Diyanet İşleri
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 77. ayet. سُنَّةَ مَن قَدْ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِن رُّسُلِنَا وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوِيلًا
sünnete men ḳad erselnâ ḳableke mir rusülinâ velâ tecidü lisünnetinâ taḥvîlâ.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sebat verilmesi, namaz vakitleri ve "hak geldi" İsrâ 73–81 3
Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.
De ki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 76–77. ayetler için yazılmıştır.
76-77. “Seni sıkıştırıp neredeyse yurdundan çıkaracaklardı.” Yani aralarında kalmanı istemediklerinden dolayı seni az kalsın yurdundan (Mekke’den) çıkartma ve oradan sürme noktasına geldiler. Eğer bunu yapacak olsalardı, senden sonra aradan fazla bir zaman geçmeden ilâhi ceza gelip onları bulurdu. Nitekim Yüce Allah’ın, bütün ümmetler hakkında geçerli, hiçbir şekilde değiştirilemeyen ve yürürlükten kaldırılamayan sünneti/kanunu budur: Bir ümmet rasûlünü yalanlayıp onu arasından çıkartmışsa Allah onları dünyada mutlaka cezalandırmıştır. Kâfirler de Peygamber’e tuzak hazırlayıp O’nu yurdundan çıkarınca aradan kısa bir süre geçmişti ki Allah, Bedir’de onları bozguna uğrattı, ileri gelenleri katledildi ve güçleri darmadağın oldu. Allah’a hamd-u senâlar olsun.
u âyet-i kerimelerde kulun, Allah’ın sebatına çok ileri derecede muhtaç olduğuna delil vardır. O nedenle kulun, kendisine iman üzere sebat vermesi için Rabbine çokça yalvarıp yakarması, bunu gerçekleştirecek her bir sebebe sarılması ve bu uğurda gayretini ortaya koyması gerekir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem insanların en mükemmeli olduğu halde Allah kendisine: “Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık az kalsın onlara biraz da olsa meyledecektin” buyurduğuna göre, onun dışındakilerin durumunu var sen düşün!
ine bu buyruklarda Yüce Allah, Rasûlüne, ona olan lütuf ve ihsanını, onu kötülükten korumasını hatırlatmaktadır. Bu da Allah’ın, kötülüğün sebepleri hazır iken kendi lütfuyla kullarını koruması ve iman üzere onlara sebat vermesi şeklindeki lütuf ve ihsanının onlar tarafından farkına varılmasından hoşnut olduğuna delildir. Yine bu buyruklarda şuna da delil vardır: Kulun mertebesi ne kadar yüksek olur ve Yüce Allah’ın onun üzerindeki ardı arkası kesilmeyen nimetleri ne kadar çok olursa -o, kınanmayı gerektirecek bir iş yaptığı taldirde- günahı da o oranda büyük olur ve suçu da kat kat fazla olur. Çünkü Yüce Allah, Rasûlüne şâyet böyle bir iş yapacak olsa idi -hâşâ- ona azabın kat kat tattırılacağını bildirmiştir. Bu buyruklardaki diğer bir husus da şudur: Allah bir ümmeti helâk etmeyi murad etti mi o ümmetin suçları artar, büyür ve çoğalır. Bundan dolayı Allah’ın o ümmet hakkındaki azap sözü hak olur ve o ümmete azabını gönderir. Nitekim peygamberini aralarından çıkaran ümmetler hakkında uygulayageldiği sünneti/kanunu da bu şekildedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Müşriklerin seni Mekke'den çıkardıktan sonra orada çok az kalacak olabilmeleri Yüce Allah'ın senden önce gönderilen ve kavimleri tarafından şehirlerinden çıkarılan resuller hakkındaki değişmeyen genel kaidesidir. Yani hangi resulü, kavmi aralarından çıkarıp kovmuşlar ise Allah onlara azap indirmiştir. -Ey Resul!- Bu konuyla ilgili sünnetimizde hiçbir değişiklik bulamazsın. Aksine bu sünnetimizi sabit hiç değişmeyen bir kural olarak görürsün.
Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: حول (25 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere…
Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla değişme bulamazsın.
Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Allah'ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
Aynı kök: حول (25 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: حول (25 geçiş)
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: حول (25 geçiş)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…
Aynı kök: وجد (107 geçiş)
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Nitekim) senden önce gönderdiğimiz elçiler hakkındaki kanun (da böyleydi). Bizim kanunumuzda asla hiçbir değişiklik bulamazsın.
Elçilerimizden senden önce gönderdiğimiz kimselere uygulanan yöntem de buydu; ve sen Bizim uyguladığımız yöntemin (niteliğinde) bir farklılaşma bulamazsın.
Elçilerimizden senden önce gönderdiklerimiz için de (izlediğimiz) yol buydu; Bizim (çizdiğimiz) yolda bir değişme göremezsin.
Senden önce irsal ettiğimiz Rasullerimiz ile de ilgili sünnetimizdir! (Rasuller doğdukları yerden çıkarılırlar; ardından da onları çıkaran toplumlar helak edilir!) Bizim sünnetimizde değişiklik bulamazsın.
(Bu,) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun (da bu dur). Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz elçiler için de yasa budur; yasamızda bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun da budur. Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler için öngördüğümüz yasa (sünnet) budur. Yasamızda herhangi bir değişiklik göremezsin.
Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler için öngördüğümüz sistem (sünnet) budur. Sistemimizde herhangi bir değişiklik göremezsin.
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere uygulanan bir kanundur ki sen Bizim bu kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın!
