İsrâ suresi · 40–52. ayetler

Meleklere kız isnadı ve dirilişe itiraz

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İsrâ suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 40. ayet. أَفَأَصْفَىٰكُمْ رَبُّكُم بِٱلْبَنِينَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنَٰثًا إِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلًا عَظِيمًا

    Diyanet İşleri

    Rabbiniz erkek çocukları size seçip ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne yani, şimdi Rabbiniz sizin için oğullar seçip ayırırken, kendisine meleklerden kızlar edindi, öyle mi? Şu bir gerçek ki siz, pek dehşet bir söz söylüyorsunuz.

    Muhammed Esed

    Şimdi (söyleyin,) Rabbiniz oğullar (vererek) sizi seçip akladı da, kendisine melek görüntüsü altında kızlar mı edindi? Doğrusu, çok ağır bir söz sarfediyorsunuz!

    Ahmed Hulusi

    Rabbiniz sizi seçti oğullar için de, (kendisi) meleklerden dişiler mi edindi? Muhakkak ki siz çok aziym laf ediyorsunuz!

    Ali Bulaç

    Rabbiniz size erkekleri seçti de meleklerden dişileri mi (kendine) edindi? Gerçekten siz büyük bir söz söylemektesiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey müşrikler!) Rabbiniz, erkek çocukları sizin için ayırdı da, kendisi meleklerden kız çocuklar mı edindi! Gerçekten siz, (vebali) çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    Efendiniz, oğulları size seçti de meleklerden kızlar mı edindi? Aslında, çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbiniz erkek çocukları size özel kıldı da,kendisine melekleri kız çocuğu mu edindi?Gerçekten, siz çok büyük söz söylüyorsunuz?

    Edip Yüksel

    Efendiniz oğulları size seçti de kendisine meleklerden kızlar mı edindi? Çok büyük bir iddiada bulunuyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbiniz oğulları size seçti de kendisine meleklerden kızlar mı edindi? Çok büyük bir savda bulunuyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi Rabbiniz sizi, oğullarla seçkin bir duruma getirdi de kendisi meleklerden dişiler edindi, Öyle mi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya şimdi rabbınız sizi oğullarla mümtaz kıldı da kendisi Melaikeden dişiler edindi öylemi? Hakıkaten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Rabb'iniz, oğulları size ayırdı da kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Siz gerçekten çok büyük laf ediyorsunuz. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Söylediklerinizle haddinizi aşıyorsunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'iniz, oğulları size ayırdı da kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Siz gerçekten çok büyük laf ediyorsunuz. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Söylediklerinizle haddinizi aşıyorsunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'iniz, oğulları size ayırdı da kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Siz gerçekten çok büyük laf ediyorsunuz. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Söylediklerinizle haddinizi aşıyorsunuz.

    Gültekin Onan

    Rabbiniz size erkekleri seçti de meleklerden dişileri mi (kendine) edindi? Gerçekten siz büyük bir söz söylemektesiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Ya! Rabbiniz size oğulları beğenib seçdi de kendisi meleklerden dişiler mi edindi?! Hakıykaten siz büyük söz söylüyorsunuz!

    İbni Kesir

    Yoksa Rabbınız size oğulları seçti de kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Muhakkak ki siz, büyük bir söz söylüyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbiniz, size erkekleri seçti de, meleklerden kız mı edindi? Siz, çok büyük söz söylüyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    Rabbiniz, oğulları size seçti de kendisine meleklerden kadınlar mı edindi? Gerçekten siz büyük (çok tehlikeli) bir söz söylüyorsunuz!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbiniz, oğulları size ayırdı da kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Siz gerçekten çok büyük laf ediyorsunuz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu söz için bkz. Meryem 19/88-91

    Şaban Britch

    Rabbiniz, size erkekleri seçti de, meleklerden kız mı edindi? Siz, çok büyük söz söylüyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Rabbiniz, oğulları size ayırdı da meleklerden kız mı edindi? Siz, çok büyük söz söylüyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbiniz, oğulları seçip size özgüledi de kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Gerçekten siz çok dehşet verici bir söz söylüyorsunuz!

  2. İsrâ suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 41. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِيَذَّكَّرُوا۟ وَمَا يَزِيدُهُمْ إِلَّا نُفُورًا

    Diyanet İşleri

    Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur'an'da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz bu Kur'an'da (gerçeği) hatırlasınlar diye (her şeyi) türlü şekillerde sayıp dökmüşüzdür. dipnot 1 (Fakat bu), onların sadece nefretini artırıyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer masajlar: İsrâ 17:89; Kehf 18:54; Furkân 25:33; ‘Ankebût 29:43; Rûm 30:58; Zümer 39: 27: Haşr 59:21.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz bu hitapda, (hakikati) tüm boyutlarıyla ortaya koyduk ki düşünüp öğüt alabilsinler; fakat bu onların sadece nefretini artırdı.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, bu Kuran'da Biz (gerçeği) pek çok yönden açık açık ortaya koyduk ki (onu inkar edenler) iyice içlerine sindirebilsinler: ne var ki, bu sadece onların nefretini artırdı.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun, şu Kuran'da (hakikati) temsillerle, türlü anlatım yollarıyla açıkladık ki düşünüp hatırlasınlar; fakat bu, onların ancak uzaklaşmalarını arttırıyor.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur'an'da (çeşitli ikaz ve ihtarları) türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçıp uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamıyor.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, bu Kur'an'da, düşünüp öğüt almaları için, değişik biçimlerde açıkladık. Oysa nefretlerinden başka bir şey artmadı.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun, bu Kur'an'da düşünüp anlamaları için bunları açık açık anlatıyoruz; fakat bu, sadece onların nefretini arttırıyor.

    Edip Yüksel

    Biz, öğüt almaları için Kuran'da açıkladık. Ne var ki bu, sadece onların nefretini arttırır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, öğüt almaları için Kuran'da açıkladık. Ne var ki bu, sadece onların nefretini arttırır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz bu ikazı bu Kur'an'da türlü şekillerde açıkladık ki; düşünüp akıllarını başlarına alsınlar; oysa bu onların ancak ürkekliğini artırıyor!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz bu ıhtarı bu Kur'anda türlü şekillerle ifade ettik ki düşünüp akıllarını başlarına alsınlar, halbuki o onların ancak ürkekliğini artırıyor

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da öğüt alsınlar diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca nefretlerini arttırdı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da öğüt alsınlar diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca nefretlerini arttırdı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Biz, bu Kur'an'da öğüt alsınlar diye her türlü açıklamayı yaptık. Oysaki bu onların yalnızca nefretlerini arttırdı.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz bu Kuran'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, bu (ihtaarı) şu Kur'anda dürlü dürlü şekillerde açıklamışızdır. Taki iyice düşünüb ibret alsınlar. Halbuki bu, onların (hakdan) nefret etmelerinden başka, bir şey'i artırmıyor.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, öğüt alsınlar diye bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık. Fakat bu, onların nefretinden başka bir şeyi artırmıyor.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu Kur’an’da, öğüt alsınlar diye ayrıntılı olarak açıklamalar yaptık. Fakat, bu onların sadece kaçışlarını artırdı.

    Süleyman Ateş

    Biz Kur'an'da sözü türlü biçimlerde anlattık ki, düşünüp anlasınlar. Fakat bu, onların sadece kaçışlarını artırıyor.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz bu Kur'an'da anlatımı değişik biçimlerde yaptık dipnot 1 ki (insanlar) akıllarında tutmaları gereken doğru bir bilgi dipnot 2 edinsinler. Ama bu, onların sadece uzaklaşmalarını artırıyor. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerinde düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/286).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O meseleyi bu Kur'an'da farklı biçimlerde anlattık ki dipnot 1 doğru bilgi dipnot 2 edinsinler. Ama bu, onların sadece nefretini artırıyor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meleklerin Allah'ın kızları sayılması ile ilgili ayetler yazılacak.
    2. metne dön, dipnot 2
      zikir

    Şaban Britch

    Bu Kur’an’da, öğüt alsınlar diye ayrıntılı olarak açıklamalar yaptık. Fakat, bu onların sadece kaçışlarını artırdı.

