İsrâ suresi

İsrâ suresi, 46. ayet

İsrâ suresi, 46. ayet. وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِى ٱلْقُرْءَانِ وَحْدَهُۥ وَلَّوْا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَٰرِهِمْ نُفُورًا

vece`alnâ `alâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. veiẕâ ẕekerte rabbeke fi-lḳur'âni vaḥdehû vellev `alâ edbârihim nüfûrâ.

Diyanet İşleri

Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 43–49 · surenin 46. ayeti / 111
  1. İsrâ 43

    Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir.

  2. İsrâ 44

    Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halim'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.

  3. İsrâ 45

    Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.

  4. 46

    Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.

  5. İsrâ 47

    Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliyoruz.

  6. İsrâ 48

    Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.

  7. İsrâ 49

    Dediler ki: "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

46. “Kalpleri üzerine de onu iyi anlamalarına engel olan örtüler geçiririz” böylelikle Kur’an’ı kavrayamazlar. “Kulaklarına da” onu işitmelerine engel olacak türden “bir ağırlık” yani sağırlık “veririz.” Böylelikle Kur’an’ı, öğüt ve ibret alacak ve sonuçta amel edecek şekilde değil de sadece aleyhlerine delilin ortaya konmuş olacağı bir şekilde işitmiş olurlar. (Manalarını anlarlar ama inkarlarından dolayı faydasını görmezler.) “Rabbini Kur’an’da tek (ilah) olarak andığın zaman” yani tevhide davet edip O’na ortak koşmayı yasaklayacak olursan, tevhîde olan aşırı kinleri ve izlemekte oldukları batılı ileri derecede sevmelerinden ötürü “nefretle arkalarına dönüp uzaklaşırlar.” Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır: “Allah bir olarak anılsa âhirete inanmayanların kalpleri tiksinir. O’ndan başkası anılsa hemen yüzleri güler.” (ez-Zümer, 39/45)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kur'an'ı anlamalarına engel olmak için kalplerine örtüler yaptık. Onu duyduklarında faydalanmamaları için de kulaklarına ağırlıklar koyduk. Eğer Kur'an'da Rabbini bir tek olarak zikredip/anıp sözde ilahlarını anmadığında onlar da tevhidi Allah'a halis kılmaktan uzak bir şekilde arkalarını dönüp giderler.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَجَعَلْنَا ve cealna ve kılarız (koyarız) kök: جعل
  2. عَلَىٰ ala üzerine
  3. قُلُوبِهِمْ kulubihim kableri kök: قلب
  4. أَكِنَّةً ekinneten kabuklar kök: كنن
  5. أَن en
  6. يَفْقَهُوهُ yefkahuhu onu anlamalarına engel olacak kök: فقه
  7. وَفِىٓ ve fi ve
  8. ءَاذَانِهِمْ azanihim kulaklarına kök: اذن
  9. وَقْرًۭا ۚ vekran bir ağırlık kök: وقر
  10. وَإِذَا ve iza ve zaman
  11. ذَكَرْتَ zekerte andığın kök: ذكر
  12. رَبَّكَ rabbeke Rabbini kök: ربب
  13. فِى fi
  14. ٱلْقُرْءَانِ l-kurani Kur'an'da kök: قرا
  15. وَحْدَهُۥ vehdehu birliğini kök: وحد
  16. وَلَّوْا۟ vellev dönüp kök: ولي
  17. عَلَىٰٓ ala
  18. أَدْبَـٰرِهِمْ edbarihim arkalarına kök: دبر
  19. نُفُورًۭا nufuran kaçarlar kök: نفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: كنن (12 geçiş) · Aynı kök: فقه (20 geçiş)

    İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her…

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: كنن (12 geçiş) · Aynı kök: فقه (20 geçiş)

    Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları…

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: كنن (12 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği…

  • Aynı kök: وحد (68 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Tevhid

    İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik…

  • Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur'an'da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)

    Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İnkârcıların) onu (Kur'an'ı) anlamalarıyla ilgili kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir (s)ağırlık veririz. dipnot 1 Kur'an'da O'nu (Allah'ı tek ilah olarak) andığında, nefret ederek arkalarını dön(üp gid)erler. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnkarcılık "sebep", kalplerdeki kapalılık ve kulaklardaki (s)ağırlık ise "sonuç"tur.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Zümer 39:45; Mü'min 40:12.