Senden evvel gönderdiğimiz bütün Peygamberlerin sünneti vechile ki: sen bizim sünnetimize bir tahvil bulamazsın
Senden önce de gönderdiğimiz Resul'lerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce de gönderdiğimiz resullerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce de gönderdiğimiz rasullerimize uyguladığımız sünnetimiz budur. Bizim sünnetimizde dipnot 1 bir değişiklik bulamazsın.
(Bu,) Senden önce gönderdiğimiz resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
(Biz bunu) senden evvel gönderdiğimiz peygamberler için de sünnet (ve kaaide yapmışızdır). Sen bizim sünnetimizde (Habibim) hiç bir değişiklik bulmazsın.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimizin kanunu. Sen, Bizim kanunumuzda değişiklik bulamazsın.
(71-80) O gün her bir insan topluluğunu önderiyle imamıyla çağıracağız, kimin kitabı sağından verilirse işte onlar , kitaplarını okuyacaklar, kıl kadar zulmedilmeyecekler. Burada kim kör ise öte tarafta da / diğer hayatta da kördür, yoldan sapmıştır. Neredeyse seni, sana vahyettiğmiz dışında bize karşı bir iftirada bulunasın diye sınamaya / fitneye düşüreceklerdi, işte o zaman da seni dost / halil edineceklerdi. Eğer ki seni sabitlemeseydik az bir şey de olsa neredeyse onlara eğilimin vardı. Öyle olsa sana dünya nın ve ölüm ün acılarını k at kat tattırırdık sonra bize karşı yardımcı da bulamazdın, neredeyse yerinden seni çıkarmak amacıyla seni provoke etmekte / kışkırtmakta başarılı olacaklardı, işte o zamanda, senin ardından orada az bir şey kalacaklardı. Sünnettir! kesinlikle senden önce gönderilenlerden her kim gönderildi ise, sünnetimizde bir değişim / tahvil bulamazsın. Namazı, güneşin doğuşundan gece alacakaranlığa kadar kıl ve fecir kuranı, muhakkak ki şafak / fecr kuranı şahittir, g eceleyin, sana has nafile gece namazı / teheccüd kıl, böylelikle belki Rabbin seni övgü konumuna / makamı mahmuda ulaştırır. Rabbim beni doğru bir giriş ile girdir ve beni doğru bir çıkış ile çıkar ve bana katından bir yardımcı bir sultan / dayanak ver. De ki gerçek / hak geldi sahte / batıl yok oldu. Muhakkak ki sahte / batıl / geçersiz, yok olur.
(Bu) senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz için de uyguladığımız sünnettir. Sen bizim sünnetimizde hiçbir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizin de yasası (budur). Bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz elçilere uyguladığımız sünnet /yasa budur. dipnot 1 Bizim sünnetimizde dipnot 2 bir değişme bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz elçilere uygulanan kanun budur. Bizim kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın.
Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki sünnetidir. Bizim sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin sünnetidir. Bizim sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.
Senden önce gönderdiğimiz resullerimize uygulanan yöntem de buydu. Sen bizim yol ve yöntemimizde değişme bulamazsın.
This has always been Allah's way of action which has long been pursued in the past with those of the Messengers whom We had sent before you in order of time. Each typical instance formed a particular case of a principle and a single instance of punishment. This mode of action, you will find, shall never alter.
Such was Our way with the messengers We sent before you, and you will find no change in Our ways.
(This was Our) way with the messengers We sent before thee: thou wilt find no change in Our ways.
This has been Our Way with the Messengers whom We sent before you. dipnot 1 You will find no change in Our Way.
That was the pattern with those We sent before you as Our Messengers. You will not find any changing of Our pattern.
(This was Our) Sunnah (rule or way) with the Messengers We sent before you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم), and you will not find any alteration in Our Sunnah (rule or way).
A precedent of those We have sent from among Our apostles before you, and you will not find any change in Our precedent.
Such (has been Our) practice with those of Our Messengers whom We sent before you and you will find no change in Our practice.
the wont of those We sent before thee of Our Messengers; thou wilt find no change to Our wont.
Such has been the case of the previous messengers (facing the resistance of the disbelievers and their final defeat) and you will find the same true for you too.
[This is] the course of those of our prophets whom we have sent before thee; and thou shalt find no change in our course.
This has been the way for Our messengers We sent before you. You will not find any change in Our way.
This is the method of dealing which We have prescribed our selves in respect to our apostles, whom We have already sent before thee: And thou shalt not find any change in our prescribed method.
(This is) The way of those of Our prophets whom We have sent before you; and you shall find no change in Our way.
(This was) the enactment for the ones We already sent before you of Our Messengers; and you will not find any transference to Our Enactment.
(Such was Our) method in the case of those whom We sent before thee (to mankind), and thou wilt not find for Our method aught of power to change.
This has been Our way with the apostles whom We sent before you. You will not find any variation in Our line of action.
[such has been Our] way with all of Our apostles whom We sent before thy time; and no change wilt thou find in Our ways.
˹This has been˺ Our way with the messengers We sent before you. And you will never find any change in Our way.
This is the way of those whom We sent before you of Our messengers. And you will not find any change in Our way.
This has been consistently the case with all the messengers that we sent before you, and you will find that our system never changes.
[That is Our] established way for those We had sent before you of Our messengers; and you will not find in Our way any alteration.
The practice of those We sent before thee of Our messengers[...]; and thou wilt not find in Our practice any alteration.
Such has always been Our Law with all of Our Messengers, We sent before you. (Nations that drove them out, suffered dire consequences). You will never find a change in Our Laws.
(This was our Sunnah or the) way with the messengers whom We had sent before you: And you will not find any change in Our ways.
Such has been Our way with the messengers We sent before you. And you will find no change in Our way.
Such was the way of those whom We had sent before you of Our messengers. And you will not find any change in Our way.