    Şaban Piriş

    Bu Kur'an'da, öğüt alsınlar diye açıklamalar yaptık. Fakat, bu onların sadece nefretini artırdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, gerçeği, Kur'an'da türlü biçimlerde ifade ettik ki, düşünüp anlayabilsinler. Fakat bu onların sadece kaçışlarını artırıyor.

  3. İsrâ suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 42. ayet. قُل لَّوْ كَانَ مَعَهُۥٓ ءَالِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ إِذًا لَّٱبْتَغَوْا۟ إِلَىٰ ذِى ٱلْعَرْشِ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah'la beraber (başka) ilahlar olsaydı, o zaman o ilahlar da Arş'ın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Söyledikleri gibi O'nunla birlikte başka ilahlar olsaydı, arşın sahibine (Allah'a ulaşmak için) bir yol ararlardı."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Eğer iddia ettikleri gibi O'nunla birlikte başka ilahlar olmuş olsaydı, onlar da Otorite Sahibine (yakın olmak ya da O'na galip gelmek için) elbet bir yol bulmağa çabalarlardı."

    Muhammed Esed

    De ki: "Eğer -onların iddia ettikleri gibi- O'nunla beraber (başka) tanrılar olmuş olsaydı, o zaman bunlar topyekün egemenliği elinde tutan (Allah')la kavgaya tutuşmak için fırsat kollarlardı".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer onların dedikleri üzere O'nunla beraber tanrılar olsaydı, o vakit elbette Arş sahibine bir yol ararlardı. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer söyledikleri gibi O'nunla beraber ilahlar olsaydı, onlar arşın sahibine mutlaka bir yol ararlardı."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Eğer söyledikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar da bulunsaydı, o takdirde bu ilâhlar, Arş'ın sahibi olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Söyledikleri gibi, O'nunla birlikte tanrılar olsaydı; onlar, Egemen Erkin Sahibine kesinlikle yol ararlardı!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Onların dedikleri gibi Allah'la beraber tanrılar olsaydı, o takdirde kainatın hükümranlığı kudretinde olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı.

    Edip Yüksel

    De ki: "İleri sürüdükleri gibi beraberinde başka tanrılar olsaydı, onlar da Egemenliğin Sahibine doğru yol ararlardı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'İleri sürüdükleri gibi beraberinde başka tanrılar olsaydı, onlar da Egemenliğin Sahibine doğru yol ararlardı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Allah ile birlikte dedikleri gibi ilahlar olsaydı, o takdirde onlar Arş'ın sahibine bir yol ararlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: Allah ile beraber dedikleri gibi ilahlar olsa idi o takdirde onlar o Arşın sahibine elbet bir yol ararlardı

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer dedikleri gibi, O'nunla beraber başka ilahlar olsaydı, o zaman onlar da mutlaka arşın sahibine bir yol dipnot 1 ararlardı."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O'nunla baş etmek, O'nu yenmek, O'na karşı koymak için bir şeyler yaparlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer dedikleri gibi, O'nunla beraber başka ilahlar olsaydı, o zaman onlar da mutlaka arşın sahibine bir yol dipnot 1 ararlardı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O'nunla baş etmek, O'nu yenmek, O'na karşı koymak için bir şeyler yaparlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer dedikleri gibi, O'nunla beraber başka ilahlar olsaydı, o zaman onlar da mutlaka arşın sahibine bir yol dipnot 1 ararlardı."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O'nunla baş etmek, O'nu yenmek, O'na karşı koymak için bir şeyler yaparlardı.

    Gültekin Onan

    De ki: "Eğer söyledikleri gibi O'nunla beraber tanrılar olsaydı, onlar arşın sahibine mutlaka bir yol ararlardı."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: Allah ile beraber, söyleyegeldikleri gibi, (başkaca) Tanrılar da olsaydı onlar arşın saahibine elbet bir yol ararlardı.

    İbni Kesir

    De ki: Onların dedikleri gibi Allah ile beraber tanrılar bulunsaydı; o zaman, hepsi Arş'ın sahibi olmaya bir yol ararlardı.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Eğer O’nunla birlikte, dedikleri gibi başka bir ilah olsaydı, o zaman Arş'ın sahibine (galip gelmek için) bir yol ararlardı.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Eğer dedikleri gibi O'nunla beraber (başka) tanrılar olsaydı o zaman onlar da Arşın sahibine gitmenin yolunu ararlardı.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Söyledikleri gibi Allah'ın yanı sıra başka ilahlar olsaydı onlar, Arş'ın sahibine dipnot 1 (galip gelmek için) bir yolunu ararlardı."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arş'ın sahibi, kainatın yönetimini elinde tutan Allah'tır (Tevbe 9/129, Enbiya 21/22).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Eğer dedikleri gibi Allah'ın yanında başka ilahlar olsaydı, onlar, yönetimde olanı alt etmenin bir yolunu ararlardı."

    Şaban Britch

    De ki: Eğer O’nunla birlikte, dedikleri gibi başka bir ilah olsaydı, O zaman Arş'ın sahibine (galip gelmek için) bir yol ararlardı.

    Şaban Piriş

    De ki: Eğer O'nunla birlikte, dedikleri gibi başka bir ilah olsaydı, O zaman Arşın sahibine savaşmak için bir yol ararlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Eğer onların dediği gibi Allah'la beraber ilahlar olsaydı, o zaman onlar arşın sahibine varmak için elbette bir yol ararlardı."

  4. İsrâ suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 43. ayet. سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir.

    Mehmet Okuyan

    O (Allah) onların söylediklerinden yücedir ve büyüktür.

    Mustafa İslamoğlu

    Her noksandan beri, her şeyden yüce ve mutlak aşkın olan O, onların söylediklerinin de çok çok ötesinde sonsuzca yücelik, sonsuzca büyüklük sahibidir:

    Muhammed Esed

    Kudret ve egemenliğinde eksiksiz ve kusursuzdur O; ve yücelikte, ululukta onların söyleyegeldiklerinden sonsuza kadar ötede, sonsuza kadar aşkındır!

    Ahmed Hulusi

    "O, Subhan ve yücedir; yüceliği onların laflarından ölçüsüz büyüktür (yüceliğini akıl kavramaz)!"

    Ali Bulaç

    O, onların dediklerinden münezzeh, yüce ve büyük bir yükseklikle yüksektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, onların söyledikleri şeylerden münezzehtir; son derece yücedir ve uludur.

    Ali Rıza Safa

    O, onların söyledikleri şeylerden ayrıktır ve Yüceler Yücesidir. Uludur; Büyüktür.

    Bayraktar Bayraklı

    Herşeyden yüce olan Allah, onların söylediklerinden uzaktır.

    Edip Yüksel

    O, onların dediklerinden uzaktır ve çok yücedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, onların dediklerinden uzaktır ve çok yücedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Münezzehtir O, onların dediklerinden çok münezzeh ve çok yüksek, hem pek büyük bir yükseklikle yücedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O sübhan, onların dediklerinden çok münezzeh ve çok yüksek, hem pek büyük bir yükseklikle yüksektir

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, onların iddialarından Münezzeh'tir dipnot 1 ve Yüceler Yücesidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü eksiklikten ve kusurdan uzaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, onların iddialarından Münezzeh'tir dipnot 1 ve Yüceler Yücesidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü eksiklikten uzaktır.

    Gültekin Onan

    O, onların dediklerinden münezzeh, yüce ve büyük bir yükseklikle yüksektir.

    Hasan Basri Çantay

    O, bunların söylemekde oldukları şeylerden tamamiyle münezzehdir, yücedir, büyükdür.

    İbni Kesir

    Onların söylediklerinden O, münezzehtir, yücedir ve uludur.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, bunların söylediklerinden münezzehtir, pek yücedir/yüksektedir.

