle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrikleri kazanmak adına kimi ilkeleri yumuşatarak, vahyin özü ile bağdaşmayan onları hoşnut edecek, onlara birtakım ayrıcalıklar sağlayacak ödünler verecektin.
    3. metne dön, dipnot 3
      Samimi dost, arkadaş, yoldaş, iz bırakan önder, sevgili.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, fitneyle dipnot 1 neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi. dipnot 2 O zaman seni halil dipnot 3 edinirlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zorbalıkla.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrikleri kazanmak adına kimi ilkeleri yumuşatarak, vahyin özü ile bağdaşmayan onları hoşnut edecek, onlara bir takım ayrıcalıklar sağlayacak ödünler verecektin.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yoldaş, dost. İz bırakan önder.

    Gültekin Onan

    Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman içir seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.

    Hasan Basri Çantay

    (Akıllarınca) onlar sana vahy etdiğimzden başkasını uydurub bize (atf ve) iftira edesin diye seni bile hemen hemen fitneye düşürecekler, o takdirde seni (candan) dost edineceklerdi.

    İbni Kesir

    Onlar; sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için, seni fitneye düşürmeye çalışırlar. O zaman, seni dost edineceklerdi.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı dizip uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

    Süleyman Ateş

    Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Az kalsın, sana vahyettiğimizden başkasını bize mal etmen için, seni ondan uzaklaştırıp dipnot 1 başını yakacaklardı. dipnot 2 O zaman seni kesinlikle dost edinirlerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet nebilerde "ismet" sıfatının olmadığının delillerindendir. Yani nebiler günahlardan korunmuş değildirler. İlgili diğer ayetler için bkz: (Nisa 4/105-107, En'am 6/88, Enfal 8/67-68, Tevbe 9/43, Hud 11/12, Neml 27/10-11, Zümer 39/65-66, Tahrim 66/1-2).
    2. metne dön, dipnot 2
      Fitne için bkz.İsra 17/60. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Başka bir şey uydurup üzerimize atasın diye sana sıkıntı verip az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden ayıracaklardı. O zaman seni dost(veli) edinirlerdi.

    Şaban Britch

    Onlar neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

    Şaban Piriş

    -Sana vahyettiğimizden başka bir şeyi bizim hakkımızda uydurarak neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.

  2. İsrâ suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 74. ayet. وَلَوْلَآ أَن ثَبَّتْنَٰكَ لَقَدْ كِدتَّ تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ شَيْـًٔا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.

    Mehmet Okuyan

    Seni dayanıklı (kararlı) kılmasaydık, az kalsın onlara birazcık eğilim gösterecektin. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Hûd 11:12. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat Biz eğer kalbini iman üzere perçinlememiş olsaydık, belki o zaman birazçık olsun onlara eğilim göstermen mümkün olabilirdi.

    Muhammed Esed

    Eğer seni(n imanını) berkitmemiş olsaydık, belki de onlara biraz olsun eğilim gösterecektin.

    Ahmed Hulusi

    Eğer biz seni, direnç verip sarsılmaz kılmasaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin!

    Ali Bulaç

    Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.

    Ali Rıza Safa

    Seni güçlendirmiş olmasaydık, gerçek şu ki, onlara biraz eğilim gösterecektin.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer seni sebatkar kılmasaydık yani engellemeseydik, gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecektin.

    Edip Yüksel

    Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve eğer Biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara nerede ise meylettindi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve eğer biz sana sebat vermemiş olsa idik sen onlara az bir şey meyledeyazdındı

    Erhan Aktaş

    Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, neredeyse az da olsa onlara eğilim gösterecektin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, neredeyse az da olsa onlara eğilim gösterecektin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Seni dirençli kılmasaydık, ant olsun ki sen, onlara az da olsa eğilim gösterecektin.

    Gültekin Onan

    Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, andolsun ki, sen onlara (belki) biraz meyl edecekdin.

    İbni Kesir

    Şayet sana sebat vermemiş olsaydık; andolsun ki, az da olsa onlara meyl edecektin.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, neredeyse onlara az da olsa meyledecektin.

    Süleyman Ateş

    Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer biz senin duruşunu sağlamlaştırmasaydık dipnot 1 sen neredeyse onlara azıcık da olsa meyledecektin!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, herkese davranışlarının iyi mi kötü mü olduğunu ilham eder. Kötü bir işe niyetlenen yahut bunu yapan kişinin içinde hissettiği sıkıntı ve vicdan azabı da iyi iş yapanın hissettiği iç huzuru da Allah'ın ona olan ilhamıdır (Yusuf 12/24, İbrahim 14/27, Şems 91/7-10).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer seni sağlamlaştırmasaydık, az da olsa onlara meyledecek gibi olurdun.

    Şaban Britch

    Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, neredeyse onlara az da olsa meyledecektin.

    Şaban Piriş

    Eğer seni sağlam tutmamış olsaydık, az da olsa onlara meyledecektin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin.

  3. İsrâ suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 75. ayet. إِذًا لَّأَذَقْنَٰكَ ضِعْفَ ٱلْحَيَوٰةِ وَضِعْفَ ٱلْمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.

    Mehmet Okuyan

    İşte o zaman, sana ölümün kat kat (sıkıntılar)ıyla birlikte hayatın sıkıntılarını da kat kat tattırırdık. dipnot 1 Sonunda bize karşı kendin için hiçbir yardımcı da bulamazdın.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herhangi bir şekilde ceza gerektiren çirkin bir iş yapmaları durumunda Hz. Muhammed'in eşlerine yönelik cezanın iki kat uygulanacağıyla ilgili bir mesaj için bkz. Ahzâb 33:30.

    Mustafa İslamoğlu

    O zaman da sana, hayatın da ölümün de acısını kat kat tattırırdık; üstelik seni elimizden kurtaracak birini de bulamazdın.

    Muhammed Esed

    O zaman sana hayatta da, ölümden sonra da kat kat (azap) tattırırdık; ve Bize karşı sana yardım edecek kimseyi de bulamazdın!

