İsrâ suresi · 82–89. ayetler

Kur'an şifadır; ruh sorusu ve meydan okuma

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İsrâ suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 82. ayet. وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا

    Diyanet İşleri

    Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır.

    Mehmet Okuyan

    Biz, müminler için şifa ve rahmet olan, zalimlerin de sadece zararını artıran Kur'an'ı indiriyoruz.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte Biz Kur'an'ı, ona inananlar için (iç dünyalarını onaran) bir şifa ve rahmet (eczanesi) olarak indirdik; ama o, zalimlerin yalnızca yıkımını artırıyor.

    Muhammed Esed

    Biz, işte böyle böyle, Kuran'dan müminler için (ruhen) sağaltıcı, rahmet bahşedici olan ve zalimlerin de yalnızca yıkımını artıran şeyler indiriyoruz:

    Ahmed Hulusi

    Kuran'dan, iman edenler için şifa (sağlıklı düşünme bilgileri) ve rahmet (Hakikatlerindeki özellikleri hatırlatma) olan şeyleri inzal ediyoruz (hakikatinden şuuruna yansıtıyoruz)! (Bu), zalimlerin (nefsinin hakikatini inkar ederek nefsine zulmedenlerin) ise sadece hüsranını arttırır.

    Ali Bulaç

    Kur'an'dan mü'minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, Kur'an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir, zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik Kur'an'dan, inananlar için onma ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Oysa haksızlık yapanların ancak yitiklerini çoğaltır.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz Kur'an'dan, müminlere gönüllere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlere ziyan arttırmaktan başka bir katkıda bulunmaz.

    Edip Yüksel

    Kuran'ı, iman edenler için bir şifa ve rahmet olarak indirdik. Zalimlerin ise ancak zararını arttırır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Sahtekar din adamları, bu ayetin anlamını saptırarak Kuran ayetlerini yüzyıllarca halka aspirin veya merhem gibi satmışlardır. Kuran'ın mesajına yabancılaşan Müslümanlar, Kuran ayetlerinin yazılı bulunduğu kağıt ve mürekkebi totem olarak kullanmaya başladılar. Kuran, gerçeği arayanlar için evrensel bir mutluluk reçetesidir. * Bak 10:57.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuran'ı, inananlar için bir şifa ve rahmet olarak indirdik. Zalimlerin ise ancak zararını arttırır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz de Kur'an'dan müminler için bir şifa ve bir rahmet olan ayetleri peyderpey indiririz. Zalimlerin ise ancak zararını artırır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz de Kur'andan peyderpey öylesini indiririz ki mü'minler için o bir şifa ve bir rahmettir, zalimlerin ise ancak hasarını artırır

    Erhan Aktaş

    Kur'an'dan indirdiğimiz şeyler, Mü'minler için şifadır, rahmettir. Zalimlerin ise yalnızca hüsranını arttırır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kur'an'dan indirdiğimiz şeyler, mü'minler için şifadır, rahmettir. Zalimlerin ise yalnızca hüsranını arttırır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kur'an'dan indirdiğimiz şeyler, mü'minler için şifadır, rahmettir. Zalimlerin ise yalnızca hüsranını arttırır.

    Gültekin Onan

    Kuran'dan inançlılar için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz.

    Hasan Basri Çantay

    Biz Kur'andan peyderpey onu indiriyoruz ki (herbiri) mü'minler için şifa ve rahmetdir o. Zaalimlerin ise o, (maddi ve ma'nevi) ziyanından başkasını artırmaz.

    İbni Kesir

    Kur'an'dan; müminler için rahmet ve şifa olanı indiririz. Zalimler için ise ancak hüsranı artırır.

    Mehmet Alagaş

    (82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kur’an’dan Müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.

    Süleyman Ateş

    Biz Kur'an'dan mü'minlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin ziyanını artırmaktan başka bir katkıda bulunmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kur'an'da, inanıp güvenenler için şifa ve rahmet olan şeyler indiririz. Bunlar yanlış yapanların sadece yıkımını artırır.

    Şaban Britch

    Kur’an’dan müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.

    Şaban Piriş

    Kur'an'dan müminler için şifa ve rahmeti indiriyoruz. Bu, zalimlere de hüsrandan başka bir şeyi artırmıyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz Kur'an'dan, inananlar için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin yıkımını artırmaktan başka katkı sağlamıyor.

  2. İsrâ suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 83. ayet. وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ كَانَ يَـُٔوسًا

    Diyanet İşleri

    İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.