    Süleyman Ateş

    Haşa, O, onların dediklerinden çok yücedir, uludur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, bunların söylediklerinden tamamen uzaktır, yüceler yücesidir."

    Şaban Britch

    O, onların dediklerinden münezzeh, üstün ve çok uludur.

    Şaban Piriş

    Allah, çok yüce ve çok büyük olup, onların söylediklerinden uzak ve yücedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O hep tespih edilen, onların söylediklerinden çok uzak ve çok yüksek; hem de ölçüye sığmayacak kadar yüksek...

  5. İsrâ suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 44. ayet. تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبْعُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِۦ وَلَٰكِن لَّا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

    Diyanet İşleri

    Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halim'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan

    Yedi (kat) gök, dipnot 1 yer ve bunlardaki herkes, O'nu (Allah'ı) tesbih eder (yüceltir). Hiçbir şey yoktur ki O'nu hamdiyle (övgüyle) tesbih ediyor (yüceltiyor) olmasın. dipnot 2 Ancak siz onların tesbihini (yüceltmesini) anlayamıyorsunuz. Şüphesiz ki O hoşgörülüdür, çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklerin "yedi kat" oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü'minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte "yedi yol" (Mü'minûn 23:17) ve "yedi güçlü yapı" (Nebe' 78:12) ifadeleri de bulunmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet yaratılanların Yüce Allah'ı [tesbih]e kodlandığı, her birinin kendi yaratılış sistemine uygun olarak O'nu yüceltmekte olduğu ve bu sistemin istisnasının bulunmadığı mesajını içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yedi gök ve yer ve onlarda yaşayan her bilinçli varlık O'nun sonsuz yüceliğini dillendirirler; daha da öte, (lisan-ı hal ile) onun ululuğunu övgüyle dile getirmeyen bir tek nesne dahi bulunmamaktadır; ve fakat siz onların ululayan dilini anlamamakta (ısrarcısınız); buna rağmen O sizi cezalandırmada hiç acele etmeyendir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.

    Muhammed Esed

    Yedi gök ile yer ve onların içinde yer alan her şey O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini anmaktadır; O'nun yüceliğini, aşkınlığını övgüyle yankılamayan bir tek nesne yoktur: ne var ki siz onların yücelemelerini anlayamıyor, kavrayamıyorsunuz! Yine de, hem çok bağışlayıcı, hem de halim olan O'dur!

    Ahmed Hulusi

    Yedi sema (yedi bilinç mertebesindeki tüm yaratılmışlar), arz (bedenler) ve onların içindekiler O'nu tespih eder (Esma'sının özelliklerini açığa çıkaran işlevleriyle her an halden hale dönüp dururlar)! Hiçbir şey yok ki, O'nun Hamdı olarak, tespih etmesin! Fakat siz onların işlevini anlamıyorsunuz! Muhakkak ki O, Haliym'dir, Ğafur'dur.

    Ali Bulaç

    Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halîmdir, bağışlayıcıdır.

    Ali Rıza Safa

    Yedi gök, yeryüzü ve onların içinde bulunanlar, yücelterek O'nu anarlar. Övgülerle yücelterek O'nu anmayan hiçbir şey yoktur. Fakat onların yücelterek anmasını siz anlayamazsınız. Kuşkusuz, O, Hoşgörülüdür; Sınırsız Bağışlayandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yedi gök ile yer ve onların içinde yer alan herşey O'nun noksan sıfatlardan uzak olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca kainatta olan her şey yüce Allah'ın övgüye layık olduğunu da hatırlatmaktadır. Ne var ki siz, onların tesbihini/ bu hatırlatmasını anlayamıyorsunuz. O, yumuşak davranandır; bağışlayıcıdır.

    Edip Yüksel

    Yedi gök, yer ve onların içindekiler O'nu yücelterek anarlar. Hiçbir şey yoktur ki O'nu överek ve yücelterek anmasın; ama siz onların anışlarını anlamazsınız. O Şefkatlidir, Bağışlayandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yedi gök, ve onların içindekiler O'nu yücelterek anarlar. Hiç bir şey yoktur ki O'nu överek ve yücelterek anmasın; ama siz onların anışlarını anlamazsınız. O Şefkatlidir, Bağışlayandır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'nu, yedi gök ile yer ve bunlarda bulunan akıllılar tesbih eder. Hatta hiçbir şey yoktur ki, O'nu överek tesbih etmesin, ancak siz onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. O, gerçekten halim ve çok bağışlayandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onu yedi Sema ile Arz ve bütün bunlardaki zevil'ukul tesbih eder ve hatta hiç bir şey yoktur ki onu hamdiyle tesbih etmesin ve lakin siz onların tesbihlerini iyi anlamazsınız, o, cidden halim gafur bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Yedi gök, yeryüzü ve içindekiler, O'nu tesbih dipnot 1 ederler. Onu hamd dipnot 2 ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini kavrayamazsınız. Kuşkusuz O, Çok Hoşgörülü'dür, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren Yaratıcı'nın sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür. Hamid: Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yedi gök, yeryüzü ve içindekiler, O'nu tesbih dipnot 1 ederler. Onu hamd dipnot 2 ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini kavrayamazsınız. Kuşkusuz O, Çok Hoşgörülü'dür, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrendeki canlı cansız varlığın tamamı; Allah'ın varlığına ve gücüne tanıklık etmekte ve onun yüceliğini ifade etmektedir. Allah'ın koyduğu yasaların işleyişindeki kusursuzluk ve düzen, Allah'ın tesbih edilmesidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren yaratıcının sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür. Hamid: Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yedi gök, yeryüzü ve içindekiler, O'nu tesbih dipnot 1 ederler. Onu hamd dipnot 2 ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini kavrayamazsınız. Kuşkusuz O, Çok Hoşgörülü'dür, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrendeki canlı- cansız varlığın tamamı; Allah'ın varlığına ve gücüne tanıklık etmekte ve onun yüceliğini ifade etmektedir. Allah'ın koyduğu yasaların işleyişindeki kusursuzluk ve düzen, Allah'ın tesbih edilmesidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüceltme, övgü.

    Gültekin Onan

    Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O halim olandır, bağışlayandır.

    Hasan Basri Çantay

    Yedi gökle yer ve bunların içinde bulunan (melekler, cinler, insan) lar onu tesbih (ve tenzih) eder (ler). Hiç bir şey haaric değil, hepsi Ona hamd ile tesbih eder. Fakat siz, onların tesbihini iyi anlamazsınız. O, hakıykaten halimdir, gerçekden yarlığayıcıdır.

    İbni Kesir

    Yedi gök, yeryüzü ve içinde bulunanlar; O'nu tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Ama siz, onların tesbihlerini anlamazsınız. Muhakkak ki O; Halim, Gafur olandır.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yedi gök, yer ve onların içinde kim varsa O’nu tesbih eder. O’na hamt ederek, tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat, siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz O, Halim'dir, çokça mağfiret edendir.

    Süleyman Ateş

    Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halimdir, çok bağışlayandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Yedi gök, yeryüzü ve bunların içindeki her şey Allah'ı tesbih eder /ona boyun eğer. Her şeyi mükemmel yapması sebebiyle ona boyun eğmeyen tek bir şey dahi yoktur; ama siz onların boyun eğişlerini kavrayamazsınız. dipnot 1 Allah pek yumuşak davranan ve çok bağışlayandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökler, yer ve onlarda bulunan her şey Allah'ın koyduğu kurallara gönüllü olarak boyun eğer (Nur 24/41, Fussilet 41/11, Haşr 59/1, Saf 61/1). İmtihan için yaratılan insanlar ve cinler (Hud 11/7, Kehf 18/7, Zariyat 51/56, Mülk 67/2) ise imtihan konusu olan işlerde serbest bırakılmışlardır. Bunun dışındaki alanlarda; nefes alıp verme, yeme, içme, giyinme, barınma, dinlenme ve benzeri konularda; Allah'ın doğada koyduğu kanunlara boyun eğmeden yaşayamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yedi gök, yeryüzü ve bunların içindeki herkes Allah'a ibadet eder. Her şeyi güzel yapmasına karşılık O'na ibadet etmeyen tek varlık yoktur ama onların bu ibadetlerini siz kavrayamazsınız dipnot 1 . O yumuşak davranır dipnot 2 ve çok bağışlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eşyanın dili
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu sebeple bu kadar kötü konuşmalara müsaade eder.