    Ahmed Hulusi

    İşte o takdirde biz sana hayatın da, ölümün de (sıkıntılarını) kat katını tattırırdık! Sonra kendine, bize karşı bir yardımcı bulamazdın.

    Ali Bulaç

    Bu durumda, biz sana, hayatında kat kat, ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık; sonra bize karşı bir yardımcı bulamazdın.

    Ali Özek ve heyeti

    O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.

    Ali Rıza Safa

    O zaman, yaşamın ve ölümün acılarını katlayarak sana tattırırdık. Sonra, kendin için, Bize karşı bir yardımcı bulamazdın.

    Bayraktar Bayraklı

    O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın!

    Edip Yüksel

    O zaman da hayatın ve ölümün azabını katlayarak sana tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O zaman da hayatın ve ölümün azabını katlayarak sana tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de katmerli acısını tattırırdık; sonra Bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o takdirde biz sana muhakkak hayatın da katmerli, mematın da katmerli acısını tattırdık, sonra bize karşı kendin için hiç bir yardımcı bulamazdın

    Erhan Aktaş

    O durumda sana, hayatın da ölümün de azabını tattırırdık. Sonra Bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O durumda sana, hayatın da ölümün de azabını tattırırdık. Sonra Bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O durumda sana, hayatın da ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Sonra Bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

    Gültekin Onan

    Bu durumda, biz sana, hayatında kat kat, ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık; sonra bize karşı bir yardımcı bulamazdın.

    Hasan Basri Çantay

    O takdirde ise biz dirimin de katmerli, ölümün de katmerli (acısını) sana tatdıracakdık muhakkak. Sonra bize karşı kendin için hiç bir yardımcı da bulamayacakdın.

    İbni Kesir

    Ve o zaman Biz; sana, hayatın da kat katını, ölümün de kat katını tattırdık. Sonra Bize karşı, sana bir yardımcı da bulamazdın.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O zaman ise, sana hayatın da ve ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

    Süleyman Ateş

    O takdirde sana hayatın da, ölümün de kat kat(azab)ını taddırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meyletseydin sana hayatın iki kat cezası ile birlikte ölümün de iki kat cezasını tattırırdık. Sonra bize karşı sana yardım edecek birini de bulamazdın.

    Şaban Britch

    O zaman ise, sana hayatın da ve ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

    Şaban Piriş

    O zaman ise, sana hayatın da ve ölümün de azabını kat kat tattırırdık. Hem de bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte o zaman sana, hayatın da ölümün de katmerli acılarını tattırdık. Ve bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.

  4. İsrâ suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 76. ayet. وَإِن كَادُوا۟ لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلْأَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَإِذًا لَّا يَلْبَثُونَ خِلَٰفَكَ إِلَّا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, seni o yerden (yurdundan) çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de (Mekke'de) fazla kalamayacaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat (bunun imkansız olduğunu gören) berikiler, bu kez oradan çıkarmak için (senin) toprağında ısrarla seni taciz ve tedirgin etmeye çalışıyorlar. Ama (seni çıkardıkları) zaman, senin ardından onlar da pek fazla kalamayacaklar.

    Muhammed Esed

    Ve (seni ikna edemediklerini görünce, bu sefer) aralarından büsbütün çıkarıp atmak için (doğduğun) toprakta seni tedirgin etmeye çalışıyorlar. Ama, sen ayrıldıktan sonra, onların kendileri de pek fazla kalamayacaklar.

    Ahmed Hulusi

    Seni oradan (Mekke'den) çıkarmak için taciz edeceklerdi. . . İşte o takdirde onlar da senin ardından (dünyada) pek az kalacaklardı. (Bunu yaptılar ve Bedr'de öldürüldüler. A. H. )

    Ali Bulaç

    Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yine onlar (Mekke halkı), seni yurdundan (Mekke'den) çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de (orada) fazla kalamazlar.

    Ali Rıza Safa

    Bu yerden çıkarmak için seni sıkıştırıyorlar. İşte o zaman, senden sonra kendileri de az bir süreden başka kalamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Yine onlar seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.

    Edip Yüksel

    Seni ülkeden çıkarmak için neredeyse seni zorla sürecekler. Bu taktirde senden sonra onlar da fazla kalmayacaklar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Nitekim Muhammed peygamber Medine'ye göç ettikten kısa süre sonra Mekke kan dökülmeden fethedildi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seni ülkeden çıkarmak için neredeyse seni zorla sürecekler. Bu taktirde senden sonra onlar da fazla kalmayacaklar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Az daha seni bu yerden çıkarmak için rahatsız edeceklerdi ve o takdirde kendileri de senin ardından pek az kalacaklardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve az daha seni bu Arzdan çıkarmak için iz'ac edeceklerdi ve o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklardı

    Erhan Aktaş

    Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

    Gültekin Onan

    Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Yakında seni, neredeyse, bu yerden çıkarmak için her halde rahatsız edecekler, (fakat) o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklardır.

    İbni Kesir

    Neredeyse seni memleketten çıkarmak için zorlayacaklardı. O zaman, senin ardından onlar da ancak çok az kalabilirler.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

    Süleyman Ateş

    Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için tedirgin edeceklerdi. O takdirde kendileri de senin ardından pek az kalabilirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni bu topraklardan çıkarmak için yerinden oynatmak üzereler. Çıkarırlarsa senden sonra burada fazla kalamazlar.

    Şaban Britch

    Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından çok az bir zaman kalabilirler.

    Şaban Piriş

    Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından çok az bir zaman kalabilirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Az kalsın bu topraktan çıkarmak için seni sıkıştıracaklardı. Böyle bir durumda onlar orada senin arkandan çok az bir süre kalacaklardı.

  5. İsrâ suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 77. ayet. سُنَّةَ مَن قَدْ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِن رُّسُلِنَا وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوِيلًا

    Diyanet İşleri

    Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.

    Mehmet Okuyan

    (Nitekim) senden önce gönderdiğimiz elçiler hakkındaki kanun (da böyleydi). Bizim kanunumuzda asla hiçbir değişiklik bulamazsın.