    Mehmet Okuyan

    Biz o (nankör) insana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine bir sıkıntı dokununca da iyice karamsarlığa düşer.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira ne zaman Biz insana nimet ihsan etmişsek, mesafe koydu ve (sorumluluklarından) yan çizdi; ne zaman da başına bir ziyan gelse, tuttu umutsuzluğa kapıldı.

    Muhammed Esed

    çünkü, Biz insana ne zaman nimet bahşetsek yüz çevirir, (Bizi düşünmekten) küstahça yan çizer; ve kendisine bir kötülük, bir darlık dokunsa hemen mutsuzluğa düşer.

    Ahmed Hulusi

    İnsana in'amda bulunduğumuz vakit yüz çevirir ve yan çizer! Kendisine hoşlanmadığı şey isabet ettiğinde de umutsuzluğa düşer.

    Ali Bulaç

    İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsana nimet verdiğimiz zaman, (itaatımızdan) yüz çevirip uzaklaşır. Başına bir kötülük gelince de ümitsizliğe düşer.

    Ali Rıza Safa

    İnsana nimet verdiğimizde, yüz çevirir ve yan çizer. Ona bir kötülük dokunduğunda ise tüm umutlarını yitirir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirip yan çizer; ona bir zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.

    Edip Yüksel

    İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. Kendisine kötülük dokununca da umutsuzluğa düşer.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. Kendisine kötülük dokununca da umutsuzluğa düşer

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öyledir, Biz insana nimet verdiğimiz zaman aldırmaz, yan büker; kendisine kötülük dokunduğu zaman da pek umutsuz olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyleya biz insana ni'met verdiğimiz zaman aldırmaz, yan büker, kendisine şer dokunduğu zaman da pek me'yus olur

    Erhan Aktaş

    Ve kimi insana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirerek uzaklaşır. Ve ona bir kötülük dokunduğunda umutsuzluğa düşer.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve kimi insana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirerek uzaklaşır. Ve ona bir kötülük dokunduğunda umutsuzluğa düşer.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve insana nimet verdiğimiz zaman, yüz çevirerek uzaklaşır. Ve ona bir kötülük dokunduğunda umutsuzluğa düşer.

    Gültekin Onan

    İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer, ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır.

    Hasan Basri Çantay

    İnsana ni'met verdiğimiz zaman (zikrullahdan) yüz çevirip yan çizer. Ona şer dokununca da pek ümidsiz olur.

    İbni Kesir

    İnsana nimet verdiğimiz vakit; yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de ümitsiz olur.

    Mehmet Alagaş

    (82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsana bir nimet verdiğimiz zaman yüz çevirir ve uzaklaşır. Başına bir bela gelince de ümitsiz olur.

    Süleyman Ateş

    İnsana ni'met verdiğimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. Ona bir zarar dokununca da umutsuzluğa düşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsana ne zaman nimet versek yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de umutsuzluğa kapılır.

    Şaban Britch

    İnsana bir nimet verdiğimiz zaman yüz çevirir ve uzaklaşır. Başına bir bela gelince de ümitsiz olur.

    Şaban Piriş

    İnsana bir nimet verdiğimiz zaman yüzçevirir ve yan çizer. Başına bir bela gelince de ümitsizliğe düşer.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da hemen ümitsiz oluverir.

  3. İsrâ suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 84. ayet. قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِۦ فَرَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَنْ هُوَ أَهْدَىٰ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Herkes kendi kalıbına göre iş yapar. Rabbiniz, kimin doğru yolu tuttuğunu çok iyi bilendir."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Herkes kendi tasavvur ve aklının verdiği istikamet üzere eylemde bulunur; nasıl olsa Rabbiniz kimin yöneltildiği yolun daha doğru olduğunu çok iyi bilmektedir.

    Muhammed Esed

    De ki: "Herkes kendi yapısına göre davranmaktadır; ve bunun içindir ki Rabbiniz kimin en iyi yolu seçtiğini çok iyi bilmektedir".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Herkes yaratılış programı (fıtratı - şakılesi) doğrultusunda fiiller ortaya koyar! İşte bu yüzden (Fatır'ınız olan) Rabbiniz yol itibarıyla kimin hakikat yolunda olduğunu en iyi bilendir!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Herkes kendi yaratılışına (fıtrat tarzına) göre davranır. Şu halde kimin daha doğru yolda olduğunu Rabbin daha iyi bilir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki:Herkes kendi yoluna göre amel eder. Rabbiniz ise, kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Herkes kendi yaratılışına göre davranır. Artık, kimin doğru yolu seçtiğini Efendiniz bilir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir."