    Şaban Britch

    Yedi gök, yer ve onların içinde kim varsa O’nu tesbih eder. O’na hamd ederek, tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat, siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz O, Halim'dir, çokça mağfiret edendir.

    Şaban Piriş

    Yedi gök, yer ve onların içinde kim varsa O'nu tesbih eder. O'na hamd ederek, tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Fakat, siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz O, yumuşak davranan ve bağışlayandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O'nu tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, O'nu överek tespih etmesin; fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz. O Halim'dir, Gafur'dur.

  6. İsrâ suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 45. ayet. وَإِذَا قَرَأْتَ ٱلْقُرْءَانَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ حِجَابًا مَّسْتُورًا

    Diyanet İşleri

    Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.

    Mehmet Okuyan

    Kur'an okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanların arasına gizlenmiş bir örtü çekeriz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada herhangi bir haksızlık yoktur. Çünkü muhataplar zaten inanmayanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem ne zaman (onlara) Kur'an okusan, seninle ahirete inanmamakta ısrar eden o kimseler arasına görünmez bir perde çekeriz;

    Muhammed Esed

    Ve (gerçeği anlamaya niyetli olmamalarından ötürü, onlara) Kuran okuduğun zamanlar, seninle ahirete inanmayacak olanların arasına görünmeyen bir perde çekeriz:

    Ahmed Hulusi

    Sen Kuran'ı okuduğunda, seninle, gelecekteki sonsuz yaşamlarına iman etmeyenler arasına gizli perde oluşturduk.

    Ali Bulaç

    Kur'an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed!) Sen Kur'ân okuduğun zaman, seninle âhirete îman etmeyenler arasına gizli bir perde çekmişizdir.

    Ali Rıza Safa

    Kur'an okuduğunda, seninle sonsuz yaşama inanmayanların arasına görünmeyen bir perde çekeriz.

    Bayraktar Bayraklı

    Kur'an okuduğun zaman, senin ile ahirete inanmayanlar arasına gizli bir engel koyarız.

    Edip Yüksel

    Kuran okuduğun zaman, seninle ahireti onaylamayanlar arasına görünmez bir engel yerleştiririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuran okuduğun zaman, seninle ahirete inanmıyanlar arasına görülmez bir engel yerleştiririz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de sen Kur'an'ı okuduğun zaman Biz seninle ahirete inanmayanlar arasına görünmez bir perde çekeriz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de sen Kur'anı kıraet ettiğin vakıt biz seninle Ahırete inanmıyanların arasına görünmez bir hıcab çekeriz

    Erhan Aktaş

    Kur'an okuduğun dipnot 1 zaman, seninle ahirete iman etmeyenler arasına görünmez bir perde çekeriz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Duyurduğun, ilettiğin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kur'an okuduğun dipnot 1 zaman, seninle ahirete inanmayanlar arasına görünmez bir perde çekeriz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Duyurduğun, ilettiğin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kur'an okuduğun dipnot 1 zaman, seninle ahirete inanmayanlar arasına görünmez bir perde çekeriz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanlara vahi anlatırken.

    Gültekin Onan

    Kuran okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Sen Kur'anı okuduğun zaman seninle ahirete inanmazların arasına gizli bir perde çekeriz.

    İbni Kesir

    Kur'an okuduğun zaman; seninle ahirete inanmayanların arasına örtülmüş bir perde koyarız.

    Mehmet Alagaş

    (45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen Kur’an okuduğun zaman seninle, ahirete iman etmeyenlerin arasına örtücü bir perde çekeriz.

    Süleyman Ateş

    Kur'an okuduğun zaman seninle, ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.

    Süleymaniye Vakfı

    Kur'an okuduğunda seninle ahirete inanmayanlar arasına (sanki) dipnot 1 görünmez bir perde çekmiş oluruz!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin ön yargıları, istiare-i temsiliyye /alegori ile canlandırılmıştır (Keşşaf). İstiarede benzetme edatı gizlenir. Buradaki mecaz gerçek sanıldığı için benzetme edatı, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır (Yasin 36/8-10, Lokman 31/6-7, Casiye 45/6-7). "Sanki" edatı yazılmazsa bazı insanlar, Allah'ın kafirlere, tövbe kapısını kapattığını ve özgürce karar almalarını engellediğini sanacaklardır (Nisa 4/18). Oysa tövbe edildiği yani yanlıştan dönüldüğü takdirde (Bakara 2/160) affedilmeyecek bir günah yoktur (Zümer 39/53). Ayetleri görmezlikte direnenler, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini gereği gibi kullanmaz; gerçekleri görmek, duymak ve anlamak istemezler (Fussilet 41/5). Sanki Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine de perde çekmiş gibi davranırlar. Ayrıca Allah, kafirleri, en'ama yani koyun, keçi, sığır ve deveye benzetmiştir. Bunun sebebi de kalplerini, kulaklarını ve gözlerini bir insan gibi kullanmamalarıdır (A'raf 7/179, Furkan 25/43-44). Ayrıca bakınız: Nisa 4/155, Maide 5/13, En'am 6/46, Araf 7/100-101, Tevbe 9/87-93, Yunus 10/74, Nahl 16/106-108, Rum 30/58-59, Mümin 40/35, Casiye 45/23, Muhammed 47/16, Saf 61/5, Münafikun 63/3, Mutaffifin 83/14.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kur'an okuduğunda, seninle Ahirete inanmayanlar arasına sanki görünmez bir engel koymuşuz.

    Şaban Britch

    Sen Kur’an okuduğun zaman seninle, ahirete iman etmeyenlerin arasına örtücü bir perde çekeriz.

    Şaban Piriş

    Sen Kur'an okuduğun zaman seninle, ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kur'an okuduğunda, seninle, ahirete inanmayanlar arasına gizli bir perde çekeriz.

  7. İsrâ suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 46. ayet. وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِى ٱلْقُرْءَانِ وَحْدَهُۥ وَلَّوْا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَٰرِهِمْ نُفُورًا

    Diyanet İşleri

    Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.

    Mehmet Okuyan

    (İnkârcıların) onu (Kur'an'ı) anlamalarıyla ilgili kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir (s)ağırlık veririz. dipnot 1 Kur'an'da O'nu (Allah'ı tek ilah olarak) andığında, nefret ederek arkalarını dön(üp gid)erler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkarcılık "sebep", kalplerdeki kapalılık ve kulaklardaki (s)ağırlık ise "sonuç"tur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Zümer 39:45; Mü'min 40:12.

    Mustafa İslamoğlu

    (akleden) kalplerinin üzerine onu anlamalarını engelleyen bir kapak, kulaklarına ise bir tıkaç yerleştiririz. Bu yüzden sen ne zaman Kur'an (okuma anın)da Rabbini birleyerek ansan, nefretle gerisin geri dönüp uzaklaşırlar.

    Muhammed Esed

    ve kalplerine, onu kavramalarına engel olan bir örtü koyarız ve kulaklarına bir tıkaç. Ve bu yüzden, Kuran okurken ne zaman Rabbinden tek tanrı olarak söz etsen nefretle sırtlarını dönüp giderler.

    Ahmed Hulusi

    Şuurlarını (kalplerini), Onu anlamalarına engel olan (batıla kilitlenme) örtüsüyle örter; kulaklarına da ağırlık koyarız (algılayamazlar)! Kuran'da, Rabbini TEK'liği ile andığında, nefretle geriye dönüp giderler.

    Ali Bulaç

    Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (ilah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.

    Ali Özek ve heyeti

    Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur’an’da Rabbinin birliğini yâdettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.