    Mustafa İslamoğlu

    Elçilerimizden senden önce gönderdiğimiz kimselere uygulanan yöntem de buydu; ve sen Bizim uyguladığımız yöntemin (niteliğinde) bir farklılaşma bulamazsın.

    Muhammed Esed

    Elçilerimizden senden önce gönderdiklerimiz için de (izlediğimiz) yol buydu; Bizim (çizdiğimiz) yolda bir değişme göremezsin.

    Ahmed Hulusi

    Senden önce irsal ettiğimiz Rasullerimiz ile de ilgili sünnetimizdir! (Rasuller doğdukları yerden çıkarılırlar; ardından da onları çıkaran toplumlar helak edilir!) Bizim sünnetimizde değişiklik bulamazsın.

    Ali Bulaç

    (Bu,) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.

    Ali Özek ve heyeti

    Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun (da bu dur). Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.

    Ali Rıza Safa

    Senden önce gönderdiğimiz elçiler için de yasa budur; yasamızda bir değişiklik bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun da budur. Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.

    Edip Yüksel

    Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler için öngördüğümüz yasa (sünnet) budur. Yasamızda herhangi bir değişiklik göremezsin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler için öngördüğümüz sistem (sünnet) budur. Sistemimizde herhangi bir değişiklik göremezsin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere uygulanan bir kanundur ki sen Bizim bu kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Senden evvel gönderdiğimiz bütün Peygamberlerin sünneti vechile ki: sen bizim sünnetimize bir tahvil bulamazsın

    Erhan Aktaş

    Senden önce de gönderdiğimiz Resul'lerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sunnetullah: Allah'ın yasası.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Senden önce de gönderdiğimiz resullerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sunnetullah: Allah'ın yasası.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senden önce de gönderdiğimiz rasullerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sünnetullah: Allah'ın yasası.

    Gültekin Onan

    (Bu,) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.

    Hasan Basri Çantay

    (Biz bunu) senden evvel gönderdiğimiz peygamberler için de sünnet (ve kaaide yapmışızdır). Sen bizim sünnetimizde (Habibim) hiç bir değişiklik bulmazsın.

    İbni Kesir

    Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimizin kanunu. Sen, Bizim kanunumuzda değişiklik bulamazsın.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Bu) senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz için de uyguladığımız sünnettir. Sen bizim sünnetimizde hiçbir değişiklik bulamazsın.

    Süleyman Ateş

    Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizin de yasası (budur). Bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Senden önce gönderdiğimiz elçilere uyguladığımız sünnet /yasa budur. dipnot 1 Bizim sünnetimizde dipnot 2 bir değişme bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sünnetullah" kavramına "tabiat kanunları" diye yanlış bir anlam verilerek mucizelerin olamayacağı iddia edilmektedir. Mucize; Allah'ın, nebilerine, elçilik belgesi olarak verdiği şeylerdir. Muhammed aleyhisselam dışındaki bazı nebilerin, kitaplarından başka kendi toplumlarına gösterdikleri ve Allah'ın elçisi olduklarını ispat eden mucizeler de vardır. Salih'in (as) devesi (A'raf 7/73, Hud 11/64, Şuara 26/155), Musa'nın (as) dokuz mucizesi (İsra 17/101, Neml 27/12), İsa'nın (as) beşikteyken konuşması, körleri ve alaca hastalarını iyileştirmesi, ölüleri diriltmesi (Al-i İmran 3/49, Maide 5/110) bu tür mucizelerdir. Nebiler dahil hiçbir insan kendi başına mucize gösteremez (Ra'd 13/38). Mesela, insanlar bir araya gelseler Kur'an'ın bir suresinin bile dengini oluşturamazlar (Bakara 2/23-24). Muhammed aleyhisselam son elçi olduğu için, onun mucizesi olan Kur'an kıyamete kadar varlığını devam ettirecektir (Ankebut 29/51 ve dipnotu).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce gönderdiğimiz elçilere uygulanan kanun budur. Bizim kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın.

    Şaban Britch

    Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki sünnetidir. Bizim sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.

    Şaban Piriş

    Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin sünnetidir. Bizim sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Senden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan yöntem de buydu. Sen bizim yol ve yöntemimizde değişme bulamazsın.

  6. İsrâ suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 78. ayet. أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمْسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّيْلِ وَقُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ إِنَّ قُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا

    Diyanet İşleri

    Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

    Mehmet Okuyan

    Güneşin (batıya) yönelip gecenin karanlığı bastırıncaya kadar ve tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanması (vaktinde) namaz kıl! Şüphesiz ki tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanmasına şahit olunmaktadır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [Kur'ane'l-fecri] tamlamaları, doğu tarafında [fecr] denen sabah ışıklarının toplanması demektir ki bu vakit "sabah"tır. Namaz vakitleriyle ilgili benzer mesajlar: Bakara 2:238; Hûd 11:114; Tâhâ 20:130; Rûm 30:17-18; Kâf 50:39.

    Mustafa İslamoğlu

    Güneşin zirveyi aşıp (batıya) ağmasından gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar (geçen zaman dilimlerinde) namazı vererek kıl; ve bir de sabah (namazı) okuyuşunu: unutma ki sabah okuyuşu, oldu olası (insanı her tür manevi) algıya açık hale getirir.

    Muhammed Esed

    Güneşin doruğu aşmasından gecenin çöküşüne kadar(ki süre içinde) namazı(nı) gereği üzere yerine getir; sabah (namazı) okumasını da (tam bir dikkat ve duyarlık içinde gerçekleştir); çünkü sabah okuması(nda insan) gerçekten de (ulvi olan her şeye) açıktır.

    Ahmed Hulusi

    Güneş'in, batıda gözden kaybolmasından gecenin kararmasına kadar ki süreçte salatı ikame et. FECİR KURAN'ını da (sabah salatını da). . . Muhakkak FECİR KUR'AN OKUMAsı şahitlendirilmiştir.