Mustafa İslamoğlu

(akleden) kalplerinin üzerine onu anlamalarını engelleyen bir kapak, kulaklarına ise bir tıkaç yerleştiririz. Bu yüzden sen ne zaman Kur'an (okuma anın)da Rabbini birleyerek ansan, nefretle gerisin geri dönüp uzaklaşırlar.

Muhammed Esed

ve kalplerine, onu kavramalarına engel olan bir örtü koyarız ve kulaklarına bir tıkaç. Ve bu yüzden, Kuran okurken ne zaman Rabbinden tek tanrı olarak söz etsen nefretle sırtlarını dönüp giderler.

Ahmed Hulusi

Şuurlarını (kalplerini), Onu anlamalarına engel olan (batıla kilitlenme) örtüsüyle örter; kulaklarına da ağırlık koyarız (algılayamazlar)! Kuran'da, Rabbini TEK'liği ile andığında, nefretle geriye dönüp giderler.

Ali Bulaç

Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (ilah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.

Ali Özek ve heyeti

Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur’an’da Rabbinin birliğini yâdettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.

Ali Rıza Safa

Onların yüreklerinin üzerine de Onu anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Efendini, Tek ve Eşsiz olarak Kur'an'da andığında, nefretle arkalarına dönüp kaçarlar.

Bayraktar Bayraklı

Ahirete inanmayanlar Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Çünkü, Kur'an'da Rabbini yalnız andığın zaman, onlar canları sıkılarak arkalarını dönerler.

Edip Yüksel

Ve onu anlamalarını engellemek için kalplerine kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Efendini yalnızca Kuran'da andığın zaman nefretle geriye dönerler. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Ahiret konusunda kuşkuları olanlar Kuran'ı anlamazlar ve Kuran'ın zor olduğunu iddia ederler. * Bak: 54:17, 22, 32, 40. * Kuran'ı yeterli görmeyen zihniyetin sahipleri, kendilerini tanımlayan bu ayetten hoşlanmadıkları için bu ayeti çevirirken "vahdehu = biricik, yalnızca" kelimesinin yerini değiştirmişlerdir. "Kuran" kelimesinden sonra gelerek onu betimleyen bu kelimenin yerini değiştiren Hadis ve Sünnet izleyicileri, Yahudilerin geçmişte yaptıklarının bir benzerini tekrarlamışlardır (4:46; 5:41). * Ayrıca, Kuran'ın matematiksel mucizesi de bu konuya başka bir boyut kazandırıyor. Örneğin, Arapça "vahdehu" kelimesi 7:70; 39:45; 40:12, 84 ve 60:4 ayetlerinde Allah için kullanılır. * Bu rakamları topladığınızda 361, yani 19x19 elde edersiniz. Ancak söz konusu kelimenin Kuran için kullanıldığı 17:46 ayetini eklerseniz sonuç 19'un tam katı olmaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve onu anlamalarını engellemek için kalplerine kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Rabbini yalnızca Kuran'da andığın zaman nefretle geriye dönerler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve kalplerinin üzerine onu iyi anlamalarına engel kabuklar geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kuran'da tek olarak andığın vakit te ürkerek arkalarını döner giderler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve kalblerinin üzerine onu iyi anlamalarına mani' kabuklar geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbını Kur'anda vahid olarak andığın vakıt da ürkerek arkalarına döner giderler

Erhan Aktaş

Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine dipnot 1 perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 9:125. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine dipnot 1 perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İlahi cevher. İdrak etmenin, düşüncenin merkezi. Kur'an'da kalp, düşünme, akletme, anlama, kavrama, şeylerin hakikatini bilme melekesi/yetisi anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe ait olarak görülmüş; düşünmenin ve anlamanın kalbin bir işlevi olduğu belirtilmiştir. Kalp, bu özelliklerinden dolayı ilahi hitaba muhataptır, yükümlü ve sorumludur. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar; kalbin beyinle çok geniş bir iletişim sistemine sahip olduğunu ve düşünceleri, duyguları ve aklı düzenleyen ve tüm beyin fonksiyonlarını etkileme gücüne sahip bir organ olduğunu göstermektedir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.

Gültekin Onan

Ve onların kalpleri üzerine, onu kavramalarını (yefkahuhü) engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kuran'da sadece rabbini 'bir ve tek' (tanrı olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.