    Ali Rıza Safa

    Onların yüreklerinin üzerine de Onu anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Efendini, Tek ve Eşsiz olarak Kur'an'da andığında, nefretle arkalarına dönüp kaçarlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Ahirete inanmayanlar Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Çünkü, Kur'an'da Rabbini yalnız andığın zaman, onlar canları sıkılarak arkalarını dönerler.

    Edip Yüksel

    Ve onu anlamalarını engellemek için kalplerine kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Efendini yalnızca Kuran'da andığın zaman nefretle geriye dönerler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ahiret konusunda kuşkuları olanlar Kuran'ı anlamazlar ve Kuran'ın zor olduğunu iddia ederler. * Bak: 54:17, 22, 32, 40. * Kuran'ı yeterli görmeyen zihniyetin sahipleri, kendilerini tanımlayan bu ayetten hoşlanmadıkları için bu ayeti çevirirken "vahdehu = biricik, yalnızca" kelimesinin yerini değiştirmişlerdir. "Kuran" kelimesinden sonra gelerek onu betimleyen bu kelimenin yerini değiştiren Hadis ve Sünnet izleyicileri, Yahudilerin geçmişte yaptıklarının bir benzerini tekrarlamışlardır (4:46; 5:41). * Ayrıca, Kuran'ın matematiksel mucizesi de bu konuya başka bir boyut kazandırıyor. Örneğin, Arapça "vahdehu" kelimesi 7:70; 39:45; 40:12, 84 ve 60:4 ayetlerinde Allah için kullanılır. * Bu rakamları topladığınızda 361, yani 19x19 elde edersiniz. Ancak söz konusu kelimenin Kuran için kullanıldığı 17:46 ayetini eklerseniz sonuç 19'un tam katı olmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onu anlamalarını engellemek için kalplerine kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Rabbini yalnızca Kuran'da andığın zaman nefretle geriye dönerler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve kalplerinin üzerine onu iyi anlamalarına engel kabuklar geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kuran'da tek olarak andığın vakit te ürkerek arkalarını döner giderler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve kalblerinin üzerine onu iyi anlamalarına mani' kabuklar geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbını Kur'anda vahid olarak andığın vakıt da ürkerek arkalarına döner giderler

    Erhan Aktaş

    Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine dipnot 1 perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 9:125. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine dipnot 1 perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi cevher. İdrak etmenin, düşüncenin merkezi. Kur'an'da kalp, düşünme, akletme, anlama, kavrama, şeylerin hakikatini bilme melekesi/yetisi anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe ait olarak görülmüş; düşünmenin ve anlamanın kalbin bir işlevi olduğu belirtilmiştir. Kalp, bu özelliklerinden dolayı ilahi hitaba muhataptır, yükümlü ve sorumludur. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar; kalbin beyinle çok geniş bir iletişim sistemine sahip olduğunu ve düşünceleri, duyguları ve aklı düzenleyen ve tüm beyin fonksiyonlarını etkileme gücüne sahip bir organ olduğunu göstermektedir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.

    Gültekin Onan

    Ve onların kalpleri üzerine, onu kavramalarını (yefkahuhü) engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kuran'da sadece rabbini 'bir ve tek' (tanrı olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.

    Hasan Basri Çantay

    (Evet) onların kalbleri üzerine, onu (Kur'anı) iyice anlamalarına (engel), perdeler gerer, kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen Kur'anda Rabbini bir tek olarak andığın vakit onlar ürkek ürkek arkalarını çevirirler.

    İbni Kesir

    Onu anlarlar diye kalblerine örtüler koyduk. Kulaklarına da ağırlık. Kur'an'da Rabbını tek olarak zikrettiğin zaman da onlar nefret ederek arkalarına döner giderler.

    Mehmet Alagaş

    (45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur’an’da Rabbini bir tek olarak andığın zaman kaçarak ardlarına dönüp giderler.

    Süleyman Ateş

    Kablerine -onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur'an'da yalnız Rabbini andığın zaman (tek Tanrı inancından hoşlanmadıkları için) arkalarına dönüp kaçarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sanki kalplerinin üstüne örtüler ve kulaklarına ağırlıklar koymuşuz gibi olurlar. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığında, nefretle sırtlarını dönerler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette kafirlerin önyargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatımla canlandırılmıştır. İstiarede benzetme edatı gizlenir ama mecaz, gerçek sanıldığı için burada benzetme "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır.

    Şaban Britch

    Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur’an’da Rabbini tek olarak andığın zaman kaçarak, ardlarına dönüp giderler.

    Şaban Piriş

    Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığın zaman nefretle ardlarına dönerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kalpleri üzerine, onu anlamamaları için kabuklar geçiririz, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Rabbini yalnız Kur'an'da andığın zaman, nefretle geriye dönüp kaçarlar.

  8. İsrâ suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 47. ayet. نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِۦٓ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَىٰٓ إِذْ يَقُولُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا

    Diyanet İşleri

    Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliyoruz.

    Mehmet Okuyan

    Biz onların seni dinlerken onu (Kur'an'ı ne amaçla) dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken zalimlerin "Siz büyülenmiş dipnot 1 bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi bileniz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Furkân 25:8.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey Muhammed!) Sana kulak verdiklerinde, aslında onların neye kulak kabarttıklarını ve kendi aralarında gizli kapaklı görüşmeleri sırasında o zalimlerin, "Eğer (ona) uyarsanız yalnızca büyülenmiş bir adama uymuş olursunuz" dediklerini Biz çok iyi biliyoruz.

    Muhammed Esed

    Seni dinledikleri zaman, Biz onların aslında neye kulak kesildiklerini ve kendi aralarında görüştükleri zaman, bu zalimlerin (birbirlerine): "(Eğer Muhammed'e uyarsanız,) düpedüz büyülenmiş bir adama uymuş olacaksınız!" dediklerini çok iyi biliyoruz.

    Ahmed Hulusi

    Sana kulak verdiklerinde nasıl dinlediklerini; aralarında fısıldaşırlarken de, o zalimlerin: "Sihirlenmiş bir adama tabi oluyorsunuz" dediklerini biz iyi biliriz.

    Ali Bulaç

    Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken de o zalimlerin: «Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!» dediklerini çok iyi biliriz.

    Ali Rıza Safa

    Seni hangi amaçla dinlediklerini ve kendi aralarında gizli konuşurlarken ne söylediklerini biliyoruz: "Yalnızca, büyülenmiş bir adamı izliyorsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Seni dinlerlerken niye dinlediklerini de, gizli toplantılarında haksızlık yapanların, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini de biliyoruz.

    Edip Yüksel

    Seni dinlerlerken nasıl işittiklerini ve kendi aralarında konuşurlarken zalimlerin, "Siz sadece büyülenmiş bir adamı izliyorsunuz" dediklerini iyi biliyoruz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seni dinlerlerken nasıl işittiklerini ve kendi aralarında konuşurlarken zalimlerin, 'Siz sadece büyülenmiş bir adamı izliyorsunuz,' dediklerini iyi biliyoruz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz çok iyi biliriz seni dinledikleri zaman ne maksatla dinlediklerini ve birbirleriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!" dediklerini.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz pek ala biliyoruz seni dinlerken ne suretle dinliyorlar? Birbirleriyle fısıldaşırlarken de ve o zalimler derlerken de: başka değil, sırf bir sihirli adama tabi' oluyorsunuz

    Erhan Aktaş

    Biz onların seni ne amaçla dinlediklerini ve kendi aralarında fısıldaştıklarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz." dediklerini çok iyi biliyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz onların seni ne amaçla dinlediklerini ve kendi aralarında fısıldaştıklarında da, o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz." dediklerini çok iyi biliyoruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz onların seni ne amaçla dinlediklerini ve kendi aralarında konuştuklarında da, o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz." dediklerini çok iyi biliyoruz.

    Gültekin Onan

    Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar seni dinleyecekleri zaman (hakıykatde) neyi dinleyeceklerini, gizli (ve sinsi) konuşurlarken o zalimlerin (nasıl) "Siz büyülenmiş bir kimseden başkasına tabi' olmuyorsunuz" diyeceğini biz pek iyi bileniz.