    Ali Bulaç

    Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti (namazda okunan) Kur'an'ı, işte o, şahid olunandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

    Ali Rıza Safa

    Güneşin kaymasından, gecenin kararmasına dek namazı kıl. Ve tan zamanında Kur'an. Kuşkusuz, tan zamanında, Kur'an'ın tanıkları vardır. dipnot 217

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 217
      Bu ayet, "Kur'ane el fecri" tümcesiyle, açık bir biçimde "Tan zamanında Kur'an" olarak bildirilmesine karşın, kimi Kur'an çevirilerinde, "Sabah namazına, melekler şahit olur." veya "Sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur." veya "Fecr zamanında namazda okunan Kur'an" biçiminde değişik yorumlarla çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur'an'ını da unutma. Çünkü sabahın Kur'an'ı görülecek şeydir.

    Edip Yüksel

    Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar salatı gözet. Sabah okumasını da (Kuran) da gözet. Sabahleyin okunan (Kuran) tanık olunur. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Güneşin ufukta kaymasından gecenin kararmasına kadar geçen süre akşam salatının vaktidir. Kuran salat hakkında detaylı bilgi içermektedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı gözet. Sabah Kuran'ını da gözet. Sabahleyin Kuran (okuması) tanık olunur

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Güneşin kaymasından, gecenin kararmasına kadar namazı güzel kıl; bir de kıraatıyle seçkin olan sabah namazını; çünkü sabah Kur'an'ı gerçekten şahitlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı güzel kıl, bir de kıraetiyle mümtaz olan sabah namazını, zira sabah Kur'anı hakıkaten meşhuddur (şühuda mazhardır)

    Erhan Aktaş

    Güneş'in batmasından dipnot 1 gecenin karanlığı bastırıncaya kadar salatı ikame et. dipnot 2 Ve fecrin kuranı; dipnot 3 kuşkusuz fecrin kuranı dipnot 4 tanıklıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen ve "Güneş'in dönmesi (zeval vakti)" olarak anlam verilen "duluk" kelimesi, "batmak" demektir. "Duluku'ş-şems" deyimi ise Güneşi'n batması demektir. Yani, "Güneş'in batma anı" anlamına gelmektedir. Dolayısı ile bu ayet, öğlenden akşama kadar geçen bir zaman dilimini değil, akşam salatının/namazının vaktini; yani akşam salatının/namazının başlangıç ve bitim zamanını belirlemektedir. Buna göre Güneş'in batmasından itibaren yaklaşık 45 dakikalık zaman dilimi, akşam namazının vaktidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Namaz kıl.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Kur'ane'l-Fecri," tamlamasındaki kur'an kelimesi fecrin, yani sabah şafağının iyice "yoğunlaşıp toplanması" anlamındadır. Zira kur'anın kelime anlamlarından biri de "toplamak, bir araya getirmek, içinde tutmak"tır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Fecrin, yani sabah şafağının iyice yoğunlaştığı zaman, sabah namazının vaktidir. Şafağın yoğunlaşmasının görülen bir şey olduğu ifade edilmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Güneş'in batmasından dipnot 1 gecenin karanlığı bastırıncaya kadar salatı ikame et. dipnot 2 Ve fecrin kuranı; dipnot 3 kuşkusuz fecrin kuranı dipnot 4 tanıklıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen ve "Güneşin dönmesi (zeval vakti)" olarak anlam verilen "duluk" sözcüğü, "batmak" demektir. "Duluku'ş-şems" deyimi ise Güneşin batması demektir. Yani, "Güneşin batma anı" anlamına gelmektedir. Dolayısı ile bu ayet, öğlenden akşama kadar geçen bir zaman dilimini değil, akşam salatının/namazının vaktini; yani akşam salatının/namazının başlangıç ve bitim zamanını belirlemektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Namaz kıl.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Kur'ane'l-Fecri, " tamlamasındaki kur'an sözcüğü fecrin, yani sabah şafağının iyice "yoğunlaşıp toplanması" anlamındadır. Zira kur'an, sözcük anlamı olarak toplamak, bir araya getirmek, içinde tutmak demektir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Fecrin, yani sabah şafağının iyice yoğunlaştığı zaman sabah namazının kılınacağını söylemektedir. Şafağın yoğunlaşmasının görülen bir şey olduğu ifade edilmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Güneş'in batmasından dipnot 1 gecenin karanlığı bastırıncaya kadar salatı ikame et. dipnot 2 Ve fecrin kur'anı; dipnot 3 kuşkusuz fecrin kur'anı dipnot 4 tanıklıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen ve "Güneşin dönmesi(zeval vakti)" olarak anlam verilen "duluk" sözcüğü, "batmak" demektir. "Duluku'ş-şems" deyimi ise Güneşin batması demektir. Yani, "Güneşin batma anı" anlamına gelmektedir. Dolayısı ile bu ayet, öğlenden akşama kadar geçen bir zaman dilimini değil, akşam namazının vaktini belirlemektedir. Diğer bir ifade ile akşam salatının/namazının başlangıç ve bitimini belirlemektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Namaz kıl.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Kur'ane'l-Fecri," tamlamasındaki kuran sözcüğü fecrin, yani sabah şafağının iyice yoğunlaşıp toplanması anlamındadır. Kur'an'ın sözcük anlamı toplamak, bir araya getirmek, içinde tutmak vb. dir."
    4. metne dön, dipnot 4
      "Fecrin, yani sabah şafağınını iyice yoğunlaştığı zaman sabah namazının kılınacağını söylemektedir. Şafağın yoğunlaşmasının görülen bir şey olduğu ifade edilmektedir.

    Gültekin Onan

    Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl ve fecir (vakti) Kuran'ı (sabah namazını) da (unutma); işte o, fecir (vakti) Kuran'ı şahid olunandır. (Çeşitli çeviriler...)

    Hasan Basri Çantay

    Güneşin (zeval vakfında) kayması anından gecenin kararmasına kadar güzelce namaz kıl. Sabah namazını da (öylece eda et). Çünkü sabah namazı şahidlidir.