    Edip Yüksel

    De ki: "Herkes onayladığı tezlere göre davranır. Kimin daha doğru yolda olduğunu ise Efendiniz daha iyi bilir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Her kes inancına göre davranır. Kimin daha doğru yolda olduğunu ise Rabbim daha iyi bilir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Herkes kendi uyarına (temayülüne) göre hareket ediyor. O halde kimin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: her biri kendi uyarına göre hareket ediyor, o halde yolca en doğru olan kim olduğunu daha ziyade rabbınız bilir

    Erhan Aktaş

    De ki: "Herkes kendi karakterine göre davranır. Rabb'in, kimin doğru yolu seçtiğini iyi bilir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Herkes kendi karakterine göre davranır. Rabb'in, kimin doğru yolu seçtiğini iyi bilir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Herkes kendi karakterine göre davranır. Rabb'in, kimin doğru yolda olduğunu daha iyi bilir.

    Gültekin Onan

    De ki: "Herkes kendi yaratılışına (fitrat tarzına) göre davranır. Şu halde kimin daha doğru yolda olduğunu rabbin daha iyi bilir."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Her biri kendi asli tabıy'atına göre hareket eder. O halde kimin daha doğru yolda bulunduğunu Rabbin daha iyi bilicidir.

    İbni Kesir

    De ki: Herkes, yaratılışına göre hareket eder. Ve Rabbınız kimin yol bakımından daha doğru olduğunu en iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Herkes kendi haline göre amel/iş yapar. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir.''

    Süleyman Ateş

    De ki: "Herkes kendi karakterine göre hareket eder. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Herkes hedefine göre davranır dipnot 1 . Sonra kimin yolunun daha doğru olduğunu en iyi Rabbiniz bilir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herkesin bir hedefi vardır, o ona yönelir. Siz iyiliklerde yarışın. (Bakara 2/148)

    Şaban Britch

    De ki: "Herkes kendi haline göre amel/iş yapar. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir.”

    Şaban Piriş

    De ki: -Herkes aldığı şekle göre hareket eder. Hanginizin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Herkes, kendi varlık yapısına uygun iş görür. Yolca daha doğru gidenin kim olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir."

  4. İsrâ suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 85. ayet. وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلرُّوحِ قُلِ ٱلرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّى وَمَآ أُوتِيتُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِلَّا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir."

    Mehmet Okuyan

    Sana rûhtan dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Rûh, Rabbimin emrindendir." (Bu konuda) size ancak az bir bilgi verilmiştir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [rûh] ile kastedilen "Kur'an", "insan ruhu" ve "Cebrail" olabilir. Kastedilen eğer vahiy ise "az bilginin verilmesi" vahyin indirilişinin henüz bitmemesi şeklinde yorumlanabilir. Dahası vahyin tamamı indirilmiş olduktan sonra da Kur'an Yüce Allah'ın [kelam] sıfatı olması itibariyle O'nun bu sıfatını insan idrakinin bütünüyle kuşatması kesinlikle söz konusu olamaz. Dahası Kehf 18:110'da ve Lokmân 31:27'de de "Allah'ın kelimelerinin sınırsız olduğu" belirtilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sana ruh hakkında soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin (akıl sır ermez) işlerindendir ve size bu konuda çok sınırlı bir bilgi verilmiştir."

    Muhammed Esed

    Bir de, sana ilahi esinlenme(nin mahiyeti) hakkında soru soruyorlar. De ki: "Bu esinlenme Rabbimin buyruğuyla (cereyan etmekte)dir; ve (ey insanlar, siz bunun mahiyetini anlıyamazsınız, çünkü) bu konuda size pek az bilgi verilmiştir".

    Ahmed Hulusi

    (Yahudiler) sana Ruh'tan soruyorlar. . . De ki: "Ruh, Rabbimin hükmündendir. İlimden size pek az verilmiştir (bu soruyu soran Yahudilere cevaptır bu)!"

    Ali Bulaç

    Sana ruh'tan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir."

    Ali Özek ve heyeti

    Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. (Onun hakkında) Size ancak az bir bilgi verilmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Ve sana, Ruh hakkında soruyorlar; şunu söyle: "Ruh, Efendimin buyruğundandır. Zaten size, ancak az bir şey verilmiştir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."