    İbni Kesir

    Biz, onların seni dinledikleri zaman; neye kulak verdiklerini çok iyi biliriz. Gizli toplandıkları zaman da hani zalimler diyorlardı ki: Siz, sadece büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konuşmalarında zalimlerin; "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini de çok iyi biliyoruz.

    Süleyman Ateş

    Biz onların, seni dinlerken ne sebeple dinlediklerini, kendi aralarında gizli konuşurlarken de o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini gayet iyi biliyoruz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seni dinledikleri sırada neye kulak verdiklerini iyi biliriz. Aralarında fısıldaştıkları sırada da yanlışlar içindeki bu kimselerin: "Peşinden gittiğiniz büyülenmiş dipnot 1 bir adamdan başkası değildir" dediklerini de iyi biliriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi büyüsüne inanmış bir büyücü.

    Şaban Britch

    Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konuşmalarında zalimlerin; "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini de çok iyi biliyoruz.

    Şaban Piriş

    Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konuşmalarında zalimlerin "Siz büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz." dediklerini de çok iyi biliyoruz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onların seni dinlerken, neye kulak verdiklerini biz daha iyi biliriz. Aralarında fısıldaşırlarken de şöyle konuşur o zalimler: "Büyülenmiş bir adamdan başkasının ardısıra gitmiyorsunuz!"

  9. İsrâ suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 48. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَالَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.

    Mehmet Okuyan

    Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yapıp saptılar; (doğru) yolu bulamazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Şunların seni neye benzettiklerine bir bak hele! Ve sonuçta öyle bir sapıtıyorlar ki, bir daha doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü asla kendilerinde bulamıyorlar.

    Muhammed Esed

    Seni benzettikleri şeye bak (ey Peygamber!) Bir kere yoldan çıkmış bunlar ve bu yüzden (hakka çıkan) bir yol da bulacak durumda değiller artık!

    Ahmed Hulusi

    Bak senin için nasıl benzetmeler yaptılar da bu sebeple saptılar! Artık (Hakikate götüren) bir yol bulamazlar!

    Ali Bulaç

    Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Senin için nasıl yakıştırmalar yapıyorlar bak? Böylece yoldan çıktılar ve artık bir yol bulamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.

    Edip Yüksel

    Dikkat et, seni nasıl da tanımlayarak sapıyorlar ve artık bir daha yol bulamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dikkat et, seni nasıl da tanımlayarak sapıyorlar ve artık bir daha yol bulamazlar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bak seni nelerle mukayese ettiler de nasıl sapıklığa düştüler, onun için bir yol bulmaya da güçleri yok.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bak seni nelere kıyas ettiler de nasıl dalalete düştüler, onun için bir yol bulmağa tab-ü tüvanları yok

    Erhan Aktaş

    Seni neye benzettiklerine dipnot 1 bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mecnun, kahin, sihirbaz, şair vs.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Seni neye benzettiklerine dipnot 1 bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mecnun, kahin, sihirbaz, şair vs.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Seni neye benzettiklerine dipnot 1 bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mecnun, kahin, sihirbaz, şair vs.

    Gültekin Onan

    Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.

    Hasan Basri Çantay

    Bak, sana nasıl misaller getirib sapdılar. Artık onlar bir yol (bulmıy) a güc yetiremiyeceklerdir.

    İbni Kesir

    Bak, sana nasıl misaller veriyorlar. Bunun için dalalete düşmüşlerdir. Ve bir daha yol bulamamaktadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Senin için nasıl misaller verip, dalâlete düştüklerine bir bak! Artık onlar bir daha yol bulamayacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Bak, nasıl misaller verdiler (seni şa'ire, büyücüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.

    Şaban Britch

    Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.

    Şaban Piriş

    Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.

  10. İsrâ suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 49. ayet. وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?"

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de tutmuş diyorlar ki: "Ne yani, şimdi biz kemik yığınına dönüşüp oradan da toza toprağa karıştıktan sonra yepyeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz, öyle mi?"

    Muhammed Esed

    Ve onlar (bir de şöyle) diyorlar: "Demek biz kemiğe, toza toprağa dönüştükten sonra, gerçekten yepyeni bir yaratma eylemiyle diriltileceğiz, öyle mi?"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Kemik yığını ve toz toprak olduktan sonra, biz mi gerçekten yepyeni bir yaradılış ile ba'solunacaklarız?"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Bir de onlar dediler ki: Sahi biz, bir kemik yığını ve kokuşmuş bir toprak olmuş iken, yepyeni bir yaratılışla diriltileceğiz, öyle mi!

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Kemik ve toz toprağa dönüştüğümüzde mi? Gerçekten, yeni bir yaratılışla yeniden yaratılacak mıyız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Bir de onlar dediler ki: "Sahi biz, bir kemik yığını ve kokuşmuş bir toprak olmuş iken, yepyeni bir yaratılış ile diritileceğiz, öyle mi?"

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Kemik ve ufak parçalar haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Kemik ve ufak parçalar haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de dediler ki: "Biz bir sürü kemik olduğumuz ve ufalanıp tozduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de dediler ki: biz bir sürü kemik olduğumuz ve ufalanıp tozduğumuz vakıt mı cidden biz mi yeni bir hılkatle ba's olunacağız?

    Erhan Aktaş

    "Biz kemik yığını ve toz toprak olduktan sonra, gerçekten de yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?" dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz kemik yığını ve toz toprak olduktan sonra, gerçekten de yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?" dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz kemik yığını ve toz toprak olduktan sonra, gerçekten de yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?" dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

    Hasan Basri Çantay

    Dediler ki: "Biz bir sürü kemik, kırıntı ve döküntü (haalinde bir toprak) olduğumuz vakit mı, hakıykaten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz"?

    İbni Kesir

    Ve dediler ki: Biz, kemik ve ufalanmış toprak olduğumuzda mı, cidden biz yeni bir yaratılışla diriltilecek miyiz?

    Mehmet Alagaş

    (45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Biz kemik ve (toprak olup) ufalandığımız zaman yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?“ derler.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, ufalanıp toprak olduktan sonra mı sahiden biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şunu da dediler: "Kemikler haline gelmiş ve param parça olmuşken mi? Yani o durumdayken gerçekten biz yeni bir yaratılışla ayağa mı kaldırılacağız?"

    Şaban Britch

    “Biz kemik ve (toprak olup) ufalandığımız zaman yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?“ derler.

    Şaban Piriş

    "Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman, yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?" derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Biz bir yığın kemik olduğumuz, un-ufak hale geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz o zaman mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz."

  11. İsrâ suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 50. ayet. قُلْ كُونُوا۟ حِجَارَةً أَوْ حَدِيدًا

    Diyanet İşleri

    De ki: "(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "İster taş olun, ister demir!

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "İster taşa dönüşün, ister demire,

    Muhammed Esed

    De ki: "İster taşa dönüşün, ister demire;

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Taşlar (dabbe beden) ve demir (ruh beden) olun (isterseniz)!"

    Ali Bulaç

    De ki: "İster taş olun, ister demir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: İster taş olun, ister demir,

    Ali Rıza Safa

    De ki: "İster taş olun, ister demir!"

    Bayraktar Bayraklı

    - De ki: "İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!" Diyecekler ki: "Bizi hayata kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek."

    Edip Yüksel

    De ki: "İsterse taş veya demire dönüşün"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'İsterse taş veya demire dönüşün,'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Gerçekten, ister taş olun, ister demir,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: muhakkak, ister taş olun ister demir,

    Erhan Aktaş

    De ki: "İster taş ister demir olun;"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "İster taş ister demir olun;"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "İster taş, ister demir olun;

    Gültekin Onan

    De ki: "İster taş olun ister demir."

    Hasan Basri Çantay

    Söyle: "Gerek bir taş (gibi çetin), gerek bir demir (gibi kuvvetli) olun,

    İbni Kesir

    De ki: İster taş ister demir olun,

    Mehmet Alagaş

    (45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: İster taş olun, ister demir!