    İbni Kesir

    Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl. Sabah vakti de. Zira sabah vakti görülmesi gerekli bir ibadettir.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Güneşin zevalinden/batıya yönelmesinden, gecenin karanlığına kadar namaz kıl, bir de sabah namazını da (kıl). Zira sabah namazı (meleklerce) şahit olunandır.

    Süleyman Ateş

    Güneşin sarkmasından (aşağı kaymasından) gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar namaz kıl ve sabahın Kur'an'ın(ı, uzunca Kur'an okunan sabah namazını) da (unutma). Çünkü sabah Kur'an (okuması) görülecek şeydir.

    Süleymaniye Vakfı

    Namazı, güneşin tepe noktasını geçmesinden dipnot 1 gecenin karanlığının /soğuğunun bastırmasına dipnot 2 kadar düzgün ve sürekli kıl! Bir de doğu ufku boyunca dağılmış ışıkların bir araya toplandığı vakitte dipnot 3 kıl! Doğu ufku boyunca dağılmış ışıkların bir araya toplanması gözle görülür. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Düluk, "kayma" demektir. Hud 11/114. ayete göre gündüz kılınan sadece iki farz namaz, öğle ve ikindi namazları vardır. Bu ayette ise "güneşin dülukundan gecenin ğasakına kadar namaz kıl" emri verildiği için güneşin düluku, "öğlen gökyüzünde en tepeye çıktığı noktadan batıya kayması" anlamına gelir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gecenin ğasakı, "gecenin karanlığı" anlamına geldiği gibi "gecenin soğuk vakti" anlamına da gelir (Lisan'ul-Arab). Bulunduğumuz yerden Güneş ışınlarının tamamen çekilmesi, günün en serin vaktinin başlaması demektir. Bu sırada Güneşin ufka uzaklığı en az 18 derece olur ve zayıf ışıklı yıldızlar da gözükmeye başlar. Güneşin batmadığı yerlerde ğasaku'l-leyl, gece serinliğinin iyice hissedildiği vakittir. Abdullah b. Ömer'e Şafak sorulunca "beyazlığın gitmesi"; ğasak yani karanlığın bastırması sorulunca da, "kızıllığın gitmesi"dir, demiş (Ebu Davud,Salat 6). Bu, yerinde bir tespittir. Çünkü batı ufkunda oluşan kızıl ve beyaz ışık kuşaklarından beyaz kuşak kızıla karışınca yatsı vakti girer. Bu ince tabaka, başlangıçta bir kubbe gibi olur sonra tamamen kaybolur. Ufuktan Güneş ışınları çekilip en zayıf yıldızlar ortaya çıkınca yatsı vakti çıkmış, gecenin ortası diye de tanımlanan ğasak başlamış olur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kur'an, karae (قرأ) fiilinin mastarı olan kur' (القُرْء) veya kar' (القَرْء)'dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın kitabına Kur'an demesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Kur'an el-fecr (قُرْاٰنَ الْفَجْر) doğuda, seher vakti aydınlığı ile Güneş'in doğması arasında, ufkun üst tarafında oluşan beyaz kuşağın, ufkun alt tarafındaki siyah kuşağın ve bu ikisini -ışınların atmosferde kat ettiği yola göre değişen bir gökkuşağı rengiyle- ayıran ince çizginin bir araya gelmesidir (Bakara 2/187). Bu ayete göre namaz vakitlerinin üç değişmez özelliği vardır: 1) Güneşin düluku yani tepe noktasından batıya kayması: Bu, dünyanın her yerinde ve her mevsimde kolaylıkla tespit edilebilir. Bu sırada öğlen namazının vakti girer. 2) Gecenin ğasakı: Güneş ışınları tamamen çekilince hem hava kararır hem de günün en soğuk vakti başlar. Beyaz gecelerin yaşandığı yerlerde karanlık olmaz ama havadaki soğuma kendini iyice hissettirir. 3) Yukarıda açıklanan Kur'an el-fecr. Bu üç değişmez özellik, her mevsimde ve dünyanın her yerinde gözlemlenebildiği için Svalbard'da, Güneş ufkun bir hayli üstünde iken bile gözlenebilmiştir. Ayette Güneş'in sadece meridyen geçişinden söz edilmiştir. Eğer Güneş'in doğuşu, batışı ve gecenin karanlığı ifadeleri kullanılsaydı kutup bölgesinde namaz ve oruç vakitlerini tespit imkansızlaşırdı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu vaktin çıplak gözle görüldüğü, Bakara 2/187. ayette ifade edilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namazı, güneşin zevalinden dipnot 1 gecenin ğasakına dipnot 2 kadar, bir de şafak ışıklarının kümeleştiği sırada dipnot 3 sürekli ve tam kıl. Şafak ışıklardaki kümeleşme gözle görülür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      batı tarafına yönelmesinden
    2. metne dön, dipnot 2
      [2* ] Gecenin ğasakı, gecenin karanlığı anlamına geldiği gibi soğuk vakti anlamına da gelir. (Lisan'ul-arab). Bulunduğumuz yerden Güneş ışınlarının tamamen çekilmesi, günün en serin vaktinin başlaması demektir. Beyaz gecelerin yaşanmadığı yerlerde Güneşin ufka uzaklığı en az 18 derece olur ve ufukta herhangi bir aydınlık kalmaz. Beyaz gecelerin yaşandığı yerlerde de, Güneş ortada olmasına rağmen gece serinliği iyice hissedilmeye başlar. Abdullah b. Ömer'e Şafak sorulunca "beyazlığın gitmesi"; ğasak sorulunca da, "kızıllığın gitmesi"dir, demiş (Ebu Davud,Salat 6). Bu, yerinde bir tespittir. Çünkü batı ufkunda oluşan kızıl ve beyaz ışık kuşaklarından beyaz kuşak kızıla karışınca yatsı vakti girer. Bu ince tabaka, başlangıçta bir kubbe gibi olur sonra tamamen kaybolur. Ufuktan Güneş ışınları çekilip en zayıf yıldızlar ortay çıkınca yatsı vakti çıkmış, gecenin ortası diye de tanımlanan ğasak başlamış olur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kur'an, karaa قرأ fiilinin mastarı olan kur' القُرْء veya kar' القَرْء'dan türetilmiştir; kök anlamı toplamadır
    4. metne dön, dipnot 4
      [Lisanu'l-Arab, قَرْء mad]. Mastar olarak kullanıldığı gibi makru' (مقروء) = bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Kuran el fecri (قُرْاٰنَ الْفَجْر) doğuda, seher vakti aydınlığı ile Güneşin doğması arasında kümeleşen şafak ışıklar demektir. Yoğunlaşma görüntüsünü açıklayan ayet şudur: "(Ramazan'da) Fecrin (şafağın) olduğu tarafta, ak çizgi kara çizgiden size göre tam seçilinceye kadar yiyin, için." (Bakara 2/187)   Bu ayete göre namaz vakitlerinin üç değişmez özelliği vardır: Güneşin zevali yani tepe noktasından batıya kaymasıdır. Bu, dünyanın her yerinde ve her mevsimde kolaylıkla tespit edilebilir. Bu sırada öğlen namazının vakti girer. Gecenin ğasakı: Güneş ışınları tamamen çekilince hem hava kararır hem de günün en soğuk vakti başlar. Beyaz gecelerin yaşandığı yerlerde karanlık olmaz ama havadaki soğuma kendini iyice hissedilmeye başlar. Kuran el fecr. Bu üç değişmez özellik, her mevsimde ve dünyanın her yerinde gözlemlenebildiği için Sıvalbard'da, Güneş ufkun bir hayli üstünde iken bile gözlenebilmiştir. Ayette Güneşin sadece meridyen geçişinden söz edilmiştir. Eğer Güneşin doğuşu, batışı ve gecenin karanlığı ifadeleri kullanılsaydı kutup bölgesinde namaz ve oruç vakitlerini tespit imkansızlaşırdı.