Hasan Basri Çantay

(Evet) onların kalbleri üzerine, onu (Kur'anı) iyice anlamalarına (engel), perdeler gerer, kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen Kur'anda Rabbini bir tek olarak andığın vakit onlar ürkek ürkek arkalarını çevirirler.

İbni Kesir

Onu anlarlar diye kalblerine örtüler koyduk. Kulaklarına da ağırlık. Kur'an'da Rabbını tek olarak zikrettiğin zaman da onlar nefret ederek arkalarına döner giderler.

Mehmet Alagaş

(45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur’an’da Rabbini bir tek olarak andığın zaman kaçarak ardlarına dönüp giderler.

Süleyman Ateş

Kablerine -onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur'an'da yalnız Rabbini andığın zaman (tek Tanrı inancından hoşlanmadıkları için) arkalarına dönüp kaçarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sanki kalplerinin üstüne örtüler ve kulaklarına ağırlıklar koymuşuz gibi olurlar. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığında, nefretle sırtlarını dönerler dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette kafirlerin önyargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatımla canlandırılmıştır. İstiarede benzetme edatı gizlenir ama mecaz, gerçek sanıldığı için burada benzetme "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır.

Şaban Britch

Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur’an’da Rabbini tek olarak andığın zaman kaçarak, ardlarına dönüp giderler.

Şaban Piriş

Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığın zaman nefretle ardlarına dönerler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kalpleri üzerine, onu anlamamaları için kabuklar geçiririz, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Rabbini yalnız Kur'an'da andığın zaman, nefretle geriye dönüp kaçarlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We enshrouded their hearts to preclude them from exercising intellectual power or understanding and struck them deaf so that nothing that engages the intellect would come to their hearing. These are the people whose hearts dare rise defiant against Allah; when you recite the Quran and Allah is mentioned as the sole Omnipotent and Exclusive Authority, they insolently turn their backs upon you with a mental attitude of opposition and repugnance.

Abdul Haleem

We have put covers on their hearts that prevent them from understanding it, and heaviness in their ears. When you mention your Lord in the Quran, and Him alone, they turn their backs and run away.

Abdullah Yusuf Ali

And We put coverings over their hearts (and minds) lest they should understand the Qur'an, and deafness into their ears: when thou dost commemorate thy Lord and Him alone in the Qur'an, they turn on their backs, fleeing (from the Truth).

Abul A'la Maududi

and We place a covering on their hearts so that they do not comprehend it, and We cause a heaviness in their ears; dipnot 1 and when you mention your Lord, the Only True Lord, in the Qur'an, they turn their backs in aversion. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This refers to the divine law according to which those people, who do not believe in the Hereafter, cannot benefit from the Quran. Allah has attributed this law to Himself, as if to say: The natural result of disbelief in the Hereafter is that the heart of such a man becomes dull and his ears become deaf to the message of the Quran, for Quran bases its invitation on the belief in the Hereafter. So it warns the people that they should not be deluded by this apparent aspect of the worldly life if there appears to be none to call them to account here; for it does not mean they are not at all accountable and answerable to anyone. Likewise if Allah allows freedom of belief to practice shirk, atheism, disbelief or Tauhid with impunity in this world, and their practice does not appear to make any practical difference in this world, it does not mean that these things do not produce any results at all. For, in fact, everyone shall be accountable and answerable after death in the next world. Then everyone will realize that the doctrine of Tauhid alone is true and all other doctrines are false. For, if at present the consequences of deeds do not appear after death, they shall inevitably appear, but the reality has now been hidden behind an invisible curtain. There is an inevitable moral law according to which submission to it will bear its fruit and disobedience shall incur its losses. As decisions according to this moral law will be made in the Hereafter. You should not be enticed by the charms of this transitory life. You should, therefore, keep in view that ultimately you shall have to render an account of all your deeds in this world before your Lord, and adopt that true creed and moral attitude which may be conducive to your success in the Hereafter.
  2. metne dön, dipnot 2
    From this it must have become obvious that if a man does not believe in the Hereafter, he will never consider the message of the Quran worth his while but will hanker after this world and its joys which he can feel and experience. Naturally his ears will not listen to the message and it will never reach the depths of his heart. Allah has stated this psychological fact in this verse.

Aisha Bewley

We have placed covers on their hearts, preventing them from understanding it, and heaviness in their ears. When you mention your Lord alone in the Qur’an, they turn their backs and run away.