    Süleyman Ateş

    De ki: "İster taş olun, ister demir,"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "İster taş olun, ister demir

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "İster taşa, ister demire dipnot 1 dönüşün.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çok nadide koşullar altında insan ve hayvan fosillerinin kayaya (kalsiyum) veya demire dönüştüğü, bu sayede en ince detayına kadar korunabildiği, bugün bilinen bir gerçektir. Ayette öldükten sonra kemiklerin kaya veya demire dönüşmesine yapılan vurgu dikkat çekicidir.

    Şaban Britch

    De ki: İster taş olun, ister demir!

    Şaban Piriş

    (50-51) De ki: -İster taş olun, ister demir! İsterse kalplerinizde tasavvur ettiğiniz hayal ötesi bir yaratık olun! Diyecekler ki: -Bizi tekrar kim diriltecek? De ki: -Sizi ilk defa yaratan! Bunun üzerine sana başlarını sallayarak: -O, ne zaman olacak? diyecekler. De ki: -Yakın olsa gerek!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "İster taş olun ister demir!"

  12. İsrâ suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 51. ayet. أَوْ خَلْقًا مِّمَّا يَكْبُرُ فِى صُدُورِكُمْ فَسَيَقُولُونَ مَن يُعِيدُنَا قُلِ ٱلَّذِى فَطَرَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَسَيُنْغِضُونَ إِلَيْكَ رُءُوسَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَ قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَرِيبًا

    Diyanet İşleri

    "Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)" Diyecekler ki: "Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek!"

    Mehmet Okuyan

    İsterse göğüslerinizde (kalplerinizde) büyüyen (abarttığınız varlıklardan) herhangi bir yaratık olun!" (Müşrikler) "Bizi tekrar (hayata) döndürecek (olan) kimmiş?" deyince, (onlara) de ki: "Sizi ilk kez yaratan." Onlar, sana (alaycılıkla) başlarını sallayarak "O (diriltilme) ne zamanmış!" diyecekler. De ki: "Belki de çok yakındır."

    Mustafa İslamoğlu

    ya da mahlukat içerisinde aklınıza gelebilecek (hayata) en uzak (başka) bir varlığa!.." Bundan sonra kalkıp da "Kimmiş bizi yeniden diriltecek olan?" diye soracak olurlarsa, "Sizi ilk defa yaratan Kimse!" diye cevapla. Bunun üzerine, kafalarını (kinayeli kinayeli) sallayarak "Peki, bu ne zaman gerçekleşecekmiş bakayım?" diye sana soracak olurlarsa, de ki: "Kim bilir (!) belki de çok yakında gerçekleşecektir:

    Muhammed Esed

    hatta isterseniz aklınıza gelebilecek (hayata, dirime) daha uzak (başka) bir unsura dönüşün (yine de ölümden sonra diriltileceksiniz). Ve bunun üzerine (eğer), "Bizi kim (hayata) geri döndürecek?" diye soracak (olur)lar (sa), de ki: "Peki, sizi ilk defa var eden kimdi?" Ve sonra sana (inanmamış bir tavırla) başlarını sallayıp, "Bu ne zaman olacak?" diye sorarlar(sa), (onlara) de ki: "Belki, çok yakında!",

    Ahmed Hulusi

    "Yahut içinizden kendinizi olağanüstü (dünyanızda çok büyük bir yaratık; bilinç) olarak hayal edin (yine de ölüm sonrası ba's olacaksınız)!". . . Diyecekler ki: "Bizi kim (hayata) iade edecek?". . . De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan!". . . (Alayla) sana kafalarını sallarlar ve derler ki: "Ne zaman olacak?". . . De ki: "Çok yakın olabilir!"

    Ali Bulaç

    "Ya da göğüslerinizde büyümekte olan (veya büyüttüğünüz) bir yaratık (olun)." Bizi kim (hayata) geri çevirebilir" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bu durumda sana başlarını alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanmış o?" De ki: "Umulur ki pek yakında."

    Ali Özek ve heyeti

    isterse aklınıza (yeniden dirilmesi) imkânsız gibi görünen herhangi bir yaratık! (Bunlar, Allah'ın sizi yeniden diriltmesini güçleştirmez.) Diyecekler ki: «Bizi tekrar (hayata) kim döndürecek?» De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve «Ne zamanmış o?» diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek!

    Ali Rıza Safa

    "Veya düşünebileceğiniz en büyük yaratık olun!" Şöyle diyecekler: "Bizi, kim geri döndürecek?" De ki: "Sizi, ilk kez yaratan!" Bunun üzerine, başlarını sallayarak, şöyle diyecekler: "Ne zamanmış o?" De ki: "Belki de çok yakında!"

    Bayraktar Bayraklı

    - De ki: "İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!" Diyecekler ki: "Bizi hayata kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek."

    Edip Yüksel

    "Yahut sizce imkansız görünen bir biçime girin, fark etmez." Buna karşılık, "Bizi kim geri döndürecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk önce kim yarattıysa O!" Sonra başlarını sallayıp, "Peki ne zaman?" diyecekler. De ki: "Belki düşündüğünüzden daha yakın..."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yahut sizce imkansız görünen bir biçime girin, farketmez.' Buna karşılık, 'Bizi kim geri döndürecek,' diyecekler. De ki: 'Sizi ilk önce kim yarattıysa O!' Sonra başlarını sallayıp, 'Peki ne zaman,' diyecekler. De ki: 'Belki düşündüğünüzden daha yakın...'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İsterse gönlünüzde büyüyen herhangi bir yaratık!" Hemen: "Bizi kim (eski varlığımıza) iade edebilir?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi!" O vakit sana başlarını sallayacaklar. "O ne vakit?" diyecekler. De ki: "Yakın olması umulur."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    isterse gönlünüzde büyüyen her hangi bir halk, o halde bizi kim iade edebilir? Diyecekler, sizi, de: ilk defa yaratmış olan kudret sahibi, o vakıt sana başlarını sallıyacaklar da "ne vakıt o?" Diyecekler, de ki "yakın olması me'mul"

    Erhan Aktaş

    "Veya göğüslerinizde büyüyen dipnot 1 herhangi bir varlık." Sonra da "Bizi kim geri çevirecek? dipnot 2 " diyecekler. De ki: "Size ilk defa fıtrat dipnot 3 belirlemiş olan." Alaylı alaylı başlarını sallayarak: "Ne zamandır o?" diyecekler. De ki: "Belki de pek yakın bir zamanda."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüreğinizde büyüttüğünüz, ölümünü imkansız gördüğünüz, çok güçlü olarak hayal ettiğiniz bir şey olun.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yeniden diriltecek.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yaradılış ve varoluş yasalarınızı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Veya göğüslerinizde büyüyen dipnot 1 herhangi bir varlık." Sonra da, "Bizi kim geri çevirecek? dipnot 2 " diyecekler. De ki: "Size ilk defa fıtrat dipnot 3 belirlemiş olan." Alaylı alaylı başlarını sallayarak: "Ne zamandır o?" diyecekler. De ki: "Belki de pek yakın bir zamanda."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüreğinizde büyüttüğünüz, ölümünü imkansız gördüğünüz, çok güçlü olarak hayal ettiğiniz bir şey olun.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yeniden diriltecek.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yaradılış ve varoluş yasalarınızı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya göğüslerinizde büyüyen dipnot 1 herhangi bir varlık." Sonra da, "Bizi kim geri çevirecek? dipnot 2 " diyecekler. De ki: "Size ilk defa fıtrat dipnot 3 belirlemiş olan." Alaylı alaylı başlarını sallayarak: "Ne zamandır o?" diyecekler. De ki: "Belki de pek yakın bir zamanda."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüreğinizde büyüttüğünüz, ölümünü imkansız gördüğünüz, çok güçlü olarak hayal ettiğiniz bir şey olun.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yeniden diriltecek.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yaradılış ve yaşayış yasalarınızı.