    Şaban Britch

    Güneşin zevalinden/batıya yönelmesinden, gecenin karanlığına kadar namaz kıl, bir de sabah namazını da (kıl). Zira sabah namazı (meleklerce) şahit olunandır.

    Şaban Piriş

    Güneşin batıya yönelmesinden, gece karanlığı bastırıncaya kadar namazı ve fecr okumasını da yerine getir. Çünkü fecir Kur'an'ının şahitleri vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Güneşin kaymasından/aşağı sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namazı kıl. Sabah Kur'an'ını da gözet. Çünkü sabah Kur'an'ı tanıklarca izlenmektedir.

  7. İsrâ suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 79. ayet. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِۦ نَافِلَةً لَّكَ عَسَىٰٓ أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا

    Diyanet İşleri

    Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.

    Mehmet Okuyan

    Sana özel dipnot 1 olmak üzere gece uykuya ara ver! dipnot 2 (Böylece) Rabbin seni, mutlaka övgüye değer bir makama dipnot 3 ulaştıracaktır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve Ahzâb 33:50. gibi ayetler Hz. Muhammed'e inen her vahyin Kur'an'da yer aldığının delilidir. Zira sadece ona özel olarak inen bir hükmün Kur'an'da bulunuyor olması bunun göstergesidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müminlerin geceleri değerlendirmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:17, 113; Tâhâ 20:130; Furkân 25:64; Secde 32:16; Zümer 39:9; Kâf 50:39; Zâriyât 51:16-18; Tûr 52:49; Müzzemmil 73:2-4, 20; İnsân 76:26.
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada geçen [makâm-ı mahmûd] tamlaması mahşerle ilgili değil de bağlam gereği ileride hicret edilecek yer olan ve Hz. Muhammed'in huzurla yaşayacağı Medine olmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve gecenin bir vaktinde uykuna ara vererek, sana özgü bir armağan olarak namaz kıl; umulur ki Rabbin seni övgüye değer bir makama yüceltir!

    Muhammed Esed

    Ve gecenin bir vaktinde kalkıp, kendi isteğinle yaptığın ilave bir eylem olarak namaz kıl: ki böylece Rabbin seni belki (ahirette) övgüye değer bir konuma yükseltir.

    Ahmed Hulusi

    Ayrıca gecenin bir kısmında, yararını göreceğin, Kuran'la teheccüde kalk (uyanarak salatı yaşa)! Umulur ki Rabbin sende Makam-ı Mahmud'u ba'seder (sende o makamın özelliklerini açığa çıkartır. . . {Ve çıkartmıştır da "İnna fetahnaleke" ayetinde bildirilen husus ile. A. H. })!

    Ali Bulaç

    Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.

    Ali Özek ve heyeti

    Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gecenin bir zamanında kalkıp, kendin için çoğaltarak, Onunla yakarışlarını yap. Efendinin, seni, övgüye yaraşır bir konuma yükseltmesi umut edilebilir. dipnot 218

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 218
      Ayette bildirilen, "Onunla yakarışlarını yap!" tümcesindeki zamir, Kur'an'a yöneliktir. Kimi çevirilerde, "Namaz kıl!" biçiminde çevrilmiştir. "Yakarış" olarak yazdığımız "Tehecced" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Teheccüd namazı" veya "Teheccüd ibadeti" veya "Meditasyon" olarak çevrilmiştir. Geceleyin Kur'an okuyarak yapılması bildirilen bu yakarışların "Kendin için çoğaltarak" veya "Sana özgü çoğaltılmış olarak" anlamındaki tümce nedeniyle, yalnızca peygambere yönelik olduğu yorumları yapılmasına karşın, Kur'an'da bildirilen buyruklar tüm insanlığa yöneliktir.

    Bayraktar Bayraklı

    Gecenin bir kısmından uyanarak, sana mahsus bir artı değer/nafile olmak üzere, namaz kıl! Böylece Rabbinin seni, övülmüş bir makama ulaştırması umulur.