    Edip Yüksel

    Sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh Efendimden gelir. Size verilen bilgi ise pek azdır." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Ruh" kelimesi Türkçede Yunan Felsefesinden aktarılan bir anlamda kullanılır. Kuran terminolojisinde "Ruh" vahiy ve Tanrısal bilgi demektir. Ölüm ve uyku anında vücuttan ayrılan şey ise "Nefs", yani bilinç ve kişiliktir (39:42). * Vahyi iletmekle görevli olan melek Cebrail'in künyesi "Ruhul Kuds" (Kutsal Vahiy) dir (16:102). * Tanrı, insan türünü özel bir vahiy ile bilinç ve kişilik sahibi kıldı (15:29; 38:72; 33:9). Sapkın virüsler ve kötü kullanım yoluyla yozlaşan bilinç ve kişiliğimizin programını Ruh adlı programı beynimize yerleştirerek düzeltebiliriz. Vahiy, genetik yapılarındaki orijinal ruhlarını kaybedenleri diriltir (6:122; 8:24). * Ölümle birlikte Tanrı'nın ana kaydına kopyalanan "nefis" fincanlarla veya benzeri ilkel metotlarla tekrar dünyaya getirilemez. "Ruh çağırma" safların inandığı ve şarlatanların istismar ettiği bir eğlenceden ibarettir. Herhangi bir insanın beynindeki özgün nöron örgüsü ve hayat boyu hafızada biriktirilen bilgiler, ileri bir teknolojiyle organik olmayan bir materyale, örneğin bir bilgisayara kaydedilebilir mi? * Bir başka deyişle, kişiliği, beynin organik maddesinden "bilgi" olarak soyutlayıp nakledebilir miyiz, koruyabilir miyiz, çoğaltabilir miyiz? Teknolojinin gelişimine bakılırsa, böyle bir şeyin olması olmamasından daha olağan gözüküyor. "Çürüyen kemikler mi diriltilecekmiş?" diye dirilme olayını inkar eden ateistler, biyolojik ölüm olayıyla her şeyin kaybolmadığını ve insanın bir "bilgi" kümesinden oluştuğunu laboratuarlarında gördükten sonra bu gerçeği binlerce yıldır elçiler yoluyla bildiren Yüce Tanrı karşısında secdeye varacaklarına, kibir ve gururla inkara devam edeceklerdir büyük olasılıkla... * Kuşkusuz, bu gurur Saat ile son bulacaktır (10:24). Bak 15:29.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana ruhtan (vahiyden) sorarlar. De ki: 'Vahiy Rabbimden gelir. Size verilen bilgi ise pek azdır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin emrindendir. Size ise pek az bilgi verilmiştir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de sana ruhtan soruyorlar, de ki: ruh rabbımın emrindendir ve size ılimden ancak az bir şey verilmiştir

    Erhan Aktaş

    Sana ruhtan dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabb'imin işindendir. dipnot 2 Ve size ilimden çok az verilmiştir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy. Ruh; insanı yaşatan "can", "vahiy" ve "vahyin kaynağı" demektir. Kur'an, ruh kelimesini "vahiy" anlamında da kullanmaktadır. Zira vahiy, insana ve topluma hayat vermektedir, insana ve topluma düzen vererek onları canlı ve diri tutmaktadır; onlara en doğru yaşamın yolunu göstermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Rabb'imin emrindendir; O'nun bileceği bir şeydir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sana ruhtan dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabb'imin işindendir dipnot 2 . Ve size ilimden çok az verilmiştir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruh; insanı yaşatan "can", "vahiy" ve "vahyin kaynağı" anlamlarına sahip bir sözcüktür. Bu ayetteki "ruh" sözcüğü, vahyin kaynağı, diğer bir deyimle "vahiy" demektir. Bir sonraki ayete bakıldığında da ruhun vahiy anlamına geldiği görülmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Rabb'imin emrindendir; O'nun bileceği bir şeydir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana ruhtan dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabb'imin işindendir. Ve size bilgiden çok az verilmiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruh; insanı yaşatan "can", "vahiy," ve "vahyin kaynağı" anlamlarına sahip bir sözcüktür. Bu ayetteki "ruh" sözcüğü, vahyin kaynağı, diğer bir deyimle "vahiy" demektir. Bir sonraki ayete bakıldığında da ruhun vahiy anlamına geldiği görülmektedir.

    Gültekin Onan

    Sana ruhtan sorarlar; de ki: "Ruh, rabbimin buyruğundandır, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir."

    Hasan Basri Çantay

    Sana "ruuh" u sorarlar. De ki: "Ruuh, Rabbimin emri (cümlesi) ndendir. (Zaten) size az bir ilimden başkası verilmemişdir".

    İbni Kesir

    Sana ruhdan sorarlar. De ki: Ruh, Rabbımın emrindedir. Ve size bilgiden ancak, çok azı verilmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir ilim verilmiştir.