Al-Hilali & Khan

And We have put coverings over their hearts lest they should understand it (the Qur’ân), and in their ears deafness. And when you make mention of your Lord Alone [Lâ ilâha illallâh (none has the right to be worshipped but Allâh) Islâmic Monotheism (توحيد الله)] in the Qur’ân, they turn on their backs, fleeing in extreme dislike.

Ali Quli Qarai

and We cast veils on their hearts, lest they should understand it, and a deafness into their ears. When you mention your Lord alone in the Qur’ān, they turn their backs in aversion.

Amatul Rahman Omar

And We cover their hearts with veils and plug their ears with something heavy, lest they should understand it. And when you mention the name of your Lord Who is the Only One, in the Qur'ân, they turn their backs (on it) in aversion.

Arthur John Arberry

and We lay veils upon their hearts lest they understand it, and in their ears heaviness. And when thou mentionest thy Lord only in the Koran, they turn in their traces in aversion.

Bijan Moeinian

I have covered their mind with a shield so that they do not understand and made their ears deaf in order not to hear. Therefore, when you use the Qur’an in your discussion, they turn away, fleeing with disenchantment.

E. Henry Palmer

And we place covers upon their hearts, lest they should understand, and dulness in their ears. And when thou dost mention in the Qur'an thy Lord by Himself they turn their backs in aversion.

Edip-Layth

We place shields over their hearts, that they should not understand it, and deafness in their ears. If you mention your Lord in the Quran alone, they run away turning their backs in aversion.

George Sale

and we put coverings over their hearts, lest they should understand it, and in their ears thickness of hearing. And when thou makest mention, in repeating the Koran, of thy Lord only, they turn their backs, flying the doctrine of his unity.

Hamid S. Aziz

And We place covers upon their heart, lest they should understand it, and deafness in their ears. And when you do mention your Lord alone in the Quran they turn their backs in aversion.

Mahmoud Ghali

And We make lids upon their hearts so that they could not comprehend it, and (we make) in their ears an obstruction. And when you mention your Lord alone in the Qur'an, they turn their backs in repulsion.

Marmaduke Pickthall

And We place upon their hearts veils lest they should understand it, and in their ears a deafness; and when thou makest mention of thy Lord alone in the Qur'an, they turn their backs in aversion.

Mohamed Ahmed - Samira

And We put covers over their hearts and deafness in their ears that they should not understand it. So when you invoke your Lord alone in the Qur'an they turn their backs and walk away.

Muhammad Asad

for, over their hearts We have laid veils which prevent them from grasping its purport, and into their ears, deafness. And so, whenever thou dost mention, while reciting the Qur'an, thy Sustainer as the one and only Divine Being, they turn their backs [upon thee] in aversion.

Mustafa Khattab

We have cast veils over their hearts—leaving them unable to comprehend it—and deafness in their ears. And when you mention your Lord alone in the Quran, they turn their backs in aversion.

Progressive Muslims

And we place shields over their hearts, that they should not understand it, and a deafness in their ears. And if you mention your Lord in the Quran alone, they run away turning their backs in aversion.

Rashad Khalifa

We place shields around their minds, to prevent them from understanding it, and deafness in their ears. And when you preach your Lord, using the Quran alone, they run away in aversion.,

Sahih International

And We have placed over their hearts coverings, lest they understand it, and in their ears deafness. And when you mention your Lord alone in the Qur'an, they turn back in aversion.

Sam Gerrans

And We have placed upon their hearts coverings lest they should understand it, and in their ears deafness. And when thou rememberest thy Lord alone in the Qur’an, they turn their backs in aversion.

Shabbir Ahmed

It is Allah's Law that people who do not use their faculties, lose them. Their minds, hearts, and ears act impermeable when you mention your Lord alone in the Qur'an. And, they turn their backs in disgust. (They wish to hear about other deities and false 'authorities').

Syed Vickar Ahamed

And We put coverings over their hearts (and minds) that they may (even) understand the Quran, and (We put) deafness into their ears: When you say the Praise of your Lord (and Him) Alone, in the Quran; They turn their backs, running away (from Truth).

Taqi Usmani

and We put covers on their hearts barring them from understanding it, and (We put) deafness in their ears; and when you refer to your Lord alone (without referring to their presumed deities,) in the Qur’ān, they turn their backs in aversion.

The Monotheist Group

And we place shields over their hearts, that they should not understand it, and a deafness in their ears. And if you mention your Lord in the Qur'an alone, they run away turning their backs in aversion.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