    Edip Yüksel

    Fazladan iyi iş olarak geceleyin düşünceye dal ki Efendin seni onurlu bir makama yükseltsin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fazladan bir kredi olarak geceleyin meditasyonda bulun ki Rabbin seni onurlu bir makama yükseltsin

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk. Kur'an ile teheccüd kıl; yakındır ki Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştıra.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Geceden de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk, Kur'an ile teheccüd kıl, yakındır ki rabbın seni bir makam-ı mahmud'a ba's ede.

    Erhan Aktaş

    Sana özgü nafile dipnot 1 olarak gecenin bir kısmında onunla dipnot 2 fetehecced et dipnot 3 . Umulur ki Rabb'in seni makamı mahmuda dipnot 4 ulaştırır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlave, fazladan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an ile.
    3. metne dön, dipnot 3
      Uyan. "Teheccüd namazı kılmak" olarak çevirisi yapılan "Fetehecced" kelimesi uykudan uyanmak demektir. Teheccüd kelimesinin kökü olan (hcd) kelimesi, zıt anlamlı bir kelime olup hem uyumak hem uyanmak anlamına gelmektedir. Ayette namaz konu edilmemektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Övgüye değer bir makama.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sana özgü nafile dipnot 1 olarak gecenin bir kısmında onunla dipnot 2 fetehecced et dipnot 3 . Umulur ki Rabb'in seni makamı mahmuda dipnot 4 ulaştırır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlave, fazladan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an ile.
    3. metne dön, dipnot 3
      Uyan. "Teheccüd namazı kılmak" olarak çevirisi yapılan "Fetehecced" sözcüğü uykudan uyanmak demektir. Teheccüd sözcüğünün kökü olan (hcd) sözcüğü, zıt anlamlı bir sözcük olup hem uyumak hem uyanmak anlamına gelmektedir. Ayette namaz konu edilmemektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Övgüye değer bir makama.

    Gültekin Onan

    Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kuran'la) namaz kıl. Umulur ki rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.

    Hasan Basri Çantay

    Gecenin bir kısmında da uyanıb, sırf sana mahsus fazla (bir ibadet) olmak üzere onunla (Kur'an ile) gece namazı kıl. Ümid edebilirsin, Rabbin seni bir makaam-ı mahmuda gönderecekdir.

    İbni Kesir

    Geceleyin yalnız sana mahsus olmak üzere teheccüd namazı kıl. Umulur ki, Rabbın seni öğülmüş bir makama gönderiverir.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus ziyade olarak namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övgüye layık bir mevkiye yükseltir.

    Süleyman Ateş

    Ayrıca sana özgü olarak gecenin bir kısmında da Kur'an oku(yup namaz kıl)mak üzere uyan! Rabbinin seni güzel bir makama ulaştırması umulur.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana özel ek görev olarak gecenin bir kısmında namaz kılmak için uykudan kalk. dipnot 1 Belki Rabbin seni çok övülen bir yere dipnot 2 gönderir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yatsı namazından sonra uyuyup sabah namazı vaktinin girmesinden önceki bir vakitte kalkarak kılınan gece namazına "teheccüd namazı" denir. Bu ayete göre teheccüd namazı, Muhammed aleyhisselama farzdır. Diğer mü'minler de bu namazı kılmaya teşvik edilmişlerdir (Furkan 25/64, Secde 32/15-16, Zümer 39/9, Zariyat 51/17-18). Nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Gece namazını kılın; çünkü bu sizden önceki salih kulların devam ettiği, Allah'a yaklaşmaya vesile olan, günahları örten ve engelleyen bir ibadettir" (Tirmizi, "Daavat", 115).
    2. metne dön, dipnot 2
      Medine'ye ve daha nice güzel yerlere.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana ek görev olarak gecenin bir kısmında (uykudan) namaza kalk. Belki Rabbin seni pek güzel bir makama, Makam-ı Mahmud'a yükseltir.

    Şaban Britch

    Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus ziyade (farz) olarak namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övgüye layık bir mevkiye yükseltir.

    Şaban Piriş

    Geceleyin uykudan uyanınca da senin için nafile olan namazı kıl! Umulur ki Rabbin seni övgüye layık bir mevkiye yükseltir

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sana özgü bir davranış olarak, gecenin bir kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere uyanık ol/uykudan uyan. Böylece Rabbinin seni övgüye layık bir konuma ulaştırması umulur.

  8. İsrâ suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 80. ayet. وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِى مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِى مُخْرَجَ صِدْقٍ وَٱجْعَل لِّى مِن لَّدُنكَ سُلْطَٰنًا نَّصِيرًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla! Bana tarafından yardım edici bir güç ver!"

    Mustafa İslamoğlu

    Ve de ki: "Rabbim! Benim girdiğim her yere doğruluk ve dürüstlükle girmemi, çıktığım her yerden doğruluk ve dürüstlükle çıkmamı sağla; ve yüce katından beni (bu hususta başarılı) kılacak etkin bir güçle destekle.

    Muhammed Esed

    Ve (dua ederken) de ki: "Ey Rabbim, (girişeceğim her işe) doğruluk ve içtenlik üzere girmemi; (bırakacağım her işten de) doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla; ve bana katından destekleyici bir güç, bir tutamak bahşet!"

    Ahmed Hulusi

    Rabbim, girdiğim yere sıdk halinde girdir ve çıktığım yerden sıdk ile çıkart; ledünnünden zafere erdirici bir kudret oluştur bende!

    Ali Bulaç

    Ve de ki: "Rabbim, beni (girilecek yere) doğru bir girdirişle girdir ve (çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla çıkar ve katından bana yardımcı bir kuvvet ver."

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbim! Beni gireceğim yere (Medine'ye) doğrulukla girdir; çıkacağım yerden (Mekke'den) de doğrulukla çıkart. Bana katından yardım edici bir delil ( ve yardım) ver.

    Ali Rıza Safa

    Ve şunu söyle: "Efendim! Doğru bir girişle girmemi ve doğru bir çıkışla çıkmamı sağla. Ve Senin katından, bana yardımcı bir güç ver!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ey Rabbim!Gireceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bitireceğim her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla! Bana katından yardımcı bir güç ver!"