    Süleyman Ateş

    Sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ilimden pek az bir şey verilmiştir."

    Süleymaniye Vakfı

    Sana bu ruhu (Kur'an'ı) dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin işidir. O bilgiden size ancak az bir şey verilmiştir." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki Ruh, Allah'ın emirlerini içeren ayetler kümesi yani Kur'an'dır (Şura 42/52).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'da ruh kelimesi, iki anlamda kullanılır. Birincisi Allah'tan gelen bilgidir (Nahl 16/2, Mü'min 40/15), Allah'ın bilgisi, hayallerin ötesinde bir büyüklüğe sahiptir. (Kehf 18/109, Lokman 31/27) O bilgiden insanlara verilen çok azdır. Allah'tan aldığı bilgileri, onun nebilerine ulaştırmakla görevli olan Cebrail için de Allah, "Ruh'ul-emin" (Şuara/192-193), "Ruh'ül-kudüs" (Nahl 16/102), "ruhumuz" (Meryem 19/16-17) ifadelerini kullanmıştır. Allah Teala'nın Adem aleyhisselama öğrettiği varlıklar alemine dair bilgiler, ona özel olarak üflediği ruhtur (Hicr 15/29, Sad 38/72). Bu bilgiler İblis'i kıskandırıp isyan ettirmiştir (Bakara 2/30-34). İsa aleyhisselamı beşikte iken konuşturan, kendisine kitap ve nebilik verildiğini, namaz ve zekat görevi yüklendiğini, iyi bir evlat olacağını (Meryem 19/30-33) söyleten de ona, ana rahminde iken yüklenen ruh, yani bilgilerdir (Enbiya 21/91, Tahrim 66/12). Allah'ın, gayretli ve dürüst kişilere verdiği ilhama da ruh denir (Mücadele 58/22). İkincisi ise Allah'ın insanlara ve cinlere yüklediği yetenektir. O ruh, vücut yapısının tamamlanmasından sonra, bilgisayara işletim sisteminin yüklenmesi gibi yüklenir (A'raf 7/179, Mü'minun 23/14, Secde 32/7-9). Bu ruh kişiye, işitmenin yanında dinleme, bakmanın yanında basiret, kan pompalayan kalbin yanında gönül sahibi olma /karar verme yeteneği kazandırır. Böylece o, imtihan edilebilir bir varlık haline gelir. Bilgileri saklama görevi de yapan bu ruh, uyku ve ölüm sırasında vücuttan çıkar, uyanma (Zümer 39/42) ve yeniden dirilme sırasında gelip tekrar vücuda girer (Tekvir 91/7).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana ruhu soruyorlar. De ki "Ruh Rabbinizin emridir. Size (bu konuda) verilmiş olan bilgi dipnot 1 pek azdır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bilgi, vahiy olabilir. Bkz. (Şura 42/52)

    Şaban Britch

    Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir ilim verilmiştir.

    Şaban Piriş

    Sana ruhtan soruyorlar. De ki: -Ruh, Rabbimin emrindendir. Onun hakkında size çok az bilgi verilmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir."

  5. İsrâ suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 86. ayet. وَلَئِن شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيْنَا وَكِيلًا

    Diyanet İşleri

    Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.

    Mehmet Okuyan

    Dilersek sana vahyettiğimizi gideririz; sonra bize karşı kendin için hiçbir vekil (güven kaynağı) da bulamazsın.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer dilersek, kesinlikle sana vahyettiklerimizin tamamını gideririz. Ardından da Bize karşı sana kol-kanat gerecek bir koruyucu bulamazsın.

    Muhammed Esed

    Ve eğer dileseydik, sana ne ki vahyettiysek (hepsini) giderirdik; ve o zaman sen de seni Bize karşı kayıracak kimse bulamazdın.

    Ahmed Hulusi

    Dilersek sana vahyettiğimizi elbette gideririz. . . Yaptığımıza karşı sana arka çıkacak bir vekil bulamazsın. . .

    Ali Bulaç

    Andolsun, eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi gerçekten gideriveririz, sonra bunun için bize karşı bir vekil bulamazsın.

    Ali Özek ve heyeti

    Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dilersek, sana bildirdiğimizi kesinlikle gideririz. Sonra, kendin için, Bize karşı bir koruyucu bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun, dilesek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.