    Gültekin Onan

    "Ya da göğüslerinizde büyümekte olan (veya büyüttüğünüz) bir yaratık (olun)." "Bizi kim (hayata) geri çevirebilir" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan (fataraküm)." Bu durumda sana başlarını alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanmış o?" De ki: "Umulur ki pek yakında."

    Hasan Basri Çantay

    Yahud göğüslerinizde (akıllarınızca) büyüyen her hangi bir halk (olun, mutlakaa diriltileceksiniz). "O halde bizi kim (dirilterek) geri çevirecek?" diyecekler. Sen de de ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan (kudret saahibi diriltecekdir)". O vakit sana başlarını sallayacaklar da: "(istihza ile) Ne vakit o?" diyecekler. Söyle ki: "Yakın olması me'muldür".

    İbni Kesir

    Veya gözünüzde büyüttüğünüz bir yaratık olun. Diyecekler ki: Bizi tekrar kim diriltir? De ki: Sizi ilk defa yaratmış olan. Sana başlarını sallayacaklar ve ne zaman o? diyecekler. De ki: Yakın olması umulur.

    Mehmet Alagaş

    (45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İsterse kalplerinizde büyüksediğiniz bir yaratık olun! Diyecekler ki: "Bizi tekrar kim diriltecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan!" Bunun üzerine sana başlarını sallayarak: "O, ne zaman olacak?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek!"

    Süleyman Ateş

    "İster gönlünüzde büyüyen, (aklınıza tuhaf gelen) herhangi bir yaratık, (ne olursanız olun, Allah sizi mutlaka diriltecektir). "Bizi kim tekrar (hayata) döndürebilir?" diyecekler. "Sizi ilk defa yaratan (döndürür)" de. Sana alaylı alaylı başlarını sallayacaklar ve: "Ne zaman o?" diyecekler. "Pek yakın olabilir" de.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsterse içinizde büyüttüğünüz(kurguladığınız) bir yaratık haline gelin (Yeniden diriliş yine de gerçekleşecektir)." Diyecekler ki "Bizi hayata kim döndürecek?" De ki "Baştan yaratılışınızın kuralını koyan dipnot 1 ." Şaşkın bir biçimde baş sallayarak diyecekler ki "Peki ne zaman?" De ki "Belki pek yakında."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fıtratı koyan.

    Şaban Britch

    İsterse kalplerinizde büyüksediğiniz bir yaratık olun! Diyecekler ki: Bizi tekrar kim diriltecek? De ki: Sizi ilk defa yaratan! Bunun üzerine sana başlarını sallayarak: "O, ne zaman olacak?" diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek!

    Şaban Piriş

    (50-51) De ki: -İster taş olun, ister demir! İsterse kalplerinizde tasavvur ettiğiniz hayal ötesi bir yaratık olun! Diyecekler ki: -Bizi tekrar kim diriltecek? De ki: -Sizi ilk defa yaratan! Bunun üzerine sana başlarını sallayarak: -O, ne zaman olacak? diyecekler. De ki: -Yakın olsa gerek!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "İsterseniz gönlünüzde büyüyen herhangi bir yaratık olun." Diyecekler ki: "Peki bizi yeniden kim yaratacak?" De ki: "Sizi ilk kez yaratan kimse, o." Bunun üzerine başlarını sana doğru alaylı bir biçimde sallayarak şöyle konuşacaklar: "Ne zaman o?" De ki: "Çok yakın olabilir!"

  13. İsrâ suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 52. ayet. يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla!

    Mehmet Okuyan

    (Allah'ın) sizi çağıracağı o gün, kendisini överek çağrısına uyacak ve (dünyada) az kaldığınızı anlayacaksınız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [tezunnûne] fiili "zannetmek" değil, mahşer ortamında gizli saklı hiçbir şey kalmayıp her şey ortaya çıkmış olacağı için "bilip öğrenmek" şeklinde yorumlanmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    O sizi o gün çağıracak, derhal siz de (ister istemez) O'nu överek bu çağrıya uyacaksınız; üstelik (dünya hayatında) çok kısa bir süre oyalandığınızı kesinkes bileceksiniz!"

    Muhammed Esed

    "Sizi çağıracağı ve sizin de onu överek (bu çağrıya) cevap vereceğiniz, ve kendinizi (yeryüzünde) çok kısa bir süre oyalanmış gibi hissedeceğiniz bir Gün'de."

    Ahmed Hulusi

    Sizi çağıracağı zaman (ölümü tattığınızda), O'nun Hamdı olarak (değerlendirmesine göre) olayı yaşayacak ve zannedeceksiniz ki (kabirlerinizde - beden yaşamında - dünyada) ancak pek az kaldınız!

    Ali Bulaç

    Sizi çağıracağı gün, O'na övgüyle icabet edecek ve (dünyada) pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah sizi çağıracağı gün, kendisine hamdederek çağrısına uyarsınız ve (dirilmeden önceki halinizde) çok az kaldığınızı sanırsınız.

    Ali Rıza Safa

    "Sizi çağıracağı gün, O'nu överek çağrısına uyacak ve çok az bir süre kaldığınızı sanacaksınız!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah sizi çağıracağı gün, kendisine hamdederek çağrısına uyarsınız ve çok az kaldığınızı sanırsınız.

    Edip Yüksel

    Sizi çağıracağı gün, siz ona övgüyle karşılık verirsiniz ve çok kısa bir süre kalmış olduğunuzu anlarsınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizi çağıracağı gün, siz ona övgüyle karşılık verirsiniz ve çok kısa bir süre kalmış olduğunuzu anlarsınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O sizi çağıracağı gün, derhal O'na tam bir saygı ile uyacaksınız ve (kabirlerinizde) pek az bir müddet kaldığınızı sanacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O sizi çağıracağı gün derhal ona kemali ta'zim ile icabet edeceksiniz ve zannedeceksiniz ki pek az bir müddet kaldınız

    Erhan Aktaş

    "Sizi çağıracağı dipnot 1 gün, O'nu överek çağrıya uyacaksınız ve dünyada çok kısa bir süre kaldığınızı sanacaksınız."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Diriltileceğiniz gün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizi çağıracağı dipnot 1 gün, O'nu överek çağrıya uyacaksınız ve dünyada çok kısa bir süre kaldığınızı sanacaksınız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Diriltileceğiniz gün.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sizi çağıracağı dipnot 1 gün, O'nu överek çağrıya uyacaksınız ve dünyada çok kısa bir süre kaldığınızı sanacaksınız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Diriltileceğiniz gün.

    Gültekin Onan

    Sizi çağıracağı gün, O'na övgüyle icabet edecek ve (dünyada) pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    (Allah) sizi çağıracağı gün hemen (kabirlerinizden kalkıb) Onun emrine icabet edeceksiniz ve sanacaksınız ki (kabirlerinizde) ancak pek az bir müddet kalmışsınızdır.

    İbni Kesir

    O, sizi çağırdığı gün; hamdederek davetine uyarsınız. Ve çok az kalmış olduğunuzu zannedersiniz.

    Mehmet Alagaş

    (45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizi çağırdığı gün, O’na hamt ederek çağrısına uyup, geleceksiniz ve ancak pek az bir süre kaldığınızı zannedeceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Sizi çağıracağı gün O'na hamdederek çağrısına uyarsınız (dirilip kalkarsınız) ve (dünyada) pek az kaldığınızı sanırsınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi çağıracağı günde; "Allah'ım ne iyi yaptın!" diyerek karşılık verecek, dünyada pek az kaldığınızı zannedeceksiniz.

    Şaban Britch

    Sizi çağırdığı gün, O’na hamd ederek çağrısına koşarsınız. Ve dünyada az bir zaman kaldığınızı zannedersiniz.

    Şaban Piriş

    Sizi çağırdığı gün, O'na hamd ederek çağrısına koşarsınız. Ve dünyada az bir zaman kaldığınızı zannedersiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizi çağıracağı gün onu hamd ederek çağrısına derhal uyacaksınız. Ve sadece az bir süre kaldığınızı düşüneceksiniz.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.