    Edip Yüksel

    Ve de ki: "Efendim, girişimlerimi ve vazgeçişlerimi doğru ve tutarlı kıl. Katından beni destekleyecek bir güç ver."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve de ki: 'Rabbim, beni doğru bir girişle kabul et ve beni doğru bir çıkışla çıkar. Katından beni destekleyecek bir güç ver.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Rabbim, gireceğim yere doğrulukla girmemi sağla, çıkacağım yerden de doğrululukla çıkmamı nasip et ve benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve de ki: rabbım beni sıdık girdirimi girdir ve sıdık çıkarışı çıkar ve benim için ledünnünden bir sultanı nasir kıl

    Erhan Aktaş

    De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan dipnot 1 ver."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptırım gücü, yol gösterici.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan dipnot 1 ver."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptırım gücü, yol gösterici.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Rabb'im! Beni doğru bir girişle girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar. Ve bana katından bir sultan dipnot 1 ver.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yol gösterici, güç.

    Gültekin Onan

    Ve de ki: "Rabbim, beni (girilecek yere) doğru bir girdirişle girdir ve (çıkarılacak yerden) doğru bir çıkarışla çıkar ve katından bana yardımcı bir kuvvet ver."

    Hasan Basri Çantay

    Ve şöyle de: "Rabbim, beni sıdk (ve selamet) girdirilişi ile girdir. Sıdk (ve selamet) çıkarışı ile çıkar ve tarafından bana hakkıyle yardım edici bir hüccet (-i kaahire ve kudret-i kamile) ver".

    İbni Kesir

    Ve de ki: Rabbım; beni doğruluk yerine koy. Ve doğruluk yerinden çıkar. Ve katından bana destekleyecek bir kuvvet ver.

    Mehmet Alagaş

    (71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Rabbim! Beni (gireceğim yere) doğrulukla/hoşnutlukla girdir ve beni (çıkacağım yerden) doğrulukla/hoşnutlukla çıkar ve bana katından yardımcı bir hüccet/kuvvet ver.''

    Süleyman Ateş

    De ki: "Rabbim, beni doğruluk girdirişiyle girdir ve beni doğruluk çıkarışiyle çıkar. Bana katından yardımcı bir güç ver."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Rabbim! Girdiğim yere dürüstçe girmemi sağla, çıktığım yerden dürüstçe çıkar. Bana kendi katından yardımcı güç ver."

    Şaban Britch

    De ki: “Rabbim! Beni (gireceğim yere) doğrulukla/hoşnutlukla girdir ve beni (çıkacağım yerden) doğrulukla/hoşnutlukla çıkar ve bana katından yardımcı bir hüccet/kuvvet ver.”

    Şaban Piriş

    De ki: "Rabbim, beni girdireceğin yere hoşnutluk ve esenlikle girdir. Çıkaracağın yerden hoşnutlukla çıkar ve bana katından yardımcı bir kuvvet ver."

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle yakar: "Rabbim! Beni, gireceğim yere doğruluk dürüstlükle sok, çıkacağım yerden doğruluk dürüstlükle çıkar. Katından bana yardımcı bir güç / kanıt ver."

  9. İsrâ suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 81. ayet. وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur."

    Mustafa İslamoğlu

    Yine de ki: "Hak geldi, batıl ise yıkılıp gitti; çünkü her batıl zaten yıkılıp gitmeye mahkumdur!"

    Muhammed Esed

    Ve yine de ki: "Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti; zaten sahte ve tutarsız olan er geç yıkılıp gitmek zorundadır!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu gitti! (Hakikat bildirildi, asılsız boş görüşler geçerliliğini yitirdi) Muhakkak ki batıl yok olmak zorundadır. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur."

    Ali Özek ve heyeti

    Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, şunu söyle: "Gerçek geldi; gerçeğe aykırı olan yok oldu. Gerçeğe aykırı olan, kesinlikle yok olacaktır!" dipnot 219

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 219
      "Gerçek geldi; gerçeğe aykırı olan yok oldu!" tümcesi, halk arasında Kur'an ayeti olduğu bilinmeden söylenen "Hak geldi; batıl zail oldu!" söylemidir.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Hak geldi, batıl gitti; zaten batıl yok olup gitmeye mahkumdur."

    Edip Yüksel

    Ve şunu bildir ki: "Gerçek gelmiş, yanlış ise ortadan kalkmıştır. Zaten yanlış, yok olmaya mahkûmdur."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve şunu bildir ki: 'Gerçek gelmiş, yanlış ise ortadan kalkmıştır. Zaten yanlış, yok olmağa mahkumdur.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve de ki: "Hak geldi, batıl yok oldu; gerçekten batıl pek zavallıdır!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve de ki: hak geldi batıl zevale erdi hakıkaten batıl pek zavallıdır

    Erhan Aktaş

    De ki: "Hakk geldi, Batıl yok oldu." Kuşkusuz ki Batıl yok olmaya mahkumdur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Hakk geldi, Batıl yok oldu." Kuşkusuz ki Batıl yok olmaya mahkumdur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: " Hakk geldi, Batıl yok oldu. Kuşkusuz ki Batıl yok olmaya mahkumdur.

    Gültekin Onan

    De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Hak geldi, baatıl zeval buldu. Şübhesiz ki baatıl daim zeval bulucudur".

    İbni Kesir

    De ki: Hak geldi, batıl yıkıldı. Muhakkak batıl zaten yıkılacaktı.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: ''Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl zail olandır.''

    Süleyman Ateş

    De ki: "Hak geldi, batıl gitti; zaten batıl yok olmağa mahkumdur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Gerçek (hak) geldi, uydurma (batıl) yok oldu. Çünkü uydurma olan yok olup gider."

    Şaban Britch

    Deki, “Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl zail olandır.”

    Şaban Piriş

    Deki, "Hak geldi, batıl yıkıldı. Zaten batıl yıkılmaya mahkumdur."

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve de ki: "Hak geldi batıl yıkılıp gitti. Batıl, yok olmaya zaten mahkumdu."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.