    Edip Yüksel

    Dilesek sana vahiy ettiğimizi geri alırız ve bize karşı herhangi bir koruyucu da bulamazsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dilesek sana vahyettiğimizi geri alırız ve bize karşı her hangi bir koruyucu da bulamazsın

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi tamamen gideriveririz; sonra Bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için dilersek sana vahyettiğimizi de tamamen gideriveririz, sonra bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın

    Erhan Aktaş

    Eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi ortadan kaldırırız; sonra Bize karşı kendine bir vekil dipnot 1 bulamazsın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, dayanak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi ortadan kaldırırız; sonra Bize karşı kendine bir vekil dipnot 1 bulamazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, dayanak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi ortadan kaldırırız; sonra Bize karşı kendine bir vekil dipnot 1 bulamazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, dayanak.

    Gültekin Onan

    Andolsun, eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi gerçekten gideriveririz, sonra bunun için bize karşı bir vekil bulamazsın.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun sana vahy etdiğimizi de, dilersek, muhakkak gideriveririz. Sonra bize karşı onu (geri getirmek için) kendine bir vekil de bulamazsın.

    İbni Kesir

    Eğer Biz istemiş olsaydık; sana, vahyetmiş olduğumuzu götürürdük. Sonra onun için Bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın.

    Mehmet Alagaş

    (82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, biz dilesek, sana vahyettiğimiz(ayetler)i tamamen gideririz; sonra onun (geri alınması) için bize karşı sana bir yardımcı bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Farklı bir tercihte bulunsak dipnot 1 sana vahyettiğimizi (bu Ruh'u), kesinlikle geri alırız, sen de bize karşı kendine bir vekil bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili ile ilgili olarak bkz. İsra 17/18. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zorlayıcı düzen koysaydık dipnot 1 sana vahyettiğimizi de geri alırdık. Sonra bize karşı kendine bir vekil bulamazdın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maide 5/48 ve dipnotu

    Şaban Britch

    Andolsun, dileseydik sana vahyettiğimizi elbette giderirdik. Sonra sen kendine, bize karşı bir vekil de bulamazdın.

    Şaban Piriş

    Eğer dileseydik, sana vahyettiğimizi elbette giderirdik. Sonra sen kendine, bize karşı bir vekil de bulamazdın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz dilesek sana vahyetmiş olduğumuzu tamamen gideriveririz, sonra onu elde etmek için bizim katımızda kendine bir vekil de bulamazsın.

  6. İsrâ suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 87. ayet. إِلَّا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّ فَضْلَهُۥ كَانَ عَلَيْكَ كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Ancak Rabbin'den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O'nun sana olan lütfu büyüktür.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinin merhameti hariç! Şüphesiz ki O'nun sana yönelik iyiliği büyüktür.

    Mustafa İslamoğlu

    Neyse ki Rabbinin rahmeti sayesinde (bundan uzaksın). Unutma ki O'nun senin üzerindeki lutfu her daim büyük olmuştur.

    Muhammed Esed

    (Böyle bir şey olmuyorsa bu) yalnızca Rabbinden bir rahmet nedeniyledir: gerçekten de O'nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür!

    Ahmed Hulusi

    Rabbinden olan bir Rahmet dışında! Muhakkak ki O'nun senin üzerine olan lütfu çok büyüktür!

    Ali Bulaç

    (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka (sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an baki kalmıştır). Çünkü O'nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.

    Ali Rıza Safa

    Yalnızca, Efendinden rahmettir. Kuşkusuz, O'nun, senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde vahiy kesilmedi. Çünkü O'nun sana büyük lütfu vardır.

    Edip Yüksel

    Ancak Efendinin rahmeti var... O'nun sana olan nimeti büyüktür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak Rabbinin rahmeti var... O'nun sana olan nimeti büyüktür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (vahyettiklerini ortadan kaldırma işini) yapmadık. Gerçekten O'nun sana olan lütfü çok büyüktür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak rabbından bir rahmet başka, hakıkat senin üzerinde onun fazlı pek büyük bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Ancak bu, Rabb'inden bir rahmettir. O'nun, senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak bu, Rabb'inden bir rahmettir. O'nun, senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak bu, Rabb'inden bir rahmettir. O'nun, senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.

    Gültekin Onan

    (Vahyi sende bırakan) rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.

    Hasan Basri Çantay

    Ancak Rabbinden olan bir rahmetdir (ki onu ibkaa etmişdir). Hakıykat, Onun, senin üzerindeki fazl (-u keremi) büyükdür.

    İbni Kesir

    Ancak Rabbından bir rahmet iledir. Muhakkak ki O'nun sana olan lutfu, pek büyüktür.

    Mehmet Alagaş

    (82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak Rabbinden bir rahmet olarak böyle yapmadık. Gerçekten onun sana lütfu pek büyüktür.

    Süleyman Ateş

    Ancak Rabbin sana acıyarak ayetlerini geri almamaktadır. Çünkü O'nun sana olan lutfu cidden büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geri alınmaması sadece Rabbinin ikramıdır. O'nun sana iyiliği büyüktür.

    Şaban Britch

    Ancak, Rabbinden bir rahmettir. Onun sana olan lütfu çok büyüktür.

    Şaban Piriş

    Ancak, Rabbinden bir rahmettir. Onun üzerindeki ikramı çok büyüktür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ancak, Rabbinden bir rahmet müstesna. Kuşkusuz, O'nun sana lütfu pek büyüktür.

  7. İsrâ suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 88. ayet. قُل لَّئِنِ ٱجْتَمَعَتِ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِمِثْلِ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِهِۦ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, hatta birbirlerine destek de olsalar onun benzerini getiremezler." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet [tehaddî] denen "meydan okuma" ayetlerinin ilk ikisinden biridir. Sanıldığı veya iddia edildiği gibi bütün Kur'an'la ilgili herhangi bir meydan okuma olmamıştır. Çünkü ilk meydan okuma ayetleri geldiğinde Kur'an'ın henüz yarısı civarındaki kısmı indirilmişti. Meydan okuma ayetleri iniş sıralamasında (yaklaşık 60-70 surelik meydan okuma için) İsrâ 17:88, Tûr 52:34; (on surelik için) Hûd 11:13; (tek surelik için ise) Yûnus 10:38 ve Bakara 2:23-24'tedir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Bütün görünen ve görünmeyen iradeli varlıklar bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya toplansalar ve bu konuda birbirlerine var güçleriyle destek verseler, yine de onun bir benzerini ortaya koyamazlardı!"

    Muhammed Esed

    De ki: "Bütün insanlar ve görünmeyen varlıklar bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelselerdi ve, birbirlerine (bu konuda) destek olmak için ellerinden gelen her şeyi yapsalardı, yine de onun benzerini ortaya koyamazlardı!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Andolsun, eğer İNS (türü - insan denmiyor) ve CİNN şu Kuran'ın benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine destek de olsalar, gene de onun benzerini getiremezler!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Andolsun, bu Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini getiremezler.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Tüm insanlar ve cinler, bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek için toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine de Onun bir benzerini getiremezler!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, benzerini getiremezler."

    Edip Yüksel

    De ki: "Tüm insanlar ve cinler bu Kuran'ın bir benzerini oluşturmak amacıyla toplansalar ve bu konuda birbirlerine destek olsalar bile onun bir benzerini oluşturamazlar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Tüm insanlar ve cinler bu Kuran'ın bir benzerini oluşturmak amacıyla toplansalar ve bu konuda birbirlerine destek olsalar bile onun bir benzerini oluşturamazlar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Yemin ederim eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı bile olsalar onun bir benzerini getiremezler."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: yemin ederim eğer İns-ü Cinn bu Kur'anın mislini getirmek üzere toplansalar bir mislini getiremezler, birbirlerine zahir de olsalar

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer ins dipnot 1 ve cinn dipnot 1 bu Kur'an'ın benzerini getirmek için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar yine de onun benzerini ortaya koyamazlar."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "insanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile herkes, her kim varsa hepsi demektir. Hazırda olanı olmayanı herkesi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn kelimesi, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış ontolojik varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinnlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinnlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebi Muhammed'e kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, kelime anlamı olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer ins dipnot 1 ve cinn dipnot 1 bu Kur'an'ın benzerini getirmek için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar yine de onun benzerini ortaya koyamazlar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "insanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile her kes, her kim varsa demektir. "Ne var, ne yok" her şeyi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn sözcüğü, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış varlık" anlamındaki cinn değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer ins dipnot 1 ve cinn dipnot 1 bu Kur'an'ın benzerini getirmek için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar da kesinlikle onun benzerini ortaya koyamazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Görünen,-görünmeyen, bilinen- bilinmeyen, tanınan-tanınmayan, yerli-yabancı; her kim varsa, insanların tamamı.

    Gültekin Onan

    De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kuran'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Andolsun, ins-ü cin şu Kur'anın benzerini (meydana) getirmeleri için bir araya toplansa, yekdiğerine yardımcı da olsalar, yine onun benzerini getiremezler".

    İbni Kesir

    De ki: İnsanlar ve cinnler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek için toplansalardı; birbirlerine yardımcı da olsalar onun bir benzerini getiremezlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun bu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek için insanlar ve cinler bir araya toplansalar birbirine yardımcı olsalar dahi yine benzerini getiremezler.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Andolsun eğer insan(lar) ve cin(ler) bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine arka ol(up yardım et)seler yine onun benzerini getiremezler."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Bu Kur'an'ın bir benzerini çıkarmak için insanlar ve cinler toplansalar benzerini çıkaramazlar; isterse sırt sırta vermiş olsunlar."

    Şaban Britch

    De ki: İnsanlar ve cinler, bu Kur’an’ın bir benzerini yapmak için bir araya gelseler, birbirlerine yardımcı olsalar bile, onun bir benzerini yapamazlar.

    Şaban Piriş

    De ki: "İnsanlar ve cinler, bu Kur'an'ın bir benzerini yapmak için bir araya gelseler; birbirlerine arka çıksalar bile, onun bir benzerini yapamazlar."

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya getiremezler."

  8. İsrâ suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 89. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍ فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz bu Kur'an'da, (hakikati) insanlara her tür dolaylı anlatım tarzını kullanarak farklı açılardan açıklamışızdır. Buna rağmen insanların çoğunun yüz çevirmesi, kat be kat nankörlükten başka bir şey değildir.

    Muhammed Esed

    Çünkü, gerçekten de Biz bu Kuran'da her konuyu insanlığın (yararı için) değişik açılardan örneklerle açıklamış bulunuyoruz! Hal böyleyken, yine de insanların çoğu inkarcı bir tavırdan başkasını benimsemekten inatla kaçınmaktadır.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun, insanlar için şu Kuran'da (Hakikati) her türlü MİSALLERLE açıkladık. İnsanların çoğunluğu (misalleri orijin gibi gerçek olarak {muhkem} kabul ederek) hakikati örttüler.

    Ali Bulaç

    Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Muhakkak ki biz, bu Kur’an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örneği, değişik biçimlerde açıkladık. Yine de insanların çoğunluğu, yalnızca nankörlük etmekte direniyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkarcılıktan vazgeçmedi.

    Edip Yüksel

    Biz bu Kuran'da her türlü örneği verdik, ne var ki halkın çoğunluğu inkarda direniyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz bu Kuran'da her türlü örneği verdik, ne var ki halkın çoğunluğu inkarda direniyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki Biz bu Kur'an'da dillere destan olacak her manadan türlü türlü anlattık; ifadeler yaptık yine insanların çoğu gavurlukta ısrar ettiler;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için biz bu Kur'anda dillere dasitan olacak her ma'nada türlü türlü ifadeler yaptık, yine nasın ekserisi gavurlukta ısrar ettiler

    Erhan Aktaş

    Ant olsun Biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. Buna rağmen insanların çoğu yine de kafirlikte dipnot 1 diretti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 17:8. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun Biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. Buna rağmen insanların çoğu yine de Kafirlikte dipnot 1 diretti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun Biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. Buna rağmen insanların çoğu yine de kafirlikte dipnot 1 diretti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nankörlükte.

    Gültekin Onan

    Andolsun, bu Kuran'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak küfürde ayak direttiler.

    Hasan Basri Çantay

    Şanıma andolsun ki biz bu Kur'anda insanlar için her ma'nadan nice türlüsünü açıklamışızdır. İnsanlardan pek çoğu ise ille gavurlukda ayak dirediler.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği çeşitli şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu pek nankör oldu.

    Mehmet Alagaş

    (82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun Biz bu Kur’ân’da insanlara her örnekten türlü türlü açıklamalar yapmışızdır. Yine insanlardan pek çoğu küfürden başkasını kabul etmediler.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali türlü biçimlerde anlattık, ama insanlardan çoğu inkarda direttiler.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği değişik biçimlerde verdik. dipnot 1 Ama insanların çoğu, kafirlik dışında her şeye direnç gösterir! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'a ve Elçiye direnir, her türlü uydurmaya (batıl) ve Allah'a ortak oluşturmalara (şirk) gelince hemen ona uyarlar (İsra 17/99, Furkan 25/50, Zümer 39/45).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kur'an'da insanlara her örneği değişik şekillerde vermişizdir. Ama insanların çoğu, nankörlük dışında her şeye direnir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'a ve elçiye direnir, her türlü uydurmaya(batıl) ve Allah'a ortak oluşturmalara (şirk) gelince hemen uyarlar. Bakınız  Zümer 39/45.

    Şaban Britch

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Fakat, insanların çoğu küfürde direndi.

    Şaban Piriş

    Bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği açıkladık, fakat, insanların çoğu küfürde direndi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkardan başka bir şeyde diretmediler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.